Kudüs Kuşatması (70)
| Kudüs Kuşatması | |||||||||
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
| Büyük İsyan | |||||||||
Kudüs'te bulunan ikinci tapınağın yıkılışı, 1870. Ressam Francesco Hayez | |||||||||
| |||||||||
| Taraflar | |||||||||
|
|
| ||||||||
| Komutanlar ve liderler | |||||||||
|
|
| ||||||||
| Güçler | |||||||||
|
| ||||||||
Kudüs Kuşatması, Milattan Sonra 70 yılında meydana gelen İlk Yahudi-Roma Savaşı'dır.[1] Roma ordusu daha sonra imparator olacak Titus tarafından yönetilmiştir. Kuşatma, Yahudilerin başkenti olan Kudüs şehrininin yağmalanması ve ikinci mabedin yıkılması ile sonuçlanmıştır. Birinci ve ikinci mabedin yıkılması Yahudiler arasında Tişa Beav adı ile anılmaktadır.
Kudüs'ün Romalıların eline düşmesinden bir yıl sonra, İmparator Vespasianus ve oğlu Titus, Roma'da düzenlenen bir zafer alayıyla başarılarını kutlamış; bu törende Tapınaktaki Yahudi şamdanı olarak da bilinen menora da dahil olmak üzere ele geçirilen ganimetler yüzlerce esirle birlikte sergilenmiştir. Bu zaferin simgesi olarak inşa edilmiş olan Titus Takı'nı (Arco de Tito) bugün hala Roma'da görülebilir. Romalılar, Kudüs'ü ele geçirmelerinin ardından Yahudilerin büyük bir kısmını öldürmüş, köleleştirmiş veya sürgün etmiştir. Kudüs'ün düşüşü, Yahudi isyanının fiilen sona erdiğini göstermiş. Söz konusu isyanın bastırılması siyasal, dinsel ve kültürel açıdan derin ve kalıcı sonuçlar doğurmuştur.
Kudüs'ün ve Tapınak'ın yıkımı, Yahudi tarihinde bir dönüm noktası teşkil etmiştir. Tapınak'ın yıkılmasından ötürü kurban ibadetinin tatbikinin artık mümkün olmamasıyla birlikte Yahudilik derin bir dönüşüm geçirmiş; bu süreçte Tevrat çalışmasına, sevgi ve merhamet eylemlerine ve havra duasına dayalı Rabbani Yahudilik ortaya çıkmıştır. Kentin düşüşü, erken dönem Hristiyanlık ile Yahudilik arasındaki ayrışmanın da giderek belirginleşmesine katkıda bulunmuştur. Savaşın ardından Roma'nın X. Fretensis Lejyonu, Kudüs harabeleri üzerinde kalıcı bir garnizon kurmuştur. Yahudiler, MÖ 587/586'daki yıkımın ardından Kudüs'ün yeniden inşa edilmiş olmasından esinlenerek, kentin bir kez daha kurulacağına dair umutlarını sürdürmüşlerdir. Ancak MS 130 yılında İmparator Hadrianus, Kudüs'ü Aelia Capitolina adıyla yeniden kurarak Jüpiter'e adanmış bir Roma kolonisine dönüştürmüştür. Bu adım Tapınak'ın yeniden inşasına dair Yahudi beklentilerini sona erdirmiş ve Bar Kohba İsyanı olarak bilinen büyük Yahudi ayaklanmasının zeminini hazırlamıştır.
Arka Plan
[değiştir | kaynağı değiştir]İsyan Öncesinde Kudüs
[değiştir | kaynağı değiştir]Ayrıca bakınız: İkinci Tapınak Döneminde Kudüs
İsyanın arifesinde Kudüs, hem Yahudiye’de hem de diaspora toplulukları arasında Yahudi halkının ruhani ve siyasal merkezi konumunda, gelişmiş ve canlı bir metropoldü. Bu dönemde kent, tarihindeki en geniş sınırlarına ulaşmış; yaklaşık 450 dönüm (1.800 dönüm) bir alanı kaplayarak, günümüz eski şehir bölgesinin neredeyse iki katı büyüklüğüne erişmiş ve on binlerce sakine ev sahipliği yapmıştır.[2][3] Ünü Roma dünyasının dört bir yanına yayılmıştır.[4] Roma yazarı Gaius Plinius Secundus (Yaşlı Plinius), Kudüs’ü “Doğu’nu
n açık ara en ünlü kenti” olarak nitelerken[5][6], tarihçi Tacitus onu “Yahudilerin başkenti” ve “muazzam bir tapınağa sahip şehir” olarak tanımlamıştır.[6][7]
Kudüs birkaç ana bölgeye ayrılmıştı:[2][3][8]
- Aşağı Şehir, yoğun nüfuslu yerleşim alanıydı.
- Yukarı Şehir, rahip aileleri de dâhil olmak üzere kentin seçkinlerinin yaşadığı varlıklı bir mahalleydi.
- Tapınak Tepesi, Kudüs'ün hem dini hem de siyasal kalbini oluşturuyordu.[6]
Bu alanın merkezi, Yahudi ulusal ve dinsel kimliğinin odak noktası olan İkinci Tapınak idi. Kral Herod (MÖ 37–4) yönetimi sırasında tapınak büyük ölçüde genişletilmiş ve yenilenmiş; antik dünyanın en büyük kutsal yapılarından biri haline getirilmiştir.[9] Tapınak kompleksi yalnızca ibadet yeri değil, aynı zamanda halk meclislerinin ve yargı organlarının toplandığı siyasal bir merkez ve kentin en büyük pazar yerlerinden biri işlevini de görmüştür.[4]
Yetişkin Yahudilerden her yıl tapınağın giderlerini karşılamak amacıyla yarım şekel tutarında zorunlu bir vergi toplanırdı.[4][6] Yahudiliğin Üç Hac Bayramı (Şaloş Regalim - שלוש רגלים) olan Pesah, Şavuot ve Sukot sırasında hem Yahudiye’den hem de diasporadan on binlerce hacı, tapınak törenlerine katılmak üzere Kudüs’e akın ederdi.[2][4][6] Bu düzenli ziyaret akışı, kentin itibarının ve refahının sürdürülmesinde başlıca etkenlerden biri olmuştur.[3]
Kudüs’ün Savunmaları
[değiştir | kaynağı değiştir]Kudüs’ün stratejik konumu, doğuda Kidron Vadisi ve güneyde Hinnom Vadisi ile çevrili olması nedeniyle, kente yönelik doğrudan saldırıları zorlaştıran doğal engellerle güçlendirilmişti. Bu doğal savunma hatları, kentin uzun tarihi boyunca inşa edilen bir dizi sur sistemiyle desteklenmiştir.
M.Ö. 2. yüzyılda Haşmonayim Hanedanı kralları tarafından, Yehuda krallarının dönemine tarihlenen daha eski bir surun temelleri üzerine inşa edilen “Birinci Sur”, alt ve üst kenti içine alarak Kudüs’ün çekirdeğini oluşturmuştur.[2] Kentsel alanın kuzeye doğru genişlemesi üzerine, yeni yerleşim bölgeleri ile ticari alanları korumak amacıyla “İkinci Sur” inşa edilmiştir.
