Sebepsiz zenginleşme

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Atla: kullan, ara
Scale of justice 2.svg     Bu maddede yazılanlar yalnızca bilgi verme amaçlıdır.
Yazılanlar, hukuki bir uyarı ya da öneri değildir.

Sebepsiz zenginleşme veya haksız zenginleşme, bir kimsenin mal varlığında haklı bir nedene dayanmaksızın , başkasının zararına meydana gelen zenginleşme. Geçerli bir hukuksal neden bulunmadan, hukuksal bir neden gerçekleşmeden ya da hukuksal neden sona erdikten sonra bir işlem yapılması ve borç olmayan bir edimin ödenmesi gibi durumlarda ortaya çıkar.

Giriş[değiştir | kaynağı değiştir]

Sebepsiz zenginleşme kanundan doğan borçlardan olup, Borçlar Kanunu'nun 61.-66. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Borçlar Kanunu'nda sebepsiz zenginleşmeye ilişkin hükümler, genel hükümler arasında düzenlendiği için, aksine bir hüküm olmadıkça, diğer özel hukuk alanlarında da uygulanır.

Haklı bir sebep olmadığı halde başkası aleyhine zenginleşme olarak tanımlanmaktadır. Sebepsiz zenginleşen kişi, bu zenginleşmeyi, aleyhine zenginleştiği şahsa iade etmek mecburiyetindedir(BK 61/1). Sebepsiz zenginleşmeden doğan borç ilişkisinde haklı bir sebep olmaksızın başka bir şahıs aleyhine zenginleşen kimsenin malvarlığında meydana gelen artışın (zenginleşmenin) aynen veya nakden iadesi söz konusudur. Dolayısıyla hukuk düzeni, malvarlığı sebepsiz olarak başkası aleyhine artan kişiye müeyyide olarak bu zenginleşmeyi iade borcu yüklemek suretiyle hukuki değerler arasında bozulmuş olan dengeyi yeniden kurmuş olur.

Sebepsiz zenginleşme ilişkisinin tarafları[değiştir | kaynağı değiştir]

Sebepsiz zenginleşme, borç ilişkisi kuran bir borç kaynağı olup, doğrudan doğruya kanundan doğduğundan; bu ilişki bir hukuki muameleye veya haksız bir fiile dayanmamaktadır.

Her borç ilişkisinde olduğu gibi sebepsiz zenginleşmede de bir borçlu ve bir alacaklı vardır.

Sebepsiz zenginleşme ilişkisinin borçlusu, malvarlığı haklı bir sebep olmaksızın başkası aleyhine artan (zenginleşen) kişidir, aleyhine sebepsiz zenginleşme davası açılması halinde davalı olur. İşbu borç ilişkisinde malvarlığı kendisi aleyhine artmış olan kişi de alacaklı, dava açması durumunda davacıdır.

Kaynağına göre sebepsiz zenginleşme[değiştir | kaynağı değiştir]

  1. Kazandırmadan doğan sebepsiz zenginleşme : Burada sebepsiz zenginleşme, alacaklının borçlu lehine yapmış olduğu bir kazandırmadan doğar; kazananın malvarlığı artarken, kazandıranın malvarlığı kazanma oranında azalır. Örneğin hukuken geçerli olmayan bir sözleşmenin sonucu olarak yapılan edim sebepsiz zenginleşmeye neden olur.
  2. Müdahaleden doğan sebepsiz zenginleşme : Başka bir kişinin bir hakkını veya hukuki bir değerini ihlal eden fiil sonucunda, zarar görenin malvarlığında azalma söz konusu iken, müdahale eden şahsın malvarlığında aynı oranda bir zenginleşme olur.
  3. Beklenmeyen Halden doğan sebepsiz zenginleşme : Burada taraflar dışında bir şahsın fiilinden yahut bir tabiat olayından meydana gelen bir sebepsiz zenginleşme söz konusudur. Üçüncü şahsın fiilinden kaynaklanan sebepsiz zenginleşmede üçüncü kişinin kusurlu olup olmaması ya da filinin hukuka aykırı olup olmaması gözönüne alınmaz.

