Kullanıcı:Cobija/Çalışma

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Koordinatlar: 41°17′25″K 36°20′01″D / 41.29028°K 36.33361°D / 41.29028; 36.33361

Samsun
—  Büyükşehir statüsünde il  —
Sol üstten itibaren: Bandırma Vapuru Müzesi, Atatürk Kültür Merkezi, Samsun Büyükşehir Belediyesi başkanlık binası, Onur Anıtı, Samsunspor Store, Kurtuluş İskelesi, Uluslararası Yabancılar Pazarı
Sol üstten itibaren: Bandırma Vapuru Müzesi, Atatürk Kültür Merkezi, Samsun Büyükşehir Belediyesi başkanlık binası, Onur Anıtı, Samsunspor Store, Kurtuluş İskelesi, Uluslararası Yabancılar Pazarı
Samsun'un Türkiye'deki konumu
Samsun'un Türkiye'deki konumu
Samsun haritası
Samsun haritası
Koordinatlar: 41°17′25″K 36°20′01″D / 41.29028°K 36.33361°D / 41.29028; 36.33361
Ülke Türkiye
Bölge Karadeniz
Bölüm Orta Karadeniz
Yöre Canik Dağları
İdari birimler
Yönetim
 - Belediye başkanı Zihni Şahin (AK Parti)
 - Vali Osman Kaymak
Yüzölçümü
 - Toplam 9,352 km2 (3,6 mi2)
Rakım 4,00 m (13,12 ft)
Nüfus (2016 [1])
 - Toplam 1,295,927
 - Yoğunluk 137/km² (354,8/sq mi)
Zaman dilimi DAZD (+2)
 - Yaz (YSU) DAYZD (+3)
Posta kodu 55xxx
Plaka kodu 55
Alan kodu 362
Kardeş şehir(ler)
 - İskele KKTC
 - North Little Rock ABD
 - Darüsselam Tanzanya
 - Kalmar İsveç
 - Novosibirsk Rusya
 - Bordeaux Fransa
 - Kiel Almanya
 - Sumgayıt Azerbaycan
 - Donetsk Ukrayna

Samsun, Türkiye'nin bir ili ve en kalabalık on altıncı şehri. Karadeniz Bölgesi'nin Orta Karadeniz Bölümü'nde yer alır ve bölgenin en kalabalık şehridir.[2] On yedi ilçesi bulunan Samsun'un genel yönetimi büyükşehir belediyesi ve valilik tarafından sağlanmaktadır.[3][4] Kuzeyinde Karadeniz, doğusunda Ordu, güneyinde Tokat ve Amasya, batısında ise Çorum ve Sinop illeri ile çevrilidir.[5]

Karadeniz Bölgesi'nin eğitim, sağlık, sanayi, ticaret, ulaşım ve ekonomi açılarından en gelişmiş şehri olan Samsun kalkınmada birinci derecede öncelikli yörelerden[6] olup "Karadeniz'in Başkenti" ve "Atatürk'ün Şehri" olarak tanıtılmaktadır.[7][8] Karayollarıyla Karadeniz Bölgesi'ni İç Anadolu Bölgesi ve Doğu Anadolu Bölgesi'ne bağlayan Samsun aynı zamanda bir liman şehridir ve geniş hinterlandı ile bir lojistik merkezidir.[9]

Yerleşim geçmişi MÖ 60.000 yılına dek uzanan[10] Samsun'a yerleşen ilk topluluk MÖ 5000-3500 arasında buraya gelen Kaşkalardır.[11] Kaşkaların ardından Hitit dönemini yaşayan şehir MÖ 1182 ile MÖ 546 yılları arasında sürekli el değiştirmiş ve bu yıldan itibaren Pers hakimiyetine girmiştir.[12] Perslerin ardından Pontus, Roma, Bizans egemenliği gören Samsun bunların ardından bir Ceneviz kolonisi haline gelmiştir.[13] Bu dönemde Danişmendliler Beyliği tarafından kuşatılan Samsun alınamamış ve şehrin hemen yanına "Müslüman Samsun" adıyla yeni bir şehir kurulmuştur.[14] I. Mehmed dönemine dek iki Samsun şehri de varlığını sürdürmüş, bu dönemde her iki şehir de Osmanlı Devleti topraklarına katılarak birleştirilmiştir.[15] 1422-1428 yılları arasında Osmanlı hakimiyetinden çıkan[16] Samsun tekrar Osmanlı toprağı olmuş ve 1923 yılında Türkiye Cumhuriyetinin ilanına dek bu durumunu sürdürmüştür.

Türkiye'nin kurulmasına dek uzanan ve 19 Mayıs 1919'da Mustafa Kemal'in Samsun'a çıkışıyla başlayan sürecin başlangıç durağı olması nedeniyle özel bir konumu bulunan Samsun "19 Mayıs Kenti" olarak anılmakta[17][18] ve 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı'na ev sahipliği yapmaktadır.[19] Ayrıca 1938 yılında resmî bayram ilan edilen 19 Mayıs günü 1926 yılından beri Samsun'da "Gazi Günü" adıyla kutlanmaktaydı.[20] Mustafa Kemal Atatürk de 19 Mayıs'a verdiği önemi o günü doğum günü olarak kabul ederek göstermiştir.[21]

Etimoloji[değiştir | kaynağı değiştir]

Batlamyus'un Coğrafya El Kitabı eserinde Amissos adıyla Samsun'un gösterildiği kısım.

Şehir, Strabon'un aktardığına göre Hititler döneminde Eneti adını taşımaktaydı.[22] Yaklaşık MÖ 670 yılında ise Miletlilerin geldiği bölgeye Peiraieus (Πειραιεύς) adı verilmiş[23], yapılan arkeolojik kazılarda bu döneme ait bir tarafında puhu bir tarafında da Peiraieus yazısı bulunan sikkeler bulunmuştur.[24] Daha sonraları ne koşullarda olduğu bilinmemekle birlikte şehir Luvice olan Amissavana adını almış, Grekler tarafından Amisene olarak telaffuz edilen[25] bu ad zamanla Amisos (Αμισός) biçimine dönüşmüştür.[14] Bu ismin Grekçeden geldiği ileri sürülse de kelimenin aslının Anadolu menşeli Palaca olduğu ve Hamis (ya da Hamist) kökenine dayandığı düşünülmektedir.[26][27] Pontus Krallığı döneminde ismini koruyan şehir Romalılar tarafından Missos[28] (kimi kaynaklarda Gnaeus Pompeius Magnus tarafından Pompeiopolis adı verildiği de savunulmaktadır[29]), Bizans İmparatorluğu tarafından özellikle 10. yüzyılda sonra Aminsos (Αμινσος) olarak adlandırılsa da[30][31] Amisos adı yaygın olarak kullanılmaya devam etmiştir.[26][32] Grekçede omega yerine omikron ile yazılan şehrin ismi iki harf arasındaki benzerlikler nedeniyle Latin alfabesine çeviride Amisus şeklinde de okunabildiğinden dönemin Roma kaynaklarında hem Amisos hem de Amisus şeklinde kullanımlara rastlanmaktadır.[14]

1100'lü yılların ilk çeyreğinde Melik Gazi tarafından Amisos'un yanına yeni bir şehir kurulmuş ve Türk akıncıları yeni kurulan kente kendi aralarında "Amisos'un yanındaki şehir" anlamına gelen İsamisos adını vermişlerdir.[14] 1200'lü yılların ilk çeyreğinde Cenevizlilerin yerleştiği Amisos'un ismi tekrar değişmiş ve çeşitli kaynaklara göre Amisum, İs Amisum, Simisso, Sinuso ya da Semiso isimlerinden birini almıştır.[33][34][35][36][37] Aynı dönemlerde şehrin ismi Türkler tarafından صاميسون şeklinde yazılmaya ve Samisun şeklinde söylenmeye başlamıştır.[38] İbn Bîbî'nin el-Evâmirü'l-Alâiyye fi'l-umûri'l-Alâiyye'sinde, Kerimüddin Mahmud-i Aksarayî'nin kaleme aldığı Müsâmeretü'l-Ahbâr'da[39] ve erken dönem Osmanlı tarihçilerinden Şükrullah'ın Behcetü't Tevârîh[40] ile Tevkiî Mehmed Paşa'nın Risâle-i Selâtîn-i Osmâniyye[41][42] adlı eserlerinde kentin ismi Samisun şeklinde geçmektedir.

Kentin adını صامسون yani Samsun şeklinde yazıp okuyan ilk kişi Endülüs Emevî coğrafyacı ve gezgin İbn Saîd'dir.[14] Selçuklu Sultanı II. Gıyâseddin Mesud ve İlhanlı Hükümdarı Olcaytu adına basılmış sikkelerde de yer alan Samsun sözcüğü bu sikkelerde İbn Saîd'in yazdığı gibi yazılmıştır.[14]

Osmanlı İmparatorluğu'nun neredeyse tüm dönemlerinde şehrin adı صامسون Samsun olarak yazılmıştır. Özellikle de Osmanlı tarihçileri Hoca Sâdeddin Efendi ve Cenâbî Mustafa Efendi ile bundan sonra gelenler arasında bu yazım esas alınmıştır.[14] Erken Osmanlı döneminde ise farklı kullanımlar vardı. Şehrin adı ilk Osmanlı tarihçilerinden Neşrî'nin Kitâb-ı Cihannümâ adlı eserinde hem صامسون Samsun hem de صمسون S[a]msun, Ahmedî'nin İskendernâme'sinde heceleri ayrı şekilde صام سون Sam Sun, Oruç Bey'in Tevârîh-i Âl-i Osman'ında ise hem صمسون S[a]msun hem de صام سون Sam Sun şeklinde geçmektedir.[43]

Efsaneler[değiştir | kaynağı değiştir]

Samsun adının kökeninin İbraniceden ve Osmanlı Türkçesinden geldiği hakkında iki farklı görüş vardır. İsmin İbranice kökenli olduğunu savunan görüşe göre İbrani lideri Samson, Karadeniz kıyılarına kadar gelip bir kent kurmuş ve kente kendi ismini vermiştir.[44] Diğer bir görüşe göre ise isim Sam'dan türemiştir.[44][29] Bu iki görüş de kanıtlanamamıştır.

İsmin Türkçe olduğunu savunan görüşe göre ise isim Osmanlı Türkçesindeki köpek anlamına gelen kelimeden türemiştir.[44] Kamûs-ı Türkî'de yazılışı صكسون yani s[a]nsun olarak gösterilen kelimenin anlamı iri köpek olarak verilmektedir.[45] Yine Kamûs-ı Türkî'de bulunan صكسونجو yani s[a]nsuncu ise kavga köpeklerini idare eden askerî birim anlamına gelmektedir.[46] Nef'i'nin Sihâm-ı Kazâ hicviyesinde de "a samsun-ı muazzam a köpek" ifadesi geçmektedir. Joseph von Hammer-Purgstall'ın Devlet-i Osmâniye Tarihi eserinde ise II. Bayezid döneminde Osmanlı ordusunda zağarcılar gibi samsuncular adıyla bir avlanma birimi bulunduğu yazmaktadır.[44] Ayrıca I. Süleyman döneminde İstanbul'da Samsun hane mesiresi adında bir mesire yeri olduğu da bilinmektedir.[47] Fakat Samsun ile s[a]nsun, samsuncular ya da Samsun hane mesiresi arasında bir bağ olduğu ve ismin buradan türediğine dair bir kanıt bulunmamaktadır.

