Siyaset karşıtlığı

Vikipedi, özgür ansiklopedi
refer to caption
Brezilya'da Bolsonaro yanlısı protestocular siyaseti eleştiren pankartlar taşıyor

Siyaset karşıtlığı veya anti-politika, geleneksel siyasete karşı çıkma veya güvensizlik durumunu tanımlamak için kullanılan bir terimdir. Bu, anti-establishment duygusu ve resmi siyasetten kamuoyunun uzak durmasıyla yakından ilişkilidir. Sosyal bilimde, anti-politika, politik tartışmayı halk alanından çıkarmayı amaçlayan uygulamaları ve aktörleri ifade edebilir[1] ve bu durumda terim, politik apatiye neden olan bir durumu ifade eder; bu şekilde kullanıldığında terim apolitikleşme ile benzerlik gösterir. Eğer siyaset, tüm toplumsal kurumları ve güç ilişkilerini kapsayan bir şekilde anlaşılıyorsa, anti-politika, politik yabancılaşmadan kaynaklanan politik faaliyeti ve "alışılagelmiş siyaseti" reddetmeyi ifade edebilir.[2]

Anti-politika genellikle sivil toplum örgütleri,[3] medya ve vatandaşlar tarafından siyasetçilere ve siyasi elitlere yönelik olumsuz değerlendirmelere odaklanırken, politik yabancılaşma siyasi sistemdeki diğer unsurlarla, örneğin seçim sistemi veya parti sistemiyle[4] ilgili hoşnutsuzluğu içerebilir. 2000'lerden bu yana, demokrasiye duyulan artan memnuniyetsizlik Amerika ve Avrupa'da bilimsel çalışmaların bir teması olmuş ve bazı siyaset bilimciler yüksek düzeyde siyasi antipatinin demokratik konsolidasyonu tehlikeye atabilecek bir 'kriz' olarak tanımlamıştır. Anti-politika, liberal demokrasilerde siyasi işlev bozukluğu anlatılarında önemli bir kavram haline gelmiş olup genellikle siyasete duyulan memnuniyetsizlik ve siyasetçilere duyulan güvensizliği ifade eder.

Anti-politika duygusunun olası nedenleri, depolitizasyon süreçleriyle ilişkilendirilen özellikle teknokratik yönetim biçimlerinde artış, beceriksiz yönetim algısı ve siyasetçilerin kötü performansı olarak kabul edilebilir.[5] Siyasi güvensizlik, sol ve sağ siyasi pozisyonları ve bu pozisyonların aşırı uçlarını da içeren çeşitli siyasi ideolojilerin desteklenmesine ve yayılmasına kaynaklık edebilir. Siyasete duyulan sağlıklı düzeyde güvensizlik, genellikle meşru bir şüphecilik olarak görülür ve demokratik işleyiş için faydalı kabul edilir. Yüksek düzeyde güvensizlik, politika yapıcılar (siyasetçiler veya siyasi kurumlar) ile vatandaşlar arasındaki ayrımı artırabilir ve popülist retoriğe olanak sağlar. Anti-politika genellikle "halk" çağrılarıyla ifade edilir ve bu nedenle özellikle sağ popülizmle ilişkilendirilir, ancak yalnızca onunla sınırlı değildir.[6]

Demokrasilere duyulan siyasi güvende uzun vadeli düşüşlere neden olan faktörler [7]
Talep tarafı (vatandaşlardaki değişiklikler) Arz tarafı (politikadaki değişiklikler) Aracı (siyasetin iletilme biçimindeki değişiklikler)
Vatandaşlar daha varlıklı ve daha eğitimli, sonuç olarak daha eleştirel Daha geniş bir kriterler dizisine göre daha az iyi performans gösteren hükümetler hakkında daha büyük beklentiler Gazeteciler ve yorumcular tarafından giderek daha fazla aracılık edilen siyaset
Vatandaşlar ve ana akım siyasi partiler arasında daha zayıf uyum Gücün ulusal hükümetlerden diğer aktörlere aktarılması Medya, siyaseti giderek daha fazla olumsuz terimlerle çerçeveliyor; sosyal medyanın büyümesi
Politikaya tüketimci bir yaklaşım benimseyen vatandaşlar Farklı politikacılar ve partiler arasında daha az ideolojik ayrım Siyasi kampanyalar profesyonelleştirildi; ulusal düzeyde giderek daha fazla ortaya çıkıyor ve kontrollü durumlara odaklanıyor

Ayrıca bakınız[değiştir | kaynağı değiştir]

  • Siyasi ilgisizlik - siyasete ilgi eksikliği
  • Popülizm - "halkı" "elit" ile yan yana getiren siyasi duruşlar
  • Apolitizm - siyasi ideolojinin veya bağlantıların felsefi reddi

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

Alıntılar[değiştir | kaynağı değiştir]