Ketojenik diyet

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
4 farklı diyetin karşılaştırılması.

Ketojenik diyet veya düşük karbonhidrat, yeterli protein, yüksek yağ rejimi ya da kısaca düşük karbonhidrat rejimi, daha Türkçe ve basitleştirilmiş haliyle şekersiz, nişasatsız rejim, vücudun glükoz yerine keton üretip yakmasını sağlamak için günlük kalori ihtiyacının mümkün olduğu kadar azının doğal gıdaların çoğunda illa biraz da bulunan şeker ve karbonhidratlardan, günlük kalori ihtiyacının büyük çoğunluğunun yağlarla karşılanmasını, proteinlerin ise vücudun tamir ve büyüme ihtiyacını ancak karşılayacak kadar, karbonhidratlar gibi glükoza dönüşüp kalori ihtiyacına fazla yardım edemeyecek kadar az yenmesini öneren yemek rejimidir.

Uygulanılışı[değiştir | kaynağı değiştir]

Pratikte ketojenik diyet alıştığımız birçok gıda çeşinden vaz geçmeyi gerektirir. Ketojenik diyette, meyvalar dahil bütün tatlı veya şekerli yiyeceklerin, tahıl ürünlerinin, nohut fasulye tarzı nişastalı yiyeceklerin, yer altında büyüyen havuç, patates vs.. gibi köklerin mümkün olduğunca az yenmesi, sebze ve yeşilliklerin ise günlük lifler hariç toplam karbonhidrat miktarının kişinin faaliyet seviyesine bağlı olarak yaklaşık 20 gramın altında kalacak kadar az yenmesi, et, balık, yumurta gibi protein kaynağı yemeklerin ise kişinin yağsız (ideal) ağırlığının her kilosu için büyüme ihtiyacına bağlı olarak 1 ile 2 gram protein verecek kadarı, yani örneğin yaklaşık yağsız her vücut kilosu için günde 3 ile 6 gram arası et yenmesi, vücudun kalan kalori ihtiyacının (olası açlık hissinin) yenilebilir yağlar, özellikle içeriğindeki ω-6 yağ asitlerinin ω-3 yağ asitlerine oranı mümkün olduğunca az olan yağlı gıdalarla giderilmesi demektir. Vücudun keton ürettiğinden veya sindirilen karbonhidrat ve protein miktarının yetersiz kalıp, kalori ihtiyacının yağlardan sağladığından emin olmak için nefeste, idrarda ve ya kanda amaçlanan keton seviyelerinin oluştuğunu gösterebilen günlük ölçümler yapmak gerekebilir. Bu sayılar kişiden kişiye ve o kişiler için bile durumdan duruma değişebileceği için genellikle bir uzman takibi ve gözetimi altında başlanması tavsiye edilir.

Püf noktaları[değiştir | kaynağı değiştir]

