Birinci Haçlı seferi
Vikipedi, özgür ansiklopedi
| Bu sayfa, başka dilde bir Vikipedi'den çevrilmektedir. Siz de yardım etmek istiyorsanız ya da çeviri yarıda kalmışsa, çalışmaya katılan kişilerle iletişime geçip, sayfanın durumunu onlara sorabilirsiniz. Sayfanın geçmişine baktığınızda, sayfa üzerinde çalışma yapanları görebilirsiniz. |
| Bu sayfada devam eden bir çalışma vardır. Siz de yardım etmek istiyorsanız ya da çalışma yarıda kalmışsa, çalışmaya katılan kişilerle iletişime geçip, sayfanın durumunu onlara sorabilirsiniz. Sayfanın geçmişine bakıldığında, sayfa üzerinde 7 günden daha uzun bir süredir değişiklik yapılmadığı gözleniyorsa, bu şablon sayfadan kaldırılabilir. |
| Birinci Haçlı seferi | |||||||
|---|---|---|---|---|---|---|---|
| Haçlı Seferleri | |||||||
Kudüs'ün kuşatılması (1099) |
|||||||
|
|||||||
| Taraflar | |||||||
| Katolik Hıristiyanlar:
|
|||||||
Birinci Haçlı seferi 1096-1099 tarihleri arasında gerçekleşen tarihteki ilk haçlı seferidir. Katılan orduların miktarı ve sonuçları bakımından en önemli olan Haçlı seferidir.
Birinci Haçlı seferi diğerler Haçlı seferleri gibi dalga dalga çoğunluğu dinsel heyecana kapılmış fakat önemli bir kısmı ise şahsi icin macera ve avantaj arayan sürüler halindeki Avrupalı Hristiyanlar'ın o zaman Hristiyan olan Avrupa üzerinden ve Balkanlardan yürüyerek oradan Müslüman arazilere girmeleri Anadolu'da Anadolu Selçuklu Devleti ve hükümdari Kılıç Arslan elinde bulunan arazilere geçerek savaşıp Antakya'ya varmaları; bir büyük Antioch (Antakya) kuşatmasından sonra oradan Suriye ve Lübnan üzerinden sonra Filistin'e ve Kudüs'e varmaları ve 1099 yılında Kudüs kuşatması, ele gecirilmesi ve katliamı şeklinde gerçekleşmiştir.
[değiştir] Birinci Haçlı Seferi'nin jeopolitik nedenleri
Filistin'de her üç dinin mensupları barış ve huzur içinde yaşarken, Avrupa'daki Hıristiyanlar bir "Haçlı" seferi organize etmeye karar verdiler. Papa II. Urban 25 Kasım 1095 günü Clermont Konseyi'nde "Kutsal Toprakları Müslümanlardan kurtarmak" çağrısı yaptı. [1][2]
[değiştir] Clermont Konseyi
- Ana madde: Clermont Konseyi
Birinci Haçlı Seferi'nin başlatılmasının stratejik ve geopolitik nedenleri ne olurlarsa olsunlar, seferi başlatan ana faktör Bizans imparatoru I. Aleksios Komnenos'un Avrupa'dan destek yardım istemesi oldu. Aleksius Selçuklu Türklerinin ta İznik kadar batıya gelip yerleşmelerinden Konstantinopolis'in böylece tehdit altında kalmasından dolayısıyla endişeliydi. Mart 1095'de Piacenze Konseyi'ne elçiler göndererek Papa II. Urbanus'tan Selçuklu Turklere karşı yardım talep etti. II. Urbanus bu talebi pozitif tutumla karşıladı. Buna neden belki 40 yil önce Ortodoks ve Katolik Kliselerinin birbirinden tüm ayrılıp Hıristiyanlık alemini ikiye bölmelerini geriye döndürmek ve Doğu'da Ortodoks Kilisesine yardım elini uzatarak Papa'ya öncelik tanınması prensibine uygun olarak Hiristiyan alemini birleştirmek idi.[1]
Temmuz 1095'de bir askeri sefere gitmek için asker toplamank nedeniyle Papa II. Urban kendi doğduğu ülke olan Fransa'ya döndü. Fransa'daki gezileri sonunda Kasım'da bir Clermont Konseyi toplandı. Bu konseyin açış konuşmasında II. Urbanus Fransız soylular ve kilise rahiplerinden oluşan bir seyirci kalabalığına Doğulu Hıristiyanlara, Kutsal Ülkelere giden Hıristiyan hacı adaylarına yapılan inanılmaz zülumlar hakkında dehşet verici ayrıntılarla birlikte bir önemli bir dinsel nutuk (vaaz) verdi. Bu konuşmanın birçok değişik ayrı verziyonu bulunmaktadır. Bunlardan 5 orada bulunan din adamları tarafından ve diğerleri ise bu vaazı doğrudan doğruya duymayan kişiler tarafından eserlerine konmuştur. [3] Ama bunların hepsi Birinci Haçlı Seferi'nden sonra Haçlılar tarafından Kudüs'un ele gecirildikten sonra yazılmıştır. Bu nedenle II. Urbanus'un eksiksiz ve ekli olan parçalardan arındırılmış olarak bu dinsel vaazda gerçekten ne dediğini bilmek imkansizdir.[1]
Bütün verziyonlar ayrıntılara göre birbirlerinden değişiktir. Fakat genel olarak II. Urbanus Avrupa'daki cemiyetin şiddet hareketleri ile dolu olduğunu ve Allahın Barışının korunması gerektiğini; yardım isteyen Dogu'da Bizanslılara destek sağlanması gerektiğini; doğuda Hıristiyanlara karşı işlenen suçlar bulundugunu ve yeni bir çeşit savaşın, silahlı olarak yapılan bir haccın, gerekli olduğunu ve böyle bir haccı yerine getirken ölenlerin günahlarından arınıp cennete gideceklerini ve bu haccı yerine getirip dönenlerin de cennette yerleri bulunduğunu bildirmiştir.[1]
Fakat hiçbiri bu haccın son hedefinin Kudüs'e gitmek olduğunu açıkca belirtildiğini ifade etmektedir. Fakat II. Urbanus'un sonraki vaazlarından son hedefin Kudüs'e doğru bir askeri sefer olduğu tekrar tekrar açıklanmıştı.
