Mustafa Fazıl Paşa

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Şuraya atla: kullan, ara

Mustafa Fazıl Paşa (1829, Kahire-1875, İstanbul), Mısırlı prens ve Türk siyaset adamı.

Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın torunudur. Osmanlı Devleti’nde Maliye Nazırlığı, Maarif Nazırlığı yapmış bir devlet adamıdır. Ağabeyi İsmail Paşa’nın çalışmaları sonucu Osmanlı Sultanı Abdülaziz’in bir fermanı ile Mısır yönetimindeki haklarından mahrum edildi. Ülke dışına sürgün edilip yaşamını bir süre Paris’te sürdüren Mustafa Fazıl Paşa, bu dönemde Jön Türkler’in hamiliğini ve başkanlığını yaptı; Namık Kemal, Ziya Paşa, Ali Suavi gibi aydınların Avrupa’ya gelip yayın yaparak düşüncelerini yaymasına öncülük etti. Hayatı boyunca çeşitli bilimsel ve kültürel faaliyetlere destek oldu. 1867'de Abdülaziz’e yazdığı “Padişahların sarayına en güç giren şey doğruluktur.” diye başlayan mektubu çok ünlüdür.

Yaşamı[değiştir | kaynağı değiştir]

1829 yılında Kahire’de Mısır’ın ikinci hidivi Kavalalı İbrahim Paşa’nın oğlu olarak dünyaya geldi. Devrinin ünlü alimlerinden dersler alarak yetişti[1] 1846’da İstanbul’a gitti; Osmanlı Devleti’nde çeşitli hizmetlerde bulundu; 28 yaşında iken vezir rütbesini aldı[2]. Tanzimat Meclisi üyeliği (1857), Maarif Nazırlığı (1861), Maliye Nazırlığı (1862) yaptı. Sadrazam Fuad Paşa ile ters düştüğü için üç ay sonra görevinden alındı; “Mecâlis-i Âliye” (Danıştay)’de görevlendirildi. Ne var ki maliye nazırlığı sırasındaki başarısı göz önüne alınarak 1866’da, “Meclis-i Âli-i Hazain” adlı kurulun başkanlığına getirildi. Devletin mali işlerini yeniden düzenlemek amacıyla kurulmuş bu kurulun başkanlığını sadece 3 ay sürdürebildi. Sadrazam Ali Fuad Paşa'nın mali politikasını eleştirmesi ve Sultan'a hükümetin mali konulardaki beceriksizliği üzerine tezkere sunması üzerine sadrazam, onu derhal görevinden azletti[3]. 4 Nisan 1866'da kendisine 24 saat içinde başkenti terketmesi bildirildi[3]. Mısır’a gitmesine ağabeyi İsmail Paşa’nın izin vermemesi üzerine Nisan 1866’da Napoli’ye doğru yola çıktı; bir süre sonra Paris’e gitti[4].

İstanbul'dan böylece uzaklaştırılan Mustafa Fazıl Paşa, görevden azlinin hemen ardından Mısır yönetimindeki veraset hakkını da yitirdi. Ağabeyi İsmail Paşa, Mısır yönetiminde veraset usulünün değiştirilmesi, kendisinden sonra oğullarından birisinin yerine hidiv olarak geçmesini istiyordu fakat bu isteği daha önce Sadrazam Fuad Paşa tarafından reddedilmişti. 27 Mayıs 1866'da yayınlanan bir fermanla[3] veraset usulü değiştirildi; hidivliğin ailenin en büyüğüne değil; babadan oğula geçmesi kabul edildi. Hidiv İsmail Paşa, buna karşılık kardeşi Mustafa Fazıl Paşa'ya 4,5 milyon İngiliz Sterlini nakdî tazminat ödedi.[4].

Paris'teki Faaliyetleri ve Jön Türkler[değiştir | kaynağı değiştir]

Sürgün edilmesinden ve Mısır'daki veraset hakkını yitirmesinden ötürü intikam duygusuyla dolan Mustafa Fazıl Paşa, hükümete karşı şiddetli bir mücadele kararı aldı ve İstanbul’daki Yeni Osmanlılar Cemiyeti ile temas kurdu. Yeni Osmanlılar, İstanbul’da hükümete muhalif bir gizli örgüttü.