Tarihçe[değiştir | kaynağı değiştir]

Tarih öncesi dönem[değiştir | kaynağı değiştir]

Samsun'daki yerleşim geçmişi Eski Taş Çağı'na dek uzanmaktadır. Tekkeköy Mağaralarında keşfedilen ve MÖ 60000 ile MÖ 15000 yılları arasına tarihlendirilen katman şimdiye dek keşfedilen en eski yerleşimdir.[10] Mağara yerleşiminde yaşayan bu insanlar topluluk bilinci gelişmemiş ve henüz üretici pozisyonuna geçmemişlerdi.[48]

Karanlık çağların ardından MÖ 5000-3000 yılları arasında Anadolu'ya gelen ve Hattilerin bir kolu olduğu sanılan Kaşkalar, MÖ 3500'lü yıllarda Samsun'un 3 kilometre doğusunda Mert Irmağı kenarında günümüzde Dündartepe Höyüğü'nün bulunduğu yerde bir site oluşturmuşlardır.[11][49][50][27][51] 15 metre yüksekliğinde, 200 metre genişliğinde ve uzunluğunda olan höyüğün kazıları sırasında en eski yerleşimin Bakır Çağı'na ait olduğu saptanmıştır.[52] Tekkeköy Irmağı kenarında keşfedilen bir yerleşim yerindeki kazılar ise bu yerleşimin Geç Bakır Çağı ile Tunç Çağı özelliklerini taşıdığını, yerleşimde yaşayanların avcılık-toplayıcılık ile geçinip Taş Devri aletlerini kullandığını göstermiştir ve yerleşimde herhangi bir yapıya rastlanmamıştır.[52] Dündartepe Höyüğü ve Tekkeköy yerleşiminin yanı sıra kent çevresinde yer alan Kale Doruğu Höyüğü ve İkiztepe Höyüğü kazılarında bu yerleşimlerin köy tipinde olduğu ve küçük topluluklar tarafından kurulduğu belirlenmiştir.[11] Ahşap evlerde oturan bu halkların avcılık, hayvancılık ve balıkçılık yaparak geçindiği, kumaş ve deri işleyebildiği, bakırdan alet, silah ve takı yapabildikleri saptanmıştır.[53] Ayrıca yerleşim yerinin dışında keşfedilen mezarlıklarda yapılan incelemeler ölülerin kullandıkları eşyalarla birlikte gömüldüğünü ortaya çıkarmıştır.[53] İkiztepe mezarlarında yapılan incelemeler burada yaşayan halkın Kuzey Karadeniz, Romanya, Bulgaristan ve Kafkas kıyılarında bulunan halklarla ırkdaş olduğunu kanıtlamıştır.[54]

Hitit ve Roma arası dönem[değiştir | kaynağı değiştir]

Kent, Kaşkaların ardından I. Murşili tarafından fethedilerek Hitit Krallığı topraklarına katılmıştır. Hitit döneminde özel bir durumu olmayan yerleşim yerine o dönem Eneti adı verilmiştir.[22]

Modern tarihçilikte varlıkları tartışmalı olsa da[55] Amazonların Kuzey Anadolu'da yaşadıkları sanılmaktadır.[56] Antik Çağ oyun yazarı Eshilos Amazonların Thermodon kıyısındaki Themiskira köyünde yaşadıklarını, tarihçi Herodot ise İskit topraklarına uzanan maceralarını aktarmaktadır.[57] Ne zaman Samsun çevresine yerleştikleri bilinmeyen Amazonlar Platon ve Sokrates'in aktardıklarına göre zamanla Batı Anadolu'ya doğru yayılmış ve Atina önlerine kadar gelmişlerdir.[58] Herodot'un aktardıklarına göre Atina'dan dönmekte iken Amazon gemilerinin erkek gemicileri Atinalılar tarafından öldürülmüş, gemiciliği bilmeyen Amazonlar kaçarken açık denizde boğulmuş ve ülkeleri de yerli kavimler tarafından işgal edilmiştir.[59] Ahmed Hikmet Müftüoğlu, antik kaynaklarca yalnız kadınlardan oluşan bir topluluk olduğu aktarılan Amazonların aslında Hititler olduğunu öne sürmektedir.[60]

Kent, yaklaşık MÖ 1182'de Hitit İmparatorluğu'nun çöküşünü takiben Frigler tarafından ele geçirilmiş ve tahrip edilmiştir.[61][50] Aynı dönemde Kimmerler de Doğu Karadeniz'de yer alan kentleri yakıp yıkmışlardır.[30] Lidya Kralı Gigis Kimmerleri yenilgiye uğratıp bölgeden kovmuştur fakat bu dönemde Samsun harabe haline dönmüştür.[62] Bunun üzerine eski kentin güneybatısına yeni bir yerleşim kurulmuştur fakat kimler tarafından ne zaman kurulduğu bilinmemektedir.[12] MÖ 7. yüzyılda Miletli denizciler ve göçmenler şehre yerleşmiş ve bir koloni kurmuşlardır.[60] MÖ 546'da ise Lidya Kralı Krezüs ile Ahameniş İmparatoru II. Kiros arasında geçen savaş sonrası şehir Pers hâkimiyetine girmiştir.[12][60]

Ahameniş İmparatorluğu'nu yeniden örgütlemeye girişen I. Darius döneminde Samsun, Kapadokya satraplığının hâkimiyet bölgesi içine alınmış ve tiran unvanı taşıyan askerî valiler tarafından yönetilmeye başlanmıştır.[12] MÖ 331 yılında İskender'in Persleri Gaugamela Muharebesi'nde yenilgiye uğratıp Ahameniş İmparatorluğunu Makedonya topraklarına katmasıyla birlikte Samsun da Makedon hâkimiyetine girmiş, böylece kentte askerî temelli bir yönetim anlayışından tekrar demokratik yönetime dönülmüştür.[62] Bu dönemden itibaren şehir o döneme kadar Anadolu'nun kuzeyindeki en önemli liman şehri olan Sinope'nin bu üstünlüğünü eline geçirmeye başlamış ve Orta Asya'dan uzanan önemli bir ticaret yolu buraya bağlanır hâle gelmiştir.[63] Orta Asya'dan Fırat'a kadar gelen mallar Mazaka-Sebastea-Komana Pontiki-Laodikea hattını takip ederek Amisos'a ulaşmakta ve buradan deniz yoluyla batıya aktarılmaktaydı.[64]

İskender'in ölümüyle birlikte zayıflayan ve parçalanan Makedonya'dan bağımsızlığını ilan eden bölgelerden biri de I. Antiohos liderliğindeki Seleukos İmparatorluğu olmuş, Samsun MÖ 315'te bu devletin idaresi altına altına girmişse de bu durum uzun sürmemiş, kısa süre sonra I. Mithridatis tarafından Pontus Krallığı toprakları içerisine sokulmuştur.[65][62] Pontus kralı olduktan sonra önemli atılımlar yapan ve Kırım'a kadar krallık topraklarını genişleten VI. Mithridatis, MÖ 85 yılında Roma Cumhuriyetine saldırmış, savaş yirmi beş yıl sürmüştür. VI. Mithridatis bu dönemde tanınmış Romalı generallerden Lucius Cornelius Sulla, Lucius Licinius Lucullus ve Gnaeus Pompeius Magnus'a karşı zaferler kazanmıştır. MÖ 63 yılında Lucullus lejyonlarıyla Samsun, Sinop ve Trabzon'u ele geçirmiş; Pompeius ise VI. Mithridatis'in üzerine yürümüş ve kesin bir zafer kazanmıştır.[65]

Roma ve Bizans dönemleri[değiştir | kaynağı değiştir]

Babası VI. Mithridatis'e karşı ayaklanarak tahtı ele geçiren II. Farnakis bunun karşılığında "Roma'nın dostu ve müttefiki" sıfatıyla Pontus kralı olarak tanınmış ve krallık Roma'ya bağlı olarak yaşamaya devam etmiştir. Amisos MÖ 63-59 yılları arasında Roma'nın Pontus vilayetine bağlı kalmış[66] ancak Gnaeus Pompeius Magnus ve Jül Sezar'ın arasındaki çekişmeyi fırsat bilen II. Farnakis Kırım'dan gelerek şehri kuşatmış, Roma'ya sadık kalmak isteyen kent dirense de düşmüş ve halk Pontus ordusunca kılıçtan geçirilmiştir.[32] Bir yıl sonra Zela Muharebesi'nde Sezar komutanlığındaki Roma ordusu II. Farnakis'in komutasındaki Pontus ordusu ile karşı karşıya gelmiş[67], savaştan zaferle çıkan Sezar ünlü veni, vidi, vici sözünü yazdığı bir mektubu başkent Roma'ya göndermiştir.[68] Samsun ise Roma Cumhuriyeti'ne olan bağlılığından dolayı hür şehir olarak tanımlanmış ve vergiden bağımsız, kendi kendini yöneten bir kent olarak cumhuriyete bağlanmıştır.[32][66] Şehir aynı zamanda önemli bir liman kenti olma özelliğini de sürdürmekteydi.[69]

Jül Sezar'ın suikaste uğramasının ardından kurulan ikinci triumvirlik döneminde Marcus Antonius'un hâkimiyet sahasında kalan şehri yöneten Straton adındaki zalim bir validen bahseden kaynaklar bu noktada farklı anlatımlar sunmaktadırlar. Strabon, şehrin 30 yılında Aktium Muharebesi'nde Antonius'un yaşadığı hezimeti takiben Augustus tarafından Straton'un yönetiminden kurtarıldığını belirtmekte, Joseph Hilarius Eckhel ise valinin daha öncesinde 33 yılında Antonius tarafından şehirden kovulduğunu savunmaktadır.[66] William Mitchell Ramsay ise Diadumenianus zamanında basılan bir sikkeden hareketle 31 yılını şehrin Straton'dan kurtarıldığı yıl olarak vermektedir.[66] Warwick William Wroth da yine bir sikkeye dayanarak aynı olayı 35 yılına isnat ettirmektedir.[70] Olayın miladi takvime göre gerçekleştiği yıl farklı kaynaklarca farklı şekillerde değerlendirilmekle birlikte Amisoslular bu olayı takvim başlangıcı olarak kabul ederek o yılı 1 olarak tarihlendirmişlerdir.[70]

63-59 yılları arasında Bitinya eyaletine bağlı olan şehir Augustus tarafından tekrar serbest şehir olarak tanımlanmış, sonraları Galatya eyaletine bağlanmıştır.[66] 111-113 yılları arasında Samsun valisi olan olan Plinius'un imparator Trajan'a yazdığı mektuptan şehrin yerel bir meclis tarafından kendi yasalarıyla yönetildiği öğrenilmektedir.[32] Buna rağmen başkent Roma'dan gelen emirler ne olursa olsun yerine getirilmek zorundaydı. Samsun, 2. yüzyılın sonlarından itibaren hür şehir imtiyazını yavaş yavaş kaybetmeye ve merkezî yönetime daha bağlı bir yönetim anlayışı hâkim olmaya başlamıştır.[32]

Geleneksel anlatıma göre Andreas'ın bizzat ziyaret ettiği şehir henüz 1. yüzyılda Hristiyanlaşmış; 303-305 yıllarında Diocletianus'un imparatorluğu sürerken bu dinin takipçilerine yönelik zulümler diğer yerlerde olduğu gibi Amisos'ta da kendini göstermiş, Galerius'un iktidarında da bu durum sürmüştür.[71] Roma İmparatorluğu'nun 395'te bölünmesiyle birlikte doğu topraklarına hükmeden ve resmî din olarak Hristiyanlığı benimseyen Bizans İmparatorluğu'nun hakimiyet bölgesinde kalan Amisos zaman içerisinde episkopos makamı hâline gelmiştir.[71][72] Genna adında bir manastırın bulunduğu Amisos'ta oturan ve kayıtlarda rastlanan dokuz piskopos bilinmektedir.[71] Bunların ilki 451 yılında toplanan Kalkedon Konsili'ne katılan Antonianos, sonuncusu ise 13. yüzyıl metninde bahsi geçen fakat adı verilmeyen bir piskoposdur.[71]

İeroklis'in 6. yüzyıla tarihlenen Sinekdimos adlı eserinde Pontiki piskoposluğunun Helenopontos eyaletine bağlı bir sahil kasabası olarak tanımlanmaktadır.[73][74] I. Justinianus dönemiyle birlikte Armeniakon eyaletine bağlanan[75][76][77] Amisos, Orta Bizans döneminde Paflagonya ile Armeniakon themalarının kuzey sınırını oluşturmaktaydı.[78] Geniş hinterlandı, iç kısımlardan gelen tahıl ürünleri ve bol zeytin hasadı nedeniyle Konstantinopolis ile Kırım arasında bir ara liman görünümünde olan şehir ayrıca Pontos Polimoniakos eyaleti ile yapılan denizyolu ticaretinin üssü olarak önemli liman kenti konumunu korumuştur.[78][69] VII. Konstantinos'un kaleme aldığı eserde Hersonisos'un Amisos limanından gelen ürünler olmadığı sürece ayakta kalamayacağı aktarılmaktadır.[78]

Bir ara Mutasım'ın emriyle 863 yılında Malatya Emiri Ömer bin Abdullah şehri ele geçirilip yağmalasa da şehir tekrar Bizans hakimiyetine girmiştir.[79][72] Amisos, 9. yüzyılın ikinci yarısında, 10. yüzyıl boyunca kommerkion ve ihracat merkezi olarak kalmıştır.[78] Tarihî Grek şehri olan Amisos 11. yüzyılın ikinci yarısında Türklerin Küçük Asya'ya girmesi ile yoğun Ermeni göçü almış, 14. yüzyılın ilk çeyreğinden itibaren anlaşma ile Ceneviz Cumhuriyeti egemenliğine bırakılmıştır. Bu dönemden itibaren kent bir ticaret kolonisi olarak yaşamaya devam etmiştir.

Türk egemenliğinde Samsun[değiştir | kaynağı değiştir]

Selçuklu dönemi[değiştir | kaynağı değiştir]

Samsun Kalesi'nin tek fotoğrafı.

