Triumphi

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
Clusone (İtalya), 15. ylüzyıl, Disciplini Kilisesi'nin dış cephesi: Ölümün Zafer Alayı.

Triumphi ya da İtalyanca başlığıyla I Trionfi, Francesco Petrarca'nın alegorik bir şiiri olup, İtalyanca yazdığı iki yapıttan biridir (öteki Canzoniere). Türkçeye Utku Şiirleri başlığıyla çevrilmiştir.


Ad ve edebi tür[değiştir | kaynağı değiştir]

Trionfi, 1473

Latince triumphi (tekil biçimi triumphus) "zafer alayları" anlamına gelir. Utku Şiirleri'nin belkemiğini oluşturan bu kavramı kısaca gözden geçirmek, yapıtı anlamak açısından önemlidir. Eski Roma'nın önemli geleneklerinden biri olan zafer alayı, savaştan zaferle dönen komutan ve ordusu için Senato'nun düzenlediği törene verilen addı: Roma şehrindeki Via Sacra (Kutsal Yol) boyunca, en önde yüksek görevliler ve Senato üyeleri, en sonda zincire vurulmuş savaş tutsakları olmak üzere, Capitolium'a kadar sıra halinde yürüyüş; defne yapraklarından tacıyla, dört beyaz atın çektiği zafer arabasına binen komutan; bütün alayın çiçeklerle bezeli yollara dizilen halkın arasından geçişi... Bütün bunlar, bu görkemli törenin birer parçasıydı. Petrarca altı bölümden oluşan yapıtında, zafer alayını bir model, bir çerçeve gibi alıp Aşk, İffet, Ölüm, Ün, Zaman ve Ebedilik'e uyarlar. Bir örnek vermek gerekirse: Birinci Bölümde, yani Aşkın Utkusu'nda, Romalı komutanın yerini Aşk alır: Başka bir deyişle, Aşk, âşıkları yenen komutandır; aşka yenik düşen âşıklar da onun tutsaklarıdır. Keza bir sonraki bölümde Romalı komutanın yerini İffet, bir sonrakinde Ölüm, sonra sırasıyla Ün, Zaman ve Ebedilik alır.

Yapıtın edebi türü, Türkçeye genellikle görü sözcüğüyle çevrilen visio (Latince) ya da visione'dir (İtalyanca). Görü, şairin büyük bir yoğunlaşmayla gördüğü bir tür düş ya da hayaldir.

Biçim, yapı ve içerik[değiştir | kaynağı değiştir]

Petrarca, Utku Şiirleri'nde İtalyan şiirinin Dante'yle özdeşleşen koşuk biçimini, terzina'yı kullanmıştır.
Şiirin yapısına ve içeriğine gelince:

  1. Aşkın Utkusu (ya da Zafer Alayı): Bu bölüm, dört alt bölüme ayrılır (Aşkın Utkusu I, II, III ve IV). Anlatı, bahar mevsiminde, şairin Laura'ya âşık oluşunun yıldönümünde, Vaucluse'de başlar. Uykuya dalmış olan şaire, bir zafer arabası üzerinde Aşk Tanrısı görünür. Aşk'ı, tarihin ve efsanenin ünlü kişilerinden oluşan kalabalık bir topluluk izlemektedir. En uzak geçmişin kişilerinden Petrarca'nın çağdaşlarına uzanan bu topluluktaki herkes, Aşk'ın hükmüne boyun eğmiştir. İçlerinden birisi, kalabalıktan koparak öne çıkar ve kendini tanıtır: Petrarca'nın gençlik yıllarından bir arkadaşıdır, o da Toscanalıdır ve şairden çok daha yaşlıdır. Şaire rehberlik edecek olan arkadaşı, Aşk'a yenik düşenleri ona bir bir sıralar. Şair de, bu Aşk mağluplarından biridir, çünkü yanında, ak güvercinden çok daha saf bir genç kız belirdiğinde, o da çaresiz bir aşka düşmüştür. Âşıklar kervanı daha sonra Kıbrıs'a gider; burada Aşk Tanrısı zaferini kutlar ve tutsaklar karanlık bir zindana kapatılır.
  2. İffetin Utkusu (ya da Zafer Alayı): Bu bölümde, şairin âşık olduğu Laura, Erdemler'in ve erdenliğiyle ünlü kahramanların yardımıyla Aşk'ı yener, tutsakları hapisten kurtarıp önce Liternum'da erdemli Scipio'yla, daha sonra Roma'da, İffet Tapınağı'nda zaferini kutlar; yenik düşürdüğü Aşk'tan aldığı ganimetleri de, bu tapınağa bırakır.
  3. Ölümün Utkusu (ya da Zafer Alayı): İki alt bölümden (Ölümün Utkusu I ve II) oluşan Ölümün Utkusunda, Laura Roma'dan Provence'a dönerken, siyahlar giymiş bir kadınla, Ölüm'le karşılaşır. Ölüm, Laura'nın sarışın başından altın bir tel koparır ve genç kız ölür. Ertesi gece, şair rüyasında Laura'yı görür, genç kız onu teselli eder, ona yaşadığı mutluluğu gösterir, sağken şaire duyduğu temiz aşkı itiraf eder.
  4. Ünün Utkusu (ya da Zafer Alayı): Ölüm uzaklaştıktan sonra, bir zafer alayı eşliğinde görkemli bir kraliçe belirir: Ün. Üç alt bölümden (I, II ve III) oluşan Ünün Utkusunda, zafer alayının başını çeken Ün'ün ardından üç sıra halinde ünlü kişiler gelir: İlk iki sıradakiler, Eski Roma'nın ve öteki ülkelerin ünlü komutanlarıdır; üçüncü sıradakiler ise, ünlü düşünürler, edebiyatçılar ve bilim adamlarıdır.
  5. Zamanın Utkusu (ya da Zafer Alayı): Bu bölümde, güneşin simgelediği Zaman, Ün'ü çekemez, seyrini hızlandırır ve yeryüzündeki her şey onun uçarcasına gidişine uyum sağlamak zorunda kalır; bu arada, gizemli bir ses, insanların şanları ve geriye bıraktıkları anılar üzerinde Zaman'ın utkusunu duyurur.
  6. Ebediliğin Utkusu (ya da Zafer Alayı): Şair, bu görü karşısında geri çekilir; kendi içine kapanarak, kutlu bir dünyayı seyre dalar: Zamanın dışında yer alan, Tanrı'nın ışığıyla aydınlanan bu ebedi dünyada, şair hem Cennet'te olmanın, hem Laura'sını görmenin mutluluğunu yaşayacaktır.

Eleştiri[değiştir | kaynağı değiştir]

Triumphi tamamlanmamış bir yapıttır. Petrarca eleştirmenlerine göre, birçok öğeyi tek bir yapıtta birleştirme arzusu, Utku Şiirleri'nin tamamlanmamış olarak kalmasının başlıca nedenidir: Çeşitli ahlaki varsayımlar; bütünlüklü ve yüksek üslupta bir şiir yazma tutkusu; iki ayrı damarı (klasik kültür ile romans geleneği) aynı estetik doku içinde buluşturma amacı, bu öğeler arasında sayılabilir. İkinci bir neden de, ideolojik yapıdaki belirsizlik ve kararsızılklar, çelişkilerdir.

Yapıttan bir örnek[değiştir | kaynağı değiştir]

Utku Şiirleri yer yer lirik bölümler içerir. Bu bölümlerin en ünlülerinden biri, şairin Laura'nın ölümünü anlattığı dizelerdir (Ölümün Utkusu I, 151-172):

Ruh, ayrılırken o güzel sineden,
Bütün erdemleriyle kendinde topladığı,
Huzur vermişti gideceği yerine semanın.
Hiçbiri düşmanların öyle istekli değildi
Belirmeye karanlık çehresiyle,
Ölüm saldırısını bitirmeden.
Sona erince gözyaşı ve korku,
Güzel yüze bakıyordu herkes dikkatle,
Umutsuzluk kesinlik kazandığı için,
Zorla söndürülen bir alev gibi değil,
Kendi kendine tükenen bir alev gibi
Huzurla gitti mutlu ruhu,
Tatlı ve aydınlık bir ışık gibi,
Besini yavaş yavaş azalan,
Koruyarak sonuna kadar tatlı halini.
Solgun değildi, ama daha aktı kardan
Rüzgârsız güzel bir tepeye dökülen,
Dinleniyor gibiydi yorgun birisi gibi.
Sanki tatlı bir uyku güzel gözlerinde,
Ruhu bedeninden ayrılmış olduğu için,
"Ölüm" dedikleri şey budalaların:
Güzel görünüyordu güzel yüzünde ölüm.