Genetiği değiştirilmiş organizmalar

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Atla: kullan, ara

Genetik mühendisliğinin çeşitli teknikler kullanarak yaptığı müdahalelerle kalıtımsal değişikliğe uğrattığı organizmalar günümüzde, G.D.O. (genetiği değiştirilmiş organizmalar) kısaltılmış adıyla ifade edilmektedir. Bu teknikler; rekombinant DNA ya da "rekombinant DNA teknolojisi" olarak bilinirler. Rekombinant DNA teknolojisi sayesinde DNA molekülleri tüpte (In vitro), yani canlı organizmanın ya da hücrenin dışında, yeni bir tür yaratmak üzere bir molekül içinde bir araya getirilebilmektedir. Bu DNA da bir organizmaya aktarıldığında değiştirilmiş özellikleri ya da kendine özgü özellikleri olan bir canlının ortaya çıkmasını sağlamaktadır.

GloFish Sürüsü : Genetik yapısı değiştirilmiş bir Zebra balığı sürüsü
Normal bir Zebra balığı

Tarihsel Gelişim[değiştir | kaynağı değiştir]

1970'lerde tarımsal ilaçlar ve kimyasal gübrelerin çevre ve insan üzerindeki olumsuz etkileri tartışılmaya başlanmıştır. Bu maddelerin sağlığa zararı kanıtlanmıştır. Ancak bu durum çevre ve insan üzerindeki tahribata engel olamamıştır. Bunun üzerine artan insan nüfusuna besin maddesi ihtiyacı konusunda sıkıntılar yaşanmıştır. Besin maddesi sıkıntısına yeni çözümler aranmasını beraberinde getirmiştir. 1972'de Paul Berg ilk kez genetiği değiştirilmiş rekombinant DNA molekülü üretmiştir[1]. Bir yıl sonra 1973’de ilk kez genetiği değiştirilmiş bir bakteri yaratılmıştır.[2] Bu olay bilimciler topluluğunda bu tür genetik uygulamaların potansiyel tehlikeleri olduğu konusunda kaygılara neden olmuş ve konu Pacific Grove’daki (Kaliforniya) Asilomar Konferansı’nda tartışmalara yol açmıştır.[3][4] Rekombinant DNA teknolojisini kullanan ilk şirket Herbert Boyer tarafından kurulmuş ve şirket, 1978’de escherichia coli bakterisinin genetik manipülasyon yoluyla, insülin üreten bir türünü yarattığını açıklamıştır.[5] 1983'te dört ayrı ekip genetiği değiştirilmiş bitkiler üzerine çalışmışlardır. 1995'de genetiği değiştirilmiş mısır ekimi yapılmıştır. Sonraki yıllarda bu alanda çalışmaların hızı artarak devam etmiştir.1998 yılında genetiği değiştirilmiş organizmalar hakkında etiketleme kuralları belirlenmiştir. Günümüzde bu yolla yaratılan mikroplara transjenik ( rekombinant DNA yöntemleriyle kalıtımsal olarak değiştirilmiş) mikroplar, hayvanlara transjenik hayvanlar[6], bitkilere ise transjenik bitkiler[7] denmektedir.

Uygulama Alanları[değiştir | kaynağı değiştir]

Genetik bilgilerinin uygulamaları kısaca şöyle özetlenebilir:

