Tartışma:İttihat ve Terakki

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Şuraya atla: kullan, ara

Mustafa Kemal[kaynağı değiştir]

Mustafa Kemal 1907 de katıldı. 1909 kongresindeki çıkışları ve tenkitledi nedeniyle mimlendi. Hatta bu nedenle kendisine suikast düzenlenmek istendiği söylenir. 1911 den sonra partiyle hiçbir bağı kalmadı ve sadece askerlikle ilgilendi. 1918 de savaş kaybedildiğinde İttihat ve terakki ileri gelenleri yurtdışına kaçtı. Mustafa Kemal güney cephesi komutanıydı. Önce İstanbul'a karargaha çağrıldı ve sonra da Padişah fermanıyla görevli olarak Samsun'a gönderildi.

Bu yaklaşımla bakılırsa vatan şairi Mehmet Akif (Ersoy) da İttihat ve Terakki üyesi ve daha da ötesi Teşkilat-ı Mahsusa fedaisi idi ve hatta bir fiil bu görevini 1918'lere kadar sürdürmüştür.

Bu maddede Milli Mücadele'yi başlatan kimselere İttihatçı artıkları diye gizliden gizliye yafta yapıştırılmak istenmiş. Bu iddia İngiliz ajanlarıyla işbirliği içindeki kimselerin iddialarıdır. Cemiyet-i Müderrisin heyeti de benzer bir bildiri yayınlamış ve Milli mücadelecileri eski İttihatçılar olarak göstermek istemiştir.


--Bruno 12:19, 29 Ekim 2007 (UTC)

mehmet akif ersoyla ilgili olarak aklımda kalan bir bilgiyi sizinle paylaşmak isterim mehmet akif ersoya bir cok kez ittihat ve terakki cemiyetine katılması istenir hatta bucemiyetin dışında kalan aydınlara farklı baskılarda yapılmıştır ama mehmet akif ersoy bu cemiyete dahil olmamıştır.mehmet akif ersoyun hayatı ile ilgili bir kitabdan aklımda kaldı kadarını sizlerle paylaştım eger düşüncelerimde bir yanlışlık varsa lütfen mazur görün bu bilginin kaynada şu anda aklımda olmadı icin ve sitenizin kuralları dorultusunda kaynak belirtmiyorum ama yinede kaynak belirtmem istenirse gerekli olan kaynakları bulurum

        • Kazım Karabekir'in anılarında net olarak anlattığı İttihat-Terakki yapılanmasında;kimin ne zaman örgütten ayrıldığı(çok az görülen istisnalar dışında)bilinemez.Ayrıca Türk Kurtuluş Savaşı'nın organizasyonuna bakarsanız; tamamen İttihatçı bir organizasyon olduğunu anlayabilirsiniz.Şöyle ki; sivil-asker tüm Kurtuluş Savaşı görevlilerinin; tamamının ittihatçı olduğunu görebilirsiniz.Örgütün tasfiyesi Atatürk'e suikast girişimi sonrasındadır.

Liderler[kaynağı değiştir]

İttihat ve Terakki liderlerinin öldürülme yerleri ve kimler tarafından öldürüldükleri ile ilgili kısıma bir an önce kaynak belirtilmeli bence ve aksi taktirde o kısımlar çıkarılmalıdır. Zira mesela Ruslar tarafından öldürüldü demek direkt olarak bir ithamdır. Eğer bunlar iddia ise dahi iddianın kim tarafından yapıldığı hangi dergi gazete ve ya kitapta yapıldığı bahsedilmelidir bence. Saygılar.Barnstar of Reversion2.pngSağlamcıileti 21:21, 23 Aralık 2007 (UTC)

Selam. Evet, 'Ruslar' yazılmaktansa 'Bolişevikler' yazılması daha uygundur. Aslında Talat ve Enver için kaynakları gerektirecek kadar tartışma yoktur. Yine de kaynak gösterilmenin zararı da yoktur. Cemal için bazı farklı iddiaları var. Biraz ilgileneceğim. Şimdiden Noel bayramınızı kutlar ve iyi çalışmalar. Takabeg 22:31, 23 Aralık 2007 (UTC)