[değiştir] Haçlı ordusunun kurulması
Urbanus'un verdiği dinsel konuşma çok güzel planlanmıştı. Haçlı seferi kavramını ortaya atmak için güney Fransa'nın iki önemli lideri olan "Toulouse'lu Raymond IV" ve "Puy Başpiskoposu Adhemar" ile konuşmuştu. Adhemar Clermont Konseyinde şahsen bulunmuş ve bu konseyde "haç takma"ya, yani Haçlı Seferine gitmeye, başta talip olmuştu. Bundan sonra 1095'de ve 1096'nin sonlarına kadar II. Urban bu mesajını ülkeyi gezerek Fransa'ya yaymaya uğraştı ve kendinin Fransa'da varamadığı yerlerine kendine vekil olan piskoposlara ve papazlar gönderek bu Urban'ın fikirlerinin yayılmasını ve herkesce kabul görmesini sağladı. Yine Papa vekilleri papazlar bu fikirlerin Fransa, Almanya ve İtalya'da yayılmasına neden oldular. Bu konuşmaya gelen yanıt Bizans imparatoru Alaksius'un, hatta II. Urban'ın, beklediğinden çok daha pozitif oldu. II. Urban Fransa'da yaptığı gezilerde Haçlı Seferine bazı kişilerin (kadınların, keşişlerin ve hastalarin) katılmasını yasaklamak istediğin açıkladı ama bu istekleri Hristiyan ahali tarafından kabul edilmediği hemen aşikar oldu. Sonunda bu silahlı hac seferinie gitmeye gönüllu olanlar yuksek tabak askerlik bilir şövalyeler değil; hiçbir savaş yapma yeteneği olmayan ve çok az veya hiç serveti olmayan köylüler oldu. Kilise veya sivil bürokrasi tarafından kontrol edilemeyen yeni bir Hiristiyan inanç sistemi coskusu Avrupa'nin her yanına yayıldı.[1] Bu çoşkuyu ortaya çıkaran tipik bir âyinde once II. Urban'ın ortaya attığı fikirler açıklanmakta idi; sonra Haçlı Seferi gönüllüleri ortaya çıkıp Kudüs'teki "Kutsal Mezar Kilisesi" (Kıyamet Kilisesi) ne gidip kutsal hacı olmaya yemin etme töreni yapılmakta ve bu gönüllülere bezden bir kırmızı istavroz (haç) verilmekte ve bunu elbiseleri üstüne dikmeleri istenmekte idi.[1]
Neden bu kişisel dinsel coşkunun Avrupa'yı sardığını ve neden beklenenden çok daha büyük sayıda kişinin gönüllü olarak buna iştirak ettiğini açıklamak istenmektedir. Buna verilecek en uygun cevabı Asbridge şöyle ifade etmiştir:
| “ | Haçlı seferine gitmek idealine açıkca katılan binlerce kişinin tam sayısını bulma imkanı elimizde olmadığı gibi, günümüzde elimize geçmiş olan kaynak ve delilleri kullanarak, buna katılanların psikolojik yapılarına, içgüdülerine, maksatlarına, bilinçli veya bilinçsiz kararlarına delillere dayanan bir açıklama göstermek imkanı da çok sınırlıdır. | ” |
Yine de bazı hipotezler ve açıklamalar yapılmıştır:
- Orta çağlarda, dinsel olmayan sektörlerde bile şahsî dinî inanç, hayatın her köşesine girmiş olduğu çağlarda, Haçlı idealine katılanların da bu sosyal çalkantıya, şahsî dinsel coşkuyla iştirak etmeleri, derin şahsî inanç yüzünden olabildiği düşünülebilir. Fakat elimizde bulunan kaynaklar şahsî kayıtlardan gelmediği için ve okuryazarlığı hiç olmayan köylülerden değil papazlar ve keşişlerin elinden çıktığı için, bu fikri doğrulamak veya yalanlamak için elimizde inanılır birincil kaynak olmadığı açıktır.
- Birçok düşünür, özellikle Fransa'da ortaya çıkan kırsal açlık ve devamlı savaslar nedeniyle birçok köylünun bu hedefsiz sonuçsuz hayattan bıkıp daha çekici bilinmedik ama çok hikayelere konu olan ülkelere gitme ve orada kendini gösterme nedeni ile ortaya çıktığı iddia edilmiştir. Ama bunu eldeki belgelerle delillendirmek güçtür.
- Diğer taraftan yüksek sınıfın bir çeşit kazanç, parasal veya politik iktidar hırsı ile hareket ettiğini söylemek mümkündür. Özellikle Norman Otranto Kontu Boemondo'nun hikayesi belki buna bir delil olarak alınabilir. 20. yüzyıl İngiliz tarihçisi Runciman'a göre, Birinci Haçlı Seferine katılan soyluların ve şövalyelerin genellikle ailelerinin en küçük çocuklarıdır ve ailerinden pek fazla miras beklememekte oldukları çok olasıdır. Bunların şanslarını Doğuda denemeye çalışmaları olası olduğu kabul edilebilir. Fakat Birinci Haçlı Seferine katılan soyluların çoğunun Kutsal Ülkede kalmayıp kendi ülkelerine dönmeleri gerçeği bu hipotezi biraz zayıflatmaktadır. Diğer taraftan Birinci Haçlı Seferine iştirak eden soylu ailelerin Hacli Seferine katılmalarının aileye çok büyük bir maliyet yarattığı ve Doğudan gelen ganimet ve talanın bu masrafları hiç karşılamadığı da bilinmektedir. Örneğin Haçlı Seferine katılmak için "Normandiya'lı Robert" dükü olduğu [Normandi]]'yi kardeşine satmıştır; Godfrey du Buyyon ailesinin büyük arazilerini kiliseye ipotek karşılığı olarak vermiştir [1][2]
[değiştir] Toplanan Haçlıların Hıristiyan ülkelerinden geçişi
Bizans'ın Hiristiyanlardan istediği yardım büyük sürüler gibi insan halinde değildi ve bu Bizanslıların özellikle Bizans İmparatoru I. Aleksios Komnenos'un hiç beklemediği ve hiç istemediği şekildeydi ve bu I. Aleksios'da büyük şaşkınlık hatta korku yarattı. Özellikle bu güruhların iaşesi ve barınması eğer bir düzene konulmazsa Bizans topraklarının ve şehirlerinin talan edileceğini ve hem kırsal hem de şehirsel ahalisine çok büyük zararların doğucağını anlamıştı. Diğer taraftan düzenli Haçlı ordularının komutanlarının, çoğu bu sefere bir dinsel görevi yerine getirmek için değil, hükümdarlığını yapabilecekleri topraklar bulup, zaptetmek ve kendileri idaresinde özerk devlet kurmak için katıldıkları gayet açıkca bilinmekteydi.