  • Genetik sayesinde, bazı hastalıkların önceden teşhis edilerek önlenmesinde, kişiye özel ilaç ve tedavi yöntemleri geliştirilebilmesinde önemli gelişmeler sağlanmıştır.
  • 1970’li yıllardan itibaren insülin hormonu, büyüme hormonu gibi insana özgü gen ürünleri diğer canlılarda sentezlenebilmektedir.
  • Koyuna bir insan geni aktarılarak, koyun sütünde bir insan proteinin bulunması sağlanmıştır.
  • Sazan balığı gibi bazı canlıların daha hızlı büyümesi sağlanabilmektedir.
  • Günümüzde, genetik mühendisliği geni bir hücreden diğerine nakledebilmektedir, gen naklinin yapıldığı hücrelerden biri bitki, diğeri bir insan veya hayvan hücresi ya da bir mikroorganizma da olsa. Yani bir böceğin, bir balığın genleri bir bitki ya da mikroorganizmaya aktarılabilmektedir. Örneğin akrebin zehirini üreten gen bir virüse nakledilebilmekte, böcek öldüren bir bakterinin geni de bitkilere nakledilebilmektedir. Tarım ürünlerinde verimin arttırılması, ürünlerin zararlılardan etkilenmemesi gibi çeşitli amaçlarla genetik müdahaleler yapılmaktadır.
  • Genetik müdahaleler ile doğada daha önce hiç bulunmayan gen bileşimleri de üretilebilmektedir. (Bir genin farklı bir hücreye nakliyle o hücrenin işlevi artabilir, değişebilir veya salgıladığı kimyasal maddeler farklılaşabilir.) Böylece, şimdiye dek fare, tavşan, koyun, domuz, tavuk, balık gibi birçok hayvan üzerinde embriyonları tek hücre aşamasındayken yüzlerce değişik gen denenmiş ve değişik türler elde edilmiştir. Bu yolla elde edilen yalnızca fare türlerinin sayısı bini aşmıştır.
  • Kısaca günümüzde, bir organizmadaki genler parçalanabilmekte, kopyalanabilmekte, üretilebilmekte ve başka bir organizmaya nakledilebilmektedir.
  • Genetik mühendisliği bugünkü modern biyoteknolojinin temelini oluşturmuştur. İkisi arasındaki ilişki şöyle açıklanabilir: Genetik mühendisliği bilgileri bir ürün elde etmek üzere kullanıldıklarında, ürün ancak biyoteknolojik işlemlerle günlük yaşamın bir parçası olur. İlk biyoteknoloji patenti 1980’de ham petrolü parçalamak amacıyla genetik yapısı değiştirilmiş bir mikrop geliştiren, yani üreten Dr. Ananda Chakrabarty’ye verilmiştir. Böylece tarihte ilk kez üretilen bir canlı için patent hakkı doğmuştur.[8][9][10]

G.D.O. karşıtlarının olası gördükleri tehlikeler[değiştir | kaynağı değiştir]

Genetic Manipulation.png

G.D.O. (genetik yapısı değiştirilmiş organizmalar) uygulamalarına karşı olanlar,[11] özellikle çevrecilerin bir kısmı ve I.Asimov, J. Naisbitt, P Aburden gibi bazı araştırmacı yazarlar, bilime karşı olmamakla birlikte, genetikteki veri ve buluşların uygulanmasıyla ilgili bazı konularda huzursuz olduklarını ifade ederek, şu gelişmelere işaret etmektedirler:

  • GDO içeren bir ürünün poleni GDO içermeyen bir bitkiye taşınabilir, böylelikle geleneksel olarak yetişen ürün bu yeni geni alabilir. (Rieger et al 1999)
  • Kimyasal ilaçlara dayanıklı bir GDO'nun poleni melezleme suretiyle bir yabancı ot tohumuna geçebilir ve bu geni alan bitki de kimyasal ilaçlara dayanıklılık geliştirebilir (Rieger et al 1999)
  • Kimyasal ilaçlara dayanıklı genetiği değiştirilmiş ürünler bir sonraki yıl da çıkabilir. Ve kültürel olarak kontrol edilmeleri zor olabilir.
  • Böcekler (örneğin böcek ilaçlarına dayanıklı) genetiği değiştirilmiş bir organizmadaki genlere karşı bağışıklık kazanabilirler. (örneğin Bt içeren pamuk)
  • Genetiği değiştirilmiş bitkiler toprak içinde bulunan doğal canlı yaşama zarar verebilir, böylece besin döngüsünü sona erdirebilir
  • GDO'lu ürünler yeterli kadar besleyici olmayabilir ve hazmı zor olabilir.
  • Genetiği değiştirilmiş organizmaların toksik, alerjik, teratojenik (anne karnında maruz kalan bebekte görülen yapısal anomaliler) zararları olabilir.
  • Çeşitli devletlerin denetimindeki bilimciler gen aktarımı yoluyla şimdiye dek yeryüzünde ilk kez meydana gelen yüzlerce yaratık meydana getirmişlerdir. Dolayısıyla istenmeden de olsa, insan türünü yok edecek bir mikroorganizma ya da bir türün yaratılmasına yol açılabilir.
  • Önceleri biyoteknolojinin özellikle tarım ürünleri konusunda büyük gelişmeler sağlayarak dünyada açlığın giderilmesinde devrim yaratacağı müjdesi veriliyordu; fakat günümüzde genetik mühendisliği, özellikle biyoteknoloji üniversitelerden özel şirketlere geçmiş ve bunlar büyük maddi kazanç getirecek başka çalışmalara yönelmiş durumda bulunmaktadırlar.
  • Yeni yapılan araştırmalar GD ile beslenen hayvanlarda organ problemleri ortaya çıktığını ortaya koymuştur. GD mısır ve soya fasülyesi ile 90 gün süreyle beslenen farelerde karaciğer ve böbrek zehirlenmeleri ortaya çıkmıştır.[12]
  • 1987’de A.B.D. Patent Bürosu’nun genetik yapıları değiştirilmiş hayvanların da patent altına alınabileceğini açıklamasıyla, hayvanlar alemi çokuluslu şirketler ile eczacılık ve biyoteknoloji şirketlerinin eline bırakılmıştır. Günümüzde biyoteknoloji alanında binlerce şirket bulunmaktadır.[13]
SAAA istatistiklerinde, yıllara göre, yeryüzünde G.D.O. kullanılarak yapılan tarımdaki artış eğrileri.Sayılar milyar hektarı ifade etmektedir. Mavi eğri gelişmekte olan ülkelere, yeşil eğri gelişmiş ülkelere, turuncu ise dünyadaki toplam tarıma ilişkindir.

Bu gelişmelere işaret edenler ayrıca bazı tehlikelere dikkat çekerek şu soruları yöneltmekteler:

  • Atomu keşfetmiş, ardından atom bombasını icat etmiş insanoğlu bilimsel buluşları her zaman insanlığın yararına kullanmadığına göre, genetik mühendisliği ve biyoteknolojideki buluşların daima insanlığın yararına kullanıldığını ve kullanılacağını, örneğin bir biyolojik savaşta asla insanlığın zararına kullanılmayacağını kim garanti edebilir?
  • Bazı devletlerin, diğerlerine hükmedebilmeleri için, genetikteki çalışmaları gizlice insanlar üzerinde uygulamayacağını, örneğin sıcak bir savaşa bile gerek görmeden belirli uluslara ya da toplumlara ait insanların gizlice bazı yeteneklerini köreltmek veya onlara bazı davranış biçimlerini aşılamak gibi uygulamalarda bulunmayacağını kim garanti edebilir?[14]
  • Genetik çalışmaları başlangıçta açıklandığı gibi, yalnızca kalıtsal hastalıkların teşhis ve tedavisine olanak sağlamaya yönelik olarak mı devam etmektedir? Yoksa gizlice sürdürülen araştırma ve uygulamalar var mıdır?
  • Genetik yapısı değiştirilmiş, yoldan çıkan bir bakteri hastalığa yol açarsa, daha önce doğada hiç karşılaşılmamış olduğundan muhtemelen insan vücudunun savunmasız olacağı bu bakterinin yol açacağı hastalıktan insanlığı biyoteknoloji kurtarabilecek midir?
  • Genetik yapısı değiştirilmiş bir hayvan ya da organizmanın, kısa vadede insanlar için yararlı bir potansiyel taşıyor görünse de, ileride olumsuz sonuçlar yaratmayacağından, çevreyle etkileşime girmeyeceğinden veya çok hassas dengeler üzerine kurulmuş doğada ekolojik dengeyi bozmayacağından nasıl emin olabiliriz?
  • Mutasyona uğratılmış virüs ve bakterilerin laboratuvar dışına salınmayacağını veya kazara da olsa laboratuvar dışına hiç çıkmayacağını kim garanti edebilir?[15]