Mustafa Fazıl Paşa, Paris’ten Sultan Abdülaziz’e bir mektup yazdı. “Padişahların saraylarına en zor giren şey doğruluktur ibaresiyle başlayan[1], 18 sayfalık[5] mektup, Paşa’ya göre Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu durumu ve yapılması gereken reformları açıklıyor ve laik bir idare kurulması öneriliyordu[4]. Paşanın mektubu 7 Mart 1867’de “La Liberte” gazetesinde yayımladı[6]; daha sonra İstanbul’da tercüme edilip kitapçık halinde çoğaltılarak dağıtıldı; birçok Avrupa gazetesinde yer aldı ve büyük yankı uyandırdı[4]. İlk defa bu mektupta “Jön Türkler” ifadesi kullanılmıştı ve Fazıl Paşa, kendisinin bu grubun başkanı olduğunu ifade etmişti[1].

Paşa, Nisan 1867’de özel temsilcisi Sakakini Efendi’yi İstanbul’a gönderip Yeni Osmanlılar Cemiyeti üyelerini Osmanlı Devleti’ne karşı faaliyetler için Avrupa’ya davet etti. Onlara maaş tahsis etti ve bir gazete çıkarmaları için fon sağladı. Kastamonu’da sürgünde bulunan Ali Suavi, Erzurum’a sürgün kararı çıkmış olan Namık Kemal, Kıbrıs’a sürgün kararı çıkan Ziya Paşa davetine uyarak ülkeden kaçtılar 30 Mayıs 1867’de Paris’e ulaştılar[3]. Ayrıca Kani Paşazade Rıfat, Agâh Efendi, Şinasi, Sağır Ahmet Beyzade Mehmet, Nuri Beyler Fazıl Paşa’nın himayesindeki Jön Türkler arasında yer aldı. Sağlanan fon ile ilk önce Muhbir, ardından Hürriyet, Ulum, Fecr gibi gazeteler yayımlandı[1].

İstanbul'a dönüşü[değiştir | kaynağı değiştir]

Padişah Abdülaziz’in Haziran 1867’de başlayan Avrupa seyahati üzerine Jön Türkler, Fransız hükümetinin baskısıyla ülkeden ayrılmış; bir kısmı Londra’ya giderek Muhbir Gazetesi’ni Ali Suavi yönetiminde “Muhbir, doğru söylemenin yasak olmadığı bir memleket bulur, yine çıkar” sloganıyla 31 Ağustos 1867’de yayımlamaya başlamışlardı. Fazıl Paşa ise padişahı Haziran 1867’de Toulon limanında karşıladı, ona kendisini affettirip İstanbul’a dönmesi için izin verilmesini sağladı. Eylül 1867’de İstanbul’a doğru yola çıktı[1]. 1869’da ikinci kez Mecâlis-i Aliye’de görevlendirildi; 1870’de ikinci kez Maliye Nazırı oldu. Hükümette görevler almasına karşın Avrupa’daki Jön Türkler’i desteklemeye devam etti[7].

1874’te sadrazamlığa getirilen Hüseyin Avni Paşa ile anlaşmazlığa düşen Mustafa Fazıl Paşa, siyasi yaşamdan çekildi. 1875 yılında Beyazıt’taki konağında[2] hayatını kaybetti. Vasiyeti üzerine [8] Eyüp’te, Mihrişah Valide Sultan İmareti bahçesine defnedildi[1].

Bilim ve müziğe destekleri[değiştir | kaynağı değiştir]

1863 yılında Naima Tarihini altı cilt halinde bastırması, Şinasi'nin ölümünden sonra (1871) Tasvir-i Efkar matbaasını satın alıp Namık Kemal ve Ebüzziya Tevfik’e hediye etmesi, Klasik Türk müziğinin son büyük temsilcisi Zekai Dede Efendi’ye yaşamı boyunca destek olması Mustafa Fazıl Paşa’nın bilim ve müzik alanında sağladığı desteklerdendir.

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]