İçeriğe atla

Örümcek

Kontrol Edilmiş
Vikipedi, özgür ansiklopedi
(Araneae sayfasından yönlendirildi)
Örümcek
Yaşadığı dönem aralığı: 319-0 myö
Pensilvaniyen-Günümüz[1]
Farklı türde örümcekler.
Biyolojik sınıflandırma Bu sınıflandırmayı düzenle
Âlem: Animalia
Şube: Arthropoda
Alt şube: Chelicerata
Sınıf: Arachnida
Takım: Araneae
Clerck, 1757
Alt takımlar
Mesothelae
Opisthothelae
Çeşitlilik[2]
130 familya, 53.000 tür
Örümcek vücudunun ayrıntıları:
dört çift yürüme bacağı (1), başla göğüs kaynaşmıştır (sefalotoraks, 2), karın (3). Anten veya kanadı yoktur. Bu da onların böcek olmadığının bir kanıtıdır.

Örümcekler (Araneae takımı), sekiz bacağa, genellikle zehir enjekte edebilen dişlere sahip keliserlere[3] ve ipek salgılayan örü memelerine sahip[4], hava soluyan eklem bacaklılardır. Örümceğimsiler (Arachnida) sınıfının en büyük takımıdırlar ve tüm organizma takımları arasında tür çeşitliliği bakımından yedinci sırada yer alırlar.[5] Antarktika hariç dünya çapında her kıtada bulunurlar ve neredeyse tüm karasal habitatlara yerleşmişlerdir. Mayıs 2026 itibarıyla, taksonomistler tarafından 138 familyaya ait 53.881 örümcek türü kayıt altına alınmıştır.[2] Bununla birlikte, familyaların nasıl sınıflandırılacağı konusunda bilim insanları arasında tartışmalar devam etmekte olup, 1900 yılından bu yana 20'den fazla farklı sınıflandırma önerilmiştir.[6]

Anatomik olarak örümcekler (tüm örümceğimsilerde olduğu gibi), standart vücut bölütlerinin sefalotoraks (veya prosoma) ve opistosoma (veya abdomen/karın) olmak üzere iki tagma hâlinde kaynaşması ve bu iki bölümün küçük, silindirik bir sapçık ile birbirine bağlanması bakımından diğer eklembacaklılardan ayrılırlar. Bununla birlikte, örümceklerin geçmişte göğüs benzeri ayrı bir vücut bölümüne sahip olduklarına dair günümüzde ne paleontolojik ne de embriyolojik bir kanıt bulunmadığından; kaynaşmış baş ve göğüs anlamına gelen "sefalotoraks" teriminin geçerliliğine yönelik itirazlar mevcuttur. Benzer şekilde, tüm örümceklerin opistosoması bir karın bölgesi için alışılmışın dışında organlar olan kalp ve solunum organlarını barındırdığından, "karın" teriminin kullanımına karşı da argümanlar öne sürülebilir.[7]

Böceklerden farklı olarak örümceklerin antenleri bulunmaz. En ilkel grup olan Mesothelae dışındaki tüm örümcekler, bütün gangliyonlarının sefalotoraksta tek bir kütle hâlinde kaynaşması nedeniyle tüm eklem bacaklılar arasındaki en merkezileşmiş sinir sistemine sahiptir. Çoğu eklem bacaklıdan farklı olarak, örümceklerin uzuvlarında açıcı kaslar yer almaz; bunun yerine uzuvlarını hidrolik basınç yardımıyla açarlar.

