İnebolu bombardımanları

Vikipedi, özgür ansiklopedi
İnebolu Bombardımanı
Kurtuluş Savaşı
Kilkis2.jpg
Kilkis zırhlısı, 1911.
Tarih9 Haziran 1921 - 30 Temmuz 1921
Bölge
Sonuç Karadeniz'deki Yunan ablukası artmaya devam etti; bölgede harp ilan edildi.[1]
Taraflar
Yunanistan Krallığı Yunanistan Flag of the Ottoman Empire.svg Ankara Hükûmeti
Komutanlar ve liderler
Yunanistan Krallığı Yunan Filo Kumandanlığı

Flag of the Ottoman Empire.svg Refet Paşa
Flag of the Ottoman Empire.svg Muhiddin Paşa
Flag of the Ottoman Empire.svg Topçu Kumandanı İsmail Hakkı Bey
Flag of the Ottoman Empire.svg Mevki Kumandanı Nidai Bey

Flag of the Ottoman Empire.svg Liman Reisi Yüzbaşı Neyyir Bey
Çatışan birlikler

Yunanistan Krallığı Kilkis zırhlısı

Yunanistan Krallığı Panter muhribi

Flag of the Ottoman Empire.svg Kastamonu Piyade Bölüğü
Flag of the Ottoman Empire.svg İnebolu Mevki Komutanlığı

Flag of the Ottoman Empire.svg Kuvây-i Milliyeciler
Kayıplar
Yok 1 ölü, 4~ yaralı[2][3]

9 Haziran 1921-30 Temmuz 1921 tarihleri arasında (Türk Kurtuluş Savaşı yıllarında) Yunanistan'ın Kilkis zırhlısı ve Panter muhribi tarafından İnebolu kıyılarına çeşitli saldırılar yapıldı. Saldırıların sebebi, Türk Kurtuluş Savaşı esnasında Yunan ablukası altında olan Anadolu kıyılarında, İnebolu'dan Anadolu'ya akan cephane taşıma işlerini sekteye uğratmak ve Türk ordusunun ikmal yeteneğini azaltmaktı. Yunan gemilerinin yaptığı bombardımana Ankara hükümetine bağlı Türk topçusu kısmen cevap verdi. İnebolu bombardımanları saldırılar sonucunda ciddi bir hasar oluşmadı. Bombardımanın ardından Birleşik Krallık komutanı General Harrington ile Ankara hükümetinin başındaki Mustafa Kemal Paşa arasındaki görüşmelerden sonuç çıkmadı.

Arka plan[değiştir | kaynağı değiştir]

İnebolu Limanı, Türk Kurtuluş Savaşı esnasında coğrafi konumu ve İnebolu’daki İstiklâl Yolu sayesinde çok önemli bir yer haline gelmişti. Anadolu’ya en yakın liman konumundaydı. Bu yüzden lojistik bir üs olarak kullanılıyor; Doğu Cephesi, İstanbul, Bulgaristan, Romanya ve Sovyetler Birliği'nden gelen cephaneler[4] İnebolu Limanıʼnda boşaltılarak Anadolu’ya geçiriliyordu. Sadece cephane değil, gönüllü müfrezelere dahil olan insanlar da İnebolu Limanıʼndan Anadolu’ya geçiş yapıyordu. İnönü Muharabeleri'nden bu yana nakil işleri hızlanmıştı. Öyle ki, Türk Kurtuluş Savaşı boyunca silah, personel ve malzeme sevkıyatının %55'i (İnebolu’daki denk kayıkçılarına 1924 yılında beyaz şeritli İstiklâl Madalyası verilecekti.)[5] İnebolu üzerinden gerçekleşmişti.[6] Bölgedeki hareketliliğin farkına varan Yunanlar, bölgeye saldırı düzenlemeye karar vermişlerdi.[7][8]

Öncesindeki durum[değiştir | kaynağı değiştir]

Yunanistan hükûmeti, 26 Mart 1921 tarihinde Türk kıyılarına karşı abluka ilan etmişti.[9] Yakalanan askerler korsan sayılacak, gemilere ya el konulacak ya da batırılacaktı.[10][11]

27 Mart 1921 tarihinde İnebolu Limanı'na nakil amaçlı gelen gemileri yakalamak amacıyla dolaşan bandırasız bir gemi, Cide açıklarında 5-6 top atışı yapmış ve İstanbul’a doğru yol almıştı.[12][13] Abluka günden güne artıyor; nitekim Lloyd George'un abluka ilanından hemen önce ve Lord Curzon'un 17 Haziran'da yaptığı açıklamalarda ablukanın ve Yunanlara desteğin artacağı, hatta Yunanların Samsun'a asker çıkartabileceğinden bahsediliyordu.[13][14]

