Altıncı Haçlı Seferi

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Atla: kullan, ara
Altıncı Haçlı Seferi
Haçlı Seferleri
Fridrich2 Al-Kamil.jpg
II. Friedrich (sol), Sultan Kâmil ile buluşuyor
Tarih 1228 - 1229
Bölge Kıbrıs, Filistin
Sonuç Kesin Haçlı zaferi
Taraflar
Kutsal Roma İmparatorluğu ve müttefikleri Flag of Ayyubid Dynasty.svg Eyyubiler Armoiries Chypre.svg Kıbrıs Krallığı
Armoiries Ibelin.svg İbelin
Komutanlar
Holy Roman Empire Arms-single head.svg II. Friedrich
Den tyske ordens skjold.svg Hermann von Salza
Flag of Ayyubid Dynasty.svg Kamil Armoiries Chypre.svg Kıbrıslı I. Henry
Armoiries Ibelin.svg İbelinli John

Altıncı Haçlı Seferi, Kudüs'ün geri alınması için 1228 yılında Beşinci Haçlı seferi'nin başarısızlıkla bitmesinden yedi yıl sonra başlatılan Haçlı Seferidir.

Diğer Haçlı Seferlerine kıyasla bu Haçlı Seferinde gayet az askeri çarpışma olup fazla kan dökülmeden gelişip sona ermiştir. Kutsal Roma İmparatoru II. Friedrich Eyyubi Sultanı Kamil bin Adil ile diplomatik girişimlerden sonra onunla uzlaşmış ve 1229 Latin Kutsal Kudüs Krallığı tekrar Kudüs'ü ve diğer küçük alanları kontrolü altına almıştır. Bu durum 15 yıl değişmeden devam etmiştir.

II. Friedrich ve Papalık[değiştir | kaynağı değiştir]

Sicilya Kralı, Almanya Kralı ve 1220'den itibaren Kutsal Roma-Germen İmparatoru olan II. Friedrich'in Beşinci Haçlı Seferi'ne şahsen katılması için once Papa III. Honorius ve sonra Papa II. Gregarius tarafından ısrarla teşvik edilmesine ve Mısır'da bulunan Haçlıların büyük bekleyişlerine rağmen, II. Friedrich bu sefere şahsen katılmadı. Ama çok sayıda Alman Haçlı askerleri göndermek suretiyle bu seferi yakından desteklediğini açıkca ortaya koydu. Şahsen iştirak etmemesine başlıca iki neden hükümdarılık yaptığı ülkelerde siyasi durumunu pekiştirmek idi. Almanya'da yetişmemiş olduğu için gayet parça parça büyüklü küçüklü devletlerden oluşan bu ülkede krallık yapmak için bu parçalara ayrı ayrı şahsi dikkatini çekmesi ve kendini iyi tanıtması gerekmekteydi. Sicilya Kralı ve güney İtalya'daki topraklarında eski Norman Hautville hanedanı sona ermişti ve saltanat kendisinin ilk hükümdari olduğu Hohenstaufen Hanedanı'na geçmişti. Bu hükümdarlık gücünü konsolide etmesi ve özellikle bu ülkeye gözünü dikip bu ülkenin bir kısmını hatta hepsini Papalık Devleti idaresi altına almak isteyen papanın entrikalarına karşı hazır bulunması gerekli idi.

1218'de Beşinci Haçlı Seferi Mısır'a Dimyat'a yöneldi ve bu kaleyi aldı. Bu sırada Eyyubiler Mısır Sultan Adil öldü. Yerine Mısır Sultanlığına oğlu Kamil bin Adil geçti ve 1200'den beri Şam valisi olan diğer oğlu Muazzam bin Adil Suriye Eyyubiler Sultanı oldu. Dimyat'ı eline geçiren Haçlılara karşı her iki Sultanın ordusu savaşmaktaydılar. Bu savaş sırasında Eyyubiler Sultanı Kamil Dimyat'ta bulunan Haçlılara özel şartlar altında barışsal olarak Kudüs'ü verme teklifleri yaptığı bilinmektedir. Bu teklifler üzerinde müzakereler sonunda bir anlaşma sağlanması çok muhtemeldi; ama Beşinci Haçlı Seferi genel idarecisi, Papalık temsilcisi Kardinal Albano'lu Pelagius'un gayet sert tutumu bu gayet uygun tekliflerin Haçlılar tarafından red edilmesine yol açtı.

Eyyubiler Şam Sultanı olan Muazzam Eyyubi de bu Eyyubiler teklifi hakkında pek çekimserdi ve Suriyeliler bu tekliflerin kendileri aleyhlerinde işleyebileceğini düşünmekteydiler.