Malazgirt Meydan Muharebesi sonrasında Anadolu'ya giriş yapan Türk ailelerinden olan Dânişmendliler Orta Karadeniz'e doğru akınlar yapmaya başlamışlar[80] ve 1150 ya da 1155'te Sivas Emiri Nizâmeddin Yağıbasan komutasında Amisos'u da kuşatarak Dânişmendliler Beyliğine dâhil etmek isteseler de başarısız olmuşlardır.[81][29] Bunun üzerine Melik Gazi mevcut kentin yanına yeni bir yerleşim kurmuştur.[14] Müslüman halk arasında eski kente "gâvur Samsun", yeni kente ise "Müslüman Samsun" denmekteydi.[82][83] Bu iki şehir arasında gelişmiş ticari bağlar bulunduğu bilinmektedir.[81] Samsun Kalesi'ni inşa eden Dânişmendlilerin tahkim ettiği Samsun, 1178 yılında II. Kılıç Arslan tarafından Anadolu Selçuklu Devleti topraklarına katılmıştır.[29][84][85][86] Sultanın ölümü sonrası Trabzon İmparatorluğunca ele geçirilen şehri 1194 yılında II. Süleyman Şah tekrar Selçuklu hâkimiyetine almıştır.[87]

1204'te Latin İmparatorluğu'nun kurulmasını takiben Konstantinopolis'ten kaçan Bizans soylularından I. Aleksios doğuda Trabzon İmparatorluğu'nu, I. Theodoros ise batıda İznik İmparatorluğu'nu kurmuştu.[86] Kalan yerlerde ise Anadolu Selçuklu Devleti hâkimiyeti devam etmekteydi. Bu dönemde Amisos'ta Sabbas isminde Bizanslı eski bir vali bulunuyordu ve Ceneviz adına şehri idare ediyordu.[88] I. Aleksios Amisos'u fethetmesi için kardeşi David'i göndermiş, buna karşılık olarak Sabbas İznik İmparatorluğu'na istinad etmiş, Müslümanlar da Anadolu Selçuklu sultanından yardım istemişlerdir.[89][90][91]

1228 yılında I. Andronikos Samsun ve Sinop limanlarını yağmalasa da I. Alâeddin Keykubad sefere çıkarak bölgede otoriteyi sağlamıştır.[92][93] 1230'ların ikinci yarısında patlak veren Babaî Ayaklanması Samsun'da da taraftar bulmasına karşın devlet kısa zaman içerisinde bölgedeki egemenliğini yeniden tesis etmeyi başarmıştır.[89]

Anadolu beylikleri dönemi[değiştir | kaynağı değiştir]

Bir hafta sürdükten sonra 3 Temmuz 1243'te sonlanan Kösedağ Muharebesi sonucunda Moğol İmparatorluğu'na bağlı bir devlet hâline gelen Anadolu Selçuklu Devleti II. İzzeddin Keykâvus, IV. Kılıç Arslan ve II. Alâeddin Keykubad'ın üçlü yönetimiyle yönetilmeye başlamıştır.[89] Samsun II. Alâeddin Keykubad'ın yönetim bölgesi içerisinde yer almış, onun ölümünden sonra ise bölge IV. Kılıç Arslan'a kalmıştır.[84] 1260 yılında Trabzon İmparatorluğu tarafından işgal edilen kent kısa süre içerisinde tekrar Türklerin hâkimiyetine girmiş, 1296'da Pervâneoğulları Beyi Muînüddin Mesud tarafından yağma edilmiştir.[89] Bu dönemde Samsun, Canik mıntıkasının idaresi için Moğollarca görevlendirilen Mücîrüddin Emîrşah'a bağlı olan Nizâmüddîn Yahyâ ve yine ona bağlı olan Rükneddin Rahad tarafından idare edilmekteydi.[94][94] Rükneddin Rahad denizyolu ile Muînüddin Mesud'u zapt ettiği yerlerden çıkarmak istediyse de başarısız olmuş, aynı sıralarda Muînüddin Mesud Cenevizliler tarafından kaçırılmış, bunun üzerine Nizâmüddîn Yahyâ Samsun'a geçerek gümüş akçeleri tağşiş ile rüşvetler dağıtarak kötü bir idare göstermiştir.[94] 900 bin akçelik fidye karşılığında serbest bırakılan Muînüddin Mesud'un Samsun'u tehdit etmesi ve kendisine bağlı olan Nizâmüddîn Yahyâ'nın kötü yönetimi üzerine bizzat Mücîrüddin Emîrşah şehre gelmiştir.[94] Muînüddin Mesud, Mücîrüddin Emîrşah'ın bu hamlesi üzerine Emîrşah'ın kızı ile evlenerek damadı olmuştur.[94] Moğolların en önemli limanlarından biri hâline gelen Samsun'da bu gelişmeler olurken eski şehir Amisos hâlâ Cenevizlilerin kontrolündeydi ve iki şehir arasındaki ticari bağlar sürmekteydi. Amisoslular karayolunda Samsunluların yardımıyla kervanlarını yola koymakta, denizyolunda ise kendi gemileriyle ticaret yapmaktaydılar.[95]

14. yüzyılın ortalarında Eretna Beyliğine geçen Samsun Alâeddin Eretna'nın ölümünden sonra başta Kubadoğulları Emirliği olmak üzere Canik beylikleri arasında sık sık el değiştirmiştir.[82] 1395 yılında Candaroğulları Beyliği'nin elinde bulunan Samsun kısa bir süreliğine Kadı Burhâneddin Devleti tarafından ele geçirilmiş, Kadı Burhâneddin'in ölümünün ardından 1398 yılında I. Bayezid Samsun'u Osmanlı topraklarına katmış ve Bulgar çarının oğlu İskender'i vali tayin etmiştir.[96][97] Hristiyanların bulunduğu eski Samsun'a ise Ceneviz ile barış içerisinde bulunulması nedeniyle dokunulmamıştır.[98]

1402'de I. Bayezid'in Ankara Muharebesi'nde Timur'a yenilmesi sonrası Fetret Devri'ne giren Osmanlı Devleti'nin zayıflığından yararlanan Kubadoğulları tekrar Samsun'da hâkimiyet kurmuşlardır.[99] Timur'un atamasıyla[100][101] Amasya çevresinde emirliğini ilan eden[102] Mehmed Çelebi'yi tanımayan Kubadoğlu Ali Bey, Tâceddinoğulları Beyliği üzerine yürüyerek Niksar'ı kuşatmıştır.[103] Mehmed Çelebi ise Amasya'dan gelerek âni bir hareketle Kubadoğlu Ali Bey'i bozguna uğratmış ve Taşanoğlu Ahmed Bey'i Samsun valisi olarak atamıştır.[104][105] 1414 yılına kadar Osmanlı himayesindeki Taşanoğulları Beyliği tarafından yönetilen Samsun, Kubadoğlu Ali Bey'in oğlu Kubadoğlu Cüneyd Bey tarafından kuşatılmış ve ele geçirilmiştir.[106] Kubadoğlu Cüneyd Bey daha sonra Osmanlı padişahından af dilemiş, bunun üzerine vali olarak makamında bırakılmıştır.[106][105] Kastamonu Emiri Celâleddin Bayezid'in oğlu Candaroğulları Beyi Hızır Bey, Kubadoğlu Cüneyd Bey'i öldürterek Samsun'u işgal etmiş[107][87], daha önce çelebi sanıyla anılan fakat padişah olunca I. Mehmed adıyla tahta oturan Osmanlı padişahı bölgenin tamamen devlete bağlanması için Biçeroğlu Hamza Bey'i görevlendirmiştir.[108] Amisos'a saldıran Biçeroğlu Hamza Bey, şehirde çıkan yangına rağmen tüm imkânlarıyla şehri savunan Cenevizlilere karşı muvaffak olarak Amisos'u ele geçirmiştir.[109] Amasya Valisi Murad Çelebi ise Hızır Bey'in elinde bulunan Samsun'a yönelmiş, Hızır Bey kenti rızaen Osmanlılara teslim etmiştir.[110][111] Böylece iki Samsun da Osmanlı hâkimiyeti altına girmiştir.[15] Samsun Tâcü't-Tevârih'e göre[112] 1419, Âşıkpaşazâde'nin Tevârîh-i Âl-i Osman'ına[113] ve Oruç Bey'in Tevârîh-i Âl-i Osman'ına[114] göre ise 1416 yılında Canik adıyla Rum eyaletine bağlı bir sancak olarak Osmanlı topraklarına katılmıştır.[115][116]

1421'de tahta çıkan II. Murad'ın ilk yıllarındaki saltanat kavgası dönemini fırsat bilen Türkmenler Tokat, Amasya, Artova ve Sinop'a saldırmışlar; Kubadoğlu Cüneyd Bey'in oğlu Canik Emiri Hüseyin Bey de karışıklıktan faydalanıp 1422'de Samsun'u ele geçirmiştir.[16] Yörgüç Paşa tarafından görüşme maksadıyla Amasya'ya çağrılan Türkmen liderlerin kılıçtan geçirilmesi üzerine Hüseyin Bey bizzat Amasya'ya giderek teslim olmuştur.[117] 1428'de Canik beylerinin elinden alınan Samsun, Yörgüç Paşa'nın oğlu Hızır Bey'in yönetimine verilmiştir.[118]

Osmanlı dönemi[değiştir | kaynağı değiştir]

Osmanlı egemenliğinde geçen 15., 16. ve 17. yüzyıllarda önemsiz bir iskele kentine dönüşen Samsun, bu dönemlerde çevre bataklıklarda imâl edilen kendir ve halatlar ile savaşlarda orduya erzak yardımı yapması dışında unutulmuş bir kent görünümündeydi.[119] Bu nedenle de birçok kez eşkıya saldırılarına maruz kalmıştır.[16] Küçük Kaynarca Antlaşması ile Kırım Hanlığı Osmanlı İmparatorluğu'nun elinden çıkınca şehrin ticareti de iyice gerilemiştir.[120]

Baba Zünnûn İsyanı sırasında Samsun Beyi Mehmed Bey sağladığı başarılar nedeniyle yükselmiş ve Çaldıran Muharebesi'ndeki katkıları nedeniyle de paşa seviyesine kadar yükselmiştir.[16] Şehir bu dönemde Rum eyaletine bağlı iken buradan ayrılıp Trabzon eyaletine bağlanmıştır.[121] Osmanlı devrindeki en zor zamanlarını 17. yüzyılda yaşayan şehir, III. Mehmed'in saltanatı sırasında Kazakların saldırısına uğramış, büyük zarar görmüştür.[16] Zamanla halkın kenti terk etmesiyle Samsun, 1642 ve 1643 yıllarında köy düzeyine kadar inmiştir.[122]

1774 yılında Canik muhassıllığına atanan Canikli Ali Paşa'nın ailesi 1808 yılına dek bölgeye hâkim olmuştur.[123] III. Selim'in son dönemlerinde muhassıl olarak atanan Hazinedar Süleyman Ağa'nın ailesi ise 19. yüzyıl ortalarına kadar Canik ve dolayısıyla Samsun'da söz sahibi olmuşlardır.[123] Bu dönemden sonra ise Samsun'a aralarında Ziya Paşa'nın da bulunduğu mutasarrıflar atanmaya başlamıştır.[124]

19. yüzyıl ortalarından itibaren Samsun, tütün ekiminin yaygınlaşması ve buharlı gemi ticaretinin Karadeniz'de de başlaması ile tekrar gelişmeye başlamıştır.[125][120] Şehrin ticari ve ekonomik potansiyeline bağlı olarak nüfusu da günbegün artmıştır.[126] Trabzon ve Ege kıyılarından Türklerin, İç Anadolu'daki Rumlar ile Ermenilerin ve Avrupalı tüccarların şehre yerleşmeye başlaması, Kafkasya göçmenlerinin Samsun'a yerleştirilmeleri gibi etmenler nüfus gelişiminde etkili olmuştur.[127] Karadeniz kıyısının önemli transit limanlarından biri konumuna gelen Samsun zengin bir ticaret kenti görünümüne girmiş, 1869 yılında çıkan Büyük Yangın ile şehrin neredeyse tamamı yansa da[128] Fransız bir mimara yaptırılan planlama neticesinde planlı bir şekilde yeniden imar edilmiştir.[127] 1893 yılında tamamlanan nüfus sayımına göre 67.624 olan şehir nüfusunun %49.4'ünü Müslümanlar, %48.6'sını Rumlar, kalan %2'yi ise Ermeni, Bulgar ve Yahudiler oluşturmaktaydı.[129]

18. yüzyılda gelişen ve Bizans İmparatorluğu'nun hâkim olduğu sahalarda hâkimiyet sağlanarak bir Helen imparatorluğunun kurulmasını öngören Megali İdea ülküsü İkinci Meşrutiyet sonrasında siyasi boyut kazanmış, Birinci Balkan Savaşı sırasında gelişmiş, 1914 yılında I. Dünya Savaşı'nın başlamasıyla da eyleme dönüşmüştür.[130][131] Megali İdea'nın somutlaştırılması yolunda yerel çeteler vasıtasıyla mücadeleye Samsun'da ilk defa Amasya Metropoliti Germanos Karavangelis'in 1908'de örgütlediği Rum çetelerinin faaliyetleriyle birlikte rastlanmaktadır. Bu çeteler küçük gruplar hâlinde Türk köylerine baskın düzenleme ve yol kesme metotlarını kullanmaktaydı.[132][133] Rumlar Megali İdea yolunda yalnızca silahlı mücadeleye girmemiş, ekonomik alanda da çalışmalarını sürdürmüşlerdir. Ekonomik açıdan şehrin güçlü tarafı olan Rumlar, dönemin Samsun Şehremini Papasoğlu Yorgaki Efendi'nin de desteğiyle çeşitli yollarla Türklerin elindeki tütün tarlalarına el koymuş, satın almış ya da tefecilik yoluyla ele geçirmişlerdir.[134] O dönem Samsun Şehremaneti meclisinin yönetim kurulu 7 Rum, 1 Türk; Samsun Ticaret Odasının yönetim kurulu 4 Rum, 3 Ermeni, 1 Türk; Samsun Ziraat Meclisinin yönetim kurulu ise 6 Rum ve 2 Türk'ten oluşmaktaydı.[135]

Samsun Bahriye Muhafız Müfrezesi karargâh binası önünde fotoğraf çekilen subaylar.