Ülkelerin GDO'lara desteği ve engelleri[değiştir | kaynağı değiştir]

Türkiye[değiştir | kaynağı değiştir]

Tarım Bakanlığı'nın mevcut yönetmeliğinde Türkiye'de GDO'lu gıda ve yem maddelerinin ithalatı, işlenmesi, kontrolüne ve ticaretine denetimli olarak izin verilecektir. Ancak bu denetlemeyi yapacak kuruluş Türkiye'de mevcut değildir. Ayrıca yönetmeliğin AB mevzuatına göre ciddi eksikleri vardır. [2][3]

Avustralya[değiştir | kaynağı değiştir]

2003 yılının başlarından itibaren Avustralya'nın bazı eyaletleri transgenik bitkilerin yetiştirilmesini engellemekte idi.[4] Ancak 2007'nin sonlarıda New South Wales ve Victoria eyaletleri yasakları kaldırdılar.[5] Güney Avustralya yasakları kaldırmazken[6], Batı Avustralya Aralık 2008'te yasağı kaldırdı.[7] Tazmanya Kasım 2014'e kadar yasağı uzattı.[8] Queensland eyaleti 1995 yılından beri transgenik bitki yetiştirilmesine izin vermekte ve hiçbir zaman yasak getirmemiştir.[9]

Kanada[değiştir | kaynağı değiştir]

2005 yılında Prince Edward Adası'nda (Prince Edward Islands - PEI) bir komite transgenik ürünlerin eyalet içinde yasaklanması için bir tasarı hazırladı. Tasarı kabul edilmedi.[10] Ocak 2008'ten beri PEA'daki transgenik ürünlerin kullanımı hızla artmaktadır.[11] Kanada transgenik kanolanın en fazla üretildiği ülkelerden biridir.

Yeni Zelanda[değiştir | kaynağı değiştir]

Yeni Zelanda'da GDO'lu ürünler yetiştirilmemekte ve genetiği değiştirilmiş canlı organizma içeren ilaçlar yasaktır. Ancak genetiği değiştirilmiş canlı organizma içermeyen ilaçların satışı yasak değildir.[12]

ABD[değiştir | kaynağı değiştir]

2004 yılında Mendocino County, Kaliforniya GDO'yu yasaklayan ilk ilçe oldu. %57'lik güvenle yasak geçti. Kaliforniya'da, Trinity ve Marin ilçeleri GDO'lu bitkiler için yasaklar getirdiler, ancak Butte, Lake, San Luis Obispo, Humboldt, and Sonoma ilçelerinde ise yasaklamak başarısız oldu. Fresno, Kern, Kings, Solano, Sutter ve Tulare gibi tarımsal açıdan zengin ilçelerin uzmanları bu kararı uygulamalarla yok saydılar.

Zambiya[değiştir | kaynağı değiştir]

Zambiya hükümeti transgenik bitkileri de içeren biyoteknolojik çalışmaların faydalarına karşı farkındalığı artırmak ve eğitim amacıyla toplumun olumsuz düşüncesini değiştirmek kapsamında bir proje başlattı.

Fransa[değiştir | kaynağı değiştir]

Monsanto'nun MON810 mısırının kullanımı Fransız hükümeti tarafından 9 Şubat 2008 tarihinde yasaklanmıştır . Bu ürün Fransa'da izin verilen tek üründü. Korunma önlemleri insan sağlığına etkileri öğrenilmesine göre alınacak.