İttihat ve Terakki Başlığının "Wikipedia" içerisinde İngilizce açıklaması.[kaynağı değiştir]

Wikipedia'nın "İttihat ve Terakki" Partisi için İngilizce "Order and Progress" açıklamasında 1915 Olaylarından "soykırım" olarak bahsedilmektedir. Bu durum, kurumun bilimselliğine şüphe düşürmektedir.Bu imzasız yazı 193.110.208.178 (mesajkatkılar) tarafından eklenmiştir.

İngilizce biliyorsanız yanlış bilgileri kendiniz düzeltebilirsiniz. Wikinin böyle bir özelliği var, katkıda bulunulabiliyor.Bu imzasız yazı Bruno Giordano (mesajkatkılar) tarafından eklenmiştir.

ALP : Açıkçası vatanını seven ve tarih bilen kişiler olarak ortaya çıktığınız yazılarınızdan anlaşılıyor. Ancak rumuz kullansanız bile " Türkçe " olmasını dilerdim. Ayrıca bir Türk evladına Noel demeyi pek yakıştıramadım. Türk'ün soy adı İSLAM'dır. Türk'te olsa gayri müslümin vatan adına söz söyleme hakkı olamaz. Zira hem Büyük Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkılmasının asıl fesatçıları bunların dedeleri değilmidir ? Hemde günümüz fırsatçıları da bunlardan türemiş ziyankârlar değiller midir ? Kaldıki maksadınıza ulaştınız , daha talebiniz ne olabilir ki ? Fazlasına kemiğe dayanmaktır. Saygılarımla... 20.02.2008Bu imzasız yazı 88.249.20.42 (mesajkatkılar) tarafından eklenmiştir.

IT'leri tarihe birakalim, biz geri kalani gülistanlik yapabilecekmiyiz?Bu imzasız yazı 78.54.31.62 (mesajkatkılar) tarafından eklenmiştir.

Ben açıkcası "ALP" in: "Türk'te olsa gayri müslümin vatan adına söz söyleme hakkı olamaz." lafına katılmıyorum. Bırakalım isteyen istediği dinden olsun. Kimse dininden dolayı yargılanmamalı. Osmanlı Devletinin yıkılması da tek bir nedene bağlanamaz. Hiçbir tarihi olayın tek bir nedeni olamaz. Olsa olsa, bir veya birkaç neden ön plana çıkmış olabilir. Saygılarımla...

31 mart ayaklanması[kaynağı değiştir]

31 mart ayaklanması dinci yobazlar ve ordu içerisinden ayartılan askerler tarafından çıkarılmıştır. 2. Abdülhamid aleyhine bir ayaklanma değildir, tam tersine bir çok kaynakta 2. Abdülhamid'in ayaklanmayı çıkaranlarla işbirliği içinde olduğu yazılıdır.Bu imzasız yazı 85.99.114.109 (mesajkatkılar) tarafından eklenmiştir.