Sebepsiz zenginleşmenin şartları[değiştir | kaynağı değiştir]

  1. Borçlunun malvarlığında bir zenginleşme meydana gelmiş olmalıdır. Malvarlığında meydana gelen çoğalmaya zenginleşme adı verilir.
  2. Bu zenginleşme başka bir şahıs zararına meydana gelmiş olmalıdır
  3. Zenginleşme ile zenginleştirici olay arasında illiyet bağı olmalıdır. Borçlunun malvarlığında başkası zararına meydana gelen zenginleşme; yukarıda sayılan kazandırma, müdahale veya beklenmeyen hal gibi zenginleştirici nedenlerden birinden kaynaklanmalıdır. Zaten ancak bu şekilde alacaklının malvarlığında gerçekleşen zenginleşme alacaklı aleyhine meydana geçmiş olur. Zenginleşme ile sebepsiz zenginleşmeye neden olan olay (kazandırma, müdahale veya beklenmeyen hal) arasında illiyet bağı bulunmaz ise, zenginleşme başkası aleyhine gerçekleşmiş sayılamaz.
    Burada meydana gelen zenginleşme ile zenginleştirici olay arasında tabii illiyet bağı (yani zorunlu şart teorisi) yeterli olup, ayrıca uygun illiyet bağına gerek yoktur.
  4. Zenginleşme haklı bir nedene dayanmamalıdır

Zenginleşenin İade Yükümlülüğü[değiştir | kaynağı değiştir]

Borçlar Kanunu'nun 61. maddesine göre; haklı bir sebep olmaksızın başkası zararına zenginleşen kimse, bu zenginleşmeyi iade etmek zorundadır.

İade Borcunun Konusu[değiştir | kaynağı değiştir]

Zenginleşme konusu şey, ferden muayyen bir şey ise ve zenginleşen kişinin malvarlığında aynen bulunuyorsa, hukukumuzda illilik ilkesi gereğince zenginleşenin söz konusu şeyin mülkiyetini kazanması mümkün değildir.

Mülkiyetin kazanılması söz konusu olmadığından ve alacaklı halen bu şeyin maliki olduğundan, bu durumda sebepsiz zenginleşme davası değil, istihkak davası açar ve şeyin aynen iadesini talep eder. İstihkak davasının mümkün olmadığı durumlarda ise sebepsiz zenginleşme davası açılarak şeyin aynen iadesi talep edilir. Aynen iadenin mümkün olmadığı durumlarda zenginleşme değer üzerinden (para olarak, nakden) iade edilir.

İade borcunun kapsamı[değiştir | kaynağı değiştir]

  1. Zenginleşenin iyiniyetli olduğu hallerde iade borcunun kapsamı

    BK 63/1'e göre iyiniyetli zenginleşenin iade borcunun kapsamı, fiilen elde ettiği değil, fakat iadesinin talep edildiği anda malvarlığında mevcut olan, henüz elden çıkarmadığı zenginleşme ile sınırlıdır.
    İyiniyetli zilyet elinden çıkarmış olduğu zenginleşmeyi, ikame bir değer girmemişse iade etmek zorunda değildir. Bu durumda iade borcu kalkar (zenginleşme düşer).
    Zenginleşenin elden çıkarmış olduğu zenginleşmenin iade yükümlülüğünden kurtulabilmesi için, elden çıkarma anında iyiniyetli olması gerekir. Zenginleşmenin haklı bir sebep olmaksızın gerçekleştiğini bilmeyen veya bilmek zorunda olmayan kişi iyiniyetli zenginleşendir.
  2. Zenginleşenin kötüniyetli olduğu hallerde iade borcunun kapsamı'

    BK 63/2'ye göre zenginleşen, zenginleşmeyi kötüniyetle elden çıkarmışsa, elden çıkardığı zenginleşmenin tamamını iade ile yükümlüdür.
    İyiniyetle zenginleşenden farklı olarak kötüniyetli zenginleşen elden çıkardığı zenginleşmeyi de iade etmek zorundadır.
    Zenginleşmenin haklı bir sebep olmaksızın gerçekleştiğini bilen veya bilmesi gereken kişi kötüniyetli zenginleşendir.

Zenginleşen zenginleşme anından itibaren kötüniyetli ise, zenginleşmenin tamamını iade etmekle yükümlüdür. Buna karşılık zenginleşen sonradan kötüniyetli olmuş ise, zenginleşmenin meydana geldiği anla kötüniyetli olduğu an arasındaki zamanda iyiniyetli zilyedin iade borcu; daha sonra ise kötüniyetli zilyedi iade borcu söz konusu olur.