Beldibi, Kaş

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Atla: kullan, ara
Beldibi
—  Köy  —
Beldibi.jpg
Antalya in Turkey.svg
Ülke Türkiye Türkiye
Coğrafi bölge Akdeniz Bölgesi
İl Antalya
İlçe Kaş
Nüfus (2000)[1]
 - Toplam 294
Zaman dilimi DAZD (+2)
 - Yaz (YSU) DAYZD (+3)
İl alan kodu 242
İl plaka kodu 07
Posta kodu 07580
İnternet sitesi: [2]

Beldibi, Antalya ilinin Kaş ilçesine bağlı bir köydür.

Tarihçe[değiştir | kaynağı değiştir]

Köyün adının nereden geldiği ve geçmişi hakkında bilgi yoktur.

Kültür[değiştir | kaynağı değiştir]

Köyün gelenek, görenek ve yemekleri hakkında bilgi yoktur.Kaş İlçesi'ne bağlı Kemer Köyü,Kızılyaka Mahallesi,o kadar güzel bir yerdir ki,buradan anlatmakla olmaz.1977 yıllarında bu mahalleye gitmek için ormanlık içinden yaya olarak eşeklerle gidilirdi.Kıbrıs Deresi(Kalyonu)denilen yer vardır ki, uçu bucağı görülmezdi.Buraya o yıllarda köyden 10 avcı geyik ismini verdikleri(dağ keçileri) avlamaya giderlerdi.Vurduklarını da orada eşit olarak pay ederler üç,dört gün sonra evlerine gelirlerdi.Köyde 1977-1979 yılları arasında bir gelenek vardı.Misafirliğe gittiğnizde,en zengininden,en fakirine kadar evde kaldığınız süre içinde dört kez ikramlar verilirdi.Birlik ve dayanışma çok güzeldi.Kızılyaka'da o yıllar kahve bile yoktu.Evlerde oturulur ve hiç dedikoku yapılmazdı.Köye yıllar öncesi Kasaba'dan,Aksakal Muhtar Hüseyin'e(Hüseyin Yılmaz) gelin gelen, Mehriban Ana vardı.Düğünlerde,nişanlarda,sünnetlerde hangi yemekler yapılacak Mihriban Ana'ya başvurulurdu.Köyde bir de Mıdıkların Ramazan'ın Dedesi vardı.Adeta canlı bir tarihti.1977 Yıllarında Kızılyaka'da elektrik yoktu.Aileler,ev ziyeretlerini ellerinde yaktıkları çam ağaçlarındanelde ettikleri çıraları yakarak giderelerdi.O yılları ve bu görüntüleri görmek gerekirdi.Adeta,Ateş Böceği gibi olurdu her yan.. Köyde,evlerde kilim dokumacılığı yapılırdı.Genç kızlar ise keçilerini otlatırken.tüccar Hüseyin'den(Sarıca) almış oldukları rengarek naylon masurlarlaYıldızlıveyaTintineismi verilen oyaları el çabukluğu ile anında yaparlardı.YıldızlıveTintine oylarından o yıllar eşime hediye edilmişti ki,halen saklıyoruz,Kızılyaka'nın hatırası olarak....Kızılyaka Mahallesi'ni anlatmakala bitmez orada yaşamak gerek.Köyde içme suyu yoktu,köylüler suyu yağmur sularını kuyularda biriktirerk içerlerdi.Çevrede sarnıçlar vardı.Kızılyaka kıyısından geçen Kıbrıs Deresi vardı.Buraya köylüler sürek avına giderler ve burada avlanırlardı.Kızılyaka Mahallesinde vatandaşların evlerde pişirdikleri yemeklerden de söz etmek gerekir.Köylüle'Köllesmin verdikleri mısırdan pişirilen yemeğin üzerine de nar serperek servis ederlerdi.Ayrıca o yörenin ünlü bir yemeği olanBıhlamadenilen yumurtay ve ıspanakla yapılan yemekleri ünlüydü.1977 yıllarında oraları o kadar doğa güzelliklerine sahipti.Köyün çam ormanlarının içinde yaban güvercinleri binlerce sürüler halinde yaşardı.Yaban domuzları ise daha çoktu.Bu arada köylüler keklikleri uçarken vurmazlardı.Keklikler yollarda tavuklar gibi gezerlerdi.Ancak taş üzerine çıkınca vururlardı.Tavşanları ise çok iriydi.Buralarda doğa ve doğnın barındırdığı av hayvanları da boldu.

Bilgi:1977-1979 Yılları arasında Kızılyaka Köyü'nde görev yapan Manisa-Sarıgöllü Öğretmen Vehbi SARIHAN

Coğrafya[değiştir | kaynağı değiştir]

Antalya iline 175 km, Kaş ilçesine 68 km uzaklıktadır.

İklim[değiştir | kaynağı değiştir]

Köyün iklimi, Akdeniz iklimi etki alanı içerisindedir.

Nüfus[değiştir | kaynağı değiştir]

Yıllara göre köy nüfus verileri
2007
2000 294
1997 329

Ekonomi[değiştir | kaynağı değiştir]

Kızılyaka Köyü'nün 1977 yılında ekonomik durumu oldukça zayıftı.Köylüler atlarla veya öküzlerin arkasına taktıkları karasapan yardımı ile taşlıkların arasına sürerek,arpa ve buğday ekerlerdi.Buradan elde edilenlerle evlerinde yufka ederlerdi.Köyün yanındaki çam ormanları sayesinde köylülere hane başına 100 çam ağacı verilerek,reçinelerin alıarak satarlardı.Köylüler orman işlerinde çalışırlar buradan kendileri için yakacak odunları temi ederlerdi.Köyde çok az kişide keçi sürüleri bulunurdu.Tavuları ve yumurtaları boldu.Bu arada kimileri de susam ekerek satarlardı.Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

Altyapı bilgileri[değiştir | kaynağı değiştir]

 Kızılyaka Mahallesi'nde 1977-1979 yıllarında köyde içmesuyu yoktu.Köylüler içme sularını yağmur sularını,kuyularda birikirerek içerlerdi.Sadece okulun yanında bir çeşme yapılmış olup suyu bile akmazdı.Yolu ise 1980 yıllarında orman idaresi tarafından okulun yanına kadar yapıldı.Bu yıllarda Kızılyaka'da elektrik bile yoktu.Geceleri evlere ziyaretlet ellerde çıraları yakarak aydınlatma yapılırdı.Üç pilli cep fenerini bile bilen yoktu.Köyün evleri dağınık köy tipinde olup,taşlarla yapılmıştı.

