Portal:Sinema/Gündemdeki madde arşivi/2008 arşivi

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Ocak 2008
2007 yılında Cecil B. DeMille Ödülü'nü alacak olan Steven Spielberg

65. Altın Küre Ödülleri 2007 yılında Hollywood Foreign Press Association tarafından dağıtılacak ödüller. Sinema ve televizyon dallarında dağıtılır. Sinema dalında ödül dağıtılan 14 kategori, Televizyon dalında 11 kategori vardır. Ödül töreni 13 Ocak 2008'de gerçekleştirilecektir.Adayları 13 Aralık 2007'de Hayden Panettiere, Quentin Tarantino, Dane Cook ve Ryan Reynolds tarafından açıklanmıştır.

Altın Küre Cecil B. DeMille Ödülü 2007 yılında Steven Spielberg'e verilecektir. Demi Moore ve Bruce Willis'in kızı Rumer Willis Miss Golden Globe için seçilmiştir.

Atonement 7 dalda, Charlie Wilson's War ise 5 dalda ödüle aday gösterilmiştir. Michael Clayton, No Country for Old Men ve Sweeney Todd: The Demon Barber of Fleet Street ise 4 kategoride ödüle aday olmuştur. Oyunculuk kategorilerinde ise Cate Blanchett (En İyi Aktris-Drama ve En İyi Yardımcı Aktris) ve Philip Seymour Hoffman (En İyi Aktör-Müzikal/Komedi ve En İyi Yardımcı Aktör) iki dalda ödüle aday olmayı başarısını göstermişlerdir. Televizyon dalında dağıtılan ödüllerde ise en fazla adaylığı HBO kanalı almıştır.HBO 18, ABC 11, NBC ise 6 dalda ödüle aday olmuştur.Devamı



Şubat 2008
Anamorphic-digital sound.jpg

35 mm fotoğrafçılık ve sinemada yaygın olarak kullanılan temel film ölçüsüdür. George Eastman tarafından tedarik edilen ham filmi kullanarak, William Dickson ve Thomas Edison'un 1892'de icat ettiği 35 mm film, o zamandan bu yana neredeyse hiç değişmeden kalmıştır. 35 mm, adını filmin 35 mm (yaklaşık 1 3/8 inç) genişliğindeki şeritler halinde kesilmesinden almıştır. Her kademi 16 kare yapan standart negatif dirençin her iki kenar boyunca her karede dört deliği olur.

Çoğunlukla tescilli ölçülerin çeşitli genişliği farklı sayıda kamera ve geç 19 yüzyıl ve erken 20 yüzyıl çevresinde icat edilmiş gösterim sistemleri tarafından 13mm den 75mm kadar değişerek kullanılmıştır. Sonunda 35mm 1909'da uluslararası standart ölçü olarak kabul edilmiştir ve görüntü gösterimi ve yaratılışlarının her ikisi için hakim film ölçüsü olarak kalmıştır. Geniş ve küçük ölçülerinin her ikisinin ve tuhaf biçimlerin tehditlerine rağmen ömürleri uzun oldu, çünkü bu ölçü yakalanmamış görüntülerin iyi özelliği (Good Quality) ve film stoklarının masrafı arasında oldukça iyi bir alışverişe izin verir. Ayrıca ticari film tiyatrolarındaki 35mm film göstericilerinin her yerde mevcut olması; 35 mm'yi sadece hareketli görüntü biçimleri, film veya video ve dünyanın hemen hemen tüm sinemalarında oynatılabilir hale getirdi.

Ölçü kullanımı olağan üstü bir biçimde çok yönlüdür. Geçen yüz yıllar içinde, içerdiği sese göre değiştirilmiştir, bir güvenli film temeli yaratımı için tekrar tasarlanmıştır, yakalanan renkler için folmüle edilmiştir, geniş ekran biçimlerinin bir grubuna yer tedarik edilmiştir, ve karesiz bölgesinin yaşlaşık olarak tümünün içine ses verisi katılır. 21. yüzyılın başından beri 35mm'in hareketli resim filmlerinin üretimi Eastman Kodak ve Fuji film ikilisinindir. devamı



Mart 2008

Kara film (Fra., film noir), öncelikle, kahramanlarını çürümüş ve itici algılanabilecek bir dünyanın içine yerleştiren Hollywood suç filmlerini tanımlamak için kullanılan bir sinema terimidir. Hollywood'un klasik kara film dönemi, 1940'ların başından 1950'lerin sonuna kadar uzanır. Bu dönemin az ışıklı, siyah beyaz çekilmiş kara filmleri, Alman Dışavurumcu sinemasından etkilenmiştir. Diğer taraftan ilk örnek teşkil eden hikâyeler ve klasik kara filmlere yönelik tutum, Büyük Bunalım döneminde Amerika Birleşik Devletleri'nde ortaya çıkan suç filmlerinden doğmuştur.