M.S. 40'lı yılların başlarında süren büyüme, kuzeydeki Bezetha[2] adlı banliyöyü çevrelemek üzere “Üçüncü Surun” inşasını gerekli kılmıştır. Bu surun yapımı, Kral Herod Agrippa tarafından başlatılmış, ancak Roma İmparatoru Claudius tarafından - ya olası bir Yahudi isyanından duyulan endişe nedeniyle ya da Agrippa'nın ölümü sonucu - durdurulmuştur. Nihayetinde, Yahudi isyanının patlak vermesi üzerine surun inşası aceleyle tamamlanmıştır.[2][3]
Kudüs, surlarının yanı sıra çeşitli tahkimli yapılara da sahipti. Tapınak Tepesi'nin kuzeybatı köşesinde, tapınak kompleksini yukarıdan gören önemli bir askeri üs ve saray işlevi gören Antonia Kalesi bulunmaktaydı.[2][3] Üst kentin batı kesiminde, Herodes Sarayı'nın kuzeyinde ise, günümüzde Davud Kulesi olarak bilinen bir başka tahkimli yapı kompleksi yer alıyordu. Bu yapı, surlarla çevrili olup üç ana kule Phasael, Hippikus ve Mariamne tarafından korunuyordu.[2][3]
Kudüs'ün uzun süreli bir kuşatmaya dayanma kapasitesi sınırlıydı. Zira kentin gıda ihtiyacı büyük ölçüde Yahudiye, Samiriye, Celile ve çevre bölgelerden sağlanıyordu.[10] Yerel tarım üretimi, kent nüfusunu beslemeye yeterli değildi; ancak şehir belirli ölçüde gıda stokları bulunduruyordu.[10][11]
Su temini ise, yağmur sularını toplayan büyük havuzlar ile Gihon Pınarı gibi kaynaklardan su taşıyan kanallar aracılığıyla sağlanmaktaydı. Ayrıca, Beytüllahim ve daha güney bölgelerden su getiren bir su kemeri sistemi de mevcuttu.[2] Savaş sırasında kente sığınan mülteciler ve isyancılar, nüfusun artmasına yol açarak kıtlık tehlikesini daha da şiddetlendirmiştir.[10]
İsyan sırasında Kudüs
[değiştir | kaynağı değiştir]MS 66 yılının baharında, Caesarea Maritima'da Yahudiler ile Yunanlar arasında çıkan çatışmaların ardından,[12] Roma'nın idari ve mali işlerden sorumlu yetkilisi (procurator) Gessius Florus Kudüs'e geldi ve tapınak fonlarına el koydu. Bu eylem geniş çaplı bir huzursuzluğu tetikledi. Romalılar bunu sivilleri katlederek bastırdı.[13] Florus'un şehirden kaçmasının ve Roma yanlısı müttefik kral II. Agrippa'nın halkı isyandan vazgeçirme girişimlerinin başarısız olmasının ardından, tapınak görevlisi Elazar ben Hanania imparator adına sunulan günlük kurbanları durdurdu.[10][13] Yahudi isyancılar Antonia Kalesi'nin kontrolünü ele geçirdiler ve başrahibin ikametgahını, kentin kraliyet saraylarını ve borç kayıtlarını içeren kamu arşivlerini ateşe verdiler.[13][14] Kudüs'teki Roma garnizonuna bağlı tüm askerler öldürüldü.[14] Radikal Sicarii fraksiyonu, Romalılarla işbirlikçi olarak gördükleri tapınak başrahibi ve kardeşini idam ettikten sonra çölde bulunan Masada kalesine çekildi.[13]
Buna karşılık olarak, Suriye'nin Roma valisi Gaius Cestius Gallus yaklaşık 30.000 askerden oluşan bir orduyla Kudüs üzerine yürüdü,[2] Scopus Dağı’na ulaştı ve kentin kuzey banliyösü olan Bezetha’yı ateşe verdi.[2][14] Ardından beklenmedik bir şekilde geri çekildi ve Yahudi kuvvetler tarafından Bet-Horon’da pusuya düşürülerek neredeyse bütün bir lejyonunu kaybetti.[14][15][16] Gallus’un yenilgisinin ardından Kudüs’te geçici bir Yahudi hükümeti kuruldu; bu hükümet ülke genelinde askerî komutanlar atadı ve kentin üçüncü surunun inşasını tamamladı.[10] Celile’de Yohanan Ben Levi (Yohanan MiGuş Halav) ve Yahudiye’de Şimon Bar Giora, merkezi hükümetin yetkisi dışında bağımsız isyancı fraksiyonlara önderlik ettiler.[17]
MS 67 yılında, Roma generali Vespasianus, İmparator Neron tarafından isyanı bastırmakla görevlendirildi.[13][16] Vespasianus, Celile bölgesinde sistemli bir askerî harekât başlatarak isyancı kaleleri birer birer ele geçirdi. Bu sırada, Yohanan Ben Levi ve yandaşları da dahil olmak üzere[14] mülteciler ve çeşitli isyancı fraksiyonlar kente akın ettiğinden Kudüs’te istikrarsızlık baş gösterdi.[10] Elazar Ben Şimon’un önderliğindeki Zealotlar kısa süre sonra Edomluları yanlarına çekerek ılımlı yönetimi şiddetli bir tasfiye hareketiyle devirdiler.[14]
MS 68 yılına gelindiğinde Vespasianus, Yahudiye’nin büyük bölümünü kontrol altına almıştı,[11] ancak İmparator Neron’un intiharının ardından Roma’da karışıklık patlak verdi. Bu siyasi boşluk “Dört İmparator Yılı” olarak bilinen bir taht mücadelesini başlattı.[10][14] Vespasianus, Yahudi fraksiyonlarının birbirleriyle savaşarak güç kaybetmelerini beklemek ve bahar hasadının gelmesini sağlamak amacıyla Kudüs kuşatmasını erteledi.[14] MS 69 yılında, Vespasianus askerleri tarafından imparator ilan edildi ve imparatorluk tahtını güvence altına almak üzere İtalya’ya dönmeye hazırlandı.[17] Seferin komutasını ise oğlu Titus’a devretti.[18]
Bu sırada, Kudüs’te bir iç savaş patlak verdi.[11] M.S. 69 yılının baharına gelindiğinde, Şimon Bar Giora’nın kuvvetleri kentin dışında kamp kurmuş, firarilere saldırırken, şehir içindeki radikal fraksiyonlar halkı terörize ediyordu.[14] Rakipleri, Yohanan Ben Levi’nin gücünü zayıflatma umuduyla Şimon’un kente girmesine izin verdiler.[14] Ancak onun gelişi çatışmaları daha da şiddetlendirdi. Yahudi komutan ve isyanın Roma himayesinde tarihini kaleme alan bir görgü tanığı olan Josephus’a göre Kudüs, her birinin diğerine saldırdığı üç yönlü bir iç savaşa sürüklendi. Tacitus da kentin üç general ve üç ordu arasında bölündüğünü belirtir.[14] Yohanan Ben Levi, Elazar Ben Şimon ve Şimon Bar Giora kentin farklı bölgelerini kontrol ediyordu: Yohanan Ben Levi Tapınak Tepesi’nin büyük kısmı ile güneydoğu tepesini elinde tutarken; Elazar Ben Şimon tapınağın iç avlusunu; en büyük kuvvetin kumandanı olan Şimon Bar Giora ise kentin geri kalanını denetimi altında bulunduruyordu.[2] Çatışmalar sırasında fraksiyonlar kentin yiyecek ambarlarını ateşe vererek yaklaşan kuşatma için yaşamsal öneme sahip erzakları yok ettiler.[10][11]
Yıkımdan Önceki Alametler
