Sevil (piyes, 1928)

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Harici video
1970 operasının ekran versiyonu
Sevil piyesinin programı, 1928-1929.

Sevil, 1928 yılında Azerbaycanlı oyun yazarı Cafer Cabbarlı tarafından yazılmış bir piyes. Eserde kadınların toplumdaki rolü, çektikleri sıkıntılar, mücadeleleri ve geri kalmış ataerkil geleneklere karşı kazandıkları zaferleri konu alınmaktadır.[1][2][3] Dönemin birçok kadını şehir tiyatrosunda bu oyunu izledikten sonra başörtüsü takmayı reddetti.[4] Oyunun sonraki uyarlamalarının insanlar üzerinde orijinalinden daha az etkisi oldu.[5] 1929'da aynı isimde bir film çekildi. Film, Orta Asya ve Kafkasya'daki birçok ülkede yayımlanmıştır.[5]

Konu[değiştir | kaynağı değiştir]

Eserde olaylar 1918-1919 yıllarında Bakü'de cereyan etmektedir. Ana karakterler olan Sevil ve Balaş çifti, köylü topluluklarına ait ailelerde büyümüştür. Sevil, kendini evine ve ailesine adamış bir kadınken Balaş, toplumda söz sahibi ve statü kazanmış biridir. Balaş, en basit bir hatasında karısı Sevil'e hakaret eder ve onu aşağılar. Ayrıca çiftin Gündüz adında bir erkek çocukları vardır. Cafer Cabbarlı, eserinde Balaş'ın kız kardeşi Güluş aracılığıyla insanlara iletmek istediği düşüncelerini aktarmaktadır. Güluş, yaşadığı toplumda daha önce kadınların hiç sahip olamadığı özgürlükler talep etmekte ve bunları Sevil'e de benimsetmeye çalışmaktadır. Sevil ise "kadın dediğin nedir ki, erkeğin gölgesi" diyerek görümcesi Güluş'un fikirlerinin delilik olduğunu düşünmektedir.

Aile, bir süre daha yoksulluk içinde yaşadıktan sonra Balaş, Müsavat Partisi Hükûmeti ve Beyaz Ordu subaylarıyla bağlantılı olan Bakü'nün son derece aristokrat toplumuyla sıkı ilişkiler kurar ve meşhur bir borsa taciri olur. Ardından Fransa'da bir manikür kursundan mezun olan ve aristokrat bir aileden gelen Dilber (Edilya olarak da bilinir) adında genç ve güzel bir kadınla tanışır. Bir süre sonra Balaş, ailesine Dilber ile arasındaki aşk ilişkisini açıklamak için Dilber'i evine davet eder ve Dilber'in yanında babası Atakişi Bey ve Sevil hakkında aşağılayıcı konuşmalar yapar. Buna gücenen Güluş ise babası ve Sevil'i konukların yanında müdafaa eder ve Sevil'e "koç dövüşüne koç dayanır" diyerek onu Dilber'e ve Balaş'a karşı mücadeleye çağırır. Sevil ise kocasını savunmaya ve Güluş'u aldırmamaya devam etmektedir.

Aradan yıllar geçmiştir. Balaş hâlâ Dilber ile yaşamaya devam etmektedir. Ancak Balaş, Dilber ile olan ilişkisinden dolayı pişmanlık duymaya başlar. Diğer taraftan Gündüz'ü 10 yaşına kadar büyüten Güluş, Sevil'e ders verici bir konuşma yapar ve Sevil gözlerinin önündeki perdeyi kaldırarak devrimci harekete katılır; hatta Moskova'ya gidip eğitim alır ve "Azerbaycan Kadınlarının Özgürlük Yolu" adlı bir kitap yazar. Oğlu Gündüz'ün onuncu yaş gününde Moskova'dan dönen Sevil, kitabının burada dahi tartışıldığını görür. Kitabın bir zamanlar buranın sakini olan Sevil tarafından yazıldığına inanmayan birçok insan olur. Balaş, Sevil'e barışmak için ona ne kadar söz dökse de Sevil kabul etmez. Bundan sonra Sevil daha yeni, modern Bakü'de Güluş ve oğluyla hayatını devam ettirir ve Azerbaycan'da daha önce katıldığı Sovyet Devrimi Hareketi için çalışır. Yeni devrimci toplumda yer bulamayan Balaş, hayatını sefil ve silik bir şekilde devam ettirir.[6]

Ayrıca bakınız[değiştir | kaynağı değiştir]

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]