Yaratılış Kitabı Tufan hikayesi

Vikipedi, özgür ansiklopedi

Nuh'un Tufanı, Kutsal Kitap'a göre dünya çapında Tanrı tarafından insanları cezalandırmak amacıyla yaratılan bir felaketti.

Tekvin tufanı anlatısı, İbrani Kutsal Kitabı ve Hristiyan Eski Ahdi'ndeki Yaratılış Kitabı'nın 6-9. bölümlerinde bulunan tufan efsanesidir. Hikaye, Tanrı'nın Dünya'yı yaratılış öncesi sulu kaosa döndürme ve ardından yaratılışı tersine çevirerek yeniden yaratma kararını anlatır. Anlatı, Yaratılış Kitabı'ndan önce gelen Gılgamış Destanı'nın bölümleriyle çok güçlü benzerliklere sahiptir.

Bu efsanede anlatıldığı gibi küresel bir sel, jeoloji, paleontoloji ve türlerin küresel dağılımının fiziksel bulgularıyla uyumsuzdur.[1][2][3]

Sel jeolojisi olarak bilinen yaratılışçılığın bir dalı, böyle bir küresel selin gerçekten meydana geldiğini iddia etmeye yönelik sahte bilimsel bir girişimdir.[4]

The Flood of Noah and Companions (c. 1911) Léon Comerre. Musée d'Arts de Nantes.

Tufanın nedeni[değiştir | kaynağı değiştir]

Kutsal Kitap'ın raporuna göre Nuh'un zamanında „Tanrı oğulları bu kızlarla ilgilenmeye başladılar; kızların güzel olduğunu gördüler ve beğendiklerinden kendilerine eşler aldılar.“ (Başlangıç 6:2) Birçok yorumcu, “Tanrı oğulları”nın aslında Şit'in soyundan gelen insanlar olduğunu iddia eder. Argümanlarını Nuh'un Şit'in soyundan geldiği ve Adem'in diğer soyunun - Kain'in ve Adem'in diğer oğullarının soyunun (Başlangıç 5:3, 4) - tufanda yok olduğu gerçeğine dayandırırlar. Onlara göre, gerçek Tanrı'nın oğullarının insanların kızlarını eş olarak aldıkları ifadesi, Şit soyundan olan erkeklerin Kain'in kötü soyundan gelen kadınlarla evlenmeye başladıkları anlamına gelir. Bununla birlikte, Tanrı'nın bu noktada soy dizileri arasında herhangi bir ayrım yaptığına dair hiçbir belirti yoktur.

“Tanrı'nın oğulları” ifadesinin bir sonraki yeri, Eyüp 1:6'dır. Burada, Tanrı'nın önünde toplanmış olan Tanrı'nın oğullarından bahsediliyor (Eyüp 1:7; 2:1, 2). Eyüp 38:4-7'de de sözü edilen, Tanrı “dünyanın temelini” attığında onaylayarak “coşkuyla haykıran Tanrı'nın oğulları”, Adem'in soyundan değil, yalnızca melekler olabilirdi (Adem, bu zaman'da henüz yaratılmamıştır). Benzer şekilde, Mezmur 89:6'daki “Tanrı'nın oğulları” da açıkça insan değil, gökteki yaratıklardır.[5]

Başlangıç kitabında, Tanrı'nın itaatsız olmuş melekler oğullarının insan dünyasına girişi tufandan önce yeryüzündeki koşulların neden bu kadar feci olduğunu açıklar. Bu görüş, elçi Petrus'un şu sözlerinden desteklenir: "O ruhlar ki, bir zamanlar, Nuh’un döneminde gemi inşa edildiği sırada, Tanrı sabırla beklerken itaatsiz olmuşlardı" (1. Petrus 3:19, 20). Bunun yanı sıra 'Nuh'un zamanında' "günah işleyen melekler"den bahsediyor (2. Petrus 2:4, 5). Ve Yahuda, "asıl konumlarını korumayıp ait oldukları mekânı terk eden melekleri" değiniyor (Yahuda 6). Başlangıç 6:2-4'teki “Tanrı'nın oğulları”nın ruhi yaratıklar olduğu görüşü reddedilirse, Kutsal Kitap yazarlarının bu sözleri anlaşılmaz olurdu ve bu meleklerin ne ölçüde itaatsizlik ettikleri ya da her şeyin hangi açıdan Nuh'un zamanıyla ilgili olduğu belirsiz kalacaktı.