[değiştir | kaynağı değiştir]Josephus, Kudüs’ün yıkımını önceden haber verdiği söylenen birtakım alametleri, yıkımdan önceki yıllarda meydana geldiği biçimiyle aktarır.[8][19] Bunlar arasında, “kılıca benzeyen bir yıldızın kentin üzerinde durduğu ve bir yıl boyunca süren bir kuyruklu yıldızın” görülmesi de vardır. Bu gök cismi, M.S. 66 yılının kış ve bahar aylarında Kudüs semalarında görülebilen Halley Kuyruklu Yıldızı olabileceği düşünülmektedir.[19][20][21] Diğer işaretler arasında Hamursuz Bayramı (Pesah) arifesinde tapınak sunağının çevresinde beliren parlak bir ışığın belirmesi, bir ineğin kuzu doğurması ve iç mabedin ağır doğu kapısının kendiliğinden açılması yer alır.[19][21] Josephus ayrıca, gün batımından önce gökyüzünde görüldüğü söylenen göksel ordulardan da söz eder.[19] Şavuot Bayramı sırasında ise, rahiplerin tapınaktan gelen yüksek bir gürültü, bir çökme sesi ve “Biz buradan ayrılıyoruz” diyen bir ses duyduklarını bildirir.[19][21][67][64] İsyandan dört yıl önce, taşralı Yeşua Ben Hananya adlı bir adamın kentin sokaklarında dolaşarak yedi yılı aşkın bir süre boyunca Kudüs'ün yıkımını kehanet ettiği de belirtilir.[16]
Titus’un Seferi ve Kudüs’e Yürüyüşü
[değiştir | kaynağı değiştir]
M.S. 69/70 kışında, Vespasianus'un oğlu Titus, yaklaşık 50.000 kişilik bir orduyla Yahudiye’ye geri döndü. Aynı kış, İskenderiye’den yola çıkarak Caesarea Maritima'yı ana karargâhı olarak seçti.[69] Titus’un kuvvetleri arasında V. Macedonica, X. Fretensis ve XV. Apollinaris lejyonları ile, İ.S. 66 yılında yenilgiye uğramış olan XII. Fulminata lejyonu da bulunuyordu.[16] Titus’un ikinci komutanı olan Tiberius Julius Alexander, Yahudi kökenli bir süvari sınıfı valisi ve generaliydi. Ancak inancını ve atalarının geleneklerini terk etmişti.[11]
Ordusuna ayrıca Mısır’dan gelen III. Cyrenaica ve XXII. Deiotariana lejyonlarından birlikler, yirmi piyade kohortu, sekiz süvari alayı (alae), Suriye’den düzensiz birlikler ve müttefik vasal kralların gönderdiği yardımcı kuvvetler katıldı. Tacitus’un bildirdiğine göre, Yahudilere karşı eski bir düşmanlık besleyen “kalabalık bir Arap kuvveti” de sefere iştirak etmişti.[16] Bu birleşik ordu, tahminen en az 48.200 askerden oluşuyordu[14] ve M.S. 43 yılında Britanya'nın istilasında görevlendirilen kuvvetlerden önemli ölçüde daha büyüktü.[16]
Yahudilere karşı ortak cephe genişlerken, Kudüs'te iç çatışmalar devam etmekteydi. Elazar Ben Şimon, yenilebilir sunuların depolarına el koyarak tapınağın iç avlusunu tahkim etti.[14] Yohanan aşağıdan saldırırken, üst ve alt şehrin denetimini elinde tutan Şimon Bar Giora'nın kuvvetleri Yohanan'ın mevzilerini hedef aldı. Her iki taraf da ağır zayiatlara yol açan mancınık ve balista tipi kuşatma silahlarını kullandı. Bu iç çatışmalarda ölenler arasında rahipler ve ibadet eden Yahudiler de bulunmaktaydı.[14]
70 yılının ilkbahar mevsiminde, Titus, XII Fulminata Lejyonu ile XV Apollinaris Lejyonu'nu yanına alarak Caeserea Maritima'dan Kudüs'e doğru harekete geçti.[10] Roma ordusu, Samiriye üzerinden ilerleyerek Kudüs'ün 13 mil (yaklaşık 21 km) kuzeyinde bulunan Gofna'da konakladı.[14] Beşinci Makedon Lejyonu (Legio V Macedonica), Sextus Vettulenus Cerialis komutasında Emmaus üzerinden güneye, Kudüs'e doğru yürürken; A. Larcius Lepidus Sulpicianus, Onuncu Fretensis Lejyonu (Legio X Fretensis) ile birlikte doğudan, Eriha üzerinden yaklaştı.[14] Titus'un kuvvetleri daha sonra Kudüs'e üç mil mesafedeki Gibeah yakınlarındaki “Dikenler Vadisi”nde karargah kurdu.[14] Sennacherib, II. Nebukadnezar, Pompeius ve Hirodes'in (Herod) stratejilerini yansıtan bir taktik izleyen Titus, saldırısını, derin vadilerle korunmamış tek bölge olan Kudüs'ün kuzey ve kuzeydoğusuna yoğunlaştırdı.[13][14]
Tacitus, Kudüs'ün kuşatılması sırasında 600.000 kişinin şehirde sıkışıp kaldığını, her yaştan erkek ve kadının silahlandığını yazar. Halk, yurtlarından sürülmek yerine ölmeyi tercih edecek kadar kararlı bir tavır sergilemiştir.[7][22] Josephus ise kuşatma sırasında, aralarında Hamursuz (Pesah) Bayramı için şehre gelen ve kuşatma nedeniyle içeride mahsur kalan birçok hacının da bulunduğu 1,1 milyon kişinin hayatını kaybettiğini bildirir.[10][14][19] Bu rakamları abartılı bulan tarihçi Menahem Stern, yine de Josephus'un kuşatma öncesinde Kudüs'te 23.400 silahlı adam bulunduğuna dair kaydının muhtemelen gerçeğe yakın olduğunu belirtir.[23] Şehir, ayrıca Yahudiye, Celile ve İdumea bölgelerinden gelen mültecileri de barındırıyordu.[10] Birbirleriyle savaşan rakip hizipler, Romalılar Kudüs surlarını yıkmaya başladığında iç çekişmelerine son vererek birleştiler.[14]
Titus, Kudüs'ün kuzey savunmalarını değerlendirmek amacıyla 600 süvariden oluşan bir birlikle tehlikeli bir keşif harekâtı yürüttü. Ancak ana grubundan ayrılması sonucu isyancı güçlerin pusu girişiminden kıl payı kurtuldu.[10][14] Ardından Kudüs'ün kuzeydoğusundaki Zeytin Dağı'nın karşısında yer alan Scopus Dağı'na ilerleyerek XII, XV ve V. lejyonlar için karargâhlar kurdu. X. lejyon ise karargâhını Zeytin Dağı'na kurdu. Ancak inşa çalışmaları sırasında bazı askerlerin silahsız olduğu bir anda, rakip hiziplerden oluşan birleşik bir Yahudi kuvvetinin saldırısına uğradılar.[10][13][14] Yahudiler Kidron Vadisi'ni aşarak Romalılara ani bir baskın düzenlediler ve Romalıları tamamen hazırlıksız yakaladılar.[10][13] Duruma bizzat müdahale eden Titus'un komutası sayesinde Romalılar saldırıyı püskürtmeyi başardı.[14] Bu olayın ardından Yahudi liderler Yohanan ve Şimon uzlaşmaya vardılar.[14] Ancak iki hizip kendi ayrı komuta yapılarını sürdürdü.[10] İsyancı önderler, şehrin savunma alanlarını kendi aralarında paylaştırmaya devam ettiler: Yohanan Tapınak Tepesi, Ofel ve Kidron Vadisi'nin savunmasından sorumluyken, Şimon'un kuvvetleri şehrin yerleşim bölgelerini koruyordu.[10][13]
Kudüs Surları İçin Muharebe
[değiştir | kaynağı değiştir]14 Nisan'da, Hamursuz Bayramı'nın başlangıcında, Romalılar Yahudi saldırılarındaki geçici duraklamadan yararlanarak kuşatma kuvvetlerini Kudüs surlarına daha yakın bir konuma ilerlettiler.[10] Aynı zamanda bayramın ilk gecesinde, Yuhanna'nın (John) kuvvetleri, ibadet edenlerin girişine açılmış olan tapınağın iç kapılarını fırsat bilerek iç avlulara girdi, Zelo'tları (Havarileri) etkisiz hale getirdi ve tapınağın denetimini ele geçirdi.[10][13][14] Bazı Zealotlar Tapınak Tepesi'nin altındaki gizli sığınaklara kaçarken[14], diğerleri Yuhanna'nın hizbine katıldı; Eleazar ise Yuhanna'nın komutası altında bir görevini sürdürdü.[8] Titus barış koşulları önerdi, ancak bu teklif reddedildi.[14]
