Üretkenlik

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Atla: kullan, ara

Üretkenlik girdileri çıktıya dönüştürme ölçüsüdür. Verilmiş girdiler çıktıya ne ölçüde dönüştürülebilirse üretkenliğin de o ölçüde yüksek olduğu dile getirilmektedir. Üretkenlik formülü çıktının girdiye oranı biçimindedir.

Nedenleri ve Sonuçları[değiştir | kaynağı değiştir]

Üretkenlik, başta eğitim süresi olmak üzere gönenç düzeyi, rekabet gücü gibi pek çok değişkeni etkiler. Genç kuşaklar yıllar süren eğitim olanağını üretkenlik düzeyinin yüksekliğinde bulurlar. Buna göre çocukların eğitimden çekilip tarlalara sürülmesinin nedeni üretkenlik düzeyinin düşüklüğü olarak gösterilebilir. Öte yandan uluslararası ticarette rekabet gücünün büyük ölçüde üretkenliğe bağlı olacağı söylenebilir. Bugün üretkenlik başlıca yeni bilgi üretme ve bu bilgiyi üretime dönüştürme kapasitesine bağlıdır denebilir. Yaratıcılığı özendiremeyen, güvenden çok korkuyu, işbirliğinden çok boyun eğmeyi, paylaşmaktan çok yağmalamayı öğreten bir eğitimin yeni bilgi üretme kapasitesi olmadığı gibi bunu üretime dönüştürme yeterliliği de yoktur. Türkiye'de böyle bir eğitim anlayışının uygulanmasıyla toplumun seferber edilebileceği sanılmaktadır; ancak bu koşullarda seferber edilenler olsa olsa asker zihniyetli kişiler olabilir ki, bunun da yeni bilgi yaratma kapasitesini artırıcı hiçbir yönü yoktur. Sonuç olarak üretkenlik düzeyinin yüksekliği gönenç düzeyinin yüksek olabilmesi için bir altyapı işlevi görür.

Çeşitleri[değiştir | kaynağı değiştir]

Her girdi için bir üretkenlik tanımlanabileceği gibi bütün girdiler toplamı için de üretkenlik tanımlanabilir. O nedenle emek, sermaye üretkenlikleri yanı sıra toplam faktör üretkenliği de tanımlanabilir. Ücret emek üretkenliğiyle ilişkilidir.

Üretkenlik Araçsal Bir Kavram mıdır?[değiştir | kaynağı değiştir]

Üretkenlik bilginin bir işlevidir. Bu nedenle üretkenlik sonuç, bilgi ise onun nedeni olarak anlam kazanır. Bilginin üretkenliği nasıl artırdığı sorusu aşağıdaki örnekle açıklanabilir. Bir balıkçı günde yüz balık tutuyorsa bu işin girdisi :bir günlük emek, çıktısı: yüz balık

olduğundan; üretkenlik: çıktı/girdi=100 balık/bir günlük emek olarak ölçülür. Balıkçı artırdığı bilgisini uygulamaya koyup günde iki yüz balık tutmaya başlarsa üretkenliğini iki katına çıkarmış olur. Bu örnek üretkenliğin bilgiye bağlı olarak değişen bir sonuç olduğunu göstermektedir.

Bilgi, üretim girdilerine onlardaki kaliteye etki yaparak kısaca makineye, sulama kanallarına, işbirliğine, güdülenmeye dönüşerek üretkenliğin artmasına yol açar. Böylece denetlenen varlık (bilgi), denetlenemeyen, ancak belli bir düzeye ulaştırılmak istenen varlığı (üretkenliği) durmak için kullanılan bir değişken olup çıkar. Tıpkı atın arabayı çeken bir varlık olup çıkması gibi burada at bilgi, araba ise üretkenliktir.

Kimi kez başka yerlerde yaşarken avcılardan korkup kaçan balıklar bir bölgede toplanır, balıkçı da bu olgu üzerine daha çok balık tutar. Balıkçının bilgisi artmamıştır, çalışma süresi artmamıştır, olta sayısı artmamıştır; ancak tuttuğu balık miktarı arttırmıştır. Bu örnekte artan üretkenlik bir talihliliğin sonucu olarak ortaya çıkar. Bu talihlilik teknolojik değişim ile benzerlik içindedir. Teknolojik değişim üretkenlik üzerinde yukarı oda betimlenen talihlilik gibi bir etki yapar. Çalışan sayısı değişmez, çalışma süresi değişmez, kullanılan makineler değişmez; ancak gene de üretim artar. Bu artış teknolojik değişim kaynaklı bir artış olarak anlam kazanır. Teknolojik değişim bir yoruma göre bilgi artışından başka bir anlama gelmez.

Kimi kez balık bol olur, balıkçı da eskisine göre çok balık tutar, böylece çıktının girdiye oranı da doğallıkla yüksek olur. Bu örnekte artan üretkenlik bir bilginin sonucu değil de bir talihliliğin sonucu olarak ortaya çıkmış gibi görünür, ancak talihlilikte bile bilgili balıkçının bilgisiz balıkçıdan farkları kendilerini ortaya koyarlar ki, bunlar da üretkenlik farkları olarak anlam kazanırlar.