Feridun Nafiz Uzluk

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Feridun Nafiz Uzluk (1902, Ereğli, Konya - 27 Eylül 1974), Türk tıp tarihinin öncü isimlerindendir.

Tıp tarihi alanındaki çalışmalarının yanı sıra Mevlevilik kültür ve mirasının korunması konusunda çalışmaları ile tanınır.

Yaşamı[değiştir | kaynağı değiştir]

1902 yılında Konya Ereğli’de ailesinin ikinci çocuğu olarak dünyaya geldi. Annesi, Mevlana soyundan Ayşe Sıdıka Hanım; babası 1921 yılında Yemen cephesinde şehit düşmüş subay Ahmed Hamdi Bey’dir.

İlk öğreniminin ardından Konya’daki İttihad ve Terakki İdadisi’ni bitirdi. 1924'te Haydarpaşa Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. Tıp tahsili sırasında Galata Mevlevihanesi’nde kaldı; orada Arapça ve Farsça öğrendi. Ayrıca İngilizce, Almanca ve Fransızca da öğrendi. Mimarlık öğrenimi gören ağabeyi Şehabettin Bey ile birlikte İstanbul’daki tahsil hayatı boyunca Üsküdar Mevlevîhânesi şeyhi Ahmet Remzi Dede’nin terbiyesi altında yetişti. Tekke, zaviye ve türbelerin kapatılması kanunu çıktığında çok üzülen iki kardeş; Mevlevilik kültür ve mirasının korunmasını kendilerine görev edindi.[1].

Feridun Nafiz Bey, 1925 yılında askerlik hizmetini tamamladıktan sonra hükümet tabibi olarak atandığı Ordu vilayetinin Mesudiye kazasında üç yıl görev yaptı.

1928’de Konya Memleket Hastanesi iç hastalıkları asistanlığına tayin edildi; ertesi sene Konya Sıtma Savaş Merkez Tabipliğine geçti; o yılın Eylül ayında ise Aksaray Vilâyeti Merkezi Sıtma Savaş Heyeti Tabipliğine nakloldu ve bu görevi üç yıl sürdürdü. Burada gösterdiği başarı nedeniyle Sağlık Bakanlığı tarafından takdirname ile ödüllendirildi[1].

Konya’da bulunduğu sırada Mevlana’yı Sevenler Derneği’nin kurulmasına öncülük etti. Dernek, Mevlana’nın eserlerini yayınlamak ve gelecekte kurulacak Selçuk Üniversitesi’ne eleman yetiştirmek üzere çalışmalar yaptı.

1932 yılında görevinden istifa etti ve kendi imkânlarıyla ihtisas yapmak üzere Almanya’ya gitti. Münih ‘ve Hamburg şehirlerinde tıp fakülteleri ve enstitülerinde araştırmalarda bulundu; sertifikalar aldı. Çalışmaları bakteriyoloji ve hijyen ile salgın hastalıklar üzerine idi.

1935’te Türkiye’ye döndü; o yıl Soyadı Kanunu’nun çıkması üzerine “Uzluk” soyadını aldı. Sağlık Bakanlığı’nda Trakya Umum Müfettişliğine bağlı salgın hastalıklar uzmanı olarak atanan Uzluk; özellikle göçmen işleri ile uğraştı. 1936’da Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsü çiçek hastalığı mütehassıslığına tayin edildi. 1946’ya kadar bu unvanla Kırşehir, Mucur, Boğazlıyan, Aksaray ve Niğde’de çıkan salgın hastalıklarla mücadele için teşkilatlar kurdu.

1940 yılında doktorluk görevine devam ederken Ankara’da “Uzluk Matbaası” adıyla bir matbaa kurdu[1]. Bu matbaada Mevlevilik kültürü, tıp tarihi ve sağlık konularında pek çok eserin basılmasına vesile oldu. Mustafa Asım Köksal’ın “İslam İlmihali” adlı eserini basması hükümetin tepkisini çekti ve matbaasının baskına uğrayıp dağıtılmasına neden oldu[1].

1946’da yeni kurulan Ankara Tıp Fakültesi Tıp Tarihi Enstitüsü’ne profesör olarak atandı. Üniversitenin bünyesinde Tıp Tarihi Enstitüsü’nü kurdu. Enstitüde, 15bin ciltlik bir kütüphanenin oluşmasına öncülük etti.

1947’de Ankara Üniversitesi Dergisi yazı heyetine seçilen Uzluk, daha sonra derginin genel yayın yönetmenliği görevini de üstlendi.

1938’de kurulan Türk Tıp Tarihi Kurumu'nun kurucu üyesi olan bilim adamı, Almanya, Fransa, İngiltere, Hollanda, Libya, İran ve Avusturya’da inceleme ve araştırmalarda bulundu. Selçuklu ve İslam Tarihi ve Medeniyeti alanlarında, Mevlana araştırmaları ile ilgili pek çok eseri inceledi. Anadolu Selçuklu Uygarlığının çeşitli yönlerine ışık tutan eserler ile Mevleviliğe ve Konya’ nın yerel kültürel özelliklerine diar eserler verdi[2]. Çevirileri ağırlıklı olarak Almanca, Fransızca ve İngilizce’ den tıp tarihine ilişkin çalışmalardır. Bunlar arasında Karl Opitz’ den “Die Medizin im Koran”, Jerome Fracastro’ nun “La Syphilis” adlı eserleri, Hipokrat ve Salerno Okulu’nun Aforizmaları vardır. Tıp tarihi alanında Şanizade Ataullah Efendi ile Hekimbaşı Mustafa Behçet Efendi’ye ilişkin çalışmaları döneme ilişkin pek çok bilginin ortaya çıkarılmasını sağladı[2]. Şanizade’ye büyük hayranlık ve saygı duydu, onu manevi hocası saydı[2].

1960 İhtilalinden sonra 147'ler uygulaması ile üniversiteden uzaklaştırıldı[1]. 1962’de yeniden döndüğü üniversiteden 1972 yılında emekli oldu. Emekliliğinden sonra bilimsel çalışmalarını sürdürdü ve Selçuk Üniversitesi’nin açılması için emek verdi[1].

Hayatı boyunca hiç evlenmedi. 27 Eylül 1974 yılında Ankara’da hayatını kaybetti. Cenazesi Konya’ya getirilerek Üçler Mezarlığı’na defnedildi. Kütüphanesi , kendi isteği doğrultusunda ölümünden sonra Konya İl Halk Kütüphanesi"nde Ferüdun Nafiz Uzluk adını taşıyan bölüme (Mevlânâ Dokümantasyon Merkezi olarak da bilinir) bağışlandı[3]

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]