Yahudilikte borç ve faiz

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Atla: kullan, ara
Star of David.svg        Menora.svg
Yahudilik

Yahudilikte borç ve faiz kombinasyonu konusu karmaşık ve detaylıdır. Faiz kelimesinin İbranicesi neşeh'tir (נשך), anlamı lokma'dır; borç verenin elde ettiği kazanca ise marbit/tarbit (מרבית/תרבית) denir.[1] Neşeh, faizin düşürülüp verilen borcun önceden kesilen faizine denir; marbit/tarbit ise, verilen borcun üstüne eklenen faizdir.[2] Marbit/tarbit, modern anlamda uygulanan şekildir ve modern İbranice'de (Kuran'daki Arapça kelime olan Riba ile kökdaş olan) ribbit denir.

Tora ve Talmud, bazı istisnalar dışında faiz uygulanmadığı taktirde borç vermeyi teşvik eder. Hezekiyel kitabında faiz uygulamanın en ağır günahlardan biri olduğu belirtilir[3][4] ve Yahudi kanunlarınca da yasaktır. Talmud, Hezekiyel'in faizi kınaması üzerine odaklanır.[5] Hezekiyel, faizin nefret edilecek bir şey olduğunu belirtir ve metaforik anlamda tefecileri kan dökenlerle bir tutar.

Ahitte[değiştir | kaynağı değiştir]

Tora'da, faiz yönetmeliği Çıkış 22:25-27, Levililer 25:36-37 ve Tesniye 23:20-21'de ifade edilmiştir. Levililer kitabında, fakir olanın maddi bağımsızlığını kazanması adına parasal veya yemek borcu verilmesi teşvik edilir fakat adı geçen diğer iki kitabın aksine herhangi bir faiz uygulamasını yasaklar.[2] Her üç yerde de faiz uygulamanın sömürücülük olduğu belirtilir. Levililerin aksine, Çıkış ve Tesniye kitapları, faizin Yahudi olmayanlara uygulanmasında bir sorun görmez.[2]

Çıkış kitabından anlaşıldığı üzere teminatlı borçlanma konsepti hali hazırda mevcuttu çünkü teminat olarak özel bir kumaş parçasının verilmesinin yasaklandığı görülür. Adı geçen kumaş, fakirlerin soğuk gecelerde kullandığı bir çeşit büyük kare örtüdür.[2] Bu örtünün teminat olarak verilmesi borçlunun hayatını riske atacağından yasaktır. Tesniye de borçlunun hayatının güvenceye alınması için benzer bir yaklaşımda bulunur; fakat burada bahsi geçen bir tür kumaş değil, değirmen taşıdır. Ekmek üretmek için un yapımında kullanılan değirmen taşının teminat olarak verilmesi borçluyu aç bırakacağından bu nesnenin teminat olarak gösterilmesi yasaklanmıştır.

Tarihsel içerik[değiştir | kaynağı değiştir]

Antik Yakın Doğu'nun ilk din sistemlerinin çoğu ve laik kanunlar tefeciliği yasaklamamaktadır. Bu topluluklar, hareketsiz nesneleri, bir bitki, hayvan veya insanmışçasına kendi kendine üreme yeteneği olan canlılarmış gibi ele alır. Bu nedenle, 'yemek parası' veya herhangi bir maddi desteğe faiz uygulamak uygun bir davranış sayılmaktaydı.[6] 'Yemek parası' adı altında yapılan gıda borçlarında zeytin, hurma, tohum ve hayvanların kullanıldığı ~MÖ 5000'lerde dahi görülmektedir. Kayıtlara göre gümüşe %10-25 ve tahıllara %20-35 faiz uygulanmaktaydı. Mezopotamya, Hititler, Fenike ve Mısır'da faiz yasal olup genelde devlet idaresindeydi.[7] Sümerliler ise genelde verdiği borçlara yıllık %20 faiz uygulamaktaydı.[1] Bugüne kadar gelmeyi başaran Sümer anlaşmalarında genelde hep bu rakam görülür[1] ve anlaşıldığına göre Yahudiliğin ilk asrında bu konsept iyi bilinmekteydi çünkü bu oran Babil Talmudu'nda da yer almaktadır.[8] Sümer kanunlarında karşılıklı çıkar anlaşmasının varlığı görülür; buna göre borçluyla borç veren bir anlaşma ile iş ortağı olur; borçlu iş yerini yönetip orada çalışırken sermayeye katkısı bulunan borç veren kardan pay alır.[1] Bu anlaşma hem borç hem trust'ın karakteristiğini oluşturur; borç veren, parasını finansal hissesinden alırken borçlu geçimini maaş ile sağlar.[1] Hammurabi Kanunları, bu tür anlaşmaları idare eden yönetmelikler içerir.

