Manisa davası

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Şuraya atla: kullan, ara

Manisa davası ya da Manisalı gençler davası, Manisa'da, çoğu lise öğrencisi olan 16 gence 26 Aralık 1995'te gözaltına alınmalarının ardından yasa dışı örgüt üyesi oldukları iddiasıyla açılan dava ile bu gençlere gözaltında işkence yaptıkları iddiasıyla polislere karşı açılan davalara, basında ve halk arasında verilen addır. Davalar Türkiye'de insan hakları alanında verilen mücadelenin simgesi oldu ve uzun süre devam etti.

Gözaltına alınan gençler hakkında yasa dışı örgüte üye olmak ve izinsiz yazı yazmak gibi suçlardan dava açılırken, polisler hakkında da gençlere işkence yaptıkları gerekçesiyle dava açıldı. Uzun yıllar süren yargı süreci sonucunda Manisalı gençler suçsuz oldukları anlaşılarak beraat ederken, polisler işkence yapmak suçundan toplam 85 yıl ceza aldı.

İşkence gören gençlerden olan ve üç buçuk ay tutuklu kalan Hüseyin Korkut, geçirdiği travmanın tedavi sürecinde yaşadıklarını romanlaştırdı. Romandan parçalar Radikal gazetesinde 25 Kasım-1 Aralık 2007 tarihleri arasında yazı dizisi olarak yayımlandı.

Olayların başlangıcı[değiştir | kaynağı değiştir]

Olaylar, Manisalı 16 gencin 26 Aralık 1995'te bir vagona "Paralı eğitime hayır" yazdığı gerekçesiyle evleri basılarak gözaltına alınmasıyla başladı. Ailelerine ve kendilerine herhangi bir açıklama yapılmaksızın yapılan operasyonla Manisa Emniyet Müdürlüğünde gözaltına alınan gençler, duvarlara yazı yazmak, bildiri dağıtmak, molotof kokteyli atmak, gizli bir örgüte üye olmakla suçlanıyordu. Gençlerin aileleri, çocuklarını savcılık izniyle gördükten sonra işkenceye maruz kaldıklarını anlayarak kamuoyunu harekete geçirdi. Dönemin CHP milletvekili Sabri Ergül ile birlikte basın toplantısı düzenleyerek, görevli polisler hakkında suç duyurusunda bulundu. Bunun üzerine Manisa Cumhuriyet Savcılığı, söz konusu polislere, işkence yaptıkları gerekçesiyle dava açtı.[1]

Manisalı gençlerin yargılanması[değiştir | kaynağı değiştir]

Gençler gözaltında bir süre tutulduktan sonra mahkemeye çıkarıldı. Uzun yıllar devam eden yargılama süreci sırasında, gençlerin annelerinden birinin, kızı cezaevi aracına bindirilirken söylediği "Götürmeyin kızımı, o daha çok küçük!" sözü, davanın sembollerinden biri haline geldi.[2] Manisa Sulh Ceza Mahkemesi'nde süren dava, gençlerin 14 Mart 1997'de izinsiz yazı yazmak suçundan beraatiyle sonuçlandı. Ayrıca,[28 Ekim 2000'de İzmir DGM, gençlerin ifadelerinin işkence altında alınması ve başka bir kanıt bulunmaması gerekçesiyle, beraatlerine karar verdi.[1]

Polislerin yargılanması[değiştir | kaynağı değiştir]

Gençlerin aileleriyle Sabri Ergül'in yaptığı suç duyurusunun ardından, 14 Haziran 1996'da Manisa Cumhuriyet Savcılığı, gençlerin soruşturmasını yürüten 10 polis hakkında işkence yapmaktan dava açtı. Polisler, duruşmaların çoğuna katılmadı. Yargılama sürecinde basının ve kamuoyunun dikkatini çekmek amacıyla Sabri Ergül, Manisa Emniyet Müdürlüğü'nün kapısına "Bu işyerinde işkence var" yazılı bir döviz astı.[3]