Karın bölgeleri (abdomen), altı adede kadar farklı bez tipinden ipek salgılayan örü memelerine dönüşmüş uzantılar taşır. Örümcek ağları; boyut, şekil ve kullanılan yapışkan iplik miktarı bakımından geniş bir çeşitlilik gösterir. Günümüzde, sarmal çark ağların en eski ağ formlarından biri olabileceği düşünülmektedir ve dolanık ağlar ören örümcekler, çark ağı ören örümceklere kıyasla sayıca daha bol ve daha çeşitlidir. İpek üreten salgı uçlarına sahip örümcek benzeri örümceğimsiler (Uraraneida) yaklaşık 386 milyon yıl önce Devoniyen döneminde ortaya çıkmış olsalar da, görünüşe göre bu hayvanlar örü memelerinden yoksundu. Gerçek örümceklere 318 ila 299 milyon yıl öncesine ait Karbonifer dönemi kayaçlarında rastlanmıştır ve bu fosiller, günümüzde hayatta kalan en ilkel alt takım olan Mesothelae'ye büyük bir benzerlik göstermektedir. Modern örümceklerin ana grupları olan Mygalomorphae ve Araneomorphae ise ilk olarak 200 milyon yılı aşkın bir süre önce Triyas döneminde ortaya çıkmıştır.

Genellikle çok daha iri olan dişiler tarafından yenilmekten kurtulmak için erkek örümcekler, çeşitli ve karmaşık kur ritüelleri sergileyerek kendilerini potansiyel eş olarak tanıtırlar. Çoğu türün erkekleri, esas olarak kısa ömürleriyle sınırlı olmak üzere, yalnızca birkaç çiftleşme boyunca hayatta kalabilir. Dişiler, her biri yüzlerce yumurta barındırabilen ipekten yumurta keseleri örerler. Birçok türün dişisi yuvalarını üzerinde taşımak veya onlarla yiyecek paylaşmak gibi davranışlarla yavrularına bakım sağlarlar. Türlerin küçük bir azınlığı sosyal yaşam sürer ve birkaç bireyden 50.000'e kadar örümceği barındırabilen ortak ağlar inşa ederler. Bu sosyal davranışlar, dul örümceklerinde görülen zoraki bir tahammülden; işbirlikçi avlanma ve yiyecek paylaşımına kadar çeşitlilik gösterir. Çoğu örümcek türü en fazla iki yıl yaşasa da, tarantulalar ve diğer mygalomorf örümcekler 20 yıldan uzun süre yaşayabilmektedir.

Az sayıda türün zehri insanlar için tehlikeli olsa da, bilim insanları günümüzde örümcek zehrinin tıpta ve çevreyi kirletmeyen pestisitler olarak kullanımını araştırmaktadır. Örümcek ipeği; hafiflik, sağlamlık ve esneklik açısından sentetik malzemelere kıyasla üstün bir kombinasyon sunar. Bu canlıların birer ipek fabrikası gibi kullanılıp kullanılamayacağını test etmek amacıyla örümcek ipeği genleri çeşitli memelilere ve bitkilere aktarılmıştır. Sergiledikleri geniş davranış yelpazesinin bir sonucu olarak örümcekler; sanat ve mitolojide sabır, acımasızlık ve yaratıcı gücün çeşitli kombinasyonlarını temsil eden yaygın semboller hâline gelmiştir. Örümceklere karşı duyulan irrasyonel korkuya ise araknofobi adı verilir.

Güney Amerika'da yaşayan Goliath Kuş öldürücü, 175 g kütle ve 13 cm'e çıkan vücut uzunluğuyla dünyanın en büyük örümceğidir.

Dünyanın en büyük örümceği olan Goliath kuşyiyeni

Örümcek sözcüğü Eski Türkçe örümçek "«küçük örücü», aynı anlamda" sözcüğünden evrilmiştir. Bu sözcük aynı anlama gelen örümçi sözcüğünden Eski Türkçe +Ak ekiyle türetilmiştir. Bu sözcük de yazılı örneği bulunmayan *örüm "örmek" sözcüğünden +çI ekiyle türetilmiştir.[8]

Genel özellikleri

[değiştir | kaynağı değiştir]
Cheiracanthium erkeğinin anatomisi
a) tırnaklar
b) tarsus
c) metatarsus
d) tibia
e) patella
f) femur
g) trochanter
h) coxa
i) palp
k) dikenler
m) prosoma (cephalothorax)
n) opisthosoma (abdomen)
o) örü memesi