Tam bu sırada Pelagius'un ısrarı üzerine Haçlı ordusunun büyük bir kısmı Dimyat'dan çıkĦp Kahire'ye hücum için yürüyüşe geçti. Kuru Nil Nehri yatağı kenarından Mansure'de geldi. Burada iken Nil Nehri mevsimlik seli başladı ve Eyyubiler ordusu öncüleri Nil kanalında tutan kenar duvarlarını yıktılar. Yükselen Nil suları taştı ve Kahire'ye gitme hedefli Haçlı ordusunun Mansure yakınlarında bir ada haline dönüşmüş olan yüksekce bir arazi üzerinde mahsur kalmasına neden oldu. Levazım ve iaşe temin edilemediği için bu Haçlı ordusunun Eyyubilere teslim olması gerekti. Teslim anlaşmasına göre esir alınan Haçlılar ancak Dimyat kalesi boşaltıldıktan sonra serbest kalabildiler ve Dimyat'tan ayrılanlarla birlikte Mısır'dan çıktılar. Bu Haçlı ordusunun Eyyubilere teslim olması ve 8 Eylül 1221'de Dimyat kalesinin Eyyubilere geri verilmesi sonucunda Beşinci Haçlı Seferi tüm başarısızlığa sona erdi.

Nisan 1220'de II. Friedrich Kutsal Roma-Germen İmparatoru seçildi. 22 Kasım 1220'de Papa III. Honorius tarafından Roma'da bir törenle imparatorluk tacı giydirildi. II. Friedrich bu törende Papa'ya Mısır'a gidip Haçlı seferine şahsen katılmak için söz vermekle beraber yine bir Haçlı seferine şahsen gitmekte gecikti.

1225'de Papa III. Honorius aracılığı ile II. Friedrich, Kutsal Kudüs Kralı varisi Montferrat'lı Maria dolayısıyla efektif olarak Kutsal Kudüs Kralı olan, John Briennes'in kızı olan (çok kere Yolanda ismiyle anılan) II. İsabella Kudüslü ile evlendi. Bu sırada Kudüs elinde bulundurulmamakla beraber Haçlı Frank "Kutsal Kudüs Krallığı Devleti" Akka merkezli olarak hükümet sürmeye devam etmekte idi. Friedrich yeni karısının hanedan haklarını kendi üzerine alarak Kutsal Kudüs Krallığı krallığına hak kazanmış oldu. Papa III. Honorius'un istediği gibi, bu hakkını gerçekleştirip krallığın başkenti olarak kabul ettiği Eyyubiler elinde bulunan Kudüs'u geri almak Friedrich'in ana hedefi oldu. Ama Temmuz 1225'de Papa ile II. Friedrich ile yapılan "San Germano Antlaşması" ile II. Friedrich'in sefere çıkması 2 yıl daha, 1227'ye kadar, geciktirildi. Bu tarihe uyabilmek için II. Friedrich çok ciddi sefer hazırlıklarına girişti.

Imparator II. Friedrich ve Misir Sultani Kamil[değiştir | kaynağı değiştir]

İmparator Freidrich o zamanlar daha Arap kültürünün kaybolmadığı Sicilya'da yetişmişti. Bu ülkede o zaman bulunmakta olan İslam alimlerinden dersler almış ve Arapça ve Arap-İslam kültürü üzerinde gayet geniş bilgiler edinmiş bulunmaktaydı. İmparator çok iyi Arapça konuşma ve yazma bilmekteydi. Eyyubiler ülkesinde olan bitenlerden imparator devamlı haberdardı. Eyyubiler Misir Sultani Kamil bin Adil'de imparatorun bu şöhretini duymuştu. 1225'de Mısır Sultanı Kamil Sicilya Krallığı başkentinde yaşamakta olan imparatora Emir Fahreddin başkanlığında bir elçi heyeti gönderdi. Emir Fahreddin imparatorun Araplara ve Arap-İslam yüksek kültürüne yakınlığını birinci elden gördü. Elçi olan Emir Fahredin ile imparator arasında yakın bir dostluk kuruldu.[1]

Elçi Emir Fahreddin Mısır'a geri dönünce imparatorun Araplara yakınlığının söylentiler değil gerçek olduğunu Sultan Kamil bin Adil'e bildirdi. İmparator Freidrich ile Mısır Sultanı Kamil birbirleri arasında yazışmalara giriştiler. İki Arap-İslam yüksek kültürü ile gayet iyi yetişmiş eğitimli ve açık kafalı Sultan birbirleri iyi gayet iyi anlaşmaktaydılar. Yazışmaları sadece dış politika meseleri üzerine değil her iki hükümdarı da ilgilendiren felsefe, metafizik ve kozmoloji konularında da oldu. İmparator Friedrich bir yazışmasında hayvan davranışları hakkında ilgisinden bahsedince Sultan Kamil bin Adil Mısır'dan ona ayılar, maymunlar, develer ve hatta bir fil bile gönderdi ve bunlar Arap asıllı bakıcıları ile imparatorun özel hayvanat bahçesinde korundu. Kamil bin Adil gonderdiği bir yazışmada imparatorun Filistin'e gelmesini istediğini ve onunla Kudüs'te buluşmaktan memnun olacağını yazdığı da bildirilmektedir.[1]

Tarihçiler Mısır Sultanı Kamil'in Beşinci Haçlı Seferi haçlılarına ve sonra şahsi yazışmalarında Kudüs'ü imparatorun Haçlılarına terk etmeye hazır olduğunu bildirmesinin nedenleri üzerinde durmuşlardır. Bazı tarihçiler hem Sultan Kamil'in hem de imparatorun koyu dinsel inançları olmadığını ; Kudüs'ün dinsel olarak her iki dinde de kutsal önemini göz altına almadıklarını bildirmektedirler. Sultan Kamil'in Kudüs'ü Haçlılara bırakma teklifinin sırf askeri ve jeopolitik nedenlere dayandığı ve Kamil'in kendisi idaresinde bulunan Mısır Eyyubi sultanlığı ile kardeşi Muazzam idaresinde bulunan Suriye Eyyubiler Sultanlığı arasında Hristiyanlara ait Kudüs ve Kudüs'ü deniz limanına bağlayan bir kara koridorunun bir tampon bölge şeklinde olup Mısır'ı Suriye'den gelebilecek bir hücumdan koruyacağını düşündüğünü yazmaktadırlar.[1]

