Celaleddin Harezmşah

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Atla: kullan, ara
Celaleddin Türkmen
Harezmşah Sultanı
Hüküm süresi 1220 – 1231
Önce gelen Alaaddin Muhammed
Sonra gelen Hanedan ve devletin sonu
Tam adı Jalāl al-Dīn Menguberdī
Ölüm tarihi 1231
Hanedan Harezmşahlar Devleti
Babası Alaaddin Muhammed

Celaleddin Harezmşah (Arapça: جلال الدین منکبرنی Jalāl al-Dīn Menguberdī; d. ? - ö. 1231), Harezmşahlar Devleti'nin son hükümdarıdır. Asıl adı Mengü Berdi'dir. Alaaddin Muhammed'in oğludur.

Konu başlıkları

Hükümdarlık dönemi[değiştir]

Babası Alaaddin Muhammed'in Cengiz Han tarafından mağlup edilip Aralık 1220de Hazar Denizi'nde bir adada ölmesi üzerine Harezmşahlar Devleti hükümdarı olmuştur. Fakat kendinin "Şah" olarak anılmasına karşı çıkmış ve "Sultan" olarak anılmasını buyurmuştur. Celaleddin, bazı aile mensupları ve bazı devlet adamları ile birlikte Hazar Denizi doğusunda bulunan Mangışlak Yarımadasına geçerek oradan Harezmşahlar Devleti'nin başkenti olan Ürgenç şehrine gittiler. Fakat çok geçmeden 1221'de Cengiz Han'ın oğulları Çağatay Han ve Ögeday Han komutanlığında büyük bir Moğol ordusu Ürgenç'i kuşatmaya aldı ve şehri ele geçirdikten sonra yıkıp yakıp yerle bir etti.[1][2][3]

Ürgenç'deki komutanlar, babası Sultan Alaaddin'in fikrini değiştirip küçük oğlu Celaleddin'den önce kendine varış ve veliaht olarak seçip ilan ettiği ve Celaleddin'in ağabeyi "Kutbuldin Uzlağşah"'ın Sultan olmasını istemekteydiler. Celaleddin Türkmen komutanlarının kendine ihanet edeceğinden şüphelenerek şehir teslim olmadan Ürgenç'den kaçtı. Celaleddin Moğol'ların kuzey Horasan'daki keşifçi güçlerine görünmeden ve ancak Nasa'da kendini gören Moğol birliğini yenip elimine ederek babasının daha önce kendisine emirliğini verdiği; Gürlŭlar'dan eline geçirdiği ve hemen hemen modern Afganistan'a eşit olan bôlgeye çekilmeyi başardı. Bu bölgede merkez olarak Gazne'yi seçerek orada yeni bir ordu kurmaya başladı. Celaleddin yeni ordusu ile Gazne'de kendisini Cengiz Han'ın ordularına karşı koymaya kararlıydı.

Ertesi yıl 1221 Kabul'un kuzeyinde "Pervan" adlı bir mevkide Cengiz Han'ın yakın bir idarecisi ve asker komutanı olan "Çığı-Kütükü Noyan" idaresi altında olan 10.000 kişilik bir Moğol ordusu Celaleddin'in yeni ordusu ile karşı karşıya geldi. Tam bir gün süren "Pervan Muharebesi"'nde yeni Harezmșah ordusu galip geldi. Fakat Harezmșah ordusu çok yorgun düşmüştü ve devamlı savaşacak takatte değildi. Bu nedenle Celaleddin Moğol ordusunu kovalamayıp geri çekildi. "Pervan Muharebesi" Moğol ordularının ilk büyük mağlubiyeti olarak tarihe geçmiş oldu. Pervan'daki Harezmșahların galibiyeti Moğolların yenilmez bir güç oldukları efsanesine son verdi.

Kasım 1221'de Moğol işgali altında bulunan Herat şehri halkı işgalci Moğol garizonuna karşı isyan ederek burada bulunan Moğol askerlerini öldürmeyi başardı. Ama Herat şehri, yeni bir ordu ile gelen Moğol komutanı Alçıgıday'ın 6 ay süren bir kuşatmasından sonra 14 Haziran'da tekrar Mogollar eline geçti.