Örümcekler, yırtıcı hayvanlardır. Birbirlerine saldırmaktan çekinmezler. Avları çok çeşitlidir. Çoğu, böceklerle beslendiklerinden faydalı sayılırlar. Bazı tropikal türler amfibyum, sürüngen, küçük kuş ve memeli gibi omurgalıları avlarlar. Örümceklerin hepsi avlarını yakalamak için tuzak ağları kurmaz. Bir kısmı avlarını kovalayarak veya üzerlerine sıçrayarak yakalar. Suda böcek, kurbağa ve balık avlayanlar da vardır. Yakaladığı avını, kıskaçlarına açılan zehir salgısı ile felce uğratır. Sonra ısırarak avının iç organlarına, eritici enzimler ihtiva eden tükürük salgısını akıtır. Kısa bir zaman zarfında, avın iç organları eriyerek sıvı haline gelir. Örümcek, emici midesini bir pompa gibi kullanarak bu sıvıyı emer. Av, kısa bir sürede içi boş kabuğa döner. Örümcek, bu boş kabuğu ya olduğu yere bırakır veya başka bir yere atar. Böcekler, küçük kuşlar bu avlar arasındadırlar.

Güney Amerika'da yaşayan, bacakları hariç 10 cm boyunda olan, toprakaltı inlerinde barınan bazı türler, tavşan ve tavukların içini boşaltabilecek güçtedir. Örümceklerin özofagusları (yemek borusu) çok dar olduğundan böyle beslenmek zorundadırlar. Ayrıca, ağız parçaları da bir sineği bile parçalayacak güçte değildir. Zehir çengelleri, avı delmeye ve zehir akıtmaya yarar. Uçtaki iğneli kısımları, bir şırınga gibi birer yan delikle biter. Deliğin böyle enjektörvari oluşu, tıkanma tehlikesini önler.

İğne ava girince, zehir bu delikten sızar. Örümcekler, iki keliseri de kullanırlar. Isırdıkları zaman yan yana iki delik olması bu yüzdendir. Keliser, aynı zamanda, delik açma ve küçük cisimleri taşıma işlerine de yarar.

Örümceklerin böceklerden ayrılan birçok özelliği vardır. Böceklerin çoğu kanatlı olduğu halde, örümcekler kanatsızdır. Böceklerde 6 bacak olmasına karşılık örümceklerde 8 bacak vardır. Antenleri olmadığından, ağız önündeki pedipalpler bu görevi üstlenirler. Dış görünüşleri bacağa benzediğinden bunlara duyu bacakları da denir. Üzerleri duyu algılayıcı tüylerle kaplı olup, dokunma, tat alma ve çevreyi koklayıp araştırma gibi görevler yaparlar. Üreme dönemlerinde erkeklerde spermaları biriktirip dişiye aktaran bir kopulasyon (çiftleşme) organı olarak da iş görürler ve her tehlikeye karşı sperleri vardır. Örümceklerde trakealar (solunum boruları), akreplerde olduğu gibi karın altında kitapsı akciğer tipindedir. Kitap yaprakları şeklindeki deri kıvrımlarından dolayı solunum organları bu adı alır. İki veya dört tane kitapsı akciğer vardır. Eğer örümcekte bunlar iki ise, eksikliği ek solunum boruları ile tamamlanır.

Örümcek ağı

[değiştir | kaynağı değiştir]
Örümcek ağı
Örümcek ağı
Yuvasından çıkan örümcek

Örümceklerde, diğer eklembacaklılar gibi açık bir dolaşım sistemi bulunur. Kılcal damarları yoktur. Hemen hemen her yerde rastlanan örümcek ağı, aslında bir sanat şaheseridir. Yapılış maksadı avlanmak olan ağ, bir nevi tuzaktır. Fakat her örümcek türü ağ yapmaz. Ancak bütün örümcekler ağ tellerinden yumurtalarının etrafını saran kozalar yaparlar. Bazıları da ağ bezlerini, yaprakları yapıştırmakta, yuvalarının içini döşemede, açtıkları çukurun çevresini kapatmakta vs. işlerde kullanırlar. Ağ kurmayan bu tür avcı örümcekler de, arkalarında ağdan bir iz bırakarak, rüzgarla sürüklenmekten korunurlar. Erkekler, dişileri bulmakta da bu izlerden faydalanırlar.

