Düşüş (roman)

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Atla: kullan, ara

'Albert Camus'un 1956 yılında yayımladığı 'Düşüş' modern insanın,kendi bencillik ve çaresizliklerini adım adım görmek zorunda kalışının ve çelişkilerinin romanıdır.. Öyle ki yazar girişe:Size hizmetlerimi sunabilir miyim,bayım,canınızı sıkmadan?diyerek başlar.Bu giriş cümlesinin 'canınızı sıkmadan' kısmı dahi kahramanın yalnızlığının tezahürüdür.

Romanın Anafikri:

İnsanları çok iyi gözlemleyen Albert Camus bu eserinde de bolca gözlemlerine yer vermiştir.Kahramanın kendisi olduğu konusunda edebiyat çevresinden birçok isim hemfikirdir.Zekice burjuvaziyi ve onun yaptırdıklarını ele alır bu eserinde.Çok fazla sorgulama yapar.Aslında gördüklerini yazar gibidir ama görünenin altındaki çelişki ve yapmacıklığı her cümlede keskin bir biçimde gösterir.Kahraman yalnızdır aslında.Köprüden atlayan kızı engelleyememenin hüznü üzerinde neredeyse hiç durmaz.Ama bu düşüncesizliğini öyle bir yere koyarki aslında hayatının hiçbir döneminde o anı unutmadığını vurgulamak ister gibidir.

Ey genç kız kendini yine suya at da her ikimizi kurtarma şansına bir kez daha ereyim.Bir kez daha,ha,amma ihtiyatsızlık!

Romandan alıntılar:

Örneğin,körlerin sokaklarda karşıdan karşıya geçmesine yardım etmeyi çok seviyordum.Daha uzaklardan,bir bastonun bir kaldırımın köşesinde duraksadığını görür görmez atılıyordum,bazen yardımsever bir elin uzanmasından bir saniye önce körü başkalarının yardımına gerek bırakmadan yakalıyordum ve onu,geliş gidişin engelleri arasından,yumuşak ve emin bir elle kavrayarak kaldırımın sakin limanına götürüyordum,orada karşılıklı bir heyecan içinde ayrılıyorduk birbirimizden...

İnsan böyledir,aziz bayım,iki yüzü vardır onun:Kendini sevmeden sevemez.Gözleyin komşularınızı,şansınıza bir ölüm olursa binanızda.Onlar kendi küçük yaşamları içinde uyurken,örneğin kapıcı ölür.Hemen uyanırlar,koşturmaya başlarlar,bilgi alırlar,acınırlar.Taptaze bir ölü,gösteri başlar sonunda.Onların trajediye gereksinimleri vardır... ...Yine de tüm bina sakinleri fenol kokan odaya uğradılar.Kiracılar bu iş için hizmetçilerini de göndermiyorlar,fırsattan yararlanmak için kendileri geliyorlardı...

Dikkat etmişsinizdir,inancı,tüm hakaretleri bağışlamak olan insanlar vardır,bu hakaretleri bağışlarlar gerçi,ama hiç unutmazlar.Ben hakaretleri bağışlayacak kadar iyi bir yapıda değildim,ama sonunda onları unutuyordum hep.Benim kendisinden nefret ettiğime inanan biri,onu geniş bir gülümseme ile selamladığımı görünce apışıp kalıyordu.O zaman,yapısına göre ya bendeki ruh büyüklüğüne hayran oluyor ya da ödlekliğimi küçümsemeyle karşılıyordu,oysa bu davranışımın nedeni basitti:Adını bile unutmuştum adamın.İlgisiz ya da nankör kılan aynı sakatlık o zaman büyük ruhlu hale getiriyordu beni.

Duygularımızı yalnız ölümün uyandırdığına dikkat ettiniz mi?