Yukarıdaki yazıyı yazan arkadaş tarihi at gözlüğü ile okumuş belli ki. 31 Mart vakasının din ile ve dincilikle ilgisi yoktur. Dönemin konjonktürel durumunu kendi lehlerinde kullanmak ve iktidarı ele geçirmek isteyen bir kısım zabitanın, diğer bir kısım zabitanı tasviye etmesi sürecine bir kılıf uydurulmak istenmiş, ve bu kılıf da irtica-mürteci terimleri ile ifade edilerek, doğal hedef teşkil eden İslami kesime -özellikle bürokrasi tarafından ortadan kaldırılması elzem görülen ilmiye sınıfı -isterseniz ulema diyelim- giydirilmiştir. Hem iktidarı ele geçir, hem de en önemli düşman addedilen ilmiye sınıfını tarümar et! Bir taşla iki kuş yani. Benim yukarıdaki satırları yazan arkadaşa -naçizane- tavsiyem, tarihi yalnızca "resmi tarih" olarak bilinen cihetten okumaması. Okurken biraz şüpheci ve sorgulayıcı davranması ve son olarak at gözlüklerini çıkarması olacak. Ha, unutmadan, sultan II. Abdülhamid, en azılı düşmanlarının bile saygısını kazanmış bir politik dehadır. Birçok at gözlüklünün Cumhuriyet geleneğinin ürünü zannettiği modern kurumlar diye söylenen harbiye, tıbbiye ve mülkiye O'nun zamanında açılmıştır. Sultan Abdülhamid'in isyancılarla işbirliği yaptığını düşünmek ve iddia etmek, ancak kafası yeterince çalışmayanların inanacağı bir Mason ve Bolşevik yalanıdır. İnanmayanlar, Masonların, ve Bolşeviklerin neden Sultan II. Abdülhamid'den hoşlanmadıklarını bir zahmet araştırsınlar -tabi eğer araştırma yapabilecek kapasiteye sahip iseler- Hoşçakalın ve doğru bilgiyle kalın. Bu imzasız yazı 146.151.104.181 (mesajkatkılar) tarafından eklenmiştir.

Sana katılmıyorum.. Çünkü dünyada olan biten herşeyşin arkasında hak batıl mücadelesi vardır. Bu imzasız yazı 85.97.190.78 (mesajkatkılar) tarafından eklenmiştir.

birinci olarak 31mart ayaklanmasında dinci grubların etkisini yok saymak mümkün degildir nedeni ise yapılan bazı degişimlerin zamanın din liderlenin toplum üzerindeki etkilerini ortadan kaldırmaya yönelikti mithat paşanın 1.meşrutiyet hareketi ile kurumların yönetiminin tek elde degilde ulusa dayandırılması düşüncesi ile padişahın bir takım yetkilerinin sınırlandırılmasından en cok zarar görücek olan kesinlerden biride din liderleri idi çünkü osmanlı padişahları teokratik bir yapıya sahipti fransız devrimi ile bir takım akımların gelişmesinden en cok zarar görenlerden biride kiliseler oldu aynı akımın bizim toplumumuz üzerinde görülmesi muhakaktır bu yüzden din adamları elbetteki padişahın yanında yer alacaktır devrimlerle birlkte gelişmiş toplumlar kurumlar icersindeki dini otariteyi yok ettiler.

   osmanlıdada kurumlar yine dinikuraların etkisindeydi ve zamanın aydınları parlemento mantıgı ile yozlaşmış sistemde degişimlere gitmesi muhakaktır bunun sonucunda gelen degişimlerin etkisinde kurumlar icersindeki dini otarite yıkılacaktı çünkü dini kuralar ile gücünü halka dayandırmış parlemento üyeleri alacakları kararlarda dini kuralların etkisinde kalamaz eger dini kuraların etkisi icersinde karar alırlarsa zamanın bir cok din adamı parlementonun almış oldugu kararların dini kuralar icersinde olmadıgını söyleyip parlementonun yasama gücünü engeler bu nedenle yapılan degişimlerden elbetteki din adamları muhakak zarar görücektir ayrıca dini sıfatlar ile toplum icinde etki kurmuş olan din adamlarının böyle bir gücten vazgecmesi mümkünmüdür.   bu arada mithat paşanın 31 mart vakasından önce öldrüldügünüde belirtmek isterim yazının en başında mithat paşadan bahsetmemin nedeni osmanlıdaki degişim hareketi ile olan ilgisi ve bundan rahatsızlık duyan cevrelerin zaman icersindeki sürecin sonunda 31 mart olayının gercekleşmiş olmasıdır. aslında osmanlıda batıya dönük hukuksal degişim süreci 2.mahmut döneminde tanzimatla birlikte gelişmiştir hukuksal sistemde alınan kararlar ile oluşan yargı organının işlevinin kesinlik şeriyat sistemi ile örtüşmesi mümkün degildir.                                                                                           tanzimat fermanından önce yargı şeri kurallar dogrultusunda verilirdi bu düzen toplumda bircok memur ve köylü insanın haksız yere idamına neden oldu. bir cok noktada tımarlı sipahiler denetim noksanlıgında yararlanarak feodel bir yapı kazandılar. memurlar ceşitli iftiralarla idama mahkum oldular. tanzimatla birlikte toplumun büyük bir kesimi degil ama memurların can ve birtakım hakları güvence altına alındı tanzimatın en güzel özliklerinden biri yazılı bir hukuk yapısı icinde olmasıdır. çünkü yazılı kuraların en önemlisi idaların bir takım delillere dayandırılmasıidi oysa şeri sistemdeki kurallar kadılar tarafında saglanırdı ve bozulan sistemde elbetteki kadılarda bozulmaya başlamış rüşvet ve iltimaslarla memurlar ve köylülere iftiralar atılarak kurumların en önemli personeleri toplumun belli kesimleri tarafından denetim altına alınmıştır.hukuksal sistem akla ve mantıga ve yazılı olan degerlere dayandıgı için iftiraların gerceklerle örtüşmesi gerekir bu saglanmadı sürece kişiye yaptırım uygulanmaz burdanda anlaşıldıgı gibi yargının işlevli için dini esaslardan arındırılması gerekiyordu tabiki bu durumdan encok rahatsız olacak kesim din adamlarıdır.çünkü degişimler yeni düzen onlara artık yer vermemekteydi yani bu örneklerdende anlaşıldı gibi 31. mart olayında din adamlarının elbette degişim taraflarının karşısında yer alması muhakkatır.