1227'de Papa III. Honorius ölüp Papa IX. Gregarius papalığa geçtiği zaman, II. Friedrich bir büyük deniz filosuna bindirilmiş olan bir Haçlı ordusu ile Brindisi'den Filistin'de bulunan Akka'ya hareket etti. Fakat bu filoda ve askerleri arasında çıkan bir hastalık salgınını neden göstererek yolun yarısına bile varmadan filo ile İtalya'ya geri döndü ve Haçlı askerler ve filo "geçici" olarak serbest bırakıldı.

Papa IX. Gregarius imparatorun gayet büyük olan iktidar gücünü kırmak; Katolik kilisesini İtalya ve Almanya'da tekrar en büyük moral iktidar güçlü kurum olmasını sağlamak; hatta güney İtalya ve Sicilya'yı kısmen, hatta tümüyle, Papalık Devleti'ne ilhak etmek istemekteydi. Özellikle Friedrich'in İtalya'da güçlenmesini papalığın dünyavi iktidar gücüne karşı bir politik hareket olarak görmekteydi ve bu imparatorluk gücünü zayıflatmak istemekteydi. Bu nedenle II. Friedrich ile politik sürtüşme halindeydi. Papa, Friederich'in iktidar gücünü kırmak için imparatorun haçlı seferi yolundan geri dönmesini bir fırsat olarak gördü. II. Friedrich'i, papaya verilen yemini bozmakla suçlayıp onu afaroz etti. Friedrich önce papa ile anlaşmaya yanaştı ise sonunda onun bu afarozu İtalya'da nüfuz kazanmak için yaptığını anlayıp imparatorluğun İtalya'da iktidarının güçlü olduğu takdirde bu Papa afarozunun önemi olmadığını anladı. Afaroz edilmiş olmakla beraber ordusu ile Altıncı Haçlı Seferi'ne başlayıp 1228'e denizden Suriye'ye yöneldi.

Seferin gelişmesi[değiştir | kaynağı değiştir]

İmparator Kıbrıs'ta[değiştir | kaynağı değiştir]

II. Friedrich Filistin'de Akka'ya doğrudan doğruya gitmedi. Aslanyürekli Rişar Üçüncü Haçlı Seferi başında Akka'ya gitmekte iken ele geçirdiği Kıbrıs adasını Guy de Lusignan'a devretmiş ve onun çocuksuz ölümü sonucu varisi I. Amalrik ve genç olan diğer varislerden Kutsal Roma İmparatorluğu'na geçmişti. Bu genç varisler ve imparetorluk nominal idaresi döneminde, Kıbrıs Krallığı "vekilharç" olarak Beyrut Prensi de olan John İbelinli tarafından efektif olarak idare edilmişti. İmparator II. Freidrich uluslararası hukuka göre kendine bağlı olan Kıbrıs'a gelmesi bu adada hükümdarlığı efektif olarak şahsen eline almak hedefliydi. Önceleri yerli idareciler ile imparator araları iyi idi. Fakat çok geçmeden imparator ile yaşlı vekilharç John İbelinli'nin arası açıldı. İmparator John İbelinli'nin Kıbrıs adasını idare etmesinin hukuksuz olduğunu ve adanın idaresinin kendine verilmesini talep etti. Fakat bununla da kalmayıp bu adayı idare ederken John İbelinli'nin edindiği kazanç ve servetin hukuken bir yolsuzluk olduğunu ve bu yolsuzluğa ceza olarak Beyrut'un idaresinin de imparatora geçmesi gerektiğini iddia etti. Beyrut'un da kendi idaresine verilmesini talep etti.

Fakat John İbelinli imparatora bunda hatalı olduğunu bildirdi. Kıbrıs Krallığı ve Beyrut'un vasal olarak bağlı olduğu Kutsal Kudüs Krallığı'nın uluslararası hukuk kurallarına göre hukukları, kanunları ve hukuk kurumları birbirinden ayrı ve farklı iki değişik ülke olduklarını Kıbrıs'da naip olarak yapılan idarede bir suistimal varsa bunun Beyrut'taki idareye hiçbir şekilde uluslararası hukuken ilişkili olamayacağını imparatora açıkladı . Bunun icin imparatorun Kıbrıs ülkesi idaresinde suistimal olduğu için Beyrut ülkesi idaresini cezalandırmaya hakkı olmadığını anlattı. Bu hukuki çatışma bu yeni Haçlı Seferi'nin gelişmesinde aksi ve fena bir rol oynadı. O zamana kadar Kutsal Kudüs Krallığı tarihinde güçlü roller oynayan ve çok itibarlı olan John İbelinli ve ailesi İmparator'un bu aksi ve hatalı tutumu ve hareketi yüzünden ona düşman olup İmparatorun tedbir ve politikalarına devamlı olarak karşıt oldular.