Romalılar saldırılarına Kudüs'ün üçüncü surunu hedef alarak başladılar.[24] Bu sırada şehir içindeki çatışmalar kısa süreliğine yeniden alevlendi: Şimon hem Tapınak bölgesinde Yohanan'a karşı, hem de Romalıların kuşatma düzeneklerine karşı iki cephede birden savaşıyordu.[10] Kısa bir süre sonra iki hizbin bir ateşkes üzerinde uzlaştığı anlaşılmaktadır.[10] Romalılar kuşatma düzeneklerini tamamladıktan sonra, Yahudi kuvvetleri karşı taarruza geçti. Başlangıçta üstünlük sağlasalar da Romalı süvarilerin müdahalesiyle geri püskürtüldüler. Çatışma sırasında veya hemen sonrasında, Edomlu lider Yohanan Ben Sosas bir okla öldürüldü. Ayrıca Titus'un, savunucuları yıldırmak amacıyla bir Yahudi esirin şehir surlarının önünde çarmıha gerilmesini emretmesiyle kuşatmanın ilk çarmıha gerilme olayı gerçekleşti. Bu taktik, kuşatma boyunca birçok kez tekrarlandı.[10]
On beş gün boyunca Yahudilerin kuşatma makinelerini yakma girişimleri başarısızlıkla sonuçlandıktan sonra, koçbaşları üçüncü surda bir gedik açtı ve savunucular geri çekilmek zorunda kaldı.[14] Beş gün içinde Romalılar ikinci surun orta bölümünü de yardılar,[10] ancak açılan gedik dar olduğundan askerler şehir sokaklarında sıkışıp kaldı.[14] Kendi şehirlerini iyi tanıyan Yahudi savunucular bu durumdan yararlanarak Romalılara ağır kayıplar verdirdiler ve onları geri çekilmeye zorladılar.[10][14] Dört gün sonra Romalılar yeniden saldırıya geçerek gedik kısmını genişlettiler ve bölgeyi ele geçirdiler.[14] Ardından şehrin kuzey kesimini yerle bir edip birkaç gün boyunca dinlendiler.[10] Bu sırada daha fazla Yahudi şehri terk ederek kaçtı.[10]
Antonia’dan Tapınak Tepesi’ne
[değiştir | kaynağı değiştir]Çatışmalar yeniden başladığında Titus, Antonia Kalesi’nde ve Üst Şehir’in kulelerinde kuşatma rampaları inşa ettirirken, aynı zamanda psikolojik savaş yöntemlerine de başvurdu.[14] Dört gün süren bir geçit töreni düzenleyerek, parlayan zırhlar içindeki süvari ve piyadeleri halkın önünden geçirdi. Askerlerine ödemelerini alenen dağıtarak Roma’nın gücünü sergiledi.[14] Ardından barış teklifini bir kez daha Josephus aracılığıyla iletti. Josephus halka “atalarının diliyle”, yani büyük olasılıkla İbranice ya da Aramice olarak seslendi.[14]
Josephus, Romalıların Yahudilerin kutsal mekânlarına saygı gösterdiğini, buna karşın isyancıların bu mekanları tehlikeye attığını belirterek halkı tövbeye çağırdı. Roma'nın zaferlerinin Tanrı'nın artık Romalıların yanında olduğunu gösterdiğini ileri sürdü.[14][25] Alay ve şiddetle karşılanınca, Josephus bu kez halkın tarihini - Mısır’dan Çıkış'tan Babil sürgününden dönüşe kadar - anlatarak geçmişteki zaferlerin silahlı direnişle değil, Tanrı'nın iradesine itaate bağlı olduğunu vurguladı.
Kendini peygamber Yeremya ile karşılaştıran Josephus, mücadelelerinin aslında Roma'ya değil, Tanrı'ya karşı olduğunu söyledi ve şehri, tapınağı ve ailelerini kurtarmak için tövbe etmeleri yönünde uyardı.[14][25] İsyancılar ise teslim olmayı reddettiler. Muhtemelen ilahi korumaya güvendikleri, surlarının dayanıklılığını abarttıkları ya da yakalanmaları halinde aşağılanma ve işkenceye uğramaktan korktukları için bu yola başvurdular.[26]
Şehir içinde hizipler, kaçmaya çalışanlara saldırıyor ve yiyecek bulmak amacıyla zenginlerin evlerini yağmalıyor, çoğu zaman işkenceye başvuruyorlardı.[14] Aynı dönemde Romalı birlikler de surların görüş alanı içinde yakaladıkları kaçaklara işkence ediyor, askerlerin eğlencesi için onları kimi zaman farklı pozisyonlarda çarmıha geriyorlardı. Bu infazların sayısı kimi günlerde günde 500'ü aşıyor, hatta mevcut çarmıh stoğunun tükenmesine yol açıyordu. Bu uygulama, kuşatma altındaki halkı teslim olmaya korkutmak amacıyla yapılmıştı.[14][26] Suriyeli ve Arap yardımcı birliklerin ise, mücevher ya da altın yutmuş olabilecekleri düşüncesiyle mültecilerin karınlarını yardıkları bildirilmektedir.[10][14]
Tahıl fiyatlarının hızla yükselmesiyle birlikte insanlar kanalizasyonlarda yiyecek kırıntısı arar hâle geldi ve çok sayıda ceset şehrin dışına atıldı.[14] Şehirde birçok kişi açlıktan ölürken, diğerleri yetersiz beslenmeye bağlı hastalıklardan muzdaripti.[10] Josephus, karınları şişmiş çocuklardan[14] ve su toplanması (dropsi) hastalığına yakalanmış gibi görünen firarilerden bahseder.[14] Lamentations Rabbah adlı eserde, Elazar Bar Zadok, Kudüs'ün yıkımından yıllar sonra bile babasının bedeninin tam olarak iyileşmediğini anlatır. Aynı kaynakta, yetersiz beslenme nedeniyle saçları dökülen bir kadından da söz edilir.[10]
Romalılar Antonia Kalesi'ne doğru dört kuşatma rampası inşa ettikten sonra[14] kaleyi yarmayı ve ele geçirmeyi başardılar; ardından dikkatlerini doğrudan tapınağın kendisine çevirdiler.[14]

İbrani takviminin Sivan ayının on yedinci gününde (Mayıs/Haziran aylarına tekabül ediyor), Romalılar kuşatma operasyonlarına yeniden başladılar. Yohanan Ben Levi, Antonia'daki kuşatma makinelerinin altını tünellerle oyarak destek kısımlarını ateşe verdi ve makinelerin çökmesini sağladı.[14] Ayrıca batı kesimindeki bazı kuşatma araçlarını da imha etti.[14] Romalılar makinelerini yeniden inşa ettiler ve Josephus'a göre sadece üç gün içinde, şehre gıda ve kaçış yollarını tamamen kapatmak amacıyla, yaklaşık 8 kilometre uzunluğunda taş bir kuşatma duvarı (circumvallatio) inşa ettiler.[14] Bazı Yahudiler, surlardan atlayarak ya da taşlarla savaşır gibi yapıp teslim olmaya çalışarak kaçmayı denediler.[14]
Şehir içinde Şimon, teslimiyeti savunan seçkinleri ve önde gelenleri idam ettirdi. Cesetleri parçalatarak surların dışına attırdı.[10][14] Yohanan ve yandaşları tapınağı yağmaladılar. Kutsal kapları eritip sattılar, adak olarak sunulmuş yiyecekleri tükettiler, kutsal yağ ve şarabı kendi destekçilerine dağıttılar.[14] Kıtlık giderek şiddetlendi ve birçok kişiyi öldürdü.[10][14]
