I. Albert (Belçika Kralı)

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Atla: kullan, ara
I. Albert
Albert I Koning der Belgen.jpg
Belçika Kralı
Hüküm süresi 23 Aralık 1909 - 17 Şubat 1934
Önce gelen II. Léopold
Sonra gelen III. Léopold
Eş(leri) Bavyeralı Elisabeth
Çocukları III. Léopold, Belçika Kralı
Prens Charles, Flanders Kontu
Marie-José, İtalya Kraliçesi
Hanedan Saxe-Coburg ve Gotha Hanedanı
Babası Prens Philippe, Flanders Kontu
Annesi Prenses Marie of Hohenzollern-Sigmaringen
Doğum 8 Nisan 1875(1875-04-08)
Brüksel, Belçika
Ölüm 17 Şubat 1934 (58 yaşında)
Marche-les-Dames, Belçika
Dini Katolik Hıristiyan

I. Albert (8 Nisan 1875, Brüksel - 17 Şubat 1934, Marche-les-Dames), 23 Aralık 1909'dan ölümüne kadar tahtta oturan üçüncü Belçika kralı, Saksonya Dükü, Saxe-Cobourg-Gotha Prensi. Flandre Kontu Prens Philip ve Prenses Marie de Hohenzollern-Sigmaringen'in oğluydu. 2 Ekim 1900'de Bavyera Düşesi Élisabeth ile evlendi. Bu evlilikten üç çocukları oldu:

  • III. Léopold
  • Prens Charles, Flandre Kontu, 1944 ila 1951 arasında Belçika tahtı vekili.
  • Marie-José, Belçika Prensesi, İtalya Kraliçesi (1946).

I. Dünya Savaşı'ndan sonra, I. Albert, ülkesini işgal eden Almanya'ya ait olduğu gerekçesiyle Saksonya Dükü ve Saxe-Cobourg-Gotha Prensi ünvanlarını terk etti. Buna karşın, bu ünvanlar resmi belgelerde (doğum ve ölüm kayıtları, vb.) varlıklarını sürdürmektedir.

1893 ile 1909 yılları arasında Prens Albert senatörlük yaptı, ülkenin kara, deniz ve demiryolu ulaştırma altyapısının geliştirilmesi için çalıştı. 1906'da fakir balıkçı gençler için deniz kıyısında Ibis Kraliyet Okulu'nu açtı.

Basit bir hayat yaşayan, gösterişten hoşlanmayan I. Albert ve eşi, halk tarafından çok sevildi. II. Léopold'ün ardından 23 Aralık 1909'da kral oldu. Brüksel'deki taç giyme töreninde büyük bir kalabalık toplandı ve tezahüratta bulundu. I. Albert, hem Fransızca hem de Flemenkçe yemin ederek tahta geçen ilk kral oldu.

I. Albert'in hükümranlığının ilk yıllarından itibaren Avrupa'da gerilim artıyor, ülkeler paktlara katılıyor ve ordularını güçlendiriyordu. 1913'te Almanya ve Fransa'ya giderek ülkesinin tarafsızlığı konusunda israr etti, topraklarının işgal edilmemesi için çaba gösterdi. Zorunlu askerlik kanununu onayladı. Bu sayede 180.000 kişiden oluşan Belçika ordusu, 340.000 kişiye çıktı.

Paris'te kralı at üstünde gösteren heykel.

1914'de I. Dünya Savaşı başladı. 2 Ağustos'ta Almanya Belçika'ya bir ültimatom verdi: Alman ordularının serbest geçişine izin vermezse, Almanya, Belçika'yı düşman kabul edecekti. Albert bunu reddetti ve ordunun komutasını aldı. 4 Ağustos'ta Alman ordusu sınırı geçti. Liège ve Anvers'deki kanlı çarpışmalardan sonra 15 Ekim'de Belçika ordusu Yser nehrinin gerisine çekildi ve bu hattı dört yıl boyunca savundu.

Kral, Le Havre'a kaçan hükümetin peşinden gitmedi, ordusunun başında kaldı. Askerleri cesaretlendirmek için düzenli olarak cephe hattına gitti. Cesareti, kendisine "asker kral" ve "süvari kral" lakâplarının takılmasına neden oldu.

I. Dünya Savaşı'nın ardından Kral I. Albert, Versailles'daki barış görüşmelerinde ülkesini temsil etti. Bu görüşmelerde ülkesinin çıkarlarını savunduğu gibi, Almanya'nın ağır koşullar altında aşırı derecede ezilmesini de önledi. Bundan sonra kendini savaşta harap olan ülkesinin yeniden inşa edilmesine adadı. Bu çalışmaların en iyi örneği, Liège ve Anvers şehirleri arasında, kendi ismini taşıyan kanaldır. Bir bilim tutkunu olarak, 1928'de Ulusal Bilimsel Araştırma Fonu (le Fonds National de la Recherche Scientifique (FNRS))'nu kurdu. Ülkeyi bölmeye başlayan etnik soruna çok duyarlı davranarak Gent Üniversitesi'nin 1930'da Flemenkçe tedrisata geçmesini destekledi. I. Albert, Eşi Kraliçe Élisabeth ile birlikte pek çok sanatçı, yazar ve biliminsanının arkadaşıydı.

Hobi olarak kaya tırmanışı yapmaya başladı, ancak 17 Şubat 1934'te Meuse vadisinde, Namur yakınlarındaki Marche-les-Dames kayalıklarında düşerek öldü. Laeken'deki Notre-Dame Kilisesindeki kraliyet kabrinde, atalarının mezarlarının yanına defnedildi.

Kişiliği, savaş yıllarındaki yararlılıkları, fedakârlığı ve maceralı ölümü, I. Albert'in kamuoyu nezdinde efsaneleşmesine neden oldu.