Akarsu terası

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Atla: kullan, ara

Akarsu terası veya taraça akarsuların veya akarsu vadilerinin yamaçlarında görülen; sahanlığa benzer teraslara verilen isimdir. Çoğu akarsuyun bitişiğinde ırmaklar daha yüksek bir düzeyde aktığında oluşmuş olan taşkın düzlüklerinin aşınmalı kalıntıları vardır. Bu akarsu terasları, oldukça düz bir üst yüzeye ve aşağıdaki günümüz taşkın düzlüğüne doğru alçalan dik bir eğime sahiptir. Bazı durumlarda bir ırmağın güncel taşkın düzlüğü üzerinde pek çok seki görülebilir, bu da geçmişte ırmak teraslarının birkaç kez oluşmuş olduğunu gösterir.[1]


Bütün ırmak teraslarının aşındırma kökenli olduğu halde önceden bir taşkın düzlüğü oluşumu ile çökel birikim evresi geçirirler. Ardından gelen aşınma akarsuyun bir kez daha yeniden derecelenmiş ırmak haline gelinceye kadar aşağı doğru kazımasına neden olur (Şekil 2). Akarsu tekrar derecelendiğinde bu kez yanal aşındırmaya ve daha aşağı bir düzeyde yeni bir taşkın düzlüğü oluşturmaya başlar. Bazı akarsuların yanında görülen pek çok teras bu süreçlerin birkaç kez yenilenmesi ile gelişirler..[2]


Aşınmanın yenilenmesi ve ırmak terasların oluşumu genellikle taban düzeyinde meydana gelen bir değişime bağlanır. Irmağın üzerinde aktığı kara parçasının yükselmesi ya da deniz yüzeyinin alçalması eğimi dikleşmesine ve akış hızının artmasına yol açar ve böylece aşağı doğru bir kazınma evresi başlar. Irmak derecelenmenin yeniden oluştuğu düzeye ulaştığında ise aşağı doğru kazınma biter. Şüphesiz taban düzeyinde ki değişiklikler pek çok akarsu taraçası oluşunun açıklanmasına karşın ırmağın akaçlama havzasında daha büyük yüzeysel akış olması da teras oluşmasına neden olabilir. Bazı vadi tabanlarında yerli kaya yüzeye daha yakındır ve bunun üzerinde, nisbeten ince bir alüvyon tabakası mevcuttur. Bunun sonucunda bazı vadi tabanlarında alüvyon dolgu çok kalın, yerli kaya çok derinlerde olabilir. Bu durum, bu farklı özellikteki vadi tabanlarının sonradan teraslar haline dönüşmeleri halinde terasların yapısını belirler. Yerli kayanın yüzeye yakın olduğu ve ancak ince bir alüvyon alüviyon tabakası ile örtülü bulunduğu bir vadi tabanı yarıldığı zaman, meydana gelecek olan teras, esas itibari ile yerli kayadan oluşur ve bunun üzerinde ancak ince bir alüvyon örtüsü bulunur. Bu özelliği gösteren teraslara yerli kaya terası adı verilir. Buna mukabil, kalın bir alüvyon tabakası ile doldurulmuş bir vadi tabanı yarıldığında oluşan teraslara tamamıyla alüvyonlardan meydana gelir. Kum, çakıl, mil gibi nehir depolarından oluşan bu çeşit teraslara da, alüviyal teras ya da dolgu teraslar denir...[3]

Teras Tipleri[değiştir | kaynağı değiştir]

Teraslar dönemli ve dönemsiz olmak üzere ikiye ayrılırlar.

Dönemli (Paired) Teraslar[değiştir | kaynağı değiştir]

Aynı yükseklikte karşılıklı kenarları olan teraslara dönemli teraslar denir. Akarsuyun derine aşındırmasından kaynaklı akarsu yatağının her iki tarafında da eş yükseklikler oluşur. Dönemli teraslar nehir gençleşmesinden kaynaklanır.


