Soliflüksiyon

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
Garland-like solifluction formed in the Swiss National Park
Possible solifluction lobes in Acidalia Planitia on Mars as seen by HiRISE

Soliflüksiyon, döküntü örtüsünün, yamaç eğimini takiben, çekimin etkisi altında uğradığı kütle hareketlerinden biridir. Bu hareket birçok bakımdan sürtünmeye yakınlık gösterir. Soliflüksiyonu, örtüyü oluşturan döküntünün, mevsimlik veya günlük donma-çözülme olayları sonucunda yer değiştirmesi süreci olarak tanımlamak mümkündür. Bu tanımlamadan da anlaşılacağı üzere, sürünme ile soliflüksiyon arasında büyük bir yakınlık vardır. Fakat soliflüksiyon yer çekiminden başka, donma-çözülme olaylarına bağlıdır. Oysa donma-çözülme, sürünmeyi kolaylaştıran nedenlerden ancak biridir. Yine bu açıklamaya göre soliflüksiyon, günlük ve mevsimlik donma-çözülme olaylarının sık oluştuğu sahalara bağlıdır. Oysa donma- çözüleme, sürünmeyi kolaylaştıran nedenlerden ancak biridir. Yine bu açıklamaya göre soliflüksiyon, günlük ve mevsimlik donma-çözülme olaylarının sık oluştuğu sahalara bağlıdır. Günlük donma-çözülme olaylarının ılıman, subtropikal ve tropikal bölgenin yeterli derecede yüksek dağları üzerinde geniş ölçüde meydana geldiği bilinmektedir. Bu nedenle günlük sıcaklık farklarından ileri gelen soliflüksiyon şekilleri, bu bölgedeki yüksek dağlar üzerinde ve ayrıca, sıcaklığın sıfır derece etrafında oynadığı mevsimler boyunca ılıman bölgelerde önemli rol oynar. Buna karşılık mevsimlik donma ve çözülme aslında subartik sahaları karakterize eden bir olaydır. Bundan dolayıdır ki, soliflüksiyon bu sahalarda çok yaygın ve çok belirgin şekillere yol açan bir kütle hareketi şeklidir. Soliflüksiyonun hızı ve oluşturduğu şekillerin boyutları bakımından yamaç eğiminin çok büyük rolü vardır. Hemen hemen yatay denecek kadar az eğimli sahalarda, döküntü örtüsünü oluşturan maddeler soliflüsiyonla ancak küçük ölçüde yer değiştirirler. Bu küçük ölçüdeki yer değiştirmelere mikrosoliflüksiyon verilir. Buna karşılık eğim arttıkça, yerçekiminin yamaçlardan aşağıya doğru yöneltici etkisi kuvvetlenir ve sonuçta, daha büyük ölçüde hareketler oluşur. Bunlara da makrosoliflüksiyon veya yamaç soliflüksiyonu adı verilir. Soliflüksiyon, bir taraftan büyük döküntü kütlelerinin taşınasını sağlayarak düzleşme ve aşınımını kolaylaştırdığı gibi,bir taraftan da poligonal topraklar, girlandlar, soliflüksiyon taraçaları gibi özel topoğrafya şekillerinin oluşmasına neden olur. Soliflüksiyona bağlı olarak oluşan farklı boyuttaki şekiller özellikle, belli eğim koşullarına bağlı olarak, periglasiyal sahalarda maksimum gelişime erişirler.

Soliflüksiyonun oluşumu şu etkenlerle yakından ilgilidir.

  • Döküntünün su ile doygun olması. Bu suyun kaynağı yağışlar olabileceği gibi, karların erimesi veya toprak buzunun çözülmesi de olabilir.
  • Zeminde, yazın bile çözülmeyen sürekli donmuş tabaka (Permafrost tabakası)’nın varlığı
  • Çözülme ile bol miktarda döküntünün oluşumu
  • Bitki örtüsünün özelliği. Seyrek bir bitkisel örtü ve kökleri, daha çok yüzeysel olan basit bitkiler, döküntünün hareketini kolaylaştırırlar.

Soliflüksiyon, aslında toprak buzunun çözülmesi sırasında oluşur. Bu sırada, döküntü örtüsünün üst kısmındaki maddeler su ile doygun hale geçer ve sanki bir hamur halini alır. Bunun sonucunda kütle halinde, çekime bağlı olarak yamaçtan aşağıya yer değiştirir. Fakat soliflüksiyona yol açan başlıca kuvvet, döküntünün sanki lapa gibi yamaçtan aşağıya akmasını sağlayan çekim değildir. Donma-çözülme sonucunda döküntü örtüsü içinde oluşan hacim değişikleri de, döküntü üzerinde itici etkiler gösterir. Harekette çekimin veya itici etkilerin daha etkin oluşuna göre, döküntü örtüsünde çeşitli periglasiyal şekiller oluşur. Bundan başka, çözülme sırasında oluşan suda bazı unsurları taşıyarak ve bazı unsurların bünyelerine su alarak şişmelerine yol açarak, hacim ve yer değiştirmelere neden olur ve soliflüksiyonda rol oynar. Diğer taraftan, mantonun aşağıya doğru bir genel hareketinden başka, manto içindeki farklı unsurlar da birbirine oranla yer değiştirirler ve bu hareketler sonucunda bazen sanki yuğrulmuş gibi bir hal alırlar. Bu yoğrulma ve karışma kış koşulları sürerken üstte ve altta bulunan donmuş kısımlar arasında kalan döküntünün sıkışması sonucunda oluşur. Yazın bir hamur haline geçmiş olan döküntüsü kış yaklaşınca ve tekrar donar ve katılaşır. Fakat bu donma, önce örtünün üst kısmında başlar ve derine doğru ilerler. Bu sırada, üstte kalınlığı gittikçe artan donmuş kısım ile örtünün tabanını oluşturan sürekli don (permafrost) tabakası arasında, henüz donmamış bir ara tabaka vardır. Bu ara tabaka henüz hamur halinde bulunan döküntü, alttaki sürekli don tabakası ile döküntü örtüsünün kalınlığı gittikçe artarak donmakta olan üst kısmı arasında sıkışır ve yuğrulur. Bu şekilde, mantonun bu kısmındaki unsurlar, sanki çikolatalı bir helvanın bir görünümünü andıran karmakarışık şekiller ve durumlar alırlar. Bu olaya kriotürbasyon veya konjelitürbasyon (don ile yoğrulma) adı verilir. Bu özelliği gösteren topraklara da yuğrulmuş topraklar denir. Yuğrulmuş topraklar, periglasiyal sahaların karakteristik şekilleridir. Bunların halen kuvvetli solifküksiyon sahaları dışında kalan bölgelerde fosil olarak bulunmaları, bu bölgelerde fosil olarak bulunmaları, bu bölgelerde yakın bir jeolojik geçmişte periglasiyal bir iklimin etkin olduğunu açıklayan kesin bir kanıt oluşturur.[1]

  1. ^ ERİNÇ, S. ERTEK, A. GÜNEYSU,C Jeomorfoloji I : DER Yayınları (2002)