Manisa Ağır Ceza Mahkemesi'nde yapılan yargılama sonucunda 10 sanık polis beraat etti. Bunun üzerine Yargıtay 8. Ceza Dairesi, "Tüm mağdurların fiziki ve psikolojik işkenceye maruz kaldıkları" gerekçesiyle beraat kararını bozdu. Tekrar görülen davada yerel mahkeme, ikinci kez beraat kararı verdi.[4] Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından bozulan davada İzmir DGM, 16 Ocak 1997'de dokuzuncu duruşmada, beş sanık hakkında beraat, 10 sanık hakkında ise 2,5 yıl ile 12,5 yıl arasında değişen hapis cezaları verdi. Yargıtay 8. Ceza Dairesi ise, yaptığı inceleme sonucunda 20 Ocak 1998'de İzmir DGM'nin kararını, polislere karşı açılan davanın sonucuyla sulh ve ağır ceza mahkemelerinde eylemlere ilişkin açılan davaların sonuçlarını beklemeden ve göz önüne almadan eksik inceleme yaparak karar verdiği için bozdu. 15 Ekim 2000'de sanık polisler, toplam 85 yıl hapis cezasına çarptırıldı.[1] Yargıtay 8. Ceza Dairesinin, yaptığı temyiz incelemesi sonucunda 4 Nisan 2003 tarihinde onamasıyla, karar kesinleşti.[5]

Kronolojik olarak gözaltı ve yargı süreci[değiştir | kaynağı değiştir]

Sabri Ergül, Manisalı gençlerden biriyle.
  • 26-31 Aralık 1995 - Manisalı gençler gözaltına alındı. İşkence gördüklerini anlayan Sabri Ergül ile gençlerin aileleri, polisler hakkında suç duyurusunda bulundu.
  • 12 Mart 1996 - İzmir DGM'de gençlerin ilk duruşmaları yapıldı. Birinin 14 yaşından küçük olması nedeniyle, gizlilik kararı alındı.
  • 16 Mart 1996 - İzmir Tabip Odası, doktor raporlarının incelenmesi sonucunda hazırladığı raporda, gençlerin işkence gördüğünü açıkladı.
  • 28 Mayıs 1996 - Gençler, ayrıca Manisa Sulh Ceza Mahkemesi'nde, tren vagonlarına yazı yazmak, bir berber dükkânına molotof kokteyli atmak suçlamalarıyla yargılanmaya başladı.
  • 30 Mayıs 1996 - İzmir DGM'deki duruşmada tanık olarak dinlenen tren garı nöbetçisi vagonlarda hiç yazı görmediği, itfaiye görevlileri ise berber dükkânının tüplü sobadan dolayı yandığı yönünde ifade verdi.
  • 4 Haziran 1996 - Manisa Cumhuriyet Savcılığı, gençlerin soruşturmasını yürüten 10 polis hakkında işkence yapmak suçlamasıyla dava açtı.
  • 10 Eylül 1996 - İzmir DGM'deki duruşma günü sanıklardan en küçüğü 15 yaşını doldurduğu için gizlilik kararı kalktı.
  • 16 Ocak 1997 - İzmir DGM, dokuzuncu duruşmada beş sanık için beraata, 10 sanık hakkında da 2,5 yıl ile 12,5 yıl arasında değişen hapis cezasına hükmetti.
  • 14 Mart 1997 - Gençler Manisa Sulh Ceza Mahkemesi'nde izinsiz yazı yazmak suçundan beraat etti.
  • 30 Nisan 1997 - Manisa Ağır Ceza Mahkemesi'nde işkence iddiasıyla yargılandıkları duruşmaya, sanık polislerin hiçbiri gelmedi. Emniyet Müdürlüğünden sanık polislerin teşhisi için fotoğraflarıyla gözaltı nezaret defterlerinin, sağlık ocağından ise belgelerin istenmesine ve diğer eksiklerin giderilmesine karar verildi.
  • 14 Mayıs 1997 - Sanık gençlerin en küçüğü hakkında Çocuk Mahkemeleri Yasası uygulandı. Manisalı genç, suçlamalardan beraat etti.
  • 21 Mayıs 1997 - Manisalı gençler, Manisa Ağır Ceza Mahkemesi'nde kasten bina yakmak suçundan beraat etti.
  • 4 Haziran 1997 - Sanık polislerin hiçbiri duruşmaya gelmedi. Mahkeme, fotokopisi gönderilmiş belge asıllarının gönderilmesinin ve kimlik belirtmeksizin gönderilen sanık polislerin fotoğraflarının kimliklerinin belirtilmesinin istenmesine ve eksiklerinin giderilmesine karar verdi.
  • 3 Eylül 1997 - Polisler yine yargılandıkları duruşmaya gelmedi. Sanık polislerin hazır bulundurulması ve teşhis yaptırılmasına, gelmeyen sanık polislerin fotoğraf üzerinden teşhislerine karar verildi.
  • 23 Aralık 1997 - Sanık polisler duruşmaya gelmedi. Mağdurların sanık polisleri fotoğraftan teşhisi işlemlerine başlandı.
  • 20 Ocak 1998 - Yargıtay 9. Ceza Dairesi, gençler aleyhine karar veren İzmir DGM'nin kararını, polislere açılan davanın sonucuyla sulh ve ağır ceza mahkemelerinde eylemlere ilişkin açılan davaların sonuçlarını beklemeksizin ve göz önüne almaksızın eksik inceleme yaparak karar verdiği için bozdu.
  • 21 Ocak 1998 - Sanık polisler duruşmaya yine gelmedi. Müdahiller, son sözlerini mahkemeye sundu.
  • 11 Mart 1998 - Manisa Ağır Ceza Mahkemesi, gençlere işkence sanığı polislerin delil yetersizliğinden beraatlerine karar verdi.
  • 12 Ekim 1998 - Yargıtay 8. Ceza Dairesi, Manisa Ağır Ceza Mahkemesinin polisler hakkındaki beraat kararını bozdu, sanıkların işkence yapmaktan ceza almaları gerektiğini belirtti.
  • 27 Ocak 1999 - Manisa Ağır Ceza Mahkemesi polisler hakkında Yargıtay'ın verdiği bozma kararına karşı direnerek tekrar beraat kararı verdi.
  • 15 Haziran 1999 - Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Manisa Ağır Ceza Mahkemesi'nin direnme kararını bozdu, polislerin işkenceden mahkûm olmalarını istedi.
  • 15 Ekim 2000 - Yargıtay kararına uymak zorunda olan Manisa Ağır Ceza Mahkemesi, 10 sanık polisi toplam 85 yıl hapis cezasına çarptırdı.
  • 28 Ekim 2000 - İzmir DGM, Manisalı gençlerin, ifadelerinin işkence altında alınması ve başka bir kanıt bulunmaması gerekçesiyle beraatlerine karar verdi.
  • 4 Nisan 2003 - Yargıtay 8. Ceza Dairesi, biri başkomiser 10 polisin 60 ile 130 ay arasında değişen hapis cezalarına çarptırılmasına ilişkin kararı, zamanaşımı süresinin dolmasına üç ay kala onadı.[5]