Yapılan manevra sonrası denetim artmıştı. Yunan gemileri gözetleme noktalarından sürekli olarak gözlenmekteydi. 2 Haziran 1921’de bu hareketlerden şüphelenildi ve zırhlılar takibe alındı. İnebolu ve Cide yakınlarında hareket eden zırhlıların hareketleri konusunda Zonguldak’taki Fransızlara danışıldı. Fransızların gemilerin izinsiz bir şekilde orada bulunduğunu bildirmesi üzerine savunma planı hazırlandı.[15] İnebolu’nun doğusuna ve batısına askerler yerleştirildi. Kastamonu’dan asker gönderilmesi istendi.

Yunan ültimatomu[değiştir | kaynağı değiştir]

İzmir'de bulunan Birleşik Krallık Konsolosu Lamb, 7 Haziran’da Londra’ya bir telgraf yolladı. Bu telgrafa göre İnebolu’daki silah sevkıyatı acilen durdurulmalı ve Karadeniz’deki limanlar ablukaya alınmalıydı. Ancak 9 Haziran’da alınan cevapta bu ablukanın gereksiz olduğu yazmaktaydı.[16] Bu abluka konusu İstanbul basınına da yansımıştı.[17]

Öte yandan limanda nakliyat tüm hızıyla sürmekteydi. 9 Haziran 1921’de, 07.00 sularında, iki Yunan gemisi İnebolu’ya yaklaşmaktaydı. Bu gemilerin biri Kilkis zırhlısı, diğeri ise Panter muhribi idi.

Panter'den inen filikalar, rıhtıma geldiler. Liman Reisi Yüzbaşı Neyyir Bey, Binbaşı Hasan Fehmi Bey, Yükleme ve Boşaltma Komutanı Yüzbaşı Mehmet Bey limana çıkan Yunan yüzbaşılarını karşıladılar. Yunan yüzbaşıları, karşılamaya gelenlerden birkaç kişiyi ve kaymakamı görüşmek üzere zırhlıya davet etti.[18] Ancak bu davet heyet tarafından reddedildi. Davet reddedilince yüzbaşılardan biri kaymakamlığa yazılmış ültimatomu okudu. Bu ültimatoma göre Mondros Mütarekesi'ne aykırı olduğundan şehirdeki tüm savaş malzemesi teslim edilecek; tüm toplar tahrip edilecek; telgraf ve telsiz hatları tahrip edilecek; tüm kayık ve tekneler teslim edilecek; limandaki mürettebat teslim olacak; kumandan ve askerler teslim olacak; şehirde arama yapılacak, arama sonucu esir alınanların arasından ileri gelen 12 kişi Kilkis’e gönderilecekti.[18][19][20][21] Ültimatoma cevap gelmediği takdirde Lahey Savaş Hukuku gereğince şehrin bombalanacağını söyleyen yüzbaşılar, zırhlıya geri döndüler.[17][22]

Savaş sırasında cepheye mühimmat taşıyan İnebolu halkı.

Ültimatom sonrası[değiştir | kaynağı değiştir]

Ültimatomun verilmesi ve yüzbaşıların zırhlıya dönmesi sonrasında Genelkurmay Başkanlığı’na telgraf çekildi. Fevzi Paşa'dan gelen cevapta ültimatomun reddedilmesi, Kastamonu’daki askerlerin İnebolu’ya nakli ve silah tutan herkesin teşvik edilmesi ve saldırıya karşılık verilmesi emredildi.[23][24]

Durum halka duyuruldu ve halkın İkiçay bölgesine doğru gitmesi, alabilen herkesin mühimmatları yine İkiçay bölgesine taşıması istendi. Bu hareketle şehirdeki mühimmatın topun menzilinden çıkarılması amaçlanıyordu.[18]

Ültimatomun verilmesinden bir buçuk saat sonra Mehmet Reis adlı bir kayıkçı torpidoya giderek red cevabını iletti. Bu cevabın içeriği; limanın açık bir liman olduğundan ötürü kararnamenin geçerli olmadığı, silahsız bir yere saldırmanın uygun olmadığı, İnebolu’ya zorla girilirse bölgedeki Rumların hayati tehlike yaşayacağı ile alakalı idi.[25][26] Yunan subayı mühimmatın toplanması için karaya asker çıkartılacağını söylediyse de Neyyir Bey buna izin verilmeyeceğini söyledi ve torpidodan ayrıldı.[27][28]

