Revan Kuşatması (1724)

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Revan Kuşatması
1723-1727 Osmanlı-İran Savaşı
05 Chardin Yerevan1672.gif
1672 yılında Revan
Tarih24 Haziran-28 Eylül 1724
Bölge
Sebep Osmanlı Devleti'nin Safevî Devleti'nin Batı İran'daki topraklarını ele geçirmek istemeleri
Sonuç Kesin Osmanlı zaferi
Coğrafi
Değişiklikler
Revan, Nahçıvan ve Ordubad Osmanlı topraklarına katıldı
Taraflar
Osmanlı İmparatorluğu Osmanlı İmparatorluğu Safevî Devleti
Komutanlar ve liderler
Osmanlı İmparatorluğu Ahmed Arifî Paşa Mihr Ali Han  Teslim
Güçler
35.000 15.000
Kayıplar
yaklaşık 2.000 ölü yaklaşık 14.800 ölü


Revan Kuşatması, 1723-1727 Osmanlı-İran Savaşı'nda evre, Ahmed Arifî Paşa komutasındaki Osmanlı ordusunun Safevî Devleti'nin elindeki Revan kalesini 24 Haziran-28 Eylül 1724 tarihleri arasında kuşatarak büyük bir zafer sonunda ele geçirmesiyle sonuçlanan askerî mücadele.

Kuşatma öncesi[değiştir | kaynağı değiştir]

Levni'nin çizimiyle III. Ahmed

Revan, 1724 yılına deki defalarca Osmanlı askerî harekâtlarına ve egemenliğine sahne olmuştu. Sırasıyla Yavuz Sultan Selim (1514), Van Beylerbeyi İskender Paşa (1549) ve Kanuni Sultan Süleyman (1554) tarafından ele geçirilerek yağmalanan kent, 1578-90 Savaşı sırasında 1583 Eylül ortalarında Ferhad Paşa'nın ele geçirdiği kale, müteakip savaşta 1604 yılında Şah Abbas tarafından geri alınmıştı. 1616 yılında Öküz Mehmed Paşa tarafından kuşatılıp alınamayan Revan; 1635 yılında IV. Murad'ın Revan Seferi sonucunda yeniden Osmanlıların eline geçtiyse de, ertesi yıl İranlılar kenti tekrar zaptetmişti.[1]

1723 yılında Osmanlı Devleti ile Safevî Devleti arasında 84 yıllık barış bozulup savaş yeniden başlayınca, Osmanlıların Tiflis, Tebriz ve Hemedan'la birlikte ilk hedeflerinden biri Revan oldu. 1724 yılında Osmanlıların bir ordusu Hemedan'ı kuşatırken, Kafkasya bölgesindeki bir diğer ordu ise Revan'ın üzerine yürümeyi amaçladı. Bununla birlikte, Safevî saflarına geçmiş olan Gürcü Muhammed Kulu Han'ın bölgede topladığı 10.000'i aşkın askerden müteşekkil ordu bertaraf edilmeden doğrudan Revan'ın kuşatılması ordunun gerisini tehlikeye atabilecekti. Bu nedenle, Tiflis Valisi Arnavut Recep Paşa; Gori Kalesi Muhafızı Yusuf Paşa ve Çıldır Valisi İshak Paşa'yla birlikte Muhammed Kulu Han'ın üzerine yürüyerek ordusunu Akçakal Muharebesi'nde yenilgiye uğrattı ve Kür Nehri'nin güneyine attı (17 Haziran).

Bu esnada ise, Tiflis'in muhafızlığını devralmış Diyarbakır Valisi Ahmed Arifî Paşa emrindeki orduyla Revan üzerine yürüdü ve 24 Haziran'da kalenin önüne ulaştı. Osmanlı Sarayı Revan'ın zaptına büyük önem verdiğinden, Arifî Ahmed Paşa'nın emrine Anadolu, Kars, Sivas ve Maraş Beylerbeyleri ile Hüdâvendigâr, Karahisar, Çorum, Aksaray ve Bayezid Sancakbeylerini vermiş; 35.000 askere ulaşan bu ordu[2] Erzurum'dan 14 büyük kuşatma ve 32 havan topuyla takviye edilmişti.

