Samiri

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Atla: kullan, ara
Musevilerin altın buzağıya tapınmaları

Samiri, İslam dini'nin kutsal kitabı Kur'an'da ve Musevilik'in kutsal kitabı Tevrat'ta adı geçen bir şahıs.[1]

Kur'an'da adı 4 ayrı surede geçer fakat hakkında mevcut bir hadis yoktur. Tevrat'ta da bu konuda bazı bilgiler bulunsa da müslüman din bilimciler tarafından İsrâîliyyât'tan sayıldığı için fazla itibar edilmemiştir.

Kur'an'da adı geçmesine rağmen hakkında detaylı bir bilgi bulunmayan Samiri'nin, olasılıkla Mısır'da doğduğu ve firavunun köleleştirdiği İsrailoğulları'na mensub olduğu söylenebilir. Musa'nın halkını Mısır'dan çıkarmasıyla onun da bu topluluğun içinde bulunduğu ve Kızıldeniz'in bölünmesi olayına şahit olduğu Kur'an ve Tevrat'tan anlaşılmaktadır. Musa peygamberin Tur Çölünde Rab ile görüşmek için kutsal dağa çıkmasıyla birlikte Samiri de Musa'nın kardeşi Harun'a rağmen İsrailoğulları için bir takım mücevherleri eriterek bir buzağı heykeli yapmış ve Mısırlılar'ın Apis'ine benzeyen bu sembole tapmalarını istemiştir. Gerekçe olarak da asıl tanrılarının bu olduğunu peygamberleri Musanın bunu unutarak tanrıyı dağa aramaya gittiğini söylemiştir.

İlgili Kur'an ayetleri[değiştir | kaynağı değiştir]

İsrailoğullarını denizden geçirdik. Puta gönülden tapan bir kavme rastladılar:" Ey Musa; onların tanrıları gibi bize de bir tanrı yap!" dediler. Musa, "Doğrusu siz bilgisiz bir topluluksunuz" dedi ve ekledi: "Allah sizi alemlere üstün kılmışken size Allah'tan başka bir tanrı mı arayayım" (Araf 138, 140).

Daha sonra, Allah'ın çağrısı üzerine İsrailoğullarının başında vekil olarak kardeşi Harun'u bırakarak, gerekli emirleri Rabbinden almak üzere önden giderken Harun'u uyardı: Kavmim içinde benim yerime geç; ıslah et bozgunculuk yapanların yoluna uyma" (Araf, 142)

Seni kavminden çabucak ayrılıp gelmeye sevkeden nedir? (Niçin onları geride bırakıp geldin) ey Musa? (dedik). Onlar benim arkamdan geliyorlar; ya rab, razı olasın diye sana çabuk geldim' dedi. Allah, Biz senden sonra kavmini denedik, Samiri onları saptırdı' dedi... ' (Taha, 20/8385)

Çünkü, Musa'nın ardından kavmi, süs eşyalarından, canlıymış gibi böğüren bir buzağı heykeli yaparak (bunu Samiri yapmıştı) onu kendilerine tanrı edindiler... Onu tanrı edinmekle kendilerine yazık ettiler" (el-A'raf 7/148)