Bu tehlikeleri karşılamak için I. Aleksios çok uygun bir plan yapmış ve genellikle Bizanslılar bu planı başarı ile uygulayabilmiştir. Bu plana göre Bizans elinde bulunan Balkan topraklarına giren Haçlı ordularına Bizans ordu birlikleri refakatçi verilecek ve Haçlı orduları bu refakatçilerin kılavuzluğu ve idaresi altında Balkanlarda kalıp geçecekti. Bu refakatçi ordu, Haçlı ordusunun yem yiyecek bulma araştırmalarını denetleyecekti. Bu Bizans refakat orduları için Aleksios büyük sayıda paralı (Türkçe konuşan) Peçenek askerleri tutmuştu. İstanbul (Konstantinopolis)'e vardığında, Haçlı ordusu şehir dışında belirlenmiş ve Bizans ordusu tarafından savunan bir ordugaha geçecekti. Bu ordugahlarda bulunanların bütün iaşeleri Bizans tarafından karşılanacaktı. Haçlılar ordugah yakınında veya uzağında su, yiyecek ve yem araçtırması yapmıyacaktı. Bu ordugahlardaki Haçlı ordusu mensupları küçük gruplar halinde Bizanslı kılavuzlar idaresinde, o zamanların en büyük, en zengin ve en şaşaalı şehrinin kiliselerini, yollarını , meydanlarını, anıtlarını, saraylarını gezip görebileceklerdi. Her Haçlı ordu komutanı ise Bizans İmparatoru'nun huzuruna çıkacak, ele etek öpecek; Bizans İmparatoru'nun vasalı olduğuna dair yemin edecek ve eline geçirdiği eski Bizans arazilerini Bizans'a devretmeyi kabul edecekti. Bundan sonra Haçlı ordusu Bizans gemileri ile Anadolu'ya Selçukluların elindeki arazilere gireceklerdi. Burada ilerlemek ve yem, yiyecek ve su ihtiyacını karşılamak kendilerine kalmıştı. Fakat Bizans, kılavuzlar temin etmek ve askerî bilgi ve destek sağlamaya hazır olacaktı.[4]
[değiştir] Halk Haçlı Seferi
1096'da resmen başlayan Birinci Haçlı Seferi'ne katılan Haçlı orduları dalgalar halinde gelmeye başladı. 40.000 kişi kadar ilk dalga resmen Keşiş Piyer (Pierre L'Hermit) adlı bir halktan keşiş emri altında kuzey Fransız, Alman ve daha küçük sayıda kuzey İtalyan köylülerinden ve ailelerinden oluşmuştu; içinde çok az sayıda soylular bulunduğu için bu dalgaya Halk Haçlı Seferi denmiştir. Bu dalga Bizans arazisine Belgrad'da girmeden bu şehrin Sava Irmağı karşısında Macaristan'a ait bulunan Zemun (Semlin)'da bir ayakabbı yüzünden karışıklık çıkartıp iç kaleye hücum edip 4.000 Macarı öldürdüler ve sonra Belgrad'ı da talan edip yaktılar. Bu güruhun takip ettiği yolda Bizans halkının çeşitli şikayetlerine (hırsızlık, soygunculuk, kızlara kadınlara tecavüz vb.) maruz kaldı. Güruh Niş'e geldiği zaman da yeni bir isyan çıkardı, fakat bu sefer I. Aleksios'un Bulgaristan eyalet valisi süvari kuvveti gönderip bu Haçlı isyanını bastırdı. Bu güruh 1 Agustos 1096'da İstanbul'a vardığında gücünün 1/4ini kaybetmişti. Hemen koruma altında 6 Ağustos'da Anadolu'ya çıkartılıp İzmit (Nikomedia) üzerine yöneltildiler.
İzmit'i ele geçiren Haçlılar bu şehri Bizanslılara teslim ettiler; fakat Almanlar ve Fransızlar birbiriyle kavga edip ayrıldılar. İki ayrı güruh halinde Haçlılar İzmit Körfezini dolanıp Yalova yakınlarında iki ordugah kurdular. Fransızlar hemen Selçuklu başkenti olan İznik (Nicea)'ya karşı hücuma başlayıp, yoldaki yerleşkeleri talana, yerli ahaliye (Müslüman ve Hıristiyan ayrılığı yapmadan) tecavüz edip onları öldürmeye başladılar. Buna karşılık Almanlar ise İznik'in kenarından geçip Xerigordon adlı bir kaleyi zaptedip o kaleye yerleşdiler. Burada Eylül sonunda Selçuk ordusunun hücumuna uğrayıp nerede ise tümüyle elimine edildiler. Bu haberi alan Yalova'da bulunan 20.000 kişilik diğer Haçlı ordusu 21 Ekim'de yürüyüşe başladı. Bu güruh da bir Selçuklu ordusu tuzağına yakalandı ve tamamen elimine edildi. Selçuklular sonra da Yalova'daki kampta kalan artçılar ve Haçlı ordusunu takip eden sivillerin hepsini elimine edilip Halkın Haçlı Seferini sona erdirdi. Fakat bu güruha güya komuta eden Keşiş Piyer Selçuk ordusunun artçılara hücumu sırasında orada bulunmadığı için kendi canını kurtardı ev Konstantinopolis'e geri döndü.[2].
[değiştir] Baronların Haçlı seferi
[değiştir] Katılan baronlar
Papa II. Urbanus'un Haçlı Seferi çağrısına Avrupa'daki hükümdarların hiçbiri karşılık vermemişler ve tek bir hükümdar bile Birinci Haçli Seferine katılmamıştır. Ancak şu önemli feodal baronlar Birinci Haçlı Seferi'ne katılmışlardır:
- Toulouse Kontu Raymond IV veya Raymond de Saint-Gilles;
- Bau'lu William ve oglu Bau'lu Raymond;
- Tranta Kontu Boemondo ve yeğeni Tancred Güney İtalya'da Norman hükümdarlar ailesinden;
- Vermandois'lı Hugh, Fransız Kralı I. Filip'in kardeşi
- Corteheuse'lı Robert, Normandi Dükü ve (sonradan İngiltere Kralı olan) Fatih William'in kardeşi ve onun sancak taşıyıcı şövalyesi Landes'li.
- Flandra Kontu II. Robert.
- Godfrey de Bouillon, Aşağı Loren Dükü; kardeşi Boulogne'lu Bauduin ve kuzenleri Bourg'lu Bauduin
- Blois Kontu Blois'lu II. Einne
- Amiens Kontu I. Enguerrand ve oğlu Marle'li Thomas
- Saint-Pol Kontu II. Hugues de Campdavaine ve oğlu Enguerrand.
Haçlı ordusu. kaynaklandığı ülke ve bölgeye uygun olmak üzere 4 esas orduya ayrıldı ve bu orduların değişik yollardan ve zamanlarda Balkanlara ve Konstantinopolis'e gitmeleri planlandı. Bunlar:
- Loren kaynaklı ordu: Godfrey de Bouillon ve Boulogne'lu Bauduin. Almanya'yı geçip Balkanlara kuzeyden girecek ordu;
- Italya Normanlar ordusu: Tranta Kontu Boemondo ve Tancerd de Hauteville idaresinde. İtalya'dan Balkanlarda Epir'e çıkacak ve Balkanları doğu yönünde geçecek ordu;
- Güney Fransalılar ordusu: Raymond de Saint-Gilles idaresinde. Kuzey İtalya'dan Balkanlara girip Sırbistan ve Makedonya üzerinden gidecek ordu;
- Fransızlar ordusu: Hugue le Grand, Robert Courteheuse ve Flandralı Robert. Loren kaynakli orduyu geceikmeyle takip edecek ordu.
[değiştir] Konstantinopolis'e varma
Daha onceden kabul edilmis tarih olan Agustos 1096da 4 esas Hacli ordusu Avrupa'dan yola cikti. Bu degisik ordular degisik yollalar Avrupa ve Balkanlari gecerek Kasim 1096 ile Nisan 1097 arasinda Konstantinopolis surlarina eristiler. Ilk gelen orduya komutan Vermandois'lu Hugh idi ve sonraki ordular Godfrey, Raymondo ve Boemando'nun idaresi altindaydi. Bu sefer Bizanslilara ve imparator I. Aleksius daha iyi hazirlanmisti, ordulara da daha disiplinli idi ve Hacli ordularinin yollarinda cok daha az sayida olay cikdi.[5] Bu Hacli ordusunun sayisini tahmin etmek cok zordur ve modern tarihciler degisik kaynaklar degisik usuller kullarak degisik sayilara varmislardir. Yetkili bir askeri tarihciye gore[6] toplam Hacli ordusu 30.000-35.000 askerden olusmaktaydi ve bunlardan 1.200u suvari idi. Raymondo 8.500 piyade ve 1.200 suvariden olusan en buyuk Hacli ordu grubuna komuta ediyordu.