İmparator'un Kudüs Krallığı merkezi Akka'ya gelmesi[değiştir | kaynağı değiştir]

Kıbrıs'tan ayrılan II. Freidrich 7 Eylül 1228'de Akka'ya çıktı. Eyyubiler Mısır Sultanı, imparatorun 1228'de Akka'ya gelmesinden hiç hoşnut olmamıştı. Beşinci Haçlı Seferi ordusuna ve imparatorla yazışması sırasında Suriye'de kardeşi Muazzam sultandı ve jeopolitik olarak Kudüs ve bir Kudüs koridorunun Haçlılara verilmesi uygun görülmekte idi. Fakat 1227'de, imparator Friedrich Filistin'e yeni vardığında, Eyyubiler Suriye Sultanı Muazzam ölmüştü. Yerine Eyyubiler Şam Sultanı olarak 20 yaşında olan oğlu Nasır Davud geçmişti. Nasır Davud, Suriye ileri gelenleri telkin ve tavsiyeleri altında kalmış ve Nablus ile Kudüs'ü elinde bulunduran amcası Mısır Sultanı Kamil bin Adil ile ihtilaflı duruma girmiști. Ama Sultan Kamil bin Adil onu zayıf ve tecrübesiz bir hükümdar olarak görmekte idi. Bu nedenle bir Kudüs koridoru ile Kudüs'ün Haçlılara terk edilmesinin jeopolitik nedeni ortadan kalkmış görünmekte idi. .

Diğer taraftan İtalya'da imparatorun kayın pederi olan Jean Brienneli Papa'nın Sicilya Krallığı üzerinde gözü olduğunu öğrenmişti. 1227'de papa III. Honorius beklenmedik şekilde ölünce yerine Papa IX. Gregorius geçmişti. Yeni Papa Sicilya'yi eline geçirme amacıyla Jean Brienneli'i açıkca desteklemeye başladı. II. Freidrich Filistin'de Haçlı Seferi'ni geri de bırakıp şahsi şeref ve itibarının büyük bir kısmını kaybetme bahasına Sicilya Krallığı'na dönmeyi düşündüğü bildirilir. Fakat kış havasında Akdeniz'in geçilmezliği yüzünden bu imkan dahilinde değildi ve bu nedenle Filistin'de harekata devam etti.[2]

İmparatorun yanında getirdiği askerlerin en önemli kısmı 500 ağır suvari şövalyeler idi. Fakat Papa tarafından afaroz edildiği için bunların kendine ne kadar itaatkar olacakları hakkında şüpheleri olduğu aşikardı. Bu orduya ödeme yapmak için sahip olduğu hazır fonları bulunmamakta idi ve büyük borç altına girmesi gerekmişti.

Akka merkezli Kudüs Krallığı hükümet idaresi ve Katolik kilisesinin Kudüs Patrikliği de Friedrich'e verecekleri destek üzerinde ayrılığa düşmüşlerdi. Friedrich'in Papa tarafindan afaroz edilmesi haberi Filistin'e eriştiği için Katolik Kilisesi burükrasisi ve Kudüs Katolik Patriği "Gerald Lozanlı" Frederich aleyhindeydiler. Töton Şövalyeleri Freidrich'in lehindeydi. Tapınak Şövalyeleri ve Hospitalier Şövalyeleri'nin tutumları daha karışıktı. Papanın afarozu nedeni ile Freidrich'in ordusuna doğrudan doğruya katılmadılar; fakat Friedrich'in ordusu Müslümanlara karşı harekata geçtiği zaman, ordu komuta heyetinden gelen emirlerde Friedrich'in ismi bulunmazsa veya çıkartılmış ise, bu emirlere uymayı kabul etmişlerdi. Doğu Akdeniz'de yerleşmiş Frank asillerin tutumları da karışıktı. Önce imparatoru gayet sevinçle karşılamışlar ve onun emrinde askeri sefere amade olduklarını ona bildirmişlerdi. Fakat zaman geçtikçe İmparatorun askeri harekatı merkezileştirmesi ve harekatın tek elden imparatorluk düzenine ve planlarına göre uygulanması bu Frank asillerini imparatordan gocundurdu. Özellikle imparatorun Kıbrıs'ta John İbelinli'ye karşı tutum ve davranışı hakkında ve bu asillerin uydukları ülke hukuk, kanun, kaide ve devlet idare şekillerine karşı imparatorun gayet antipatik olması hakkında haberler yayıldıkça bu kesimler imparatora karşı daha soğuk ve çekingen durmaya başladılar.

Freidrich emrinde bulunan kendi ordusu ve kendine gizliden uyan tarikat şövalyeleri ordusu ile birlikte Kudüs'ün tekrar alınması için Eyyubilere karşı yapmak istediği harekatın başarılı olması için yeter sayıda askeri bulunmadığını ve Eyyubiler devletine askeri savaşla Kudüs'ü geri alamayacağını bilmekteydi. İmparator tekrar Kudüs'ün Hristiyanlar idaresi alınması için barışcıl diplomatik yolu kullanması gerektiğini ve Sultan'la yazışmalarından bunun imkan dahilinde olduğunu da bilmekteydi.