İlk kez 1946 yılında İsviçreli eleştirmen Nino Frank tarafından Hollywood filmleri için kullanılan kara film terimi, zamanında klasik kara filmler yapmış ve yapmakta olan film yapımcıları ve oyuncular tarafından bilinmiyordu. Pek çoğu, kara filmlere imza atmış olmasına rağmen, böyle bir tür yarattığının farkında olmadığını itiraf etmiştir. Kara film akımının kriterleri, tarihçiler ve eleştirmenler tarafından sonradan belirlenmiştir. devamı



Nisan 2008

Film yapımı, bir sinema filminin fikir olarak doğuşundan gösterime girmesine kadar izlediği süreçtir. Profesyonel yapım sürecinin en önemli unsurlarından biri bütçedir. Kadro, donanım, dekorlar, mekanlar ve diğer belirleyici etkenler bütçe çerçevesinde şekillenir.
Yüksek bütçeli filmler çoklukla, sinema endüstrisinin en önemli merkezi olan Hollywood'da yerleşik yapım kuruluşları tarafından üretilir. Bu tarz yapımlarda, sayısı birkaç bine ulaşabilen kadrolar ve gelişmiş teknolojik olanaklar kullanılır.
Sinema filmlerinin finasmanı; kâra yönelik ticari, reklam amaçlı sponsorluk, propaganda ve kitlelerin yönlendirilmesi amaçlı sponsorluk, çeşitli amaçlar gözetilerek devlet desteği vb. gibi biçimlerde olur.

Bir yapımın kalitesini etkileyen en önemli unsurlardan biri bütçe olsa da, yaratıcı sinemacılar tarafından düşük bütçeler ve küçük kadrolar ile çekilmiş birçok başarılı sinema filmi mevcuttur. devamı



Mayıs 2008

Sessiz film, üzerine senkronize olarak kaydedilmiş diyalogları olmayan filmdir. Sessiz film teknolojisi 1860 civarında icat edilmiş, fakat film makaralarının kolaylıkla imal edildiği 1880 - 1900 yıllarına kadar fazla kullanılmayan, sıradışı bir yenilik olarak kalmıştır.

Hareketli resimleri kaydedilmiş sesle birleştirmek fikri nerdeyse sinemanın tarihi kadar eskidir; ancak teknik zorluklardan dolayı 1920’lerin sonlarına kadar filmlerin çoğu sessiz film olarak çekilmiştir. Bununla birlikte, sessiz film mesajını görüntüler aracılığıyla aktardığından sesli filme göre daha evrensel bir dile sahiptir. Sinemada sessiz film dönemi bazen Gümüş Ekran Dönemi olarak da tanımlanır.

1925’lere kadar, çoğu sessiz film sesli filmlerden daha yavaş hızlarda (daha yavaş "kare hızlarında") çekilmiştir. Tipik olarak sessiz filmlerin çekim hızı saniyede 24 kare yerine, filmin yılına ve film stüdyosuna bağlı olarak saniyede 16 ila 23 kare arasında farklılık göstermektedir. Bu filmler orijinal kare hızlarında gösterilmezlerse, filmdeki hareketler doğal olmayan biçimde hızlı ve kesik kesik görünür. Bunun yanında, bazı sahneler hareketi hızlandırmak için çekim esnasında kasıtlı olarak hızlı çekimde filme alınmıştır. Bu uygulama özellikle fars türündeki komedi filmlerinde yaygındır. devamı



Haziran 2008

Film terimi tarihi bakımdan ilkin hareketli resimlerin kaydı ve gösterilmesi için kullanılan bir terimdi ancak daha sonra genelleştirilmiştir. Film terimi ile birlikte "Sinema", "Gümüş ekran" gibi terimler de kullanılmaktadır.