Bu prensler ve Hacli ordulari Konstantinopolis'e hic iaseden yoksun olarak gelmislerdi ve I. Aleksios'dan yiyecek ve hayvan yemi vermesini beklemekteydiler. Aleksius bu Hacli ordusundan cok kuskuluydu. Bu kuskuya bir neden Halkin Hacli Ordusu ile olan felaketli iliskiler ve feci sonuctu. Aleksius'da diger bir kusku yaratan neden ise bu ordu icinde Norman sovalyeleri ile Boemondo'nun bulunmasi idi; Normanlar, Boemondo ve babasi Robert Guiscard, Balkanlara cikartma yapmis ta Konstantinopolis yakinlarina kadar ilerlemis ve Aleskius tarafindan imparator olmadan once ve impratorlugu elee gecirdikten sonra buyuk bir savasla zorlukla Balkanlaradan atilmislardi. Bu nedenle Boemondo'nun sehir disindaki ordulari kullanarak bir komplo ile sehri ele gecirmesinden korkuluyordu. [1]Haclilar I. Aleksius'un bu sefere katilmasini istemekteydiler ama imparator bu acayip disiplinsiz orduyu komuta etmeye hic tarafli olmadi ve onlarai kendi arazilerinden biran once ayrilmalarini sagalamla mesgul oldu. Bu orduya yiyecek ve hayvan iasesi vermek icin once ordunun komutanlarinin huzuruna cikip kendine vasal olduklarina ve Asya'da elelerine geceirdikleri topraklarai Bizans'a vereceklerine dair yemin etmeleri gereginde israr etti. Godfrey ilk defa bu yemini verdi ve digerleri biraz isteksiz olmakla dsadakat yemini verdiler. Ancak Raymondo kendinin Hac uzerinde yemin ettigi icin bu sadakat yemini vermek icin zorluk cikardi ama Bizans diplomasisi bir uygun formul buldu ve sadece levazim bulmak icin talan yapmayacagina yemin etti. Aleksius bu ordulari Bogaz'dan karsiya gecirmeden once gorusup Selcuklu ordularina karsi nasil taktikler ve strateji uygulamalari gerektigi hakkinda bilgiler verdi. [5]
[değiştir] İznik kuşatması ve fethi
1097'de Baronların Haçlı ordusu Anadolu'ya geçti ve burada Keşiş Piyer'in "Halk Haclı Seferi" ufak kalıntıları ile birleştiler. Haçlılara kılavuzluk ve destek sağlamak icin iki Bizans generali, Manuel Boutoumides ve Taticius, idaresindeki Bizans ordusu da onlara refakat ediyordu. Bu Haçlı ordusunun ilk hedefi bir eski ve ünlü Bizans şehri olan fakat Sultan Kılıç Arslan'ın Selçuklu başkenti olan İznik (Nikea) idi. Kılıç Arslan Anadolu'da Danişmendoğulları ile savaşmakta idi ama devlet hazinesi ve ailesi İznik'te kalmıştı. Haçlı ordusu İznik'i kuşatma altına aldı.[1] Fakat şehir İznik Gölü yoluyla kayıkla gelen yiyecek ile iaşe edilebilmekte idi. Kılıç Arslan alelacele geri donüp 16 Mayıs'ta kuşatan orduya hucum ettiyse de kuşatmayı yarmayı başaramadı. Her iki tarafda da büyük telefat olduğu için geri çekilmek zorunda kaldı. [1] Sonunda Haçlılar Bizans İmparatorunun sağladığı kayıkları kara üzerinden kesilmiş ağaç gövdeleri üzerinden kaydırarak İznik Gölü'ne getirdiler ve göl üzerinden yapılan tedariki önlediler. Bunun üzerine kalenin Selçuklu komutanı 18 Haziran'da Bizans kuvvetleri komutanına şehri teslim etti. Şehri Bizanslılar aldığı için o zamanın savaş kurallarına göre Haçlı orduları şehri talan edemediler. Bu Haçlı orduları içinde, Bizanslılar aleyhinde büyük bir hoşnutsuzluk yarattı. Ama zaten Haçlıların verdikleri sadakat yeminine göre İznik'in Bizans idaresine geçmesi gerekmekteydi ve I. Aleksius Haçlılara epeyce hediyeler verip gönüllerini almaya çalıştı. İznik böylece tekrar Bizans eline geçti. [1]
[değiştir] Birinci Dorileon Muharebesi
- Ana madde: Dorileon Muharebesi (1097)
Haziran ayinin sonunda Hacli ordusu Anadolu'yu gecip Kudus'e gitmek icin yuruyuse basladi. Fransiz soylu asillerinden biri (Blois'li Stephen) karisina gonderebildigi nadir bir mektupta bu gecisin 5 hafta surecegini belirtmisti.[7] Gercekte bu gecis 2 yil surdu.
Bizanslilar kilavuzluk yapmak ve destek saglamak icin Taticius komutasinda bir Bizans birligini Hacli ordusuna baglamislardi. Hacli ordusu idare ve iase toplama kolayiligi saglamak nedeniyle ikiye bolundu: birisi Boemondo idaresinde Normanlardan olusmakta ve diger Godfrey ve Papa temsilcisi Adhemar idaresinde Fransizlardan olusmaktaydi. [1] Iki ordu grubu Eskişehir yakinlarinda Dorileon ovasinda birlesmek kararliydilar. 1 Temmuz'da onde yuruyen Normanlardan olusan grup Anadolu Selçuklu Sultanı I. Kılıç Arslan tarafından karşılandı. Kilic Arslan Iznik'in dusmesinden sonra ordusunu buyutmustu. Selcuklu ordusunun cok oynak okcu suvarileri Normanlardan olusan Hacli ordu grubunu sardi. Normanlar hemen askerlerini sikica yaklastirdilar ve asker olmayanlar ve agirliklar etrafinda toplandilar. Arkadan gelen Fransizlardan olusan ikinci gruba bu baskin icin haber gonderdiler. Godfrey Fransiz zirhli agir suvarileri basinda Selcuklu guclerini yardi ve Adhemar'da yandan gecerek arkadan vurdu. Ikinci ordu grubunun bu kadar cabuk bir araya gelecegini, bu kadar agir bir darbe inderecegini beklemeyen ve birlesen Hacli ordusuna cikisamayacagini anlayan Sultan Kilic Arslan Selcuk ordusunu epeyce telef vererek geri cekmek zorunda kaldi.[1]
[değiştir] Anadolu'dan geçiş
Bundan sonra Haçlı ordusunun Anadolu'dan geçişinde Haçlı ordusunun doğrudan doğruya karşısına çıkan Selçuklu ordusu bulunmadı. Kılıç Arslan gerilla taktikleri ve yakıp-yıkıp çekilmek stratejisi uygulamaya koyuldu. Haçli ordusunun yolu üzerinde ve yakınlarında bulunan bütün yerleskeleri ve yetiştirlen hububat ve yiyecekleri yakıp yıkmaya; Haçlı ordusuna iaşe ve hayvan yemi sağlanmasını önlemeye çalıştı ve önemli su, kuyu ve kaynaklarını battal etmeye çalıştı. Anadolu sıcağı altında Haçlı ordusu yarı aç ve susuz ilerledi. Birçok asker ve sivil Haçlı ordu mensubu ve hayvanları bu yolda telef oldu. Su, iaşe ve hayvan yemi için yoldan uzak alanları talan etmek zorunda kaldılar. Anadolu'da bulunan Hiristiyanlar bu ordulara yiyecek ve para yardımında bulunmakla beraber bu Haçlı ordusunun fecaaatine pek katkı yapmadı. Diğer taraftan katolik Frank Haçlılar ortodoks Anadolu hıristiyanlarını devamlı olarak küçük görmekte ve eğer imkan varsa Hıristiyan, Müslüman ayırt etmeden talana devam etmekteydiler. [1]
Haçlı ordusu liderleri birbirleriyle başkomutan olmak için devamlı mücadele ettiler. Papa'nın temsilcisi Adhemar'ın dinsel lider olduğu kabul edilmekle beraber; hiçbir prens/komutan bu gorevi almayı başaramadı.
