Mahmud Ahmedinejad

Vikipedi, özgür ansiklopedi
(Mahmud Ahmedinecad sayfasından yönlendirildi)
Atla: kullan, ara
Mahmud Ahmedinejad
6. İran Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı
Görevde
Makama geliş 
3 Ağustos 2005
Yerine geldiği Muhammed Hatemi
Kişi bilgileri
Doğum 28 Eylül 1956 (1956-09-28) (55 yaşında)
Tahran, İran
Dini Şii İslam
İmzası

Mahmud Ahmedinejad, (Farsça: محمود احمدی‌نژاد), (d. 28 Ekim 1956, Garmsar, Semnan Eyaleti), İran İslam Cumhuriyeti'nin altıncı cumhurbaşkanıdır.

Konu başlıkları

[değiştir] Ön yaşamı

Ahmedinejad, Kuzey İran'da, Tahran Eyaleti'ne doğudan komşu olan Semnan Eyaleti'nin Garmsar kenti yakınındaki Aradan köyünde bir nalbantın oğlu olarak dünyaya gelmiştir.

[değiştir] Eğitimi

1976 yılında ülke genelinde yapılan üniversite giriş sınavında 132'nci olarak İran Bilim ve Teknoloji Üniversitesi'nin inşaat mühendisliği bölümüne girmiştir. Tahran Belediye Başkanlığı'ndan önce İran Bilim ve Teknoloji Üniversitesi'nde öğretim üyeliği yapmaktaydı. Tahsilini de bu üniversitede yapmıştır. Tahran'a 400 km uzaklıktaki Erdebil Eyaleti'nin valilik makamınına atanmış aynı zamanda Tahran'daki İran Bilim ve Teknoloji Üniversitesi'nden verilen PhD diploması, doktora ve valiliğin yanında yaptığı öğretim üyeliği görevine karşı profesör ünvanı bulunmaktadır.

[değiştir] Siyasi yaşamı

Cumhurbaşkanı seçilmeden önceki dönemde, (3 Mayıs 2003 ile 28 Haziran 2005 arasında Tahran belediye başkanlığı yapmıştır. Mesleği inşaat mühendisliğidir. 24 Haziran 2005 İran cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunda seçilmiş, 3 Ağustos 2005'de ardarda 8 yıllık cumhurbaşkanlığı süresini doldurduğu için makamından çekilen Muhammed Hatemi 'nin yerine cumhurbaşkanlığına başlamıştır.

Siyasi güç zeminini İran inşaat sektörünün lobi kuruluşu olan İslami İran İnşaatçılar İttifakı'ndan (Abadgaran) aldığı kabul edilmektedir. Abadgaran, İran cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turunda iki aday arasında (Ahmedinecad ve Muhammed Bager Galibaf) bölünmüş, ikinci turda Ahmedinecad'ın arkasında toplanmıştır. Böylece, 1000 kadar adayın İran Anayasa Muhafızları Konseyi tarafından elenmesinden sonra ilk tura katılabilen 7 aday arasında en fazla oyu almış bulunan (Ahmedinecad ilk turda % 19.48 oranında oy almıştı) eski (Hatemi'den önceki) cumhurbaşkanı Haşimi Rafsancani 'ye karşı ikinci turda teke tek yarışarak oyların % 61.69'unu elde etmiştir. Muhalifleri seçime hile karıştığı ithamlarını dile getirmişlerdir. İkinci tura İran'lı seçmenlerin % 59'u katılmıştır.

Hakkındaki genel yargı İslamcı ve popülist görüşleri savunan bir dini muhafazakar olduğu yönündedir. Sade yaşantı tarzının, iyi eğitim mazisi ile dürüst politikaları kaynaştırdığı imajının ve popülist görüşlerinin İran toplumunun fakir tabakaları nezdinde popülerlik kazanmasına yol açtığı belirtilmektedir. 'Yapılabilir ve yapabiliriz' (می‌شود و می‌توانیم) sloganı etrafında oluşturulmuş Cumhurbaşkanlığı programının belirsizlikler içerdiği görüşleri ortaya atılmıştır. Hedeflerinden biri İran'ın petrol gelirlerinin fakir halka yansıtılmasıdır.

