Siyasal sinema

Vikipedi, özgür ansiklopedi
(Politik sinema sayfasından yönlendirildi)
Şuraya atla: kullan, ara

Politik sinema ya da siyasal sinema, din, devlet, siyaset, birey başta olmak üzere bütün siyasi kavramları kullanır. Birçok filmde devletin işleyişi, bireyin devletle karşı karşıya gelmesi, ahlaki sorunlar, askerlik ve savaş, vatanseverlik, devlet içinde devlet, terör, totaliterlik, bağımsızlık mücadelesi işlenmiştir.

SİYASAL SİNEMA[değiştir | kaynağı değiştir]

Her görüntü olgusu gibi, sinemanın da, siyasal olayın sununumunda kendine özgü bir rol üstlenmiş bulunmaktadır. Bu rolünü yerine getirirken sinema, sanatsal bir sunumun üstünlüğü içinde, siyasal iletişime değişik bir görünüm kazandırmaktadır. Özellikle, izleyiciler ile birlikte olma, güçlü bir aracılığının ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bu ise, izleyicilerin aktörlerin üstlendikleri rolde kendilerini bulma, kendilerini aktörün yerine koyma, onunla bütünleşme sonucunu doğurmaktadır .

Kamusal alanda gelişen diğer görüntü olgularında olduğu gibi, burada da bir ortaklık söz konusudur. Bu biçimde, toplumsallaşmanın oluşmuş kökenini sinema, bir kez daha yeni baştan kurmaktadır. Günümüzde sinema sunumu geleneksel bir konuma gelmiş durumdadır. Toplumsal yaşamın geleneksel ilginç olayları seçilmekte, filimlere konu yapılmaktadır. Özellikle bu olayların her birine tüm toplumu yakından ilgilendiren bir nitelik yüklenmiş olması, onun giderek toplumlaşmasına neden olmaktadır. Bunun sonucu olarak, gösterime giren her film de, seyircilerinin kamusal bir topluluk oluşturmalarına önemli katkıda bulunmaktadır.

Necdet Ekinci'ye göre; "Olaya bu biçimde yaklaşınca sinema, yalnızca belli sayıdaki görüntünün seyirciye sunumu değildir. Aynı zamanda, kamusal alanda, sanatsal sinema ile, ortak bir toplumsallaşmanın yeniden kurulması demektir . Sinema, toplumsal olaylara yönelmesiyle birlikte, ister istemez siyaset ile karşı karşıya kalmıştır. İşte sinema, siyasal olayları kamerasından beyaz perdeye yansıtmaya başlamasıyla birlikte, siyasal sinema da doğmuştur ." Siyasal sinema, siyasal olayları, beyaz perdeye aktarma konusunda çeşitli aracı yöntemlerden yararlanmaktadır. Bu yöntemler siyasetin sunumunda amaç değil, araç olarak belirlenmiştir. Siyasal sinemanın kullandığı bu yöntemleri Bernard Lamizet tarihsel, belgesel ve ideoloji olarak üç katagoride toplamıştır.

1. Tarihsel sinema

Tarihsel sinema, siyasal olayı, zaman içinde ele alarak, günümüzden uzak bir görüşün çifte aralığında, olayın yaşanıp, yaşanmamışlılığı yerine, toplumsal bağlılık ve bilimselliği öne çıkararak, sahneye uyarlayan bir olgudur. Tarihsel filimler, iktidar uygulamasını bulundukları dönemlerle özdeşleşmiş aktörlerle birlikte sahneye taşımaktadır. Tarihsel sinemada siyasal bir olaya, sunumun mantıksallığının ağır bastığı bir uyarlama anlayışı egemendir. Çoğu kez de kişi ve olaylar gereğinden fazla yüceleştirilmek suretiyle, konuya kendine özgü birçok anlatım olgusu da yüklenmektedir. Tarihsel sinemada, sanatsal yüceliştirme siyasal duruma yansımakta, filmin yapımına özellikle siyasal olaya damgasını vurmaktadır. Tarihsel sinemanın bu özelliği, özenle hazırlanıp, karmaşık bir durum sergileyen siyasal söylem ve anlatıma yansımakta, filmin geneline yayılarak, seyirciyi düşünmeye itmektedir. Bu duruma, siyasal mutlakiyetçiliği eleştirel bir yaklaşım içinde sunan, Abel Gance’ ın 1960 yapımı Austerlitz savaşını konu alan, « Austerlitz » filmi iyi bir örnek oluşturmaktadır. Ayrıca filmde Napoleon’un iktidarının bir analizinin yapılmaktadır. Yönetmenliğini William Wyler’ in 1959 yaptığı, sinema tarihinin en pahalı yapımları arasında kabul edilen Hristiyan Yahudi çatışmasını, tarihin derinlerinden beyaz perdeye yansıtan “Ben Hur” filmi de siyasal söylem ve konu karmaşasında bir başka örneği oluşturmaktadır. Zamanımıza daha yakın yapımlardan biri olan, Eric Rohmer’ in 2001 yapımı « L’Anglaise et Le Duc » ( İngiliz Bayan ve Duc) filmini unutmamak gerekir. Bu film, siyasal boyutu çift yanlı bir ayrıma sokmakta, önce, Marie Anoinette’ in aristokrat İngliz dostlarından birini Büyük Fransız Devrimi ve dekoru açısından ele almakta, daha sonra, tarihsel bir mantıksallık içinde bu sınıfsal ilişkiyi değerlendirmektedir. Tarihsel sinema, filmin konusu ve siyasal anlatımlar içinde izeleyici ile siyasal bağlılığı karşıkarşıya getirip, özdeşleştirmekte, bu biçimde onlara siyasal bir bilinci aşılamaya çalışmaktadır.