20. yüzyılda Avrupa'daki kutuplaşmalar sonunda İttifak Devletleri içerisinde yer alan Osmanlı İmparatorluğu 14 Kasım 1914'te İtilaf Devletleri'ne karşı savaş girmiştir.[136] 28 Mayıs ve 10 Haziran 1915'te İtilaf Devletleri safında bulunan Rus İmparatorluğu Karadeniz kıyısındaki diğer Osmanlı liman kentleriyle birlikte Samsun'u da bombalamış, bu olay kenti zor duruma sokmuştur. En büyük zararı ise Rüsûmat Dairesi yaşamış, rüsûmata ait bir bina, bir gümrük ambarı, bir kulübe ile gazhane deposu tamamıyla tahrip olmuştur.[123] Ayrıca çok sayıda filika, çapar, motor gibi ulaşım aracının yanı sıra çeşitli cinste gemiler ile Şimendifer İskelesi, Gümrük İskelesi, Gazhane İskelesi tahrip edilmiş; Kılıçdede Mahallesi, Gazhane, Kumcağız civarları zarar görmüştür.[123] Temmuz ayında daha kapsamlı bir saldırıda bulunan Ruslar belediyeye ait iskeleler, Hançerli, Rum, Ermeni mahalleleri, buğday pazarı ve limandaki yük gemilerini hedef almıştır.[123] Birçok iskele ve depo da bombalamadan nasiplerini almışlardır.[123] 1916 yılında tekrar saldıran Ruslar bu sefer Samsun Limanı'nı hedef almış, 25 Mayıs 1917 yılında Romanya Krallığı'na ait uçaklar kent üzerinde denetim uçuşları yapmışlardır.[137][138] Rus bombardımanlarıyla geçen yıllarda Rum çetelerinin faaliyeti azalsa da tamamen durmamıştır.

Millî Mücadele sırasında[değiştir | kaynağı değiştir]

I. Dünya Savaşı'ndan hezimetle çıkan Osmanlı İmparatorluğu'nun imzaladığı Mondros Mütarekesi ülkenin her yanını işgale açık hâle getirmiştir.[139] Mütarekeyi takip eden süreçte Osmanlı hükûmeti toplumsal huzuru ve toprak bütünlüğünü yeniden sağlama siyasetini yürütmek isterken[140] Karadenizli Rumlar ise katliam ile karşı karşıya olduklarını iddia edip toprak talep ediyorlardı.[141] Rumların bu siyasi çalışmaları Batı dünyasında etkili olmuş ve Anadolu'daki Rum ve Ermenilerin yardıma muhtaç olduğu algısını yaratmış, Yunanistan, Karadeniz'deki asayiş sorununu gerekçe göstererek bölgenin işgal edilmesini talep etmiştir.[142] Bunun üzerine Karadeniz kıyılarında asayişten sorumlu olan Britanya üç ve Fransa bir savaş gemisi göndererek mutasarrıftan bilgi almışlardır.[143]

Samsun Ermenilerinin İstanbul Ermeni Patrikhanesi'nden ayrıldıklarını ve Ankara Hükûmeti'ne bağlılıklarını açıkladıkları bildiri.

I. Dünya Savaşı öncesinde ve sırasında da Türk köylerine saldırılarda bulunan Rumlar, Megali İdea ülküsünü gerçekleştirmek adına Millî Mücadele sürerken de bu saldırılarına devam etmişlerdir. Kent çıkışları silahlı çeteler tarafından tutuluyor, kent yakınlarından yaylım ateşleri açılıyor, Hamdi Paşa Çiftliği'nin yanındaki Rum mezarlığından her gece silahlar atılıyor; buna karşın Türkler ise "gâvur azması" olarak adlandırdıkları[144] bu saldırılardan korunmak için silahla nöbet tutuyorlardı.[145][146] 1918'in Nisan ayında Germanos Karavengelis, çete liderlerini toplayarak her birine çeşitli sorumluluk bölgeleri vermiş ve çeteler daha sistemli olarak faaliyetlerini sürdürmüşlerdir.[147] Yol kesmek, köy basmak, fidye toplamak, postaları soymak gibi çeşitli yöntemlerle çalışan çeteler ayrıca kazığa oturtma, kasatura ile karın yarma gibi işkence biçimlerini de kullanmaktaydı.[148]

9 Mart 1919 tarihinde 15. Tümen Kumandanı Mustafa Asım Bey ve Samsun Mutasarrıfı İbrahim Ethem Bey'in şehirde sıkıyönetim ilan etmesiyle 200 kişilik Britanya askerî müfrezesi tarafından Mondros Mütarekesi şartları gerekçe gösterilerek şehir işgal edilmiştir.[141] Rumlar tarafından sevinçle karşılanan[149] işgal kuvvetleri İlyasköy'deki sekiz kışlaya yerleşmiş, daha sonra gelen 150 kişilik ANZAK kuvvetlerinin bir kısmı kışlaya bir kısmı ise Samsun Sultânîsi binasına yerleşmiştir.[141] Rum çetelerinin baskınları ve işgal kuvvetlerinin kışlaları doldurması dolayısıyla 15. Tümene bağlı erlerden bir kısmı kaçmış, çoğu ise terhis edildiğinden dolayı Samsun'daki tümenin mevcudu dörtte üç oranında azalmıştır.[141] 1 Şubat 1920'de halk Samsun Şehremaneti önünde toplanarak işgalleri protesto etmekte iken aynı sırada kara birliklerine ek olarak Amerikan savaş gemilerinin Samsun Limanı'na yanaşmasını kutlayan Rumlar şehremanet binasını işgal etmiş, olaylar büyümüştür.[150]

30 Nisan 1919'da 9. Ordu müfettişliğine atanan[151] Mustafa Kemal, 19 Mayıs günü Samsun'a ulaşmıştır.[152] Görevinin gereklerini yerine getirmeye koyulan Mustafa Kemal bazı incelemelerde bulunmuş; bu incelemeler sonucunda Rum çetelerinin Müslüman halka saldırdığı, yerel yöneticilerinse dış devletlerin de duruma karışmasıyla bu olaylara müdahale edemediği kanısına varmıştır.[153] Bunun üzerine Canik mutasarrıfını görevden alarak yenisini atamış ve bölgede oluşan karışıklıklara yabancı askerlere aldırmaksızın doğrudan müdahale etmesini emretmiştir.[153]

Mustafa Kemal'in Samsun'dan ayrıldıktan sonra başkanlık ettiği Erzurum Kongresi ve Sivas Kongresi'nin ortaya koyduğu millî heyecan Samsun'da da etkisini göstermiş ve Samsun Müdâfaa-i Hukuk Cemiyeti kurulmuştur.[154] Daha öncesinde Cemiyyet-i Hayriyye-i İslâmiyye[155], İhtiyat-ı Zâbitan Cemiyeti[156], Karadeniz Türkleri Müdâfaa-i Hukuk Cemiyeti[157] ve Oymak Teşkilâtı adında cemiyetler kurulmuş olsa da etkili olamamışlar, bunların arasından yalnızca Oymak Teşkilâtı kayda değer çalışmalar yapabilmiştir.[154]

7 Mayıs 1920'de Samsun'a gelen Şefik Avni Paşa 15. Tümen kumandanlığını üstlenmiş ve Büyük Millet Meclisinin yardımlarıyla tümen yeniden silahlandırılmıştır.[158] 10 Temmuz 1920'de kurulan Umûr-ı Bahriye Şubesi'ne bağlı olarak Samsun Bahriye Muhafız Müfrezesi kurulmuş ve Rum çetelerine karşı mücadele etmeye başlamış, 1920'nin sonlarına doğru giderek büyüyen müfreze tam kadrolu bir tabur haline gelmiştir.[159] Rum çeteleri ile Samsun Bahriye Muhafız Müfrezesinin şiddetli çatışmalara girdiği 1921 ilkbaharında Türk çete lideri Topal Osman da Samsun'a gelmiştir.[160] Britanya ve Fransa güçlerinin şehirden çekilmesiyle birlikte Rum çetelerine karşı Samsun Bahriye Muhafız Müfrezesi, Topal Osman ve 15. Tümen büyük bir karşı saldırı başlatarak Türk köylerine saldıran çetelere büyük darbe vurmuşlardır.[158] 15. Tümenin 17 Mayıs 1921 tarihinde batı cephesine hareket etmesi üzerine Samsun'da 10. Tümen oluşturulmuş, vekil olarak Samsun Askerlik Dairesi Başkanı Kaymakam İsmail Hakkı Bey atanmıştır.[158] İsmail Hakkı döneminde de Rum çeteleri ile çatışmalar devam etmiş, ardından Cemil Cahit Bey tarafından devralınan tümen onun döneminde Samsun çevresindeki Rum çetelerini büyük oranda imha etmiştir.[158] Rum çetelerinin çoğunun yok edilmesinden ve dağıtılmasından sonra Samsun İstiklâl Mahkemesi yargılamalara başlamış, 79 kişi idama, 5 kişi 15 sene 1 kişi ise 5 sene küreğe, 17 kişi seferberlik sonuna kadar 1 kişi de 10 seneliğine hapis cezasına mahkûm edilmiştir.[161][162]

Samsun Müdâfaa-i Hukuk Cemiyeti, kentte tehlikenin sona ermesiyle birlikte 30 Ağustos 1921'de Saathane Meydanı'nda miting düzenlemiştir. Mevcut durum hakkında konuşmalar ile bilgilendirmelerin yapıldığı miting müftünün duasıyla sona ermiş ve Ankara Hükûmetine bağlılık telgrafı çekilmesi kararı alınmıştır.[163] 6 Ocak 1922'de ise Samsun Türk Ortodoks Cemiyeti Ruhani Lideri Papa Atnas tarafından Samsun'a davet edilen Türk Ortodoksları Ruhani Lideri Papa Eftim'in de katılımıyla bir bildiri okunmuş ve Türk Ortodokslarının Ankara'ya bağlılığı açıklanmıştır.[164] Aynı yıl Samsun Ermenileri de bir bildiri ile İstanbul Ermeni Patrikhanesi ile ilişkilerini kestiklerini ve Ankara'ya bağlı olduklarını duyurmuşlardır.[165][166]

Ellerindeki birkaç küçük gemiyle Sovyetler Birliği'nden silah ve cephane getirmeye çalışan Türk denizcileri, Yunan avcı botları ve savaş gemileriyle baş etmekte zorlanmakta, daha büyük gemilere ihtiyaç duymaktaydılar. Bu sorunu bertaraf etmek maksadıyla Trabzon Nakliyat-ı Bahriye Kumandanı Fahri Bey'in planı doğrultusunda, Yunanların Karadeniz'deki büyük ticaret gemilerinden birinin ele geçirilmesine karar verilmiştir.[167] Plana göre Sovyetlerin Novorossiysk Limanı'nda yükleme yapan Enosis kargo gemisi yola çıktıktan sonra iki küçük Türk gambotu tarafından durdurulup el konularak gizlice Trabzon'a getirilecekti.[167] Plan 26 Nisan 1922 akşamı hayata geçirilmiş, birkaç saat süren kovalamacadan sonra Enosis, içindeki 500 bin liralık malzeme ve altınlarla birlikte ele geçirilerek Trabzon adıyla Türk nakliye filosuna katılmıştır.[167] O güne kadar yalnızca taşımacılık yapan Karadeniz'deki Kuvâ-yi Milliyeci denizciler, bu harekatla ticari gemiler yoluyla Yunan güçlerine darbe vurmaya başlamışlardır.[167] Yunanlar ise misilleme olarak Samsun Bombardımanı'nı planlamışlardır.

1922'de ele geçirilerek Trabzon adı verilen Yunan kargo gemisi Enosis.

