Robert Gascoyne-Cecil, 3. Salisbury Markisi

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Atla: kullan, ara
Robert Arthur Talbot Gascoyne-Cecil
Birleşik Krallık Başbakanı
Görev süresi
25 Haziran 1895 – 11 Temmuz 1902
Hükümdar Victoria
VII. Edward
Yerine geldiği Archibald Primrose
Yerine gelen Arthur Balfour
Görev süresi
25 Temmuz 1886 – 11 Ağustos 1892
Hükümdar Victoria
Yerine geldiği William Ewart Gladstone
Yerine gelen William Ewart Gladstone
Görev süresi
23 Haziran 1885 – 28 Ocak 1886
Hükümdar Victoria
Yerine geldiği William Ewart Gladstone
Yerine gelen William Ewart Gladstone
Kişi bilgileri
Doğum 3 Şubat 1830
Hatfield, Hertfordshire, Birleşik Krallık
Ölüm 22 Ağustos 1903 (73 yaşında)
Hatfield, Hertfordshire, Birleşik Krallık
Partisi Muhafazakâr Parti
Eşi Georgina Alderson
Bitirdiği okul Christ Church, Oxford
Dini İngiltere Kilisesi
İmzası

Robert Arthur Talbot Gascoyne-Cecil, 3. Salisbury Markisi, Salisbury Kontu, Cranborne Vikontu, Essendon Baronu (d. 3 Şubat 1830, Hatfield, Hertfordshire, Birleşik Krallık - ö. 22 Ağustos 1903, Hatfield, Hertfordshire, Birleşik Krallık), Büyük Britanya İmparatorluğu'nun genişleme döneminde üç kez başbakanlık (1885-86, 1886-92, 1895-1902) yapan Muhafazakâr siyaset adamı.


Yaşamı[değiştir | kaynağı değiştir]

Varlıklı bir ailenin ikinci oğluydu. Mutsuz ve yalnız bir çocukluk geçirdi. Annesini 10 yaşında yitirdikten sonra Eton College'a gönderildi; 15 yaşına gelince okuldan alınarak özel öğretmenlerce eğitildi.

Siyasi Kariyeri[değiştir | kaynağı değiştir]

1853'te Stamford'u temsil etmek üzere Avam Kamarası'na seçildi. Temmuz 1866'da, Derby hükümetinde Hindistan'dan sorumlu devlet bakanı oldu. Muhafazakâr hükümet içinde parlamento reformu konusunda çıkan anlaşmazlıktan dolayı Mart 1867'de bu görevinden istifa etti. Muhafazakârların yeni lideri Benjamin Disraeli'ye karşı muhalif bir tutum takındığı bu dönemde Saturday Review ve Quarterly Review'da sık sık siyasal yazıları çıktı. Ayrıca bilimle, özellikle botanik, elektrik ve magnetizmayla ilgilendi.

Şubat 1874'te Disraeli hükümetinde Hindistan'dan sorumlu devlet bakanı olarak yer aldı ve Disraeli'ye yakınlık duymaya başladı. 1877'de Tersane Konferansı'na tam yetkili delege olarak gönderildi. Önceleri Rusya'ya karşı ılımlı davrandı, Salisbury ile Rus temsilcisi Nikolay İgnatyev'in “uyum içinde” hazırladıkları program, Osmanlı Devleti’nin bağımsızlığını hiçe saydığından konferans bir çözümü değil, çözümsüzlüğü getirdi. Sonuçta bu çözümsüzlük Rusya’nın Osmanlı İmparatorluğ u’na karşı Avrupa devletleri adına “Hıristiyanları Osmanlı esaretinden kurtarmak” amacıyla tek başına harekete geçmesine ve Osmanlı Devleti ile 1877 Nisanında bir savaşta başbaşa kalmasına zemin hazırladı.[1]

Ama 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı'nda Ruslar'ın kazandıkları başarılar ve Ayastefanos Antlaşması üzerine Çara karşı tutumunu sertleştirdi. Nisan 1878'de Lord Derby'nin yerine dışişleri bakanlığına getirildi. Bu sırada Balkanlar ve Osmanlı Devleti'nin denetimi konusunda Britanya ve Rusya savaşın eşiğine kadar gelmiş bulunuyordu. İnce bir diplomasiyle Rusların Berlin Kongresi'nde (Haziran-Temmuz 1878) görüşme masasına oturmasını sağladı. Dikkatli ve sabırlı politikalarla önemli ödünler elde etti. Bu başarısından dolayı Disraeli ile birlikte Kraliçe Victoria'dan "Order of the Garter" nişanını aldı.