Dönemin Türkiyê'de ki belli başlı Burjuva Devrimci örgütlerindendir. Lenin Devlet ve İhtilalde Türk Devrimi derken Kemalist devrimden değil Jöntürk Devrimi (1908) -II. Meşrutiyetten bahseder.95.9.6.29 15:04, 25 Ekim 2011 (UTC)

Ama Portekiz devrimi ile Bu devrimi (1908) gerçek birer halk devrimi olmamakla eleştirir ve elitist-jakoben karakteristiğine değinir. Zaten türkçülük gibi faşist bir ideolojiyi benimsemeside bu niteliğinden köken alır. Burjuva demokratik devrimlerin tamamına yakını, aynı zamanda halk devrimidir. Halkın kendi istekleri ile ortaya çıktığı ve demokrasiyi inşa ettiği devrimlerdir.88.231.172.107 21:41, 23 Mart 2012 (UTC)

Mustafa Kemal[kaynağı değiştir]

Mustafa Kemal'in 1909'dan sonra merkeze mesafeli davrandığı biliniyor da tam olarak ayrıldı mı ? Ayrıldıysa ne zaman ? Başkaların aktardığı bilgiyi kesin bir bilgi gibiymiş gibi göstermek yanlıştır. Takabeg ileti 15:30, 26 Temmuz 2009 (UTC)

Mustafa Kemal İttihat ve Terakki cemiyetine katıldı ve ayrıldı. Bu bilgiye fact şablonu konması kadar saçma bir şey olamaz. Lütfen sayfaya zarar vermeyiniz!...Bruno ileti

Ayrıldı mı ? A kaynak ayrıldı diyorsa A'a göre yazılmalıdır. Çünkü ayrıldığına dair delil yoktur. Zarar vermiyorum ki. Takabeg ileti 15:41, 26 Temmuz 2009 (UTC)

Mustafa Kemal İttihat ve Terakkiden ayrıldı[kaynağı değiştir]

İttihat Ve Terakki Cemiyetini Talat ve Enver Paşalar kurmuştu ve Atatürk'de bu Cemiyete kaydoldu. Atatürk sıkı bir İttihat ve Terakkiciydi. Bu cemiyetin Makedonya'da örgütlenmesine büyük katkılarda bulundu. Amma velakin ne var ki, Talat ve Enver Paşaların görüşleriyle kendi görüşleri çok farklıydı. O yüzden İttihat ve Terakki'den ayrıldı. Totenkopf division 16:17, 26 Temmuz 2009 (UTC)

