Karacaahmet Mezarlığı

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Şuraya atla: kullan, ara

Koordinatlar: 41°00′40″K 29°01′34″D / 41.01111°K 29.02611°D / 41.01111; 29.02611

Karacaahmet Mezarlığı
Karacaahmet 1.jpg
Mezarlık bilgileri
Açılış yılı: 14.Yüzyıl
Ülke: Türkiye
Konum: Üsküdar, İstanbul
Tür: Devlet mezarlığı
Büyüklük: 750 dönüm
Kabir sayısı: ±2.000.000

Karacaahmet Mezarlığı, Türkiye’nin en büyük, dünyanın sayılı büyük mezarlıklarındandır. İstanbul ilinde, Üsküdar ilçesinde yer alır. İstanbul’un en büyük ve aynı zamanda en eski mezarlığıdır.

Günümüzde içinde bulunan yollarla ve Karacaahmet Sultan Dergâhı'nın da içinde bulunduğu alanla birlikte yaklaşık 750 dönümlük bir araziyi kaplayan mezarlık; Miskinler, Saraçlar Çeşmesi, Şehitlik, Musallâ ve Duvardibi adlı beş büyük bölgeye ayrılır. Mezarlık kuzeyde Tunusbağı’ndan güneyde İbrahimağa çayırına doğru eğimli bir arazi yapısına sahiptir. Seyitahmet deresi vadisi mezarlığın en çukur kısmını teşkil eder. Güneyinde İbrahimağa çayırının devamında, Karacaahmet Mezarlığı’ndan ayrı kabul edilen Ayrılık Çeşmesi Mezarlığı yer almaktadır.

Birçok kuş türüne ev sahipliği yapan Karacaahmet Mezarlığı, başta servi olmak üzere çınar, defne, çitlembik gibi ağaçları ve çeşitli bitkileriyle bir orman görünümündedir.

Karacaahmet Mezarlığı, 1917, 1940, 1956 ve 1974 tarihlerinde olmak üzere dört defa istimlak edilmiştir. Bu istimlaklerde, özellikle 1974'te Karayolları'nın istimlakı sırasında ciddi şekilde tahrip olmuştur.

Anadolu Yakası'nın en büyük yeşil alanlarından olan tarihi mezarlığın daha da fazla tahribata uğramasının önüne geçilmesi amacıyla, İstanbul Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu'nun kararı gereğince Karacaahmet Mezarlığı, 1991 yılında doğal ve tarihi SİT alanı olarak ilan edilmiştir. Bu karara göre, mezarlık alanı, sadece ölü gömülmesi ve buna uygun donatı alanları oluşturulması amacıyla kullanılabilir, ve mezarlık tam doluluğa ulaşıp, aktif mezarlık ömrünü tamamlasa dahi, hiçbir şekilde mezarlık kaldırılamaz, imara açılamaz veya park alanı olarak kullanılamaz.

Toplam defin sayısı, geçmişte kayıt tutulmadığı için kesin olarak bilinmemekte ama milyonlarla ifade edilmektedir. Zira, İstanbul Mezarlıklar Müdürlüğü'nün ölü kütüğü kayıtları, ancak 1937 senesinden sonra tutulmaya başlanmıştır.

Genel bilgi ve Tarihçe[değiştir | kaynağı değiştir]

İlk olarak İstanbul'un Müslümanlar tarafından kuşatılması sırasında şehit olan askerlerin buraya gömüldüğü sanılmaktadır. Mezarlığın ilk tam olarak ne zaman kullanılmaya başlandığına dair kesin bir kanıt yoksa da, çoğu tarihçi 1338 yılı üzerinde mutabık kalmıştır. Mezarlık adını, İstanbul'a Hacı Bektaş-ı Veli tarafından İslam dinini yaymak üzere gönderilen Karaca Ahmet'ten alır. Mezarlıkta hiçbir zaman Roma veya Bizans lahdine rastlanmaması, mezarlığın Türk yerleşimiyle beraber geliştiğini tasdik eder niteliktedir.