Brezilya[değiştir | kaynağı değiştir]

GDO içeren ürünlerde GDO oranı yüzde 1’in üzerinde ise etiketlenmesi zorunlu.[13]

Arjantin[değiştir | kaynağı değiştir]

GDO içeren ürünlerin etiketlenmesi isteğe bağlı.[13]

Almanya, Fransa, Macaristan, Avusturya, Lüksemburg ve Yunanistan’da GDO’suz ürünler "GDO içermemektedir" şeklinde etiketlenebiliyor.[13]

Notlar ve referanslar[değiştir | kaynağı değiştir]

  1.  Genetically modified organism (GMO)
  2.  Organisme génétiquement modifié
  3.  Cohen, S., Chang, A., Boyer, H. & Helling, R. (1973) Construction of Biologically Functional Bacterial Plasmids In Vitro. Proc. Natl. Acad. Sci. USA 70, 3240-3244
  4.  Genetically modified organism (GMO)
  5.  Berg, P., Baltimore, D., Brenner, S., Roblin, R.O. III, Singer, M.F., "Summary statement of the Asilomar Conference on recombinant DNA molecules," Proc. Nat. Acad. Sci. USA 72, pp. 1981-1984 (1975), also Science 188, p. 991 (1975).
  6.  Genentech: Press Releases - News Release September 6, 1978. insulin synthesis is the first laboratory production DNA technology.
  7.  Transgenic Animals, Dr. John W. Kimball, Harvard University
  8.  Transgenic plant
  9.  Salt, Alparslan. Geleceğin Felaketleri, Ruh ve Madde Yayınları, İstanbul, 1997
  10.  Asimov,I. İnsanlığın Geleceği, Cep Kitapları,İstanbul,1984
  11.  Naisbitt,J. ve Aburden,P. Megatrends 2000,Form Yayınları,1990
  12.  Mention du « anti-GM lobby » (lobby anti-OGM) : (en) GM debate cut down by threats and abuse, Times higher education, 24 octobre 2003 ;Suspicion isn't proof, Telegraph, 07 mars 2004.Résumé des sondages sur les OGM au Québec et au Canada 1994-2004, site de Greenpeace. Cécile Philippe, La terre est foutue, p. 16. « OGM : la France à la peine face aux Américains» , Le Figaro Économie, 15 octobre 2007 : « Difficile pour les semenciers français et européens de rivaliser quand, en plus, leurs essais sont détruits par les opposants aux OGM. Ce fut notamment le cas, en 2004, à Marsat (Puy-de-Dôme), de maïs expérimentaux conçus par l'Inra et Biogemma pour donner le même rendement en consommant moins d'azote. "C'est d'autant plus stupide que, s'agissant de plants castrés, il ne pouvait y avoir dissémination de pollen transgénique. En outre, ces recherches vont dans le sens du développement durable : les engrais azotés sont fabriqués avec du pétrole qui devient de plus en plus rare et cher ! », s'indigne Bertrand Hirel, chercheur à l'Inra de Versailles ». « Les OGM et les nouveaux vandales », François Ewald et Dominique Lecourt in Le Monde, 4 septembre 2001
  13.  Naisbitt,J. ve Aburden,P. Megatrends 2000,Form Yayınları,1990
  14.  Asimov,I. İnsanlığın Geleceği, Cep Kitapları,İstanbul,1984
  15.  Salt, Alparslan. Geleceğin Felaketleri, Ruh ve Madde Yayınları, İstanbul, 1997.Naisbitt,J. ve Aburden,P. Megatrends 2000,Form Yayınları,1990.Asimov,I. İnsanlığın Geleceği, Cep Kitapları,İstanbul,1984.Organisme génétiquement modifié
  16.  [16]

Ayrıca bakınız[değiştir | kaynağı değiştir]

Dış kaynak[değiştir | kaynağı değiştir]

  • [17] Bir bakışta GDO

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]