Tuba (ağaç)

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Şuraya atla: kullan, ara

Tuba, Arapça kökenli bir sözcük olup hoşluk, güzellik, iyilik gibi anlamlara gelmektedir.[1] Kuran'da bu kelime Ra'd Suresi'nde geçmektedir:

İman edip güzel amel işleyenler için Tûbâ ve dönüp gidecek güzel yurt vardır. Kur'an 13/29 [1]

Tuba'nın bir cennet veya cennette bir ağaç olduğu şeklinde değişik rivayetler yapılmıştır. Kurtubî gibi müfessirlerin katılımı ile yaygın olan görüş ağaç olduğu şeklindedir.Bu ağacın kökü yukarıda, dalları aşağıda olan büyük bir ağaç olduğuna inanılır.[2] Meyvesinin hiç tükenmediği de rivayet edilir.

Tuba ağacı ile ilgili bilgilere hadislerden ulaşılır. Cennetteki doğal güzelliklerin tarif edildiği pek çok hadiste Tuba ağacından ve onun özelliklerinden bahsedilir. Bu ağaç hakkındaki bir hadis şöyledir:

Tuba cennette bir ağaçtır. Büyüklüğü yüz yıllık yer tutar. Ve cennet elbiseleri de onun tomurcuklarından yapılır.[3]

Marifetname'de ise şu şekilde bahsedilir: Hak Teala sidretulmuntehada büyük bir ağaç yaratmıştır ki, ona tuba ağacı derler. Onun aslı sarı altındandır. Dalları kırmızı mercandandır. Yaprakları yeşil zümrüttendir. Çeşitli meyveleri şekerdendir. Sonsuz dalları, cennet köşklerine sarkmıştır.[4]

Yunus Emre de şiirlerinde bu ağaçtan sık sık söz etmiştir:

Cennet tuba ağacı
Kökü arşta dal aşağı,
Öter bülbüller durağı
Ne acayip ötüşü var

Başka bir şiirinden:

Salınır tuba dalları,
Kur'an okur hem dilleri,
Cennet bağının gülleri,
Kokar Allah deyu deyu

Ayrıca bakınız[değiştir | kaynağı değiştir]

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

  1. ^ a b "Tûbâ ve zakkum hakkında bilgi". sorularlarisale.com. 2 Haziran 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. http://web.archive.org/web/20160602051532/http://www.sorularlarisale.com/subpage.php?s=article&aid=827. Erişim tarihi: 1 Ağustos 2009. 
  2. ^ "Büyük Türkçe Sözlük". TDK. http://tdkterim.gov.tr/bts/?kategori=verilst&kelime=z%FDkk%FDm&ayn=tam. Erişim tarihi: 1 Ağustos 2009. 
  3. ^ Ramuz el-Ehadis-2, s. 313/7
  4. ^ Marifetname, Erzurumlu İbrahim Hakkı. Çelik Yayınevi, İstanbul, 2011, s. 22.