Yaratıcı Yıkım

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Yaratıcı Yıkım (Almanca: schöpferische Zerstörung), Schumpeter'in fırtınası olarak da bilinir, 1950'li yıllardan itibaren Avusturyalı-Amerikan ekonomist Joseph Schumpeter'in Karl Marx'ın çalışmalarından türettiği ve bir ekonomik inovasyon ve iş döngüsü teorisi olarak popülerize ettiği ekonomideki bir konsepttir.

Schumpeter'e göre; "yaratıcı yıkımın fırtınası", ekonomik yapıyı aralıksız olarak içten devrimden geçiren, sürekli olarak eskiyi imha ederken yeniyi yaratan endüstriyel mutasyon sürecini tarif etmektedir. Marksist ekonomi teorisine göreyse bu kavram kapitalizm altında zenginlik birikiminin ve yok oluşunun birbirine bağlı süreçlerine değinerek daha geniş bir anlamda kullanılmaktadır. Schumpeter’e göre, bugün asıl ehemmiyetli olan rekabet fiyat rekabeti değil, firmaların piyasalardaki varlıklarını riske atan ve tehlikeli hale getiren rekabettir.

Schumpeter dünya kapitalist sistemi üzerinde çeşitli araştırmalar ve incelemeler yapmıştır. Kapitalist ekonomi alanında analizlerde bulunmuştur ve bu doğrultuda teknolojik yeniliği merkezi bir konuma oturtmuştur. Teknolojik inovasyonun ekonomik büyüme konusundaki önemine vurgu yapan ilk kişidir. Yeni ürünlere dayanan rekabetin, var olan ürünlerin fiyatları üzerindeki marjinal değişikliklerden daha önemli olduğunu vurgulayan Schumpeter olmuştur. Yüksek teknolojili endüstriler Joseph Schumpeter’in ismi ile anılmaktadırlar. Ona göre ancak bir tekel gücüne sahip olan firmalar, riskli, pahalı ve uzun zaman alan araştırma-geliştirme faaliyetlerine yatırım yapma istek ve kabiliyetine hakimdirler. Schumpeter’e göre piyasada asıl önemli olan rekabet, birbirinin aynı mallar üreten firmalar arasındaki fiyat rekabeti de¤il, mevcut firmaların varlıklarını tehlikeye düşüren rekabettir. Bu yaklaşıma göre teknolojik yenilik ekonomik gelişmenin ve ekonomideki dalgalanmaların da ana unsurudur. Schumpeter’in yaklaşımında teknolojik inovasyon sürekliliği olmayan, mevcut teknolojiden farklı olan, radikal bir değişikliktir. Yeni bir ürünün, yeni bir üretim metodunun sunulması, yeni bir pazarın açılması, yeni bir ham madde kaynağının bulunması ya da piyasada yeni bir pazar örgütlenmesini de kapsar. Müteşebbis ortaya çıkardığı teknolojik yenilik sayesinde normalin üstünde bir kâr marjı sağlar ve tekel konumuna gelir. Bu yeniliğin zamanla diğer firmalarca da adapte edilmesiyle beraber kâr normal düzeye iner ve bu durum başka bir müteşebbis tarafından başka bir teknoloik yenilik ›lana kadar devam eder. Bu da ekonomide iş çevrimlerine sebep olur. Binaenaleyh, girişimcilerin olağanüstü gayretleri ile ortaya çıkan teknolojik yenilik, ekonominin içsel bir faktörü olarak, ekonomik gelişmenin dinamiğini sağlayan en önemli faktör konumuna yerleşir.

“Yaratıcı yıkım” kavramına göre teknolojik değişim vetiresi yenilikler tarafından sürdürülen yaratıcı bir vetiredir fakat bu vetire aynı zamanda “yıkıcıdır” zira bu vetire kaynakların firmalar, meslekler, sanayiler ve hatta ülkeler arasında yeniden dağılımını öngörür. Bu vetireye ayak uyduramayanlar yok olacaktır. Ölçek ekonomileri sebebiyle, bugün birçok endüstride rekabet, pazar payı için değil pazarın bütünü için yapılmaktadır. Kazanan pazarın tamamını ya da en azından çoğunu almaktadır. Bu durum, çok açık bazı ekonomi politik farklılıklar doğurmaktadır. Merkantilist zihniyete sahip politika uygulayıcıları Schumpeteryan endüstrilerde hakim olacak firmalar yaratmak için devletin kaynaklarını seferber edeceklerdir. Liberal düşünce sahibi olanlar bile kendi ülkelerinde Schumpeteryan endüstrilerde rekabet edebilecek girişimcilerin gelişmesini teşvik edecek şartları oluşturmaya çalışacaklardır. 21’inci yüzyılda teknolojiyi elde etme, yaratma ve kontrol etme kabiliyeti uluslararası rekabetin merkezinde yer almaktadır.

Schumpeter'e göre denge genel geçer değil, istisnaîdir. ekonomi düzensizliğe meyleder ve kapitalist motorun bu temel itkisi şirketlerin ar-ge departmanlarında donacak ve kapitalizmin sonunu getiren bu olacaktır.

Yaratıcı Yıkım teorisine göre daha iyisi geldiğinde şirketler yıkılmalıdır. Misal devlet dvd'ler ortaya çıktığında dvd üreten firmalara karşı video kaset üreten firmaları korumaya çalışmamalıdır. Ya da polaroid fotoğraf makinasını üreten firmayı dijital fotoğraf makinası üreten firmalara karşı korumamalıdır. Daha iyisi geldiğinde önceki firmaları ortadan kaldırabilmelidir. Bu anlamda bilhassa son dönem gelişmelerinden olan 2008 krizinden sonra bankaların kurtarılmasına karşı olan teoridir. 'batmak için çok büyük' kavramı bu teori için bir şey ifade etmez.

Schumpeter, Yaratıcı Yıkım teorisinden 1942'de yayınlanan 'kapitalizm, sosyalizm ve demokrasi' kitabında bahsetmektedir. Piyasa ekonomilerinde müteşebbislerin daha fazla kar elde etmek için üretim tekniklerini sürekli olarak değiştirmelerine ve böylece mevcut ekonomik yapının sürekli yenilenmesine denir.

Schumpeter'in yanı sıra David Harvey bu kavramı şehir hayatının gelişimi için kullanmıştır. Neo-marxist bir şehir incelemesi yapan Harvey, şehrin her seferinde daha verimli bir üretim-tüketim zincirine dönüşebilecek, daha karlı bir üretim-tüketim olabilmesi için durmadan yıkılıp, yeniden yapıldığını iddia eder. İşte bu yaratıcı yıkımdır. Daha sert bir dille, belediyecilik aslında kapitalizmin gelişmesi (insan sosyal hayatının değil) için kurulmuş ve işlev gören bir kurumdur.