Haçlı ordusu Gülek Boğazı'nı geçtikten sonra bir kısmı ana ordudan ayrıldı. Boulogne'lu Bauduin kendi ordusu ile Fırat Nehri civarında bulunan Ermeni arazilerine yürüdü. Bauduin'in karısı nedeniyle Avrupa'da araziler ve servet beklemekteydi; o Anadolu'da ölünce; kendinin idare edeceği bir arazi bulmak istemekteydi. 1098 başlarında o zamanki Edessa'da, (şimdi Şanlıurfa) Ortodoks olan halkı tarafından beğenilmeyen bir Ermeni Katolik Kilisesi mensubu olan Ermeni Kralı Thoros, Bauduin'den yardım istedi ve onu özel bir törenle evlat edinerek kendine varis yaptı. Çok geçmeden Thoros bir suikastla öldürüldü. Böylece Bauduin kendisine Edessa Kontu ünvanı vererek idareyi ele alıp ilk Haçlı Devleti olarak Edessa Kontluğu devletini kurdu.[8]
[değiştir] Antioch kuşatması
- Ana madde: Antioch kuşatması
Hacli ordulari ac perisan Ekim 1097de Antakya kalesi onune geldiler. O zaman kale Selcuklu komutani Turk Yagisiyan'di. Arap tarihci Ibn al-Athir'in cok ayrintili olarak verdigi gibi, Hacli ordularinin gelisini onceden haber alan Yagisiyan sehirde yasayan Hristiyanlarin dindaslarina yardim etmesinden korkttugu icin butun Hristiyan erkekleri kale disina cikartti. Kalede emrinde 6.000 veya 7.000 askeri bulunuyordu; buna karsilik Hacli ordusu yaklasik 30.000 kisi idi.[9] Fakat Antakya kalesi surlari tas ve tugladan yapilmis yaklasik 12.000 metre uzunlukta ve 3 kademede 360 kulesi bulunan cok tahkimli bir kale idi ve doguda Habib el-Najjar Daginda bir ic kale bulunmaktaydi. Sehirde cok yiyecek sakli bulunyordu ve sehir surlari icinde bahceler, bostanlar hatta tarlalar bulunmaktaydi. Buna karsilik Hacli ordusu devamli yiyecek ve hayvan yemi sikintisi cekmekteydi ve iase bulma birlikleri cok genis alanlara, hatta Halep civarlarina, yayilmislardi. Haclilar beklemedikleri durumlarala karsilasmislardi; gec mevsim dolayisiyla hava devamli yagisliydi; sehrin etrafi camur deryasina donmus; sehir bati duvari kenarindan gecen Asi Nehri yukselmisti; ve bunun ustune Haclilarain hic alismadigi bir dogal olay devamli hafif depremlerin olmasiydi.
Yagisiyan once Sam'daki emir Dukak'dan yardim istedi ve bu emir Aralik 1097de ordusuyla harekete gecmekle beraber bir Hacli iase arama birligi ile catismaya giristikten sonra yardimdan vazgecti. Bu sefer Ocak 1098de Yagisiyan Halep emiri Ridvan'dan yardim istedi. Ridvan'in gonderdigi birkac bin suvariden olusan ordu komutanlarinin yeteneksizligi dolayisiyla Antakya kalesi yakinlarinda Haclilar tarafindan yenildi. Bu sefer Yagisiyan iki haftalik yuruyus yolunda bulunan Musul Atabeyi Kerboga'dan yardim istedi. Kerboga Nisan 1097 sonunda yaklasik 30.000 kisilik ordusuyla Antakya'ya yardim icin yola cikti. Fakat once Urfa'da Edessa Hacli Kralligi kuran Bouduin uzerine yurudu ve Urfa'yi 3 hafta basarisiz olarak kusatti.Ondan sonra yine Antakya uzerine yurumeye basladi. [9]
2 Haziran aksami Firuz adinda Ermeni'den donme bir zirh tamircisi Yagisayan'in kendisini karaborsa faaliyetelerinden dolayi cezalandirmasinin ocunu almak icin ve Haclilarin kendine vaad ettikleri altin ve toprak bagislarindan gozu kararak sehrin buyuk kulelerinden olan Iki Kizkardes Kulesi'nde bir pencereden Haclilarin sehre girmasini sagladi. Sehrinde Haclilarin bulundugunu anlayan Yagisayan ailesini geride birakarak sehirden kacmayi basardi ama bir Hristiyan Ermeni tarafindan sehrin uzaklarinda bulunarak kafasi kesildi ve sehri ele geciren Haclilara gonderildi. Komutansiz kalan sehirdeki Musluman gucler cok gecmeden Haclilar tarafindan alt edildiler ve ancak kucuk bir kuvvet Yagisiyan'in oglu Sams ul-Devle komutasinda ic kaleye kapanmayi basardi. 3 Haziran gunu ic kale haric sehri ele geciren Hacli ordusu bir katialam ve talan hareketine giristi; butun orduya dahil askerleri ve sivil Muslumanlari, kadinlar ve cocuklar dahil, kilictan gecirip oldurduler. Butun Muslumanlara ait yapilari ve ozellikle camileri yikip yerle bir ettiler. Sehrin her yanini talan ettiler.[9][2].
Ic kale daha Sems-ul Devle'nin elinde idi. Hacli ordulari bu kaleyi almak icin hucumlar yaptilar. Ama kale cok korunakli oldugu icin ele geciremediler. Bu hucumlarin birinde hacli komutanlarindan Boemondo yaralandi. Sems Haclilarin ickaleyi terk etmesi icin yaptiklari para tekliflerini de kabul etmedi. Hacli ordusu ickale etrafina guvenlik karakollari kurarak sehir icinde yerlesti.
Tam bu sirada Mntioch kalesinin dususunden uc gun sonra cesitli diger ordulara takviye edilmis Musul Atabeyi Kerboga'nin ordusu Antioch onunde gorundu. Bu ordu kale icinde bulunan Hacli ordusunu kusatmaya aldilar.