Karın altlarının arka taraflarında üç çift ağ organları bulunur. Her birinin dışarıya ayrı bir çıkışı vardır. Bezlerden meydana gelen yapışkan ve sıvı iplik maddesi, havayla temas edince sertleşir. Her ağ memeciğinde 100 kadar ince ve küçük kanalcıklar bulunur. Bu ince kanalcıklardan sızan iplikçikler bir araya gelerek büküldükleri zaman tek iplik durumuna gelirler. Esnek ve yapışkandırlar. Bir sinek ne kadar sert çarpsa da kopmazlar. Ağ yapmak isteyen örümcek, ağ organlarını bacaklarının bir kısmı ile bastırarak ağ maddesinin akışını başlatır. Örümcekler, iplik deliklerinden çıkan tellerin hepsini toplayıp bir tek tel halinde kullandıkları gibi bunlardan ayrı ayrı incecik tel de yaparlar.

Düşme esnasında bir yere taktığı ağ telini, kendi yere varıncaya kadar uzatabilir. Genç örümcekler, ağ tellerinin sayesinde uzun mesafelere uçabilirler. Bunun için telin bir ucunu bir yere bağlayarak kendilerini hava akımlarına bırakırlar. Böylece yerlerinden havalanan örümcekler, karada 5 km, denizde ise yüzlerce km uzaklara savrulabilirler. Okyanuslardaki ıssız adalarda yaşayan örümcekler, hep böyle havadan gelmişlerdir. Sonbaharda bol bol rastlanan ağ telleri de uçan genç örümceklerden kalmıştır.

Ağ yapacak olan bir örümcek, önce yüksekçe bir yere tırmanarak, ağın ucunu bulunduğu kısma yapıştırarak ipek iplik yardımıyla aşağı süzülür. Gözüne kestirdiği bir dala ulaşarak bağlantı kurar. Sonra o iplik üzerinde gidip gelerek ağı kalınlaştırır. Daha sonra vücudundan çıkmakta olan ipliğin bir ucunu ilk ipliğe tutturarak kendini boşluğa bırakır. Ağa bağlı halde bir yere varınca, o ucu vardığı yere yapıştırır. Bu yolla birkaç gidiş gelişte ağın kaba iskeleti meydana gelir. Bundan sonra iskeletin merkezi çevresinde dairevi halkalar yaparak ağı tamamlar.

Ağ örümü çoğunlukla gece olur. Örülmesi en fazla 60 dakika alır. Ağın ortasında spiral ve yapışkan bir yer vardır. Diğer iplikçikler kurudur. Bir sinek ağa konsa hemen yapışır. Kurtulmak için çırpındıkça daha da yapışır. İkaz iplikçiği ile avın yakalandığını anlayan örümcek gelerek avını zehirler. İkaz iplikçiğinin bir ucu ağa bağlı, diğer ucu ise daima kendindedir.

Ağlar, genellikle yere dik vaziyettedir. Maksat, uçan arı ve sinekleri yakalamaktır. Her örümcek türünün, kendine has ağ örme stili vardır. Ancak dikkati çeken nokta, ağlarda geometrik inceliklerin her zaman varlığıdır. Ağ örme işi örümceklerin, doğuştan kazandıkları bir sanattır. Küçük bir örümcek, daha önce hiç ağı görmemiş ve örmemiş olmasına rağmen büyüklere benzer ağlar örer.

Düşmanlardan korunma

[değiştir | kaynağı değiştir]

Bazı örümcekler düşmanlarından korunmak için çeşitli hilelere başvururlar. Güneydoğu Asya'da bir örümcek türü yaptığı büyük ve dairevi ağının ortasında durur. Bu duruş örümcek yiyen kuşlar için kolay bir hedef teşkil eder. Örümcek, düşmanlarını yanıltmak için, birkaç adet sahte ağ merkezi tesis eder. Yediği avlarının kalıntılarını da ağ merkezlerine takarak manken örümcekler kullanır. Başka bir örümcek çeşidi de diken ve ağaç kabuklarından manken örümcekler yapar. Örümcek ağlarının ipleri ipektir. Bu iplikler, aynı çaptaki çelik telden daha sağlamdır.