Pervan mağlubiyetinten çok sinirlenen Cengiz Han Moğol ordularının komutanlığını şahsen üzerine alıp büyük bir ordu ile Celaleddin Harezmșah üzerine yürümeye başladı. Harezmșahlar ileri gelenleri Moğol'lara karşı nasıl direniş yapabilecekleri hakkında değişik yaklaşımlarda idiler ve Celaleddin'e Moğol'lara karşı direnişe devam etmek için istediği desteği vermediler.

Bunun üzerine Celaleddin önemli bir savunma kalesi olan Gazne'yi bırakmak zorunda kaldı ve 50.000 kişilik ordusu ve binlerce sivil muhacir ile Hindistan'a doğru göçmeye başladı. Büyük Moğol ordusu Celaleddin'i takip etti. Celaleddin ordusuyla İndus Nehri'ni geçmeye ve karşı tarafta daha uygun savunma durumuna geçmeye karar verdi. Bunu gerçekleştirmek için "Hund" ya da "Nesavi" mevkine erişen Harezmșah Türkmen ordusuna Moğollar tam bu sırada yetiştiler. 24 Kasım 1221'de Celaleddin kendisi ile birlikte olan muhacir sivillerin nehrin karşı yakasına geçmesi için Moğol öncülerine karşı savunma manevralarına geçmişken ve Harazmșah Türkmen ordusu daha ırmağı hiç geçmeden, Cengiz Han büyük ordusunun tüm gücü ile birden bir cephe hücumuna geçti. Celaleddin'in ordusu ve siviller Moğollar ve ırmak arasında kaldılar. Celaleddin 5.000 kadar askeri ile büyük Moğol ordusuna karşı saldırdıya geçtiyse de hiç başarı sağlayamadı. Moğollar nehri geçmeye hazır olan Harezmşah ordusuna ve sivil muhacirleri üzerine ònü alınamayan büyük bir dalga halinde yüklenip büyük bir katıliama geçtiler. Sultan Celaleddin Moğolların eline geçmelerini önlemek için gözde cariyesini ve çocuklarını öldürttü. Hazinesini geride bıraktı. Ordusunu ve muhacirleri feda eden Celaleddin, İndus Nehri'ni çok küçük bir birlikle zor bela geçebildi ve Aralık 1221'de Delhi Sultanı Sultan Şemseddin İltutmuş'a sığındı. Moğol ordusu Harezmşah ordusundan geride kalanların hepsini ve sivil muhacirlerin çok büyük çoğunluğunu acımasız hunharca öldürdüler.[3]

Cengiz Han ve yanındakilerin Celaleddin Harezmşah'ın İndus Nehri'ni geçişini seyretmeleri

Fakat Delhi Sultanı İltutmuş Bağdad'daki Abbası halifesi Muktedir ile yakın ilişki kurmuştu ve Harezmşşah'larn Abbası halifesine karşı olan çok aksi tutumlarını bilmekteydi. Bu nedenle Celaleddin'e destek sağlamaktan çekindi. Celaleddin Türkmen karışık bir Müslüman-Hindu Rajput halkı olan "Hoharlar" ile anlaştı. Hoharlar ile birlikte, Multan'da hükümdarlık kurmuş olan Türk asıllı "Nasirudin Kabaca" üzerine yürüdü. Güneye akın yaparak Sindh bölgesine ve kuzey Gücerat bölgesine girdi ve buralarını tümüyle talan etti. Delhi Sultanlığı Cengiz Han tehlikesini beklemekte oldukları için Celaleddin'in bu yağmalarına gözlemci zorunda kaldı. Celaleddin Hindistan'da üç yıl kaldı.