Romalılar, ele geçirdikleri Antonia Kalesi'nden tapınak kompleksine girmeye teşebbüs ettiler.[14] İlk başta başarı sağlasalar da, Yahudi savunucuların 12 saat süren yoğun bir çarpışmanın ardından karşı saldırıya geçmesiyle geri püskürtüldüler.[10][14] Josephus'a göre 17 Tammuz’da (Haziran/Temmuz), yeterli sayıda kahin ya da kurbanlık kuzu bulunamadığı için günlük tapınak kurbanı (Tamid) kesilemedi.[8][10][14] Yahudi kuvvetleri tapınağın dış avlularına çekildi. Titus ise barış tekliflerini, yine Josephus aracılığıyla, bir kez daha yeniledi ancak sonuç alamadı.[8][14] Josephus’un aktardığına göre Titus, Yohanan’a tapınakta kurban töreninin devam edebilmesi için sur dışından kurbanlık hayvanlar getirmesine izin vermeyi bile teklif etti. Fakat Yohanan, şehrin düşmesinden korkmadığını, Kudüs’ün Tanrı’nın mülkü olduğunu söyleyerek bunu reddetti. Her ne kadar bu hikaye sembolik ya da efsanevi nitelikte olsa da, Yehuda Krallığı döneminden beri var olan “Siyon’un ilahi koruma altında olduğu” inancını yansıtır.[8]
Bazı kahinler ve üst sınıftan Yahudiler teslim oldular. Teslim olanlar Titus tarafından Gofna'ya gönderildiler.[14][19] Daha sonra Josephus'la birlikte geri getirilerek halkı teslim olmaya ikna etmeleri istendi. Josephus'a göre bu girişim sonucunda birçok kişi Romalılara sığındı.[19] Romalılar daha sonra tapınak savunmasını hedef alan dört yeni kuşatma rampası inşa ettiler.[14] Savunucular, Antonia ile tapınak arasında geçit görevi gören bazı stoaları ateşe vererek Romalıların ilerleyişini engellemeye çalıştılar. Romalılar da buna karşılık yakındaki başka bir stoa yapısını ateşe verdi.[14]
Birkaç gün süren başarısız koçbaşı saldırılarının ardından Romalılar tapınağın kapılarını ve revaklarını ateşe verdiler, bu da savunucuları iç avluya çekilmeye zorladı. Josephus'a göre Titus, daha sonra komutanlarını toplayarak tapınağın akıbetini tartıştı ve yapının yıkılmasını isteyenlere karşı çıktı. Titus'un, bu kadar görkemli bir yapının Roma yönetiminin bir süsü olarak korunması gerektiğini savunduğu aktarılır. Ancak kısa süre sonra olaylar onun iradesinin aksi yönde gelişecekti.[14][19]
Kudüs'ün Yıkımı
[değiştir | kaynağı değiştir]Eylül ayının başlarına gelindiğinde Kudüs'ün fethi tamamlanmıştı.[24] Titus, şehrin tamamen yıkılmasını emretti ve Kudüs harabeye çevrildi.[10][14][24] Yalnızca Herod'un kalesine ait üç kule; Phasael, Hippicus ve Mariamne şehrin eski kudretini hatırlatmak amacıyla ayakta bırakıldı.[2] Birinci surun batı kısmının bir bölümü de burada konuşlanmış olan Legio X'in korunması için muhafaza edildi.[2] Kudüs'ün geri kalanı sistematik biçimde yerle bir edilerek görkeminden hiçbir iz bırakılmadı.[10] Josephus'a göre yıkım o kadar büyüktü ki, eski sakinleri bile şehri tanıyamaz, bir yabancı ise orada bir kentin var olduğuna inanmazdı.[19]
MS 70 yılına ait arkeolojik bulgular, bu tarihsel anlatımı güçlü biçimde desteklemektedir.[10] Tapınak Tepesi'nin eteklerinde, Romalıların yıktığı yapıların dev taş kalıntıları bulunmuştur.[10][27] Kentin düşüşünden hemen sonra Robinson Kemeri de yıkılmıştır.[28] Batı Duvarı'nın (Ağlama Duvarı) güneyinde, tapınak kompleksinin istinat duvarlarından koparılarak aşağıya atılmış dev taş yığınları keşfedilmiştir.[27] Bu taşlar daha sonra Legio X Fretensis tarafından taş taş sökülerek sistematik biçimde kaldırılmıştır.[28] Ayrıca, Şabat'ın başlangıcını ve bitişini duyurmak için bir baş kahinin boru (Şofar) çaldığı noktayı belirten “Boru çalma yeri ” adlı İbranice bir yazıt da bulunmuştur.[29]
1970–1980 yılları arasında Nahman Avigad önderliğinde yapılan kazılar, Kudüs'ün Üst Şehri'nde büyük bir yangının izlerini ortaya çıkarmıştır.[28] Yangın, ahşap tavanları ve üst katları çökertmiş, kireçtaşı duvarlar yüksek ısı nedeniyle zarar görmüştür.[28] İki metreyi bulan kül ve moloz tabakaları içinde günlük kullanım eşyaları, külle kaplanmış veya ısıdan kirece dönüşmüş kaplar ve cam objeler bulunmuştur.[28] Ünlü cam ustası Ennion'a ait bir parça da bunlar arasındadır.[8] Bu döneme ait en önemli buluntulardan biri, Katros rahip ailesine ait olduğu düşünülen “Yanık Ev”dir. Burada külle kaplı mutfak aletleri, çanak çömlekler ve bir mızrakla birlikte kuşatma sırasında ölmüş genç bir kadının kolu keşfedilmiştir.[2][8] Ayrıca, Josephus'un anlattığı gibi, halkın yeraltı geçitlerinden kaçmaya çalıştığını gösteren bulgular da Tyropoeon Vadisi'nde tespit edilmiştir; kanalizasyon tünellerinde pişirme kapları ve ayaklanma dönemine ait sikkeler bulunmuştur.[28]
Esirler ve İnfazlar
[değiştir | kaynağı değiştir]Kudüs'ün düşmesinin ardından Titus, direnişçilerin öldürülmesini emretti. Ancak emirlerine rağmen direnişçilerin dışında yaşlı ve güçsüz esirlerin çoğunun da katledildiği kaydedilmiştir.[14] Sağ kalan ve iyi durumda olanlar, Tapınak avlularından Kadınlar Avlusu'nda toplandı. Burada Roma görevlisi Fronto, mahkumların kaderine karar verdi. İsyancılar ve haydutlar idam edildi. Uzun boylu ve yakışıklı olanlar Titus'un Roma'daki zafer alayı için seçildi. 17 yaşın üzerindekiler zincirlerle Mısır'a gönderildi. Bir kısmı imparatorluğun farklı bölgelerinde kılıçla veya vahşi hayvanlarla öldürülmek üzere dağıtıldı. 17 yaşın altındakiler ise köle olarak satıldı.[14] Yaklaşık 11.000 esirin açlıktan öldüğü bildirilmektedir. Bazıları ihmal nedeniyle, bazıları ise yemek yemeyi reddettikleri için ölmüştür. Josephus, kardeşi ve dostlarını kurtardığını, ayrıca Tekoa'da çarmıha gerilen üç kişiden birinin hayatta kalmasını sağladığını iddia etmiştir.[14] 4. yüzyıl piskoposu Eusebios'a göre Vespasianus, Yahudi kraliyet soyunun yeniden ortaya çıkmasını önlemek için Davud Hanedanı'na mensup herkesi ortadan kaldırma emri vermiştir.[14][30]
Kudüs'ün kalan nüfusunun çoğu öldürülüp köleleştirildikten sonra Romalılar, hayatta kalanları bulmak için yeraltı tünellerini aradı.[14] Yakalananların çoğu hemen idam edildi. Ayrıca tünellerde açlıktan ya da birbirlerini öldürerek intihar eden 2.000'den fazla kişi bulundu. Romalı askerler, isyancılar tarafından saklanan değerli eşyaları ve esirleri de ele geçirdi.[14] İsyan liderlerinden Yohanan, tünellerden çıktıktan sonra yakalanarak ömür boyu hapse mahkum edildi.[8][14] Şimon ise adamlarıyla birlikte yeraltında yiyecekleri tükenince beyaz bir tunik ve mor bir pelerinle, muhtemelen krallık iddiasını simgeleyerek, yıkılmış tapınak bölgesine çıkarak teslim oldu.[8][14] Terentius Rufus tarafından yakalanıp Titus'a Caesarea Maritima’ya gönderildi.[14] Her ikisi daha sonra Roma’ya, zafer alayı için götürüldü.[24]
