İslam ve laiklik

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Şuraya atla: kullan, ara

İslam ve laikliğin uyumlu ve bir arada olabileceği konusu Müslüman ülkelerinde tartışılmış ve değişik İslami çoğunluğa sahip ülkeler değişik uygulamalar benimsemişlerdir. Bunlardan Türkiye gibi bazı ülkeler kesin laik uygulamaları, bazıları kısmen şeriat yasalarının uygulanmasını, bir kısmı da tamamıyla şeriatın uygulanmasını esas almışlardır.

İbni Rüşd, modern laikliğin öncüsü sayılır
Müslüman çoğunluğa sahip ülkelerde şeriat ve laiklik
  Şeriat devletleri
  Devlet dini
  Tanımlama yok
  Seküler/laik devletler

Terminoloji[değiştir | kaynağı değiştir]

Arapça'da ve Arapça konuşulan ülkelerde seküler/laik anlamında Dünyeviyye ve Almaniyye (alem'den türetilmiş) terimleri kullanılmaktadır.

Teori ve altyapı[değiştir | kaynağı değiştir]

Hristiyan Orta Çağ Avrupasında olduğu gibi Müslüman ülkelerinde de kaynağını Kur'an ve hadislerden alan dini otoriteler, koydukları kurallar, emir-komuta sistemi ve uygulamalarını dini bir üst makama dayandırarak meşruiyet aramışlar ve kendilerinin ve yasalarının toplumsal kabul ve itaat ile karşılanmasını amaçlamışlardır. Kullandıkları dini kavramlar, sıfatlar (halifelik) ve argümanlar kendilerinin sorgulanamaz ve yanlışlanamaz otoriteler olmasını sağlamıştır.

Şeriat anlayışı kendi gelişmesi içerisinde de bazı seküler metotlarla Kur'an ve sünnet (hadis)'ten oluşan birincil kaynaklarda genişlemeler ve değişimler sağlamıştır: Fer'i deliller denilen Kıyas, icma, İstihsân, İstishâb, İstislâh (Mesâlih-i Mürsele), Örf, Âdet ve Teâmül, Sedd-i Zerâyi; Şii teolojisinde: Akıl vd.

Erken dönem filozoflarından İbni Rüşd İslam dünyasında modern sekülerizmin öncüsü sayılmaktadır. Batınilik dinsel kalıpların esnetilmesi ve sekülerleşme açısından dikkat çekici bir fenomendir. Ayrıca aklı önceleyen Mutezile ve Hanefilik mezhepleri de laikleşmede öncü kabul edilebilecek akımlardır.

Selefi/Vahhabi akımlar İslam dünyasında sekülerizmi tekfirle suçlayan ve en katı şekilde reddeden eğilimlerdir.

Modern dünyada ise bu kavramlar sorgulanmaya başlanmış ve toplumlar dini otorite dışında birlikte yaşam kültürü ve yapısı (anayasa, yasalar) oluşturma yoluna gitmiştir. Muhammed Abduh İslam dünyasında halifenin dini kimliğine karşı çıkarak seküler düşüncenin önünü açmıştır. Bazı araştırmacılara göre Orta Çağ'dan beri İslam dünyasında seküler devletlerin bulunduğu, Mustafa Kemal Atatürk'ün laiklik ilkesinde Selçuklu sultanı Tuğrul Bey'den esinlendiği[1], Hasan Sabbah'ın İslam dünyasındaki ilk laik denemeyi yaptığı ifade edilmiştir.

Görüşler[değiştir | kaynağı değiştir]

Yaşar Nuri Öztürk Kur'an'ın laikliği yalnızca meşru görmediğini, bunu bizzat emrettiğini ifade etmiştir.[2] Fethullah Gülen laiklik ve demokrasiyi "Allah'ın bize bahşettiği bir nimet" olarak nitelendirmiştir.[3]

Karşıt görüşler

Hayrettin Karaman'a göre İslam hiçbir şekilde laiklik ile bağdaşmaz.[4]

Ayrıca bakınız[değiştir | kaynağı değiştir]

İleri okuma[değiştir | kaynağı değiştir]

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]