Öyle ise ne zaman ayrıldı ? Rivayet filan olsa da bilgin var mı? Takabeg ileti 16:20, 26 Temmuz 2009 (UTC)

??[kaynağı değiştir]

Cemiyet, komita hüviyetinden çıkmalı ve partileşmeliydi cümlesi tuhaf ve ansiklopedik değildir. Ve kaynak nedir acaba ? Ve kimse göre öyle düşünüldü ? Takabeg ileti 18:33, 6 Ağustos 2009 (UTC)

P.S. Madde maalesef düzensizdir. A'dan Z'e uçuyor. Sıraramasını da düşünmemiz lazım. Birde yukarıda gösterdiğim cümle dışında da üslup sorunu var. Sanki İttihat ve Terakki üyesinin bakış açısından yazılıyor. Belki de anılar v.s.'den kopyalanmış olabilir. Emin değilim ama anlatım ansiklopedik üslup sayılmıyor. Teşekkür ederim. Takabeg ileti 18:37, 6 Ağustos 2009 (UTC)
P.S.2. Mustafa Kemal öyle söylediyse, ansiklopedik dilde aktarılması lazım. Takabeg ileti 18:50, 6 Ağustos 2009 (UTC)


  • Takabeg... Trablus delegesi Mustafa Kemal cemiyetin 3. kuruluş yılında, 22 Eylül 1909 tarihindeki kongresinde söylediği bir söz var.

Bu suretle gün kaybına bile meydan vermeyerek, ordumuz, politikadan uzaklaşmalıdır. Ve ordu içinde kalacak olan dostlarımız da artık politika ile meşgul olmamalı ve bütün gayretlerini, ordumuzun kuvvetlenmesine çevirmelidir. Cemiyetimiz de bir an önce teşkilatımızı halkın içinde genişleterek milletimize dayanan siyasi bir parti haline gelmelidir.

—Mustafa Kemal, 22 Eylül 1909

Hoşunuza gitmeyen yerlere keyfi olarak kaynaksız, üslup ve düzenle şablonu koyup sonra da kaynak gösterilmesine müsade etmeden 10 saniyede bir geri alma savaşı başlatarak maddeyi geliştiremezsiniz. Mustafa Kemal'in düşüncesini ve söylediklerini açıklamak için başka ne yazabiliriz peki?...--Bruno ileti 18:58, 6 Ağustos 2009 (UTC)

Vikipedi bir ansiklopedidir. Ona göre yazılmalıdır. Takabeg ileti 19:04, 6 Ağustos 2009 (UTC)

Madde adı[kaynağı değiştir]

Bu şekilde eksik madde adı. "Adalet ve Kalkınma" gibi bir şey bu hâli. Partisi/Fırkası/Cemiyeti gibi bir kelime gelmeli sonuna. Kitap aramalarında en yaygın "cemiyeti".

--RapsarEfendim? 16:07, 3 Haziran 2013 (UTC)

İttihat Terakki "Türk-İslam Birliği"[kaynağı değiştir]

İttihat Terakki'nin Türkçülük yanında İslamcı görüşleri de vardır. Enver Paşa bu yönde görüşlerini söylemektedir. Mehmet Akif Ersoy İslamcı olarak örnek gösterilebilir. İttihat Terakki yönetimdeyken bildiğim kadarıyla şerri kanunlara da hiçbir zaman dokunmamıştır. Cumhuriyet döneminde Hüseyin Cahit Yalçın partinin gazetesi olan Tanin'de hilafet yanlısı yazılar yazmış ve Halk Fırkasına muhalif olmuştur. Ayrıca partinin aşırı pozitivist ya da materyalist çizgideki isimleri Abdullah Cevdet ve İbrahim Temo daha sonradan partiden ayrılmıştır. Türk-İslam birliği ya da sentezi partinin ideolojisi için uygun olduğu kanaatindeyim ve akademik bir kaynak da gösterdim. unknowledge (mesaj) 21:22, 27 Mart 2016 (UTC)

