Sistemi meşrulaştırma teorisi

Vikipedi, özgür ansiklopedi

Sistemi meşrulaştırma kuramı, mevcut politik, sosyal ve ekonomik sistemlerin meşrulaştırılmasının ardında yatan psikolojik süreçleri açıklamaya çalışan bir sosyal psikoloji kuramıdır.

John Jost ve Mahzarin Banaji tarafından geliştirilmiştir. Temel olarak toplumdaki mevcut düzenlemelerin ve hiyerarşik yapılanmaların hem avantajlı hem de dezavantajlı grup üyeleri tarafından nasıl ve neden sürdürüldüğü sorularına cevap aramaktadır.[1]

Sistemi Meşrulaştırma Kuramı (SMK), çeşitli kuramlardaki kavramları entegre etme çabasının sonucunda ortaya çıkmıştır. Özellikle şu dört kuramın kavramlarını içerir: sosyal kimlik kuramı, sosyal baskınlık kuramı, adil dünya inancı kuramı, Marksist feminizm ideoloji kuramları.

Sistemi meşrulaştırma kuramı ile, önceki kuramların açıklayamadığı dış grup tarafgirliği ve statükonun rasyonelleştirilmesi gibi bazı psikolojik süreçlere açıklık getirilmiştir [2].

Meşrulaştırma motivasyonları[değiştir | kaynağı değiştir]

SMK'da meşrulaştırma motivasyonları üçe ayrılarak incelenir: egoyu meşrulaştırma, grubu meşrulaştırma ve sistemi meşrulaştırma olmak üzere üç farklı meşrulaştırma motivasyonu. Bireylerin olumlu bir benlik algısı oluşturmak için kendi davranışlarını geçerli ve meşru algılamaları eğilimi egoyu meşrulaştırma motivasyonu olarak, kimliklerinin önemli parçası olan grup üyeliklerini geçerli ve meşru algılamları grubu meşrulaştırma motivasyonu olarak, statükoyu kişilerin geçerli, meşru ve haklı görme ihtiyacı ise sistemi meşrulaştırma motivasyonu olarak tanımlanır [2].

Sistemi meşrulaştırmanın nedenleri[değiştir | kaynağı değiştir]

SMK’ya göre bireyler, bir sosyal sistemdeki mevcut düzenlemeler kendilerinin ve de üyesi oldukları grubun aleyhinde olsa bile onu meşru olarak algılar. Üye oldukları grup avantajlı bir grup da olsa, dezavantajlı bir grup da olsa, grup üyeleri içinde bulundukları sistemi koruma, meşrulaştırma ve devamlılığına katkı sağlama eğilimindedir. Sistemlerin meşrulaştırılması, mevcut sosyal düzenlemelerin korunmasına ve devamlılığına yol açmaktadır.

Bireylerin kendi aleyhindeki mevcut politik, sosyal ve ekonomik düzenlemeleri meşru ve adil olarak algılamalarının nedenleri, kişiler üzerinde sağladığı olumlu etkileridir [3]. Sistemi meşrulaştırma eğiliminin en önemli işlevi, hem avantajlı hem de dezavantajlı grup üyelerinin yaşayabileceği çeşitli olumsuz duyguları hafifletmesidir. Buna sistemi meşrulaştırmanın hafifletici fonksiyonu denilmektedir. Sistemi meşrulaştırma, avantajlı grup üyelerinde suçluluk duygusunun; dezavantajlı grup üyelerinde huzursuzluğun hafiflemesine katkı sağlar. Bireyler sistemi meşrulaştırma eğilimleri sayesinde mevcut durumdan daha az rahatsız olmakta ve adaletsiz bir dünyada yaşamanın yol açacağı adaletsizlik ve suçluluk duygularıyla daha iyi baş edebilmektedirler [2].

Avantajlı ve dezavantajlı gruplarda meşrulaştırma motivasyonları[değiştir | kaynağı değiştir]

SMK'da egoyu, grubu ve sistemi meşrulaştırma motivasyonlarının avantajlı ve dezavantajlı grupları üyeleri için farklı farklı olduğu iddia edilir. Sistemi meşrulaştırma, avantajlı grup üyelerinin kendi çıkarlarına hizmet eder, bu nedenle avantajlı grupların üyeleri için üç tür meşrulaştırma motivasyonu (egoyu, grubu ve sistemi meşrulaştırma motivasyonları) birbiri ile uyumludur. Fakat dezavantajlı grup üyeleri için egoyu ve grubu meşrulaştırma motivasyonu, sistemi meşrulaştırma motivasyonu ile çatışır zira mevcut politik, sosyal ve ekonomik düzenlemelerin adil ve meşru görülmesi dezavantajlı grup üyelerinin kişisel ve grup çıkarlarına hizmet etmez. Dezavantajlı grup üyelerinin sistemi meşrulaştırma güdüsü genelde egoyu ve grubu meşrulaştırma güdülerinden yüksektir. Egoyu ve grubu meşrulaştırma güdülerinin sistemi meşrulaştırma güdülerinden daha yüksek düzeyde olması halinde, bu grup üyelerinin toplumsal eyleme yönelmeleri olası hale gelmektedir.