Köyde, ilköğretim okulu yoktur fakat taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün içme suyu şebekesi vardır ancak kanalizasyon şebekesi yoktur. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

Dış bağlantılar[değiştir | kaynağı değiştir]

KÖY İlyas ŞAHAN Beldibi Köyü Mrk. Camii İmam Hatibi


Güneyden Beldibi Köyünün Genel Görünümü (RESİM)

BELDİBİ KÖYÜ

Beldibi


Köy adını yerleşim yerinin coğrafi yapısından almaktadır. Yaygın olarak benimsenen kanaate göre; yüksek bir dağın geçit veren kısmı, boğaz, belen manasındaki “bel” keli-mesiyle en alt derinlik, alt kısım, taban manasına gelen “dip” kelimesinin birleşimiyle meydana gel-miş bileşik bir isimdir. Alınan bilgilere göre yaklaşık 400 yıl öncesine kadar göçebe hayatı süren Yörük köylüler Miladî 1600’lü yıllardan sonra yerleşik hayata geçmiş-lerdir. 1993 yılına kadar Kemer köyünün mahalle-si olan Beldibi köyü aynı yıl Kemer köyünden ayrı-larak, 1994 yılında ayrı muhtarlık olarak seçim-lere katılmış ve kendi muhtarlığını kurmuştur. Yine Kemer köyünün mahallesi olan Kızılyaka da Kemer köyünden ayrılarak Beldibi köyünün idaresine ilhak olunmuş-tur.

Fiziki ve Beşeri Coğrafya

Batı Akdeniz’in yük-sek kesimlerinde 1,5 km2’lik bir alanda dağı-nık bir şekilde kurulan köy, yaklaşık olarak 1200 m rakıma sahiptir. Etrafı dağlarla çevrili olan Beldibi köyü dağlık ve engebeli bir yapıya sahiptir. Batısında Üzümlü (Margaz) /Ağırma mahal-lesi, doğusunda Kıbrıs Deresi, kuzeyinde Sütleğen köyü, güneyin-de Kemer köyüyle çevrili olan Beldibi köyünün kuzeyinde 3024 rakımlı Akdağ bulunmaktadır.

Beldibi'nin Kuzeyi (Akdağ)(RESİM)

Köy sınırları içerisin-de yer alan, avlanmanın yasak olduğu, yabanî hayvan hayatını koruma ve geliştirme sahası olarak, Çevre ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından korunmakta olan bir alan bulunmaktadır. Koruma altında olan bu alanda hınzır (domuz), ayı, kurt, tavşan, geyik (teke-keçi) ve keklikten oluşan yabanî hayvan türleri bulunmaktadır.


Kıbrıs Çayı Yaban Hayatı Koruma-Geliştirme Sahası (RESİM)

İklim ve Bitki Örtüsü

Akdeniz bölgesinde Akdeniz iklimi görülür. Kıyıda yazlar sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlıdır. Kıyıdan itiba-ren yükseldikçe sıcaklık düşmekte yağış miktarı artmaktadır. Yükseklere çıkıldıkça Akdeniz ikli-minin etkisi zayıflar, karasal iklimin etkisi daha belirginleşir. Kıyıdaki iklime nazaran yüksek-lerdeki iklim kışları soğuk ve sert, yazları ılık ve serin bir yapıya sahiptir. Sahilde ve yaylada ikamet yeri olanlar için üzerinde bulunulan Batı Akdeniz coğrafyası iklim olarak cennet özelliğini taşımaktadır. Kıyı ve yüksek bölgelerde evi olan köylüler kışın dondurucu soğukların yaşandığı yayladan sahile ve yazın da yakıcı sıcakların yaşandığı sahil-den yaylaya göç ederler. Böylece iklim dengele-nerek ılıman bir özellik kazanmış ve yaşamaya elverişli hale gelmiş olur. Kış mevsiminin sert geçtiği ve aynı zamanda bir orman köyü olan Beldibi köyünde yakacak olarak odun kullanılmak-tadır.


   Orman içi Beldibi Köyü (RESİM)

Akdeniz bölgesinde yaz kuraklığının etkisiyle 700–800 m’ye kadar maki bitki örtüsü görülür. Daha yükseklerdeki bitki örtüsü ise çam, ardıç, sedir, pınar, meşe, palamut, şimşir, meneviş, sandal, karaağaç (bu ağaç cinsi, bilinmeyen nedenlerden dolayı kurumuştur) gibi ağaçlardan oluşan orman-lardır. Sandal ve şimşir ağaçlarından kaşık ve kepçe yapılmaktadır. Yağış durumuna göre ormanda tabii olarak (kendiliğinden) yetişen birçok mantar çeşidi bulunmaktadır. İlkbaharda yetişen “kuzukulağı”, sonbaharda yetişen “enleme” ve “katran mantarı”, ilk ve sonbahar-da yetişen “tırnaklı” en meşhur mantar çeşitleri-dir.

Nüfus

Antalya ili Kaş ilçesine bağlı olan Beldibi köyü 110 haneden, 440 nüfustan oluşmaktadır. Köyün yaklaşık olarak yarısı yaşamını çevre belde ve ilçelerde sürdürmektedir. Yazdan yaza “yazlıkçı” olarak köye gelmektedirler. Ayrıca Kızılyaka mahallesinde de yerleşik olarak ikamet eden 3 hane bulunmaktadır. Havası kış ayında ılıman olduğundan sadece kış ayına mahsus olmak üzere Kızılyaka mahallesinde hane sayısı 10’a kadar çıkmaktadır.

