Gustav Stresemann

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Atla: kullan, ara
Gustav Stresemann
Almanya Şansölyesi
Görev süresi
13 Ağustos 1923 – 23 Kasım 1923
Yerine geldiği Wilhelm Cuno
Yerine gelen Wilhelm Marx
Kişi bilgileri
Doğum 10 Mayıs 1878(1878-05-10)
Ölüm 3 Ekim 1929 (51 yaşında)

Gustav Stresemann (10 Mayıs 1878, Berlin-3 Ekim 1929, Berlin, Almanya), Alman siyasetçi ve devlet adamı. I. Dünya Savaşı'ndan sonra Almanya'nın uluslararası konumunun yeniden düzenlenmesinde baş sorumluluğu üstlenen devlet adamı, Weimar Cumhuriyeti Şansölyesi (1923) ve Dışişleri Bakanı (1923, 1924-29), 1926'da Fransa Dışişleri Bakanı Aristide Briand'la birlikte Nobel Barış Ödülü'nü paylaşmıştır.

İlk yılları[değiştir | kaynağı değiştir]

Berlinli hancı ve bira dağıtımcısı Ernst Stresemann'ın oğluydu. Öğrenciliğinin daha ilk yıllarında, özellikle yeniçağ tarihi alanında olağandışı bir yetenek sergiledi, ünlü insanların yaşamlarıyla ilgilendi. Bunlar arasında özellikle Napoléon ve Goethe onu yaşamı boyunca etkiledi, birçok edebi çalışmasına esin kaynağı oldu. 1897-1900 arasında Berlin ve Leipzig üniversitelerine devam eden Stresemann edebiyat ve tarih öğrenimine başlamışken, büyük olasılıkla mesleki beklentilerini geliştirmek amacıyla iktisada yöneldi. 1900'de Berlin'deki şişelenmiş bira sanayisinin gelişmesini konu alan teziyle doktora çalışmasını tamamladı. Dev sanayilerin rekabeti karşısında küçük işletmelerin çöküşünü işleyen bu çalışma daha sonra sağcı muhalifleri tarafından kendisine karşı kullanılacaktı.

Oysa Stresemann, Prusyalı liberal bir Protestan olarak imparatorluk Almanya'sındaki egemen şovenist ruhun tipik bir temsilcisiydi. Alman İmparatorluğu'nun manevi, askeri ve ekonomik üstünlüğüne inanıyordu.

Stresemann'ın öğrenimini tamamladıktan sonra iş dünyasında çok kısa sürede gösterdiği başarı onun için siyasete geçiş yolunu açtı. 1902'de Saksonya İmalatçılar Birliği'ni kurdu. 1903'te Berlinli sanayici Adolf Kleefeld'in kızıyla evlendi. Yahudi kökenli karısı 1920'lerde Berlin sosyetesinde ağırlıklı rol oynayacaktı.

Önceleri Protestan reformcu Friedrich Naumann'ın görüşlerini benimseyen ve onun önderliğindeki Ulusal Toplumsal Birlik'le işbirliği yapan Stresemann 1903'te, Saksonya'da güçlü bir biçimde temsil edilen sağcı Ulusal Liberal Parti'ye girdi. Sosyal güvenlik önlemlerini desteklemesi nedeniyle partisinin ağır sanayi temsilcilerinden oluşan sağ kanadıyla sık sık çatıştı. 1906-12 arasında Dresden kent meclisi üyeliği yaptı. Dresden'de yayımlanan Sächsische Industrie dergisinin yayın yönetmenliği sırasında iktisat yazarı olarak da tanındı. 1907'de Saksonya'nın madencilik merkezi Annaberg seçim bölgesinden Ulusal Liberal Parti üyesi olarak Reichstag'a seçildi ve en genç milletvekili oldu. Ticaretle uğraşan orta sınıfın çıkarlarını büyük bir heyecanla savunduysa da, genişletilmiş sosyal güvenlik yasasını desteklemesi 1912'de Ulusal Liberal Parti'nin yürütme komitesine yeniden seçilmesini engelledi.

I. Dünya Savaşı'nın başlamasını coşkuyla karşıladı. Aralık 1914'te yapılan özel bir seçimde Reichstag'a seçildi. Savaş boyunca Pangermenizmin en ateşli savunucularından biri oldu. Almanya'nın doğuda Rusya ve Polonya, batıda Fransa ve Belçika topraklarına yönelik taleplerini savundu. Partisinin Reichstag'daki grubunun önderliğini Ernst Bassermann'dan devraldı.

Bu dönemde Stresemann hızla sağa kaydı. 1916'dan sonra Feldmareşal Paul von Hindenburg ve General Erich Ludendorff'un komutası altındaki Alman Ordusu Yüksek Komutanlığı'nda çalıştı ve onların parlamentodaki sözcülüğünü yaptı.