Diğer taraftan bunu imkan dahiline getiren yeni bir jeopolitik neden de ortaya çıkmıştı. Cengiz Han'in Moğol orduları 1218'de Otrar vakasından sonra Orta Asya'da ve İran'daki Harezmşahlar devletini yenmişler; büyük şehirlerini yerle bir etmişler; bu şehirlerin ahalisinin tümünü katletmişlerdi. Harezm, Maveraünnehir ve Horasan Mogollar eline geçmisti. Son Harezmşah hükümdarı Celaleddin Harezmşah önce Afaganistan ve Hindistan'a sonrada batı İran ve Azerbeycan'a kaçmıştı ve Harezmşahlar süvari orduları Suriye'ye kadar inmişlerdi. Haziran 1224'de 100.000 kadar mevcudlu bir Harezmşahlar ordusu Şam civarını talan etmiş ve ve 11 Temmuz'da Kudüs'ü ele geçirip büyük ganimet toplamışlardı; ama bu suvari ordusunun hedefi çapulculuk olduğu için buralarda yerleşme niyeti göstermemişlerdi. Birkaç ay sonra Şam civarına yapılan bir Harezmşahlar akını ise Suriye Sultanlığı orduları tarafından büyük bir yenilgiye uğratılıp büyük zayiat vermişti. Bu Harezmşahlar akınları Sultan Kamil'i yeninden bir tampon bölge olarak Kudüs'ü ve bir Kudüs koridorunu Haçlılara terk etmenin jeopolitik esaslara uygun olabileceği fikrini desteklemişti.[1]

İmparator ile Sultan Kamil karşılıklı barış müzakerelerine girişebilmek için İmparatorun askeri gücünü göstermesi ve bunun Sultan Kamil ve Yakın Doğu Müslümanları için büyük tehlike doğuracağının herkese açıkca gösterilmesi gerekmekteydi.[3] Her ne nedenle olursa olsun Kasım 1228 ortalarında İmparator Haçlı ordusu ile Akka'dan sahilden güney'e Yafa mevkiine indi. Aralık'ta ise bu mevkideki daha önceden Haçlıların eline geçmesini önlemek için Eyyubiler tarafından yıkılmış bulunan Yafa kalesi mevkiini eline geçirip burada bulunan eski kaleyi tekrar korunaklı hale getirmeye uğraşmaya başladı. Haçlıların bu mütecaviz ilerlemesi ve Yafa kalesini yeniden kurmaları Sultan Kamil tarafından buyuk bir endişe ile karşılandı ve Sultan Kamil Batı Avrupa'nın en güçlü hükümdarı olan İmparator ile çok uzun ve çok ciddi askeri çarpışmaların olasılığı hakkında kendine yardıma gelen ve gelebileceklere haberler gönderdi.

Kudüs'ün bir barış antlaşması ile Haçlı Hristiyanlara verilmesi[değiştir | kaynağı değiştir]

Bundan birkaç hafta sonra daha hiç çarpışmalar olmadan bir yeni barış metni hazırlanmıştı ve bu barış 16 Șubat 1229'da imzalanıp yürürlüğe konuldu. Bu barışın şartları şunlardı:[4][5]

  • Kudüs'ün büyük bir kısmı, özellikle Hristiyanlarca kutsal tarafları, Kutsal Kudüs Krallığı idaresi altına verilecekti. Fakat bu şehir Haçlıların Kutsal Kudüs Krallığı başkenti olmayacak ve başkent yine Akka'da kalacaktı.
  • Fakat hem Hristiyanllar, hem Yahudiler hem de Müslümanlar tarafından kutsal sayılan (Hristiyan ve Yahudilerce "Tapınak Tepesi" adı verilen) Harem-i Şerif, Kubbet-üs-Sahra ve Mescid-i Aksa Müslümanların elinde bulunacaktı. Kudüs şehrinde ikamet eden tüm Müslümanların mülkiyet hakları ve can emniyetleri garanti altına alınmaktaydı. Müslümanlar için İslam hukukunu uygulayacak Müslüman kadılar ve özel hukuk sistemi devam edecekti.
  • Arap kaynaklarına göre Eyyubiler tarafından yıkılmış olan Kudüs kuleleri ve surları tamir edilmeyecek ne de yeniden yapılmalarına izin verilecekti.
  • Kudüs'ün şartlı olarak Hristiyanlara verilmesi yanında sahilde bulunan Kudüs Krallığı başkenti Akka'dan Kudüs'e Hristiyan hacılarının güvenlikle gidebilmeleri için dar bir Kudüs koridoru idaresi de Haçlılara verilecekti. Bu koridor'dan başka Beytüllahim, Nasıra, Yafa ve Sayda da Haçlılar Kudüs Krallığı idaresine verilecekti.
  • Eyyubiler ellerine geçmiş olan Haçlı kalelerini ve Ürdün arazilerini Haçlılara geri bırakmıyacaklardı.
  • Bu antlaşma 1229'dan sonra 10 yil daha geçerli olacaktı.

17 Mart 1229'da İmparator II. Friedrich Kudüs'e şahsen gidip Hristiyan kutsal yerlerini gezip ziyaret etti. Bu Kudüs gezileri sırasında Tapınak Tepesi'nde İmparator II. Friedrich ile Eyyubiler Mısır Sultanı Kamil bin Adil şahsen görüşüp karşılıklı konuşmalar yaptılar.