Ulaşım ve İletişim

İnsanlar, hayvanlar, çeşitli malzeme ve cisimlerin, haberlerin nakline ulaşım veya ulaştırma denir. Köylülerin kahir ekseriyetinde motor (motorsiklet) vazgeçilmez ulaşım aracıdır. Taşımacılık olmadı-ğından, özel vasıtası olmayan insanlar için ulaşımı pek rahat olmayan köyün anayola uzaklığı, köyün dağınık yerleşime sahip olması nedeniyle, 1 km ile 3 km arasında değişmektedir. Antalya’ya 170, Kaş’a 70 km uzaklıkta bulunan köy, en yakın ilçe olan Elmalı’ya ise 50 km mesafededir. En yakın belde olarak 10 km ile Gömbe bulunmaktadır. Nem ora-nının düşük olması münasebetiyle turistlerin yoğun bir şekilde ilgi gösterdiği Kalkan Beldesine mesafe ise yalnızca 40 km’dir. Yani bir saatten az bir zaman içerisinde denize inme veya yaylaya çıkma imkânına sahipsiniz. Köydeki dağınık yerleşme durumuna göre köye 1 km veya 3 km mesafede bulunan ana-yoldan Kınık, Kalkan, Sütleğen, Gömbe, Akçay, Elmalı, Korkuteli, Antalya güzergâhı üzerin-de haftanın yedi günü 07.00–18.00 saatleri ara-sında her saat başı araba bulunmaktadır.

Anayoldan köye sapan tali yol Beldibi köyü merkez camiinin bulundu-ğu noktaya kadar geçtiği-miz yılın (2006) son aylarında asfaltlanarak köylünün hizmetine sunulmuş, bu sayede çamurdan kurtulan köylü-ler ulaşım açısından büyük bir rahatlığa kavuş-muşlardır.

Köyde bulunan her eve, elektrik enerjisi hizmeti ulaştırıldı. Elektrik enerjisinin gelişiyle de televizyonlar hayatın vazgeçilmez birer parçası haline geldi, köylüler dünyada olup bitenleri uydu bağlantılı televizyonlar aracılığıyla yakından takip etme fırsatını buldular.

Köyde yaşayan vatandaşların hepsinin evinde konuşma ve haberleşme aracı olarak kullanılan telefon cihazı vardır. Turkcell, Avea ve Vodafone operatörleri tarafından şebeke hizmetleri verilmektedir. Cep telefonlarının yaygın olduğu günümüzde haber nakli açısından ulaşım sorunu bulunmamaktadır. Köyde internet kullanan olmadığından erişim olanağı bulunmamaktadır.

Köyün Tarihi ve Dili

Bilindiği gibi Yörük ismi göçebe Türkmenlere verilen addır. Adından da anlaşıla-cağı gibi göçebe hayatı sürdüren, hareket halinde olan, yaya olarak yürüyen yani yaşamları yürümekle geçen insanlardır Yörükler. Geçmişleri göçebe hayatına, çadır kültürüne dayalı olan Yörüklerin ikamet etmekte oldukları köy evlerinin mimari yapısını iklim şartları belirlemiştir. Köy evlerinin yapı malzemesi taş ve ahşaptan oluşmak-tadır. İklimin, öncesine nazaran ılıman bir hale dönüşmesi ve başka nedenlerden dolayı son zamanlarda yapılan evle-rin betonarme şeklinde inşa edildiğini ve duvar yapımı için tuğla kullanıl-dığını görmekteyiz. Evle-rin iç tavan ve taban mimari yapısı için lambri kaplaması ve döşeme tercih edilmektedir.

Köyün tarihi hakkında alınan bilgilere göre; yaklaşık 400 yıl öncesine kadar göçebe olarak yaşayan Yörükler M. 1600’lü yıllardan sonra yerleşik hayata geçmişlerdir.

Takriben 400 yıl önce Çoban Ali isminde bir Yörük ilk olarak, adını toprağın kırmızı ve arazinin engebeli oluşun-dan alan, Kızılyaka mahallesinde bulunan camii yanındaki suyu bulmuş ve oraya yerleş-miştir. Bunu gören diğer göçebe Yörüklerde Çoban Ali’nin etrafında toplan-maya başlamışladır. Yaz ayları sıcak olan Kızılyaka mahallesinde su sorunu da yaşanmaya başlayınca Beldibi’ne göç ettiler. O zamanlar Beldibi’nde su kaynağı çoktu. Ancak iklimin kurak geçmesi ve insanların bilinçsiz bazı hareketleri su kaynaklarının kaybolmasına neden oldu. Şu an sulama suyu bulunmayan, bağ ve bahçelerini kaynak suyu ve artezyen kuyular aracılığıyla sulayan köylüler içme suyunu, Kaş ilçemizin de su ihtiyacını temin etmekte olduğu, Gömbe içme suyu şebekesinden sağlamaktadırlar. Önceleri gaz lambasıyla idare eden köylüler ülkemizin de gelişme sağlamasıyla artık her eve elektrik enerjisi hizmeti götürülmektedir. Köylülerin genelinin evinde güneş enerjili (günısı) su ısıtma sistemi vardır. Bu sistem özellikle kış mevsiminin sert geçtiği Beldibi köyünde köylülere son derece kolaylıklar sağla-maktadır. Yeni nesiller Yörük dilini pek kullanmasalar da yaşı ilerlemiş köylü-lerden Yörük obalarında Yörük dilini kullananlara rastlamak mümkün. Yörük dilini kullanan köylüler kız kardeşe “bılla”; konuşma fiiline “bıdıramak”; bir parça ya da bir lokma yiyeceğe “dıkım”; içinde bulunulan zaman anlamındaki şimdi kelimesine “gücüle”; geli-yor anlamında “gelibo-turu”; doldurmak mana-sında “gatmak”; ayıp-lamak karşılığında “mana bulmak” ifadelerini kullanmaktadırlar. Dur bekle anlamında “duroo”; yakındaki kişiye seslenmek, hitap etmek için “voyn”, uzaktaki kişiye seslenmek için, hey anlamında “vıyn” ünlem-leri ile tasdik etme anla-mında “saar” eki kullanıl-maktadır. Bu kavramlar yöre halkının kendi aralarında kullandığı Yörük ağzına ait sözcüklerden sadece birkaçı. Köy sınırları içeri-sinde Likyalılardan kal-ma bir antik kent bulun-maktadır. Devlet tarafından arkeolojik kazı yapılma-dığından daha detaylı bilgiye sahip değiliz. Helenistik çağda ilk defa sikke basması ile ünlenen NİSA’nın sikkeleri Antalya müzesinde sergilenmektedir. Ancak; koruma altına alınma-dığından ya da köyde karakol olmaması nede-niyle tahrip edilmektedir. Defineciler kontrolsüz bir şekilde kazı yapabilmek-tedir.