Haclilar kaleyi ele gecirdikleri zaman Yagisiyan'in iase stoklarinin cok dusuk seviyelerde oldugunu gormuslerdi. Haclilar daha once de aclik cekmislerdi ama o zamnalar etrafa bazan cok uzak tarflara iase toplama birlikleri gonderip az da olsa yiyecek bulabiliyorlardi. Ama Kerboga'nin kusatmasi dolayisyla Antioch kalesi icinde kalinca bunu yapmalarina imkan kalmamisti. Arap tarihcisi Ibn-i Athir'e gore
| “ | Antioch'u zaptettikten sonra 12 gun Frenkler yiyeceksiz kale icinde kapali kaldilar. Asil sovalyeler kendi atlaraini yediler. Daha fakir olanlara olu hayvanlari ve agac kabuklari ve otlari yediler. | ” |
Bazi kaynaklar Haclilar arasinda yamyamlik, yani insan olusu yeme, aliskanligi baslandigini bildirirler.
Bu sırada Musul Atabey'inin kampında da askerler arasında büyük hoşnutsuzluk çıkmıştı. Kerboğa'nin hemen hucüma geçmemesi birçok asker, subay ve komutanı tedirgin etmekteydi. Birçok emir Kerboğa'nin muharebeyi kazanirsa kendini büyuk emir ilan edip diğer emirleri hükümü altına almasından korkmaktaydı. Bunların başında sonradan Kerboğa'ya katılmış olan Şam Emiri Dukak geliyordu. Askerinin bu hoşnutsuzluğunu hisseden Kerboğa Haçli ordusundan ateşkes için müzakereler istemeye kadar gitmişti. Bunu Kerboga'nın korkak davranış ve komutasının son bir emaresi olarak gören emirler başta Dukak olmak üzere askerleriyle orduyu terke hazırlanmakta idiler.
Diğer taraftan Antakya kalesi içinde beklenmedik bir mucize ortaya çıkmıştı. Haçlılar arasında bulunan, Marsilya'li Pierre Barthelemy adlı bir keşiş bir sıra dinsel hayaller görmeye başladı; St Andreas ona İsa'nin çarmıha gerildikten sonra öldürülmesi icin kullanılan Kutsal Mızrakın Antakya'da Katedralinin zemininde gömülü olduğunu ve bu mızrağı kullanarak Müslümanlara karşı galip geleceğini söylemişti. Antakya katedralinde Berthalamy'nin hayalinde görmüş olduğu yerde zeminde kazı yapıldı ve burada bir mızrak bulunup çıkartıldı. Birçok kişi bunun bir mucize olduğundan şüpheliydi, ama Haçlı ordusu morali birden yükseldi. [1] Arap tarihçisi Ibn'i Athir Haçlı ordularında Papa'nın temsilcisi olan Le Puy Başpiskoposu Adhemar'in bir mızrağı Kusyatta saklayıp sonradan bulduğunu söyler. Fakat diğer kaynaklar Le Puy'lu Adhemar'ın bu mucizeden şüphesi olan kişiler arasında bulunduğunu belirtirler.
Böylece gayet üstün moral kazanan, başlarında Kutsal Mızrakla Le Puy Baspiskaposu bulunan Haçlı ordusu 18 Haziran 1098de Antakya'dan çıkış yaparak Kerboğa'nin ordusu üzerine büyük bir hücuma geçti. Tam bu sırada Şam Emiri Dukak ve eğer muharebeyi kazanırsa Kerboğa'nin kendilerine hüküm edeceğinden korkan diğer emirler Kerboğa ordusundan ayrıldılar. Kalan ordu büyük bir mağlubiyete uğradı. Kerboğa kendini zor kurtarıp ordusuz Musul'a donebildi. Antakya'da iç kalede sarılmış bulunan Şems-i Devle de bundan sonra Haçlılarla müzakerelerden sonra kendisini ve askerlerine serbest geçiş hakkı kazandı ve iç kale de Haçlılar eline gecti. Bu galibiyet bir Hristiyan efsanesine dönüştürülmüş ve Hristiyan evliyalarının Haçlı ordusunun başına geçerek Kerboğa'nın ordusunu kırarak galibiyeti sağladığı söylenegelmiştir.
Bu beklenmedik galibiyetten sonra Haçlı ordusu bir müddet daha Antakya'da kaldi. Ordunun soylu idarecileri arasinda buyuk bir anlasmazligin cozumlenmesi gerekti. Hacli ordu komutanlari Konstantinopolis'te iken Bizans Imparatoru'na sadakat yemin etmisler ve ellerine gecirecekleri eski Bizans arazilerini tekrar Bizans'a terk etmeyi kabul etmislerdi. Antakya onemli eski bir Bizans sehri idi ve hala buyuk bir Rumca konusan Hristiyan nufus orada bulunmaktaydi. Kuzey Fransiz Haclilar, Guney Fransa'dan gelen Haclilara ve Guney Italya'dan gelen Norman haclilar birbirlerine dustuler. Guney Italyali Norman Boemondo Bizans Imparatoru'nun kendilerine katilmammasi dolayisiyla verdikleri yeminin gecersiz oldugu iddiasindaydi ve Antakya kalesinin ele gecirilmesinde gosterdigi sahsi ustun basari dolayisiyla Antakya ve civarinin kendi sahsi hukumdarligina verilmesini savunmaktaydi. Toulouse'lu Raymondo ise buna tamamen karsisindaydi.
Bu sırada Temmuz, Ağustos aylarında Haçli ordusu ve şehir nufusu arasinda bir veba salgini cikti ve bircok kisi, bunlar arasinda 1 Agustos'da Papalik temsilcisi Le Puy Baspiskoposu Adhemar, oldu. [10]
Kuşatma sırasında öldürülup yendiği için, Haçlı sovalyelerin hic atlari kalmamisti; devamli iase bulmak gerekmekteydi. Ama onceleri bolgedeki Muslumanlar bunlari tedarik etmekten kacinmaktaydilar. Bunun icin Haclilar Antakya yakinlarindaki koy, kasaba ve sehirlere hucumlar duzenleyip zorla at ve iase toplamaya basladilar ve bu zorbalaga karsi duaran sehirleri kusatip talan ettiler. Bunlar arasinda en unlusu "Ma'arrat al-Numan" adli kaleye Aralik'ta yaptiklari hucumdur. Musluman ve cok inanilir Hristiyan tarihciler bir Hacli ordusu tarafindan kusatilmis bu sehir kalesinin ele gecirilmesinden sonra Haclilarin Muslumanlari oldurup kazanlarda olulerin etlerini kaynatip yediklerini bildirirler.[9][11][12]Abd'l-Ala sehri ise 13 Ocak 1099da yapilan hucumdan sonra tamamiyle yakilip yikildi; kalesinin taslari bile teker teker sokulup sehir ortadan kaldirildi. Bircok Arap sehri ise elciler ve hediyeler gondererek Haclilarin her isteklerini yerine getireceklerini belirttiler.
Fakat ozellikle asil olmayan Haclilar kendilerini Kudus'e asker haci olarak gitme hedefleri oldugu icin bu gecikmeden gittikce dedirgin olmaktaydilar. En sonunda 1099'da Hacli ordusu tekrar Kudus uzerine yurumek icin Antakya'dan ayrildi. Ama sehri Bizans'a geri verilmedi ve burada Antioch Prensiligi devletini kurup basina Beomondo'yu gecirdiler.
