Hanif

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Atla: kullan, ara

Hanif (Arapça: حنيف) kelimesi tertemiz, arıduru, pak anlamlarına gelmektedir. Kur'an'da bu kelime insanın, Allah'ın yanı sıra başka bir güç ve hakikat kaynağı tanımadan, sadece bir olan Allah'ın yoluna en saf ve duru olarak kendisini teslim etmesi olarak tanımlanır[1]. Hanif, bir Kur'an kavramı olarak tanımlandığında 'evrenlerin tek hakimi olan yaratıcıya duru olarak inanıp güvenen' anlamı taşır. Böylece başka ilahların varlığını reddeden kişi aynı zamanda kendi kişiliğini bulmuş ve şeytanlardan korunmuş olur. Bu kelime Kuran'da Allah'ın peygamberleri içinde ilk olarak İbrahim için kullanılmış ve her şeyi yaratan bir yaratıcı inancının nasıl gerçekleştiğini onun şahsında net olarak özetler. Sadece bir olan Allah'a inanmak aynı zamandan diğer tanrıları kabul etmemeyi zorunlu kılar. Bu nedenle kaynaklara göre[2], Kur'an henüz insanlara ulaşmadan önce tek tanrı inancını taşıyan kişilere Arapça hanif adı verilirdi. Bu kişiler İbrahim peygamberin yolunda oldukları için bu isimle anılırlardı.

Saf ve duru (Hanif) olarak inanmak ve yaşamak ve bu şekilde tek olan Allah'a ve onun Kuran'da gösterdiği yolda yürümek yani yaşamaktır. Kuran'da bir olan Allah'ın yoluna saf ve duru olarak kendini adayan kişilere 'duru bir şekilde Allah'a teslimiyet gösteren' anlamında (hanifen müslima) denilmiştir[3]. Ayrıca Allah yolunda teslimiyet gösterene Müslüman denilir. Müslüman kelimesi, saf ve temiz (Hanif) kelimesiyle bu bakımdan yakınlık gösterir. Bir anlamda müslümanlık 'hakikatin kaynağı yalnızca bir olan Allah ve O'nun kitabıdır' demektir.

Saf ve duru yaşam tarzı "haniflik", Allah'a şirk koşmamak demektir. Hanif olmak aynı zamanda insan ya da Âdem soyuna Allah tarafından çizilen yaşam biçimidir. İslam kelimesi, Türkçe, "teslim olmak" demektir. İnsanoğlu tek yaratıcıya olan bu teslimiyeti, İbrahim peygamber gibi, aklını ve duygularını kullanarak elde etmiştir. Yaratıcıya teslim olmak yani inanmak, akıl ve duygu aracılığı ile ve büyük bir güvenle olur.

Kuran'da Hanif kelimesi[değiştir | kaynağı değiştir]

İbrahim ne Yahudi idi ne de Hıristiyan. Fakat o, hanif (Allah'ı bir tanıyan, hakka yönelen) bir müslümandı. Allah'a ortak koşanlardan da değildi. Âl-i İmrân; 67

Ben kendi varlığımı gökleri ve yeryüzünü var edenin varlığına (yüzüne) tertemiz olarak (hanifen) yönelttim. Kişileri veya eşyayı O´nunla eş tutanlardan değilim. En’âm; 79

"Sen kendi varlığını tertemiz olarak bu yola (dine) yönelt.

Allah'ın doğasına.
O bütün insanları yaratandır.
Allah'ın yaratışında değişme yoktur.
Doğru yol işte budur.
Fakat insanların çoğu bunu bilmezler." Rum; 30/30
"Din olarak kendi varlığını Allah'a teslim edenden daha iyi kim olabilir;
Ve o iyi bir kişiliktir.
Ve o kişi tertemiz olarak İbrahim'in yoluna uymaktadır.
Ve Allah, İbrahim'i kendisine dost edinmiştir." Nisa; 4/125

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

  1. ^ Rum: 30
  2. ^ İslam Ansiklopedisi TDV
  3. ^ Âl-i İmrân: 67