Doğrulama ön yargısı

Vikipedi, özgür ansiklopedi
(Teyid önyargısı sayfasından yönlendirildi)
Şuraya atla: kullan, ara

Doğrulama ön yargısı ya da teyit ön yargısı, kişilerin kendi inançlarını, düşüncelerini ve varsayımlarını destekleyen ya da teyit eden bilgileri kayırma, dikkate alma ve öne çıkarma eğilimidir. Bu ön yargıya sahip kişiler inançlarına, düşüncelerine ve varsayımlarına ters düşen, karşı duran, onlarla çelişen bilgileri ihmal etme, yok sayma eğilimi gösterir.[1] Bilişsel eğilimin bir çeşidi ve tümevarımın sistematik hatasıdır. İnsanlar bilgiyi seçici olarak topladıklarında veya anımsadıklarında ya da belirli bir eğilime göre bu bilgiyi yorumladıklarında doğrulama ön yargısına eğilimlidirler. Etkisi, duygusallıkla yaklaşılan konularla, iyice yerleşmiş ve değişmesi zor inanışlarla ilgili olduğu takdirde çok daha güçlüdür. İnsanlar aynı zamanda müphem ve belirsiz kanıtları da kendi görüşlerini destekleyici yönde yorumlamaya eğilimlidir. Ön yargılı araştırma, yorumlama ve bellek karşı tarafların aynı kanıtlara ulaşması durumunda bile anlaşmazlığın daha keskinleşmesi olan tutum kutuplaşmasını, doğru olmadığının kanıtları gösterilmesine rağmen inançlarda ısrar, ilk olarak edinilen bilgiye daha fazla güvenme olan irrasyonel öncüllük etkisi ve iki olay ya da durum arasında bir bağlantı olduğuna dair yanlış algılama olan yanılsama korelasyonunu açıklamak için kullanılır.

1960'larda yapılan bir dizi deney insanların sahip oldukları inançları doğrulama yününde eğilimi olduğunu önermektedir. Bu deney sonuçları daha sonra fikirlerin yalnızca tek olasılık üzerine odaklanıp alternatiflerin görmezlikten gelinmesi ile tek yönlü sınanmasına eğilim olarak tekrar yorumlanmıştır. Bazı durumlarda bu eğilim insanların vardıkları sonuçlarda ön yargılı olabilmelerine neden olmaktadır. Gözlemlenen bu ön yargıların açıklamaları arasında hüsnükuruntu ile insanların bilgilerin değerlendirme kapasitelerinin sınırlı olması verilir. Diğer bir açıklama da insanların tarafsız ve bilimsel bir açıdan incelemektense yanlış olmanın bedelini akıllarında ölçüp biçmeleridir.

Doğrulama ön yargısı kişisel inançlarda aşırı güven duygusunu besler ve karşı kanıtlar olmasına karşın bu inançlara daha da bağlanmayı sağlayabilir. Bu ön yargılar nedeniyle siyasal ve örgütsel bağlamlarda kötü kararlar alındığı görülmüştür.[2][3][a]

Türleri[değiştir | kaynağı değiştir]

Doğrulama ön yargıları bilgiyi işlemede görülen etkilerdir. Kişinin beklentilerinin kendi davranışını etkileyerek beklenen sonuca ulaşılması olan beklenti etkisi ya da davranışsal doğrulama etkisinden farklıdır.[7]

Bazı psikologlar doğrulama ön yargısı terimininin tanımını daha kısıtlayıcı bir şekilde kişinin zaten inandığını destekleyen kanıtları seçici olarak toplaması ve farklı bir sonuca ulaştırabilecek kanıtları yok sayması ya da reddetmesi olarak yaparlar. Diğerleri ise terimi daha genel anlamıyla kişinin var olan inançları hakkında kanıt ararken, yorumlarken ya da anımsarken bu inançları korumaya yönelik eğilim olarak kullanırlar.[8][b]

Peşin hükümle bilgi arama[değiştir | kaynağı değiştir]

Doğrulama ön yargısı kişinin kendisine yönelik bir "evet efendimcilik" olarak tanımlanmıştır, Confirmation bias has been described as an internal "yes man", bu tanım Charles Dickens'in roman karakteri Uriah Heep'in inançlarını yansıtır.[10]