2. İdeolojik Sinema

İdeolojik sinemada daha farklı bir düzen vardır. O, propagandanın sanatsallığına dayanmaktadır. Simgesel uygulama ile toplumsal eylemi beyaz perdede buluşturmuştur. İdeolojik sinema, izleyiciyi bir kamusal topluluğa dönüştürmekte, filmin içindeki siyasal olgu ve kahramanlarla, her bir izleyicinin özdeşleşmesini sağlamaktadır.

Tarihsel sinema alanında, simgesel kimliğin sanatsal bir niteliğin ağır bas¬masına karşılık, ideolojik sinemada, filmin ilk başından yükümlülük altına girmiş bir topluluğun bulunması, izleyicileri yönünden kurgunlanmış bir yükümlülük çeşidini oluşturması nedeniyle, tümüyle siyasal özelliğe dönüşmektedir.

2006 gösterime girmiş, Shane Meadows yapımı “This is England” Türkçe tanıtımı “Faşizme Karşı Muhalif Ruh” filmi, ideolojik sinemaya örnek olarak vermek mümkündür. Film 1983 yılının toplumsal ve siyasal olaylarını, Fakland savaşı, dazlaklar ve yabancı düşmanlığı ögüsü içinde beyaz perdeye taşımaktadır.

Bunun yanında Ken Laoch’ın 1998 yapımı « Benim Adım Joe » filmi yanında 2001 yapımı « Denizciler » ile, Mark Herman’ın 1997 yapımı « Üstatlar » filmleri ideolojik sinemaya seçkin birer örnek oluşturmaktadır.

İdeolojik sinema, sanatsal yükümlülük ve sunum içinde yakaladığı olayları beyaz perdeye taşırken, bu olaylar üzerinden kendine özgü siyasal söylemler ya¬ratmakta, bu söylemlerde filmin aktörlerinin izleyci ile özdeşleşmelerini sağlamaktadır. İdeolojik sinema, bu biçimde, siyasal kimliğin üç çeşidini buluşturmaktadır. Bunlar ; Yapımcının siyasal kimliği ile, filimdeki kişilerin ve izleyicinin siyasal kimliğidir.

3. Belgesel Sinema

Belgesel sinema, biraz daha belli bir düzene sahiptir. Belgesel sinemada, bir yandan, siyasal bir olayın filmin sunumuna uygun analizi, veya siyasal bir kişiliğin bağlılığı etrafında bir merkezileşme, öte yandan da bir siyasal gerçekliğin ortaya konması ve araştırılması doğrultusunda bir uygulama sözkonusudur.

Bunun yanında, kurulan anlatım, durum sanatsallıktan uzaklaşmış değildir. Filmin kendini kanıtlaması, uygulamaya konu olan araştırmayı izleyicilerin uygun bulmasına bağlıdır.

Burada, yine Ken Loach’ ın Nikaragua’ nın durumunu ve İngiltere’deki ekonomiyi siyasal bir durumu görünümde simgleyen, onu bir kişide belgeleyen, 1996 yapımı « Karla’nın Şarkısı » ile bir 2007 Türk yapımı, Biket İlhan’ ın yönetmenliğinde tamamlanan, dünyaca ünlü Türk şairi Nazım Hikmet’ in yaşamından Bursa Hapishanesi yıllarını konu alan, komünizm ve insanlık ideallerinin bir kişilikte işlenip simgelendiği “ Mavi Gözlü Dev” filimleri, önde gelen belgeseller arasında sayılabilir.

Zaten belgesel bir filme özellik veren, siyasal bir durumun filmde, bir kişinin bakış açısıyla, yine bir kişinin aracılıyla toplumsal bir bağlılığın kurulması ve onun nesnelliğinde vurgulanmış olmasıdır.

KAYNAKÇA[değiştir | kaynağı değiştir]

NECDET EKİNCİ: Siyasal İletişime Giriş* Kırgızistan-Türkiye Manas üniversitesi Yayın. ISBN: 978-9967-24-875-5, Bişkek, 2009.

BERNARD LAMİZET:CommunicationPolitique;Institut d’Etudes Politique de Lyon ( Les notes des cours inédites) Lyon, 2003.

DUGLAS KELLNER: Politik Kamera / Çağdaş Hollywood Sinemasının İdeolojisi ve Politikası;Çeviren Elif Özsayar, Ayrıntı Yayınları, İstanbul, 1997.