Fetih sonrasında Titus bölgesel bir zafer turuna çıktı.[31] Banias'ta, Yahudi esirlerin vahşi hayvanlarca parçalandığı ve gladyatör dövüşlerinin yapıldığı oyunlar düzenledi. Kardeşinin doğum günü şenliklerinde Banias’ta 2.500 esir bu şekilde öldürüldü. Benzer oyunlarda Beyrut’taki Vespasianus’un doğum günü kutlamalarında da çok sayıda esir hayatını kaybetti.[14]
Zafer Alayı ve Son Yahudi Direnişinin Tasfiyesi
[değiştir | kaynağı değiştir]

Kudüs’ün düşüşünden yaklaşık bir yıl sonra, MS 71 yazında Titus ve Vespasianus, Yahudiye’deki zaferlerini kutlamak üzere Roma’da bir zafer alayı (triumphus) düzenlediler.[14][16] Bu tören, Roma tarihinde mevcut bir eyaletin halkının tamamen boyun eğdirilmesine adanmış tek zafer alayı olması bakımından benzersizdir.[16] Aynı zamanda imparatorluk döneminin en iyi belgelenmiş zafer töreni olup, Josephus’un Yahudi Savaşı adlı eserinin VII. kitabında ayrıntılı biçimde tasvir edilmiştir.[16][19]
Şafak vakti, defne çelenkleri ve mor pelerinleriyle Vespasianus ve Titus, İsis Tapınağı’ndan çıkarak Porticus Octaviae’ye geldiler; burada Roma’nın önde gelen devlet adamlarıyla buluştular.[14] Fildişi bir kürsüde oturarak şükran duaları ettikten sonra Porta Triumphalis’e yürüyüp kurbanlar kestiler, zafer giysilerini giydiler ve geçit törenini başlattılar.[14] Yaklaşık 300.000 kişilik bir kalabalığın izlediği bu görkemli alayda,[14][32] mor halılar, mücevherler, tanrı heykelleri ve süslenmiş hayvanlar sergilendi.[14] Çok katlı platformlarda savaş sahnelerini tasvir eden altın çerçeveler, fildişi oymalar ve duvar halıları yer aldı.[14] Vespasianus ve Titus, zafer arabalarında yan yana ilerlerken, Domitian ayrı bir arabada onlara eşlik etti.[14] Aralarında menora, altın "adanmış ekmek masası" ve Yahudi kutsal metinlerinin de bulunduğu tapınaktan alınan kutsal eşyalar özellikle dikkat çekiciydi.[14] Josephus'a göre 700 Yahudi esir, “kendi yıkımlarını sergilemek için” geçit töreninde yürütüldü.[14][19] Törenin sonunda isyancı lider Şimon Bar Giora, Mamertine Zindanı'nda kırbaçlanarak idam edildi.[14]
Yahudiye'nin büyük bölümü itaat altına alınmış olsa da üç kale, Herodium, Machaerus ve Masada Yahudi isyancıların elinde kalmıştı. Roma lejyon komutanları, bu son direniş merkezlerini ortadan kaldırmakla görevlendirildi.[33] Herodium ve Machaerus iki yıl içinde düştü. Geriye yalnızca Masada kaldı. MS 73/74 yıllarında Romalılar uzun süren bir kuşatmanın ardından Masada surlarını aşarak kaleyi ele geçirdi. Ancak Elazar Ben Yair liderliğindeki Masada'daki Yahudiler, Romalılara esir düşmektense toplu olarak intihar etmeyi tercih ederek ele geçirilemediler. Böylece Yahudi isyanı tamamen sona erdi.[34]
Zaferin Roma'da Ölümsüzleştirilmesi
[değiştir | kaynağı değiştir]Zaferlerini kutlamak amacıyla Flavius hanedanı Roma'da bir dizi anıtsal inşa faaliyeti başlattı.[35] MS 75 yılında Vespasianus, Augustus Forumu’nun bitişiğinde yer alan ve barış tanrıçası Pax’a adanmış Barış Tapınağı’nı (Templum Pacis) tamamladı.[14] Bu tapınakta Kudüs Tapınağı’ndan getirilen menora, “adanmış ekmek masası" ve diğer kutsal eşyalarla birlikte zengin bir sanat koleksiyonu sergilendi.[14] Flavian zaferinin bir diğer simgesi, Titus döneminde tamamlanan Kolezyum oldu. Üzerindeki yazıta göre yapının finansmanı “savaş ganimetlerinden” karşılanmıştı. Bu ifade kuşkusuz Yahudiye Savaşı'na gönderme yapmaktaydı.[14][16]
Flavianlar ayrıca Judaea Capta (“Yahudiye fethedildi”) adıyla bilinen bir sikke serisi bastırdılar.[2] Yaklaşık 10-12 yıl boyunca tedavülde kalan bu sikkeler, Flavian propagandasının merkezi bir aracı haline geldi.[36] Sikkelerin ön yüzünde genellikle Vespasianus veya Titus'un portresi yer alırken,[36] arka yüzünde ise hurma ağacının altında oturan, yas tutan bir kadın figürü görülmekteydi. Bu figür fethedilmiş Yahudi halkını simgeliyordu.[2] Bazı varyantlarda kadın, zafer tanrıçası Nike (Victoria) önünde diz çökmüş veya bağlanmış şekilde betimlenmiştir.[36]
İmparator Domitianus (MS 81–96), Flavian hanedanının askeri zaferlerini ölümsüzleştirmek amacıyla iki zafer takı inşa ettirdi.[11][36] Bunların en önemlisi, günümüzde hâlâ Roma Forumu'nda Via Sacra üzerinde yer alan Titus Takı'dır.[11][35] Titus'un ölümünden kısa süre sonra inşa edilen bu anıt, Roma Senatosu ve Halkı tarafından ilahlaştırılan Titus ve Vespasianus'a adanmıştır.[11] Kabartmalarında askerlerin yedi kollu menora, "adanmış ekmek" masası, altın bir kâse ve gümüş borazanları zafer alayı sırasında taşıdığı sahneler yer alır.[11][24] Karşı panoda ise Titus, zafer tanrıçası Victoria tarafından defne tacı giydirilmiş halde betimlenmiştir. Kabartmada arabayı cesaretin kişileştirilmiş hali olan Virtus yönlendirmektedir.[11] Bu taktaki menora kabartması, daha sonra İsrail Devleti'nin resmi amblemi olarak benimsenmiştir.[24] Yaklaşık MS 80/81 yıllarında inşa edilen ikinci zafer takı ise Circus Maximus’un güneydoğu ucunda yer alıyordu. Bu ikinci zafer takı üzerindeki yazıtta, Titus’un “Yahudi halkını boyun eğdirdiğini ve Kudüs’ü yıktığını” ilan edilmekteydi.[11][14]
Yahudi Geleneğine ve Kültürüne Etkisi
[değiştir | kaynağı değiştir]Kudüs'ün yıkımı, Yahudi halkı için derin bir dönüm noktası teşkil etmiştir. Kentteki Yahudi egemenliği 1967 yılına dek bir daha sağlanamamıştır.[4] Ancak Kudüs, Yahudi dini yaşamının ve kimliğinin merkezi olmayı sürdürmüştür. Kudüs'e yönelik Yahudi bağlılığı; edebiyat, dua, ilahi ve sanata işlenmiş semboller, gelenekler ve ritüeller ağıyla pekiştirilmiş, böylece Kudüs'e dönüş ve Yahudi ulusunun yeniden tesisi yönündeki özlem korunmuştur.[4]
Kudüs'ün Romalılarca yerle bir edilmesi Yahudilikte, Süleyman Tapınağı’nın yıkımıyla birlikte, Beytar kalesinin düşüşü ve Yahudilerin İspanya’dan sürülmesi gibi diğer felaketleri de anımsatan önemli bir oruç günü olan Tişa BeAv’da anılır.[356] Bu güne kadar olan üç haftalık dönemde, havrada özel peygamberlik okumaları yapılır; düğünler, saç kesimi ve Av ayının ilk sekiz gününde et tüketimi gibi etkinlikler yasaktır.[4]

Batı Duvarı (Ağlama Duvarı), İkinci Tapınağın günümüze ulaşan en önemli kalıntısı, uzun süredir Yahudi duası ve yasının odak noktası olmuş, hem Yahudi yurdunun yıkımını hem de onun yeniden inşasına dair umudu simgelemiştir.[37] “Gelecek Yıl Kudüs'te” ifadesi, özellikle Pesah (Hamursuz Bayramı) bayram yemeği sofrasında olmak üzere, İbrani takviminin çeşitli noktalarında yinelenen bir deyiştir.[4]