Tamamlayıcı stereotipler[değiştir | kaynağı değiştir]

Kurama göre iyi özelliklerin tamamı avantajlı grupla, kötü özelliklerin tamamı dezavantajlı grupla ilişkilendirilmez. Tamamlayıcı stereotipler toplumdaki iyi ve istenilir özelliklerin tek bir grubun elinde olmadığı algısını oluşturarak sistemin meşrulaştırılmasına katkı sağlamaktadır. “Fakir ama mutlu” ve “zengin ama yalancı” ifadelerinde olduğu gibi her iki gruba da hem olumlu hem olumsuz özelliklerin atfedilmesi tamamlayıcı stereotiplerin örneklerindendir [4].

Tamamlayıcı stereotipler toplumda olumlu ve olumsuz özelliklerin adil bir şekilde dağıldığı inancının artmasına ve gruplar arasındaki eşitsizlik algısının azalmasına katkı sağlar [5]. Bireyler, avantajlı ve dezavantajlı grupları tamamlayıcı olmayan stereotipler (fakir ve mutsuz, zengin ve dürüst) ile değerlendirdikleri takdirde ise sistemin meşruluğu algısı tehlikeye düşer [4].

Sistemi meşrulaştırma kuramının başlıca kavramları[değiştir | kaynağı değiştir]

İç grup ve dış grup yanlılıkları[değiştir | kaynağı değiştir]

İç grup yanlılığı kişilerin üyesi oldukları sosyal grupları dış gruplardan daha pozitif algılaması iken; dış grup yanlılığı dış grup üyelerini olumlu algılama ve toplumsal eşitsizlikleri içselleştirme eğilimini ifade etmektedir [6]. Sistemi meşrulaştırma eğilimlerinin toplum içindeki avantajlı grup üyelerince benimsenmesi iç grup yanlılığının artmasına, dezavantajlı grup üyelerince benimsenmesi ise dış grup yanlılığının artmasına neden olmaktadır [7]. SMK’ye göre avantajlı konumda olan grup üyelerinin iç grup yanlılığı, dezavantajlı konumda olan grup üyelerinin ise dış grup yanlılığı yüksektir. Bireylerin gruplar arası eşitsizliği meşru görme eğilimleri dezavantajlı grup üyelerinin kendi düşük statülerini kabul etmelerine, içselleştirmelerine ve sürdürmelerine yol açmaktadır.

Baskılanmış hak etmişlik[değiştir | kaynağı değiştir]

Bu kavram alt konumdaki grup üyelerinin gösterdikleri emek karşısında diğer gruplardan daha az kazanç hak ettikleri algısını ifade etmektedir. SMK'ya göre baskılanmış hak etmişlik duygusu dezavantajlı grup üyelerinin gruplar arası eşitsizlikleri ve adaletsiz sosyal düzenlemeleri meşrulaştırmasının bir yoludur [2]. Baskılanmış hak etmişlik duygusu kavramının ele alındığı çalışmalar genellikle cinsiyet eşitsizliği ile ilgilidir. Araştırmalara göre baskılanmış hak etmişlik, cinsiyet eşitsizliğinin kadınlar tarafından içselleştirilmesi biçiminde ortaya çıkar. Kadınların erkeklerle aynı işi yaptıklarında kendi performanslarını erkeklerinden daha değersiz görmeleri baskılanmış hak etmişliğin örneklerindendir [8].

Sistemi meşrulaştırmanın sonuçları[değiştir | kaynağı değiştir]

Bireylerin sistemi meşrulaştırma eğilimlerinin diğer psikolojik fenomenlerle ilişkisini inceleyen birçok çalışma mevcuttur. Sosyal baskınlık yönelimi, cinsiyetçi tutumlar ve kendini nesneleştirme gibi süreçler bu psikolojik fenomenlerden bazılarıdır.