Filmler gerçek insan ve objelerin kamerayla kayıt edilmesiyle veya animasyon teknikleri ve/veya özel efektlerle her iki unsurun yaratılmasıyla üretilir. Filmlerle bir seri tekil çerçeveler oluşturulur ancak bu imajlar ardışık ve hızlıca gösterildiğinde, izleyicide hareket illüzyonu denilen bir göz yanılgısı oluşur. Çerçeveler arası geçişler görülmediğinden göz imajı sürekli bir akış halinde algılar.

Fotoğrafçılıkta hâlâ kullanılan selüloid filmin geliştirilmesiyle nesnelerin gerçek zamanlı hareketini yakalamak mümkün olmuştur. İlk versiyonlarda izleyicinin akış halindeki resimleri görmesi için özel bir aygıtın içine bakması gerekiyordu. 1880'lere kadar olan gelişmelerle kameraların gerçek zamanlı görüntüleri yakalaması filme kayıt etmesi ve perde üzerine yansıtarak tüm bir izleyici kitlesine izletilmesi mümkün olmuştur. "Hareketli resimler" (motion pictures) denilen bu gösterilerde görüntüler üzerinde herhangi bir sinema tekniği kullanılarak oynanamamaktaydı.devamı



Temmuz 2008

Slapstick özellikle iki dünya savaşı arasında yaygınlaşan ve ortak özellikler taşıyan Amerikan komedi filmlerine verilen isimdir.

David W. Griffith'in öğrencilerinden Mack Sennett (1884-1960) slaptick komedilerinin babası sayılır. Sennett, İtalyan Commedia dell'arte ilkesine göre çekilmiş beş yüzden fazla kısa filme imza attı. Filmlerinde filmin hızlı ya da tersten oynatılmasının komik etkisini kullandı ve kamerayı tiyatro seyircisinin sabit perspektifinden kurtararak oyuncu gibi hareketli hale getirdi.

Slapstick filmler genellikle belli bir kalıba dayalı doğaçlamalardan oluşur. Filmin doruk noktaları genellikle bir pasta savaşı, ya da karmaşık bir polis grubunun işin içine karıştığı bir kovalamaca sahnesidir. Espriler düşme, şiddet ve çevreye verilen zarar üzerine kuruludur.

Slapstick'in etkileri günümüz Hollywood sinemasında da görülmektedir. 1960'lı yıllarda Pembe Panter serisi, kısmen Monthy Pyton ve daha sonraları David Zucker, Jim Abrahams ve Jerry Zucker ekibinin filmleri üzerinde slapstick etkisi hissedilir. devamı



Ağustos 2008

Avrupa Avantgarde Sineması, özellikle iki dünya savaşı arasındaki dönemde, Avrupa sinemasında etkili olan bir dizi akıma verilen toplu isimdir.

I. Dünya Savaşı Avrupa film üreticilerini olumsuz yönde etkilemişti. 1920'li yıllar boyunca gelişen Hollywood şirketleri, Avrupa pazarını büyük oranda ellerinde tutuyorlardı. Hollywood'un devasa setleri, kostümleri, büyük paralar kazanan yıldızları karşısında Avrupa'da film şirketleri genellikle kendi filmlerini çekmek yerine Amerikan filmlerinin dağıtımını yapmayı üstlenmişlerdi.

Sektörü ellerinde bulunduran büyük isimlerin bu geri çekilişi yeni film sanatçıları için uygun bir ortam yarattı. Küçük şirketler avantgarde çalışmalarla iç pazarı ele geçirmeye çalıştılar. Genç sanatçılar David. W. Griffith'in film tekniğine getirdiği yeniliklerin de etkisiyle standartlaşmış Hollywood yapımlarının karşısına kendi alternatiflerini çıkartmaya çalışıyorlardı. Özellikle aydınların bu alternatiflere ilgi göstermesiyle birçok Avrupa kentinde avantgarde sinemayla ilgili sinema klüpleri ve organizasyonlar gelişti. devamı



Eylül 2008

Beyaz Telefon Filmleri (İtalyanca: Telefoni Bianchi) Mussolini İtalya'sında 1930'lu ve 1940'lı yıllarda rejimin altın çağında halkın dikkatini baskı rejiminden başka tarafa çekmek, eğlendirmek ve konsensüsü devam ettirmek için üretilmiş pembe kaçış filmleri'ne verilen addır. Terim Anglosakson literatüründe "white telephone movies" olarak geçer.