Karacaahmet'in resmen mezarlık haline getirilmesi 1582 senesinde, III. Murat’ın annesi ve II. Selim’in eşi Nurbanu Sultan'ın kendi arazisinden 124 dönümlük bir araziyi mezarlık olmak üzere ayırması ve buralara serviler diktirmesiyle olmuştur. Ayrıca, bu servi ağaçlarının muhafazası için 13 kişiyi korucu ve defin işleri için de 24 kişiyi mezarcı olarak tayin etmiştir.

Resmi kaynaklarda ismi ilk kez 1698 yılında Karacaahmet Sultan Mezarlığı olarak geçen mezarlığın, bir diğer ismi de 'Üsküdar Mekabir-i Müslimini' dir.

Başlangıçta boş, uçsuz bucaksız, temiz bir defin sahası olan bu mezarlık, yüzyıllarca İstanbul halkı tarafından hep tercih edilen bir yer olmuştur ve kurulduğu günden bu yana kesintisiz olarak hizmet vermektedir.

Karacaahmet'in tercih sebebi, halk arasında Üsküdar'ın Asya kıtasının uzantısı olması ve dolayısıyla Mekke-Medine ile ilişkilendirilmesi sonucunda Kabe toprağı olduğuna dair inanıştır. Bu sebepten ötürü, Avrupa yakasında vefat edenlerin cenazeleri, yüzyıllar boyunca kayıklarla Üsküdar'a, Salacak iskelesine taşınmıştır.

Karacaahmet Mezarlığı, gerek Sünni, gerekse Alevi olmak üzere tüm İslam mezhepleri tarafından mübarek bir defin sahası olarak görüldüğünden, özel bir konuma sahiptir.

İranlılar mezarlığı olarak da bilinen Seyitahmet bölümü, Karacaahmet'in önemli bölümlerinden birini oluşturmaktadır. Şii mezhebine mensup ölülerin defnine tahsis edilen alanın, 1850 tarihinden önce oluşturulduğu düşünülmektedir. Bu bölüm, aynı zamanda Türkiye'deki Caferilerin de ölülerini defnettikleri bir alandır. Bu bölümde defnedilen ünlü kişiler arasında Abdülbaki Gölpınarlı, Cem Karaca gibi isimler vardır.

Bir matem ayı olarak bilinen Muharrem ayının onuncu gününe denk gelen Aşure Günü, günümüzde hala Caferiler'in Karacaahmet Seyit Ahmet Deresi bölümünde bulunan İranlılar Mescidi'nde matem törenlerine ev sahipliği yapmaya devam etmektedir.

İstimlakler ve imar faaliyetleri öncesinde, Karacaahmet mezarlığı’nın başlangıç noktası geçmişte Menzilhane denilen, günümüzdeki Gündoğumu Caddesi’nin başı iken, bu nokta Cumhuriyet döneminde kuzeydeki Tunusbağı Caddesi nihayeti ve burada halen mevcut olan 1681 tarihli Hacı Faik Bey Çeşmesi olmuştur.

Karacaahmet Mezarlığı civarında ve içinde, Osmanlı döneminde tesis edilmiş 6 tekke ve namazgah, 3 cami, 7 çeşme, 2 okul, 1 hastane ve 1 kireçhane bulunmaktaydı. Ayrıca, sahipsiz ve eski mezarlardan toplanan kemiklerin muhafazası amacıyla bir kemik havuzu oluşturulmuştur, burası Havuz kapısı bölümü adıyla bilinmektedir.

Türk siyaset ve kültür hayatının önemli pek çok isminin mezarlarını barındırmaktadır. Şahideler ve lahitler değişik türlerdeki başlıklarıyla önemli bir sanat özelliği arz eder. Şahidelerin üzerindeki kitabeler eğer bir hattatın eliyle hazırlanmışsa sanat değeri taşımaktadır. Başlıklar mezarda yatan kişinin cinsiyeti, mesleği, rütbesi, sosyal mevkii, ailesi, felsefi ve dünya görüşü, ölüm şekli ve yaşadığı dönemle ilgili bilgiler verir. Bu özelliği ile şahideler birinci dereceden belge niteliği taşımaktadır. Ayrıca şahide ve lahitlerin üzerinde bulunan değişik motifler taş işçiliğinin şaheserleri kabul edilmektedir. Çiçek ve meyve motifleri, değişik bitki betimlemeleri en sık kullanılan motifler olmuştur. Mezarlık büyük tahribata uğramış ve paha biçilemez pek çok değerli şahide imha edilmiştir. Özellikle yeni gömü alanı elde etmek için yapılan tahribatlarda sayısız kıymetli şahide ve lahit yok edilmiştir. Mezarlıkta birçok ünlü yatmaktadır. Ancak büyük kısmının mezarları günümüze ulaşmamıştır.