  • Yağ: Bazılarına yağ yemek zor gelebilir, bulantı yapabilir, doğru yağ kullandıkça ve acıktıkca geçecektir.
  • Geçiş: Glükoz-keton geçiş döneminde grip benzeri yorgunluk hissedenler olabilir, geçicidir.
  • Su: Ketojenik diyetin yan etkisi bol idrar iken, normalden daha fazla su içmek gerekir.
  • Tuz: Bol idrar, sodyum, magnezyum, potasyum, ve başka gerekli maddelerin eksilmesine, halsizliğe yol açabilir. Dengelemek gerekir.
  • Tansiyon: İlacını alanların tansiyonu fazlaca hızlı düşebilir, diuretik ilaçlar daha da fazla idrara sebep olabilir. Ölçmek, danışmak, belki tansiyon ilacını azaltmak gerekebilir.
  • Lif: Glükoza dönüşmeyen karbonhidrattır bu yüzden diyet hesabında sayılmaz. Bol yeşillik yemek, az karbonhidrat ve yeterli lif demektir. Sadece yağ ve protein yemek yetersiz lif ve kabızlığa sebep olabilir.
  • Protein: Fazlası glükoza dönüşerek glükozdan ketona geçişi engelleyebilir, ideal ağırlığın her kilosu için günde bir buçuk gram protein, yani üç-beş gram et, veya balık, veya yumurta yeter. Hamileler ve gelişmekte olan çocuklar ve gençlerin ihtiyaçları tabi ki daha fazladır.
  • Ölçümler: Nefeste, idrarda ve kanda keton, ve kanda glükoz ölçümü için elektronik aletler, renk değiştiren kağıtlar satın alınabilir, fakat genellikle arada bir ölçtürüp, diğer zamanlarda nefesin ve idrarın kokusundan tahmin etmek yetebilir. Keton, tırnak cilası asetonu gibi kokar. Az karbonhidrat ve az protein yiyenlerin nefesinde, çok kas kullanan faaliyetlerden sonra aseton kokusu daha belirgin olabilir (çok yağ da yemediyse zaten kilo veriyordur). Keton kokusu kanda keton seviyesi uzun süre yüksek kaldıktan sonra, vücut baska bir keton çeşidinin üretimini arttırdıkça azalıp kaybolabilir.
  • İnsülin: Kanda keton olduğu zaman, kanda glükoz fazlası olmadığı, bu yüzden insüline de gerek olmadığı; kişi önceden şeker hastası idiyse, hala şişman bile olsa, ferahlayacağı anlamına gelir.
Bir tahmine göre aslında yağ önce deri altına depolanır, oradaki kişiden kişiye değişen kapasite dolduktan sonra yağ depolamak zorlaşır, insülin seviyesi artar, ve yüksek insulin seviyesi gerektiren iç organlara ve çevresine depolama başlar. Vücudun dengelerini bozan bu iç organ yağlarıdır. Yağ yakma, zayıflama, başladığında önce bu iç yağlarla başlar, onlar bittikçe deri altı yağlarla devam eder. İç yağlar azaldıkça, hastalık yaratan etkileri de, şişman gösteren deri altı yağ hala çok olsa bile, azalır. Bu model henüz hipotez aşamasındadir ve ciddi bilimsel araştırmalarla teyit edilmeyi bekler. Diğer modellerin açıklayamadığı bir çok muammayı açıklayabilmesi yüzünden rağbet gören bu kavrama "Kişisel yağ eşiği" adı verilmiştir.[1][2][3]
  • Açlık: Acıkmadan yememek doğru olandır. Sorun yalancı açlıklardır. Şu kesinlikle açlık olmayan durumlar açlık gibi hissedilebilir:
    • baskalarını yerken görmek, buyur edilmek, ısrarla buyur edilmek (bir çok yiyecek reklamı bu sosyal baskı mekanizmasını ısrarla kullanır).
    • kanda şekerin düşüşe geçmesi; bu karbonhidrat yedikten bir süre sonra kesin olur, doğaldır.
    • damakta belli tatların özlenmesi (tuzlu, ekşi, yağlı, şekerli tatlar özlenebilir, açlıktan çok can sıkıntısındandır),
    • içinde yemek dolu olmaya alışmış midenin boş kalması.
    • yolculukta genellikle yemek yenilen yere yaklaşılması.
    • yemek yemeye alışılan saatlerde vücudun doğal saatinin de etkisiyle yemek beklentisi oluşması ve belli hormonların ve mide asitlerinin salgılanmaya başlaması.
    • Bazen susuzluk da açlık zannedilebilir, su içince geçebilir; Bu konuya değinen bir ata sözü vardır: "İki su, bir ekmek (yerine geçer)".
Bu durumlar geçicidirler. Hissedilen açlığın ne kadar sahici olduğunu kolay bir anlama yöntemi, kendini dürtüye sebep olan karbonhidrat yerine sadece et veya yağ yerken hayal edip dürtünün devam edip etmediğine bakmaktır. Asıl açlık şekersiz, nişastasız yemekler için de dürtü verir.

Doğallığı[değiştir | kaynağı değiştir]

Ketojenik diyetin aslında insanoğlunun yılın yaz sonu dışı bölümlerindeki doğal diyeti, ve Tarım devriminden, yani milatdan önce sekizinci binyılda bazı tahılların ve hayvanların evcilleştirilmesinden önce mecburen uyulan rejim olduğu, yabani meyvelere, bakla ve tahıllara ise o devirde sadece her sene kısa bir dönem ulaşılabildiği, bu yüzden insanoğlunun temelde yağ ve proteini uzun aralıklarla tüketerek yaşamaya ayarlı olduğu, tatlı ve nişastalı yiyecekleri ise kış öncesi bol bulundukları dönemde bıkmadan, bolca yiyerek, hızla şişmanlayıp, yağ olarak olarak vücuduna depolamaya yatkın geliştiği iddia edilir.