Örümceğin ipeği, ipekböceğinin ipeğinden daha ince ve daha dayanıklıdır. Üstelik bildiğimiz ipekten daha güzeldir. Ancak yapılan araştırmalar göstermiştir ki, örümcek ipeği tellerinden ince ipek elde etmeye imkân yoktur. Daha doğrusu, çok pahalıya mal olmaktadır. Bunun başlıca sebebi, örümcekleri bir arada tutmanın zorluğudur. Zira bir arada bulunan örümcekler birbirini yerler.

Yavrularını sırtında taşıyan örümcek (Lycosidae, Alopecosa fabrilis)

Örümcekler ayrı eşeyli canlılardır. Dişileri erkeklerden daha iridir. Bazı türlerde erkekler de ağ yapar. Örümceklerde bir arada yaşamak, toplum ve aile hayatı yoktur dense de bazı türlerin birkaç birey olarak yaşadıkları literatüre geçmiştir. Erkekten daha iri olan dişiler, çiftleşme sonrası diğer örümceği yiyebilirler. Örümceklerde en ilgi çekici hususlardan biri de erkeklerde duyu bacaklarının eşleşme organı vazifesi görmesidir. Erkek önce bir sperma ağı örerek üzerine bir damla spermatozoon sıvısı bırakır. Sonra ters dönerek bu sıvıyı şırıngaya çeker gibi pedipalplerin şişkin kısmına doldurur. Bundan sonra dişiyi aramaya çıkar.

Örümceklerin çiftleşmesinde erkek örümcek, daima ölümle karşı karşıyadır. Çiftleşme zamanında erkek örümcekler dişilerin karşısında çeşitli hareketlerle, dişilere açlığını unutturmaya çalışırlar. Sıçramalarla yaptığı bu hareketlere örümceğin sevgi dansı denir. Dişi örümceğe açlığını unutturmak için dans yaparken ondan uzak durmaya da dikkat eder. Zira bir anda yakalanmak tehlikesi vardır. Bazıları, çiftleşme öncesi dişi örümceğe bir böcek ikram ederek açlığını giderir. Bir tehlike kalmadığını anlayınca dişiye yaklaşır. Açlığını hatırlayan dişi, erkeği yemeyi düşündüğü için, erkekler çiftleşmeden sonra hemen kaçarlar. Genelde erkek, dişi aramaktan, sevgi dansından ve çiftleşmekten yorulduğu için dişi için çiftleşme sonrası en yakın protein kaynağı olarak görülür ve birçok örümcek kaçmaya fırsat bulamadan dişi örümceğe yem olur. Fakat her çiftleşmeden sonra dişinin mutlaka erkek örümceği yediği söylenemez.

Dişi örümcekler yumurtalarını, ağ ipiyle yaptıkları kokon adı verilen kozalara (torbalara) bırakırlar. Bir kozada bazen yüzlerce yumurta olabilir. Genellikle yazın sonlarında döllenen yumurtalar, ilkbaharda yavru verir. Yaz başlarında döllenen yumurtalardan 20-60 gün içinde yavru çıkar. Örümcek, sonbaharda sarımsı beyaz renkli kokon adı verilen ipek bir koza içine bıraktığı yumurtalarına karşı çok şefkatli olmasına rağmen dişilerin yumurtaları veya yavruları yediği de olur. Bu durum yumurtaların döllenmemiş olduğunu gösterebilir. Yumuşak ve çok küçük olan bu yumurtalarla dolu kozayı bir dala, taş altına duvar yarığına, ağaç kovuğuna veya çalılıklar arasına emin bir yere yapıştırır. Kokon, anne örümcek tarafından çevrilerek alttaki yavrularında hava alması sağlanır. İlkbaharda doğan yavrular ana-babalarına benzerler. Doğduktan birkaç gün sonra iyi bir ağ kurup kendi kendilerine beslenirler. Çoğu türlerde, yavrular erişkinliğe erdiği zaman babaları çoktan ölmüş olacaktır. Zira erkek örümcekler erişkinlikten sonra birkaç yıl yaşarlar.