Kuşatma[değiştir | kaynağı değiştir]

Ahmed Arifî Paşa, Arpaçay'ı geçtikten sonra Kervansaray konağından Revan kalesinin Safevî muhafızlarına teslim olmaları teklifinde bulunarak, kalenin çarpışmaksızın teslimi halinde şehir sakinlerinin can ve mallarına dokunulmayacağını vaad etti. Ermeniler, Başpapazlarıyla brlikte itaatlerini bildirmek üzere Ahmed Arifî Paşa'nın huzuruna çıktılarsa da, kentin Safevî garnizonu teslim olmayı reddetti.

Osmanlı Devleti ile Rusya arasında İran'ın batıdakı topraklarının paylaşılması hakkındaki antlaşmanın imzalandığı gün (24 Haziran 1724) Osmanlıların Revan kuşatması da başladı.

7 Temmuz'da Osmanlılar önce kente yönelik şiddetli bir taarruza geçtiler. Osmanlı ordusu kentin dış mahallelerini ele geçirdikten sonra, sadece iki saat içinde 12.000 İran askeri öldü ve sivil nüfustan 15.000 kişi Osmanlıların himayesine girdi.[3]

1796 yılında Revan

Bunun ardından iç kaleye yönelen Ahmed Arifî Paşa, birlikleriyle İstanbul Kapısı karşısında mevzilendi. Sol kanadında Anadolu ve Kars eyalet askerleri sağ kanadında ise Yeniçeriler konuşlandılar. Zemin kaya olduğu için siper kazmak mümkün olmadığından, kalenin güneyi Sipahiler tarafından kuşatıldı. Bununla birlikte, 22 Temmuz'a kadar Osmanlıların teslim teklifi ve İranlıların sözkonusu teklifi değerlendirmeleri nedeniyle çatışmasız geçti. İranlıların teklifi reddetmelerinin ardından Osmanlı hücumları kazılan lağımların patlatılmasıyla başladı. Ardından, Osmanlı birliklerinin Nahçıvan'ı zaptettiği haberi kuşatan orduyu teşvik etti. Aynı esnada, Osmanlı ordusuna daha fazla istihkamcı, bombacı, lağımcı ve hava fişekçisi katıldı (15 Eylül). Osmanlıların dört genel hücumu başarılı olamasa da, kentin garnizonu da ağır kayıplar nedeniyle bir hayli zayıfladı.[4]

Neticesinde, kaledeki üç İranlı komutan Yeniçeri Ağası'yla müzakerelere başlayarak 20 günlük ateşkes istediler. Osmanlılar ise beş günlük ateşkes tanıdılar. Ardından ise, 200 İran askeri teslim olmaya karar verdiler ve 28 Eylül'de[5] imzalanan teslim belgesi uyarınca kaleyi Osmanlı ordusuna teslim ederken silah ve eşyalarıyla birlikte çekildiler. İranlıların çekilmesi üç gün sürdü ve 79 top ile şehrin altı gümüş anahtarı Osmanlılara teslim edildi.

Kuşatma sonrası[değiştir | kaynağı değiştir]

Kalenin teslimiyle ele geçirilen Şah Abbas'ın kılıcı (Şah Abbas 1605'te Revan'ı Osmanlılardan geri almıştı) da İstanbul'a gönderildi.[6] Osmanlılar daha sonra Nahçıvan ve Ordubad'ı topraklarına kattılar.[7]

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

  1. ^ ""Revan" maddesi, İslam Ansiklopedisi, Türk Diyanet Vakfı, İstanbul (2008), c. 35, s. 26-27". 8 Mart 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 8 Mart 2022. 
  2. ^ "Iran at War", Dr. Kavekh Farookh, Osprey Publishing (2011), Oxford (2011), s. 82
  3. ^ "Büyük Osmanlı Tarihi", Joseph von Hammer, c.14, s.77
  4. ^ "1720-1724 Osmanlı-İran Münâsebetleri ve Silahşör Kemâni Mustafa Ağaʼnın Revan Fetih-Namesi", M. Münir Aktepe, İstanbul Üniversitesi, İstanbul (1970), s.66-67
  5. ^ "The fall of the Safavi dynasty and the Afghan occupation of Persia", Lockhart, L., Cambridge University Press, Cambridge (1958), s. 261
  6. ^ "Büyük Osmanlı Tarihi", Joseph von Hammer, c.14, s.78
  7. ^ The Scramble for Iran: Ottoman Military and Diplomatic Engagements duruing the Afghan Occupation of Iran, 1722-1729", Mehmet Yılmaz Akbulut, Boğaziçi Üniversitesi (2015), s.93