Yazar Yahuda, “ait oldukları mekânı terk eden melekler”i değindikten sonra “Sodom ve Gomorra ... onlar gibi cinsel ahlaksızlığa dalıp sapık arzularını tatmin etme peşine düş”tüklerini anlatıyor (Yahuda 7). “Onlar gibi” derken önce değindiği itaatsız melekleri kastetti. Bunlar insansal bir beden alarak yeryüzüne geldiler ve insanların kızlarıyla ahlaksızlık yaptılar.

Yunan tarih anlayışında tarihsel zaman mitsel zamanlara kadar geri gider. Efsanevi kahramanlar, tanrılarla kişisel olarak ilişkili olan eski çağlardaki ölümlü kişiler olarak kabul edildi. Yunan mitolojisinde sayısız tanrıların yanında tanrısal bir varlığın insanla birleşmesinden gelen yarı tanrılar var. Yunan mitolojisi tarihsel bir değere olmadığı halde bu efsaneler Nuh'un zamanındaki olayları yansıtabilir.

Böylece yeryüzünde şiddet ve kötülük sürerken, Tanrı Nuh'a insanları bir su tufanı ile yok edeceğini açıklar ve Nuh'a yaşamı kurtarmak için bir gemi inşa etmesini emrederek ona ayrıntılı planlar verir (Başlangıç 6:13, 14, 17).

Hikaye[değiştir | kaynağı değiştir]

Kutsal Kitap'taki tarihi kayıtlara göre, 4.390 yılı aşkın bir süre önce göklerin kapıları açıldı ve bir tufan tüm dünyayı sular altında bıraktı. Tanrıtanımaz, zorbalar ve Tanrı'nın uyarısına kulak asmayacak kadar kayıtsız olanlar helak oldular. Sadece dürüst Nuh ve ailesi, toplam sekiz kişi (Başlangıç 8:18; 1. Petrus 3:20) ve her türden sınırlı sayıda hayvan (Başlangıç 7:2), Tanrı'nın talimatına göre inşa edilmiş devasa bir gemide tufandan kurtuldu.

Tufanın gerçekten var olduğu, bazı Kutsal Kitap yazarları tarafından doğrulanır (İşaya 54:9; 2. Petrus 3:5, 6; İbraniler 11:7). Bununla birlikte en güçlü kanıt İsa Mesih'in tanıklığıdır. O şöyle dedi: "Ayrıca, Nuh’un zamanında neler olduysa, İnsanoğlunun zamanında da öyle olacaktır: İnsanlar Nuh’un gemiye girdiği güne dek, yer, içer ve evlenirlerdi. Sonra tufan geldi ve hepsini yok etti." (Luka 17:26, 27). İsa, Nuh'un zamanındaki durumu kendi ikinci gelişinin öngörüsü olarak kullandı.

Birçok insan, Tufan kaydını sadece bölgesel bir su baskını olarak kabul ederler. Fakat böyle bir düşünce Kutsal Kitap'la bağdaştırılamaz. Eğer Tufan sadece bölgesel bir su baskını olsaydı, o halde Tanrı, basit bir hal çaresi olarak Nuh'a başka bir yere göç etmesini söyleyebilirdi. Hayat kurtarmak üzere büyük bir gemi inşa etmekle bu kadar çaba gerekli olmazdı. Tufan bütün yeryüzünü kaplamadıysa, hayvanların ve kuşların çeşitli türleri, hayatta kalmaları temin edilmek için bir gemiye getirilmesi gerekli olmazdı. Bölgesel bir su baskını esnasında hayvanlar yerin başka herhangi bir yerinde hayatta kalırlardı. Ve kuşlara gelince, onlar da kolayca başka bir yere uçmakla kaçabilirlerdi.