7 Haziran 1922 tarihinde sabaha karşı Georgios Averof ve Kilkis zırhlıları, panter sınıfı iki muhrip, iki yardımcı kruvazör ve dört küçük mayın tarayıcı gemiyle Yunan filosu Samsun açıklarına gelmiştir.[166] Savunma önlemleri alan Samsun Bahriye Muhafız Müfrezesi ve 10. Tümen siperlere cephane yığmaya başlamış, sahile topçu bataryaları yerleştirilmiştir.[167] Yunanlar saat 10.00 civarında gözlemci sıfatıyla Samsun Limanı'nda demirli olan Amerikan gemilerine Samsun Mutasarrıfı Faik Bey'e verilmek üzere[168] protesto mektubu vermiş, mektup mutasarrıfa ulaştırılmıştır. Protestoda Samsun'un askerî üs haline getirildiği ve kent özelliğini kaybettiği belirtilerek şehrin teslim edilmesi istenmiştir. Ankara Hükûmeti ile yapılan telgraflaşma sonucunda bu istek reddedilmiş, Samsun'un açık bir şehir olduğu ve bombalanamayacağı şayet bombalanırsa tüm sorumluluğun Yunanistan Krallığı'na ait olacağı cevabı verilmiştir.[169] 15.30'da hükûmet konağı, kıyıdaki ambarlar ve deniz araçları, kentin batısındaki Rus petrol tankları ile Amerikalı ve Hollandalı tüccarlara ait tütün depoları hedef alınarak bombardıman başlamış, Türk tabyaları ise sahildeki topçu bataryaları ile cevap vermiştir.[167] İki saat süren bombardıman sırasında Yunan gemileri 500'den fazla mermi kullanmış, 4 asker ölmüş ve 3 asker de yaralanmıştır. Ayrıca 4.170 teneke petrol, 68.368 kg benzin, 900 kilogram ispirto ile askerî yiyecek ambarı yanmış; 48 ev, 3 dükkân, hükûmet konağı, gümrük binası, Canik Surp Nigoğayos Ermeni Kilisesi ve yetimhânesi yıkılmış, sahildeki 16 balıkçı teknesi hasar görmüştür.[170] İki saat sonunda Georgios Averof zırhlısının çekilmesiyle birlikte diğer gemiler de çekilmiş ve bölgeyi terk etmişlerdir.[167]

Bombardımandan sonra toplanan Türkiye Büyük Millet Meclisi 12 Haziran ve 16 Haziran 1922 tarihli toplantıları sonucu bütün Karadeniz sahilini savaş alanı ilân ederek bölgedeki Rumların tehcirine karar vermiştir.[171] Samsun'daki Rum çeteciliğinin önde gelen ailelerinden Yelkencioğulları, Andavallıoğulları ve Enfiyecioğullarına ek olarak varlıklı Rumlar Dahiliye Vekâletinin gözetiminde İstanbul'a göçmelerine izin verilmiştir.[171] Ardından 10. Tümen kumandanı olarak atanan Miralay Veysel Bey döneminde Rum çetelerini organize eden idareciler yakalanmış, Veysel Bey'in batı cephesine atanmasıyla yerine Mustafa Bey atanmış ve Rum çetelerine karşı onun döneminde büyük başarılar sağlanmıştır.[172] 10. Tümen Tugay Kumandanı Kurmay Kaymakam Hafız Zühtü Bey'in de Çarşamba ve Ünye civarındaki çeteleri temizlemesiyle Samsun ve yöresi Rum çetelerinden tamamen temizlenmiştir.[172] Türk zaferiyle birlikte Megali İdea ülküsü tarihe karışmış, batı cephesindeki 15. Tümen Samsun'a dönmüş ve 10. Tümen dağıtılmıştır.[173]

Türkiye dönemi[değiştir | kaynağı değiştir]

1940 yılında Samsun sahilinden bir görünüm.

Osmanlı döneminde ve cumhuriyetin ilk aylarında yaklaşık olarak günümüz Samsun il sınırlarını kapsayan idari birim Canik adıyla bir sancak, sancağın merkezi ise Samsun şehriydi. Millî Mücadele'nin sonlanması ve Türkiye Cumhuriyeti'nin ilânı ile Türkiye sınırları içerisinde kalan Canik de sancak ve mutasarrıflıkların il yapılmaları üzerine Samsun adıyla il statüsü kazanmıştır. 1923 mübadelesi ile şehirdeki Rumlar Yunanistan'a göç etmiş, Rumlardan boşalan yerler ise mübadillere tahsis edilmiştir.[174] Günümüzde Yunanistan'ın Üşekdere belediyesine bağlı Yeni Amisos, Preveze iline bağlı Yeni Samsun adında yerleşim yerleri bulunmaktadır.[175]

Cumhuriyetle birlikte il olan Samsun il merkezi dışında Bafra, Çarşamba, Havza, Terme ile Vezirköprü olmak üzere beş farklı ilçeye bölünmüştür.[176] Cumhuriyet öncesi oluşturulan bu idari birimler[177] dışında ilk olarak 1 Haziran 1928 tarihinde Ladik'in ilçe yapılmasıyla[178] Samsun'daki ilçe sayısı altıya yükselmiş, 1934'te Kavak[179], 1944'te de Alaçam[180] ilçelerinin kurulmasıyla şehirdeki toplam ilçe sayısı sekiz olmuştur. 19 Haziran 1983 tarihinde kabul edilen 3392 numaralı kanun ile de Salıpazarı, Asarcık, Ondokuzmayıs ve Tekkeköy ilçeleri kurulmuştur.[181] 9 Mayıs 1990'da kabul edilen 3644 numaralı kanunla ise Ayvacık ve Yakakent adında iki ilçe daha kurulmuştur.[182] 2 Eylül 1993 tarihinde kabul edilen 504 numaralı kanun hükmünde kararname ile büyükşehir belediyesi kapsamına alınan Samsun'un merkez ilçesi de büyükşehir ilçesi adını almıştır.[183] 6 Mart 2008'de 5747 numaralı kanun ile Atakent, Kurupelit, Altınkum, Çatalçam ve Taflan beldelerinin birleşerek Atakum beldesine katılmasıyla Atakum; Gazi ve Yeşilkent beldelerinin İlkadım'a katılmasıyla İlkadım adında bir ilçe kurulması ve Canik beldesinin de ilçe yapılması karara bağlanmıştır.[184][185] Bu değişiklik ile büyükşehir ilçeleri Atakum, İlkadım, Canik, Tekkeköy olarak belirlenmiştir. 2012 yılında çıkarılan 6360 sayılı kanun ile de 2014 Türkiye yerel seçimlerinin ardından büyükşehir belediyesinin sınırları il mülki sınırları ile eşitlenmiş, merkez ilçe kavramı kaldırılmıştır.[186] İlçelerin ardından gelen alt idari birim mahalle olup il genelindeki 17 ilçeye bağlı olarak toplam 1.247 mahalle bulunmaktadır.[187]

1928'de elektrik santralinin hizmete başladığı şehrin su şebekesine kavuşması 1929 yılını bulmuştur.[188][189]

Coğrafi yapı ve konum[değiştir | kaynağı değiştir]

Samsun ve çevre illerden geçen Kızılırmak, Karadeniz Bölgesi'nde önemli bir sulak alan oluşturmaktadır.

Samsun, Karadeniz Bölgesi'nin Orta Karadeniz Bölümü içerisindeki Canik Dağları Yöresi'nde yer almaktadır.[190] Karadeniz'e doğru akarak iki büyük delta oluşturan Kızılırmak ve Yeşilırmak sayesinde Samsun kıyılar geniş bir koy niteliğini almıştır.[191] Atakum ve İlkadım ilçelerinin batı ve doğu yönlerindeki iki burun çıkıntısında da daha küçük boyutlu ikinci bir koy oluşmuş durumdadır.[191] %45'ini dağların, %37'sini platoların, %18'ini ise ovaların meydana getirdiği Samsun Karadeniz Bölgesi'nin en önemli liman kentlerinden biri konumundadır.[192]

İlin toplam yüzölçümü 9.725 km2 olup 1.674 m2 ile Vezirköprü en geniş yüzölçümüne sahip ilçe durumundadır.[193] İlin en doğudaki ilçesi Terme, en batıdaki ilçesi Vezirköprü, en kuzeydeki ilçesi Bafra ve en güneydeki ilçesi Ladik olup; doğusunda Ordu, batısında Sinop, güneyinde Tokat ve Amasya, güney batısında ise Çorum illeri ile komşudur.[194]

Bitki örtüsü[değiştir | kaynağı değiştir]

Bitki örtüsü ve biyolojik çeşitlilik açısından zengin bir yapıya sahip olan Samsun'daki kuş varlığı da kuş bilimi açısından uluslararası öneme sahiptir.[195] Çoğunlukla dağlık ve ormanlık bir yapıya sahip olması nedeniyle ilin bitki örtüsünün önemli bir kısmı ağaçlardan oluşmaktadır.[195] Ovalık yerlerde orman örtüsü yok denecek kadar az olmasına karşın Alaçam, Ayvacık, Çarşamba, Kavak ve Vezirköprü önemli bir orman kesimine sahiptir.[195] Şehrin 1200 metreye kadar olan kesimlerinde kayın, meşe, kestane, gürgen, dişbudak gibi geniş yapraklı ağaçlar yer alırken 1200 metreden yüksek yüzölçüme sahip noktalarda ise iğne yapraklı ağaçlar bulunmaktadır.[196] Çarşamba, Bafra ve Ladik geniş orman varlığının yanısıra sazlık ve bataklık alanlara da sahip olmakla birlikte yaygın olarak bulunan bağ, bahçe, çayır ve ekili alanlar da ilin bitki örtüsünü oluşturan etmenlerdendir.[195]

Dağlar[değiştir | kaynağı değiştir]

Samsun'un Karadeniz kıyıları düzlük olup güney yönüne uzanan iç kesimleri fazla yüksek olmayan sıradağlar ile sarılmış durumdadır.[197] Ünye-Çarşamba kesiminde doğu-batı, Samsun-Bafra kesiminde doğu-güney ve batı-kuzeybatı yönünü takip eden dağ sıralarından Canik Dağları ilin doğu tarafında ve Çangal Dağları ise batı tarafında yer almaktadır.[197]

Batı uçları Samsun tarafından yer alan bir sıradağ olan ve en yüksek noktası 1500 metreyi geçmeyen Canik Dağları bu özelliği ile kıyı ile iç kesimler arasında ulaşıma engel olmamaktadır.[197] Doğu ucu il sınırları içerisinde yer alan Çangal Dağlarının yanı sıra Kavak'ın doğusundaki Sıralı Dağlar, Kocadağ, Vezirköprü'deki Kunduz Dağları, 19 Mayıs'taki Nebiyan Dağı ve Kavak yakınlarındaki Hacılar Dağı il sınırları içerisindeki diğer dağlardır.[197] Bunların yanı sıra Ladik'in Amasya sınırında bulunan ve zengin ormanlık alanları bulunan Akdağ 2062 metrelik yüksekliği ile Samsun'un en yüksek dağıdır.[197]

Depremsellik[değiştir | kaynağı değiştir]

Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın kuzey ve güneyindeki iki farklı tektonik ünite üzerinde yer alan Samsun'un büyük kısmı Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın yanı sıra Erikli Fay Hattı'nın da etkisiyle birinci derecede tehlikeli bölge içerisinde yer almaktadır.[198][199] Özellikle güney bölgeleri birinci dereceden riskli durumda olan ilin kuzey uçlarında ikinci ile üçüncü derece bölgeler bulunmasına karşın değişen fay hatları nedeniyle bu bölgelerin de birinci dereceye kayacağı[200] ve geçmişte de depremler yaşayan[201] Samsun'un gelecekte daha şiddetli deprem tehlikesi altında olacağı öngörülmektedir.[202] Samsun'da şimdiye dek hissedilen en şiddetli deprem 1943 Tosya-Ladik depremi olmuş, bu sarsıntıda 8 kişi ölmüş ve çok sayıda bina hasar görmüştür.[201]

Günümüzde Türkiye genelinde İstanbul'un ardından Samsun'da kurulan erken uyarı sistemi ile birlikte gerçekleşmesi olası 5 ve üzeri şiddetinde depremlerin birkaç saniye öncesinden tespit edilmesi hedeflenmektedir.[203]

Hava kalitesi[değiştir | kaynağı değiştir]

2013 yılında Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü tarafından dönemin büyükşehir ilçeleri olan Atakum, Canik, İlkadım ve Tekkeköy kapsamında hazırlanan Samsun Hava Kalitesi Değerlendirme Raporu'na göre ısınma amacıyla kullanılan yakıtlardan, sanayide kullanılan hammaddelerden ve motorlu araçların yarattığı kirlilik nedeniyle açığa çıkan azot oksit, kükürt dioksit ve partiküller şehrin en önemli hava kirliliği sorununu teşkil etmektedir.[204] Rapora göre şehirdeki azot oksit salınımı büyük çoğunluğu trafikte gerçekleşmek üzere 4.273,71 ton, kükürt dioksit salınımı büyük çoğunluğu ısınma amaçlı kullanım sırasında çıkmak üzere 1.516,74 ton ve partikül madde salınımı ise yine ısınma amaçlı kullanım sırasında oluşmak üzere 1.045,62 tondur.[204]

2015 yılında 250 günden fazla bir süre ideal hava kirliliği değerlerinin aşıldığı Samsun'da[205] 2016 yılında da Tekkeköy'deki kükürt dioksite bağlı hava kirliliği zaman zaman uyarı eşiğinin aşılması ile tehlikeli seviyeye yükselmiş ve %70-90 şiddetinde inversiyon görülmüştür.[206] Samsun, Çevre Mühendisleri Odasının 2017 Hava Kirliliği Raporu'na göre partikül madde ölçümünde Türkiye'deki en kirli illerin arasında bulunmakta olup diğer ölçümlerde de ideal hava kirliliği değerlerinin oldukça üzerinde bulunmaktadır.[207]

Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Atakum, Bafra, Canik, İlkadım, Tekkeköy ve Yüzüncüyıl'da kurduğu hava izleme istasyonlarının Haziran 2018 verilerine göre bu noktalardaki hava kalitesi 33-50 arası değişmekte ve hava kalitesi indeksine göre iyi olarak sınıflanmaktadır.[208][209][210][211][212][213] Yine aynı istasyonlardan elde edilen aynı tarihli verilerine göre ildeki en yüksek partikül madde kirliliği 56 µg/m³ ile Tekkeköy'de, en yüksek kükürt dioksit kirliliği oranı 8 µg/m³ ile Atakum'da, en yüksek azot oksit kirliliği oranı ise 79 µg/m³ ile Canik'te ölçülmektedir.[214][215][216]