Yeni teknolojiler ve ticari örgütlenmelerle iştahımıza hitap edip yağlandıran meyve ve karbonhidratlara ulaşımda yaz sonu ve güz ortamını senenin her döneminde gerçekleştirmiş olmamızın, bir de buna son zamanlarda doğal sayılamıyacak işlenmiş gıda ürunlerini (zararlı oranda ω-6 içeren çekirdek yağları, suni şekerler, homojenliği koruyan, görüntü-koku veren ve raf ömrü uzatan kimyasallar) eklemiş olmamızın aslında bu hassas genetik ayarları zorlayarak sağlığa zarar verdiği, bu zarara çare olarak o zamanki dengeye, ketojenik bir hayat tarzını seçerek dönmenin, arada bir karbonhidrat çekimine girsek bile, sağlığa iyi geleceği düşünülür.

yağ doymuş tek- ω-6 ω-3 ω-6 : ω-3 oranı [4]
Aspir yağı 0.8 10.2 2.0 0 ω-3 yok
Kanola yağı 1.0 8.2 2.8 1.3 2.2
Keten yağı 1.3 2.5 2.2 8.0 0.3
Ayçiçek yağı 1.4 2.7 8.9 0.0 ω-3 yok
mısır özü yağı 1.7 3.3 7.9 az 83.0
Zeytinyağı 1.8 10.0 1.1 az 13.2
Susam yağı 1.9 5.4 5.6 0.0 ω-3 yok
Soya yağı 2.0 3.2 6.9 0.9 7.5
Yerfıstığı yağı 2.3 6.2 4.3 0.0 ω-3 yok
Salmon yağı 2.7 3.9 az 4.8 0.1
Krem peynir 3.2 1.4 az az 1.6
Pamuk yağı 3.5 2.4 7.0 0.0 ω-3 yok
Tavuk yağı 3.8 5.7 2.5 az 15.5
İç yağı 5.0 5.8 1.3 az 7.1
Eritilmiş iç yağı 6.4 5.4 az az 5.7
Tereyağı 7.2 3.3 az az 1.6
Kakao yağı 8.1 4.5 az 0.0 ω-3 yok
Palmiye yağı 11.1 1.6 az 0.0 ω-3 yok
Hindistan cevizi yağı 11.8 0.8 az 0.0 ω-3 yok

Ketojenik diyette vücut nişasta ve şeker (glükoz) yerine yağ (keton) yakacağı için yenilen yağların da doğal olmaları önemlidir. Doğal yiyeceklerde doymuş, ve tekil-doymamış yağ asitleri olur, diğer çoğul-doymamış yağ asitleri de olabilir ama bunlarda ω-6 yağ asitlerinin ω-3 yağ asitlerine oranı düşük olur. Tipik olarak teknik yollarla türlü çekirdeklerden çıkarılan yağlarda ω-6 yağ asitlerinin ω-3 yağ asitlerine oranı yüksektir. Bu yüzden insan sağlığına zararlı oldukları düşünülür.[5][6][7] Bu, pratikte margarin, mısır özü yağı, soya yağı, ayçiçek yağı gibi yağları yememek, daha çok doğal beslenmiş hayvandan tereyağı, ya da doğal beslenmiş hayvanın eti üzerindeki yağ, balık yağı, sızma zeytin yağı, ve hindistan cevizi yağı gibi yağları, hilesi kolay ve fark edilme riski az olduğundan, güvenilir bir kaynaktan ulaşılması şartıyla, tercih etmek demektir.

Tıbbi kullanımı[değiştir | kaynağı değiştir]

Ketojenik diyetin fazla karbonhidrat ve suni gıdalar tüketmeye dayalı metabolizma bozuklukları, karaciğer yağlanması, karaciğer fonksiyonu kaybı/yetersizliği, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, vücutta tuz birikimi gibi birçok modern hayat tarzı ile ilgili oldukları iddia edilen toplumsal salgın boyutlarını almış rahatsızlığa da hızla iyi geldiği gözlemlenmiştir. Ketojenik diyet, çocuklarda kontrol edilmesi zor (dirençli) epilepsiyi tedavi etmek için 1930 lu yıllardan beri kullanılır. İnsülin üretememe (Tip 1 diyabet), ya da insüline duyarlılığını kaybetme (Tip 2 diyabet) gibi durumlarda, yani idrarda şeker belirtisi veren şeker hastalığı çeşitleri için de çok daha uzun bir süredir kullanılır. Yenilen yağ miktarı azaltılırsa gereken kaloriler daha önce depolanmış vücut yağlarından sağlanacağı için zayıflama tekniği olarak da kullanılır. "MCT Ketogenic Diet", yani zinciri orta uzunluktaki (6-8 karbon atomu) yağlar kullanılan rejim, daha az yağla daha fazla keton üretme olanağı sağlayan, bu yüzden yemekleri daha hastaların alıştığına benzetilebilen bir diyettir.