Nisa Antik Kent (Kemerli temenos kapısı)(RESİM)

Nisa, Kaş’ın 35 km kuzeyinde, Beldibi Köyü sınırları içerisinde, Mer-yemlik Tepesi denilen yerdedir. Nisa, Luwi veya Lykçe dilinden gelmiş bir sözcük olup anlamı anla-şılamamıştır. Helencede de bir anlamı yoktur. Helenistik çağda sikke basmasından ötürü ilk kez adını duyurmuştur. Kentin surları kaba bir işçilikle yapılmış olup çok iri taşlardan örülmüştür. Güney bölümünde kemer-li bir temenos kapısı görülmektedir. Nisa’dan günümüze ulaşan diğer yapılar arasında bir yamaca yaslanmış olan 700-800 kişilik Roma döneminde yapılmış olan cavea’sı oldukça iyi durumda olan bir tiyatro vardır. Agora’nın stoası tiyatronun üst sırasının ucuna bitişik olup Helenistik çağ işçiliğini yansıtmaktadır. Stadion’a gelince, birkaç oturma sırasından başka bir şey kalmamıştır. Sağda solda ise lahitler bulunmaktadır. Toprak üstünde görü-lebilen kalıntılar oldukça geniş bir alana yayıl-mıştır. Burada arkeolojik bir kazı yapılmadığından bu kent hakkında sadece gördüklerimizle yetinmek durumundayız.


     Nisa Antik Kent (Lâhit)(RESİM)

Hıristiyanlık döne-minde kent Myra metro-politliğine bağlı piskopos-luk merkeziydi. Beldibi köyü sınırla-rında yer alan Nisa (Neisa, Nysa) Antik Kentinin bulunduğu Meryemlik Tepesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Müdürü H. Bülent BAYKAL imzalı, 27.09.2007 tarih ve 1860 no’lu karar gereğince, I. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak tescil edilmiş ve koruma altına alınmış-tır.


Meryemlik Tepesi, Nisa Antik Kent Koruma Belgesi (RESİM)

Ekonomi

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. İş imkânları nedeniyle köyden çevre belde ve ilçelere göç edilmiştir. Köyde kalanlar ise çiftçilik ve hayvancılık meşgalelerinin yanı sıra tomruk, odun yapımı, kozalak toplama gibi orman işleri ile elma toplama mesaisinde ücret karşılığı çalışmak yoluyla zaman zaman kendilerine iş bulabilmektedirler. Ayrıca köylüler kendi bahçe ve tarlalarında emek harcayarak yetiştir-mekte oldukları üzüm, elma ve ceviz türlerinden oluşan meyvelerin satışın-dan da gelir elde etmekte-dirler. Çevre belde ve ilçelere gidenler ise seracılık, inşaatçılık ve doğramacılık işleriyle iştigal etmektedirler. Seracılık için belde olarak Ova, Kınık; ilçe olarak ise Demre (Kale), Finike, Kumluca gibi kıyı şeridinde bulunan yer-leşim yerleri tercih edilmektedir. İnşaat mesleği ile iştigal edenler daha ziyade Kaş, Kalkan gibi inşaat işlerinin yoğun olduğu yerlerden kazanç sağlamaktadırlar. Elektrik-Su Tesisatı (Jet Elektrik), Ahşap Doğrama & Mobilya (Erbaylar Doğrama), Nakliyat (Dalkıranoğlu), İbze Market (Yüksel İbze) ve Erciyes Kıraathanesi (Kahveci Arif) olmak üzere Beldibi Köyünde daimi ikamet eden beş esnaf bulunmaktadır. Esnaflarımızdan üçü-nün iş yerleri (Jet Elektrik, Erciyes Kıraat-hanesi ve İbze Market) Sütleğen Köyünde bulun-maktadır. Beldibi köyünde daimi ikamet eden Kaş Ziraat Odası’na kayıtlı üç çiftçi bulunmaktadır. Ziraat için gerekli makinelerle donanımlı hale gelen çiftçilerimiz traktörleriyle, talepte bulunan köylülerin tarlası-nı işlemekte, patoz adı verilen harman makine-leriyle harmanlarını dövmekte ve ayrıca her türlü çekim ve taşıma işini yapmaktadırlar. Kuşbaş lakaplı Mehmet Göktaş, barutlu lakaplı Mustafa Sarıca ve Nazmi Özdemir tarım için lüzumlu olan alet ve teçhizatı sağlayarak köylüye hizmet sunmakta olan çiftçilerimizdir. Köyde bakkal ve pazaryeri olmadığından köylüler günlük ve hafta-lık mutfak ihtiyaçlarını Sütleğen köyünden karşı-lamaktadırlar. Köylüler bahçelerinde oluşturdukları naylon seralarda sebze yetiştir-mekte ve sebze ihtiyaç-larını bu şekilde karşıla-maktadırlar.

Eğitim ve Kültürel Hayat

Beldibi köyünde eğitim ve öğretim farklı nedenlerden dolayı yaklaşık 15 yıldır taşımalı olarak devam etmektedir. Beldibi köyünde daimi ikamet eden ilköğretim öğrencileri hafta içi her gün eğitim ve öğretim için Beldibi köyüne 3 km mesafede bulunan sınır komşumuz Sütleğen köyüne gitmektedirler. Taşımalı olarak devam eden eğitim-öğretim, öğrenciler ve öğrenci velileri için son derece sıkıntı ve zorluklar meydana getirmektedir.


