Franz Schubert

Vikipedi, özgür ansiklopedi

Git ve: kullan, ara
Franz Peter Schubert
Franz Schubert
Doğumu
31 Ocak 1797
Viyana,Avusturya
Ölümü
19 Kasım 1828
Viyana,Avusturya
İmzası
[[Resim:{{{imza}}}|none|180px| ]]

Franz Schubert (31 Ocak 1797, Viyana19 Kasım 1828,Viyana)

Çek asıllı babası, Viyana’nın banliyösü Lichtenthal’de sevilen, sayılan bir okul müdürüydü; aynı zamanda amatör müzisyendi. Moravyalı annesi ise çocuk doğurmak ve yetiştirmek görevini üstlenmişti. Doğurduğu on dört çocuğundan dokuzu, henüz bir yaşına gelmeden ölmüş, geriye Franz ile birlikte beş kardeşi kalmıştı. Peter beş yaşına geldiğinde ilk müzik derslerini ailesinden aldı. Babası ona, hem temel müzik derslerini hem de keman çalmasını öğretti. Peter’den on üç yaş büyük ağabeyi Ignaz da piyano dersleri veriyordu. Ancak aradan birkaç ay geçmemişti ki ağabeyi ona piyano konusunda verecek bilgi bulamadı. Peter onu geçmişti. Peter’in olağanüstü yeteneği babasının da dikkatini çekti. Seside çok güzeldi. Ona Lichtenthal korosunun şefi Michael Holzer’den piyano, org ve şan dersleri aldırdı. Lichtenthal korosunun ilk soprano sesli erkek koristi olarak ünü kısa zamanda Lichtenthal’de yayıldı. 9 Ekim 1808’de Viyana’da açılan bir sınavı kazanarak Kraliyet Kilisesi Korosu’na katıldı. Sınavı yapan jüride Kraliyet Orkestrası Şefi Antonio Salieri de vardı. Halk arasında “cezaevi” adıyla anılan devam edeceği okul, müzik dünyasında katı disipliniyle tanınıyordu. Ama küçük dâhi için bu, önemli değildi. Kısa zamanda kendini herkese sevdirdi. Burada kaldığı beş yıl boyunca çok şey öğrendi. Özellikle Salieri, bu küçük dehanın yetişmesi için çok çalıştı ve ona her yönden destek oldu. Bu arada Tanrı’nın ödül olarak verdiği bestecilik yeteneği de patlamaya hazır bir volkan gibi ilk işaretlerini vermeye başlamıştı. Arkadaş çevresinin ve öğretmenlerinin ortak bir kanısı vardı: “Tanrı ona her şeyi öğretmişti.” Okul yaşamı biterken, birçok bestesinin yanı sıra ilk senfonisini de yazmıştı. 1815 yılı Schubert’in yaşamında bir dönüm noktası oldu denilebilir. İsveç asıllı olan ama Almanya’da doğup büyüyen Franz von Schober, iyi bir aileye mensup, ekonomik sorunları olmayan bir hukuk öğrencisiydi. Schubert’in şarkılarını duyup çok etkilendi ve kendisiyle tanışmak üzere Viyana’ya geldi. Birkaç kez onu evinde ziyaret etti. O günlerde, Lichtenthal’deki öğretmenlik görevinden çok sıkılan Schubert, yeni arkadaşına beste yapmaya zaman bulamamaktan yakınıyordu. Schober, ona okulu bırakmasını, ailesinden ayrılıp yalnız yaşayacağı bir eve taşınmasını ve tüm zamanını beste çalışmalarına vermesini öğütledi. Öğretmenlik onun yaratıcılığını köstekliyordu. Fikir güzeldi ama Schubert’in bunu karşılayacak denli parasal gücü yoktu. Schober, para yönünü dert etmemesini, tüm masrafları karşılayacağını söyledi. Schubert’e yalnızca beste çalışmaları yapmak kalıyordu. Bu görüşü her iki gencin aileleri de onaylayınca, kiraladıkları daireye taşındılar. Yeni yaşamı Schubert için çok iyi oldu. Arkadaş çevresi çok genişledi. Kendisinden otuz yaş büyük olan ünlü bariton Johann Michael Vogl ile bu dönemde tanıştı ve kurdukları dostluk, Schubert’in ölümüne değin sürdü. Schubert’in çok arkadaşı vardı. Viyana’nın arka sokaklarındaki küçük birahaneler, evlerin çatı katları, onların toplantı yerleriydi. Toplantılar çok eğlenceli geçerdi. Oyunlar oynanır, dans edilir, konuşmalar yapılır ama en önemlisi ve keyiflisi, Schubert en son bestelerini çalarak arkadaşlarını mest ederdi. Şairler, filozoflar, ressamlar, politikacılar, saray görevlileri, aktrisler, şarkıcılar, kısaca hemen her kesimden insanın katıldığı bu toplantılar “Schubertiade” adıyla anılırdı. Bu toplantılar, sevgi dolu bir insan olan Schubert için mutluluk veren keyif dolu saatlerdi. 