18 Mart günü İsa'nın mezarı bulunan Kutsal Kabir Kilisesi'inde bir taç giyme töreni ile taç giydi. Bu törenin anlamı hakkında epeyce tartışma ortaya çıkmıştır. İmparator hala Papa tarafından afaroz edilmiş bir kişi idi ve bunun için Katolik Kudüs Patriği olan "Gerald Lozanlı" ne bu ziyaretlerde ne de taç giyme tõreninde imparatora refakat etmişti. İmparatora hangi devlet taçının giydirildiği de tartışmalıdır. Günümüz tarihçilerinin çoğu bunun İmparatorluk taçı olduğuna hemfikirdirler.[6] Fakat sadece ima için olsa bile, Kutsal Kudüs Krallığı taçı olması da olasılıdır ve halde II. Friedrich Kudüs üstünde hükümdarlık hakkını ilan etmekteydi. Fakat Friedrich'in Kutsal Kudüs Krallığına hukuken hakkı bulunmamaktaydı. Hukuken Kutsal Kudüs Kralı, Maria Monferratlı ve Jean Brienne'in torunu olan ve 1228'de Friedrich'in Sicilya'dan ayrılmasından hemen önce doğan ve Kutsal Kudüs Kralı hakkı olan karısı (ve doğumdan sonra ölen) Yolande'nin tek oğlu olan II. Konrad Kudüslü (veya IV. Konrad Almanyalı] idi ve II. Freidrich onun olsa olsa naibi idi. Fakat bu taç giyme ile imparator Avrupa'da papalığa ve Doğu Akdeniz'de kendine karşı olanlara bir iktidar gösterisi yapmış olmaktaydı.

II. Friedrich İtalya'da bir Papalık Devleti ordusu başında bulunan kayın pederi "Jean Brienne"'nin bir sefere çıkıp İmparator'un idare ettiği İtalya topraklara el koyduğunu öğrendi. Bu yeni Papalık istila tehdidine karşı koymak için imparatorun mutlaka şahsen İtalya'da bulunup işlere el koyması gerekmekteydi. Bu nedenle II. Friedrich 1 Mayıs 1229'da Kudüs'ten ayrıldı ve Akka, Limasol yolu ile 10 Haziran 1229'da İtalya'da Brindisi limanına ulaştı.

Sonuçlar[değiştir | kaynağı değiştir]

Kudüs'ün Hristiyanlar eline geçmesini sağlaması dolayısıyla ve bunu diplomatik barışcıl yollarla yapması ilk bakışta II. Friedrich'in Altıncı Haçlı Seferi'nin başarılı olduğu görüntüsünü vermektedir. Bu barışcıl diplomatik starteji bundan sonraki Haçlı seferlerinde (Fransa Krali IX. Louis'in 'nin Yedinci Haçlı Seferi ve Sekizinci Haçlı Seferi ve İngiliz Prens Edwards'in Dokuzuncu Haçlı Seferi'nde) denenmistir ama ayni başarılı sonuçlar vermemiştir.

İmparator II. Friedrich'in Filistin'e gelmesi; orada harekatı; ve Kudüs'ün alınması ile sonuçlanan diplomatik çabaları İmparator Papa tarafından afaroz edilmiş durumda iken başarılmıştı. Böylece başarılı bir Haçlı Seferi'nin sonuçlandılması için papalık katkısının çok az olduğu ortaya çıkmıştı. Eğer papalık daha önceki haçlı seferlerinin askeri gelişmesini sıkı sıkı idare etmeye çalışmasa belki, hiç papalık olmadan Haçlıların Konstantinopolis'i almaları fiyaskosunu doğuran Dördüncü Haçlı Seferi'nden sonraki, Haçlı Seferleri'nin özellikle çok başarısız sonuçlarının (örneğin Altıncı Haçlı Seferinde Haçlı ordusunu Mansure yakınlarında bir adada mahsur kalıp esir düşmesi gibi, Yedinci Hacli Seferi'nde Haçlı ordusunun Fariskur Muharebesi'nde elemine edilip IX. Louis'nin esir düşmesi gibi felaketli sonuçların) daha değişik olması mümkün olabileceği düşünülebilir ama bu gerçek tarih değil olsa olsa faslından bir alternatif tarih romanı konusudur.

