Muhammed İkbal

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Şuraya atla: kullan, ara

Muhammed İkbal (Urduca: محمد اقبال, Hintçe: मुहम्मद इक़बाल; d. 9 Kasım 1877 - ö. 21 Nisan 1938), Pakistanlı İslam alimi, şair, filozof ve politikacı.

1873'de Pakistan'ın Pencap eyaletine bağlı Siyalkut kentinde doğan Muhammed İkbal, mutasavvıf bir anne ve babanın oğlu olarak dünyaya geldi. İlk eğitimini Kur'an üzerine aldı.

İkbal, Pakistan’ın millî şairidir. 1905’te öğrenim için gittiği Avrupa’da üç yıl kaldı ve düşüncelerinde büyük değişiklikler oldu. 1908’de Lahor’a dönerek Felsefe ve İngiliz Edebiyatı öğretmenliği yaptı.

1923’te İngilizler kendisine “Sir” ünvanı verdi. Bu arada, meşhur şarkiyatçı İngiliz Sir Thomas Arnold ile tanıştı, kurduğu yakın dostluk İkbal’in düşüncesini etkiledi. Onun tavsiyesi üzerine Avrupa’ya gidip, burada felsefecilerden ders gördü. Bütün bunlar İkbal’in üzerinde büyük tesir yaptı. Ehl-i sünnet âlimlerinin tuttuğu doğru yolu bırakıp, Batılı müsteşriklerin metotlarına kaymasına sebep oldu.

Muhammed İkbal, doğunun yetiştirdiği bir şâir ve edebiyatçıdır. Âilesinden aldığı dînî bilgiler yanında Arapça ve Farsçayı da öğrendi. Ayrıca Pencap Üniversitesinde felsefede lisans üstü derecesini aldı. Bu dönemlerde meşhur şarkiyâtçı İngiliz Sir Thomas Arnold ile tanışmış, kurduğu yakın dostluk İkbal’in öğrenim hayâtını ve eserlerini etkilemiştir. Onun tavsiyesi üzerine Avrupa’ya gitmiş, burada meşhur felsefe profesörlerinden ders görmüştür. Bütün bunlar İkbal’in üzerinde büyük tesirler yaparak onun İslâmiyeti öğrenmek, anlamak ve anlatmakta asırlar boyunca Ehl-i sünnet âlimlerinin tuttuğu doğru yolu bırakıp batılı müsteşriklerin metod ve usûllerine kaymasına sebep olmuştur. İslâmiyet karşısında felsefe ve aklı ön plânda tutan bu metodlar, İkbal’in düşünce ve fikirlerini de şekillendirerek din konusunda kendine mahsus ve İslâm âlimleri tarafından reddedilen görüşler öne sürmesi neticesini de berâberinde getirmiştir. Nitekim İkbal’in İslâm’da Dînî Düşüncenin Yeniden Kuruluşu adı ile tanınan 1928 yılında Madras İslâm Derneğinin kurslarında yaptığı konuşmalar, sâhip olduğu reformcu anlayışın ifâdeleriyle doludur. Onun bu reformcu görüşleri, İslâmiyetin nakil yoluna ters oluşu sebebiyle kabul görmemiştir. Eserlerinde meşhur dinde reformculardan Mısırlı Muhammed Abduh ve Cemâleddîn Efgânî’nin fikirlerine genişçe yer verir.

İslâmiyet karşısında felsefe ve aklı ön planda tutan bu metotlar, İkbal’in düşünce ve fikirlerini de şekillendirerek, din konusunda kendine mahsus ve İslâm âlimleri tarafından reddedilen görüşler öne sürmesi neticesini de beraberinde getirdi.

İkbal’in İslâmda dinî düşüncenin yeniden kuruluşu adıyla tanınan, 1928’de Madras İslâm Derneğinin kurslarındaki konuşmaları, reformcu görüşlerle doludur. Onun bu reformcu görüşleri, İslamiyet’in nakil yoluna ters oluşu sebebiyle, âlimlerce kabul görmedi.

Eserlerinde, Abduh ve Efgani gibi mason reformcuların fikirlerine genişçe yer verdi. İkbal’in şahsiyetinin en önemli taraflarından biri de, İngilizlerin arzusuna uygun olarak, bağımsız Pakistan’ın kuruluşu için yaptığı çalışmalarıdır.

