Risale-i Nur

Vikipedi, özgür ansiklopedi
(Risalei Nur sayfasından yönlendirildi)
Şuraya atla: kullan, ara
Risale-i Nur
Yazarı Said Nursî
Orijinal ismi رسالهٔ نور
Ülke Türkiye
Özgün dili Osmanlı Türkçesi
Dili Türkçe
Türü İlm-i Kelâm
Yayınevi Yeni Asya Neşriyat
Diyanet İşleri Başkanlığı
Envar Neşriyat
RNK Neşriyat
Sözler Neşriyat.
Hayrat Neşriyat
Tenvir Neşriyat
Zehra Neşriyat

Risale-i Nur (Osmanlı Türkçesi: رسالهٔ نور) (Türkçe: Nurlu kitaplar), konu sırası takip etmeyen ve güncel ve İslamî ve imani konularda Said Nursî tarafından 1925 yılında yazılmaya başlanmış, 24 yılda tamamlanmış kitap ve kitapçıklardan oluşan bir külliyattır. Risale-i Nur, yaklaşık 6000 sayfadan oluşan ve ayet sırası takip etmeyen bir tefsir külliyatıdır. Ancak bu tefsir çalışması dışında külliyat -inanç başta olmak üzere- ahlaki, felsefi sorunları irdeleyen bir eserdir.

Yazar, bu kitapları 20. yüzyılın düşünce dünyasını derinden etkileyen, felsefi akımlar ve bilimsel gelişmeler neticesinde ortaya çıkan iman ve İslam’la ilgili köklü soru ve sorunlara karşı İslam'ın savlarını ispat etmek amacıyla yazmıştır. Bu çerçevede yaratıcının varlığı, iman, İslam, kader[1], kıyamet, ahiret, peygamberlik, mucize, Kur’anın Allah'ın sözü oluşu gibi inançla ilgili konularda, ayrıca mehdi, deccal, Mesih, ahir zaman gibi eskatoloji konularında yoğunlaşır. Yazar ayrıca varlığın gayesini anlama veya anlamlı kılma çerçevesinde "Ben kimim?", "Nereden geldim?", "Nereye gidiyorum?" gibi sorulara İslami inançlar çerçevesinde cevaplar bulmaya çalışmıştır.[2]

Ayırtedici özellikler / Öğreti[değiştir | kaynağı değiştir]

Risale-i Nur, Said Nursî'nin Kur’an'ın bir kısım ayetlerini günümüz tefsirlerden farklı olarak felsefi-teolojik bir bakış açısıyla yorumladığı eserlerdir. Risale-i Nur, Kur’an'ın baştan sona tüm ayetlerini değil, özellikle imani konular (İslâm terminolojisindeki karşılığı ile kelâm) ile ilgili 300 civarında ayetini açıklamaktadır. Yazar kendisi tarafından ayetlere getirilen bu yorumlama metodunun, diğer ayetlerin tefsirlerinde de kulanılabilecek bir altyapı oluşturmasını hedeflemiştir. Risaleler dini emir ve yasakların nasıl uygulanacağı konusundan ziyade, niçin yapılması gerektiği ile ilgili sorulara cevaplar aramaktadır. Risalelerde amellerin nasıl yapılacağına dair çok az yazı bulunur. “Namaz niçin kılınır?”,“İnsan niçin yaratıldı?”,“Bu Dünya'da ne işimiz var?”, “Namaz niçin belli vakitlerde eda edilir?”, “Ahiretin varlığının mantıksal örneklerle ispatı”, “Allah'ın varlığının delilleri nedir?” türünden soruların cevabı verilmeye çalışılır. Risale-i nurların bir açıdan bakıldığında fıkıh’a değil, kelâm’a yakın kitaplar olduğu, kelamcılara benzer argümanlar ile konuları tartıştığı söylenebilir.

