Baal (oyun)

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Atla: kullan, ara
Baal
Yazar Bertolt Brecht
İlk gösterim 8 Aralık 1923
Orijinal dil Almanca

Baal, tiyatro için yazılmış bir oyundur. Bertolt Brecht,bu oyunu askerlik görevini yaptığı sırada, 1918 yılında yazdı. François Villons'un şiirinden esinlenerek yazılan oyunun başlarda planlanan adı: "Baal yemleniyor! Baal dans ediyor! Baal kendini kutsallaştırıyor!!!". İlk kez 8 Aralık 1923 tarihinde Leipzig Eski Tiyatro'da Alwin Kronacher yönetimi ile sahnelenen oyun, Yılmaz Onay tarafından Türkçe'ye çevrilmiştir.

Oyun[değiştir | kaynağı değiştir]

Oyun 20. Yüzyılın başlarında geçmektedir. Oyunun geçtiği yer belli değildir.

Oyuncular;
  • Baal: Şair
  • Ekart: Besteci, Baal'ın arkadaşı
  • Mech: Yayıncı ve Büyük Tüccar
  • Emilie: Mech'in karısı
  • Dr. Piller: Eleştirmen
  • Johanna: Johannes'in kız arkadaşı
  • Luise: Garson kız
  • Johannes Schmidt: Baal'ın hayranı genç
  • İki kız kardeş

Konu[değiştir | kaynağı değiştir]

Baal genç ve yetenekli bir şairdir ve bir akşam yemeğinde koruyucusu büyük tüccar Mech ve misafirlerine şiirlerini okur. Coşkuyla ve büyük bir sevgi ile karşılanmasına rağmen, Baal bunları umursamaz ve terbiyesizce davranışlarda bulunur ve yemekten kovulur. Bunun üzerine Baal şunları söyler: "Senin bana verdiğin şarap, beni sarhoş etmişse ben ne yapabilirim" Mech'in karısı Baal'ın sevgilisi olur. Baal kadına kötü davranır ve bir keresinde, mahzende kadını arabacıyı öpmeye zorlar. Kendisine hayran olan Johannes'in genç sevgilisi Johanna ile yatar. Baal'ın kendisinden bıktığını anlayan Johanna, umutsuz bir şekilde, nehire atlayarak intihar eder.

Baal başlarda çok sevdiği Sophie Dechant'ı hamile bırakır; fakat ondan çok çabuk sıkılır ve onu arkadaşı Ekart'a devretmek ister. Baal, Ekart'a şunları söyler:"Kadınımı alman için sana ne vermeliyim?". İlkbaharda Ekart'la birlikte kaçarlar ve ülkeyi baştan sona birlikte dolaşırlar. Sekiz yılın sonunda Baal, Ekart'ı boğar ve kendisi de yanlarına sığındığı oduncuların yanında ölür. Oyun bir oduncunun, Baal'ın son sözlerini söylemesi ile son bulur: "Ben hala yağmuru dinliyorum"