1818 yazında Schubert Viyana’dan ayrılıp Kont Esterhazy’nin davetlisi olarak Zeleesz’ye (Macaristan) gitti. Bu daveti kabul etmesinin ana nedeni, parasal yönden çok sıkıntıda olmasıydı. Esterhazy’ler müzik âşığı bir aileydi. Kont’un güzel bas sesi vardı. Eşi kontes’in ve 13 yaşındaki büyük kızının kontralto, 11 yaşındaki küçük kızının da soprano seslerinin yanısıra hepsi de piyano çalmayı biliyordu. Schubert, Esterhazy’lerin evinde, müzik dolu çok güzel günler geçirdi. Bu arada beste yapmak için de bol zamanı oldu. Fakat Viyana’yı ve arkadaşlarını da özlemiş ti. Bu nedenle 1819 yılı başlarında Viyana’ya geri döndü. Daha önce birlikte kaldığı Schober’in evinde yer olmadığı için, yakın arkadaşı şair Mayrhofer ile birlikte bir daire kiraladılar. Schubert denince akla “Bitmemiş Senfoni” gelir. 1822 yılında bestelediği ve “8. Senfoni” olarak da bilinen bu yapıtını Schubert’in tamamlayamadığı varsayıldığı için yapıt, bugün de “Bitmemiş” tanımlamasıyla anılmaktadır. Schubert’in “Bitmemiş Senfoni”si yanısıra beş adet de “Bitmemiş Sonat”ı vardır. Melodik ve harmonik çatıları tamamlanmış olmalarına karşın bu beş sonat da tam olarak bitirilmemiştir. Bunun da nedeni bilinmemektedir. 1822 yılı Schubert için felaketin başladığı yıl oldu. Kendisini ölüme götürecek olan frengi hastalığının ilk belirtileri onda bu yılın sonlarında görüldü. Birçok tedavi yöntemi uygulanmasına karşın, zaman zaman iyileşmiş görünse de durumu gittikçe kötüleşti. Ama hastalığı, çalışmasını etkilemedi ve var gücüyle güzel yapıtlar vermeyi sürdürdü. Çünkü, kendi, sözleriyle yineleyelim, “beste yapmak, yaşamının tek anlamı”ydı. 1827 yılının Mart ayında Beethoven son günlerini yaşıyordu. Schubert, bu çok sevdiği, takdir ettiği büyük kompozitörü ziyarete gitti ve onun 26 Mart 1827 tarihinde düzenlenen cenaze töreninde, çok hasta olmasına karşın, 38 meşale taşıyıcısından biri olarak görev aldı. Tören bittikten sonra, gelenek gereği bir birahaneye gidildi ve iki kadeh şarap içildi. Birinci kadeh ölen kişinin anısına, ikinci kadeh ise ondan sonra ölecek ilk kişinin anısına saygı olarak içilirdi. Schubert o gün o ikinci kadehi, kendi anısına saygı olarak kaldırdığını bilmiyordu. Çünkü Beethoven’den sonra sonsuzluk yolculuğuna çıkma sırasının kendisine geldiğini o gün düşünmemişti bile. 1827 Ağustos’unda Schubert’in rahatsızlığı çok artmıştı. Fakat o bundan yılmıyordu. Birbirinden güzel yapıtlarını, tüm hastalığına karşın, birbirinin peşi sıra vermeyi sürdürüyordu. Fakat “inadına yaşamak”, “inadına birbirinden güzel yapıtlar vermek” amaçlı bu ısrarlı çalışmalarını 19 Kasım 1828 gününden sonra sürdüremedi. Çünkü o gün Schubert’in, ancak 31 yıl sürebilen yaşamının son günüydü.

Schubert’in müziği, hümanist özelliğiyle insanları kucaklar. İnanılmaz bir melodi zenginliği vardır. 9 senfoni, 6 opera, 15 piyano sonatı, 600’un üzerinde liediyle en çok sevilen bestecilerden biridir.


[değiştir] Dış bağlantılar