2015 yılında onaylanan temiz hava eylem planına göre 2019 yılında il genelindeki 24 saatlik kükürt dioksit kirliliğinin 125 µg/m³, partikül madde kirliliğininse 50 µg/m³'e düşürülmesi hedeflenmektedir.[217]

İklim[değiştir | kaynağı değiştir]

Samsun iklimi şehrin konumu ve coğrafyası dolayısıyla sahil ve iç kesimlerde değişiklik gösterir.[218] Tipik Karadeniz ikliminin yaşandığı sahil şeridinde yaz ayları sıcak ve nemli, kışlar ise serin geçmekte; buna karşın Akdağ ve Canik Dağlarının etkisiyle karasal iklime sahip olan iç kesimlerde kışlar soğuk, yağmurlu ve kar yağışlı yazları ise serin geçmektedir.[219] Yağışlar genellikle yağmur olarak görülmesine karşın iç kesimlerde kış aylarında yoğun kar yağışı nedeniyle ulaşım aksayabilmektedir.[195] Meteoroloji Genel Müdürlüğünün 1929-2017 yılları arasındaki ölçüm değerlerine göre Samsun'un yıllık sıcaklık ortalaması 14.5°C olup ölçülen en yüksek sıcaklık 15 Ağustos 1938 günü kayda geçen 39.0°C, en düşük sıcaklık ise 9 Şubat 1929 günü kayda geçen -9.8°C'dir.[220] İlin yıllık toplam yağış ortalaması 716.6 mm olup günlük toplam en yüksek yağış miktarı 9 Kasım 1967 tarihinde tarihinde 238.2 mm olarak ölçülmüştür.[220] Ayrıca günlük en hızlı rüzgâr olan 124.2 km/sa 15 Aralık 1978 tarihinde yaşanmış, en yüksek kar olan 76.0 cm ise 3 Şubat 1960 tarihinde kayda geçilmiştir.[220]

Nuvola apps kweather.svg Samsun iklimi Weather-rain-thunderstorm.svg
Aylar Oca Şub Mar Nis May Haz Tem Ağu Eyl Eki Kas Ara Yıl
En yüksek sıcaklık (°C) 24,2 26,5 33,6 37,0 37,4 37,4 37,5 39,0 38,3 38,4 32,4 28,7 39,0
Ortalama en yüksek sıcaklık (°C) 10,6 10,9 12,0 15,2 19,0 23,5 26,4 27,0 23,9 20,2 16,7 13,0 18,2
Ortalama sıcaklık (°C) 7,0 7,0 7,9 11,2 15,6 20,3 23,3 23,5 20,0 16,2 12,5 9,2 14,5
Ortalama en düşük sıcaklık (°C) 4,0 3,8 4,5 7,7 12,0 16,1 19,0 19,6 16,4 12,8 9,2 6,2 10,9
En düşük sıcaklık (°C) −8,1 −9,8 −7 −2,4 2,7 1,9 13,4 12,4 6,8 1,5 −2,8 −5 −9,8
Ortalama yağış (mm) 70,6 58,9 65,8 57,6 48,6 45,3 34,4 37,0 53,8 78,8 83,7 82,1 716,6

Maden rezervi[değiştir | kaynağı değiştir]

Sınırlı maden çeşitliliği ve rezervine sahip olan Samsun genelinde yatakları bulunan çinko, kurşun, manganez, tuğla, kireçtaşı, doğal taş ve kiremit endüstriyel hammadde olarak çıkarılmaktadır.[221] Havza ve Terme'de keşfedilen çinko ve kurşun yatakları ekonomik öneme sahip olmamakla birlikte Ersandıklı sahasında aynı madenlerin çıkarıldığı önemli bir üretim galerisi bulunmaktadır.[222] Kavak, Ladik ve Vezirköprü'de önemli manganez damarları bulunmakla birlikte Ladik'teki çimento hammaddeleri sahaları ilin en önemli endüstriyel hammadde kaynaklarıdır. Bunlardan Ladik'teki Akpınar ve Körüklüdere sahalarında saptanan toplamda 50 milyon tona yakın kil rezervi ile Hasanağaç'ta saptanan 35 milyondan fazla tras rezervi ve Vezirköprü'deki 54 milyon tonluk kireçtaşı rezervi ildeki en önemli çimento hammaddesi kaynaklarını teşkil etmektedir.[221] Bu kaynakların yanı sıra 46 milyon ton tuğla ve kiremit kaynağının da bulunduğu Samsun'daki bu varlıklar Ladik Çimento Fabrikasında işlenmektedir.[221]

Samsun'daki maden varlığına ve işletmelerine dair harita.

Endüstriyel hammaddeleri yanı sıra Havza'daki eosen çökeltileri içerisinde keşfedilen linyit yatakları da çıkarılarak işlenmekte ve ısınma amaçlı kullanılmaktadır. Havza sahasında çıkarılan linyitlerin kalori değeri 1244 Kcal/kg olup yatakta 4.121.250 ton rezerv bulunduğu düşünülmektedir.[221] Beyviran sahasında ise 600.000 ton rezerv olduğu tahmin edilmekte olup çıkarılan linyitlerin kalori değeri 3000 Kcal/kg'dır.[221]

Hammaddeler ile birlikte jeotermal kaynaklara da sahip olan Samsun'da bu varlıklar Havza ve Ladik ilçelerinde toplanmış durumdadır. Havza'daki kuyulardan sondaj ile çıkarılan 53-56ºC sıcaklıktaki sudan 155.5lt/sn debide üretim sağlanmış olup 11.92MWt termal güce sahip jeotermal enerji elde edilmiştir.[221] Ladik'teki Hamamayağı jeotermal alanındaise yine sondaj ile çıkarılan 28-38ºC sıcaklığa ve 91lt/sn debiye sahip olan su kaynağı bulunmaktadır.[221] Ayrıca Hamamayağı'nda doğal olarak su yüzüne çıkan 36ºC derece ve 18lt/s debiye sahip ayrı bir kaynak bulunmaktadır.[223]

Su varlığı[değiştir | kaynağı değiştir]

Samsun'da önemli su varlığı taşıyan Terme Çayı, Mert Irmağı, Kürtün Çayı, Miliç Irmağı, Tersakan Çayı, Karaboğaz Deresi, Akçay, Uluçay, Esenli, İncesu, Hızırilyas ve Ballıca dereleri bulunmakla birlikte Yeşilırmak ve Kızılırmak ilin asıl su zenginliğini oluşturmaktadır.[195][224] Sivas sınırları içerisinde Kösedağ'ın eteklerinde doğan Yeşilırmak, Amasya ve Tokat'ı aşarak kuzeydoğu doğrultusunda akıp Samsun-Tokat sınırını oluşturduktan sonra Karakuş Çayı'yla birleşerek Çarşamba'nın ortasından geçip Civa Burnu'ndan Karadeniz'e dökülür.[195] Sivas sınırları içerisinde doğan bir diğer ırmak olan Kızılırmak ise Kızıldağ'dan kaynağını alıp Sivas, Kayseri, Nevşehir, Kırşehir, Ankara ve Çankırı illerinden geçip Bafra'nın batısından kollara ayrılarak Samsun'a girer ve ilçenin içerisinden geçerek Bafra Burnu'ndan Karadeniz'e dökülür.[195] Yeşilırmak'ın oluşturduğu Yeşilırmak Deltası, Kızılırmak'ın oluşturduğu Kızılırmak Deltası ve Terme ile Vezirköprü ovalarıyla birlikte zengin delta alanlarına sahip olan Samsun bu nedenle Karadeniz'in Mezopotamyası olarak anılmaktadır.[225][226] Ayrıca bu iki ırmak üzerinde Devlet Su İşleri 7. Bölge Müdürlüğüne bağlı faal Altınkaya, Derbent, Hasan Uğurlu ve Suat Uğurlu barajları bulunmakta olup şehrin enerji ihtiyacının büyük kısmı bu barajlardaki hidroelektrik santralleri tarafından karşılanmaktadır.[227] Bunların haricinde Abdal Deresi üzerinde içme suyu ihtiyacını gidermek amacıyla kurulan Çakmak Barajı ve il genelinde sulama amaçlı kullanılan yirmi yedi gölet bulunmaktadır.[228] Ayrıca Mert Irmağı ve Kürtün Çayı düzensiz debileri nedeniyle sık sık taşmakta ve sel tehlikesi oluşturmaktadırlar.[229][230][231]

Samsun'un göl varlığı özellikle Bafra, Çarşamba ve Ladik'te toplanmış durumdadır. Torf zenginliği ve geniş sazlıklarıyla doğal bir sit alanı olarak öne çıkan Ladik Gölü haricinde Bafra'daki Liman, Balık, Karaboğaz, Karagöz, Dutdibi, Çernek, Uzungöl ve Tombul gölleri, Çarşamba'da ise Akçagöl, Akarcık, Dumanlı gölleri şehrin önemli su varlıklarındandır.[195] Bunların haricinde Terme'deki Simenit Gölü'nün derinliklerinde Amazonlarla ilişkilendirilen batık bir tarihî kent olduğu iddia edilmektedir.[232]

Yüzey sularının yanında Kızılırmak ve Yeşilırmak havzalarına bağlı Havza-Ladik, Samsun, Gökdere, Çarşamba, Vezirköprü ve Bafra ovaları yeraltı su varlığına sahip olan Samsun'daki su potansiyelinin yıllık toplam 261,2hm3 olduğu düşünülmekteyse de ancak 95,87hm3'lük kısmı kullanılmaktadır.[233] Yeraltı sularının büyük kısmı içme suyu olarak, daha az kısmı ise sulama ve sanayide kullanılmakta; bazı yıllar görülen yağış azlığına bağlı yerel ölçekteki su seviyesi değişimlerinin dışında pompalama kuyularının debilerini etkileyecek çapta büyük yeraltı suyu değişimleri görülmemektedir.[233]

Demografi[değiştir | kaynağı değiştir]

Samsun nüfus tablosu
Yıl Toplam Sıra Fark Şehir - Kır
1927[234] 274.065 14 İstatistik tutulmamıştır.
1935[235] 337.817 14 %24Dark Green Arrow Up.svg
  %20     66.723
271.094     %80  
1940[236] 363.384 17 %8Dark Green Arrow Up.svg
  %20     73.409
289.975     %80  
1945[237] 407.541 %12Dark Green Arrow Up.svg
  %20     82.110
325.431     %80  
1950[238] 475.660 %17Dark Green Arrow Up.svg
  %20     95.010
380.650     %80  
1955[239] 549.156 %15Dark Green Arrow Up.svg
  %23     122.260
426.896     %78  
1960[240] 654.602 9 %19Dark Green Arrow Up.svg
  %25     162.970
491.632     %75  
1965[241] 755.946 6 %15Dark Green Arrow Up.svg
  %26     197.103
558.843     %74  
1970[242] 821.183 7 %9Dark Green Arrow Up.svg
  %29     235.716
585.467     %71  
1975[243] 906.381 7 %10Dark Green Arrow Up.svg
  %32     290.207
616.174     %68  
1980[244] 1.008.113 7 %11Dark Green Arrow Up.svg
  %34     345.200
662.913     %66  
1985[245] 1.108.710 7 %10Dark Green Arrow Up.svg
  %37     408.622
700.088     %63  
1990[246] 1.158.400 8 %4Dark Green Arrow Up.svg
  %45     525.305
633.095     %55  
2000[247] 1.209.137 14 %4Dark Green Arrow Up.svg
  %53     635.254
573.883     %47  
2007[248] 1.228.959 15 %2Dark Green Arrow Up.svg
  %59     725.111
503.848     %41  
2008[249] 1.233.677 15 %0Dark Green Arrow Up.svg
  %63     776.385
457.292     %37  
2009[250] 1.250.076 15 %1Dark Green Arrow Up.svg
  %64     802.011
448.065     %36  
2010[251] 1.252.693 15 %0Dark Green Arrow Up.svg
  %65     816.576
436.117     %35  
2011[252] 1.251.729 16 -%0Red Arrow Down.svg
  %66     827.796
423.933     %34  
2012[253] 1.251.722 16 -%0Red Arrow Down.svg
  %67     840.399
411.323     %33  
2013[254] 1.261.810 16 %1Dark Green Arrow Up.svg
  %100     
     %0  
2014[255] 1.269.989 16 %1Dark Green Arrow Up.svg
  %100     
     %0  
2015[256] 1.279.884 16 %1Dark Green Arrow Up.svg
  %100     
     %0  
2016[256] 1.295.927 16 %1Dark Green Arrow Up.svg
  %100     
     %0  
2017[256] 1.312.990 16 %1Dark Green Arrow Up.svg
  %100     
     %0  