II. Friedrich'in bu Haçlı Seferi sırasında Kudüs Krallığı ile Kıbrıs Krallığı'na yaptığı politik müdahaleler ise çok kanlı iç savaşların ortaya çıkmasına neden olduğu işaret edilmiştir. Kıbrıs'ta, Friedrich'in oradan ayrılması ile hemen bir iç savaş ortaya çıktı. Kıbrıs'ta yetişkin olmayan Kral Henry'nin savunması için Friedrich "Amalrik Barlais" başkanlığı altında 5 kişilik bir naipler heyeti kurmuştu. Bu naipler heyeti Friedrich'e ödemeyi kabul ettikleri 10.000 mark tazminatı finanse etmek için vergileri gayet yüksek hadlere artırdı ve eski Kıbrıs yöneticisi olan Jean İbelinli ve yakınlarının imtiyazlarını ve gayrimenkullerini devletleştirdi. Akka'da bulunan Jean İbelinli bir ordu ile Famagusta (günümüzde Gazimağusa'nın) kuzeyinde Kıbrıs'a çıkartma yaptı. Lefkoşa yakınlarında bu ordu ile naiplerin Kıbrıs ordusu 14 Temmuz'da çarpıştılar ve sayıca büyük olmakla beraber Kıbrıs ordusu yenildi. Naipler heyeti kaçıp önemli Kıbrıs kalelerine sığındılar ve Jean İbelinli bu kaleleri ablukaya aldı. Çok geçmeden Girne Jean İbelin'li ye teslim oldu. Ama genç kral Henry ile kızkardeşlerinin kaçtığı "Dieu d'Amour" ve Kantara kaleleri dayanıp ancak 1230 yazında açlık dolayısla teslim oldular. Kral Henry 1232'de yetişkinliğe erişip idareyi eline alana kadar Kıbrıs Jean İbelinli tarafından idare edildi.[7]

Diğer taraftan Filistin'deki Kudüs Krallığı İmparator Friedrich'in seçtiği "Balian Saydalı" ile Alman asıllı "Garnier" adlı naipler tarafından bir müddet barış altında idare edildi. Fakat 1229 güzünde Kıbrıs'lı Kraliçe Alis Akka'ya gelerek Kudüs krallığı üzerinde meşru haklarını korumak sürecini başlatınca bu krallık da bir keşmekeş içine girdi. Bundan sonra uzun yıllar bir dengeli bir merkezi otorite tarafından idaresi nerede ise imkansız oldu. Buna başlıca neden Friedrich'in bu Haçlı krallığın Avrupa'dan getirilen feodal perensiplere göre kurulup idame ettirildiğinin anlamaması ve merkezi bir idareyi empoze etmeye çalışması idi. Resmen Kutsal Kudüs Krallığı kralı II. Friedrich'in oğlu Konrad idi ama bu kişi Filistin'e hiç gelmedi.

Kraliçe Alis'ın krallığa hak iddia etmesi ve bunu güç kullanarak uygulamaya çalışmaları bütün güç dinamiklerini ortaya çıkarttı. 1243'e kadar Kudüs Krallığı'nda imparatora bağlı idareci asil baronlar ile Doğu Akdeniz'e uzun müddet yerleşmiş olan asiller arasında devamlı çekişmeler oldu. 1243'de imparator taraftarlarının siyaset alanından çekilmeleri sonucunda bu krallıktaki feodal idarede kırsal, soylu, derebeyi nitelikli ilerigelenler ve bu krallığa özel "Tapınak Şövalyeleri" ve "Hospitalier Şövalyeler"'in merkezi hükümeti tanımayıp kendi bildiklerini sırf kendi menfaatlerine uygun olarak yapmaktaydılar ve bunun önüne geçebilecek merkezi idare hükümeti kurulması imkansızdı. Bunların yanında Dogu Akdeniz'de ticaret için bulunan Venedikliler, Cenevizliler ve Pisalılar da Kudüs Krallığı'nda kendi menfaatlerine uygun iç ve d politikalar uygulanması için büyük uğraşlar gösterdiler. Bir güçlü kral bulunmaması ve bu halde istikrarlı ve uzak görüşlü iktidar gösterecek kral naiplerinin seçilememesi krallıkta çıkan çatışmalarda gücünü gösterek bir merkezi otoritenin ortaya çıkmamasına sebep oldu. 1269'da II. Friedrich ve Yolanda'nın ahvadının sona ermesi ile Kıbrıs Kralı III. Hugh'un merkezi iktidarı güçlendirme uğraşlarına yol açtı. Bu başarısız kaldı. Bölgedeki Memluklu gücü çok büyümüştü ve ufak Akka merkezli bir krallık Memluklulara karşı direnemedi ve tarihten göçtü gitti.[8]

Eyyubilere gelince Sultan Kamil'in Kudüs'ü Hristiyanlara vermesi onun hakkında gayet kötü Müslüman reaksiyonlarının ortaya çıkmasına neden oldu. Suriye'de bu reaksiyon taht kavgası şekline dönüştü. Mısır Eyyubiler Sultanı Kamil bin Adil kendine karşı olan yeğeni Nasır Davud'u ve onun merkezi olan Şam kalesini Haziran 1229'da kuşatmaya aldı. Nasır Davud Elcezire Emiri olan diğer amcası Eşref'den yardım istedi fakat bu yardım gelmedi. Eyyubiler Mısır Sultanı olan Kamil bin Adil ve Elcezire Emiri olan kardeşi Eşref bin Adil kendi aralarında Eyyubiler ülkesini bölüştüler. Kamil bin Adil Filistin, bügünkü Ürdun ve Mısır arazileri üstünde Mısır Sultanı ve en üst düzeyde Eyyubiler sultan olacaktı ve Eşref bin Adil ise Suriye Sultanı olacaktı. Kuşatılan Şam şehri Sultan Kamil bin Adil eline geçtikten sonra amcası Nasır bin Davud'a "Kerak Emiri" görevi ile idare için Kerak kalesini ve etrafındaki şimdiki Ürdün olan arazileri verdi.