Allah'tan Tevrat'ı levhalar halinde alan Musa "Bunun üzerine çok kızgın ve üzüntülü olarak kavmine döndü. 'Ey kavmim, dedi; Rabbiniz size güzel bir vaadte bulunmamış mıydı? (Ayrılış) süre(si)mi size uzun geldi? Yoksa Rabbinizin gazabına mı uğramak istediniz de bana verdiğiniz sözden caydınız? (Harun'a itaat etmek suretiyle beni izlemediniz).' Dediler ki: Kendi malımızı harcamak suretiyle senin sözünden çıkmadık; fakat o milletin (Mısırlıların) süs (eşyas)ından bize yükletilmişti. Onları ateşe attık. Aynı şekilde Samiri de attı ve onlara böğürmesi olan bir buzağı heykeli ortaya çıkardı (Herhalde Musa ya durumu izah edenler buzağıya tapmamış olanlardı ki, 'buzağıya tapanlardan onlar' diye sözederek kendilerini bu suçun dışında tutuyorlardı). Dediler ki, Bu sizin de tanrınız, Musa'nın da tanrısıdır. Fakat o unuttu (da gitti, Tanrıyı Tur civarında arıyor). Olayın başında Harun kendilerine, 'Ey kavmim, andolsun ki siz bununla denendiniz: Rabbimiz, o çok esirgeyen (Allah)tır. (Gelin) siz bana uyun, emrime itaat edin' demişti. '(Hayır) dediler, Musa bize dönünceye kadar buna tapmaktan vazgeçmeyeceğiz.' Durumu öğrenen Musa, kardeşine döndü: Ey Harun, onların saptıklarını gördüğün zaman sana ne oldu (da önlemedin). Neden bana uymadın, (niçin benim yolumu takip etmedin, benim kızdığım gibi onlara tepki gösterip engel olmadın)? Emrime karşı mı geldin?' dedi ve elindeki Tevrat levhalarım atarak (kardeşinin sakalından saçlarından tutup silkeledi. Harun ise kardeşini sakinleştirmek için); "Ey anamın oğlu, dedi; sakalımdan başımdan çekme. Ben senin, İsrailoğulları arasında ayrılık çıkardın, sözümü dinlemedin diyeceğinden korktum da onun için senin gelmeni bekledim" (Taha, 20/86-94). Üstelik kavmi top yekün Harun'un karşısına dikilmiş ve daha fazla konuşmaya devam ederse öldüreceklerini bildirmişlerdi. Harun bunu da anlattı Musa'ya: "Ey anamın oğlu, bunlar beni güçsüz bıraktılar, az kalsın öldürüyorlardı; bana düşmanları sevindirecek biçimde davranma, beni bu zalim kavimle bir tutma, dedi " (el-A'raf, 7/150).

Musa, "Rabbim!Beni ve kardeşimi bağışla, bize acı; sen merhametlilerin en merhametlisisin" dedi"(el-A'raf, 7/151)

Ve bu kez Samiri'ye döndü: "Ey Samiri, ya senin maksadın nedir?" (Samiri), "Ben dedi, onların görmediklerini gördüm; elçinin ayak bastığı yerden bir avuç (toprak) aldım, onu (eritilmiş mücevherlerin içine) attım. Nefsim bana böyle yapmayı hoş gösterdi." (Musa), "Defol git dedi. Artık hayat boyunca sen 'bana dokunmayın' diyeceksin. (Ahirette de) sana vaadedilen bir ceza var ki, ondan asla kaçamayacaksın. Şimdi durup tanrına bak; biz onu yakacağız, sonra onu ufalayıp denize savuracağız" (Taha, 20/95-97).

Altın buzağı yakılıp külleri denize savruldu. Samiri de kaçarak oradan uzaklaşınca pişman olan İsrailoğulları, "Elleri böğürlerinde çaresiz kalıp kendilerinin sapıtmış olduklarım gördüklerinde Eğer Rabbimiz, bize acımaz ve bizi bağışlamazsa muhakkak mahvoluruz' dediler" (el-A'raf, 7/149).
Ancak Allah'ın vaadi vardı: "Buzağıyı tanrı olarak benimseyenler, Rabbin öfkesine ve dünya hayatında da alçaltılmışlığa uğrayacaklardır. İftira edenleri böyle cezalandırırız" (el-A'raf, 7/152).
Musa İsrailoğullarına tevbelerinin kabul edilmesi için ne yapmaları gerektiğini açıkladı: "Ey kavmim! Buzağıyı tanrı edinmekle kendinize yazık ettiniz. Yaratıcınıza tevbe edin, nefislerinizi öldürün; bu, Rabbiniz katında sizin için daha hayırlıdır. Tevbenizi kabul edecek ve size acıyacak O'dur" (el-Bakara, 2/54).

Kaynaklar[değiştir | kaynağı değiştir]

  1. ^ kurankissalari.tr.gg ....Yine Tevrat’ta Çıkış kitabında yer alan bir anlatıma göre İsrail oğullarının buzağı heykelinin yapımı için Sâmirî’ye verdikleri altın mücevherlerin aslında kendilerinin malları değil, Mısır’dan çıkıştan evvel Kıptî’lerden, “Böylece İsrailliler onları soydular.” Tevrat’ın ifadesi ile kandırarak soydukları mücevherat olduğu anlaşılmaktır. “İsrailliler Musa'nın dediğini yapmış, Mısır’lılardan altın, gümüş eşya ve giysi istemişlerdi.” “RAB İsrailliler'in Mısır’lıların gözünde lütuf bulmasını sağladı. Mısırlılar onlara istediklerini verdiler. Böylece İsrailliler onları soydular.”[xlii]