Sosyal baskınlık yönelimi[değiştir | kaynağı değiştir]

Sistemi meşrulaştırma eğilimleri ve sosyal baskınlık yönelimi arasındaki ilişkinin incelendiği bir çalışma [9] Amerika ve İtalya'da yaşayan katılımcılarla yapılmıştır. Araştırma sonucunda bireylerin sahip olduğu sosyal baskınlık düzeyleri sistemi meşrulaştırma eğilimleri ile ilişkili bulunmuştur. Düşük statülü grup üyelerinden sosyal baskınlık yönelimi düşük olan bireylerin gruplar arası eşitsizliklere ve mevcut statükoya karşı durduğu bulunmuştur. Sosyal baskınlık düzeyi yüksek olanların ise sistemin meşrulaştırılması için çaba sarf ettikleri görülmüştür.

Cinsiyetçilik[değiştir | kaynağı değiştir]

Çelişik Duygulu Cinsiyetçilik Teorisinin ileri sürdüğü kavramlardan biri olan korumacı cinsiyetçilik, SMK'ya göre cinsiyet eşitsizliklerinin meşrulaştırılmasına hizmet eden bir ideolojidir. Korumacı cinsiyetçilik ve yaşam tatmini arasındaki ilişkinin incelendiği bir araştırmada [10] bu ilişkide sistemi meşrulaştırma eğilimlerinin aracı rolü incelenmiştir. Burada hem kadın ve erkekler katılımcılarda korumacı cinsiyetçilik ve yaşam tatmini arasındaki ilişkide sistemi meşrulaştırma düzeyinin aracılığı rolü olduğu görülmüştür. Korumacı cinsiyetçilik ile bir taraftan kadınların saf ve sevecen oldukları ifade edilirken diğer taraftan zayıf ve korunması gereken kişiler oldukları örtük biçimde belirtilmektedir. Böylece kadınların davranışlarının erkeklerin kontrolü altında olması meşrulaştırılmaktadır.

Kendini nesneleştirme[değiştir | kaynağı değiştir]

Cinsiyetler arasındaki ilişkilerde sistemin meşrulaştırma ile ilişkili olan başka bir kavram kendini nesneleştirmedir. Sistemi meşrulaştırma, kendini nesneleştirme ve sosyal değişim arasındaki ilişkinin incelendiği çalışmada [11] kendini nesneleştirmenin sistemi meşrulaştırmanın bir yolu olduğu görülmüştür.

Ayrıca bakınız[değiştir | kaynağı değiştir]

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

  1. ^ Jost, J. T., & Banaji, M. R. (1994). The role of stereotyping in system-justification and the production of false consciousness. British Journal of Social Psychology, 33, 1–27.
  2. ^ a b c d Jost, J. T., & Hunyady, O. (2002). The psychology of system justification and the palliative function of ideology. European Review of Social Psychology, 13, 111–153
  3. ^ Jost, J. T., & Hunyady, O. (2005). Antecedents and consequences of system- justifying ideologies. Current Directions in Psychological Science, 14, 260– 265.
  4. ^ a b Kay, A. C. & Jost, J. T. (2003). Complementary justice: Effects of “Poor but Happy”and “Poor but Honest” stereotype exemplars on system justification and ımplicit activation of the justice motive. Journal of Personality and Social Psychology, 85(5), 823-837.
  5. ^ Blasi, G., & Jost, J. T. (2006). System justification theory and research: Implications for law, legal advocacy, and social justice. California Law Review, 94(4), 1119-1168.
  6. ^ Jost , J. T., Banaji, M. R. & Nosek, B. A. (2004). A decade of system justification theory: Accumulated evidence of conscious and unconscious bolstering of the status quo. Department of Psychology, University of Virginia Political Psychology, 25, 6.
  7. ^ Jost, J. T., Burgess, D., & Mosso, C. (2001). Conflicts of legitimation among self, group, and system:The integrative potential of system justification theory. In J. T. Jost & B. Major (Eds.), The psychology of legitimacy: Emerging perspectives on ideology, justice, and intergroup relations (pp. 363–388). New York: Cambridge University Press.
  8. ^ Jost, J. T. (1997). An experimental replication of the depressed entitlement effect among women. Psychology of Women Quarterly, 21, 387–393.
  9. ^ Overbeck, J., Jost, J. T., Mosso, C. ve Flizik, A. (2004). Resistant vs. acquiescent responsesto group inferiority as a function of social dominance orientation in the USA and Italy. Group Processes and Intergroup Relations, 7(1), 35– 54.
  10. ^ Connelly, K., & Heesacker, M. (2012). Why is benevolent sexism appealing?: Associations with system justification and life satisfaction. Psychology of Women Quarterly, 36(4), 432-443.
  11. ^ Calogero, R. M. (2013). Objects don’t object: Evidence that self-objectification disrupts women's social activism. Psychological Science, 24(3), 312-318.