1101 Haçlı Seferi

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Atla: kullan, ara

1011 Haçlı Seferi, 1099’da Kudüs’ün alınmasından sonra Batı dünyasında Haçlı Seferleri’ne olan ilgi arttı. Papalık’ın yaptığı propaganda, evlerine dönen Hacıların Doğu’nun zenginliklerine dair anlattığı abartılı hikayeler ve Papa II. Paschalis haçlı seferi cağrısı kısa süre sonra üç büyük ordunun Haçlı Seferi’ne çıkmasına neden oldu.

Papa II. Paschalis Avrupa'daki krallarla, özellikle Kutsal Roma-Germen imparatorları IV. Heinrich ve oğlu V. Heinrich ile bir takım problemler yaşamaktaydı. O yüzden tek Avrupalı kral bile Papa’nın çağrısına uymadı. Fakat diğer taraftan dükler ve kontlar bu çağrıya olumlu cevap verdiler. Birinci Haçlı Seferi'nin üçüncü safhası olarak da görülebilen bu 1101 Hacli Seferi, Filistin'de yerleşen Frank Haçlı'larına destek sağlamak için 1101 yılı içinde gelişti. Sefer, Konstantinopolis'e ayrı yollar ve ayrı zamanlarda ulaşan ve oradan birbiri arkasından ve birbirinden aralıklı olarak yürüyüşe geçen üç değişik ordu halinde oluşmuştur.[1][2]. Bu orduların sayısı hakkında tam bilgiler bulunmamakta ama değişik tahminler verilmektedir. Üç değişik ordu birliği şeklinde Anadolu'ya gelip geçmeye çalışan Haçlı ordusu için en muhtemel tahmin bu ordunun yaklaşık toplamının 300 bin kadar olduğudur.[3]Bu Haçlı ordularından birincisi Mayıs ayında Konstantinopolis'den başlayan Milano başpiskoposu Anselm de Buis’in idaresinde Lombardlar, kont Etienne de Blois kumandasında Fransızlar ve mareşal Konrad komutasında Almanlar’dır. İkinci Haçlı ordusunu Nevers kontu II. Guillaume (Giyom)’un kumandasındaki Fransızlar oluşturmuştur. Üçüncüsünü ise Baverya Dükü IV. Welf’in idaresinde Almanlar oluşturdu.

Hıristiyan ordularının rotalarını gösteren Batı Anadolu haritası


Bu 1101 Haçlı Seferinin birinci grubunda ağırlık Birinci Haçlı Seferi'ne katılmayan ve ilk defa bir haçlı Seferine katılan Lombardlar bulunmaktaydı. Bu Haçlı ordusu Milano başpiskoposu Anselm de Buis’in idaresindeki Lombardlar, kont Etienne de Blois kumandasında Fransızlar ve mareşal Konrad komutasında Almanlardan oluşmaktaydı. Önce Mayıs 1101'de İtalya'dan Lombardlar Konstantinopolis'e Milano Piskoposu Anselm idaresinde eriştiler. Kudüs'ten Konstantinopolis'e dönmüş olan Anadolu'da sefere deneyimli Toulouse'lu IV. Raymond komutası altına geçtiler. Sonra Fransızlar ve Almanlar geldiler. Böylece 20.000 kişi kadar olan Haçlı ordusu yeni bir güzergah takip ederek beklenmedik bir şekilde Ankara'ya yöneldi; o şehri eline geçirip oradan Niksar'a doğru yöneldi. Ağustos'da Merzifon'da Anadolu Selçuklu Sultanı I. Kılıç Arslan ve Danişmendoğlu ordusu ile yapılan Merzifon Muharebesi sonucunda bu Haçlı ordusu büyük bir hezimete uğradı. Haçlı askerlerin 4/5lik kısmıu imha edildi ve kadınlar ve çocuklar esir olarak Türklerin eline geçti.[2].

