Leylâ ile Mecnun

Vikipedi, özgür ansiklopedi
(Leyla ile Mecnun sayfasından yönlendirildi)
Atla: kullan, ara
Hkâyenin Nizami uyarlamasından bir sahne. Leylâ ile Mecdız ölümlerinden önce son defa bir araya gelir. İkisi de bayılmıştır; yabani hayvanlar çifti davetsiz misafirlerden korurken, Mecdız'ın yaşlı kulağı da Leylâ'yı ayıltmaya çalışır. On altıncı yüzyılın sonlarında yapılmış bir çizim.
Mecnun, el değmemiş bölgede

Leylâ ile Mecnun (Arapça مجنون ليلىLeylâ ile Mecnun), Arap efsanesine dayanan klasik aşk hikâyesidir.

Nizami (Azerice: Nizami Gəncəvi Nizāmī Gencevī) başta olmak üzere birçok kişi tarafından işlenmiş olan konuyu Fuzulî, 1535 yılında mesnevî türünde kaleme almıştır. Mesnevî tarzına ve Türk diline yenilik getirmiştir.

Bu hikâyenin konusu kısaca şöyledir: Leyla ve Kays (Mecnun’un asıl adı) ilkokul yıllarında birbirlerine âşık olmuşlardır. Kısa zamanda her yere yayılan bu aşkı duyan annesi Leyla’yı okuldan alır ve Kays’la görüşmesini yasaklar. Ayrılık ıstırabıyla mahvolan Kays halk arasında Arapçada "deli" anlamına gelen "Mecnun" diye anılmaya başlar. Bu sevda yüzünden çöllere düşen Mecnun’a birçok kişi Leyla’yı unutmasını söyler; ancak onun için kainat artık Leyla’dan ibarettir ve hiçbir şekilde bu aşktan vazgeçmez. Hatta dedesi onu bu dertten kurtulmak üzere Allah’a yakarması için Kabe’ye götürür; ama o tam tersine derdinin artması için dua eder. Hem Leyla’nın hem Mecnun’un halleri gittikçe perişanlaşmaktadır. Başkasıyla nikahlandırılan Leyla, kocasından kendisini uzak tutmak için bir hikâye uydurur ve bir süre sonra adam ölür. Bu sırada Mecnun çöldedir ve aşkın bin bir türlü cefasıyla yoğrulmaktadır. Dünyayla bütün bağlantısı kesilir ve sadece ruhuyla yaşar hale gelir. Leyla’nın vücudu da dahil olmak üzere bütün maddi varlıklarla ilişkisi bitmiştir. Birgün Leyla çölde onu bulur ama Mecnun onu tanımaz ve “Leyla benim içimdedir, sen kimsin?” der. Leyla, Mecnunun ulaştığı mertebeyi anlar ve evine geri döner ve üzerinden fazla zaman geçmeden Leyla hayata gözlerini yumar. Mecnun, onun mezarına uzanır ve canından can gitmiş gibi hıçkıra hıçkıra ağlar. Yaradana feryat figan dualar ederek canını almasını, kendisini Leyla'sına kavuşturmasını ister. Duası kabul olur, göklerin gürlemesiyle birlikte Leyla'sına kavuşur âşıklar âşığı Mecnun ...

Bu hikâyenin sonunda; seven ve sevilen bir olmuşlardır. Âşık kendini madde dünyasından tamamen soyutlamayı başarmış ve sevdiğine ulaşmıştır. Bu noktadan sonra seven ve sevilen diye iki farklı kişiden bahsetmekte yanlıştır; ruhlar ilahi visal(ilahi kavuşmaya)e ulaşmışlardır. Bu yüzden artık Mecnun sevdiğini kendinden dışarıda aramamaktadır, bu dünyayı onun yeri kabul etmemektedir. Bu mesnevide Fuzuli, dünyevi aşkı bir basamak olarak kullanıp onun üstünden maddeden ayrılıp tamamen ruha ait olan ilahi aşkı anlatır.

Efsanenin hikâyeye dönüşmesi[değiştir | kaynağı değiştir]

Edebiyatında 10. yüzyılda çok yaygın bir hale gelmiş, Mecnun’a ait olduğu söylenen şiirlerin arasına nesirler de eklenerek hikâye haline getirilmiştir. Bu konu daha sonra Fars ve Türk edebiyatlarında da işlenmiştir. Bunların arasında en ünlüsü Fuzuli’nin 1535′te yazdığı Leylâ vü Mecnûn adlı mesnevisidir. Fuzûli, Leylâ ile Mecnûn Mesnevisi’ni istek üzerine yazmıştır. Kanuni Sultan Süleyman Bağdat şehrini ele ge­çirdikten sonra burada toplanan bilim ve sanat adamları, Fuzûli’den, bu türde bir eser yazmalarını istemişler, bunu bir çeşit sınanma sayan Fuzûli de 1535 yılında eserini tamamlayıp Bağdat valisi Süleymani Paşa’ya sunmuştur.

Efsane'nin Farklılaşması[değiştir | kaynağı değiştir]

Efsane ile ilgili Fuzuli'nin yazdığından farklı şekilde hikayelerde bulunmaktadır.Emir Hüsrev-i Dehlevi'nin Hamse'sindeki Leyla ile Mecnun'da. Mecnun bir Hint prensi Leyla ise Nevfel'in kızıdır. Diğer versiyonlarda daha başka yakıştırma tanımlar vardır. Cami, Heft Evreng'inde bu konuya ayırdığı 6.Kitabında, Agani'deki kurguya bağlı kalmakla birlikte öykünün sonunu değiştirmiştir.Mecnun'u kucağnda bir ceylanla çölde ölü bulan bir bedevinin haber vermesi üzerine Leyla,sevgilisinin mezarına giderek orada ölür. Başka şairler de kerametler, olağanüstü öğeler, canlandırmalar, cinayetler ekleyerek öyküye yenilikler katmışlardır.

Ayrıca bakınız[değiştir | kaynağı değiştir]

  • Hemse
    • Sırlar Hazinesi (مخزن الاسرار Makhzan al-Esrār; 1176): Erzincan'daki Mangucakların Bahmanşah bin Davud'a armağan edilmiştir.
    • Yedi Güzel (هفت پيكر Heft Peyker): Sasani Hanedanı'nın V. Behram ve eşlerini anlatan şiir.
    • Hüsrev ve Şirin (خسرو و شيرين Khusraw o Shīrīn; 1177 - 1181): Sasani Hanedanı'nın I. Hüsrev ile Azerbaycan prensesi Şirin arasında yaşanan aşk anlatan bir şiir. İldenizliler hükûmdarı Cahanşah Pehlevan ve Kızıl Alslan ve Selçukluların son sultanı III. Tuğrul Bey'e övgü sözleri yazılmıştır.
    • İskendername (اسكندر نامه Iskandar Nāma): "Şerefname" (شرف نامه Şeref Nāme; 1196-1200) ve "İkbalname" (اقبال نامه Iqbal Nāma 1200-ölüm) olmak üzere iki bölümden olan ve "İskender Zülkarneyn"'in hayatını anlatan şiir.

Diğer eserler[değiştir | kaynağı değiştir]