Aruz ölçüsü

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Atla: kullan, ara

Aruz ölçüsü ya da Aruz vezni (Osmanlıca: Vezn-i aruz), nazımda uzun veya kısa, kapalı ya da açık hecelerin belli bir düzene göre sıralanarak ahengin sağlandığı ölçü.

Sözlük anlamları ‘yön’, ‘yan’, ‘bölge’, ‘bulut', 'gökyüzü’, ‘keçi yolu’, ‘deli’, ‘sarhoş’, ‘deve’, ‘çadırın orta direği’, ‘karşılaştırılan’, ‘ölçü olan şey’ gibi çeşitlidir. Edebi kavram olarak, bu anlamlardan hangisine dayandığı tam olarak bilinmemektedir. Develerin yürüyüşünden, demircilerin sistematik çekiç vuruşundan veya çamaşırcı kadınların tokmak seslerinden çıktığı görüşleri vardır. Bir çadırı direğin ayakta tutması gibi, divan şiiirini ayakta tutan en büyük unsurun aruz olduğu düşünülür. Aruz bilimini bir öğreti biçiminde ilk olarak ortaya koyan ünlü Arap dilbilimcisi İmam Halil bin Ahmed'dir. Aruz ölçüsü, Arap, Türk, Fars, Kürt, Afgan, Pakistan ve kısmen Hint edebiyatında kullanılmaktadır.

Aruz hecelerin sayısını değil, şeklini esas alır. Aruzla yazılmış şiirlerde, her bir mısranın heceleri, diğer mısraların aynı hizadaki heceleriyle aynı açıklık (kısalık) ve kapalılık (uzunluk) noktasında birbirlerine denktir. Açık (kısa) hece (.) işaretiyle; kapalı (uzun) hece (-) işaretiyle gösterilir. Ayrıca med'li adı verilen, bir buçuk hece değerinde (.-) işaretiyle gösterilen hece değeri de dört sesten oluşan heceler için kullanılır. Bu temel parçaların birleşmesinden 8 ana kalıp ortaya çıkmıştır:

  1. fa'ûlün (fe'ûlün) (._ _)
  2. fâ'ilün, fâ'ilât (_._)
  3. mefâ'ilün (._._)
  4. fâ'ilâtün (_._ _)
  5. müstef'ilün (_ _._)
  6. mef’ûlâtü (_ _ _.)
  7. müfâ'aletün (._.._)
  8. mütefâ'ilün (.._._)
  • Her beyitte en az dördü bulunan bu parçalara tef'il, tef'ile ya da cüz adı verilir.

Divan Şiirinde Kullanılan Aruz Ölçüsü Kalıpları[değiştir | kaynağı değiştir]

Divan şiirinin kullandığı ölçü aruzdur. Aruzun, değişik uzunlukta ve ahenkte kalıpları vardır. Bu kalıplar uzun ve kısa hecelerin belirli sayılarda art arda gelmesinden oluşur ve uzun ve kısa hecelerden yapılmış kelimeleri karşılar. Divan şiirinin temeli beyit, yani ikili dizelerdir. Beyitler arasında anlam birliği bulunması şart değildir.

A) Düz Kalıplar[değiştir | kaynağı değiştir]

1- Mefâilün / Mefâilün / Mefâilün / Mefâilün ( . - . - ) x 4

2- Müstef’ilün / Müstef’ilün / Müstef’ilün / Müstef’ilün ( - - . - ) x 4

3- Müstef’ilâtün / Müstef’ilâtün / Müstef’ilâtün / Müstef’ilâtün ( - - . - - ) x 4

4- Feûlün / Feûlün / Feûlün / Feûlün ( . - - ) x 4

B) Karışık Kalıplar[değiştir | kaynağı değiştir]

1- Mefâilün / Mefâilün / Feûlün ( . - . -) ( . - . - ) ( . - - )

2- Feilâtün (Fâilâtün) / Feilâtün / Feilâtün / Feilün (fa’lün) ( . .- -) (. .- -) (. .- -) ( . . - )

3- Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilün ( - . - - ) ( - . - - ) ( - . - - ) ( - . - )

4- Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilün ( - . - - ) ( - . - - ) ( - . - )

5- Müfteilün / Müfteilün / Fâilün ( - . . -) ( - . . - ) ( - . - )

6- Feûlün / Feûlün / Feûlün / Feûl ( . - - ) ( . - - ) ( . - - ) ( . - )

7- Mefâilün / Feûlün / Mefâilün / Feûlün ( . - . - ) ( . - - ) ( . - . - ) ( . - - )

8- Feilâtün (Fâilâtün) / Mefâilün / Feilün (Fa’lün) ( . . - - ) ( . - . - ) ( . . - )

9- Fa’lün / Feûlün / Fa’lün / Feûlün ( . - ) ( . - - ) ( . - ) ( . - - )

10- Mef’ûlü / Fâilâtü / Mefâîlü / Fâilün ( - - . ) ( - . - . ) ( . - - . ) ( - . - )

11- Mef’ûlü / Mefâîlün / Feûlün ( - - . ) ( . - - - ) ( . - - )

12- Mef’ûlü / Mefâîlü / Mefâîlü / Feûlün ( - - . ) ( . - - . ) ( . - - . ) ( . - - )

13- Mef’ûlü / Mefâîlün / Mef’ûlü / Feûlün ( - - . ) ( . - - - ) ( - - . ) ( . - - )

14- Mef’ûlü / Mefâîlü / Feûlün ( - - . ) ( . - - . ) ( . - - )

15- Müfte’ilün / Fâilün / Müfte’ilün / Fâilün ( - . . - ) ( - . - ) ( - . . - ) ( - . - )