Hüseyin Korkut'un romanı[değiştir | kaynağı değiştir]

Manisalı gençlerden biri olan ve gözaltına alındığı sırada Karadeniz Teknik Üniversitesi Elektronik Bölümü 2. sınıf öğrencisi olan Hüseyin Korkut, üç buçuk ay süresince Buca E-Tipi Kapalı Cezaevi'nde tutuklu kaldı. Okulunu bitiremedi ve gördüğü işkenceler nedeniyle yaşadığı travmayı atlatmak için, 10 yıl boyunca depresyon tedavisi gördü. Tedavi sürecinin bir parçası olarak, o dönem yaşadıklarını romanında yazdı. Romanı yazma sürecinde, Manisa davasını yakından izleyen gazetecilerden Can Dündar'dan destek gördü.[5] Radikal Gazetesi, 25 Kasım - 1 Aralık 2007 tarihleri arasında, Korkut'un romanından parçaları "Ateş Manisa'ya Düştü" başlığıyla yazı dizisi olarak yayımladı.

Kaynaklar[değiştir | kaynağı değiştir]

  1. ^ a b c Ateş Manisa'ya düştü (1) Radikal Gazetesi, 25.11.2007. Erişim tarihi: 28.11.2007.
  2. ^ İşkenceye tanıklık... Radikal Gazetesi, 29.11.2007. Erişim tarihi: 12.12.2007.
  3. ^ Manisa Davası: Avukat ve Gazeteci Başarısı Bianet, 17.10.2002. Erişim tarihi: 12.12.2007.
  4. ^ Manisa davasında mektup komplosu Evrensel Gazetesi, 19.9.2002. Erişim tarihi: 28.11.2007.
  5. ^ a b c Ateş Manisa'ya düştü (7) Radikal Gazetesi, 1.12.2007. Erişim tarihi: 3.12.2007.

Dış bağlantılar[değiştir | kaynağı değiştir]

Hüseyin Korkut'un romanından bölümler[değiştir | kaynağı değiştir]