Hüsn ü Aşk
| Hüsn ü Aşk | |
|---|---|
Hüsn ü Aşk'ın çağdaş Türkçe baskılarından birinin kapağı |
|
| Yazarı | Şeyh Galip |
| Özgün dili | Osmanlı Türkçesi |
| Türü | Mesnevi |
| Yayınevi | Dergah yayınları |
| Türkçe basım tarihi |
1991 |
| Anadilinde basım tarihi |
1825 |
| Sayfa sayısı | 352 sayfa |
| ISBN | ISBN 975-7462-08-X |
Hüsn ü Aşk (Güzellik ve Aşk) adlı mesnevi Şeyh Galip'in (1757-1799) başyapıtıdır. 2041 beyittir. Aruzun "mefulü-mefailün-feülün" kalıbı ile kaleme alınmıştır.
Kendisi bu eseri, 1782'de girdiği bir iddia üzerine 6 ayda yazmıştır. Son dönem divan edebiyatının en önemli örneklerinden biri olmasının yanı sıra, tasavvufi alt yapısı ve sembolizmi ile genel olarak edebiyat ve spiritualizm açısından çok önemli bir eserdir. Eserin kahramanları güzellik (hüsn) ve güzelliğe yönelişin sonucu olan aşk'tır. Eserin her bir satırında tasavvufi simgeler bulunur; kişi isimlerinden, yer isimlerine ve benzetmelere kadar. Sebk-i Hindî (Hint üslûbu) ile kaleme alınmıştır.
Şeyh Galip Adlı Çaışkan Öğrencisi Olan Mehmet Saldamlı Öğretmenimiz Bol Şanslı Bir Kişi Olak Adlandırıldı Çünkü Şeyh Gerçektende Çok Başarılıydı Öğretmeni Onu Çok Severdi Ama Ne Yazık Ki Öğretmeni Ölünce Şeyh Galip Bu Başarılılığını Diğer Öğretmenlere Anlatamamıştı Çünkü Öğretmmenleri Çok Kızıyordu. Şeyh Galip Bu Nedenle O Okulu Bırakmıştı ... Ailesi Fakirdi Şeyh Bir Yazar Oldu 17.yy. Ailesi Sevindi Ama 117-18 yy. Önce Vefat Etti Bu Durumuma Üzülen Şeyh 5 Sene Sonra Ailesinden Sonra Vefat Etti Ama Vefat Etmeden Önce Hüsn-ü Aşk Kitabını Çıkardı .. www.vikipedia.com
Konu başlıkları |
Eserin Konusu [değiştir]
Hüsn ü Aşk, kurgusal anlamda Hüsn (Güzellik) isminde bir kız ile Aşk isminde bir erkeğin aşkını anlatan, tasavvufi bir tema ve temele sahip bir mesnevidir. Mesnevide anlatılan hikâye şöyledir:
Sevgioğulları (Beni-mahabbet) isimli bir Arap kabilesi vardır. Bir gece bu kabilede bir kız bir de erkek çocuk doğar, erkeğe Aşk kıza Hüsn ismini verirler, bu ikisini birbirlerine nişanlarlar. Öğrenim zamanları gelince ikisi de Edep okuluna giderler, bu okulda Mollâ-yı Cünun isimli büyük bir hoca vardır. Bu sıralarda Hüsn Aşk'a aşık olur. İkisi zaman zaman Mânâ gezinti yeri`ne gitmekte gezinmekte, sohbet etmektedirler. Bu gezinti yerinde Suhan isimli bir mihmandâr (misafir ağırlayan kişi) vardır ki bu kişi her şeyi bilen çok büyük bir insandır. Fakat, Hayret isimli kudretli bir kişi Hüsn ile Aşk'ın görüşmesine mani olur. Bir süre Suhan yoluyla mektuplaşırlar. Aşk'ın Gayret adında bir lalası vardır ve sonunda ikisi Aşk'ın gidip Hüsn'ü kabile büyüklerinden istemesi konusunda anlaşırlar. Kabile büyükleri ise Aşk'ın bu arzusuyla alay eder ve eğer Hüsn'e kavuşmak istiyorsa Kalb ülkesine gidip Kimyâ`yı alıp gelmesi gerektiğini söylerler. Yolun ne denli zorlu ve korkunç olduğunu da anlatırlar, Aşk yolda dev, cin ve cadılarla karşılaşacak, ateşten bir denizden geçmek zorunda kalacaktır. Aşk ile Gayret Kalb ülkesine yola koyulurlar ve başlarından birçok badire geçer. Her badirede onları Suhan kurtarır. Mutlu sonla biten hikâyede; işin sonunda Aşk'ın Hüsn'ü kendinden ayrı sanmasının onu yanlış yollara düşüren şey olduğunu, aslında Aşk'ın Hüsn, Hüsn'ün de Aşk olduğunu, birlikte ikiliğin var olmayacağını aslın birlik (teklik) olduğu mesajı ile karşılaşılır.
Kahraman ve yerlerin isimlerinden hikâyenin sonucuna kadar neredeyse her unsur tasavvufi bir anlam taşımaktadır. (Örneğin; Hüsn ile Aşk seven ve sevileni yani hüsn-ü mutlak(Allah) ile dervişi, edep; dergahı, Munlâ-yı Cünun; mürşidi, Kalp şehri; Allah’ın tahtı olan gönlü ve oraya yapılan seferin, çile dolu sevgi mücadelesinin simgeleridir.) Bu nedenle Hüsn ü Aşk tasavvuf edebiyatı açısından çok önemli bir eserdir...
Ayrıca bakınız [değiştir]
Kaynakça [değiştir]
- Şeyh Galip Divanı'ndan Seçmeler - Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları, Bilim ve Kültür Eserleri Dizisi, İslâm Klasikleri, 2001.