Haziran 1101 sonunda Konstantinopolis'den ayrılan, Nevers Kontu Giyom'un komutasında bulunan bu Haçlı seferi ordusunun askerleri ve asker olmayan kamp takipcileri Anadolu'da Ankara, Konya üzerinden Ereğli'ye ilerlemeye başladı. Bu Haçlı ordusu çok geçmeden bu yolu takip etmenin bir hata olduğunu anladı. Çünkü önceki Baronlar Haçlı seferi yol etrafına sanki kıran getirmişti ve bu ordu iaşe ve hayvan yemi bulamamaktan bitik bir hale düştü. Selçuklu Sultanı I. Kılıç Arslan ve Danişmend Gazi süvari ordularıyla Merzifon'dan Ağustos sonunda ayrılıp Ankara'ya gelip Konya üzerine ilerleyen Haçlılar ordusunun önü sıra geri çekilmekte idi. Konya üzerinden ilerleyen Haçlılar Eylül ayı başında Ereğli yakınlarina gelmişlerdi ki Selçuklu ve Danişmend Gazi süvari orduları onları orada pusuda beklemekteydi. Hemen pusudan hücuma geçen bu süvari ordusu Haclı ordusunun hemen hepsini savaş alanında öldürüp imha etmek imkânını buldu. Sadece Toros dağlarına doğru kaçan az sayıdaki kişi canını kurtarabildi. Bu ordunun komutanı Nevers'li Giyom bir Türk asıllı bir Bizans askerinden (Türkopol) klavuz bularak Antakya'ya erişmeyi başardı.[2].

Bu orduyu bir hafta zaman gecikmesiyle Baverya Dükü Wolf komutasına Almanlardan oluşan üçüncü bir Haçlı sefer ordusu takip etmekte idi. Yine Birinci Haçlı Seferi ordusunun ve 1101 Haçlı Seferi'nin Fransızlardan oluşan ikinci ordusu bu güzergahdan geçmiş ve etraftaki insan ve hayvan yiyecek maddelerini sanki sömürüp bitirmişlerdi. Bu nedenle bu üçüncü ordu ve takipcileri açlık ve özellikle susuzluktan tam harabe olarak yine Ereğli (Heraclea)'ya erişebildiler. Orada yakinlarinda Avlos (Akgöl) ovasında bulunduğunu gördükleri çay kaynağı olan gölete kendilerini atıp susuzluklarını giderdiler. Ancak bu göletin suları Selçuklular tarafından zehirlenmişti ve bu suyu içenler zehirlendiler. Selçuklu Sultanı I. Kılıç Arslan ordusuyla da bu gölet yakınında pusuda beklemekteydi. Çoğu zehirlenmiş olan ve hepsi çok bitkin kalıp hiç direniş gösteremeyen Haçlılar üzerine saldırıp hemen hemen tüm orduyu esir aldılar. Böylece bu üçüncü 1101 Haçlı Seferi ordusu da, askerlerinin çoğu zehirlenip, yaşayanlar da esir alınıp, yok edildi. Ama yine bu ordu komutanı olan Baverya Dükü Wolf da şahsen Antakya'ya kaçabilmeyi başardı.[2]

Sonuçta 1101 yılı Haçlı Seferi'nin sadece liderleri Antakya'da toplanarak bazı adamlarıyla birlikte Kudüs'e gidebildiler. Bu üç safhalı 1101 Haçlı Seferi Haçlılar için öyle korkunç ve öyle büyük bir fiyasko sonuçlanmıştır ki, bu fena sonuç 1101 Haçlı Seferi'nin Avrupa tarihçileri ve "Avrupa dünyası tarafından tümüyle hemen hemen unutulmasına yol açmıştır"[1][4]. 1101 Haçlı Seferlerinin sadece liderlerinin Antakya'da toplanamabilmesi, bundan sonra artık askerî yönden Haçlı Seferlerinin ve ordularının askeri olarak başarısız kalacağına bir gösterge olmaktadır. Selçuklu ve Danişmendliler ordularının kazandıkları bu askeri başarı Türklerin Anadolu'daki kalıcı varlığını tekrar ispatlamış oldu.

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

  1. ^ a b Bunun kaynağı Alman yazarı Nikolas Jaspert olup İngilizce tercümesi Jaspert, Nikolas (2006), The Crusades, Londra: Routledge ISBN 10-0-415-35968-6 say. 42
  2. ^ a b c d Maalouf, Amin (çev. Mehmet Ali Kılıçbay) (1998),Arapların Gözüyle Haçlı Seferleri, İstanbul:Telos Yayıncılık ISBN 975-545-092-0
  3. ^ Demirkent, a.g.e s.135
  4. ^ Bazı tarihçiler Ereğli, Konya yakınlarında çok kısa bir ara yapılan iki ayrı imha muharebesini, olasılıkla yine benzer niyetlerle, tek bir muharebe imiş gibi gösterip öyle ele almaktadırlar.