Samsun nüfusuna dair saptamalar Osmanlı devrinden itibaren vergi mükelleflerinin ve miktarının tespit edilebilmesi amacıyla tutulan tapu tahrir defterlerine dayanılarak yapılabilmektedir.[257] Ancak bu defterlerde yalnızca erkek hane reisi ve erkek çocuklarının kaydı tutulduğundan kesin bir veri elde edilememekte olup yaklaşık nüfus tahmin edilmektedir.[257] Bu tahminlere göre 1485'te 70-80 bin bandında olan şehir nüfusu 1520'de 67-76 bine kadar inmiş, 56 yıl sonra ise Anadolu'daki diğer yerleşimlere paralel olarak 110-125 bin bandına çıkmıştır.[258] 1831 yılında tamamlanan ilk nüfus sayımında da yine kadınlar sayılmamış, 1893 Osmanlı İmparatorluğu nüfus sayımına kadın, çocuk ve yaşlıların da nüfus bilgilerine dâhil edilmesiyle ilk kesin veriler elde edilmiştir.[257] 1831'de 55.743 erkek nüfusu bulunan Samsun 1869'da 182.154, 1901'de 323.758, 1914'te ise 393.292 kişiye ulaşmıştır.[258] Nüfusun özellikle 19. yüzyılda hızla artmasının en önemli sebebi Rusya'nın politikaları sonucu Balkanlar, Kafkasya ve Kırım'da meskûn halkın Anadolu içlerine göç etmeye zorlanmalarıdır.[259] Bu dönemde hem iskân noktası hem de Karadeniz yoluyla Anadolu içlerine geçiş kapısı olarak işlev gören Samsun 1912'de 4 bin Rumelili göçmen almış, I. Dünya Savaşı sırasında Rusların Trabzon'u ele geçirmeleriyle ise buradan gelen göçmen sayısı 100 bini aşmıştır.[259] Cumhuriyet döneminde mübadele ile 22.668 Rumun Yunanistan'a gönderildiği, 32.290 mübadilinse iskân edildiği Samsun'da yapılan ilk nüfus sayımına göre değişen idari sınırların da etkisiyle yaşayan kişi sayısı önceki sayımlardan daha az, 274.065 kişi çıkmıştır.[258][259]

Günümüzde 1.312.990 kişilik nüfusuyla Samsun, Karadeniz Bölgesi'nin en kalabalık ikinci ili olan Trabzon'dan 526.664 kişi daha kalabalıktır ve bölgenin en kalabalık ilidir.[260] En fazla nüfusa sahip olan ilçesi 333.218 kişiyle İlkadım olup ardından 192.953 kişi ile Atakum ve 141.488 kişi ile Bafra ve 137.576 kişi ile Çarşamba gelmektedir.[261] En az nüfusa sahip olan ilçesi ise 8.572 kişilik nüfusu ile Yakakent'tir.[261] 2017 yılında 42.422 göç veren Samsun buna karşın 43.709 göç almış, %1 net iç göç hızı ile 1.287 kişi il nüfusuna eklenmiştir.[262] Samsun'un en fazla göç verdiği il 8.705 kişi ile İstanbul olurken en fazla göç aldığı il ise 10.771 kişi ile yine İstanbul olmuştur.[263] Yine 2017 yılında 16.807 kişinin doğduğu şehirde 8.700 kişi ölmüş, net nüfus artışı 8.107 kişi olmuştur. Yıllık ortalama nüfus artış hızı ‰13,1 ile Türkiye ortalamasının üzerinde olan Samsun nüfusunun 2023 yılında 1.389.725 olacağı öngörülmektedir.[264][265] 9.725 km2 yüzölçümüne sahip olan[193] ildeki nüfus yoğunluğuysa km2 başına 145 kişidir.[266] Nüfusunun 649.524'ünü erkeklerin, 663.466'sını ise kadınların oluşturduğu ilde en fazla nüfusa sahip olan yaş grubu 105.539 kişi ile 15-19 arası grup olup onları 101.424 kişi ile 35-39 arası yaş grubu izlemektedir.[267] 2.857 kişi ile 90 üzeri yaş grubu nüfusun en küçük kısmını oluşturmaktadırlar.[267]

Şehir sakinlerinin konut, sağlık, eğitim, altyapı, sosyal yaşam gibi farklı değişkenlere bağlı olarak hesaplanan yaşam memnuniyeti oranı %61 olup yaşam endeksinde aldığı 0,5746 puan ile Samsunlular Türkiye genelinde 33. sırada bulunmaktadır.[268][269]

Ekonomi[değiştir | kaynağı değiştir]

Avcılık ve balıkçılık[değiştir | kaynağı değiştir]

20. yüzyılda Samsun ormanlarında ve su kenarlarında çeşitli av hayvanları bulunmasına rağmen avcılık daha çok kurt, tilki, sansar ve yaban domuzu gibi zararlı hayvanları tarlalardan uzak tutmak için yapılmakta; bir yıl içerisinde Samsun'da en az 2 bin domuz öldürülmekte ve şehirde eskiden domuz etinden salamura yapan tüccarlar bulunmaktaydı.[270] Av eti sağlamak için ise çayır kuşu, sülün, yaban kazı, su tavuğu, tavşan, ördek, karaca ve geyik avlanmaktaydı.[271]

Akarsu ve göletlerinde tatlı su balıkları bulunan Samsun'un kıyısında bulunduğu Karadeniz de zengin bir balık kaynağıdır. 1940'lı yılların sonunda şehirde kıyı balıkçılığı yaygın olarak yapılmakta; kefal, tirsi, hamsi, sargan, kalkan, barbunya, kötek ve lüfer bol miktarda avlanıp genellikle de şehirde tüketilmekteydi.[272] Nisan ve mayıs aylarında avlanan kılıç balığı ve kalkan ise İstanbul ve Ankara'ya gönderilmekteydi.[272] Balıkçılar geleneksel olarak dalyan, ağ, yemli aletler ve zıpkından oluşan teçhizatlarıyla balıkçılık yapmaktaydılar.[272]

Samsun'da günümüzde geçmişin aksine açık deniz balıkçılığı yapılmakta, balıkçılar radarlı ve modern donanımlı büyük balıkçı motorlarıyla denize açılmaktadır. Hamsi, istavrit, palamut, lüfer ve kefal günümüzde en çok avlanan balıklardır.[272] Hamsi, kasımdan itibaren daha çok kıyıya yakın kesimlerde avlanmakta, eylül ve kasım aylarında palamut, ekim ayında lüfer ve neredeyse tüm yıl boyunca kefal avlanabilmektedir.[272] Ayrıca şehirde sofra balıkçılığının yanı sıra endüstriyel balıkçılık da yapılmaktadır.[273]

2017 yılına ait verilere göre Türkiye çapında en fazla deniz ürünleri avcılığı %49'luk oran ile Samsun'un da dâhil olduğu Doğu Karadeniz Bölgesi'nde gerçekleşmiş, en fazla avlanan balık 107.185 ton ile hamsi olmuştur.[274] Samsun'da ise avlanan en önemli iç su ürünü 60 ton ile sazan, en çok yetiştirilen ürün 4.250 ton ile alabalık olmuştur.[275]

Enerji[değiştir | kaynağı değiştir]

Yapılan yatırımlarla birlikte enerji kaynaklarının Türkiye'ye giriş kapılarından biri durumuna gelen Samsun zengin enerji kaynaklarına yakınlığı ve uluslararası ticari ilişkileriyle çok yönlü bir merkez görünümdedir.[276] Samsun, 2003'te açılan Mavi Akım ile birlikte Rusya doğalgazının Türkiye'ye giriş ve dağıtım noktası olmuş olup Çin, Güney Afrika gibi ülkelerden ithal edilen kömürler de Karadeniz, İç Anadolu ve Doğu Anadolu bölgelerine Samsun'dan gitmektedir.[276]

Hâlihazırda toplam güç kapasitesi 83MW olan iki rüzgâr enerjisi santralinin bulunduğu Samsun'da rüzgâr gücü bakımından Alaçam ile Ayvacık'ın güneyi, Bafra'nın kuzeydoğusu ve güneybatısı, İlkadım'ın kuzeyi ve batısı, Ladik'in batısı, Salıpazarı'nın güneydoğusu, Vezirköprü'nün güneybatısı ve Havza ile 19 Mayıs'ın tamamı 6,5-7m/s üzerinde rüzgâr hızına ve %30'un üzerinde kapasite faktörüne sahip olması dolayısıyla yatırım yapmaya uygun bir görüntü çizmektedir.[223] Yerleşim alanları, koruma altındaki bölgeler, ormanlık noktalar gibi yatırım yapmaya uygun olmayan alanlar çıkarıldığındaysa ilde elektrik enerjisine çevrilebilecek toplam 5.242,48MW rüzgâr gücü potansiyelinin bulunduğu hesaplanmaktadır.[223]

Yıllık ortalama 2288 saat güneşlenme süresi olan Samsun'da 1m2'lik bir alana yıllık toplam 1300kWh güneş enerjisi düşmekte olup uygun açıyla yerleştirilen ortalama %18 verimli bir panel ile 260kWh enerji üretilebilmektedir.[223] Buna göre en az güneşlenme süresinin yaşandığı aralık ayında 2160Wh enerji düşen Samsun'da bu değer temmuz ayında 5580Wh'e kadar çıkmaktadır.[223] Verilere göre Ladik metrekare başına 1540,3KWh enerji ve 277,8KWh elektrik üretimi kapasitesi ile Samsun'un en yüksek güneş enerjisi potansiyeline sahip ilçesi görünümündedir.[223]

Günümüzde yaygın olarak kullanılan doğalgaz ve sıvılaştırılmış petrol gazı ile çalışan cihazlarda yapılan ufak değişikliklerle değerlendirilebilen biyogaz üretimi Samsun'da ciddi potansiyel taşımaktadır.[223] Çevre ve sağlık sorunlarının kaynaklarından biri olan organik atıkların enerjiye çevrilerek artı değer olarak kullanılabilmesiyle öne çıkan biyogaz günümüzde atıkların bekletilip gübre olarak ya da tezek hâline getirilerek daha verimsiz bir enerji kaynağı olarak kullanılmasına bağlı olarak potansiyeli oranında değerlendirilememektedir.[223] Organik atıkların anında kullanılarak yüksek enerji değerine sahip bir yakıt olarak değerlendirilmesini mümkün kılan biyogaz bu mânâda tezekten daha avantajlı olmakla birlikte biyogaz üretiminden arta kalan ürünlerin gübre olarak kullanılması mümkün olduğundan bu alanda da bir avantaj sağlamaktadır.[223] Toplam biyogaz potansiyeli 45.472.025,55m3 olan Samsun'da 213.718.520,1kWh biyoenerji üretimi mümkün görünmektedir.[223] Bafra, Çarşamba ve Vezirköprü ilin en önemli enerji potansiyelini bulundurmakla birlikte yumurta tavukçuluğuna bağlı olarak Kavak ve Terme'de de ciddi biyogaz potansiyeli bulunmaktadır.[223]

Hayvancılık[değiştir | kaynağı değiştir]

Hayvancılık, tarım ile birlikte Samsun'un önemli ekonomik faaliyetlerinden biri olup yörede bulunan Osmanlı süvarileri at ihtiyaçlarını Bafra'da ve Çarşamba'da yetiştirilen Canik atlarından karşılamaktaydı.[277] II. Bayezid döneminde Bafra'da 20 bin kısrağın bulunduğu bir hara olduğu bilinmekte olup bu atlar çevik, uzun yola dayanıklı ve düzgün yürüyüşleri ile tanınmışlardı.[277] Günümüzde koruma altına alınan ırklardan biri olup özellikle Terme civarında sürü olarak doğada serbest bırakılarak yetiştirilmektedirler.[278]

1930'larda kuvvetli ve boylu at yetiştirmek için Atakum'da bir aygır deposu açılarak Fransa'dan biri safkan İngiliz, biri safkan Anglo-Arap ve biri de yarım kan Anglo-Norman olmak üzere 3 at ithal edilmiş; 1931, 1932 ve 1933 yıllarında halkın damızlığa elverişli atlarıyla çiftleştirilerek istenilen nitelikte taylar elde edilmiştir.[277] Ayrıca hayvan hastalıklarıyla mücadele için Bafra, Çarşamba ve Havza aşı yerleri kurulmuş; 1933 yılında tüm ilde 526 katır, 10.061 eşek, 11.980 at, 119.282 sığır, 36.097 manda, 180 deve, 74.151 kıl keçisi, 120.659 koyun ve 252 tiftik olmak üzere 373.188 hayvan sayılmıştır.[279] 1949 yılında 23.767 dönümlük bir arazi üzerine hayvancılığı geliştirmek amacıyla bir hara kurulmuştur.[277] Aynı yılın kayıtlarında bin kadar koyun, 185 kısrak, 50 manda ve 250 kadar da kara sığırın bu harada yer aldığı belirtilmektedir.[277] Devlet teşvikleriyle birlikte büyükbaş ve küçükbaşların yanı sıra tavuk, hindi, kaz, ördek gibi kümes hayvanlarının sayısı da sürekli artmıştır.

2017 yılına ait verilere göre yerli, kültür ve melez toplam 385.237 baş sığırın ve 19.896 baş mandanın bulunduğu ilde sağılan toplam süt miktarı 367.443 ton olmuştur.[280][281][282][283] 218.920 baş koyun ve 25.108 baş keçidense 10.945 ton süt sağılmıştır.[284][285][286] Kümse hayvancılığında ise Samsun genelinde 1.675.023 yumurta tavuğu, 1.641.800 et tavuğu, 28.309 ördek, 20.725 hindi, 35.652 kaz bulunmaktadır.[287][288][289][290][291] Samsun'daki en önemli hayvancılık kolları büyükbaş ve küçükbaş ile kümes hayvancılığı olmakla birlikte arıcılık, ipek böcekçiliği de görülmektedir. 83.202 arı kovanının bulunduğu ilde bal üretimi 1.005,979 ton olup açılan sekiz kutudan yaş koza elde edilememiştir.[292][293] Ayrıca il genelinde 2 deve, 2.001 at, 2.115 katır ve 3.161 eşek bulunmaktadır.[294][295][296][297]

Sanayi ve ticaret[değiştir | kaynağı değiştir]

Samsun tütün fabrikasında çalışan işçileri gösteren 1910 yılına ait fotoğraf.