Bu bir film türüne verilmiş resmi bir ad değildir, aksine halk tarafından bu tür filmleri küçümseyen (pejoratif) bir nitelemedir. Bu türün takipçisi ise 1944'ten sonra ortaya çıkan Yeni Gerçekçi filmlerdir. İronik bir şekilde yeni gerçekçi akımın öncüsü olan ve bu pembe filmleri yerden yere vuran Vittorio de Sica, "beyaz telefon filmleri" nin aranılan aktörlerinden biri idi.

Bu tür filmler genelde kostümlü melodramlar, müzikaller ve Hollywoodvari komedilerden oluşuyordu ve konularının geçtiği mekanlar değişmez bir şekilde büyük yolcu gemileri, lüks oteller ve şık gece klüpleri idi. Bu filmlerde üst sınıfın lüks yaşam tarzı övülür ve sanki tüm İtalya'nın yaşam tarzıymış gibi lanse edilirdi. devamı



Ekim 2008

B filmi terimi, başlangıçta Hollywood’un Altın Dönemi sırasında yaygın bir uygulama olan çift gösterimde asıl filmden önce gösterilmek üzere çok fazla reklamı yapılmaksızın dağıtımı yapılan düşük ya da mütevazı bütçeli filmleri ifade etmekteydi. Bu tür alt-filmler yapma geleneğinin 1950’lerin sonlarına doğru terk edilmiş olmasına karşın, B filmi terimi; ne sanat filmi ne de porno film olarak adlandırılabilecek herhangi bir düşük bütçeli ticari sinema filmini ifade edecek şekilde, daha geniş bir anlamda kullanılmaya devam etmiştir. Terimin Hollywood’un Altın Dönemi sonrası kullanımında, türün sanat filmine mi; yoksa porno filme mi daha yakın olduğu konusunda bir anlam belirsizliği söz konusudur. devamı



Kasım 2008

Sinematografi (Yunanca : kine (hareket) ve graphos (yazı)), sinema filmi için görüntü kaydederken ışıklandırma ve kamera tercihleri yapma disiplinidir. Birçok açıdan fotoğraf sanatıyla yakından ilgilidir; fakat kamera ve görüntü elemanlarının hareket halinde olduğu durumlarda birtakım ek özellikler de gösterir. Sinematografi sinema filmlerine özgü bir sanat formudur. Işığa duyarlı maddeler üzerinde görüntü kaydetme işi 1800’lerin başından beri uygulanıyor olsa da, nispeten daha yeni olan “hareketli resim” sanatı farklı fotoğraflama teknikleri ve yeni bir estetik anlayışı gerektiriyordu. Sinemanın ilk dönemlerinde, görüntü yönetmeni genellikle filmin hem kameramanlığını hem de yönetmenliğini üstlenirdi. Sinema sanatı ve teknoloji geliştikçe, kameramanlık ve yönetmenlik arasında bir ayrım oluştu. Optikteki ve renkli film, geniş ekran (widescreen) gibi çeşitli tekniklerdeki ilerlemelere ek olarak, yapay ışıklandırma ve ışığa daha duyarlı (daha hızlı) ham filmlerin gelişiyle birlikte teknik açılardan sinematografi bir uzmanın varlığını zorunlu kıldı. devamı



Aralık 2008

Amerikan gecesi (Fransızca Nuit Américaine) sinema ile ilgili bir teknik terimdir. Gün ışığında çekilmiş bazı sahnelerin özel kamera, filtre ve ışıklandırma teknikleriyle gece çekilmiş gibi görünmesinin sağlandığı işleme verilen addır. İngilizcedeki karşılığı Day for night' tır. Amerikan Gecesi sinemadaki bazı teknik gelişmelerin henüz istenilen düzeye erişmediği geçmiş yıllarda daha sıklıkla başvurulan bir sinema tekniğiydi. Çekimlerde kullanılan negatif filmlerin ışık hassasiyetlerinin gece ışıklarını tatminkar bir düzeyde yakalama yeteneğinin düşük olması, gece çekimlerinde çok sayıda özel aydınlatma cihazlarının kullanılmasını gerektiriyordu. Buna diğer ekstra masraflar da eklendiğinde gece çekimlerinin maliyeti gündüz çekimlerinin maliyetlerini kat kat aşıyordu. Hem bu maliyeti düşürebilmek için, hem de gece çekimlerinin getireceği diğer zorluklardan kaçınmak için çekimler gün ışığında gerçekleştiriliyor ama merceklerin önüne özel renkli filtreler veya yoğunluk filtreleri yerleştiriliyordu ve düşük pozlandırma yapılıyordu. devamı