1224'de Moğol tehlikesi azalmıştı. Celaleddin bu nedenle Delhi Sultanlığı'nın üzerine geleceğinden çekinmekteydi ve ayrıca eski topraklarını geri almak istemekteydi. Bu nedenlerle 1224'de Celaleddin Afganistan ve İran üzerinden eski topraklarına döndü. Fakat buralarda Moğollar çok büyük maddi zararlar verdikleri gibi yaptıkları katliamlarla nüfus da çok azalmıştı. Yüzyıllarca önemli olan savunma noktalarındaki kaleleri savunacak asker bulmak nerede ise imkânsizdi. 1221 veya 1222 kışında kardeşi Gıyasettin, İran'ın güneyinde Pırşah'ı ve "Irak Acemi" veya "Cibal" adı verilen bir bölgeyi eline geçirmişti. Bir zamanlar Harezmşahlara vezirlik yapan ve Hindistan'a gidip Celaleddin'e katılmak için yolda geçtiği yerlerin savunmasız olduğunu gören "Burak Hicab" (yönetim dönemi 1222-1235) adlı, sonradan Kutluk Hanlığı devletinin kurucusu, bir emir de Kırman'ı eline geçirmişti. Celalleddin İran'a dönünce hemen onu Sultan kabul etti. Celaleddin buradan Fars'a geçerek orada Selçuklu Atabeyi olan "Sait Bin Zengı" (yönetim dönemi 1198-1226)'nin kızı ile evlenip bu bölgeyi de tekrar idaresi altına aldı. Yeniden idaresine aldığı ülkesini elinde tutabilmek için yeni bir ordu daha toplamaya başladı. Fakat Moğollar yine hücuma geçtiler ve Celaleddin Elburz Dağları eteklerinde onlarla yaptığı bir savaşı kaybetti.

Oradan, önce güneye çekilip Huzistan'da kişi geçirdi. Burada Abbası Halifesi Nasir'a bağlı birliklerle ufak savaşlarda bulundu. Sonra kuzey-batıya doğru ilerleyip Azerbaycan bölgesinde bulunan güç boşluğundan faydalanarak bölgenin başkenti olan Tebriz'deki Özbek Atabeyi olan "Cihān-Pahlavān"'i (yönetim dönemi 1210-25) oradan atarak, Tebriz'i kendine başşehir yaparak yeniden bir Harezmşah devleti kurup toparlanmaya çalıştı. Etrafındaki devletlerinden, beyliklerinden Moğol ilerleyişine karşı yardım istedi. Ancak istediği yardım kendisine ve devletine verilmedi. Fakat Moğol birlikleri, Türkmenler ve diğer düşmanları tarafından sürekli rahatsız edildi. Bu yeni devletini idame ettirebilmek ve yakında gelmesi beklenen Moğol orduları hücumuna karşı koymaya hazırlanmak büyük maddi kaynak gerektirmekteydi.

Bu nedenle Celaleddin 1225'de güney Kafkaslarda çok zengin bir ülke olan Gürcistan'a hücuma geçti. Büyük bir ordu ile bu ülkeye sefere çıktı. Hristiyan olan Gürcistan Kralığı orduları ile "Garnisi"'de karşılaştı ve burada yapılan muharebede Gürcüleri yendi. Böylece Gürcistan'ın başkenti olan Tiflis yolu açılmış olmaktaydı. Fakat geride bıraktığı Azerbaycan ile Kırman'da vali olan Burak Hacıb kendine karşı isyan etmişlerdi. Onun için galibiyetini Tiflis fethi ile sonuçlandırmadan geri dönmek ve bu isyanlarla uğraşmak zorunda kaldı. 17 gün içinde Celaleddin ordusuyla Tiflis'ten Kırman'a gitti. Fakat Burak Hacıb şehri bir kuşatmaya karşı iyi hazırlamıştı. Sonra da Burak Hacıb çok alttan alıp anlaşmacı bir yaklaşım alıp Celaleddin'in Sultanlığını yeniden kabul etti.