Beldibi Köyü İlköğretim Okulu (Eğitim ve Öğretime Kapalı)(RESİM)

Sütleğen köyünde Bölge ve Pansiyonlu İlköğretim Okulu olduğu için bazı öğrenciler yatılı olarak kalmaktadırlar. İki derslik ve bir öğretmen (müdür) odasın-dan müteşekkil Beldibi Köyü İlköğretim Okulu, eğitim ve öğretime kapalı olsa da bakım ve onarımı yapılmaktadır. Beldibi köyünde 60 ve yukarı yaşta olan vatandaşlarımız okuma-yazma bilmemektedir. Ancak bunun sıkıntısını bütün hayat boyunca yaşamalarından olsa gerek çocuklarını okutmuşlar doktor, avukat, öğretmen olarak yetiştirmişler ve ülkeye hizmet eder duruma getirmişlerdir. Şu an halen lise ve üniversitede okuyan öğrenciler mevcuttur.

Sağlık Durum

Köy yerleşim olarak orman köyü olduğundan oksijeni bol, havası ve suyu temiz, sessiz ve sakin bir yapıya sahiptir. Özellikle yaz aylarında sağlıklı yaşam için son derece elverişlidir. Köylülerin bir kısmı, sosyal güvenceleri olma-dığından, devletin sunmuş olduğu sağlık imkânların-dan yararlanamamaktadır. Bedensel, fiziki rahat-sızlıklar ve akrep sokma-ları gibi acil durumlarla karşılaşan köylüler “kocakarı ilacı” tarzında önce basit halk tedavisi usulü uygulamakta sonra da 3 km mesafede bulunan Sütleğen Sağlık Ocağı’na gidilmektedir.


Kaş-Sütleğen Sağlık Ocağı ve Kuruma Ait Ambulans (RESİM)

Trafik kazaları ve ağır hastalık gibi vakıalarda ise yapılan ilk müdahale-nin akabinde Sütleğen Sağlık Ocağı tarafından Elmalı, Finike, Antalya gibi sağlık imkânların daha geniş ve rahat olduğu yerlere hastanın sevki yapılmaktadır. Sağlık hizmetleri pek yaygın olmasa da temiz havası ve suyu, fabrika ortamı ve buna bağlı olarak zehirli kimyasal atıkların olmayışı, başta yiyecek ve içecek olmak üzere her şeyin doğal oluşu gibi etkenlerden olsa gerek köyde yaşayan insanlar genelde uzun ömürlüdür. Bu durum ise araştırılmaya ihtiyaç duy-maktadır. Köyün çevresinde bulunan ormanlık alanda birçok kekik türü bulunmaktadır. İnsan sağlığı açısından faydalı olduğu yaygın kanaat haline gelen ve ilaç olarak kullanılan “kekik” türleri ve aynı şekilde her evde bulunan “adaçayı (elma) yağı” ve bunlara ilaveten her derde deva olduğuna inanılan “kimya otu” alternatif tıp olarak kullanılmaktadır. Tılsım, cin vb. kaynaklı psikolojik (ruhî) rahatsızlıkların tedavisi için “denize düşen yılana sarılır” misali halk arasında “derin hoca”, “cinci”, “muskacı” diye vasıflandırılan, deyim yerindeyse “elifi görse mertek sanan” kişilerden medet beklenilmektedir.

 Dini Hayat ve İnançlar

Köylüler imece usulü ile önce 1950 yılında Efendibeleni Camii’ni yapmış ve aynı yıl ibadete açmışlardır. Görevlisi bulunmayan ve ibadete kapalı olan Efendibeleni Camii’nin kabristana uzaklığı ve özellikle kış aylarındaki cenaze mera-simlerinde sorun yaşan-ması dolayısıyla köylüler, kabristanın da içinde bulunduğu bir alanda 1970 yılında Beldibi Köyü Merkez Camiini inşa etmiş ve aynı yıl ibadete açmışlardır. Köy tüzel kişiliğinin mülkiyetinde olan, köy halkı tarafından yapılan, müştemilatında minare, şadırvan ve tuvalet bulunan Beldibi Köyü Merkez Camii’nin-sonradan yapılan ek bölümler dâhil edilmezse- 72 m2’lik bir alanda, 120 kişi kapasiteli, taş duvar ve çatı kiremit yapı şekli ve özelliğinden oluştuğu-nu görüyoruz.

Beldibi Köyü Merkez Camii (RESİM)
 

Bayram ve cenaze namazlarında bir araya gelen cemaat topluluğu-nun oluşturduğu kalaba-lıktan dolayı caminin genişletilmesi elzemiyeti ortaya çıkmıştır. Bundan dolayı 2006 yılında camiye ek bölüm yapıl-mıştır. Ayrıca Kızılyaka mahallesinde de ibadete açık camii bulunmaktadır. Daimi ikamet eden sadece 3 hane olmasından mütevellit din görevlisi bulunmamaktadır. Din hizmetleri bilin-diği üzere ilçe müftülüğü tarafından yürütülmekte-dir.


Beldibi Köyü Merkez Camii (İmam) Lojmanı (RESİM)

Din hizmetlerini sağ-layan din görevlisinin (imamın) kalabileceği durumda camii lojmanı vardır. “Damdan düşen” biri olarak daha çok halef din görevlileri düşünüle-rek 2006 yılında camii lojmanında ciddi anlamda onarım ve çevre düzenle-mesi yapılmıştır. Bu çalışma sonucunda lojman Kaş ilçemizin merkez, belde ve köylerinde bulu-nan en iyi camii lojman-ları arasında yerini almış-tır. Elektrik, su, telefon, güneş enerjili su ısıtma gibi her türlü altyapı sistemi bulunan; üç oda, mutfak, banyo ve tuvaletten müteşekkil lojmanı görenler takdir ve beğenilerini dile getirmekten kendilerini alamamışlardır. Köylüler din görev-lisine (imama) karşı saygılı ve hürmetlidirler.