Kamil bin Adil 1238'de ölünce oğullarndan Salih Eyyub Suriye Sultanı ve II. Adil Mısır Sultanı oldu. Fakat çok geçmeden Eyyubiler devleti karıştı ve ayaklanmalar ile sonra iç harp cıktı. 1229'da Sultan Kamil ile İmparator Freidrich'in yaptıkları antlaşma dönemi 1239'da sona erdi. Ne Haçlılar ne de Eyyubiler tarafı yeni bir antlaşma yapmaya yanaşmadılar. Bu antlaşmanın sona ermesinden yüz gün kadar sonra Kasım 1239'da Eyyubiler Kerak Emiri olan Nasır Davud bir baskınla Kudüs şehrini idaresi altına aldı. Fakat elindeki güçle Kudüs'u koruyamıyacağını anlayınca şehrin en önemli duvar kulelerinden olan Davud Kulesini ve diğer bazı sur kısımlarını yıktırdı ve sonra tekrar Kerak'a çekildi.

Eyyubiler Kudüs'ü ellerine geçirmek için Moğolların ülkelerini yerle bir ettikten sonra ortadoğuda akıncılık yapan Harzemşahlar kalıntı ordularını yardıma çağırdılar. Temmuz 1244'de şehir kapılarına gelen Harezmşahlar ordusu şehri kuşattı ve 15 temmuz'da Kudüs Harezmşahlar ordusu eline geçti. Bu ordu ganimet elde etmek için şehrin altını üstüne getirerek şehri yaktı yıktı; şehir harabeye döndürüldü. Bu çapulcu ordusu ayrıldıktan sonra şehir ne Müslümanlar ne de Hristiyanlar tarafından yaşanacak bir yer olmaktan çıktı.

Fransiz Kralı IX. Louis güya Kudüs'ün harabeye döndürülüşünü protesto edip Kudüs'ün tekrar Hristiyanlar eline geçmesini sağlamak için Yedinci Haçlı Seferi'ni yaptı. Fakat bu Haçlı Seferi de Mısır'a Dimyat'a gitti; o kaleyi alıp Kahire üzerine yürüdü. Mansure önünde Mansure Muharebesi'nde yenildi. Dimyat'a geri çekilmekte iken Fariskur Muharebesi'nde Haçlı ordusu tamamiyle bozguna uğratılıp elemine edildi ve Fransız Kralı esir düştü. Bu sefer sırasında Eyyubiler hanedanı Mısır'da ortadan kalktı ve yerine Memlukluler Devleti kuruldu.

Ayrıca bakınız[değiştir | kaynağı değiştir]

Dipnotlar[değiştir | kaynağı değiştir]

  1. ^ a b c d Maaluf, Amin (çev. Ali Berktay), (2006) Arapların Gözünden Haçlı Seferleri, İstanbul, Yapı Kredi Kültür Yayınları, ISBN 975-80-121-6
  2. ^ Grousset, René, (1936 Yeni bas.2006), Histoire des croisades et du royaume franc de Jérusalem - III. 1188-1291 L'anarchie franque, Paris:Perrin s.316 ve 320-6
  3. ^ Bazı tarihçiler, bunlar arasında Malouf, imparator ile Sultan Kamil'in bir danışıklı döğüş yapmak için özellikle Sultan Kamil'in yakını elçi Emir Fahreddin ile II. Friedrich arasında Akka'da yapılan gizli diplomatik müzakerelerle anlaştıklarını ve imparatorun yaptığı bir gövde gösterisinin haberlerinin abartılıp barış müzakerelerine başlama bahanesi bulunduğunu bildirmektedir.
  4. ^ Abulafia, David (ed) (1999) New Cambridge Medieval History Volume 5: c.1198–c.1300, Cambridge:Cambridge University Press s.576 {http://dx.doi.org/10.1017/CHOL9780521362894] (İngilizce)
  5. ^ {{web kaynağı|url=http://www.britannica.com/eb/article-235539/Crusades |başlık=Crusades (Haçlı Seferleri)- Britannica Online Encyclopedia |yayımcı=Britannica.com |dil=(İngilizce)}
  6. ^ Jotischky (2004), Crusading and the Crusader States, Edinburgh, (İngilizce)
  7. ^ Runciman .. s.194
  8. ^ Runciman .. s.192

Dış baglantılar[değiştir | kaynağı değiştir]

  • Maaluf, Amin (çev. Ali Berktay), (2006) Arapların Gözünden Haçlı Seferleri, İstanbul, Yapı Kredi Kültür Yayınları, ISBN 975-80-121-6
  • Runciman, Steven (çev. Fikret Işıltan) (1992), Haçlı Seferleri Tarihi: III. Cilt Akka Krallığı ve Daha Sonraki Haçlı Seferleri, Ankara:Türk Tarih Kurumu Yayınları ISBN 975-16-0511-3
  • Demirkent, Işın (1997), Haçlı Seferleri, İstanbul:Dünya Yayıncılık, ISBN 9757632546
  • Cattaneo, Giulio (1992) (İtalyanca). Federico II di Svevia. Roma: Newton & Compton. 
  • "Altinci Haçlı seferi" websitesi (Fransızca)
  • Grousset René, (1944) Les Croisades, Paris: "Que sais-Je? Koleskiyonu (Fransızca)