  • Said Nursî'ye göre devir, İslamın temel esaslarının ihmale uğradığı, iman hakikatlarına etraflıca hücum edilen bir devir olduğundan, bu devirde imanı kurtarmak diğer iman hizmetlerinden daha önemlidir. Tarikâtların vazifesini geçmiş devirlerde güzel bir şekilde ifa ettiklerini, fakat bu devirde tarikâttan ziyade hakikatın önemli olduğunu belirtmiştir. Geçmiş asırlarda tasavvuf yoluyla İslama hizmet eden Abdülkâdir Geylânî, Şah-ı Nakşibendi ve İmam-ı Rabbani gibi âlimlerin bu zamanda bulunmuş olmaları durumunda bütün çabalarını iman esaslarının ve İslam akidelerinin kuvvetlendirilmesine sarfedeceklerini ifade etmiştir. "İmansız Cennete gidemez; fakat tasavvufsuz Cennete giden pek çoktur. Ekmeksiz insan yaşayamaz, fakat meyvesiz yaşayabilir. Tasavvuf meyvedir, hakaik-i İslâmiye gıdadır."[3] sözleriyle iman konularına verdiği önemi dile getirmiştir.

Said Nursî "Mevlânâ benim zamanımda gelseydi, Risale-i Nur'u yazardı. Ben de Mevlânâ zamanında gelseydim Mesnevi'yi yazardım, O zaman hizmet Mesnevi tarzındaydı, şimdi Risale-i Nur tarzındadır" şeklinde bir ifadeyi hayatta iken kendisi ile görüşenlerden biri nakletmiştir.[4] sözüyle Risale-i Nur'un güncel ihtiyaçlara cevap verdiğini anlatır.

Tarihçe[değiştir | kaynağı değiştir]

Risale-i Nur Osmanlı alfabesi ile telif edilmiştir. Yazılıp çoğaltılmasında Ahmet Hüsrev Altınbaşak, Hafız Ali, Şamlı Hafız Tevfik, Tahiri Mutlu gibi talebeleri yardımcı olmuştur.[5] Said Nursî’nin zorunlu ikamete tabi tutulduğu Isparta'ya bağlı Barla ve civarı köylerde, kendisine bağlı kişiler tarafından elle yazılmak sureti ile çoğaltılmaya başlanmıştır. Daha sonraları Said Nursî'nin izni ile başta Asa-yı Musa ve Şualar latin harfleri ile sınırlı sayıda basılmıştır. 1957 yılında ise bütün külliyat Said Nursî tarafından Latin harfleri ile bastırılmıştır.

Yazar, Risale-i Nur'dan önce Kur'an'ı baştan sona tefsir etmek amacıyla orijinal hali Arapça olan İşaratü'l-İcaz isimli eseri yazmaya başlamıştır. Bu eserin yazımı, I. Dünya Savaşı'na denk geldiği için ancak Fatiha Suresi'ni ve Bakara Suresi'nin ilk 32 ayetinin tefsirine kadar devam etmiştir. Yazar, Kuran'ın tamamını bu şekilde 60-70 cilt olarak tefsir etmeyi düşünürken, çeşitli sebeplerle vazgeçmiştir.[kaynak belirtilmeli]

Daha sonra 130 temel konudan oluşan Risale-i Nur'u telif etme kararı almıştır. Risale-i Nur serisinden ilk olarak Nurun İlk Kapısı’nı yazmıştır. Risale-i Nur, yazıldığı süre boyunca yazarı hakkında çeşitli suç isnatları ortaya çıkmış ve davalar açılmıştır. Günümüze kadar Risale-i Nur hakkındaki pek çok davada beraat kararı verilmiştir. Yazar, aleyhindeki kovuşturmalar, davalar veya mahkûmiyetler devam ederken Barla, Kastamonu, Emirdağ, Eskişehir, Denizli ve Afyon’da 23 yıllık süre zarfında eserlerini yazmaya devam etmiştir. 1970'lere kadar uzanan davalarda Risale-i Nur'un avukatlığını Avukat Bekir Berk yapmıştır.[6] Uzun süren davalar sonucunda, Risale-i Nur'ların yasaklanmasına dair kararın[hangileri?] hükmü kaldırılmıştır.