Köyde yaşayan vatandaşların tamamı Müslüman olup dini vecibelerini yerine getir-me gayreti içinde olan insanlardır. Ancak köy, yerleşim olarak dağınık bir yapıya sahip oldu-ğundan köy halkımız camii ve cemaate istenilen düzeyde iştirak edeme-mektedir.

Zor ve sıkıntılı durumlar karşısında meta-netini kaybetmeyen köy-lüler bir an olsun dillerin-den Allah’a olan şükürle-rini düşürmez ve “buna şükür” demeyi ihmal etmezler. Diğer dinlerden kendi dinlerini anlatma ve dinle-rine bağlama adı altında misyonerlik faaliyetlerine ve İncil dağıtımına rastla-nılmamaktadır. Yabancı uyruklu kadın ve erkeklerle nikâh akdi (resmî veya dinî nikâh) ile evlilik yapıl-mamaktadır. Yazlıkçıların gelme-siyle köyün kalabalık olduğu yaz aylarında “tevhid hatmi” adı altında tesbih ve zikirler yapılmakta ve davetlilere yemek ikramında bulunul-maktadır.


Köylüler “Tevhid Hatmi”nde Tesbih Çekiyor (RESİM)

Beldibi köyü ve çevresindeki insanların dini hayatlarında büyük bir yer işgal eden ve dini merasimlere hâkim olan mevlid-i şerif, zikredilen çevrelerde aşırı alaka görmektedir. O kadar ki dinin aslî unsurlarından olan Kur’an ve O’nun mesajı mevlidin gölgesin-de kalmış bulunmaktadır. Bu tespiti, mâkul gerekçelerle mevlit okunamadığında vatanda-şın gösterdiği tepkilerden anlıyoruz. Mevlide olan ilginin aşırılığı mevlit okuma hususunda da görülmek-tedir. Şöyle ki, ses ve telaffuz bakımından, ehil olup olmadığına bakıl-maksızın mevlit kitabını eline alan, sözüm ona, mevlit okumaya kalkış-maktadır. Bu şekilde ölçüsüz okuyuşlar ise mevlidin bütün huzur ve zevkini bozmaktadır. Bazen bu vaziyet çekilmez bir hal almakta ve mevlit dinlemek ıstıraba dönüşmektedir. Bu durum ise dini bir eser olan mevlidin özelliğini ve güzelliğini bozmakta-dır. Din görevlileri olarak bu hususta, kendimizdeki noksanlıkları da görmek durumundayız. Yerleşim yerinin dağınıklığı ve ulaşım imkânsızlığı gibi gerekçelerle bir araya gelinip grup oluşturula-mamış, birlik-beraberlik içerisinde hareket edile-memiştir. Buna din görevlisi atamalarının yapılamadığı dönemlerde halk tarafından kendileri-ne hocalık misyonu yüklenilen kişilerin aynı görevi devam ettirme ısrarı ve halkın bu duruma “kadir kıymet bilmezlik” olur düşüncesiyle ses çıkaramaması gibi neden-ler de eklenince ortam ehliyetsiz insanlara kal-mıştır.

Örf ve Adetler

Her yörenin ve toplu-mun kendine has örf ve adetleri vardır. Beldibi köyüne ait yemek çeşitle-ri, örf ve adetleri, değişik merasimlerdeki uygula-maları şöyle açıklayabi-liriz: Akdeniz kültürünün vazgeçilmez bir parçası olan zeytinyağı Akdeniz mutfağının temelini oluşturmaktadır. Tarhana, bulgur, pirinç, fasulye (taze-kuru), nohut, patlıcan, kabak, patates (kumpir), lahana, soğan gibi ürünler köylülerin yiyeceklerini teşkil eden genel gıda maddeleridir. Bu gıda maddelerinden günlük yemekler yapılmaktadır.


Sac Üzerinde Pişmekte Olan Yufka Ekmek (RESİM)

Buğday unundan yufka şeklinde ekmek pişirmektedirler. Ayrıca kölle (buğday, nohut, fasulye, iri fasulye tanelerinden yapılan ve isteğe göre üzerine ceviz içi, limon, karabiber ekilerek yenilen yemek), arabaşı (et, yağ ve hamurla yapılan bir çeşit acılı çorba), gatmar (yufkadan yapılan saç böreği), çörek, yağlı pişi, lokma pişirilmekte ve hayır niyetiyle komşulara ikram edilmektedir. Bu yiyecekler arada sırada çevre komşulara dolaşılıp dağıtılmak suretiyle köylüler arasında sevgi ve muhabbetin pekişmesine vesile olmaktadır.


                  Kölle (RESİM)

Kölle ve arabaşı genelde soğuk havalarda köylülerin birbirlerine misafir olduğu akşam oturmalarında ziyafet sofralarını süsleyen yiye-cekledir. Diğer mevsimlerde lokantalarda ücret karşılı-ğında yenilen (pekmez karıştırılmış) kar, ilahi bir lütuf olarak kış mevsimin-de köylülerin ayaklarına kadar gelmektedir. Bu imkânı iyi değerlendiren köylüler “kar helvası” (pekmez karıştırılmış kar) nimetinden doyasıya isti-fade etmektedirler.


  Arabaşı (RESİM)