İngilizler, Pakistan’ı Hindistan’dan ayırıp küçük lokma hâlinde yutmak istiyorlardı. İkbal, 1931 ve 1932’de Londra’da yapılan toplantılara delege olarak çağrıldı ve burada da aynı fikri destekler konuşmalar yaptı. Yazdığı makale ve mektuplarda da ısrarla aynı fikri işledi.

İkbal, Cinnah’a yazdığı mektuplarda; İngiliz hükümetinin, Hindistan Müslümanlarının Pakistan adı altında ayrı bir devlet kurmalarını istediğini belirtti. İkbal’in bu çalışmaları, takdirle karşılanıp bağımsızlığın sembol şahsiyeti sayıldı.

Ölümünden 9 yıl sonra 1947’de Pakistan bağımsızlığına kavuştu. Bu bağımsızlık, Hindistan’da bir türlü tam hâkimiyet kuramayan İngilizlerin, Müslümanları parçalayarak hem Pakistan’a, hem de Hindistan’a daha kolay hâkim olmak için takip ettikleri bir siyasetin neticesidir.[1]

Bu top­rak­lar­da ge­nel­lik­le onu Mev­la­na aşı­ğı, öz­gür­lük tut­ku­nu İk­bal ola­rak ta­nı­rız. “Pa­kis­ta­n” de­yin­ce ak­la ge­len ne­re­dey­se ilk isim­dir o. An­cak ta­nı­dı­ğı­mız, onun sa­de­ce “bir yü­zü­”dür.  Öbür yü­zü­ne bak­tı­ğı­mız­da kar­şı­mı­za, İn­gi­liz­le­r’­in Hin­dis­ta­n’­ı iş­ga­li­ni al­kış­la­yan ve İn­gi­liz­ler ta­ra­fın­dan “Si­r” ün­va­nıy­la ödül­len­di­ri­len İk­bal var­dır.

Şu sa­tır­lar ona ait: “İn­gi­liz İm­pa­ra­tor­lu­ğu­nun in­san­lı­ğın si­ya­si ev­ri­min­de­ki uy­gar­laş­tı­rı­cı bir fak­tör ola­rak ka­lı­cı­lı­ğı, bi­zim en bü­yük çı­kar­la­rı­mız­dan bi­ri­dir. Bu ge­niş im­pa­ra­tor­luk, bi­zim si­ya­si ide­ali­mi­zin bir yö­nü­nü ya­vaş ya­vaş ha­re­ke­te ge­çir­di­ği için bi­zim tam sem­pa­ti­mi­zi ve say­gı­mı­zı hak edi­yor.”

Yi­ne şöy­le der: “İn­gi­liz İm­pa­ra­tor­lu­ğu­nu dün­ya­da­ki en bü­yük Müs­lü­man im­pa­ra­tor­luk ya­pan şey, ko­ru­du­ğu Müs­lü­man­la­rın sa­yı­sı­nın çok­lu­ğu de­ğil, bu im­pa­ra­tor­lu­ğun sa­hip ol­du­ğu ruh­tur.”

Hi­la­fe­t’­in il­ga­sı­nı onay­la­yan da, il­ga ka­ra­rı­nın bir “ic­ti­had uy­gu­la­ma­sı­“ ol­du­ğu­nu söy­le­yen de ay­nı İk­ba­l’­dir.5

1.  Örnek olarak bkz. Prof. Dr. Azmi Özcan, Pan-İslamizm Osmanlı Devleti Hindistan Müslümanları ve İngiltere; M. K. Öke, Hilafet Hareketleri…

2.   "Kurtuluş Savaşı yıllarında Pakistan halkını, Türk halkının milli mücadelesine destek vermek için örgütlemiş, milli mücadelede kullanılmak üzere Pakistan halkından 1.5 milyon sterlin toplayıp Ankara hükümetine yollatmıştır" ifadesi hatalıdır. Zira Milli Mücadele sürecinde ortada henüz "Pakistan" diye bir devlet yoktu!

Uzun süren bir hastalıktan sonra 21 Nisan 1938'de vefat etti.[2]

Eserleri[değiştir | kaynağı değiştir]

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]