Risalelerin içeriği basımda ve bazı yayımlarda tenkit edilmiş ve mahkemelere yansımıştır. Said Nursî şahsı ve Risale-i Nur hakkındaki bazı eleştirileri kitaplarında yazıp Şualar isimli kitabında bazı cevaplar vermiştir. Söz konusu eserde değişik mahkemelerde yargılanırken yaptığı müdafaalara yer verilmiş, devamında ise kendi anlatımıyla bütünü mahkeme heyetince de reddedilip kabul edilmeyen[7] savcının 100'den fazla iddiaları yazılıp cevabı verilmiştir. Diyanet İşleri Müşavere Kurulunun 23.5.1956 gün ve ehl-i vukuf raporlarına istinaden Afyon Ağır Ceza Mahkemesince Said Nursînin kitap ve sair evraklarının kanuni mevzuata muhalif siyasi ve idari hiçbir mahzuru görülmemiştir kararına varılmıştır.

2014 yılının Nisan ayında başlayıp 28 Ocak 2016 yılında sona eren toplam 666 gün süren süre çerçevesinde Risale-i Nurlar bandrol yasağı engeli yüzünden basılamadı.[8] Risale-i Nur'u basılamaz hale getiren kanunun iptali için Cumhuriyet Halk Partisi, Anayasa Mahkemesi'ne başvurmuştu. AYM'de özgürce basım yönünde karar vermişti. Anayasa Mahkemesi 11 Haziran 2015 tarihinde Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nda yapılan değişiklikleri iptal ederek, Risale-i Nurların devlet tekeline alınmasının önüne geçmişti. Ancak Danıştay Dava İdareleri Kurulu da Risale-i Nur Külliyatı'nın basım ve neşir yetkisini Diyanet İşleri Başkanlığı'na devreden Bakanlar Kurulu kararnamesinin yürütmesini 12 Aralık 2015 tarihinde durdurma kararı almıştı. Danıştay'ın kararında, “Bakanlar Kurulu kararının yasal dayanağı olan 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 47. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinin Anayasa Mahkemesi'nce iptaline karar verilmesi karşısında, yasal dayanaktan yoksun dava konusu Bakanlar Kurulu kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.” denildi ve 28 Ocak 2016 tarihinden itibaren Risale-i Nur basılmaya devam edildi.[9]

Risale-i Nur hakkındaki görüşler[değiştir | kaynağı değiştir]

Said Nursî ve eserleri hakkında çeşitli tartışmalar meydana gelmiştir. Gerek eserlerindeki dini, sosyal ve siyasi konulardaki yaklaşımı; gerekse eğitimi ve bilgisini ilgilendiren konularda İlahiyatçılar tarafından farklı yorumlar ve görüşler ortaya konmuştur.

Zübeyir Gündüzalp'e göre "Risale-i Nur, Kur'ân-ı Mu'ciz-ül Beyânın bu asırda bir mu'cize-i mâneviyesi olan yüksek ve parlak bir tefsiridir."[10]

Prof. Dr. Şener Dilek'e göre, Risale-i Nur, Kur'ân-ı Kerim'in hakiki ve mânevî bir tefsiridir. Me'hazi, menbaı Kur'ân-ı Azimüşşan, rehberi Peygamber-i Zîşan Hz. Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmdır. Çizgisi, ehl-i sünnet ve'l-cemaatin cadde-i kübrasıdır. Risale-i Nur, Kur'ân'ın içinde bulunduğumuz çağın anlayışına bir dersidir. Kur'ân hakikatleri, ilim ve tekniğin dili ile asrın idrakine uygun bir biçimde açıklanmıştır. Mantık ve muhakeme sentaksı içerisinde temsil metodu ile uzak hakikatler yakınlaştırılmış, dağınık meseleler sistematik bir yaklaşımla bir araya getirilmiş, en yüksek hakikatlere ulaşılmıştır. Aklın istifadesi yanında, nefis, hayal, vehim, heva gibi his ve duyguların da istifadesi gözetilmiştir. Risale-i Nur, Kur'ân'ın kutsiyetinden telemmü eder, o kutsiyeti terennüm eder.[11]