Böylece isyanları bastırdıktan sonra Celaleddin ikinci bir Gürcistan seferine başladı. Gürcü ordularına karşı birkaç ufak muharebe kazandı. Gürcü Kraliçesi Rusudan danışmanları olan Gürcü prenslerinin isteklerine uyarak Tiflis'i terk edip Batı Gürcistan'a çekildi. 9 Mart 1226'da Celaledin Türkmen Tiflis'i eline geçirdi. Tiflis şehrini yağmaladığı ve büyük Hristiyan kiliselerini yıktırdığı zamanın tarihçileri tarafından bildirilmektedir.[2][3]

Celaleddin Tiflis'ten Tebriz'e geri geleceğine 7 Kasım 1226'da o zaman Şam'daki Eyyubiler idaresi altında bulunan Ahlat kalesine yöneldi ve bu kaleyi kuşatmaya aldı. Hava şartları da hiç uygun değildi ve Şam'da bulunan Eyyubi Sultanı I. Adil (1229-1237) kaleye hiçbir destek sağlamamıştı. Ancak Ahlat kalesi, kuşatmaya beklenmedik bir direniş gösterince hava şartlarının da kötüye gittiğini gören Celaleddin kuşatmayı bırakıp Tebriz'e geri çekildi. Fakat Şam Eyyubileri buna karşılık olarak Irak'daki Abbası Halifesi yoluyla bir yeni müteffik aramaya koyuldular ve Anadolu Selçukluları en uygundu.

1227de Celaleddin kuzey İran'da bulunan Alamut kalesini merkez edinen İsmailîleri kendine bağladı. [2][3]

1227'de bir Moğol ordusu yine doğudan İran'a girdi. Celaleddin ordusuyla İsfahan şehri önlerinde bu Moğol ordusuyla muharebeye girişti. Her iki taraf da büyük zayiat verdiler. Ama Moğol komutanı yenik düşmemekle beraber büyük zayiat veren ordusunu Amu Derya Irmağı gerisine çekti.[2]

1228'de Celaleddin yeni Harezmşah Türkmen devletinin başında Irak'ın kuzeyi, Kırman, Fars, İsfahan ve Tebriz bölgelerini idaresi altına almıştı. Ama durum yine kötüye gitmeye başladı. Kardeşi ve güney İran'da emir olan "Gıyaseddin" bir isyan sonucu idare ettiği ülkelerden atıldı. Gıyasedin Kırman'da emir olarak idareci olan "Burak Hacıb"'e sığındı ve bu kişinin desteğini sağlamak için onu annesi ile evlendirdi. Fakat çok geçmeden Burak Hacıb, Gıyaseddin'i kendine karşı bir komplo hazırlayıp ihanet etmekle suçladı ve idam ettirdi.

1228'de de Celaleddin Eyyubilerin idarelerini devam ettirmekte oldukları Ahlat üzerine yürüdü ve şehri yine başta başarısız olarak kuşatmaya aldı. Ama bu sefer sekiz ay süren bir kuşatmadan sonra 2 Nisan 1230'da Ahlat şehrini eline geçirmeye muvaffak oldu.

Fakat Şam Eyyubi Sultanı I. Adil ile Anadolu Selçuklular sultanı olan I. Alaeddin Keykübad ıttifak yapmışlardı. Alaeddin Keykubat ile Celaleddin'in arası, Harezmşah Türkmenlerinin bazı Selçuklulara ait olduğu kabul edilen köylere akın hücumu yapmalarından dolayı, açılmıştı. Bu esnada Şam Eyyubilerinin Ahlat valisi Hacip Ali de kalesi'ni yeniden almış ve Celaleddin Ahlat kalesini tekrar almak için yeniden kuşatmıştı. Selçuk Sultanı Celaleddin'den kuşatmayı kaldırmasını istedi; ama Celaleddin kalenin zaten kendisinin olduğunu iddia etti. Böylece savaş durumu ortaya çıkmış oldu. Alaeddin Keykübad komutanlığındaki Selçuk ordusu ve 10.000 kişilik Eyyubî takviyesi ile Erzincan civarında bulunan Celaleddin ve ordusu üzerine yürüdü. Ağustos 1230'da Erzincan yakınlarında Yassı Cemen Muharebesi başladı. Bu muharebe üç gün sürdü ve bazı zaman Celaleddin galip gelir görülmekle beraber sonunda Celaleddin büyük bir yenilgiye uğradı. [4]Ordusu nu muharebede imha edilen Celaleddin Azerbaycan'a çekilmek zorunda kaldı.