Deneyler, kişilerin varsayımları ile tutarlı kanıtlar arayarak bunları tek yanlı olarak doğrulamaya eğilimli olduklarını tekrar tekrar göstermiştir.[11][12] Tüm ilgili kanıtları araştırmaktan çok kendi varsayımlarını destekleyecek olumlu cevaplar alacak şekilde soruları oluştururlar.[13] Varsayımlarının yanlış olması durumunda ortaya çıkabilecek sonuçlardan çok doğru olması durumunda bekledikleri sonuçları ararlar.[13] Örneğin, evet/hayır sorularıyla tutulmuş bir sayıyı bulmaya çalışan ve sayının üç olduğunudan şüphelenen birisi "Tek sayı mı?" diye sormayı tercih edebilir. Kişiler, "olumsuz test" olan "Çift sayı mı?" gibi bir soru ile aynı bilgiye ulaşılabilse bile "olumlu test" olarak adlandırılan bu tür soruları tercih ederler.[14] Ancak buradan kişilerin olumlu bir cevap çıkaracak test yöntemleri aradığı sonucuna ulaşılamaz. Deneklerin sahte testler ya da gerçek teşhis edici testler seçebildikleri araştırmalarda, kişilerin gerçek testleri tercih ettikleri görülmüştür.[15][16]

Olumlu testleri tercih etme kendi başına bir ön yargı değildir çünkü olumlu testler oldukça bilgi verici olabilir.[17] Ancak diğer etkilerle birleştirildiğinde bu strateji doğru olup olmalarından bağımsız olarak varolan inançları ya da varsayımları doğrulayabilir.[18] Gerçek dünyada kanıtlar sıklıkla karmaşık ve çok yönlüdür. Örneğin bir kişi hakkında birbiriyle çelişen çeşitli fikirlerin herbiri o kişinin davranışının bir yönüne yoğunlaşarak desteklenebilir.[12] Dolayısıyla herhangi bir varsayım yönünde kanıt aramak muhtemelen başarılı bir sonuç verecektir.[18] Bunu göstermenin bir yolu cevabı değiştirecek şekilde sorulacak olan soruyu oluşturmaktır.[12] Örneğin "Sosyal yaşamından mutlu musun?" diye sorulan kişilerin, "Sosyal yaşamından mutsuz musun?" diye sorulan kişilere göre daha çok mutlu olduklarını söyledikleri görülmüştür.[19]

Bir soruda yapılacak küçük bir değişiklik bile kişilerin mevcut bilgiyi araştırmalarını dolayısıyla da ulaşacakları sonuçları etkileyebilir. Bu önerme kurgusal bir çocuk velâyet davası ile gösterilmiştir.[20] Araştırmaya katılanlara şu bilgiler verilir: Velâyeti isteyen A çok yönden veli olabilmek için orta derecede uygundur. Velâyeti isteyen B ise dikkati çeken olumsuz ve olumlu özelliklere sahiptir; çocuk ile çok yakın bir ilişki ancak uzun süreler boyunca çocuktan uzak kalmasına neden olacak bir iş. "Hangisi çocuğun velisi olmalıdır?" sorusu sorulduğunda katılımcıların çoğu, asıl olarak olumlu özelliklere bakarak B'yi seçmiştir. Ancak "Hangisi çocuğun velisi olmamalıdır?" diye sorulduğunda ise olumsuz özelliklere baktıklarından ötürü çoğunluk B'nin veli olmaması gerektiğini, dolaylı olarak da A'nın veli olması gerektiğini söylemişlerdir.[20]

