İçeriğe atla

"Nizâmülmülk" sayfasının sürümleri arasındaki fark

Etiketler: Mobil değişiklik mobil uygulama değişikliği Android uygulaması değişikliği
Etiketler: Mobil değişiklik mobil uygulama değişikliği Android uygulaması değişikliği
[[Dosya:Assassination of Nizam al-Mulk.jpg|thumb|[[Topkapı Sarayı]]nda bulunan Nizam'ül-Mülk'ün katlini tasvir eden 360B numaralı [[minyatür]], 1653'te açığa çıkmıştır.]]
 
"Yunhs bin Ali Alamut kalesine iltica ile şer ve zararı her tarafa sirâyet edecek bir hâle geldiği vakitte Nizam'ül-Mülk kalenin etrafını askerle kuşatarak yolları kesti. Bunun üzerine kaleden iki adam çıktı; fakat bunların atlarının nallarının izleri ters idi; kale etrafına gitmiş olduklarını gösteriyordu. Kaleyi kuşatan askerler bunların hariçten kaleye girmiş olduklarını zan ettiler. Nizam'ül-Mülk de bu sırada hamamdan çıkmış, bir mahfede oturuyor, yemek yiyordu; bu iki adamdan biri görmüş olduğu bir haksızlıktan dolayı tazallüm ve şikâyet etmek için müracaat eden bir insan sıfatı ile sofrasına yakınlaşarak yanında bulunan zehirli bıçağı ile Nizamü'l-Mülk'e vurdu. Bundan sonra kaçarken ayağı çadırın ipine takılarak yere düşmesi üzerine etraftan Nizam'ül-Mülk'ün adamları yetiştiler, kendisini öldürdüler.".
 
Nizam'ül Mülk'ün vezirliği 27 yıl sürmüş idi. Haşhaşiler tarafından katli 10 Ekim 1092'de Cumartesi gününde oldu. Katli hakkında şunları rivayet ederler : "Melik-Şah'ın hazinedarı Tac'ül-Mülk Ebu'l-Ganâim onun devrinde ve oğullarının vezareti zamanında işlerinin nazırı idi.Bu zamanlarda Nizam'ül-Mülk'ün Sultanın nazarından düşürdü,kendisinden nefret etmeğe başladı. Askerler tarafından pek ziyade sevildiğinden sultan kendisini azletmekten korktu. Çünkü Nizam'ül-Mülk pek ziyade nüfuz sahibi idi; kölelerin sayısı 20.000'e baliğ idi. Başka bir çare bulamadıkları için bir deylemî'yi in'am ve ihsan talebinde bulunan bir insan kıyafetine sokarak üzerine hücum ettirdiler. Bu adam bir bıçak darbesiyle mumaileyhi öldürdü."<ref name=":0">Sadruddin Ebu'l-Hasan Ali İbn-i Naşir İbn-i Ali El-Hüseynî,Ahbârü'd-Devleti's-Selçukiyye,S.45,Çev : Necati Lugal,TTK YAY.,Ankara,1999,2.Baskı.</ref>
 
Abdurrahman İbnü'l Cevzi'ye göre katlin haberi:
 
"Nizam'ül-ülk, yolda, 10 Ramazan (14 Ekim 1092)'deda öldürüldü. Onun ölüm haberini getiren kimse ancak 18 Ramazan (22 Ekim 1092)'da Bağdat'a ulaştı.".<ref>Abdurrahman İbnü'l-Cevzi,El-Muntazam Fi Tarihi'l-Ümem'de Selçuklular,S.153,Çev : Ali Sevim,Türk Tarih Kurumu Yayınları,Ankara,2014.</ref>
 
=== Diğer Durumlar ve Detaylar ===
Tac'ül-Mülk'ün Vezir Nizam'ül-Mülk hakkındaki iftiralardan biri de şu idi: "Tac'ül-Mülk Sultana "Nizam'ül-Mülk her yıl fakihlere, sûfîlere, kârîlere 300.000 dinar para veriyor, eğer bu para ile bir ordu teçhiz edilirse onunla İstanbul (Kostantiniyye) surlarını bile fethetmek mümkündür," dedi. Sultan bunu işittiği vakitte Nizam'ül-Mülk'ü yanına çağırdı, bu mesele hakkında kendisinden sordu. Nizam'ül-Mülk cevap olarak: "Ey Sultanu'l-Alem!ben Ben ihtiyar bir adamım; eğer beni mezada versen bana kimse on dinardan fazla kıymet vermez;s ensen gençsin, seni de mezada verseler sen de yüz dinardan fazla etmezsin! Allah sana ve bana kullarından hiç kimseye nasip olmayan lütuf ve ihsanda bulunmuştur. Buna mukabil sen o Allah'ın dinini ilâya çalışan, onun aziz kitabını hamil bulunanlara yılda 300.000 dinar sarf etsek çok mudur? Sen her yıl askerlere bunun iki mislini sarf ediyorsun; halbuki bunların kuvvetlisi ve en nişancısının attığı ok bir milden ileri gitmez. Bunlar ellerinde bulunan kılıçlarıyla yalnız kendi &nbsp;yakınında bulunan kimseleri öldürebilirler; ben ise sarfettiğim bu para ile öyle bir ordu teçhiz ediyorum ki onların duaları ok gibi tâ arşa kadar gider ve Allah'a vasıl olmak için ona hiçbir şey mâni olamaz," dedi. Sultan bu sözleri işittiği vakitte ağlamaya başladı.
 