Kolay gelsin Unknowledge. İttihatçılar arasında önde gelen ve yönetime etkisi kuvvetli bir biçimde görülen Enver Paşa ve Said Halim Paşa gibi İttihad-i İslam'ı savunan isimlerin olduğu muhakkak ki doğru ancak bazı yönlerden sembolik ve silik bulanan Said Halim Paşa örneğinde olduğu gibi Arap-İslam coğrafyası için olumlu bir karşılık bulabilmek için yükseltilen insanlar ve politikaların geliştirilebildiği oluyordu. Ancak bu ideolojik değil, politik hamleler kapsamında değerlendirmeye bakılacak bir meseledir. Bahsettiğiniz Abdullah Cevdet'in İttihatçılar tarafından tehdit edildiği dönem de var, tekrar arayı bulmak için iyi niyet göstergelerini sunduğu ama karşılık bulmayan bir husus da var. Bunlar mühim değil. Mühim olan, gösterdiğiniz kaynak ne diyor? Buraya kaynaktaki gerekli alıntıyı yazabilirsiniz. Vitruvian (mesaj) 21:33, 27 Mart 2016 (UTC)
Kaynağa tekrar baktım ve göremiyorum. Buraya alıntılamanı rica edeyim. Kendi çıkarımın mı değil mi diye görmüş oluruz. Vitruvian (mesaj) 21:35, 27 Mart 2016 (UTC)
  • Kaynaktan Alıntılar:

1-)Cemiyete gayrimüslimlerin hangi  şartlarda alınacakları 02/06/1906’da Bulgaristan’da Kızanlık Şubesine yazılan bir yazıda şu şekilde açıklanır: "Bir Ermeni gelir de ‘’yahu ben Osmanlıyım, Osmanlılığı severim’’ derse, yol budur der onu ikaza çalışırız. Biz Gayrimüslim bir Osmanlıyı cemiyete alırsak ancak bazı şartlar dâhilinde alabiliriz. Cemiyetimiz halis bir Türk cemiyetidir. İslamlığa ve Türklüğe düşman olanların hiçbir vakit fikrine tebaiyet edilmeyecektir" Bu ifade de cemiyetin öncelikle Türk sonra İslam cemiyeti olduğunu, gayrimüslimlerin ancak beli şartlarda cemiyete girebileceklerini açıkça göstermektedir.

2-)İttihat ve Terakki’nin önemli düşünürlerinden Ömer Seyfettin, Cemiyetin bu politikası ile ilgili düşüncesini açıklarken şu ifadelere yer vermiştir. Bugünkü Türklük savunucularının amaçları Osmanlı bayrağı altında şuursuz bir hayat geçiren Türklere milli bir vicdan kazandırmak, böylece İslam evrenselliğine kuvvetli bir unsur dâhil ederek onunla beraber Osmanlı saltanatının dayanaklarını yeniden kuvvetlendirmektir...Ömer Seyfettin’in ifadelerinden de anlaşılacağı üzere cemiyet, bu dönemde hem ‘İslamcılık’ hem de ‘Osmanlıcılık’ akımının da mirasçısıdır.
3-)İttihat ve Terakki bir taraftan insani olarak, göçle gelenlerle Anadolu’da yaşayan gayrimüslimler arasında herhangi bir çatışmanın yaşanmamasına çalıştı. Diğer taraftan da gelişmelerin şokunu atlatabilmek için düşünce olarak İslam inanışının birleştirici özelliğinde uzaklaşmadan Türkçülük ekseninde bütünleşmeyi ön plana çıkardı. unknowledge (mesaj) 21:45, 27 Mart 2016 (UTC)