Benzer çalışmalar kişilerin bilgi ararken nasıl ön yargılı olduklarını gösterse de bu fenomen gerçek teşhis testlerininin tercihi ile sınırlandırılabilmektedir. Deneylerden birinde denekler bir başka kişinin, görüşmeye dayanarak içe dönük-dışa dönük kişilik boyutunu değerlendirmişlerdir. Deneyde yapılan görüşmede soracakları soruları verilmiş bir listeden seçmek zorundaydılar. Görüşme yapılacak kişi içe dönük birisi olarak tanıtıldığında denekler "Gürültülü partilerde ne hoşuna gitmez?" gibi içe dönüklüğü varsayan soruları seçmişlerdir. Görüşme yapılacak kişi dışa dönük birisi olarak tanıtıldığında ise "Kötü geçen bir partiyi canlandırmak için ne yaparsın?" gibi dışa dönüklüğü varsayan soruları seçmişlerdir. Bu yanıltıcı sorular görüşme yapılan kişiye kişilikleri hakkındaki varsayımın doğru olmadığını gösterecek hemen hemen hiç olanak sağlamıyordu.[21] Bu deneyin daha sonra yapılan değişik bir versiyonunda ise deneklere "Sosyal etkileşimlerden kaçar mısın?" gibi daha az tahminlere dayanan sorular seçebilmelerine olanak sağlanmıştır.[22] Bu deneyde denekler teşhise yönelik bu tarz soruları tercih etmiş ve olumlu test sorularını daha az seçmişlerdir. Teşhis edici testleri tercih etme ve olumlu test sorularına zayıf bir eğilim daha sonra yapılan başka çalışmalarda da tekrar gözlemlenmiştir.[22]

Kişilik özellikleri peşin hükümlü araştırma süreçlerini hem etkilemekte hem de bu süreçlerle etkileşmektedir.[23] Bireylerin, seçici maruz kalmaya karşı tutum ve tavırlarını dış etkilerden koruma yetileri farklılık gösterir. Seçici maruz kalma durumu bireylerin bilgi ararken kişisel inançları ile tutarlı bilgi arayıp bu inançlarla tutarsız bilgileri göz ardı etmeleriyle oluşur.[24][24] Bireylerin kişisel inançları ile çelişen kanıtları hangi dereceye kadar reddedebildikleri konusunda bir deney yapılmıştır.[23] Yüksek güven düzeylerine sahip kişilerin kendi inançları ile çelişerek karşı bir kanıt oluşturabilecek bilgileri daha kolayca araştırabildiği ancak düşük güven düzeyli bireyleri çelikili bilgileri aramadığı ve kendi inançlarını destekleyecek bilgileri aramayı tercih ettikleri görülmüştür. Kişiler tartışmalarda kendi inanç ve fikirlerine karşı eğilimli olarak kanıtlar geliştirir ve bunları yorumlarlar.[25] Yüksek güven düzeyleri bireylerin kendi inançlarını destekleyen bilgi arama tercihlerini azaltmaktadır.

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

Notlar[değiştir | kaynağı değiştir]

  1. ^ Tuchman bir hükûmetin izlediği politikaları haklı çıkarmak sürecinde görülen bir çeşit doğrulama ön yargısını tanımlamıştır: "Bir politika kabul edilip uygulandığında, sonradan vukubulan tüm eylemler bu politikayı haklı çıkarma çabası hâline gelir.[4] ABD'yi Vietnam'da savaşın içine çeken ve başından beri bu savaşın kaybedileceğine dair sayısız kanıtlar bulunmasına rağmen ABD Ordusunu 16 yıl boyunca bu savaşın içinde tutan politikanın tartışılması bağlamında Tuchman şu fikirlerinde ısrar eder:

    Özaldatının kaynağı olan kalın kafalılık hükûmette dikkat çekici şekilde önemli bir rol oynar. Bu bir durumun değerlendirilmesi sırasında karşıt belirtilerin görmezlikten gelinmesi ya da reddedilmesi ile birlikte önceden tasarlanmış sabit fikirler temelinde yapılmasıdır. Gerçeklere değil temennilere göre hareket etmektir. Tüm hükümdarların en kalın kafalısı olan İspanyol kralı II. Felipe'nin bir tarihçi tarafından şu tanımlamasıyla özetlenebilir: "[Hiç bir zaman] politikasının başarısız olma deneyimi doğal mükemmeliyeti üzerine olan inancını yıkamazdı."[5]

    Tuchman, budalalağın "karşı kanıtlara rağmen sabit bir kavram üzerinde ısrar" olarak belirtilebilen bir çeşit özaldatı olduğunu ileri sürmektedir.[6]

  2. ^ "Özümseme ön yargısı", kanıtların yanlı olarak yorumlanması için kullanılan bir başka terimdir.[9]

Özel[değiştir | kaynağı değiştir]

Genel[değiştir | kaynağı değiştir]