Köylüler aynı zaman-da misafir ağırlamayı ve misafire ikramda bulun-mayı pek sevmektedirler. O kadar ki normal bir yemek davetine, meşru ve makul sebeplerle, gidil-mediği zaman işi darılma noktasına kadar götüren köylüler bile vardır. Kahvaltı sofralarında başta çay ve yufka ekmeği olmak üzere tereyağı, çökelek (deri peyniri), zeytin, bal, tahin ve pekmez bulunmaktadır. Beldibi köyü ve çevresinde yemekler yere sofra bezi serilerek (yazılarak) altına kasnak konulan sini üzerinde yenilmektedir. Köylülerin giyim kuşamları sadedir. Yöre halkının yerel kıyafetleri erkekler için şapka, hırka (aba), şalvar, babıç (ayakkabı); bayanlar için beyaz tülbent (yazma), şalvar türü giysilerden oluşmaktadır. Beldibi köyünde pazaryeri, eğlence yeri, kıraathane-kahvehane gibi vakit geçirme veya değerlendirme yeri olma-dığı için köylüler zaman-larını bağ, bahçe ve tarla işlerinde uğraşarak, üzüm şırasından pekmez yapa-rak, üç-beş keçi besleye-rek geçirirler. Arta kalan zamanlarda da birbirlerine akşam-sabah gider gelir-ler, kendi kültür ve anlayış tarzı içerisinde zamanlarını geçirirler. Kadınlar kendi köyü-nün erkeklerinden kaçmaz kadın erkek bir arada otururlar. Ancak yabancı erkeklerin yanında otur-maz, kendilerini sakınır-lar, haremlik-selamlığa riayet ederler. Köylüler arasında geçmişte su ve muhtar-lıktan dolayı münakaşa ve dargınlıklar yaşanmış olsa da günümüzde bu, yerini huzur ve sükûnete bırak-mıştır. Köy emniyet açısın-dan son derece güvenilir bir duruma sahiptir.

Bayramlar

Halk arasında üç aylar olarak bilinen Recep, Şaban ve Ramazan aylarına ayrı bir önem verilir Beldibi köyünde. Öyle ki “ilk namaz” olarak nitelendirilen Regaib Kandili ve yine “orta namaz” olarak nitelendirilen Berat Kandilinin gündüzündeki ikindi namazlarına uzak-tan ve yakından gelen köylüler toplanır, ikindi namazı camide kılınır ve akabinde camii çıkışında bekleyen çocuklara çikolata, lokum, şeker, bisküvi vs. ikram edilir. Kabir ziyareti de yapıldıktan sonra toplanan köylüler dağılır ve evlerine giderler.


Bayram namazı sonrası büyükler küçüklere ikramda bulunuyor (RESİM)

Ramazan bayramın- dan önceki gün ikindi namazına uzaktan ve yakından toplanan köylü-ler ikindi namazını camide kılar, camii önünde bekleşmekte olan çocuklara ikramda bulu-nulur ve kabir ziyareti yapıldıktan sonra herkes dağılır. Bayram günü sabah namazını müteakip bayram namazı kılınır, bayramlaşma işlemi gerçekleştirilir, çocuklara ikramda bulunulur ve nihayetinde kabir ziyareti de yapıldıktan sonra eş, dost, akraba ziyaretleri yapılır. Kurban bayramındaki uygulama da aynen Ramazan bayramındaki uygulama gibidir. Farklı olarak kabir ziyaretinden sonra kurbanlar kesilir, ziyafetler yapılır. Kurban eti üç taksime ayrılır; hane halkına, eve gelen misafirlere ve fakirlere dağıtılmak usulüyle kurban ibadeti yerine getirilmeye çalışılır.


    Tahtalı Mevkii, Çeşme (RESİM)

Ayrıca Hızır ve İlyas peygamberlerin her bahar buluştukları gün, 6 Mayıs günü, hıdrellez (bahar bayramı) kutlamaları yapılmaktadır. Köylüler toplu halde köyün güneyinde bulunan tahtalı mevkiine giderler; eğle-nir, yer, içer ve bahar sevincini doyasıya yaşar-lar.

Düğünler

Oğlan evi kızı isteme-ye gider. Önce damat adayının kendisine ait evinin olup olmadığı sorulur. Eğer evi yoksa ev alınıncaya veya yapılın-caya kadar kız evi müsaade eder. Ev yapılmaz veya alınmazsa kız verilmez. Yine de iki taraflı anlaşmaya göre kiralık ev tutulmak şartıyla kız verilebilir. Kızın verilme olayı gerçekleştiğinde araların- da nişan ve söz kesim konuşulur. Söz kesim olacaksa aileler arasında belirlenen bir akşam münasip görülen bir şahıs tarafından kız ve oğlana söz yüzükleri dua ile takılır. Nişan için iki dünür arasında nişan tertibatı yapma konuşulursa iste-dikleri bir günde çalgılı veya mevlitli yapılacak olan nişana hısım, akraba, eş-dost ve ahbap davet edilir. Önce yemek yenilir sonra tayin edilen şahıs nişan yüzüklerini takması için davet edilir. O şahıs gereken konuşmaları yapar ve dua ile yüzükleri takıp kurdeleyi keser. Ayrıca nişan yüzüğünün yanı sıra takı olarak kız evinin isteğine göre iki veya üç çift Adana burması altın bilezik takılır. Her iki tarafa hayırlı olsun dilekleri iletilir ve böylece nişan merasimi tamamlanmış olur. Düğün yapılacağı günün tarihi her iki aile tarafından belirlendikten sonra eş, dost ve tanıdık-lara düğün davetiyesi olarak “oku” dağıtılmak-tadır.


           Düğün Yemeği (RESİM)