Dış politika açısından, ABD ile ilişkilerde hiçbir açılım gösterilmemesi gerektiğini net bir şekilde savunmuştur. Birleşmiş Milletler 'e defalarca suçlamalarda bulunmuş, İran'ın nükleer programını sürdürmesi gerektiğini açık bir dille ifade etmiştir. Bir basın mensubunun siyasi tutukluların salıverilmesinden bahsi üzerine 'Hangi siyasi tutuklular? Amerika'dakiler mi?' diye sormuş, bilinen diğer bazı ülkeler nükleer programlar geliştirirken İran'ın neden geliştiremeyeceğini sorgulamış, Birleşmiş Milletler'in 5 daimi üyesinin bazı ayrıcalıkları olduğuna göre İslam dünyasının aynı ayrıcalıkları neden alamayacağını dile getirmiş, son olarak da Yahudi Soykırımı'ndan neden Filistinlilerin etkilendiği konusunu ortaya atmıştır. Cumhurbaşkanlığına seçildikten sonra bunu 'yeni bir İslam devrimi' (veya, bulunduğumuz Hicri Takvim yılından hareketle, '1384 İslam Devrimi' olarak nitelemiş, bu devrimin yakında bütün dünyaya erişeceği müjdesini vermiştir. İlk etapta bölge ülkeleri arasında (vizelerin kaldırılması yoluyla) seyahat hürriyetini ve bağların kuvvetlendirilmesini savunmaktadır.

Rehineler Krizi'ne doğrudan katıldığına ilişkin iddialar, Cumhurbaşkanı seçilmesinin hemen ardından, Avusturya'da Kürt muhalifleri bizzat öldürttüğü iddiaları ve Tahran Evin hapishanesinde siyasi suçluların idam edildiği haberleri ile eşzamanlı olarak dünya basınında yer almıştır. Iran dışında bulunan devrim zamanında sol gruplara mensup olan kişiler 1979-1985 arasında hapishanede bulundukları dönemde, onlara işkence uygulayan "Mirzayi" adında bir işkencecinin eşkalinin tam ahmedinejadın genölik fotoğraflarına uyduğunu ve bu şahısın hapishanelerde ayakları matkap ile delme, konuşturmak için tutuklunun arkadşının kafasına sıkma gibi insanlık dışı işkence türlerinin uyguladığını anlatmışlardır. ayrıca Ahmedinejadın Ayetullah Sadegh Khalkhalinin ölüm mangasında bulunduğunu da iddia etmişlerdir. Bu suçlamaları reddetmişler, A.B.D. Başkanı George W. Bush Temmuz 2005'de Ahmedinecad'ın Rehineler Krizine katılımına ilişkin iddiaların ciddi olduğunu ve soruşturulacağını belirtmiş ise de, henüz bir soruşturma başlatılmamıştır. İddialar dünya basınına kriz döneminin Amerikalı rehinlerinden 5'i tarafından yapılan açıklamalar ve teşhisler sonrasında yansımıştır. Açıklamalarda bulunanlardan biri CIA mensubudur, Farsça bilen bir diğeri de emekli kara albaydır. Bu eski rehineler Ahmedinejad'ı 'sert ve gaddar bir soruşturmacı' olarak tanımlamaktadırlar. Teşhis yapmaları istenen diğer eski rehineler emin olamadıklarını belirtmişlerdir.

İran-Irak Savaşı öncesinde İran Devrim Muhafızları'na (Pasdaran) katılmıştır. Savaş esnasında Kerkük'te gizli operasyonlar yürüttüğü bilinmektedir. İran Devrim Muhafızları 6. Ordusu başmühendisliği yapmış, savaştan sonra Maku ve Hoy vilayetleri vali yardımcılığı ve valiliğine atanmıştır. 1993-1997 arasında Erdebil vilayetinin valiliğini yürütmüştür. Ancak seçmenlerin % 12'sinin katılımının muhafazakar adayların önünü açtığı 2003 Tahran Belediye Başkanlığı seçimleri sonrasında başkentin belediye başkanlığını elde etmesine değin İran siyasi panoramasında tanınan bir kişi değildi. Belediye başkanlığı esnasında önceki başkanlarca açılmış kültür merkezlerine dini vurguyu ciddi bir oranda yerleştirmesi, belediye binalarında kadınlar ve erkekler için ayrı asansörler kullanımı zorunluluğunu getirmesiyle dikkati çekmiştir. Tahran meydanlarında İran-Irak Savaşı'nda ölenlerin anısının en canlı bir şekilde (bazı meydanlar açık mezarlıklara dönüştürülerek) yaşatılmasını önermiştir. Fakir kesime gıda yardımı programları da icraatlarını tamamlayan bir unsur olmuştur. Belediye başkanlığı ile beraber başkentin en önde gelen gazetesi 'Hemşeri'nin yöneticiliğini ele geçirmiş, gazeteyi siyasi programının odak noktalarından biri haline getirmiştir. Gazete kadrosundan İran basın dünyasının yükselen yıldızlarından kadın gazeteci Nafize Kuhnavard'ı, Hatemi'ye rejimin kırmızı çizgileri ve yasa dışı istihbarat örgütleri hakkında uygunsuz bulduğu bir soru sorduğu için, Türkiye ve Azerbaycan için casusluk yaptığı gerekçesiyle kovması gündemi meşgul etmiştir. Ancak bizzat Hatemi ile de aralarında tartışmalar cereyan etmiştir.