1. me fâ’ î lün / me fâ ’î lün / me fâ ’î lün/ me fâ’ î lün Nedir bu gizli gizli âhlar çâk-i girîbanlar Acebbir şûha sen de âşık-ı nâlân mısın kâfir

2. me fâ i lün / fe i lâ tün / me fâ i lün / fe i lün (Fa’ lün) Sular sarardı yüzün perde perde solmakta Kızıl havâları seyret ki akşam olmakta

3. fâ i lâ tün / fâ i lâ tün / fâ i lâ tün / fâ i lün Âkıbet gönlüm esîr ettin o gîsûlarla sen Her ne câdûsun ki âteş bağladın mûlarla sen

4. fe i lâ tün / fe i lâ tün / fe i lâ tün / fe i lün Yaraşır kim seni ser-defter-i hûban yazalar Nâme-i hüsnün için bir yeni unvan yazalar

5. mef’ û lü/ fâ i lâ tü/ me fâ î lü/ fâ i lün Derdin nedir gönül sana bir hâlet olmasın Sad el-hazer ki sevdiğin ol âfet olmasın

6. fe û lün / fe û lün / fe û lün / fe ûl Küçük muttarit muhteriz darbeler Kafeslerde camlarda pür ihtizaz...

7. mef ûlü/ me fâ î lü/ me fâ î lü/ fe û lün Meddâh olalı çeşm-i gazâlânına Bâki Öğrendi gazel tarzını rûm’un şu’arâs

Aruz Ölçüsünde Kurallar[değiştir | kaynağı değiştir]

  • Ulâma: Bağlama, bağlayış anlamındadır. Sessiz harfle biten kelimeyi sesli harfle başlayan kelimeye bağlayarak okumaktır. Hece ölçüsünde de kullanılmaktadır.
  • İmâle: Aruz kalıbına uydurmak için kısa hecenin uzun sayılmasıdır. İki türlü imâle bulunmaktadır.

1. İmâle-i Maksûr: Kısa uzatma manasındadır. Kısa olan hecelerin uzun okunmasıdır. Arapça ve Farsça kelimelerde zaten uzun ünlü olduğu için, kullanılmasına gerek duyulmamıştır. Daha çok Türkçe kelimelerde kullanılır.

2. İmâle-i Memdûd: Buna "medd" de denilmektedir. Uzun bir heceyi bir kapalı bir açık hece halinde okumaktır. Sonu iki ünsüz veya bir uzun ünlü bir ünsüz ile biten kelimelerde kullanılır. Fazladan bir hece oluşacağı için eksik hece bulunan durumlarda kullanılır.

  • Zîhâf: Aruz kalıbına uydurmak için uzun hecenin kısa sayılmasıdır. Aruzda kullanılması sakıncalı görülür. Çok büyük bir aruz kusurudur. Bu sebeple şâirler tarafından pek tercih edilen bir uygulama değildir.

Not: Hecelerde son harf sesliyse açık yani nokta (.) ile hecelerde son harf şapkalı ya da sessizse kapalı çizgi (-) ile en son kelime ise her zaman kapalı olarak gösterilir.

Aruz Ölçüsünün Türk Edebiyatındaki Yeri[değiştir | kaynağı değiştir]

Öğrenciler için uygun Aruz vezni Arap edebiyatının resmi ölçüsüdür. Eski çağlardan beri, halk şiiri ve hece vezninin türk edebiyatında güçlü bir yeri olmuştur. İranlılar İslâmiyet’i kabul edince Arap kültürünün de büyük tesiri altında kaldılar. Şiirde, Arapların kullandığı nazım ölçüsü olan aruz’u kullanmaya başladılar. Ancak Arapların kullandıkları aruz ölçüsünü olduğu gibi kabul etmediler. Kendilerine göre bir ayıklamaya tabi tutarak kulaklarına hoş, tabiatlarına uygun gelenleri seçtiler ve kullandılar. Talas Savaşı sonrasında, İslamiyet'i kabul ettikten sonra, İran edebiyatının etkisiyle Türkler de Farsça şiirler yazmışlar ve İran aruzunu kullanmaya başlamışlardır. Aruz vezni, 5. - 11. yüzyıllarda Hakaniye Türkçesi’ne 7. - 13. yüzyıllarda, Anadolu Türkçesi’ne 8. - 14. yüzyıllarda, Çağatay ve Azeri Türkçesi’ne girmiş ve zamanımıza kadar birçok şiir yazılmıştır. Türkçe olarak yazılan ilk ve temel eserlerden Kutadgu Bilig'de aruz kalıpları kullanılmıştır: (fa'ûlün fa'ûlün fa'ûlün fa'ûl).

Türkçe'nin yapısının Arapça ve Farsça'ya benzememesi ve Türkçe'de uzun sesli bulunmaması Türk şâirlerin aruz ölçüsünü kullanırken güçlüklerle karşılaşmasına yol açmıştır. Bu problemler ilk zamanlarda hece ölçüsüne en yakın olan kalıpların seçilmesiyle aşılmıştır. Divan şiirinin ünlü şâirleri arasında Fuzûlî, Bâki, Nef'i, Nâbi ve Nedim sayılabilir. Aruz, birkaç ünlü divan şâiri dışında, ancak 19. ve 20. yüzyıllarda Tevfik Fikret, Cenap Şahabeddin, Mehmed Akif Ersoy, Yahya Kemal gibi şâirlerin elinde bir Türk aruzu durumuna gelmiştir. 1911 yılında başlayan Milli Edebiyat akımıyla ve özellikle Ziya Gökalp'in “Aruz sizin olsun, hece bizimdir.” söyleyişiyle, aruzdan kopan şâirler hece veznine sarılmışlar.

Ayrıca bakınız[değiştir | kaynağı değiştir]

  1. YÖNLENDİRME http://www.facebook.com/umut.yugruk.7

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]