Heter İska muafiyet kontratı

Klasik rabinik edebiyatında[değiştir | kaynağı değiştir]

Mişna, kutsal kitapta anlatılan yönetmeliklerle ödemeden kaçınmayı engellemek için özen göstermektedir; hatta bu nedenle kutsal kitapta aktarılan kurallara rağmen ahlaki tefeciliği yasaklamaktadır. Taşik[9] kelimesi Talmud'da fazicilik olarak yorumlanır ve borç verenle birlikte borç alan da suçludur;[1] bunun yanı sıra bu anlaşmaya şahitlik yapanlar da kusurlu bulunur.[1]

Mişna'da ifade edildiğine göre, bir şeyin tamamı teminat olarak verilemez; örneğin, ücretin bir kısmı ödenmiş bir tarlanın tamamı teminat olarak gösterilemez çünkü buradan gelecek gelirin hepsi faize gider.[1] Fakat Mişna, eğer son ödeme tarihi geçtiyse alacaklı kişinin mülkün tamamına el koymasına izin verir.[10] İngiliz kanunlarındaki Tutu yasaları bu istisnadan faydalanmak için yaratılmıştır. Mişna'ya göre, eğer şahitler yalan söyleyip son ödeme tarihinin başka bir zamanda olduğunu söylerse ve yalan söyledikleri ispatlanırsa iki tarih arasındaki masrafları yalan yere şahitlik yapanlar öder.[11]

Mişna, yatırımlardan faiz çekmeyi yasaklar, bunu yerine insanlar toprak alıp gelirlerini buradan elde etmelidir.[1] Mişna ayrıca, borç alabilmek için verilen hediyeleri önceden ödenmiş faizden sayar;[1] buna benzer olarak, borcun ödenmesi bittikten sonra dahi verilen hediyeler faiz olarak nitelendirilir.[1] Mişna, bir adım ileri gidip para dışında herhangi bir şeyin borç verilmesini yasaklamıştır çünkü bir mülkün değeri zamanla artabileceğinden bu ödenen fark faizden sayılmaktadır;[12] aynı şekilde, bir kişinin faiz borcunu ödemesi için diğer işçilere oranla daha fazla çalıştırılamaz.[1]

Mişna, hem Mişna'da hem Tora'da özellikle yasaklanan faiz türlerinin, ödeme yapılmış olması taktirde geri alınabileceğini bildirir; fakat uyuşmazlık durumunda, Tora'da belirtilmiş olsa bile faiz yasal olarak geri alınamaz.[1] Mişna'ya göre bunun gerekçesi şöyledir: Ahitsel metinler faizcilere ilahi intikam ile ilgilidir ve sivil durumlarda idam cezasına çarptırılmış birine uygulanamaz;[5] bu durum, faiz davalarını rabinik mahkemelere bırakır fakat alacaklıya yapılan fiziksel saldırılar dışında yaptırım uygulamamaktadır.[13]

Muafiyet ve kaçınma[değiştir | kaynağı değiştir]

Ürün sahibinin, dükkan sahibine ürünü satması için vermesi ve karşılığında kardan pay alması Mişna'da yasaklanmıştır çünkü ürünü veren kişi ürünü dükkan sahibine borç olarak veriyor olarak kabul edilir ve hırsızlık, ürün değerinin azalması ve kaza gibi riskler dükkan sahibinin başına kalmaktadır.[1] Fakat Mişna, ürün sahibinin dükkan sahibine bir kuru incir gibi düşük bir miktar dahi ödemesi durumunda bunun tefeciliğe girmediğini belirtir.[14] Bu duruma Heter İska yani muafiyet kontratı denir ve Sümer ortaklık yapısı da bu şekilde işlemekteydi. Her kontratta olabileceği gibi uyuşmazlıklar laik mahkemelerde çözümlenebilir lakin bu, Halaha prensiplerine aykırı bir sonuçla neticelenme riski taşımaktadır.