Yıkım, yaşam döngüsü ritüellerinde de anımsanır. Yahudi düğünlerinde damat, Tapınağın yıkımını anmak amacıyla bir bardak kırar. Bu sırada çoğunlukla Mezmurlar 137:5-6 okunur:
“Eğer seni unutursam ey Kudüs, sağ elim hünerini unutsun. Eğer seni en büyük mutluluğumun üzerinde yüceltmezsem dilim damağıma yapışsın”[4][38]
Diğer yas gelenekleri arasında, evin bir bölümünü boyasız bırakmak veya sevinçli günlerde tam takı seti takmaktan kaçınmak sayılabilir.[38] Geç Antik Çağ’da bazı Yahudi toplulukları, yaşam olaylarını tapınağın yıkımından itibaren tarihlendirmeye başlamışlardır.[39] Cenaze ritüelleri sırasında ve sonrasında dile getirilen yaygın bir teselli ifadesi şudur: “Tanrı seni Siyon ve Kudüs’ün yas tutanları arasında teselli etsin.”[4]
Tarih boyunca, bireysel olarak ve toplu halde Yahudiler Kudüs'e dönmeye çalışmışlardır. On ikinci yüzyılda Yehuda Halevi ve on yedinci yüzyılda Sabatay Sevi’nin müritleri buna örnektir.[4] Kente yapılan hac ziyareti yüzyıllar boyunca farklı biçimlerde sürmüştür.[4] Dördüncü ve beşinci yüzyıllarda derlenmiş olan Kudüs ve Babil Talmudları, Kudüs’ü ziyaret eden hacıların uyguladığı yas ritüellerine ilişkin ayrıntılı hükümler içerir; bunlar arasında giysi yırtma ve Yahudiye, Kudüs ile Tapınak kalıntılarını gördüklerinde dua etme uygulamaları bulunur.[40] On altıncı yüzyılda Safed’de bestelenmiş olan Şabat ilahisi "Leha Dodi", dokuz kıtasının beşini Kudüs'e ayırarak hem yıkımı anımsatır hem de yeniden inşa umudunu dile getirir.[4] Tapınağın yeniden inşası ve kurban ibadetinin geri dönüşü, Ortodoks Yahudi dua etmi biçiminin merkezi temaları arasında yer almayı sürdürür.[41]
Yahudi diasporası toplulukları, atalarının Kudüs'ten sürgün edilişine ilişkin efsaneleri muhafaza etmiştir. İspanya Yahudileri arasında kaydedilen bir geleneğe göre, ataları kentin Titus tarafından düşmesinin ardından oraya götürülmüştür. Bu anlatının en eski yazılı kaydı Seder Olam Zuta'da (yaklaşık MS 800) görülür.[42] Bir geleneğe göre, Kudüs sürgünleri Toledo kentini kurmuş ve kentin adını “göç” veya “dolaşma” anlamlarına gelen İbranice "toledot" ya da "tulaytula" sözcükleriyle ilişkilendirmiştir.[43] Abu Albalia ailesi soylarını, Titus'un talimatıyla yerel valinin isteği üzerine diğer soylu Kudüslü ailelerle birlikte Mérida'ya gönderilen usta bir ipek dokumacısı olan Baruh'a kadar dayandırmıştır.[44] Benzer gelenekler Orta Çağ İtalyan kaynaklarında da görülür. On birinci yüzyıla ait Ahimaaz Kroniği ve daha sonraki Josippon nüshaları, Titus tarafından esir alınan yaklaşık 5.000 kişinin Apulia bölgesindeki Oria, Otranto ve Trani gibi kentlere yerleştirildiğini aktarır.[45]
Zamanla, yıkım olgusu Yahudi sürgününün ve yeniden diriliş özleminin bir simgesi haline gelmiş; bu tema Yahudi düşüncesinde ve edebiyatında yankılanmaya devam etmiştir. İsrailli yazar Şmuel Yosef Agnon, Nobel ödülünü aldıktan sonra kendisi onuruna düzenlenen ziyafette yaptığı konuşması'nda bu kalıcılığa şöyle değinmiştir:
“Titus’un Kudüs’ü yıkıp İsrail halkını topraklarından sürmesiyle sonuçlanan tarihsel felaketin neticesinde, ben sürgün kentlerinden birinde doğdum. Ancak daima kendimi Kudüs’te doğmuş biri olarak gördüm.”[46]
Ayrıca bakınız
[değiştir | kaynağı değiştir]Kaynakça
[değiştir | kaynağı değiştir]- ^ "The War of the Jews - Wikisource, the free online library". en.wikisource.org (İngilizce). 31 Ağustos 2006 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 24 Ağustos 2025.
- ^ a b c d e f g h i j k l m n o p q Magness, Jodi. "Jerusalem through the Ages". global.oup.com. ss. 205-206. Erişim tarihi: 30 Ekim 2025.
- ^ a b c d e f Peleg-Barkat, Orit. "Routledge Handbook on Jerusalem". Routledge & CRC Press (İngilizce). s. 36. Erişim tarihi: 30 Ekim 2025.
- ^ a b c d e f g h i j k l m Levine, Lee. "Jerusalem in Jewish history, tradition, and memory". 4 Temmuz 2025 tarihinde kaynağından arşivlendi30 Ekim 2025.
- ^ Rackham, Harris. "Pliny, Natural History, Volume I: Books 1-2". www.loebclassics.com. 9 Aralık 2025 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 30 Ekim 2025.
- ^ a b c d e Patrich, Joseph (3 Nisan 2024). The Jerusalem Temple and the Temple Mount: Collected Essays (İngilizce). Mohr Siebeck. s. 15. ISBN 978-3-16-163269-3.
- ^ a b "Tacitus. Histories: Books 4-5. Annals: Books 1-3. Translated by Clifford H. Moore, John Jackson. Loeb Classical Library 249. Cambridge, MA: Harvard University Press, 1931". www.loebclassics.com. 20 Ağustos 2025 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 30 Ekim 2025.
- ^ a b c d e f g h i j Grabbe, Lester L. "A History of the Jews and Judaism in the Second Temple Period Volume 4: The Jews under the Roman Shadow (4 BCE–150 CE) 9780567700728, 9780567700711". dokumen.pub (İngilizce). Erişim tarihi: 30 Ekim 2025.
- ^ "Review of: Corpus inscriptionum Iudaeae/Palaestinae. Volume 1: Jerusalem, Part 1: 1 – 704. Corpus inscriptionum Iudaeae/Palestinae. A multi-lingual corpus of the inscriptions from Alexander to Muhammad". Bryn Mawr Classical Review. ISSN 1055-7660. 20 Temmuz 2025 tarihinde kaynağından arşivlendi30 Ekim 2025.
- ^ a b c d e f g h i j k l m n o p q r s t u v w x y z aa ab ac ad ae af ag ah ai aj Price, Jonathan. "Jerusalem under Siege The Collapse of the Jewish State, 66-70 C.E." brill.com. Erişim tarihi: 3 Kasım 2025.
- ^ a b c d e f g h i j k Rocca, Samuele (2008). The Forts of Judaea 168 BC – AD 73. Oxford: Osprey. ISBN 978-1-84603-171-7.
- ^ "For the Freedom of Zion: The Great Revolt of Jews against Romans, 66-74 CE 9780300262568". dokumen.pub (İngilizce). ss. 126-127. Erişim tarihi: 3 Kasım 2025.
- ^ a b c d e f g h i j Smallwood, E. Mary. "The Jews under Roman Rule from Pompey to Diocletian". brill.com. 22 Nisan 2024 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 3 Kasım 2025.
- ^ a b c d e f g h i j k l m n o p q r s t u v w x y z aa ab ac ad ae af ag ah ai aj ak al am an ao ap aq ar as at au av aw ax ay az ba bb bc bd be bf bg bh bi bj bk bl bm bn bo bp bq br bs bt bu bv bw bx by bz ca cb cc cd ce cf Rogers, Guy MacLean. "For the Freedom of Zion: The Great Revolt of Jews against Romans, 66-74 CE 9780300262568". dokumen.pub (İngilizce). Erişim tarihi: 3 Kasım 2025.