İlk icraatlarından biri yeni evli çiftlere iş ve konut edinebilmeleri için İran petrol gelirlerinden ayrılan 1.3 milyar Dolarlık bir fonun yürürlüğe konulması olmuştur (İmam Rıza Aşk Fonu).

2009 İran Başkanlık Şeçimlerinde % 63.36'yla tekrar İran Cumhurbaşkanı seçildiği iddia edilmiş ülke genelinde büyük tepkiye neden olmuştur. günlerce süren protestolar devrim muhafızları tarafından sert bir şekilde bastırılmaya çalışılmıştır. Resmi dünya af örgütünün rakamlarına göre 76 kişi bu olaylarda direk kurşunlanarak öldürülmüştür ancak Mahmut Ahmedinejad hükümeti karşı atakta aslında 7 milisin CIA, Mosad ve MI6'e bağlı örgütler tarafından öldürüldüğünü, sokaklarda öldürülen insanların ise aynı örgütlere bağlı kimseler tarafından öldürüldüğünü iddia etiştir.[kaynak belirtilmeli]

[değiştir] Türkiye ile ilişkiler

Mahmud Ahmedinejad, cumhurbaşkanı seçildiği 3 Ağustos 2005 yılından 14 Ağustos 2008 tarihine kadar Türkiye'ye resmi veya gayriresmi herhangi bir ziyarette bulunmamıştır. Bu dönem içinde Türkiye'deki mevkidaşları Ahmet Necdet Sezer (görev aralığı 5 Mayıs 2000-27 Ağustos 2007) ve Abdullah Gül (görev aralığı 28 Ağustos 2007- )'dür. Bu dönem içindeki 2 yıllık Ahmet Necdet Sezer döneminde Ahmedinejad'ın cumhurbaşkanı seçilmesiyle alakalı resmi kutlama mesajı gönderilmesinden başka herhangi bir diplomatik ilişkide bulunulmamış, Türkiye tarafından da resmi bir ziyaret talebi gönderilmemiştir. Abdullah Gül'ün davetiyle 14 Ağustos 2008'de İstanbul'a gelen Ahmedinejad, Ankara'daki resmi Anıtkabir ziyaretini de yapmamıştır. Buna gerekçe olarak da Türkiye'ye iş gezisi için geldiği belirtilmiştir.[1]

Ahmedinejad Türkiye'yi çok sevdiğini ve ilişkilerinin her zaman iyi olacağını belirtmiştir. Ahmedinejad, daha sonra “Türk dili ve edebiyatının üniversitelerde okutulması için Kültür Şurası’nda karar aldıklarını ve bunun bir süre önce tebliğ edildiğini” belirterek ve Türkçe'yi İran kültürünün bir sermayesi olarak nitelendirmiştir. Ahmedinecad, Türkçe'nin her bakımdan mükemmel, az kelimeyle çok ve derin anlamlar ifade edildiğinden birçok dilden üstün olduğunu belirtmiştir. Türkiye ile vizelerin kaldırmıştır.[2]

2008 yılında İSEDAK toplantısına katılmak için geldiği Türkiye'de yaptığı açıklamada; bölge ülkelerinin ortak pazar bilinciyle hareket etmesi halinde ekonomik olarak ilerleyeceğini ve küresel sermayeye karşı bir direnç oluşturabileceğini belirterek ortak para kullanımı ile ilgili Türkiye'nin de desteğini istemiştir. Yaptığı konuşmada:

Bizim iktisatlarımız birbirinin yanında yer alırsa, el ele verirsek büyük bir ekonomiye sahip oluruz ve çok hızlı bir şekilde ilerleyebiliriz

Böyle bir konuda İran ile Türkiye bir karar almıştır. Suriye ve Irak da bu uygulama safhasına girecek. Rusya'nın da buna katılmasına sıcak bakıyoruz. Doların verdiği zararları bir noktada önlememiz gerekiyor

Dolar'la irtibatın bizlere hiçbir menfaati yoktur, zararı vardır. Milli paralarla alışveriş etmek milletlerin lehinedir. Orada bunu sıcak karşıladılar, ama bunu uygulamak için bir ön hazırlığa, karşılıklı anlaşmaya, çalışmaya ihtiyaç vardır. Şimdilik yalnız İran ile Türkiye arasında karar alınmıştır. Ümit ederim bu yakın zamanda genişleyecektir ve başka ülkeleri de içerisine alacaktır. şeklinde açıklama yapmıştır.