Hükûmet tatil edildi ve kaymakamlıktaki tüm önemli belgeler İkiçay bölgesine taşınmaya başladı. Rum ve Ermeni köylerine gönderilen jandarmalar, oradaki insanları toplayarak İkiçay bölgesine götürdüler.[29] Bombardıman sonrası yağma yapılmaması adına şehirde yine jandarmalar devriye geziyordu.[30] Askerler siperlere yerleştirildi. Soba borusundan yapılan toplar ile 100 yıllık bir Ramazan topu mevzilendirildi.[31]

Bombardımanlar[değiştir | kaynağı değiştir]

Verilen süre dolduktan sonra Kilkis ve Panter saat 13.20’de[30] bombardımana başladılar. Bir topun hükûmet konağına isabet etmesi üzerine Mevki Kumandanı Nidai Bey, topçuların ateş açmasını emretti.[32] Panter, menzili daha az olduğundan kıyıya daha yakın duruyordu. Top ateşlerinden biri Kilkis’in yakınına düşmüş, bunun üzerine Panter ve Kilkis hemen uzaklaşmaya başlamıştı. İki gemi uzaktan atışlarını 14.45’e kadar sürdürdükten sonra Kerempe’ye doğru gitmeye başladılar.[33]

İlk bombardıman sonrası ortalığın sakinleştiğini düşünen halk evlerine geri dönmeye başlasa da gemiler 17.45’de geri dönerek ikinci bombardımana başladılar.[20][3] Bu bombardımanda birkaç asker yaralanmıştı.[34] Türk askerleri top atışına karşılık vermek istese de atışlar yerini bulmuyordu. İkinci bombardıman, ilkinden çok daha şiddetli sürüyordu. Neticede bombardıman 18.25’de son buldu. İkinci bombardımanda yaklaşık 50 atış yapılmıştı.[30]

Bombardıman sonrası[değiştir | kaynağı değiştir]

Hasarlar[değiştir | kaynağı değiştir]

İlk bombardımanda hükûmet binası, Osmanlı Bankası ve birçok kayık, ikinci bombardımanla beraber 5 dükkan ve 4 ev hasar gördü.[28] Toplamda ise 15 dükkan hasar gördü.[35] Cephanelerin birçoğu ve halk İkiçay bölgesine gittiğinden cephane kaybı yaşanmamış ancak bir Müslüman kadın korkudan ölmüş, 4 Rum kadın ise yaralanmıştı.[2]

Kastamonu ve Bolu Havalisi Komutanı Muhittin (Akyüz) Paşa.

Hasarın ön incelemesinden sonra İnebolu Belediyesi 9 Haziran günü Heyet-i Fenniye'yi görevlendirildi. Bu heyet bölgedeki tüm hasarın kaydını tuttu. Bu kayda göre toplam hasarın tutarı 70.000 Osmanlı lirasıydı.[2] İnebolu kaymakamının 10 Haziran 1921'de Kastamonu Valiliğine çektiği telgrafa göre bombardımanlar sonucu hükûmetin zararı 2000 liraydı.[36]

Alınan önlemler[değiştir | kaynağı değiştir]

Bombardıman haberini alan Refet Paşa önce 10 kadar askerini İnebolu'ya yollamış, sonrasında da kendisi Ecevit'ten İnebolu'ya gelmişti. Hasar incelemesi yapıp halkı Rumlar konusunda uyarmıştı.[37][38] Gemilerin tekrar saldırabileceği düşünülerek Zonguldak Feneri hariç tüm deniz fenerleri söndürüldü; bu fenerler Büyük Taarruz'a kadar yakılmayacaktı.[39] Muhiddin Paşa 10 Haziran günü İnebolu’ya gelerek incelemelerde bulundu. Bu incelemeler sonucunda casusluk yaptığı anlaşılan birtakım Rumlar iç bölgelere sürüldü.[40] İnebolu’da bulunan mühimmatın İkiçay’a taşınması işlemi tüm hızıyla sürdürüldü.

Halkı olası düşman saldırıları durumunda yapılacakları içeren bir bildiri, Mevzi Komutanlığı tarafından yayınlandı. Bu bildiriye göre olası bir saldırı esnasında davul zurna çalınacak; bunu duyan herkes İkiçay bölgesine gidecek; İkiçay’dan geriye gitmek yasaklanacak; yalan haber yapanlar cezalandırılacak; savaşmak isteyenler Mevzi Komutanlığına başvuracaktı.[41]

Sahil güvenliğini sağlamak için ise bir genelge yayınlandı. Bu genelgeye göre Patriyos ve Poyran isimli iki Rum köyü gözetime alınacak; şüphelenilen kayıkçılar kıyıya yaklaştırılmayacak; uzaktan geçen gemiler topçu dürbünüyle takip edilecekti.[41]

Refet (Bele) Bey. Genel Kurmay Başkanı olma istediği kabul edilmeyince cepheden ayrılarak Kastamonu'da istirahata çekilmişti.