- ^ Mason, Steve (2016). A History of the Jewish War: AD 66–74 (İngilizce). Cambridge University Press. ISBN 978-0-521-85329-3. 23 Temmuz 2025 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 3 Kasım 2025.
- ^ a b c d e f g h i j Millar, Fergus (1993). The Roman Near East, 31 B.C.-A.D. 337 (İngilizce). Harvard University Press. s. 101. ISBN 978-0-674-77886-3. 23 Aralık 2025 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 3 Kasım 2025.
- ^ a b Gabba, Emilio (1999). ""The social, economic and political history of Palestine 63 BCE–CE 70". In Horbury, William; Davies, W. D.; Sturdy, John (eds.). The Early Roman Period. The Cambridge History of Judaism. Vol. 3." Cambridge University Press. s. 163.
- ^ "The History of the Jews in the Greco-Roman World : The Jews of Palestine from Alexander the Great to the Arab Conquest". Taylor & Francis (İngilizce). 2 Eylül 2003. doi:10.4324/9780203321980/history-jews-greco-roman-world-peter-sch%C3%A4fer. 12 Haziran 2023 tarihinde kaynağından arşivlendi3 Kasım 2025. sayfa 129
- ^ a b c d e f g h i j k l "Josephus, The Jewish War, Volume I: Books 1-2". www.loebclassics.com. ss. 420-421. 15 Kasım 2025 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 3 Kasım 2025.
- ^ Horowitz, Wayne. "Halley's Comet and Judaean Revolts Revisited" (PDF). The Catholic Biblical Quarterly, Vol. 58, No. 3 (July 1996). ss. 456-459. 18 Ekim 2025 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF)3 Kasım 2025.
- ^ a b c Vette, Nathanael (2023). "The Omens at Jesus's Death (Mark 15:33–39) and the Divine Abandonment of the Temple before Its Destruction in 70 CE". Journal of Biblical Literature. ss. 658-659.
- ^ Clarysse, Willy (9 Ekim 2020), The Jewish Presence in Graeco-Roman Egypt: The Evidence of the Papyri since the Corpus Papyrorum Judaicarum, BRILL, ss. 303-32510 Kasım 2025
- ^ Stern, Menahem (1974). Greek and Latin authors on Jews and Judaism. Internet Archive. Jerusalem : Israel Academy of Sciences and Humanities. ISBN 978-965-208-035-6.
- ^ a b c d e f Schäfer, Peter (2003). The History of the Jews in the Greco-Roman World (İngilizce). Psychology Press. ISBN 978-0-415-30585-3.
- ^ a b Wilker, Julia. "Jewish Identity and Politics between the Maccabees and Bar Kokhba". brill.com. Supplements to the Journal for the Study of Judaism, Volume: 155. 21 Haziran 2024 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 10 Kasım 2025.
- ^ a b Kelley, Shawn. "The Routledge Handbook of Religion, Mass Atrocity, and Genocide | Sara". Taylor & Francis (İngilizce). doi:10.4324/9780429317026/routledge-handbook-religion-mass-atrocity-genocide-sara-brown-stephen-smith.
- ^ a b Weksler-Bdolah, Shlomit. "Aelia Capitolina – Jerusalem in the Roman Period". brill.com. 20 Ocak 2025 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 13 Kasım 2025.
- ^ a b c d e f Reich, Ronny; Baruch, Yuval (2020). "A note on the date of the stone collapse at the western wall of the temple mount". Israel Exploration Journal. 70 (1): 99-105. ISSN 0021-2059.
- ^ Demsky, Aaron. "When the Priests Trumpeted the Onset of the Sabbath". The BAS Library (İngilizce). 4 Ekim 2025 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 13 Kasım 2025.
- ^ Eusebius; Kirsopp Lake, translator; J. E.L. Oulton, translator. Eusebius. The Ecclesiastical History.
- ^ "Davies, Gwyn (2023). "Stamping Out the Embers: Roman "Mopping-Up" Operations at the End of the First Jewish Revolt". In Mizzi, Dennis; Grey, Matthew; Rassalle, Tine (eds.). Pushing Sacred Boundaries in Early Judaism and the Ancient Mediterranean. Supplements to the Journal for the Study of Judaism. Vol. 208. Brill. pp. 100–127. doi:10.1163/9789004540828_005. ISBN 978-9-004-54082-8".
- ^ "Der römische Triumph: Siegesfeiern im antiken Rom (Beck's archäologische Bibliothek) (German Edition) - Künzl, Ernst: 9783406328992 - AbeBooks". www.abebooks.com (İngilizce). 23 Aralık 2025 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 13 Kasım 2025.
- ^ "Rewriting Ancient Jewish History: The History of the Jews in Roman Times and the New Historical Method". Routledge & CRC Press (İngilizce). Erişim tarihi: 13 Kasım 2025.
- ^ "The Rise And Fall Of Jewish Nationalism : Jewish And Christian Ethnicity In Ancient Palestine by Mendels, Doron: (1992) First Edition | Black and Read Books, Music & Games". www.abebooks.com (İngilizce). Erişim tarihi: 13 Kasım 2025.
- ^ a b Goodman, Martin (2004). ""Trajan and the Origins of Roman Hostility to the Jews"". Past & Present. 182 (1): 3–29. doi:10.1093/past/182.1.3. JSTOR 3600803.
- ^ a b c d "Overman, J. Andrew (2002). "The First Revolt and Flavian politics". In Berlin, Andrea M.; Overman, J. Andrew (eds.). The First Jewish Revolt: Archaeology, History, and Ideology. London and New York: Routledge". brill.com.
- ^ Daschke, Dereck. "City of Ruins". brill.com. Erişim tarihi: 13 Kasım 2025.
- ^ a b Goldenberg, Robert. "The Cambridge History of Judaism, Vol. 4: The Late Roman-Rabbinic Period - PDF Free Download". epdf.pub (İngilizce). Erişim tarihi: 13 Kasım 2025.
- ^ Sivan, Hagith. "Palestine in Late Antiquity". global.oup.com. Erişim tarihi: 13 Kasım 2025.
- ^ Friedman, Mark (1 Ekim 2013), Rosovsky, Nitza (Ed.), 7. Jewish Pilgrimage after the Destruction of the Second Temple (İngilizce), Harvard University Press, ss. 136-146, doi:10.4159/harvard.9780674367098.c9/html?srsltid=afmboop4uadob0hxb7ioi2avvhje-onceqnmnqzimdbcjhivwcxjxexe13 Kasım 2025
- ^ Marx, Dalia (1 Ocak 2013). "The Missing Temple: The Status of the Temple in Jewish Culture following its Destruction". European Judaism. doi:10.3167/EJ.2013.46.02.06. 18 Şubat 2026 tarihinde kaynağından arşivlendi13 Kasım 2025.
- ^ Bowers, W. P. (1975). "Jewish Communities in Spain in the Time of Paul the Apostle". The Journal of Theological Studies. 26 (2): 395-402. ISSN 0022-5185. 4 Ekim 2025 tarihinde kaynağından arşivlendi13 Kasım 2025.
- ^ Gerber, Jane S. (2021), Lieberman, Phillip I. (Ed.), The Jews of Muslim Spain, The Cambridge History of Judaism, Cambridge University Press, ss. 164-19813 Kasım 2025
- ^ Landsberger, Franz. "Vol. 16, 1941 of Hebrew Union College Annual on JSTOR". www.jstor.org (İngilizce). ss. 321-414. Erişim tarihi: 13 Kasım 2025.
- ^ Von Falkenhausen, Vera. "The Jews In Byzantine Southern Italy". brill.com. Erişim tarihi: 13 Kasım 2025.
- ^ Agnon, Shmuel Yosef (1967). "Nobel Banquet Address". Hebrew Abstracts. 11. National Association of Professors of Hebrew (NAPH): 5–9. JSTOR 45275410.
| Savaş ile ilgili bu madde taslak seviyesindedir. Madde içeriğini genişleterek Vikipedi'ye katkı sağlayabilirsiniz. |