Teşekkürler unknowledge. Şu noktalara dikkat çekelim şimdi. 1. "İslamlığa ve Türklüğe düşman olanların hiçbir vakit fikrine tebaiyet edilmeyecektir." İslam dünyasına ve inancına düşmanca davrananların fikrine uyulmayacağını belirtmek, İslamcı olmak manasına gelmez. Bu bilgi İslamofobi maddesiyle alakalı bir maddede işlenebilir. 2. "Türklere milli bir vicdan kazandırmak, böylece İslam evrenselliğine kuvvetli bir unsur dâhil ederek" ifadesinde ideolojik açıdan İslamcı idiler sonucuna varmak, bireysel çıkarımdır. 3. İslamcılıkla ilgili değil zaten. Şimdi bir de ben tekrar bakayım kaynağa, hoş bu kaynak tek başına yeterli olmaz ama neyse bir bakalım. Alıntı ekleyeceğim. Vitruvian (mesaj) 22:00, 27 Mart 2016 (UTC)

Görebildiğim kadarıyla kaynakta konuya dair geçen en net ifadeler şurada gözüküyor: Fethi Okyar ise cemiyetin ideolojisi ile ilgili bilgi verirken Ahmet Rıza’dan bir adim daha ileri giderek ‘İttihat ve Terakki’de milli olan ve olmayan unsurlar elbette vardı. O şartlar içinde fikriyatçıları ve müesseseleri olmayan ve gizli çalışan bir cemiyetin başka kaynaklardan ilham alması çok tabii idi. Hatta zaruri idi. Fakat muhakkak olan şuydu. İttihat ve Terakki, o günün şartları içinde açıkça ifade edilmesi imkânsız ve hatta başındakilerin de felsefe ve fikir yapısı olarak ifade edemeyecekleri kadar şekilde Türk milliyetçisiydiVitruvian (mesaj) 22:14, 27 Mart 2016 (UTC)
İdeolojiden bahsettiği için bir başka net ifade olarak şunu sayabiliriz. İslamcılık denilmemiş: "İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin ideolojisini net bir şekilde tespit etmek hiç kolay değildir. Cemiyetin içinde Türk milliyetçiliği çerçevesi içinde düşünenlerin sayısı çoktur." Ayrıca şu ifadeye de dikkat etmek lazım: "Fakat  İttihat ve Terakkinin açıkça Milliyetçiliğe yönelen eğilimi karşısında Cemiyetin içindeki ve dışındaki Müslüman ve Gayrimüslim unsurların büyük bir kismi rahatsızlık duymaya başladılar."

Sanırım her şey yeterince açık. Vitruvian (mesaj) 22:22, 27 Mart 2016 (UTC)

  • Enver Paşa'nın mektupları

1-... İngilizler bize herhalde tamamiyle yâr olmayacaklarından, Anadolu anlaşsa bile İngilizler’e karşı açtığım İslâm ihtilâl bayrağının altında bütün Müslüman memleketleri toplayarak İngiliz aleyhinde çalışacaklarla, yani Bolşeviklerle birlikte mücadeleye devam fikrinden gittikçe hoşlanıyorum. İnşaallah bu da hem müslümanlara hem memleketimize çare olacaktır.
2-...Muvaffak olursak Türkiye, İran, Afganistan birliği vücut bulmuş olur. Bu suretle kuvvetli bir İslâm ülkesi hem İngilizler’e büyük bir darbe vurur, hem de Avrupa’nın altolması için Bolşevikler’in serbest kalmasına vesile olur. İnşaallah bunun hayata geçtiğini görerek seviniriz.
3-O (doğacak olan oğlu Ali), ihtiyarladığımız zaman başladığımız işi ileri götürecek İngiliz ile Fransız leşleri üzerinden İslâm bayrağını ileri taşıyarak bütün doğuyu ve batıyı kurtaracak. İşte o büyük adamın sözünü sen de, ben de hürmetle dinlemeye mecburuz.
3-Bunları yazarken ne kadar sıkıntı ve kalp azabı içinde bulunduğumu bilemezsin. Bir taraftan şahsımı tatmin için hemen her şeyi bırakarak senin kucağına atılmak üzere hareketimi emreden bir ses bağırıyor; diğer taraftan kırk milyon Türk ve müslümanın ve buna bağlı milyonlarca İslâm’ın boğuk, canhıraş iniltisi bana ‘İmdad, imdad! diye sesleniyor.
4-Böyle sürüne sürüne, toprak odalarda duman içinde, maddeten ve senden uzak mânen, yalnız İslâmları kurtarmak teşebbüsüyle yaşıyorum. Bana dua et, hem de çok dua et, beni unutma.
unknowledge (mesaj) 22:57, 27 Mart 2016 (UTC)

