Zeche Zollverein

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Atla: kullan, ara
Zollverein Coal Mine Industrial Complex in Essen*
UNESCO Dünya Miras Listesi

Zollverein Coal Mine, shaft 12
Ülke  Almanya
Tür Kültürel
Kriter ii, iii
Referans 975
Bölge** Avrupa
Tescil bilgisi
Tescil 2001  (25. Oturum)
Uzatma 25
* Dünya Mirası resmi listesi.
** UNESCO resmi sınıflandırması.

Zeche Zollverein, 2001’den bu yana UNESCO’nun Dünya Kültür Mirası’na alınan eski maden ocağı.

Maden kuyuları ve tesisleri merkez kok kömürü işleme tesisi, kömür stokları ve işçi yerleşkeleriyle 19. ve 20. yüzyıllarda kömürle çalışan endüstrinin en güzel ayakta kalmış örneklerinden. Kömür ve çelik endüstrisinin gerek sosyo-ekonomik gerekse estetik açılardan belirleyici olduğu bölgedeki kültürel dönüşümün en iyi sembolü.

1834’de Franz Haniel Schönebeck’te kazılar sonucu bölgese maden katmanına ulaştı. 1847’de Duisburg’lu sanayi adamı Franz Haniel bu yerleşkeyi satın alarak ilk maden kuyularını kurdurdu. Maden ocağını, 14 Alman devleti arasında 1834’te yürülüğe giren anlaşma uyarınca Gümrük Birliği (Zollverein) olarak adlandırdı ve maden hisslerini aile fertleri arasında bölüştürdü. 1851’de ilk konveyorun hizmete girdiği yıl 256 madencinin çalıştığı bu tesislerde 13 Bin ton kömür işleniyordu. 1890’da ise bu miktar artan tesisler ve çalışanlarıyla birlikte neredeyse 75 katına çıkarak 1 Milyon tonu buldu.

I. Dünya savaşına kadar 4 kuyu tesisi ve 10’a yakın maden kuyusu mevcuttu. İşletmeler önce Haniel ailesi daha sonra Phoenix Ag ve daha sonra da Birleşik Çelik İşletmeleri AG tarafından yürütüldü.

1927’de mimar Martin Kremmer ve Fritz Schupp biçim işlevi takip eder prensibiyle merkez maden kuyusu tesisatını planladı, 1932’de 7. kuyunun hizmete sokulmasıyla diğer tüm kuyuların çalışması durduruldu ve günde 12 bin ton kömür işleyen tesis Ruhr bölgesinin en büyük maden tesisi oldu. Kübik yapısı, simetrik ve geometkik öğeleri, yeni gerçekçi biçimiyle dünyanın en güzel maden ocağı olarak da tanındı. Bu yapının ortasında bulunan 55 metrelik konveyörle birlikte 7. kuyu tamamen bir anıt gibi tasarlandı.

Yurt dışından gelen kömürlerin fiyat baskısı nedeniyle 23 Aralık 1986’da 135 yıl sonrasında maden ocağında son vardiya çalıştı ve 7 kuyu işletmesi kapanmadan az önce eski eserler statüsüne alındı. 30 Haziran 1993’te de kok işletmesi kapatıldı. 1987 yılından itibaren maden ocağının kültürel amaçlar için kullanılması ve yapısal değişimi simgelemesi fikirleri ortaya atılmıştı. Eski eserler kanuna göre restorasyonları yapıldı. Santçılar ve yaratıcı meslek grupları yerleşkeye taşınmaya başladı. 1999’da Emscher Park’ın Güneş Ay ve Yıldızlar adlı yapı sergisiyle kok işleme tesisi de halka açıldı.

Yerleşke 14 Aralık 2001’de Unesco’nun Dünya Kültür Mirası listesine alındı. Bir değişim planıyla binalar ve mekanlar yenilendi ve müzeye dönüştürüldü. 58 metre uzunluğunda yürüyen merdivenli yeni ziyertçi merkezi kuruldu. 2009’da Ruhr bölgesinin endüstriyel tarihini sergileyen Ruhr Müzesi buraya taşındı. Sanatçılar ve tasarımcılar için 1000’e yakın atelye oluşturuldu.. 2006 yılında Japon mimari bürosu SANAA yerleşkeye kübik yapısı ve ilginç pencereleriyle 50 yıl sonra ilk yeni binayı yaptı. Bina içinde yönetim ve tasraım okulu kuruldu. Bina Wim Wenders’in Palermo Shooting filmindeki gibi çeşitli filmlere sahne oldu

Ruhr Bölgesinin 2010 Avrupa Kültür Başkentlerinden biri seçilmesiyle Zollverein da etkinliklerin merkezi haline geldi. Kültür Başkenti’nin Açılış gecesi 100 Bin kişinin katıldığı bir etkinlikle yapıldı. Herbert Grönemeyer’in bestelediği Ruhr Marşı seslendirildi.

Essen’in kuzey doğusunda yer alan ve bir zamanlar maden ocağı olan bu yerleşkede şu an ziyatretçiler ham kömürün işlenmesi sürecine tanık olabiliyor. Kömürün çıkarıldıktan sonra geçtiği döner tamburlar, elekler, yıkandığı ve soğutulduğu alanlar ses yerleştirmeleri ve görüntü projeksiyonlarıyla ziyaretçilere sunuluyor. Yerleşke içine taşınan ve 2009 yılında hizmete açılan Essen Müzesi’nde de bir endüstri şehrinin tarihine tanık olunabiliyor.

2009’da Alman etkinlik branşı tarafından en çekici etkinlik mekanı olarak seçilen ve Conga ödülüne layık görülen bu yerleşke içerisinde ayrıca Lord Norman Foster tarfaından yeniden düzenlenen Red Dot tasarım müzesi bulunuyor. Konferanslar, atelye çalışmları için mekanlar, restoranlar, sergi mekanları, açık hava alanı ve sahnesi birçok kültürel etkinlik için kullanılmaktadır.

Koordinatlar: 51°29′11″K 07°02′38″D / 51.48639°K 7.04389°D / 51.48639; 7.04389