Bu önlemlerin yanı sıra; bombardıman sonrası, itilaf devletlerine birçok protesto telgrafı çekildi. Bu telgrafların içeriği, genel olarak silahsız bir bölgeye saldırılmasının devletler arası hukuka uygun düşmediği hakkındaydı. Telgraflar üzerine bombardımandan iki gün sonra limana bir Fransız torpidosu geldi ve Muhiddin Paşa ile görüştükten sonra limandan ayrıldı.[41][42] 13 Haziran'da ise Genelkurmay Başkanlığı tarafından İnebolu halkına takdir ve teşekkürlerini ileten bir bildiri iletilmiştir.[35]

İnebolu’ya gelen Birleşik Krallık subayları[değiştir | kaynağı değiştir]

13 Haziran 1921’de İnebolu’ya bir Birleşik Krallık motoru geldi. Bu motordan çıkıp gelen Hanry ve Sturton isimli iki Birleşik Krallık subayı General Harrington adına Refet Bey'le görüştüler ve Mustafa Kemal Paşa'nın isteğine bağlı olarak İnebolu’ya bir Birleşik Krallık torpidosu geleceği; Paşanın İstanbul’a, General Harrington’un yalısına gelip Harrington’un kendisiyle barış şartlarını görüşeceğini, Birleşik Krallık'ın Türk istiklalini tanıdığını ve Yunanların bölgeden çıkarılacağını içeren bir teklif sundular.[43][44] Yanlarında getirdikleri cephaneleri de iyi niyet olarak görülmesini söyleyerek kabul edilmesini istediler.

Durum hemen Mustafa Kemal Paşa'ya bildirildi. Mustafa Kemal Paşa, buna cevap olarak Ankara’dan ayrılamayacağını, General Harrington’un o sırada İnebolu’da istirahatta bulunan Refet Bey'le görüşmesi gerektiğini bildirdi. Görüşme sonrasında subaylar İstanbul’a döndüler.[45]

18 Haziran’da İstanbul'da bulunan Kızılay 2. Başkanı Hamit Bey’den Mustafa Kemal Paşaya gönderilen telgrafa göre Birleşik Krallık'ın barış yapmaya hazır olduklarını ve Mustafa Kemal Paşa ile hemen müzakerelere başlamak istediklerini bildiriyorlardı. Mustafa Kemal Paşa, görüşmelere hazır olduğunu Hamit Beye iletti.[45]

6 Temmuz 1921’de General Harrington'ın görüşmenin Mustafa Kemal Paşa tarafından istendiğini ve görüşmenin bir Birleşik Krallık zırhlısında görüşülebileceğini yazdığı mektubunu Zonguldak’a gelen bir Birleşik Krallık zırhlısı vasıtasıyla iletti.[43][45] Mustafa Kemal Paşa bu mektuba hemen yanıt vererek, görüşme isteğinin Binbaşı Hanry aracılığıyla Refet Bey'e iletildiğini, tam bağımsızlığın garantisi halinde görüşmeye hazır olduğunu bildirdi. Görüşmeler ise burada kesildi.[43][46][47]

7 Temmuz 1921’de General Harrington, Birleşik Krallık Savunma Bakanlığı ve Birleşik Krallık Dışişleri Bakanlığı'na yazdığı telgraflarda Mustafa Kemal Paşa'nın cevabından bahsederek ne yapılacağını sorar; aldığı cevapta ise Mustafa Kemal Paşanın isteklerinin kabul edilemeyeceğini, kendisinin peşinden koşulmayacağını ve kendisiyle değil Osmanlı Harbiye Nazırı ile görüşmek istenildiği bildirilir.[43][48]

Artan Yunan ablukası ve başka saldırılar[değiştir | kaynağı değiştir]

Bombardımandan sonra Yunan ablukası artmıştı. Bombardımandan yaklaşık 12 saat sonra Zarbana İskelesinde Kaptan Ahmet Reis ve tayfası limanda nakil yaptığı esnada esir alınmış, sorgulandıktan sonra serbest bırakılmış ancak gemileri yakılmıştı.[49] 21 Haziran tarihinde Rizeli Rıdvan Reis'i tutuklamışlar, iki gün sonra serbest bırakmışlardı.[39] Bu olaylar dışında, Ekim ayının sonlarına kadar, Karadeniz'de gemi ve tekneler durdurularak aranıyor, ardından batırılıyordu.[50]