Karacaahmet'te 16. yüzyıldan kalma mezar taşı hemen hemen yok gibidir. Yer yer 1698 sonrasına ait mezar taşları görülebilmektedir. Mevcut en eski mezar taşı Şeyh Hamdullah Efendi'ye ait olup 1520 tarihlidir. Geçmişten günümüze gelebilen eski taşların çoğunluğu 19. yüzyıla aittir.

Nişancı Hamza Paşa’nın üstü kubbeli açık mozolesi, halk arasında yanlışlıkla “At mezarı” olarak bilinmektedir.

Mezarlıkta Osmanlı döneminde taş kapaklarla mezar odacığı şeklinde gömü ile, veya tahta kapaklarla doğrudan toprağa gömme tarzında iki çeşit defin uygulanmıştır. Mükerrer defin olarak da bilinen, yakın akrabaların koyun koyuna, üst üste gömülmeleri ise daha çok baba-oğul ve anne-kız gibi aile üyeleri arasında yaygındı. Günümüzde de, aile mezarlıklarında mükerrer defin uygulaması devam etmektedir ve üst üste gömülebilmek için aradan 5 yıl geçmesi şartı aranmaktadır. Günümüzde inşa edilen mezarlar, betonarme lahit mezar tipinde olup, altı toprak bırakılarak taş kapak ve mezar odacıkları şeklinde inşa edilmekte ve bir mezar yeri, aynı aileden 3-4 kişiye üst üste gömülme imkanı vermektedir.[1]

Karacaahmet Mezarlığı'nda medfun bulunan Çanakkale şehitleri[değiştir | kaynağı değiştir]

Mezarlığın orta yerinde bulunan Şehitlik Cami civarında, 2. ada üzerinde Çanakkale Savaşı esnasında şehit düşen bir çok askerin gömülü olduğu bilinmektedir. Buradaki şehitliğin, Haydarpaşa hastanesi ve civarındaki hastanelere gemilerle tedavi olmak üzere getirilen yaralı askerlerin, vefat etmeleri sonucunda defnedilmesiyle oluştuğu bilinmektedir. 1916 tarihli bir kitabede üzerinde eski yazıyla şehitlik yazan bir ibare bulunmaktadır, ancak bugün şehitlerin ne mezar yerleri, ne de isimleri belli değildir.

Sanat ve edebiyatta Karacaahmet Mezarlığı[değiştir | kaynağı değiştir]

Mezarlık, etkileyici görünümü ve mimari ihtişamıyla yüzyıllar boyunca yabancı seyyahları büyülemiş, birçok seyyah hatıralarında bu mezarlıktan söz etmiştir. Hatıratında mezarlığı anlatanların başında yer alan Fransız şair ve edebiyatçı Theophile Gautier, Karacaahmet'in Doğu'nun en büyük mezarlığı olduğunu söyleyerek hayranlığını dile getirmiştir. Ayrıca, Polonyalı Kont Edward Raczynski 1814'de İstanbul ve Çanakkale'ye Seyahat adlı eserinde, ve yine Alman mareşal Helmuth Karl Bernhard von Moltke Türkiye'den Mektuplar adlı kitabında Karacaahmet Mezarlığı'na büyük bir yer ayırmışlardır.