Disraeli'nin ölümünden (1881) sonra tartışmasız ardılı olarak yerine geçti ve Lordlar Kamarası'ndaki Muhafazakâr muhalefetin liderliğini üstlendi. Haziran 1885-Ocak 1886 arasındaki kısa süreli Muhafazakâr hükümette başbakanlık yaptı. Bu görevdeyken uluslararası alanda güç bir durumla karşılaştı: iki Bulgar prensliği, antlaşmalara aykırı olarak birleşmişti. Salisbury, tüm Avrupa'nın muhalefetine karşın, diplomaside parlak bir başarı sağlayarak Bulgar davasını savundu. Ayrıca, Yukarı Birmanya'nın ilhakını gerçekleştirdi. İrlanda'da ulusçuluk akımıyla savaştı. Liberal Parti'nin 1886'daki kısa iktidar döneminden sonra, İrlanda'ya yönetsel özerklik verilmesi konusunda karşı çıktığı Liberal William Ewart Gladstone'u üç seçimde yenilgiye uğratmayı başardı. Yeniden başbakan ve dışişleri bakanı olarak iktidara geldi.

Büyük bunalımlara ve çekişmelere karşın, Avrupa'nın büyük devletleriyle çatışmadan kaçınan bir politika izledi. Britanya'yı ateşli savunucusu olduğu "görkemli yalnızlığı" içinde tutarak, Avrupa'da, başta Üçlü İttifak'ın devletleri (1887'de, İtalya ve Avusturya ile Akdeniz antlaşmaları) olmak üzere birçok devletle ilişkiler kurdu. Ama bakanlarına geniş hareket serbestliği tanıdığından zaman zaman denetimi elinden kaçırdı. Joseph Chamberlain'ın sömürgeler bakanlığı sırasında patlak veren Güney Afrika Savaşı'nın (1899-1902) bir nedeni de bu denetimin zayıflığıydı.

Salisbury'nin ikinci başbakanlığında (1886-92) öne çıkan Afrika'nın paylaşımı konusu, Britanya ile Fransa arasında 1898'e değin süren ciddi bir çatışmaya temel oluşturdu. Bu çatışma Fransa'nın Faşoda Olayı'ndan sonra Nil üzerinde Britanya egemenliğini kabul etmesiyle son buldu. Britanya'nın sömürgeci çıkarlarını savunmada son derece kararlı olan Salisbury, "geri" ırkların gelişmesi için bir Avrupa yönetimi dönemini zorunlu gören emperyalist bir yaklaşımı temel aldı. Bu doğrultuda Sudan'da (1896-99) ve başka yerlerde zora başvurmaktan kaçınmadı. 1888'de Kenya ve Uganda'nın sömürgeleştirilmesi için British East Africa Company kuruldu, 1890'da Zanzibar'ı ele geçirildi ve Nijerya'daki Britanya toprakları genişletildi. Britanya Sömürge İmparatorluğunu, Afrika'da olduğu kadar Ortadoğu'da da (Kıbrıs ve Mısır) geliştirdi. Bu bölgede, 1887'deki bir anlaşma önerisinin Osmanlı Devleti tarafından kabul edilmemesi, Londra hükümetinin serbestçe hareket etmesine olanak sağladı. Öte yandan Osmanlı Devleti'ne karşı müdahaleci bir tutum takındı.[2]

Büyük devletlerin ittifaklar içinde gruplaştığı bu dönemde Britanya'yı bu grupların dışında tutarak bir denge unsuru olarak kalmasını sağladı. Demokratik kamuoyunun herhangi bir savaşa girmeyi kabul etmeyeceğini düşünerek ittifak bağlantılarını gereksiz ve tehlikeli gördü. Dolayısıyla Chamberlain'ın Almanya ile yakınlaşma politikasına (1898-1901) destek vermedi. Son başbakanlığı döneminde, yaşlılığı ve sağlığının bozulması nedeniyle 1900'de dışişleri bakanlığını bırakmak zorunda kaldı. Bu görevi üstlenen Lord Lansdowne'un Ocak 1902'de Japonya'yla bir ittifak antlaşması yapması, dış politikada belirgin bir değişimi başlattı.

Salisbury, Güney Afrika bunalımında uzlaşmacı bir tavır takındı; sonuna kadar, savaştan kaçınabileceğini umdu; ama, Milner'i desteklemesi ve Paul Kruger'in sertliği, savaşı kaçınılmaz hale getirdi (1899-1902). Patlak veren savaşı, barışla sonuçlandırmak ve siyasl hayattan çekilmek için kararlılıkla savundu.

Aristokrat başbakanlar geleneğinin son temsilcisi olan Salisbury, usta diplomatik manevralarla Britanya'nın dış politika çıkarlarını koruyan gerçekçi ve açık görüşlü bir devlet adamı olarak kabul edilir.


Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]