Weimar Cumhuriyeti[değiştir | kaynağı değiştir]

Savaştaki yenilgi, monarşinin çökmesi ve İmparator II. Wilhelm'in Hollanda'ya kaçması Stresemann için ağır bir darbe oldu. Bununla birlikte cumhuriyetçi bir Almanya'nın koşullarına hızla uyum sağladı. Friedrich Naumann ile ünlü sosyolog Max Weber'in girişimiyle yeni kurulan sol-liberal Alman Demokratik Partisi (DDP) onu partinin yüksek kurullarına kabul etmeyince Alman Halk Partisi'ni (DVP) kurdu. Eğitim görmüş ve varlıklı sağ-liberallerden oluşan bu parti eski Ulusal Liberal Parti'nin sağdaki yandaşlarını yeniden bir araya toplamaya çalışıyordu. Hükümete girmeye çalıştıysa da Weimar koalisyonunun (Sosyal Demokratlar, Alman Demokratik Partisi ve Merkez Partisi) karşısında ulusal muhalefet içinde yer aldı. 1919-20 yıllarında Alman Ulusal Kurucu Meclisi'nin üyesi olarak yeni anayasaya karşı çıktı. Bundan sonra siyasi yaşamını Versailles Antlaşması'nın gözden geçirilmesine adadı. Sonunda İtilaf Devletleri'nin Ruhr'u işgali sırasında, 13 Ağustos'tan 12 Kasım 1923'e değin Sosyal Demokratlar, Merkez Partisi, Alman Demokratik Partisi ve Alman Halk Partisi üyelerinden oluşan Büyük Koalisyon'un başına geçerek iktidara geldi.

Locarno Paktı görüşmeleri sırasında; Stresemann (Almanya), Chamberlain (Birleşik Krallık) ve Briand (Fransa)

Şansölye olarak ilk kararı Ocak 1923'te Almanya'nın savaş tazminatı ödemelerini zorla almak için Fransız ve Belçika birliklerince işgal edilen Ruhr'daki pasif direniş politikasını sona erdirmek oldu. Thüringen ve Saksonya'daki komünist eğilimli eyalet yönetimlerine karşı sert bir tutum izlerken, 9 Kasım 1923'teki Adolf Hitler'in Münih'teki darbe girişimi (Birahane darbesi) gibi sağ çıkışlara karşı ılımlı davrandı. Kasım ortalarında paranın istikrar kazanması iç düzeni yeniden sağladıysa da hükümet bir güvenoylamasıyla düşürüldü.

Stresemann yeni kabinede dışişleri bakanlığını üstlendi. Bu görevi ömrünün sonuna değin değişik koalisyon hükümetlerinde, soldan merkeze kadar değişik görüşleri temsil eden üç şansölye döneminde de aralıksız sürdürdü. Özellikle Fransa'yla ilişkilerin düzeltilmesine önem verdi. Fransız birliklerinin Ren Nehrinin batı kıyılarından çıkarılması ve savaş tazminatının azaltılması için inatla mücadele etti. Savaş tazminatını ödeyerek İtilaf Devletleri'yle görüşmelerde elverişli bir konum elde etmeye çalıştı. Almanya'nın Avrupa'daki merkezi konumunu gerçekçilikle değerlendirip İngiliz-Fransız ve İngiliz-Sovyet ilişkilerindeki gerginliklerden yararlanarak Almanya'nın 1919'daki doğu sınırının gözden geçirilmesi olan temel amacına görüşmeler yoluyla yaklaşmaya çalıştı. 1924'te ABD'nin önerdiği ve savaş tazminatı ödemelerinin azaltılması ile Almanya'nın mali durumunun stabilizasyonunu öngören Dawes Planı imzalandı. Bunu 1925'te Locarno Paktı izledi. 1926'da Ren Bölgesi'ndeki ilk kuşak İtilaf Devletleri'nce boşaltıldı. Almanya Milletler Cemiyeti'ne kabul edildi; Sovyetler Birliği'yle karşılıklı tarafsızlığı öngören Berlin Antlaşması imzalandı. 1928'de savaşı yasaklayan Kellogg-Briand Paktı'nı Almanya da imzaladı. Stresemann hiçbir zaman Avrupa'nın birleşmesinden yana olmamakla birlikte, Versailles Antlaşması'nın gözden geçirilmesini sağlayabilmek için bu birleşmenin hedeflerini destekledi.

Stresemann'ın diplomatik başarıları özellikle kandi partisinden kaynaklanan güçlü bir iç muhalefete karşın gerçekleşti. Yaşamının son iki yılını hastalıklarla geçiren Stresemann partisinin gitgide küçülüp önemli bir kesimin aşırı sağa kaymasıyla birlikle dış politikasını sürdürmekte güçlüklerle karşılaştı. Ölümünden önce yeni bir merkez liberal parti kurmayı bile tasarlamaya başladı.