Avrupa'daki durumu

[değiştir | kaynağı değiştir]

2012 sayılarına göre Avrupa'da yabancı türler hariç 4491 yerli örümcek türü bulunur ve bunların 2041 tanesi endemik ya da tek yerden kayıtlıdır. Avrupa örümcek tür (alt türler ve yabancı türler dahil değil) sayısının kesinleşmiş familyalara göre dağılımı 2012 yılı itibarıyla şöyledir:[9]

familya yerli türler endemik türler (yüzdesi)
bütün Avrupa türleri 4491 2041 (% 45.4)
Agelenidae 200 93 (% 50.0)
Araneidae 150 56 (% 40.0)
Dysderidae 331 227 (% 70.5)
Gnaphosidae 480 178 (% 41.3)
Linyphiidae 1366 534 (% 42.4)
Lycosidae 303 124 (% 44.1)
Nemesiidae 62 36 (% 61.0)
Philodromidae 106 38 (% 41.8)
Salticidae 400 136 (% 39.4)
Theridiidae 258 72 (% 30.2)
Thomisidae 193 64 (% 36.2)
Zodariidae 111 60 (% 55.0)

Türkiye'deki durumu

[değiştir | kaynağı değiştir]

Örümceklerin Türkiye'de 2023 rakamlarına göre 350'den fazla cinsi ve 1200'den fazla türü bulunur.[10][11]

Türkiye'deki örümcek familyaları göz sayısına göre 6 ya da 8 gözlüdür.

  1. ↑ "Araneae". paleobiodb.org. 9 Temmuz 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 9 Temmuz 2021.
  2. 1 2 "World Spider Catalog". Natural History Museum Bern. Erişim tarihi: 2026-05-20.
  3. ↑ Cushing, P.E. (2008). "Spiders (Arachnida: Araneae)". Capinera, J.L. (Ed.). Encyclopedia of Entomology. Springer. s. 3496. doi:10.1007/978-1-4020-6359-6_4320. ISBN 978-1-4020-6242-1.
  4. ↑ Selden, P.A.; Shear, W.A. (Aralık 2008), "Fossil evidence for the origin of spider spinnerets", PNAS, 105 (52), doi:10.1073/pnas.0809174106, PMC 2634869 Özgürce erişilebilir, PMID 19104044
  5. ↑ Sebastin, P.A.; Peter, K.V., (Ed.) (2009). Spiders of India. Universities Press/Orient Blackswan. ISBN 978-81-7371-641-6.
  6. ↑ Foelix, Rainer F.; Foelix, Rainer F. (1996). Biology of spiders. 2. ed. New York: Oxford Univ. Pr. ISBN 978-0-19-509593-7.
  7. ↑ Shultz, Stanley; Shultz, Marguerite (2009). The Tarantula Keeper's Guide. Hauppauge, New York. s. 23. ISBN 978-0-7641-3885-0.
  8. ↑ "örümcek". Nişanyan Sözlük. Erişim tarihi: 2026-05-20.
  9. ↑ Peter J. van Helsdingen (2012), Spiders in Fauna Europaea: dual use of the database 10 Temmuz 2012 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., Arachnologische Mitteilungen 43 Nuremberg, July 2012
  10. ↑ Danışman, T., Kunt, K.B., Özkütük, R.S. and Coşar, İ (2023). "Checklist". The Checklist of the Spiders of Turkey (Araneae; Arachnida). Version 2023. 27 Kasım 2023 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 14 Eylül 2024.
  11. ↑ Nentwig W, Blick T, Bosmans R, Gloor D, Hänggi A, Kropf C (2023). "Europe - Species numbers". Spiders of Europe. Version 12.2023. 7 Aralık 2023 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 14 Eylül 2024.

Dış bağlantılar

[değiştir | kaynağı değiştir]