Biyokimyası[değiştir | kaynağı değiştir]

Normal beslenme koşullarında gıdada bulunan karbonhidratlar glukoza dönüştürülür, bu glukoz vücutta taşınır ve özellikle beyin fonksiyonlarının gerçekleştirilmesinde kullanılır. Bununla birlikte beslenirken vücudun yakıt gereksiniminden daha az miktarda karbonhidrat alınırsa karaciğer yağları yağ asitlerine ve keton grubu içeren moleküllere dönüştürür. Keton cisimleri olarak adlandırılan bu moleküller beyine geçer ve enerji kaynağı olarak glükozun yerini alır. Kandaki yüksek miktarda keton cisimcikleri, ketozis olarak bilinen bir duruma yol açar.

Ketosis, epileptik nöbetlerin sıklığında bir azalmaya neden olmaktadır.[8] Epilepsili çocukların ve bu diyetin bir türünü deneyen gençlerin yaklaşık yarısı, nöbetlerin sayısının en az yarıya düştüğünü görmüş ve etki, diyeti bıraktıktan sonra da devam etmiştir.[9] Bazı kanıtlar, epilepsili yetişkinlerin diyetten yararlanabileceğini ve değiştirilmiş bir Atkins diyeti gibi daha az katı bir rejimin benzer şekilde etkili olabileceğini göstermektedir.[8]

Potansiyel yan etkiler kabızlık, yüksek kolesterol, büyüme yavaşlaması, asidoz ve böbrek taşlarını içerebilir.[10]

Hikayesi[değiştir | kaynağı değiştir]

Geçen yüzyılın ilk yarısına kadar insanların ne yemesi gerektiği otoritelerce önerilmezdi. Amerikada kalp krizlerinin ikinci dünya savaşından sonra artması, Başkanın kalp krizi geçirmesi, peşinden gıda firmalarının kalp uzmanları derneğine yardımları sonucu her beş yılda bir yenilenen amerikalılar ne yemeli konulu tavsiyeler listesi yayınlanmaya başladı. 1950lerden 2015lere kadar endüstri güdümlü, bilimsel desteği yetersiz tavsiyeler amerikalıların ve onların dümen suyunda giden diğer batı toplumlarının tercihlerine yön verdi. 2020de yayınlanacak tavsiyeler için kesin bilimsel destek şartı koşuldu. 2015 tavsiyeleri zaten kolesterolün ve yağın kötü olduğu iddiasından vaz geçmişti, 2020de tam ters yöne dönüp karbonhidratın kötü yağın iyi olduğu ilan edilebilir.

Ayrıca bakınız[değiştir | kaynağı değiştir]

  • Atkins diyeti - düşük karbonhidrat diyeti türü
  • Ketoz - yağları enerji kaynağı olarak kullanan metabolik süreç
  • Diyet İnceleme - kilo kaybı için ketojenik diyet

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

  1. ^ http://www.tuitnutrition.com/2019/01/personal-fat-threshold.html The Personal Fat Threshold Concept
  2. ^ https://www.youtube.com/watch?v=K9yNOBXBxVc The ‘Personal Fat Threshold’ Theory — Amy Berger
  3. ^ Taylor, Roy; Holman, Rury R. (1 April 2015). "Normal weight individuals who develop Type 2 diabetes: the personal fat threshold". Clinical Science. 128 (7), s. 405–410. doi:10.1042/CS20140553. PMID 25515001. 
  4. ^ Omega-3 : Omega-6 balance, yemeklik yağların asit yağları içerikleri - bir kaşık dolusunda gram olarak.
  5. ^ Lower ω-6/ω-3 Polyunsaturated Fatty Acid Ratios Decrease Fat Deposition by Inhibiting Fat Synthesis in Goslings, In conclusion, diets containing lower ω-6/ω-3 PUFA ratios (3:1 or 6:1) could decrease fat deposition by inhibiting fat synthesis in goslings.
  6. ^ Omega-3 : Omega-6 balance, They are both required for the body to function but have opposite effects when it comes to the inflammatory response and cardiovascular health. Too much omega-6 and too little omega-3 are among the causes for many diseases in modern society.
  7. ^ Why reducing Omega-6s is important for Apolipoprotein E,Apolipoprotein E, both a protein and a gene, involved in the metabolism of fats (lipids) in the body.
  8. ^ a b Freeman JM, Kossoff EH, Hartman AL. The ketogenic diet: one decade later. Pediatrics. 2007 Mar;119(3):535–43. doi:10.1542/peds.2006-2447.
  9. ^ Martin-McGill KJ, Jackson CF, Bresnahan R, Levy RG, Cooper PN. Ketogenic diets for drug-resistant epilepsy. Cochrane Database Syst Rev. 2018 Nov 7;11:CD001903. doi:10.1002/14651858.CD001903.pub4. PMID 30403286
  10. ^ Kossoff EH, Wang HS. Dietary therapies for epilepsy. Biomed J. 2013 Jan-Feb;36(1):2-8. doi:10.4103/2319-4170.107152 PMID 23515147