Abluka, Amasra’dan Rize ve Trabzon’a kadar uzanmaktaydı. 3 Temmuz 1921 günü bölgede harp ilan edildi.[1] Temmuz ayı boyunca Sinop ve İnebolu civarında bulunan Yunan gemileri, tekneleri batırmaya ve gözetlemeye devam ettiler. 21 Temmuz 1921’de Yunan torpidosu ve nakliye gemisi Sinop gözetleme istasyonuna bombardıman yapmış, 26 ve 30 Temmuz’da ise Sinop ve İnebolu gözetleme istasyonları bombalansa da hasar oluşmamıştı.[51] İnebolu ve diğer kıyılara yapılan saldırılar Yunan basınına 'Anadolu kalesinin kıyıdaki surları vurulmaya başlamıştır (...), Yunanlar kapıların önündedirler' şeklinde yansımıştı.[52] 30 Temmuz 1921'e gelindiğinde; İnebolu'ya bir kez daha yaklaşan Kilkis, bir süre gözlem yaptıktan sonra üç ağır gülle yolladı ancak bu gülleler isabet ettiği yerlerde ciddi bir hasar oluşturmadı.[53]

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

Özel[değiştir | kaynağı değiştir]

  1. ^ a b Biber 2013, s. 132.
  2. ^ a b c Çiçek 1992, s. 175.
  3. ^ a b Peker 1955, s. 341.
  4. ^ Çiçek 1992, s. 169.
  5. ^ Peker 1955, s. 427.
  6. ^ Karadoğan 2011, s. 633.
  7. ^ Özlü 1996, s. 62.
  8. ^ Sayar 2007, s. 79.
  9. ^ Karadoğan 2011, s. 634.
  10. ^ Sarıkoyuncu 1991, s. 691.
  11. ^ Biber 2013, s. 115.
  12. ^ Peker 1955, s. 309.
  13. ^ a b Biber 2013, s. 116.
  14. ^ Biber 2013, s. 118.
  15. ^ Çiçek 1992, s. 170.
  16. ^ Biber 2013, s. 121.
  17. ^ a b Hergüner 2000, s. 52.
  18. ^ a b c Çiçek 1992, s. 171.
  19. ^ Peker 1955, s. 336.
  20. ^ a b Açıksöz 2019, s. 85.
  21. ^ Besbelli 1964, s. 47.
  22. ^ Özlü 1996, s. 64.
  23. ^ Biber 2013, s. 122.
  24. ^ Özlü 1996, s. 65.
  25. ^ Biber 2013, s. 123.
  26. ^ Sayar 2007, s. 81.
  27. ^ Peker 1955, s. 337.
  28. ^ a b Besbelli 1964, s. 48.
  29. ^ Hergüner 2000, s. 53.
  30. ^ a b c Çiçek 1992, s. 172.
  31. ^ Peker 1955, s. 338.
  32. ^ Peker 1955, s. 340.
  33. ^ Özlü 2019, s. 626.
  34. ^ Özlü 1996, s. 68.
  35. ^ a b Özlü 2019, s. 627.
  36. ^ Peker 1955, s. 346.
  37. ^ Özlü 2019, s. 628.
  38. ^ Özlü 1996, s. 69.
  39. ^ a b Hergüner2000, s. 56.
  40. ^ Çiçek 1992, s. 173.
  41. ^ a b c Çiçek 1992, s. 174.
  42. ^ Peker 1955, s. 347.
  43. ^ a b c d Peker 1955, s. 348.
  44. ^ Doğanay 1998, s. 51.
  45. ^ a b c Atatürk, s. 528.
  46. ^ Atatürk, s. 529.
  47. ^ Doğanay 1998, s. 56.
  48. ^ Doğanay 1998, s. 57.
  49. ^ Peker 1955, s. 349.
  50. ^ Sayar 2007, ss. 74-78.
  51. ^ Peker 1955, s. 353.
  52. ^ Erdem, Nilüfer (2009). Yunan Tarihçiliğinin Gözüyle Anadolu Harekatı 1919-1923 (PDF). Yüksek Lisans (Tez). İstanbul Üniversitesi. s. 404. Erişim tarihi: 19 Ocak 2021. 
  53. ^ Peker 1955, s. 356.

Genel[değiştir | kaynağı değiştir]