Prof. Dr. Yusuf Şevki Yavuz'a göre Risale-i Nur kitaplarında hemen hemen bütün kelâmî konulara yer verilip ayrıntılı olarak işlenmiş ve delillendirilmeye çalışılmıştır. Said Nursî geçmiş İslam alimlerinin görüşlerinden yararlanmakla birlikte itikatla ilgili konuları Kur’ân-ı Kerim in üslubuna uygun bir şekilde incelemesiyle dikkat çeken çağdaş alimler arasında yer almıştır. Allah’ın varlığı konusunda hudüs, imkân, düzen ve fıtrat delillerini takrir edip, bunlardan düzen deliline önem vermiştir ki bu, çağdaş alimlerin de öne çıkardığı bir delildir. Allah’ın birliği konusunda temanû delilinden başka her varlığın bir türe mensup olu­şunu konu edinen bir delil de zikretmiştir. İlahî sıfatlar konusunda tekvin sıfatını ispat etmiş, haberi sıfatları ise tevil etmiştir. Peygamberlik müessesini ulûhiyetin bir tezâhürü olarak yorumlamış ve mucizeyi nübüvvetin kanıtlanmasında en önemli delil olarak, ayrıca modern îcad ve keşiflerin ilham kay­nağı olarak görmüştür. Ahiret konusunda Kur’ân ve sünnette yer alan delilleri açıkladıktan sonra insanın sahip olduğu adalet ve ebediyet duygusunu bu konuda önemli birer delil kabul etmiş, ahirete imanın insanı mutlu kıldığını, inkarın ise insanı bunalım psikolojisine sevk ettiğini vurgulamıştır.[12]

Abdülbaki Gölpınarlı'ya göre Said Nursî’nin Risalelerde kullandığı Türkçe yer yer anlaşılmaz ve Türkçe gramer kurallarına aykırıdır.[13] Diğer taraftan, Bediüzzaman'ın Dar-ül Hikmet-ül İslamiye azası olduğu dönemde aynı kurumda vazifeli bulunan millî şairimiz Mehmet Akif Ersoy, Said Nursî ve eserleri için şu ifadeyi kullanmıştır: Victor Hugo'lar, Shakespeare'ler, Descartes'lar, edebiyatta ve felsefede, Bediüzzaman'ın bir talebesi olabilirler.[14]

Rusya'da Risale-i Nur'un uzmanlar tarafından fonetik, psikolojik ve diğer açılardan Kaliningrad mahkemesi için yapılan incelemelerinde, eserlerin İslamı diğer din ve inançlardan üstün tutması, diğer dinleri kendileriyle mücadele edilmesi gereken inançlar olarak göstermesi, eserlerin farklı inanç mensupları arasında fitne saçan, bölücü unsur olarak değerlendirilmesine ve yasaklanması gerektiğine hükmedilmiştir[15]. Diğer yandan karar, Rusya'da yasal olarak faaliyetlerini yürüten Nur Bedi Kültür ve Eğitim Vakfı tarafından AİHM'ne taşınmış, Rusya Müftülük Konseyi'nin, Said Nursî'nin eserlerinin İslami doktrinler ve Kur‘an eksenli olduğu, radikal içeriğinin bulunmadığı, asla şiddete çağırmamakta birlikte, dini ve etnik milliyetçilik barındırmadığı yönündeki raporu; Rusya Müslümanlar Birliği'nin, Said Nursi‘nin kitaplarının fanatiklik içermeyip, şiddet ve ırkçılık gibi menfi kavramların karşısında olduğu bağlamındaki raporu; Tataristan Cumhhuriyeti Müslümanlar Birliği, Malezya İslam Üniversitesi, Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı ve İslam Konferansı Örgütü gibi yetkin kuruluşların Risale-i Nur hakkındaki olumlu görüş ve raporları mahkemeye sunulmuş, AİHM ilk etapta Rus Mahkemesinden bilirkişi olarak görevlendirilen kişilerin dinî konuda uzmanlıklarının bulunup bulunmadığını sormuş, Rus yerel mahkeme bu talebi reddederek dil bilimcileri ve sosyal psikologların da görüş ileri sürebileceklerini belirtmiştir[16].