Beldibi köyü ve çevresinde düğünler üç gün sürer. Cuma günü “bayrak dikme” merasi-miyle düğün başlar ve o gün gelen misafirlere düğün evi tarafından yemek ikramında bulunu-lur. Beldibi köyü ve çevresinde düğün yemek-lerinde; tarhana çorbası, etli nohut, kuru fasulye, yaprak sarması, pilav, cacık, keşkek ve helva ikram edilmektedir. Köylüler düğünün birinci günü yani cuma günü akşam düğün evine toplanırlar. Düğün evinde herhangi bir program varsa programa iştirak ederler yoksa kendi aralarında sohbet ederler. Nihayetinde hayırlı olsun dilekleri de iletilir ve herkes dağılır. Cumartesi günü sabahtan akşama kadar gelen misafirlere yine düğün evi tarafından yemek ikramında bulunu-lur. Kına gecesi kız evinde yapılır. Yenilir, içilir, muhabbet yapılır, çalgı varsa yapılır ve sonra takılar takılır. Kız evinin isteğine göre adedi önceden belirlenen altın bilezikler takı olarak takılır sonra da herkes dağılır. Pazar günü öğleye değin köylüler toplanır. Kız evi yakınsa yaya olarak yakın değilse ulaşım vasıtalarıyla kız evine gidilir. Kız evi dilerse yemek verir diler-se vermez. Kız evinde son işlem olarak kendisine dini hizmet vazifesi tavzif edilen din görevlisi tarafından nikâh duası yapılır. Gelin arabaya bindirilir ve konvoy halinde tur atılır. Oğlan evine gelindiğinde gelin hanıma “indirmelik” verilir. Ev içinden, hısım, akrabalarından gelen misafirler de “indirmelik” verir. Gelin indirilir, güveyin koluna takılır. Damat gelini evine götürür. Yine düğün evi uzaktan gelen misafirlere yemek verir ve onları uğurlar. Akşam, oğlan evi camiye yakınsa camiye gidilir yatsı namazı kılındıktan sonra hoca dâhil üç beş kişi oğlan evine tekbir getirerek varılır. Dini nikâh akdi yapılır ve hoca damada evlilik hakkında bilgi verir. Ertesi sabah anne-baba eli öpülür. Üç gün sonra hısım akrabaya “gelin gezmesi” adı altında ziyaretler yapılır. Beldibi köyünde önceleri düğünlerde düğün sahipleri veya yakınları tabanca veya tüfekle havaya ateş etmek yöntemiyle sevinç gösterisi yaparlarmış. Ancak bu uygulama günümüzde yapılmamak-tadır. Zaten yasalarımız da silahla veya patlayıcı maddeyle eğlenmeyi yasaklamaktadır.

Cenazeler


   Beldibi Köyü Kabristanı (RESİM)

Beldibi köyünde herhangi bir şahıs vefat ettiğinde önce köyün hocasına “salâ” verdirilir ve ölen kişinin kim olduğu mevtanın dost, akraba ve yakınlarına duyurulur. Cenazeyi yıkamak için ortam oluşturulur. Büyük kazanlarda su ısıtılır. Isıtılan su ile erkek cenazeyi erkek, kadın cenazeyi de kadın yıkar. Kefenleme işi hoca veya ehil insanlar tarafından yapılır. Cenaze kefenlendikten sonra diyanet mensubu olma-yan, çevrede vatandaşın hoca olarak nitelendirdiği bazı şahıslar veya cemaat yandaşları tarafından bid’at grubunda sayılan “ıskat ve devir” işleri yapılır. Akabinde cenaze tabuta (sala) konulur, cenaze namazı kılınır, ardından kabristana götürülür. Cenaze kesinlikle bek-letilmez. Uzaktan yakını veya dostu gelecek diye saatlerce ve hatta günlerce cenaze bekletilmez, cenaze defin işi derhal gerçekleştirilir. Defin için önceden kazılan kabre, ölen kişinin yakınları cenazeyi indirir, yerleştirirler ve sonra kabir toprakla kapatılır. Hocalar Kur’an okur, genelde yasin ve mülk sureleri okunur, dualar yapılır. Salih bir kişi olduğuna inanılan zat tarafından ölüye “telkin” verilir. Cenaze sahipleri bir kenara dikilir. Cenazeye gelen kişiler, sıra halinde, cenaze sahiplerine taziye ve başsağlığı dileklerinde bulunurlar. Cenaze defini işlemin-den sonra ülkemizin deği-şik bölgelerinde gelenek haline gelen, komşular tarafından cenaze evine ölüm günü ve ilk üç gün yemek hazırlayıp götürme uygulaması Beldibi köyünde ve çevresinde tercih edilmemektedir. Kim tarafından âdet haline getirilmişse, uzak-tan ve yakından cenazeye iştirak edenlere cenaze sahibi tarafından yemekler yaptırılmakta ve hayvanlar kesilip ziyafetler verilmektedir. Bu uygulama ise cenazeden dolayı zaten meşgul ve mükedder olan cenaze evine ayrı bir külfet oluşturmaktadır. Yine cenaze defnin-den sonra ilk üç gün cenaze sahipleri, ölmüş-lerine Kur’an okutmak için, camiye gelirler. Sabah namazından sonra Kur’an okunur, dualar yapılır. Cenaze sahipleri ve imam cenaze evine giderler ve toplu halde kahvaltı yaparlar. Ülkemizin birçok yerinde olduğu gibi bu köyde de ölünün 3., 7., 40., 52. günleri geldiği zaman ölünün yakınları Mevlit ve Kur’an okutur, dualar yapılır ve gelen misafirlere yemek ikram edilir. Cenaze işlemlerinde yaşanan bu ve benzeri uygulamalar ve ayrıca din adına yapılmakta olan bid’at (bid’at-ı seyyie) ve hurafeler hakkında din görevlisi olarak dini gerçekleri açıklama ve irşat görevini “kaş yapayım derken göz çıkarmak” durumuna düşmeden, en iyi bir şekilde yerine getirme gayreti ve tahammülü içerisindeyiz. Ancak yıllardır benimsenip uygulanan, deyim yerin-deyse din veya inanç haline dönüşmüş bazı âdetleri değiştirmek ve kaldırmak da uzun zaman gerektirmektedir.

NASIL HAZIRLANDI?

1. Köyün Tarihi hak-kındaki bilgiler Beldibi Köyü Eski Muhtarı Sn. Abbas SARICA tarafın-dan alınarak derlenip düzenlenmiştir. 2. Köyün Örf ve Adetleri Hakkındaki bilgi-ler Beldibi Köyü sakinle-rinden Emekli Orman Muhafaza Memuru Sn. Mustafa KARASAN tara-fından alınarak düzenlen-miştir. 3. Köye ait muhtar-lıktan alınması icap eden diğer bilgiler de Beldibi Köyü Muhtarı Sn. Arif TAYLI tarafından alına-rak tanzim edilmiştir. 4. Meryemlik tepe-sinde bulunan Nisa Antik Kentine ait bilgiler İnternette yapılan araştır-ma sonucu Vikipedi, Özgür Ansiklopedi adlı kaynaktan alınmıştır. 5. Tüm bilgilerin birçoğu şahsi gayret ve araştırma ve de iki yılı aşkın bir zamandır görev yaptığım Beldibi Köyün-de yaşayarak ve görerek edindiğim tecrübenin ürünüdür.

S O N