Geminin büyüklüğü[değiştir | kaynağı değiştir]

Bu geminin boyutunu anlamak için daha ihtiyatlı bir tahmine göre bir arşın için 44,5 cm hesaplarsak, o zaman gemi 133,5 m uzunluğunda, 22,25 m genişliğinde ve 13,35 m yüksekliğindeydi (Başlangıç 6:15). Üç katlı olduğu için yaklaşık 8.500 metrekare taban alanına ve 34.000 metreküp kapasiteye sahipti. Bu alan, 445 orta boy yük vagonu veya her biri en az 44 vagonlu 10 tren için yer sağlamak için yeterlidir.

Ansiklopedilerin bir milyondan fazla hayvan türüne işaret ettiği doğrudur. Bununla birlikte, Nuh'a yalnızca her "tür" kara hayvanı ve uçan canlının temsilcilerini koruması talimatı verildi. Günümüz hayvan sistematistlerinin bahsettiği "türler"in, Kutsal Kitap'in bahsettiği ve Nuh'un gemiye aldığı aile "tür"leriyle örtüşmediği gözden kaçırılmamalıdır (Başlangıç 6:20). Örneğin, kedi ailesi çok sayıda "tür" içerir: kaplan, panter, leopar vb. Bununla birlikte, bu kedilerin çoğunun tek bir aile "türünden" türemiş olması mümkündür, bu da birbirleriyle çoğalma gerçeğinden de görülebilir.

Bazı araştırmacılar, yalnızca 43 memeli "tür", 74 kuş “türü" ve 10 "tür" sürüngen bugün bilinen çok çeşitli canlı türlerini meydana çıkardığını düşünürler. Geminin alanı yeterince genişti.[6]

Tarih ve Takvim[değiştir | kaynağı değiştir]

Tarih[değiştir | kaynağı değiştir]

Eski Ahit'in Başlangıç (Genesis) kitabında verilen sayılara göre yaratılıştan Nuh'un doğumuna kadar geçen süre 1.056 yıldır (Başlangıç 5:3-31). Tufan, Nuh 600 yaşında iken başladı (Başlangıç 7:6).  Kutsal Kitap'ın kendi kronolojisine göre yaratılış MÖ 4026 ve Nuh'un tufanı MÖ. 2370'de yılında oldu.[7]

Takvim[değiştir | kaynağı değiştir]

Yıl

Eskilerin yılın uzunluğunu nasıl hesapladıklarına dair ilk kayıt, Nuh'un zamanından gelir. Belli ki yılı, her biri 30 günlük 12 aya böldü. Nuh'un tuttuğu “seyir defterine” göre (Başlangıç 7:11, 24 ve 8:3-5), 150 gün 5 aya tekabül ediyordu. Tufan yılının ikinci, yedinci ve onuncu aylarından bahsedilir. Daha sonra onuncu ayın birincisini takip eden 40 günlük bir süre ve 7'şer günlük iki adet veya toplam 54 gün rapor edilir. Ayrıca kuzgunun dışarı çıkışı ile güvercinin ilk çıkışı arasında belirsiz bir süre vardı. Başlangıç 8:12'ye göre, güvercinin üçüncü ve son gönderilişinden sonra da belirsiz bir süre geçmiştir. Gelecek ayette, sonraki yılın ilk ayının ilk gününden bahsedilir. Nuh'un veya ondan önce yaşayanların 30 günlük ay yılını güneş yılı ile denkleştirmek için hangi yöntemi kullandıkları bilinmiyor.[8]

Ay

Kutsal Kitap “kameri aylardan” bahseder (Çıkış 2:2; Kanunun Tekrarı 21:13; 33:14; Ezra 6:15). Bir kameri ay yeni ay tarafından belirlenir. Nuh, görünüşe göre olayları tam olarak kameri aylara göre değil, her biri 30 günlük aylara göre kaydetmiştir. Gemide tuttuğu “seyir defteri”nden, tufanın sularının beş ay veya “yüz elli gün” boyunca dünyayı kapladığını öğreniyoruz. On iki ay on gün sonra dünya kurudu, böylece gemide bulunanlar onu terk edebildi. Böylece bu olaylarla ilgili olarak kesin tarihler verildi (Başlangıç 7:11, 24; 8:3, 4, 14-19).

Tufan bir yıl ve 10 gün sürdü.