[değiştir] İsrail ve Filistin siyaseti

Mahmud Ahmedinejad, esasen Yahudi halkına ve dinlerine bir düşmanlığı olmadığını, sadece siyonist düşünceye ve eylemlerine karşı olduğunu açıklamalarında siyonistler ifadesini kullanarak belli etmektedir ayrıca Yahudiler ile siyonistleri karıştırmamaya özen göstermektedir.[3]Keza siyonist düşünce tarzına destek olmadıkları gibi siyonizmi eleştiren Yahudi heyetlerini kabul ederek görüşmektedir.[4]

Ahmedinejad, 1988 yılında kurulan ve 108 devlet tarafından tanınan (BM tarafından tanınmamıştır) Filistin Devleti'ni zorba güçlere karşı mücadelenin simgesi olarak tanımlayarak açık olarak destek vermiş ve İran'ın resmi olarak tanımadığı İsrail'i işgalci kuvvet olarak tanımlamıştır.[5]


[değiştir] Yahudi olduğu iddiaları

2008 yılındaki İran genel seçimlerinden sonra İngiliz Daily Telegraph gazetesi Ahmedinejad'ın Yahudi kökenli olduğu iddiasını ortaya atmıştır.[6][7] Bu iddianın dayanağı ise Ahmedinejad'ın eskiden bir Yahudi ismini çağrıştıran soyadına (Saburciyan) sahip olmasıdır.[8] Fakat gerek dış basındaki gazeteciler gerekse Yahudi kökenli bilimadamları bu iddianın doğru olmadığı görüşündeler. Aksine Ahmedinejad'ın çok dindar bir Şii ailesine mensup olduğu, annesinin ise soyunun peygamber soyuna dayanandığı ve seyyide ünvanına sahip olduğu belirtiliyor. Bu ünvanı ise Yahudi kökenli birisinin veya onun soyunun alması mümkün değildir.

[değiştir] İran'daki azınlıklara karşı siyaseti

İran yüzyıllardan beri değişik ırk, medeniyet ve dinlere ev sahipliği yapmış ve halen de yapmaktadır. Ülkedeki azınlıklar dini azınlıklar (Ermeniler-Ortodoks, Museviler, Zerdüştler, Asuriler ve Keldaniler) ve ırksal azınlıklar (Kürtler, Beluciler, Araplar, Türkmenler ve Azeriler) olarak iki guruba ayrılabilir. (İran nüfusunun %45'ini Farslar, % 55'ini diğer unsurlar oluşturur) Bu kadar çeşitli din ve ırktan oluşan toplumu yüzyıllardır sorunsuz yöneten İran, 1924 yılından itibaren İranlaştırma politikası izlemeye başlamıştır ki bu polikanın acılarını bugünlerde yaşamaya başlamıştır. Her ne kadar ülke anayasası, azınlıkların her türlü dini inanç, anadil ve kültür serbestliğini garanti altına almış olsa da özellikle ülkedeki Azeri ve Kürt azınlığın hakları konusunda bir sıkıntı olduğu dış dünyaya yansımaktadır.[9][10][11]

İran tüm İranlılarındır söylemini kullanan Hatemi’nin cumhurbaşkanlığı döneminde ilk yolu seçmiş olduğu görüntüsünü veren İran, Ahmedinejad’ın iktidara geldiği 2005 yılından bu yana ikinci seçeneğe yakın politikalar izlemektedir. Anayasanın 15 ve 19. maddeleri ile azınlıkların kabul edildiği İran'da, son cumhurbaşkanı Ahmedinejat farklılıkları kabul eden fakat ayrılıkları kabul etmeyen bir politika sürdürmektedir.

[değiştir] Azerilere karşı siyaseti

İran Azerileri ülkenin genellikle kuzey kısmında yaşasa da gerek başkent Tahran'da gerekse de tüm batı İran'da belli oranda Azeri Türkü yaşamaktadır. Resmi olmayan rakamlara göre nüfusları 28 milyon civarındadır. Erdebil'de yöneticilik yapan Ahmedinejat ülkesindeki Azeri nufusu yakından tanımaktadır ki ülkedeki en önemli unsurun Azeriler olduğunu da iyi bilmektedir.

[değiştir] Kaynakça

[değiştir] Dış bağlantılar

Önce gelen:
Muhammed Hatemi
İran Cumhurbaşkanı
2005 -
Sonra gelen:
Sonra gelen yoktur.

Kişisel araçlar
Ad alanları

Türevler
Eylemler
Gezinti
Katılım
Yazdır/dışa aktar
Araçlar
Diğer diller