1229'da Moğol Büyük Kağanı olan Ögeday Han, 1231 kişinda "Çormağan Noyan" komutasında üç tümeni (30.000 kişi) Celaleddin'in üzerine gönderdi. Moğol tümenleri hızla Horasan'dan geçerek Azerbaycan'da bulunan Celaleddin üzerine geldiler. Anadolu Selçuklularla savaşdan çok zayıf düşmüş olan Celaleddin 1231 ilkbaharında bu Mogol ordusuna karşı koyamadı. Celaleddin bir Mogol baskınında, kalan askerlerinin çoğunu kaybetti ve yeni merkez edindiği Tebriz'i bırakıp kuzeye çekildi. Pnu takip eden Moğol tümenlerinden kaçarak önce Kura Nehri'nin ağzına; Aras Nehri vadisi üzerinden doğu Anadolu'ya ve sonra da Diyarbakır'a kaçtı. Moğol tümenleri Kura Nehri ağzı ile Aras Nehri vadisine yerleştiler ve Çormağan Noyan'ın 1241'de ölümüne kadar orada kaldılar. Celaleddin Harezmşah'ın Palu ilçesi Ohi bucağı yerli halkından olan Dümbelli zazaları tarafından 10 Ağustos 1231'de öldürüldüğü bildirilmektedir.[2]

Değerlendirme[değiştir]

Dschalal ad-Din (Jaloliddin Manguberdi) resimli 25 Som değerinde Uzbekistan Cumhuriyeti madeni para

Celaleddin Harzemşah büyük bir kumandan, askeri bir dehaydı. Pek çok savaşı hayatı pahasına kazanmasına rağmen askeri başarılarını siyasete ve diplomasiye istediği gibi yansıtamaması onun yanlış anlaşılmasına, istediği icraatleri kolayca yapamamasına sebep olmuştur. Buna rağmen Moğol saldırılarına ve Hristiyan Gürcülere karşı mücâdele edebilen yegâne zât olması ve Moğolların yakın Doğu'yu tamâmen istilâ etmesinden sonra, bölgede oynadığı rolün daha iyi anlaşılması, Celaleddin Harzemşah'a gerek halk arasında ve gerek bütün Şark edebiyâtında büyük bir şöhret kazandırmış; hayatı, kahramanlıkları Doğu Edebiyatında efsane haline gelirken Türk tarihindeki en büyük müslüman Türki hükümdarlar arasında sayılmaya başlanmıştır.

Dipnotlar[değiştir]

  1. ^ Muhammad bin Aḥmad Nasavi, ed. Ḥ. A. Hamdi, "Sırat al-solṭān Jalāl-al-Din Mengobirti", Kahire, 1953.,say. 120-22; Ateşoğlu, İbrahim (1965), Harezmșahlar Devleti Tarihi (485-617/1092-1229), Ankara , say.274-75, 283-84)
  2. ^ a b c d e Ali ibn el-Esir (1261) "Al-Kamil fi al-Tarıkh" Yeni Arapça baskı Beyrut;Dar Sader (13 cilt) Cilt Xİİ, say. 394-95
  3. ^ a b c d Türkçe çevrisi:Alaaddin Ata Melik Çüveynî (Çeviren: Mürsel Öztürk) Tarih-i Cihan Güsa ,(1999) Ankara;Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları; ISBN 975-17-2206-3 Bu maddeki sayfa referansları İngilizce çeviriye dayanmaktadır. Cilt I, say.123-28.
  4. ^ Yüce, Yaşar ve Ali Sevim (1991) Türkiye Tarihi Cilt İ, Ankara:Türk Tarih Kurumu. say.118

Dış kaynaklar[değiştir]

Resmî olarak sahip olunan unvanlar
Önce gelen:
Alaaddin Muhammed
Harezmşah Sultanı
1220 – 1231
Sonra gelen:
Sonra gelen yoktur.