Kendisine: "Sen bu ordunun sayısını elinden geldiği kadar çoğalt; sana istediğin kadar mal hazırdır, dünyanın serveti senindir," dedi.
 
Nizam'ül-Mülk icraatı için her şeyi hazırlamış bulunurdu. Asker için 1.000 dinar ikta'a etmişti, bunu yarısı Semerkand'dan gelen vergi ve yarısı da Rum memleketlerinden temin edilen gelir idi; bundan bir kimsenin bir dirhemi teahhura uğramazdı; evvelâ Türklere ikt'a yapan o idi.
 
Acem ve Arap ırakının (milletlerinin, uzaklarının) diğer memleketlerinde ve Horasan'da Nizamiyye medreselerini inşa ettirdi ve Bağdad'daki Nizamiyye medresenin inşasını Ebu Sa'd el-Sufi 1075 senesinde tamamladı; bu medresede imam Ebu İshak el-Şirazi, 1085'e kadar müderrislik etmiş, mumaileyhin vefatından sonra Nizam'ül-Mülk bunun müderrisliğini Ebu Nasır bin Sabbağ'a tevcih etmiştir. Nizam'ül-Mülk'ün birçok dostları vardı, Memleketin idaresinde kendisine yardım ederlerdi; bunlardan biri Divan'ül-inşa sahibi Kemaleddin Ebu'r-Riza Fadlullah bin Muhammed idi. Bu zat Sultanın pek ziyade teveccühünü kazanmıştı; daima huzurda bulunurdu, Sultan kendisini hiç yanından ayırmaz,onsuz bir dakika yapamazdı. Bir gün sultanın yanına gitmemiş idi; Sultan kendisine Türkçe olarak "Sen bensiz olabilirsin, fakat ben sensiz olamam, sen bensiz olduğun zaman görüşecek, konuşacak ve ünsiyet edecek adam bulabilirsin; fakat ben sensiz hiç kimse ile ünsiyette bulunamam," maalinde bir mektup yazdı.
 
Arkadaşlarından biri de İmameddin İsfahani bu Şeref'ül-Mülk'ün, bir yılın günlerinin sayısı kadar 360 kat mükemmel esvabı vardı, yılın dört faslının her günü çıkardığı, yahut birine hediye ettiği vakitte hazinedarı onun yerine hazineden yeni bir esvab çıkarır, verirdi. Mumaileyh Bâb-üt-Tak'da kain Ebu Hanife Numan bin Sabit (İmam-ı Azam)'in mezarı üzerine bir kubbe ve yine orada bir medrese inşa ettirmiştir.
 
İmameddin İsfahani Nuşrat'ül-fitra kitabında, Sultan Melikşah'ın yukarıda zikri geçen Tac'ül-Mülk'ü bir mektup ile vezir Nizam'ül-Mülk'e göndererek, bu mektubunda kendisine hitaben: "Sen benim mülk ve saltanatımı istila ile memleketlerimi çocuklarına, damadlarına ve memluklerine taksim ettin. Mülk ve saltanatta güya bana şerik olmuş gibi hareket ediyorsun! Yoksa sen vezaret divitini senin önünden kaldırıp halkı senin tecavüzünden halâs etmekliği mi mi istiyorsun?" yazdığını söylüyor.
 
Nizam'ül Mülk'de cevap olarak Tac'ül-Mülk'e :
 
"Efendimiz sultana benim tarafımdan : "Allah seni saltanatta daim etsin; sen beni, saltanatta kendine rakip ve serik olmuş zan ediyorsun; şunu bil ki bana verdiğin bu vezaret diviti senin saltanat tacın ile biri birine merbuttur; ne zaman onu benim elimden alsan senin tacından da eser kalmaz, diye öyledi" dedi. İmameddin İsfahani bunu söyledikten sonra ilavetten diyor ki : "Güya Nizam'ül-Mülk'ün bu sözleri kaza ve kadere tercüman olmuştur. Çünkü Nizam'ül-Mülk'ün katliden sonra Sultan da bir ay sonra ölmüştür. Sultan Melikşah Ceyhun nehrini getçiği vakitte Nizam'ül-Mülk'ün gemicilerin paralarını Anktaya'ya havale etti.".<ref name=":0" />
 
==Değerlendirme==
13.024

değişiklik