[değiştir] Kudüs yolunda çarpışmalar
[değiştir] Kudüs kuşatması
Godfrey de Bouillon tarafından sevk ve idare edildi. Uzun ve yıpratıcı bir seferden ve Müslümanlara karşı gerçekleştirdikleri pek çok yağma ve katliamdan sonra gerçekten de Kudüs'e vardılar.
Kudüs'ün kuşatılması sırasında Haclı orduları şehrin surlarına bir çok başarısız saldırılarda bulundular ve geri püskürtüldüler. Filistin'e gelmiş olan Genevizli askerler karaya oturttukları gemilerini parçalayarak tahtalarını Kudüs önlerine getirdiler ve iki tane kuşatma kulesi yaptılar. Bunlar 14 Temmuz gecesi şehrin duvarları önune getirildi.Gasta adlı birincil kaynaga göre, 15 Temmuz günü bu kulelerden şehrin kuzeydoğu kapısı önünde bulunana Godfrey komuta etmekteydi; askerlerinden iki Flandralı sövalye ilk defa kuleden şehre girmeyi başardı. Bundan sonra Godfrey, kardeşi Boulogne'lu Eustace, Tancerd ve askerleri de şehre girdiler. Raymond komutasındaki ikinci kule bir hendek dolayısıyla ilerleyemedi; ama şehre Haçlıların girdiği haberini öğrenen kapı savunma komutanı Raymond'a teslim olup kapıyı açtı.[2]
[değiştir] Kudüs'ün işgali ve şehirdeki Müslüman ve Yahudilerin katliamı
15 Temmuz 1099 günü öğleden sonra, akşam üstü ve ertesi sabah Haçlı ordusu mensupları Kudüs'de bulunan bütün Müslümanları ve Yahudileri öldürmeye başlayıp dünya tarihinde eşine az rastlanır bir vahşet gerçekleştirdiler. Haçlı ordusu Kudüs'te iki gün içinde şehirdeki yaklaşık 40 bin tüm Müslümanları ve Yahudileri kılıçtan geçirdiler.
Birçok Müslüman Kudüslü Mescid-i Aksa camiine ve aynı Tapınak Tepesinde Yahudiler de Batı Duvarı (Ağlama Duvarı) kenarında bulunan kendi sinagoglarına sığınmışlardı. Süleyman Tapınak Tepesi üstünde kendi tapınaklarına sığınanların hepsi tek Müslüman ve Yahudi hayata bırakılmadan öldürüldü. Bu tarihi gerçek hem Batı Avrupalı Haçlılardan tarih yazanlar tarafından hem de zamanın tarihini yazan Arap kaynaklarında belgelenmektedir.
O zamanda yaşamış, ismi bilinmeyen bir Latince tarih yazarının "Gesta Francorum" adlı eserinde bu durum şöyle betimlenmektedir:
| “ | ... bizim askerlerimiz Hazreti Süleyman Tapınağına kadar onları katlederek , öldürerek takip ettiler; burada katliamla o kadar çok kişi öldürülmüştü ki ölenlerin akan kanı katliama devam eden askerlerimizin ayak bileklerine kadar yükselmişti. | ” |
Yine durumu diğer bir birincil kaynak "Chartres'li Fulcher" tarihinde
| “ | Bu tapınakta 10.000 kişi öldürüldü. Gerçekten orada olsaydınız ayaklarımızın ayak bileklerine kadar öldürülenlerin kanı ile kaplı olduğunu görürdünüz. Daha başka ne denilebilir? Buradaki hiç kimse hayatta bırakılmadı; ne kadınların ne çocukların hayatını bağışladılar. | ” |
Diğer Haçlı yazarlardan biri olan, Aguiles'li Raymund ("Historia Francorum qui ceperunt Iherusalem" eserinde) bu vahşeti "övünerek" şöyle anlatır:
| “ | Görülmeye değer harika sahneler gerçekleşti. Adamlarımızın bazıları - ki bunlar en merhametlileriydi - düşmanların kafalarını kesiyorlardı. Diğerleri onları oklarla vurup düşürdüler, bazıları ise onları canlı canlı ateşe atarak daha uzun sürede öldürüp işkence yaptılar. Şehrin sokakları, kesilmiş kafalar, eller ve ayaklarla doluydu. Öyle ki yolda bunlara takılıp düşmeden yürümek zor hale gelmişti. Ama bütün bunlar, Süleyman Tapınağı'nda yapılanların yanında hafif kalıyordu. Orada ne mi oldu? Eğer size gerçekleri söylersem, buna inanmakta zorlanabilirsiniz. En azından şunu söyleyeyim ki, Süleyman Tapınağı'nda akan kanların yüksekliği, adamlarımızın bileklerinin boyunu aşıyordu. | ” |
İbn al-Kalanisi (1073-1160) Şam tarihini işleyen Zeyl Tarih Dimaşk adlı zamanınin tarihinde "Ahaliden çoğu öldürüldü. Sinagoglarına sığınan Yahudileri Franklar kafalarının üstünden yaktılar" demekte ve bu yangından sonra hiçbir yaşayan Yahudi kalmadığını yazmaktadır. Bazı yazarlar Haclı askerlerin Sinagog içinde Yahudiler yanmakta devam ederken "İsam, Sana Tapıyoruz." ilahisini iniltiler üzerine duyurmak için bağırarak söylüyerek sinagog etrafında eğlendiklerini yazarlar.
Arap tarihci Ibn-i al Athir (1160-1233) Al-Kamil fi'l Tarih (Mukkemmel Tarih)" adlı 13 ciltlik abide eserinde
| “ | Kutsal şehrin nüfusu kılıçtan geçirildi ve Frenkler bir hafta süren bir Müslüman katilamına giriştiler. Mescid-i Aksa Camiinde yetmiş binden fazla kişiyi öldürdüler. | ” |
demektedir.
Bazı yazarlar birkaç Müslüman'in bu katliamdan kurtulduklarını söyliyerek bu katliamin önemini azaltmaya yeltenirler. Örneğin, Haçlı komutanı Tancred Tapınak Dağı etrafının kendine verildiği için oraya sığınmış Müslümanlardan bazılarını öldürmekten kurtarmak istediğini; fakat diğer Haçlıların onu dinlemeyip katliama devam ettiklerini bildirler. Yine ismi bilinmiyen "Gesta Francorum" tarih yazarı
| “ | Şehir inançsızlardan ele geçirilince, bizim askerlerimiz şehirde bulunan çok sayıda inancsızı, hem erkek hem kadın, ellerine geçirdiler, bunları ya öldürdüler ya da kul olarak aldılar. | ” |
diye yazması, şehirlilerinin bazılarının Haçlılar tarafından kul olarak alınmasını Haçlıların ne kadar insaflı davrandıklarına yormaktadırlar. Yine aynı yazarın
| “ | [Liderlerimiz] bütün şehir ölü Arap cesetleri ile dolu olup bunların şehri fena kokuttuklari için bütün ölü [Arap] cesetlerinin şehirden dışarı atılmasını emrettiler ve böylece hayatta kalan Araplar bütün cesetleri şehrin çıkış kapılarına sürüklediler ve oralarda sanki yüksek evler gibi yığınlar yaptılar. İnançsız kişilerin bu kadar büyük katilamını hiç kimse görmüş duymuş değildi. Yakılan ölü cesetleri sanki piramidler gibi yığınlanmıştı. Kaç kişinin öldürülmüş olduğunu Allahtan başka kimse bilemez. | ” |
diye yazmasından, piramidler gibi ölü yığınları hiç önemsizmiş gibi, ölüleri sürükleyenlerin Arap olmasından (ki bunların Müslüman olup olmadığı işaret edilmemekte) her Müslümanın öldürülmediğine dair bir sonuç çıkarmaktadırlar.
