Mehmed Celaleddin Saygun

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Mehmed Celaleddin Saygın”, “Celâl Hoca” (d. 1872, Nevşehir – ö. 21 Mart 1954, İstanbul) , matematik öğretmeni, kütüphaneci, yazar.

İzmir Milli Kütüphanesi’nin kurucusudur. Basılmış, çok yönlü kitapları vardır. Ünlü besteci Adnan Saygun’un babasıdır.

Yaşamı[değiştir | kaynağı değiştir]

1872 yılında Nevşehir’de dünyaya geldi. Babası, orduya cephane sağladığı için “Fişekçizadeler” olarak bilinen aileden[1], “Kocahoca” lakaplı Ahmet Efendi[2] idi.

Öğrenimine Nevşehir’deki İbrahimpaşa Medresesi’nde başladı; ailesinin İzmir’e taşınması üzerine medrese öğrenimini İzmir’de tamamladı; ardından İzmir Muallim Mektebi’ne kaydoldu. İzmir'in ünlü matematik bilgini Kurmay Selahattin Saip Bey’den özel matematik dersleri aldı[3] ve bir matematik öğretmeni oldu.

1893’te başladığı öğretmenlik yaşamını İzmir’de Mekteb-i Sanayi’de Erkek ve Kız Sultanilerinde sürdürdü. 1929 yılında emekli oldu[2]

1903 yılında kendisinden 15 yaş küçük Zeynep Seniha Hanım (1827-1905) ile evlendi[1]. Bu evlilikten Nebile (1905-1968) ve Ahmet Adnan (1907-1991) adlı çocukları dünyaya geldi.

İzmir’de bir kütüphane kurmak için ilk girişimi, II. Abdülhamit döneminde kitap bağışlarıyla İkiçeşmelik Kıraathanesi’nde kitap toplama çalışması idi. Kıraathanede birkaç yüz ciltlik bir kitaplık oluşturdu[3]; ancak devrin şartları yüzünden bu girişimden vazgeçmek zorunda kaldı[2].

İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin İzmir şubesi kurulduğunda ilk üyelerinden birisi oldu; cemiyetin gizli faaliyetlerine katıldığı için birkaç kere tutuklandı[2]. II. Meşrutiyet’in ilanından sonra “sarığını çıkardı”[2] ve mutaassıp kesim ile fikri mücadelelere girişti. Okullarda “Ulûm-u diniye” adıyla okutulan dersin amacından saptığını ileri sürerek bu dersin nasıl yapılması gerektiğini göstermek üzere “Yeni İlm-i hâl” adlı bir kitap yayımladı.

1912’de bir kütüphane kurmak fikrini gerçekleştirmek üzere birkaç arkadaşıyla birlikte yeniden girişimde bulundu ve hayırsever Salepçioğulları ailesinin konağında, kendilerine ücretsiz olarak tahsis ettikleri selamlık kısmında[3] İzmir Milli Kütüphanesi açıldı. Ayrıca, kütüphaneye gelir elde etmek amacıyla bir açık hava sineması kuruldu. Celal Bey’in ileride ünlü bir müzisyen olacak olan oğlu Ahmet Adnan, 13 yaşında iken bu sinemada filmlere piyano ile eşlik etmek, gişede bilet satmak gibi işlerle ilgilendi[4]. Mehmet Celal Bey, başından beri bu girişimin yönetimini üstlendi. İttihat ve Terakki Cemiyet’inin kütüphaneyi kendi organı haline getirme girişimine karşı çıktı[2]. Yunan işgali sırasında, işgal güçlerinin Kütüphanedeki “milli” sıfatını kaldırması yönündeki baskılarını kabul etmediği için tutuklandı[3]. Kütüphanenin kapatılması tehdidi karşısında işgalin sonuna kadar kütüphanenin adını "Şehir Kütüphanesi" olarak değiştirmek zorunda kaldı.

Celal Bey, Cumhuriyet devrinde yap-işlet devret sistemi ile İpekçi film şirketine bir sinema binası inşa ettirdi; sinema, “Elhamra Sineması” adını aldı. 1930 yılında milli kütüphane binası inşa edildi.

1934'te Soyadı Kanunu çıkınca aile lakabı olan “Fişekçi” soyadını almak istediyse de bu isteği “meslekle ilgili soyadı olmaz” gerekçesi ile reddedildi[1]. Matematik öğretmeni olduğu için seçtiği ve bir süre kullandığı “Saygın” soyadı ise bu soyadının başkaları tarafından alınmış olması sebebiyle bir süre sonra “Saygun” olarak değiştirildi[1].

1944 yılında İzmir Milli Kütüphanesi’ndeki görevinden ayrıldıktan sonra inzivaya çekildi; matematik ve din alanında çalışmaları ile ilgilendi[2] İnziva yıllarında gerçekleşen bazı mutaasıp olaylar üzerine “Diyanet cephesinden Atatürk inkılâpları" adlı bir eser yazdı ve yayınladı[2].

21 Mart 1954 günü İstanbul’da hayatını yitirdi.

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]