Unknowledge, bir köşe yazısından aldığın bu yukarıdaki mektup ifadeleri ile bağlantılı olarak Enver Paşa'yla ilgili durumu iki maddede belirtmiştim önceden. (Türkiye'de İslamcılık, Enver Paşa) İmge Yayınlarından çıkan Enver Paşa'nın Özel Mektupları da elimde mevcut. Yukarıda yazılanların, onun sadece İngiliz karşıtı politikasından kaynaklı olarak değil, özde de yani hakiki manada da fikirlerini anlatmaya yeter ifadeler olduğu söylenebilir gerçekten. Ancak bu, neredeyse tümüyle Enver Paşa'yı bağlayan bir durum ve böyle alıntılar üzerinden bu maddenin ideoloji kısmına bilgi yazılamaz. Tarihçilerin bu konudaki değerlendirmelerini göz önünde tutarak maddenin ilgili kısmını doldurmak gerekir. Yoksa özgün araştırmadan farkı olmaz yapılanın. Örnek olarak göstermek gerekirse aynen şu aşağıdaki dikkate değer üç bilgi gibi:
  • ...İslamcı akım ise, bir politika meselesi olarak görünür. Milliyetçi akım, İttihat ve Terakki'nin eseridir. İslamcı akıma İttihat ve Terakki eğreti ve zoraki olarak takılmıştır. (Tarık Zafer Tunaya, Türkiye'de Siyasi Partiler: İttihat ve Terakki, Cilt 3.)
  • İttihat ve Terakkinin Osmanlıcı ve İslamcı sözlerine rağmen uygulamada düpedüz Türk ulusçuluğu davasını benimsemesi, yukarıda sözü edilen burjuva zihniyetinin ürünleridir. (Sina Akşin - 100 Soruda Jön Türkler ve İttihat Terakki)
  • İttihat ve Terakki cemiyetinin ve hükümetin resmi ideolojisinin İslamcılık olmadığını daha önce ifade etmiştik. Devlet mevcut durum içerisinde yeri ve zamanı geldiğinde tüm fikirlerden istifade etmeyi tercih etmiştir. (Hülya Küçük Sevil, İttihat ve Terakki Döneminde İslamcılık Hareketi)
Vitruvian (mesaj) 04:05, 28 Mart 2016 (UTC)
İslamcı olduğunu iddaa etmedim Türk-İslamcı dedim. 1. elden kaynaklar üzerinde durmak daha faydalı, tamamen kişisel yorum bunlar.

unknowledge (mesaj) 16:04, 29 Mart 2016 (UTC)

İslamcı veya Türk-İslamcı her ikisi de tartışmanın kapsamında yer alıyor. İTC'nin ideolojik açıdan Türk-İslamcı olmadığı yukarıdaki çeşitli eserlerden verilen alıntılardan ve zaten gösterdiğiniz kaynakta da yer almadığından maddeye asla eklenemez. Bir köşe yazısının okunup önemli bir İttihatçının Türk-İslam birliği uğruna mücadele vermesi bağlantısı üzerinden giderek örgütle ilgili bir genelleme yapılmasıyla tarafınızca "yanlış bilgi" sunulmuş oldu. Hem maddede gösterdiğiniz kaynakta bile yer almayan "yanlış bilgiyi" eklemeyi hem de arkası kesilmeyen özgün araştırma maceranıza bir son vermenizi tavsiye ederim. Bu madde bir ilk değil çünkü, gayet biliyoruz bunu. Vitruvian (mesaj) 16:53, 29 Mart 2016 (UTC)

Marş[kaynağı değiştir]

İttihat ve terakki marşı da eklenmelidir. Önemli bir husus olarak görüyorum bunu. Tombalaci (mesaj) 23:12, 15 Mayıs 2016 (UTC)