Risale-i Nur'un bazı kısımlarının tahrif edildiği iddiaları bazı araştırmacılar tarafından ifade edilmiştir. İddialar Said Nursî'nin Kürtlüğü, seyyidliği ve şerifliği gibi konularla ilgilidir.[17]

Mısır'ın Kahire şehrinde 2009 yılında İslâmî Edebiyat Birliği tarafından düzenlenen konferansta, Ezher Üniversitesi Eski Rektörü ve dönemin Mısır Diyanet Komisyonu Başkanı Prof. Dr. A. Ömer Haşim Said Nursî'nin tarihin kaydettiği ender şahsiyetlerden biri olduğunu, Risale-i Nur eserlerinin ihlâslı bir kalpten çıkarak doğrudan Kur’ân’a dayandığı için gönüllerde taht kurduğunu ve parça parça olmuş İslâm ülkelerini, dağılmış gönül ve düşünceleri bir araya getirecek, birlik ve beraberliği sağlayacak temel esasların Risale-i Nur tefsirlerinde bulunduğunu belirtmiştir.[18]

22-29 Haziran 2013 tarihlerinde İstanbul ve Bursa'da düzenlenen 5. Uluslararası Genç Akademisyenler Konferansı'na Ürdün'den katılan Prof. Dr. Mamoun Jarrar Risale-i Nur gibi bir eserle tanışıp okumayı nasip ettiği için Allah'a çok şükrettiğini belirterek, genç akademisyenlere Risale-i Nur üzerinde çalışmayı ve derinleşmeyi tavsiye etmiştir. Dubai Din İşleri Yük. Arş. Enstitüsü'nden Prof. Dr. Abdülkerim El-Enis, bugün Risale-i Nurların Dubai'den Delhi'ye ve Uzakdoğu'ya kadar ulaştığını ve İslam ülkelerinin başkentlerinde okunduğunu ve İslam ülkelerini fikren birleştirdiğini belirtmiştir. Lübnan İmam Ezvâ'i Üniversitesi'nden Vehibe Tumi, Risale-i Nur'un hakikatlar ve İslamî anlamlarla dolu olduğunu, insanın adetâ kendisini bulmasına vesile olduğunu, bunun sebebi olarak da mayasının ihlas olduğunu belirtmiştir. Konferans'a İngiltere Durham Üniversitesi'nden katılan Dusmamat Kerimov, Risale-i Nur'un esas olarak Allah'ın isimlerini (Esma-i Hüsnâ) esas alarak, Esma-i Hüsnâ'nın tecellilerinin anlaşılması ile Risale-i Nur'un da kolayca anlaşılacağını belirtmiştir. Mısır Monofiye Üniversitesi'nden Prof. Dr. Zeynep Afifi, Risale-i Nur eserlerini tanıyanların onlardan ayrılamayacağını, Said Nursî'nin fikirlerinin İslam aleminde kabul gördüğünü ve bu fikirlerin dünyada da tanınması ve kabul görmesi için akademik çalışmaların çoğalarak devam etmesi gerektiğini beyan etmiştir. Hindistan Kerala Üniversitesi'nden Zeynel Abidin ise kendilerini buraya Risale-i Nur ve Said Nursî'ye olan sevginin topladığını, Hindistan'da da yapılan sempozyumdan sonra Risale-i Nur ve Said Nursî hakkında master ve doktora tezlerinin çoğalmaya başladığını kaydetti. Ceyayir Üniversitesi'nden Dr. Ammar Djidal, Risale-i Nur kitaplarının aklı çirkinliklerden temizlemek için yazıldığını, sadece fikre yönelik olmayıp insana ve insanı insan kılan bütün vasıflara yönelik olduğunu belirtmiştir. Irak Selahattin Üniversitesi'nden Prof.Dr. Osman Garib, tarihte kaldığını zannettikleri ihlası(samimiyeti) Said Nursî'nin eserlerinde ve onları okuyanlarda canlı olarak gördüklerini, Said Nursî'nin ektiği tohumlardan bugün başakların meydana geldiğini ve bu başaklarda da binlerce yeni tohumlar bulunduğu yönünde tebliğde bulunmuştur.[19]

Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından da basımına başlanan Risale-i Nur Külliyatı'ndan, 20 Ocak 2014'de neşredilen İşârâtü'l-İ'câz adlı tefsirin takdim kısmındaki, Diyanet İşleri Müşavere ve Dini Eserler İnceleme Heyeti'nin 08.09.1959 tarihli resmi yazısı: "İlişik eserde, baştan nihayetine kadar Kur'an-ı Kerim'in Fâtiha ve Bakara suresinin bir kısmının tefsirine ait bir ilim kaynağı olup, Kur'an Kerim'in izahını ve hikmetlerini ve esrarlarını ve bilvesile itikadî mes'eleler de ele alınarak, muhtelif akidelere karşı akaidin hakkiyle beyan edildiği anlaşılmış ve münderactında dinî bir mahzur görülmemiş olduğunun bildirilmesi uygun görülmüştür."[20]

Prof. Dr. Mehmet Görmez (Diyanet İşleri Başkanı), Başkanlıkça neşredilen Risale-i Nur kitaplarına yazdığı takdim kısmında, Risale-i Nur eserlerinde, Kur’an ayetlerinin etkileyici bir üslup ve dil ile çağımızın anlayışına sunulduğunu ve Bediüzzaman Said Nursî'nin milletimizin yetiştirdiği büyük bir alim ve mütefekkir olduğunu vurgulamıştır. Risale-i Nur kitaplarını yazmadan önce Bediüzzaman'ın 60-70 cilt olarak tasarladığı (sure sırasına göre) tefsir çalışmasına başladığını ve Birinci Dünya Savaşı esnasında, cephede iken bu tefsirin ilk cildini meydana getirdiğini, fakat savaş esnasında Ruslara esir düşerek, uzun bir zaman Rusya’da esir kaldığını ve bu esareti sırasında materyalizm ve komünizm gibi fikir akımlarının Müslümanlar ile Hristiyanlar üzerinde oluşturduğu sarsılmaları yakından gördüğünden, bu tarz tefsir yazmaktan vazgeçerek yine Kur’an-ı Kerim’i esas alarak, özellikle günün inanç problemlerine çözümleri kaleme almayı tercih ettiği bağlamında beyanda bulunmuştur.[21]

Prof. Dr. Nevzat Tarhan'a göre Risale-i Nur 'da kavramlar anlatılırken pozitif bilimlerden faydalanılmış olması önemli bir nokta. Bediüzzaman'ın kitapları, dinî anlamlar taşımanın yanı sıra psikolojik, sosyolojik ve felsefi boyutları da barındırmaktadır. Bilimsel bir metodoloji ile tümdengelim, tümevarım, olmayana ergi metodu, analoji, mukayese gibi mantık kurallarını ve akıl yürütme yöntemlerini de kullanan Nursî, kanıta dayalı dini yorumlar yaparak ispatlanabilir bir maneviyat geliştirmiştir. Yeni psikolojik bilgiler ve sosyal sinirbilim verileri ile Bediüzzaman'ın öğretisi arasında çok yakın benzerlikler bulunmaktadır. Ölüm sonrası sonra hayatın varlığı, sonsuzluk gibi konular ortalama bir insanın da anlayabileceği bir seviyede anlatılmıştır. Eserlerde Fen Bilimleri de kullanılarak imani gerçekleri kanıtlama yolunu seçilmiş, Kur'an hakikatları ile fenlerin ve bilimlerin ortaya koyduğu gerçeklerin arasında tenakuz bulunmadığı, Allah'ın varlığı, öldükten sonra diriliş, kadere iman vb. konular mantık ve muhakeme çerçevesinde açıklanmıştır. Tesadüfî varoluş anlayışı yerine, tasarımsal varoluş fikri delilleriyle ortaya konumuş, Naturalizme karşı Mistisizm tezi savunulmuş, Kainat dışında, kainat cinsinden olmayan, aşkın bir Yaratıcı'nın olması gerektiği mantıksal yargılama yöntemleriyle ifade edilmiştir.[22]