Diğer taraftan bazı yazarlar Ortodoks Hristiyanların da öldürüldüğünü yazmaktadırlar. Buna karşılık Ortodoks Hristiyanların Kudüs fethinden sonra şehirde bulunduğuna dair belgeler bulunmaktadır. Haçlılar şehri ellerine geçirince baş hedefleri olan Kutsal Mezar Kilisesi (Kıyamet Kilisesi) içinde yüzyıllardır Kudüs'un kimin elinde olduğundan hiç etkilenmeden, dinsel görev sağlayan doğulu Hristiyan (Rum, Gürcü, Ermeni, Kopt, Suriyeli vb) papaz ve keşişleri oradan attılar. Bu aşırı fanatik Katolik Haçlı tutumuna direnmek isteyen Doğulu papazlar bu kilisede bulunan "Gerçek İstavroz"'un sakladığı yeri önce ifşa etmrediler. Ama bu bütün Hristiyanlar için kutsal olan eşyayı korumakla görevli papazlar Haçlılar tarafından işkenceye tabi tutuldu. Bu işkenceden sonra bu kutsal kalıntı da zorla Haçlı Hristiyanlar eline geçti.
Sonuç olarak tarafsızlık prensibine güya uyularak, Hristiyan katliamindan kurtulan Müslümanlar bulunduğunu göstererek Haçlı katiliamın aksini iddia edilmesine her ne kadar çalışırlarsa çalışılsın, Birinci Haçlı Seferinde Kudüs'ün Haçlılar tarafından fethinin sonucunun şehir Müslüman ve Yahudi halkının büyük bir vahşetle öldürüldüğü gerçeğini saklamak olanağı bulunmamaktadır. Kaç kişinin nasıl öldürüldüğü hakkında ve daha basitce sadece kaç kişinin öldürüldüğünü tahmin etmek için çok fazla birincil kaynak bulunmadığı; ama zaten 11. yüzyılın hiçbir olayı için de tümüyle inandırıcı birincil kaynak bulunmadığı da gerçektir.
[değiştir] Filistin'in Haçlılar tarafından idaresi
Haçlılar Kudüs'ü zaptettikten sonra, Suriye ve Filistin'de bir Kudüs Krallığı kurdular.
Bir süre sonra Türklerin Musul Atabeyi, Halep'i ve Şam'ı geri aldı ve Kudüs Kralını esir ederek, krallığına son verdi.
[değiştir] Dipnotları
- ^ a b c d e f g h i j k l m n o Ashbridge, Thomas (2004) The First Crusade: A New History . Oxford.
- ^ a b c d e Runciman, Steven (çev. Fikret Işıltan) (1998), Haçlı Seferleri Tarihi: I. Cilt Birinci Haçlı Seferi ve Kudüs Krallığının Kuruluşu, Ankara:Turk Tarih Kurumu Yayınları
- ^ Konseyde bulanan yazarlar "Dol'lu Baldric", "Nogent'li Guibert", "Kes'lii Robert" ve "Chartres'li Fulcher"dır; ve orada bulunmayanlara arasında "Sur'lu William" ve Malmesbury'li William" gibi ünlü vakanüvis yazarları bulunmaktadir.
- ^ Norwich, John J. (1991), Byzantium:the Decleine and Fall, Londra:Penguin ISBN 0-14-011449-1 (İngilizce) say.29-44
- ^ a b Asbridge, Thomas (2004), The First Crusade: A New History (Birinci Hacli Seferi: Yeni bir Tarih), Oxford:Oxford University Press, ISBN 0-19-517823-8 (İngilizce), say. 103-105.
- ^ Nicolle, David (1999) The First Crusade 1096-99: Conquest of the Holy Land (Birinci hacli Seferi ve Kutsal Ulkelerin Fethi), Osprey (İngilizce) say. 21, 32
- ^ Tyerman, Christopher (2006), God's War: A New History of the Crusades (Allah'in Savasi: Hacli Seferleri icin yeni bir tarih) . Cambridge: Belknap Press of Harvard University Press. ISBN 0-674-02387-0. (İngilizce) say.122
- ^ Runciman, Steven (1980) The First Crusade (Birinci Haçlı Seferi), Cambridge:Cambridge University Press ISBN 0-521-23255-4 (İngilizce) say. 149.
- ^ a b c d Maalouf, Amin (çev. Mehmet Ali Kılıçbay) (1998),Arapların Gözüyle Haçlı Seferleri, İstanbul:Telos Yayıncılık
- ^ Lock Companion to the Crusades say. 23
- ^ Michaud, Joseph Francois (1817-1822), L'Historie de Croisade, Cilt.1 ve Bibliografya say. 48,76,183, 248
- ^ say.261
[değiştir] Ayrıca bakınız
[değiştir] Dış kaynaklar
[değiştir] Birincil kaynaklar
- Aachen'li Albert, Historia Hierosolymitana
- Comnena, Anna, Alexiad
- Nogent'li Guibert, Dei gesta per Francos
- Chartes'li Fulcher, Historia Hierosolymitana
- Gesta Francorum et aliorum Hierosolimitanorum
- Peter Tudebode, Historia de Hierosolymitano itinere
- Aguilers'li Raymond , Historia Francorum qui ceperunt Iherusalem
- İbn al-Kalanisi, Zeyl Tarih Dimaşk
- İbn al-Athir, Al-kamil fi'l-Tarih, cilt.10
[değiştir] İkincil kaynaklar
- Maalouf, Amin (çev. Mehmet Ali Kılıçbay) (1998),Arapların Gözüyle Haçlı Seferleri, İstanbul:Telos Yayıncılık ISBN 975-545-092-0
- Runciman, Steven (çev. Fikret Işıltan) (1998), Haçlı Seferleri Tarihi: I. Cilt Birinci Haçlı Seferi ve Kudüs Krallığının Kuruluşu, Ankara:Turk Tarih Kurumu Yayınları ISBN 975-160-678-0
- Ashbridge, Thomas (2004) The First Crusade: A New History . Oxford. ISBN 0-19-517823-8.(İngilizce)
- Flori, Jean Flori, (1997) La Première Croisade. L'occident chrétien contre l'Islam, Bruxelles, Edition Complexe, ISBN 2-87027-436-X (Fransızca)
- Hillenbrand, Carole (2000) The Crusades: Islamic Perspectives. Routledge. ISBN 0-415-92914-8.(İngilizce)
- Runciman, Steven (1980). The First Crusade. Cambridge. ISBN 0-521-23255-4. (İngilizce)
- Setton, Kenneth (1969–1989). A History of the Crusades. Madison. [1]. (İngilizce)
- Tyerman, Christopher (2006). God's War: A New History of the Crusades. Cambridge: Belknap Press of Harvard University Press. ISBN 0-674-02387-0.