Mareşal Moltke 1836 yılında şöyle diyordu: İstanbul’daki halkın ortalama ömür uzunluğuna bakılırsa, Türklerin İstanbul’u aldığından beri geçen 400 sene içinde, sadece bu şehirde beş milyona yakın Türk ölmüş demektir. Buna göre yalnızca Karacaahmet mezarlığındaki mezar taşlarının miktarını tasavvur edebilirsiniz. Bu taşlarla büyük bir şehir kurulabilir.

Danimarkalı ünlü yazar ve masal ustası Hans Christian Andersen, Moltke'den yalnızca 5 sene sonra, 1841 yılında İstanbul'u ziyareti esnasında büyüklüğünden etkilendiği Karacaahmet Mezarlığı'nı, Moltke'yi tasdik edercesine şu şekilde tasvir etmiştir: Bu kabristanın alanı öyle genişmiş ki, buğday ekilse bütün kenti doyururmuş, buradaki bütün mezar taşları kullanılsa İstanbul'u kuşatacak yeni bir sur inşa edilebilirmiş. [2]

Karacaahmet Mezarlığı hakkında en detaylı bilgi verenlerden Fransız seyyah Olivier, 1793 yılının Haziran ayında Üsküdar ve civarını gezdiğinde şu notları düşmüştür: Mezarlık, sık ve yüksek ağaçlarıyla imparatorluğun en gösterişlisidir.

Batılı seyyahlar ve yazarlar söz birliği etmişçesine, mezarlığın çok sık servi ağaçlarıyla kaplı olmasından ötürü güneş ışığını pek almadığını ve buranın koyu yeşillikler içerisinde bir orman görünümünde olduğunu, kasvetli havasına rağmen insanda hüzün yaratmadığını, aksine huzur verdiğini belirtmişlerdir.

Tarihte adına şiirler yazılmış ender mezarlıklardandır. Karacaahmet'i konu alan belki de en bilinen şiir, Necip Fazıl Kısakürek'in Karacaahmet adlı eseridir. Kısakürek, Canım İstanbul adlı şiirinde ise, yine mezarlığa şu mısralarında yer vermiştir:

Hayattan canlı ölüm, günahtan baskın rahmet; Beyoğlu tepinirken ağlar Karacaahmet

Yazar ve şair Hasan İzzettin Dinamo'nun 1960 yılında yayımlanan, Karacaahmet Senfonisi adlı bir şiir kitabı bulunmaktadır.

Ayrıca, ünlü şairler Faruk Nafiz Çamlıbel ve Oktay Rifat'ın yine 'Karacaahmet' temalı şiirleri bulunmaktadır.

Mezarlığa ait en eski fotoğraflar 1852-1854 yıllarında Ernest de Caranza tarafından çekilmiş, onu Abdullah Biraderler, Bergren ve Foto Sabah takip etmiştir. İstanbul'da İngiliz Elçisi Lord Strangford'un 1820'den itibaren özel papazı olan Anglikan din adamı Robert Walsh ise, burasını eğimli bir arazi içinde geniş yollarla ayrılmış büyük bir ormana benzetmiştir. Onun tasvir ettiği sahne, İngiliz ressam Thomas Allom tarafından gravür olarak resmedilmiştir.

Divan edebiyatının ünlü şairlerinden Nâbî, Nedîm, Enderunlu Vasıf ile Emin Hâkî, Nabizâde Nâzım, Mirzazâde Ahmed Neylî de Karacaahmet’te gömülüdür.

Galeri[değiştir | kaynağı değiştir]

Mezarlıkta yatan bazı ünlüler[değiştir | kaynağı değiştir]

Bilim insanları[değiştir | kaynağı değiştir]

Sanatçılar[değiştir | kaynağı değiştir]

Siyasetçiler[değiştir | kaynağı değiştir]

Yazarlar[değiştir | kaynağı değiştir]

Ayrıca bakınız[değiştir | kaynağı değiştir]

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

Genel
Özel
  1. ^ http://www.ibb.gov.tr/tr-TR/Kurumsal/Birimler/MezarliklarMd/Pages/AnaSayfa.aspx
  2. ^ İstanbul'da İki İskandinav Seyyah , Hans Christian Andersen, Knut Hamsun

Dış bağlantılar[değiştir | kaynağı değiştir]