Külliyattaki kitaplar[değiştir | kaynağı değiştir]

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

  1. ^ Nursî, Said. "Yirmi Altıncı Söz / Kader Risalesi". Sözler. 
  2. ^ Neşrinde çalışanlar. "Risale-i Nur nedir ve nasıl bir tefsirdir?". Tarihçe-i Hayat. "Risale-i Nur Külliyatı, her insan için en mühim mesele olan "Ben neyim? Nereden geliyorum? Nereye gideceğim? Vazifem nedir? Bu mevcudat nereden gelip nereye gidiyorlar? Mahiyet ve hakikatleri nedir?" gibi suallerin cevabını vâzıh ve kat'î bir şekilde, çekici bir üslûp ve güzel bir ifade ile beyan edip ruh ve akılları tenvir ve tatmin ediyor." 
  3. ^ Mektubat, Said Nursi, Envar Neşriyat s.27
  4. ^ Necmettin Şahiner, Son Şahitler, C.1, s.318 ISBN 975-408-235-9
  5. ^ Talebelerinin yazma konusundaki yardımları Külliyat'ın çeşitli yerlerinde ve Son Şahitler isimli eserde ayrıntılı bilgiler bulunabilir.
  6. ^ Rahmi Erdem-Beyaz Gölgeler· TİMAŞ YAYINLARI
  7. ^ Said Nursi, Şualar, Yeniasya Yayınları, Şubat 2001, s. 351.
  8. ^ http://www.yeniasya.com.tr/gundem/666-gunde-neler-yasandi_382279
  9. ^ http://www.zaman.com.tr/gundem_risale-i-nurda-bandrol-yasagi-kalkti_2340843.html
  10. ^ Said Nursî. "Konferans". Sözler. 
  11. ^ İİKV - İslam Düşüncesinin 20. Asırda Yeniden Yapılanması Sempozyumu (1992) http://www.iikv.org/academy/index.php/symp/article/view/2139/3897
  12. ^ İİKV Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu (1995)  http://www.iikv.org/academy/index.php/symp/article/view/2244/4001
  13. ^ Abdülbaki Gölpınarlı, 100 Soruda Türkiye'de Mezhepler ve Tarikatlar, s.227 Gerçek Yayınevi, 1969 ISBN 9789751011947
  14. ^ Halit Ertuğrul, Kutlu Bir Haykırış - Sayfa 91, Nesil Yayınları, 2016 - ISBN 9786051831169
  15. ^ http://www.hurriyet.com.tr/planet/22542177.asp
  16. ^ http://www.milligazete.com.tr/aihmlsquoden_rusyalsquoya_risale_i_nurlsquoda_siddet_yok/274591
  17. ^ http://www.ilkehaber.com/yazi/risale-i-nurlarin-tahrifati-ustadi-kurtlukten-cikarma-cabalari-7ii-6977.htm
  18. ^ http://www.moraldunyasi.com/611-14-28-kahirede_risale_i_nur.html
  19. ^ İstanbul İlim ve Kültür Vakfı / Ağustos 2013 Bülteni (sayfalar 10-15-16) http://en.calameo.com/read/003729013dedbeefdffeb
  20. ^ İşârâtü'l-İ'câz / Diyanet İşleri Başkanlığı Baskısı, Ankara 2014 (sayfa 33). Ayrıca bknz. Vikipedi - İşârâtü'l-İ'câz, dipnot:4'
  21. ^ http://www.risaleajans.com/nur-alemi/mehmet-gormezden-risale-i-nur-takdim-yazisi
  22. ^ Çağın Vicdanı Bediüzzaman, Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Nesil Yayınları, Nisan 2012 - İstanbul (sayfa 7,31,32,33,148)

Dış bağlantılar[değiştir | kaynağı değiştir]