Tufanın gidişi (Başlangıç 7, 8)[değiştir | kaynağı değiştir]

Tufan birkaç aşamada tarif edilir:

„Nuh’un yaşamının altı yüzüncü yılında, ikinci ayda, ayın on yedinci gününde, işte o gün derin suların tüm kaynakları yarıldı ve göklerin bentleri açıldı.“ (7:11)
  • 1. Nuh'un 600. yılında tufan ikinci ayın 17. gününde başladı.
  • 2. Şiddetli yağmur kırk gün kırk gece devam etti (7:12).
  • 3. Yeryüzü yüz elli gün boyunca sular altındaydı (7:24).
  • 4. Yeryüzünde sular çekilmeye başladı ve tekrar yüz elli gün sonra iyice azaldı (8:3).
  • 5. Arada gemi yedinci ayın 17. günü Ararat dağlarına indi (8:4).
  • 6. Onuncu ayın 1. gününde ilk dağ tepeleri görünür hale geldi (8:5).
  • 7. On birinci ayın 11. gününde Nuh pencereyi açtı ve bir kuzgunun uçmasına izin verdi (8:6).
  • 8. Nuh'un 601. yılında, sular birinci ayın 1. gününde çekilmişti (8:13).
  • 9. Bir yil ve on gün gemide kaldıktan sonra Nuh ve ailesi gemiden çıktılar.
„Altı yüz birinci yılda ... ikinci ayın yirmi yedinci günü geldiğinde toprak tamamen kurumuştu. ... Nuh gemiden çıktı“ (8:13, 14, 18)

Tufandan sonra[değiştir | kaynağı değiştir]

Tufan ile birlikte büyük değişiklikler meydana geldi; örneğin insanların ömrü aniden kısaldı. Bazıları, Tufan'dan önce, zararlı radyasyonun atmosferin üstünde olan suları tarafından korunduğunu ve bu sular gittikten sonra insan genlerine zarar veren kozmik ışınların arttığını öne sürdüler. Ne olursa olsun, Kutsal Kitap bu konuda hiçbir şey söylemez.

Radyasyonun, Nuh'un Tufanı'ndan dolayı meydana gelebilen herhangi bir değişikliği, oluşan radyoaktif C-14 miktarını o kadar değiştirebildi ki, tufan önceki kemik ve eşyaların radyokarbon yöntemiyle elde edilen tüm verileri geçersiz olacaktı.

Tufanın suları hala yeryüzündedir. Yerimizin bugünkü durumu hakkında National Geographic dergisi şunları yazıyor: “Denizde hacim olarak deniz seviyesinin üzerinde kara olduğundan on kat daha fazla su vardır. Bütün bu topraklar denize eşit olarak dökülseydi, su tüm dünyada bir buçuk mil [2400 m] yükseklikte olurdu.”[9]

Buna ek olarak, New Encyclopædia Britannica şunları belirtiyor: “Tüm denizlerin ortalama derinliğinin 3.790 metre olduğu tahmin edilmektedir; bu nedenle karanın deniz seviyesinden ortalama yüksekliğinin (840 metre) oldukça üzerindedir. Okyanusların ortalama derinliğini toplam alanlarıyla çarpılırsa, dünya okyanuslarının hacmi, deniz seviyesinin üzerindeki kara hacminden 11 kat daha fazladır.”[10]

Dolayısıyla, Tufan esnasında, dağlar yükselmeden, okyanus tabanı çökmeden ve kutup buzu oluşmadan önce "bütün yüksek dağları" kaplayacak kadar su vardı (Başlangıç 7:19).

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

  1. ^ Montgomery 2012.
  2. ^ Cohn 1999.
  3. ^ * Kuchment, Anna (August 2012). "The Rocks Don't Lie: A Geologist Investigates Noah's Flood". Scientific American. 11 Ekim 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 31 Aralık 2018. 
  4. ^ Isaak 2007, ss. 237-238.
  5. ^ Watch Tower Society, Insight On The Scriptures (Almanca); 1992, Cilt II; s. 968
  6. ^ Watch Tower Society, Insight On The Scriptures, 1992, S. 327 (Almanca)
  7. ^ Watch Tower Society, Insight On The Scriptures, 1992 s. 53
  8. ^ Watch Tower Society, Insight On The Scriptures, 1992, s. 1257
  9. ^ National Geographic, Ocak 1945, s. 105
  10. ^ The New Encyclopædia Britannica, 1987, Bd. 25, S. 124.