Dönemsiz (Unpaired) Teraslar[değiştir | kaynağı değiştir]

Bu tip teraslarda akarsu, havzanın bir tarafının yanal ve derine aşınması, diğer tarafının aşınmaya olan dirençli olması ile oluşur, geriye aşınmaya dayanıklı olan teras kalır. Akarsuyun yönünün değişmesiyle dönemsiz teraslar oluşur.

Teras Oluşumunu Kontrol Eden Faktörler[değiştir | kaynağı değiştir]

İklim[değiştir | kaynağı değiştir]

Akarsuların yatak tiplerindeki değişin her bir iklim döneminde tek tip olduğu kabulünü ortadan kaldırmıştır. Dolayısıyla iklime bağlı patern değişimi, her akarsuda farklı gerçekleşir. İklim değişiminin tetiklediği flüvyal yarılmaların ardından, kazılan kanalların hızla dolmasını kapsayan bu kısa sürelerin belirlenmesi, iklim değişimine karşı doğrusal olmayan flüvyal tepki teorisinin temelini oluşturur.

Tektonik[değiştir | kaynağı değiştir]

Tektonik, yer kabuğunu deforme eden iç güçleri ifade eder. Bu güçler, büyük ölçekli kabuk yükselmesi, yerel alçalma, eğim kazanma ve faylanma oluşturur. Akarsu vadilerini etkileyen tektoniğin kaydı, sekilerde ve güncel vadi tabanı dolgularında tutulur. Bölgesel veya yerel yükselmelerin olduğu yerlerde kanal eğimi artacağı için akarsuyun enerjisi ve sediman miktarı artar. Dolayısıyla faylanma ve yerel yükselme tarafından bozulan vadi eğimleri patertini etkileyebilir. Diğer taraftan, vadi tabanının yanal olarak eğim kazınması da kanal göçünü ve vadi sedimantasyonun paternini etkiler.

Kaide Seviyesinin Değişimi[değiştir | kaynağı değiştir]

Flüvyal sistemler için deniz seviyesi, aşındırmanın sona erdiği genel kaide seviyesini oluşturur. Bazı akarsular için kara içlerindeki göl ve bataklıklar, yerel kaide seviyesini oluşturur. Eger deniz seviyesi karaya göre alçalırsa, akım ve sediman hareketi için daha fazla enerji ortaya çıkar ve akarsu yatağında yarılma olur. Tersine kaide seviyesi yükselirse, enerji azalır ve kanalın aşağı kesiminde depolanma olur.(örn. Charlton, 2008)

İnsan Etkisi[değiştir | kaynağı değiştir]

Artan nüfus, tarımsal faaliyetler ve bitki örtüsü tahribine bağlı olarak akarsu havzalarında artan sediman üretimi flüvyal sistemlerde etkili olmuştur. 20 yy’ın ikinci yarısından itibaren akarsu üzerinde çok sayıda baraj yapılmıştır. Baraj yapımı nedeniyle, akarsuyun taşıdığı sediman miktarı çevrenin tahrip edilmesi nedeniyle artmaktadır. Akarsu yataklarından kum alınması, akarsuyun yatağının yeniden düzenlemesine neden olmaktadır. Teraslar; seki taraça diye de adlandırılmaktadırlar...[4]

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

  1. ^ [Monroe, J.S., Wicander, R., 2005. Fiziksel Jeoloji, Yeryuvarı’nın Araştırılması, Thomson Brooks/Cole. TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Çeviri Serisi No:1 Çev. Kadir Dirik, Mehmet Şener. 642 sf. ]
  2. ^ [Monroe, J.S., Wicander, R., 2005. Fiziksel Jeoloji, Yeryuvarı’nın Araştırılması, Thomson Brooks/Cole. TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Çeviri Serisi No:1 Çev. Kadir Dirik, Mehmet Şener. 642 sf. ]
  3. ^ [Erinç, S., 1982. Jeomorfoloji I. Genişletilmiş 3. Baskı. İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi Yayınları, No.2931, 736 sf. İstanbul.]
  4. ^ [Doğan, U. 2012. Akarsu (füvyal) süreçleri, sf: 281-306. “Kuvaterner Bilimi”. Editörler: Kazancı, N., Gürbüz, A., Ankara Üniversitesi Yayınları.]