Mişna'da, anti-tefecilik kanunlarından kaçınma metotları da işlenmektedir. En basit metot örneklerinden biri, kişinin bir başkasına bir nesne ödünç vermesi ve bir süre sonra onu daha ucuz fiyata geri almasıdır. Kanundaki boşluktan istifade etmenin bir başka örneğiyse şöyledir: Ahit, İsrailoğullarından olmayanlara faiz uygulamaya izin verir böylece bir İsrailoğlu başka bir İsrailoğluna faizle borç vereceği zaman İsrailoğullarından olmayan üçüncü bir aracı kullanır.[15][16]

Ortaçağ rabinik edebiyatında[değiştir | kaynağı değiştir]

Maymonides'in görüşüne göre, faizciliğe benzer bazı durumlara izin verilebilir; örneğin, üçüncü bir şahısa daha yüklü bir ödeme yapma karşılığında, birinci şahıs ikinci şahısa borç verebilir; veya üçüncü şahsın birinci şahısa yüklü bir miktar vermesini sağlayan ikinci şahıs, birinci şahıstan borç alabilir.[17] Yahudi olmayana faiz uygulmak uygundur ve hatta bunun belirli sınırlar içinde bir mecburiyet olduğunu dile getirir fakat borç veren kişi hevese kapılıp aynı uygulamayı Yahudiler üzerinde uygulamamalıdır.[1]

Maymonides'in yazılarından sonra 16.yy'da yayınlanan ve Ortodoks Yahudilik'te otoritesi olan Şulhan Aruh, faizin Yahudi olmayanlara uygulanabileceğini belirtir.[18] Yetimler veya fakirler gibi hayır için verilen borçlara faiz uygulanması yasaktır. Hayatı tehlikede olan birinin faizle borç almasına izin verilir.[19]

Şulhan Aruh'un görüşüne göre, verilen anapara üzerinde zorlama yapılabilir, eğer borca ayriyetten faiz uygulanıyorsa faiz kısmına zorlama yapılamaz. Eğer anlaşma anapara ve faizi birleştirerek yapılmışsa bunun hiçbir bölümünde zorlama yapılamaz.[19][20] Eğer yasal vasi, velisi olduğu kişinin malından borç verdiyse ve faizini tedarik ettiyse bunu geri vermek zorunda değildir. Şulhan Aruh, mahkemenin, borç verenin faizden vazgeçmesini sağlaması için alacaklıyı sadece falakaya yatırabileceğini belirtir,[21] eğer alacaklı faizi geri vermeden ölürse para varislerine kalır.[22]

Ayrıca bakınız[değiştir | kaynağı değiştir]

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

  1. ^ a b c d e f g h i j k l m n o Jewish Encyclopedia
  2. ^ a b c d Peake's commentary on the Bible
  3. ^ Hezekiel 18:13
  4. ^ Hezekiel 18:17
  5. ^ a b Baba Metzia 61b
  6. ^ [Fritz M. Heichelheim, An Ancient Economic History, 2 Vols. (trans., Leiden 1965), i104-56.Cited in Johnson, A History of the Jews, p.172]
  7. ^ Paul Johnson, A History of the Jews, p.172-73]
  8. ^ Baba Batra 60a
  9. ^ Tesniye 23:20
  10. ^ Baba Metzia 63a
  11. ^ Makkot 1:1
  12. ^ Baba Metzia 75a
  13. ^ Shulchan Aruch, Yoreh De'ah : 161:2
  14. ^ Baba Metzia 68b
  15. ^ Baba Metzia 5:6
  16. ^ Baba Metzia 71a
  17. ^ Maimonides, Mishneh Torah, Tamid:, Malweh:15
  18. ^ Shulchan Aruch, Yoreh De'ah : 159
  19. ^ a b Shulchan Aruch, Yoreh De'ah : 160
  20. ^ Shulchan Aruch, Hoshen Mishpat : 52
  21. ^ the process of judicially flogging an individual until they agreed to a course of action, was known as contempt
  22. ^ Shulchan Aruch, Yoreh De'ah : 161