1965 yılına kadar Samsun'un en önemli sanayi tesisleri yakın çevresinden hammadde temin eden şehir merkezinde 1879'da kurulan tütün fabrikası ile Bafra'da 1943'te kurulan Eminbey Kereste Fabrikası idi.[298] Ayrıca 1956'da kurulan ve Anadolu'daki ilk ilaç firması olan Adeka da kimya endüstrisi alanında şehirdeki yegâne fabrikaydı.[299] Sermaye birikiminin olmaması, enerji ile ulaşım altyapısının yetersiz ve bunlara bağlı olarak büyük miktarda üretimi olanaklı kılacak pazarın ve gelişmemiş olması gibi nedenlerle şehirdeki endüstriyel yapı oldukça sınırlı kalmış, buna bağlı olarak da daha çok yöre sakinlerinin ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla faaliyet gösteren atölyeler yaygınlık göstermekteydi.[298]

1965-1970 arası dönemde Karadeniz Bakır İşletmelerinin Samsun fabrikası, azot fabrikası ve yem fabrikası kurularak 1970'li yılların başlarında faaliyete geçmiş ve mamullerini ülke çapında pazarlayan fabrikalar Samsun'da görülmeye başlanmıştır.[298] İlerleyen süreçte Vezirköprü Entegre Kereste Fabrikası, Ladik Çimento Fabrikası, Çarşamba Şeker Fabrikası gibi yerel hammaddelerin işlendiği sanayi işletmeleri kurulmaya devam etmişse de devletin Samsun'daki yatırımları 1980'lerle birlikte durmuş; teşvik uygulanmamasına rağmen özel yatırımlar artış göstermiştir.[298] Devlet ve özel sektör yatırımları ile sanayi kapasitesi hızla genişleyen Samsun Orta Karadeniz ve Doğu Karadeniz bölgelerinin merkezî sanayi alanı hâline gelmiştir. 1976 yılında ilde bir organize sanayi bölgesi kurulma kararı verilmiş, 1981 yılında faaliyete geçse de ancak 1994 yılında tam kapasite ile çalışmaya başlamıştır.[298]

Günümüzde Samsun'da ikisi Tekkeköy, diğerleri ise Bafra, Çarşamba, Havza ve Kavak sınırları içerisinde olmakla beraber altı organize sanayi bölgesi bulunmaktadır.[300] Bu bölgelerdeki 160 işletmede toplam 6.246, diğer küçük sanayi sitelerinde ise 6.430 işyerinde 21.956 çalışan bulunmaktadır.[276] Sanayi kuruluşlarının dışında şehirde 1995 yılında faaliyete başlayan bir de serbest ticaret bölgesi yer almaktadır.[301][302] Ekonomi Bakanlığının 2017 verilerine göre Samsun Serbest Ticaret Bölgesinin yıllık ticaret hacmi $81.829 olup[303] toplam 404 kişi istihdam edilmektedir.[304] 2016 yılı verilerine göre Samsun, Karadeniz Bölgesi'nin %18,7 pay ile en fazla sanayi işletmesine sahip ili durumdadır.[276] Bu işletmelerin %70,6'sı mikro ölçekli olup büyük ölçekli işletmelerin oranı %0,9'dur.[276] Sektörel dağılımda gıda işletmeleri %27,7 ile en büyük paya sahipken istihdam oranında da %23,64 ile yine ilk sırada gelmektedir.[276] Şehirde en fazla istihdamı sağlayan işletme ise British American Tobacco'dur.[276]

Konvansiyonel üretimin yanı sıra teknoloji üslerine sahip olan ilde Ondokuz Mayıs Üniversitesinin öncülüğünde kurulan Samsun Teknopark ile Samsun Büyükşehir Belediyesinin öncülüğünde kurulan İŞGEM öne çıkan araştırma ve geliştirme ile iş geliştirme merkezleridir.[305] Samsun Teknopark'ta 41 firma bulurken bunların büyük kısmı yazılım alanında faaliyet göstermekte olup Türkiye'nin en başarılı ilk üç iş geliştirme merkezinden biri olan İŞGEM'deki 26 firmanın ise %50'si sağlık sektörüne yönelik imalat yapmaktadır.[306][307] 2017 yılında 35 patent, 26 faydalı model başvurusunun yapıldığı[308][309] Samsun bu alanlarda Türkiye'de 18. ve 16. sırada gelmektedir.[310][311]

2016'da $589.775.777 ithalata karşı $367.591.710 ihracat yapılan Samsun'un dış ticaret hacmi $957.367.487 seviyesinde gerçekleşmiş, ihracatın %19,52'lik kısmının yapıldığı Hollanda en önemli dış ticaret pazarı olmuştur.[276] İthalatta ise Rusya %43,18'lik oran ile başı çekmiştir.[276] $81.119.000 ile Samsun'un ihracat şampiyonu Sampa Otomotiv kendi sektöründe 41. Türkiye'de ise 180. sırada yer almaktadır.[312] 2011 yılından bu yana Avrupa Birliği ile ortak proje kapsamında sağlık ekipmanları, mobilya ve işlenmiş gıda alanlarında kümelenme çalışmalarının yürütüldüğü Samsun, Tuttlingen ve Sialkot birlikte cerrahi el aletleri üretiminde dünyanın önemli kümelenme merkezlerinden biri olarak gösterilmektedir.[276] Hâlihazırda Türkiye'de faaliyet gösteren 183 cerrahi el aleti üreticisi firmanın 37'si Samsun'da bulunmakta olup 1956 yılında Anadolu'daki ilk ilaç fabrikası olarak kurulan Samsun merkezli Adeka da hâlen faaliyettedir.[313][276]

Karadeniz devletleri arasında iş hacmi açısında ilk on arasında yer alan ve Karadeniz Bölgesi'nin en büyük limanı olan Samsun Limanı aynı zamanda bölgenin demiryolu bağlantısı olan tek limanıdır.[305] Geniş hinterlandıyla Anadolu'dan gelen ve Anadolu'ya gidecek yüklerin uğrak noktası olan Samsun karayolu bağlantısı ile de öne çıkmaktaysa da ildeki lojistik stratejisi ve rekabet yapısı zayıf olarak sınıflanmaktadır.[305] 2013 yılında liman ve demiryolu bağlantısı avantajı nedeniyle Viking Treni güzergâhına dâhil edilmesi düşünülen[314] Samsun, tren hattının bakım nedeniyle kapalı olması ve başka etmenler nedeniyle proje dışında kalmıştır.[315] Hâlen yapımı sürmekte olan Samsun Lojistik Merkezi projesinin faaliyete geçmesi ile birlikte şehrin lojistik kapasitesini arttırarak sektörel üs hâline geleceği öngörülmektedir.[316]

Tarım[değiştir | kaynağı değiştir]

Tanzimat ile birlikte Osmanlı İmparatorluğu tarımın gelişmesi için çalışmalar içerisine girmiş, bunun neticesi olarak bir ziraat örgütü kurulmuş ve Samsun'a bir ziraat müdürü tayin edilmiştir. 19. yüzyılda bağcılığın yaygın olduğu Samsun'da, günümüzde Samsun Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Hastanesinin bulunduğu yer bağ bahçeleri ile kaplı bulunduğundan buna bağlı olarak özellikle Rumlar ve Ermeniler arasında şarapçılık yaygın bir tarım sanayi kolu olarak gelişmiştir.[317] 19. yüzyılın ikinci yarısında yıllık üzüm rekoltesi 26.000 kilogramı geçmekte olup siyah ve kokulu bir tür üzümden sirke de üretilmekteydi.[318][319] Mert Irmağı ve Kürtün Irmağı arasında da bağcılık yapılmakta, dutluklar bulunmaktaydı fakat 1908 yılında Dimetoka ve Edirne gibi şehirlerde görülen bağ ve dut hastalığı şehirlilerin gözünü korkutmuş, bağlar bozulmuştur.[320] O dönemden sonra bağcılık Samsun'da önemli bir üretim kolu olarak yer almamıştır. Helmuth von Moltke'nin Türkiye Mektupları adlı eserinden 19. yüzyılda Samsun'da zeytin üreticiliği de yapılmakta olduğu öğrenilmektedir.[321] Kitapta "çevresi zeytin ormanı ile kaplı" şeklinde tanıtılan Samsun'da zeytin üretimi yıllık 13.000 kilograma kadar ulaşmaktaydı.[322]

1870'li yıllarda zeytincilik ve bağcılığın yerine tütüncülük ön plana geçmiştir. Bununla birlikte zeytin ağaçları sökülmeye başlanmış ve boşalan alanlar tütün tarlası hâline getirilmiştir.[323] Özellikle 19. yüzyılda yaygınlaşan tütün ekimi halkın en önemli gelir kaynağı hâline gelmiştir. Kayıtlara göre 1873 yılında ülke dışına 1.815.450 kg, ülke içine 358.223 kg; 1890 yılında ise ülke dışına 3.171.200 kg, ülke içine 1.931.000 kg tütün sevk edilmiştir.[323] 1893 yılında Samsun'da tütün fabrikasının açılmasıyla birlikte üretilen tütünlerin bir bölümü bu fabrikada işlenmeye başlamıştır.[324] Tütüncülüğün yanı sıra tahıl üretimi de Samsun'da önemli bir yer tutmaktaydı. Buğday, arpa ve mısır üretimin önemli bir miktarını oluşturmakta; pirinç, çavdar ve yulaf da seyrek olarak üretilmekteydi. Resmî kayıtlara göre 1879 yılında 320.850 okka pirinç, 873.988 kile mısır yetiştirilmiştir.[325] Ayrıca aynı kayda göre şehirde 2.178 adet sergen bulunmakta[325] olup 1887 yılı kayıtlarında yıllık pamuk üretiminin 5 milyon kilogramdan fazla olduğu bilgisi yer almaktadır.[326] 1899 ürün cetvelinde ise 1.183.500 okka keten yetiştiği ve bir de kendir mahzeni bulunduğu bilgisi yer almaktadır.[327] Kadıköy'de bulunan asma kütükleri ile Kılıçdede'de bulunan sık limon ağaçları bu ürünlerin de bir dönem yörede yetiştirildiğini kanıtlamaktadır.[319]

Genellikle nadas usulü ile kullanılan topraklara bakan köylülerin büyük çoğunluğu kara sapan ile iş görmekteydiler. Küçük toprak sahipleri kendi topraklarını kendileri ekip biçmekte, büyük toprak sahipleri ise ameleler ile ya da yarıcılık ile topraklarını değerlendirmekteydiler. 1912 yılı kayıtlarında bazı Samsunluların Rusya'ya gidip orada yarıcılık yaparak tütün ziraatıyla uğraştıkları bilgisi yer almaktadır.[328]

Sebzecilik ve meyvecilik de 19. yüzyıl Samsununda yaygın olarak görülen tarım kollarından biri olup fasulye, patates, soğan başta olmak üzere hıyar, kabak, lahana, pırasa gibi çeşitli sebzeler yetiştirilmekte idi.[323] 1870 raporlarında Samsun'da 195, Bafra'da ise 300 bahçe olduğu yazmaktadır.[323] Meyve ağaçları ise daha ziyade evlerin bahçelerinde yetiştirilmekteydi. 1900'lü yılların başında Madozyan isimli bir Ermeninin meyve çiftliği bulunmakta[329] ve 1940'lı yıllarda il özel idaresi tarafından Madozyan Çiftliği adı altında işletilmekte idi.[323] Buna ek olarak Lütfü Deveci Çiftliği de bir diğer meyve çiftliği idi.[323] Çiftliklerle birlikte Çarşamba'da şeftali, elma, armut, kayısı, erik, kiraz, vişne, ahlat ve ceviz yetiştirilmekteydi.[330] Ayrıca Dereköy karpuzu da Samsun'da yetiştirilmekte ve yörede ünlüydü.[323]

Karasaban, pulluk, tırpan, kağnı, orak gibi aletler ile kas gücüne dayanarak yapılan tarım 1940'lı yıllarda yerini makine gücüne bırakmıştır. Samsun'da 1940 yılında 32 traktör, 405 tek tekerli, 1050 çift tekerli pulluk, 15 pancar mibzeri bulunmaktaydı. 1943 yılında şehirde modern tarımın desteklenmesi amacıyla 20 bin dekar alan üzerine Gelemen Devlet Üretim Çiftliği kurulmuştur.[331] Ayrıca Çarşamba'da Ziraat Bankasının 100 bin dönümlük iki çiftliği bulunmaktaydı. 1949 yılında da meyveciliğin gelişmesi için Vilayet Çiftliği adında bir çiftlik kurulmuş ve halka fidan dağıtılmaya başlanmıştır.[323] Kızılırmak ve ve Yeşilırmak deltalarındaki bataklıkların kurutulması ve verimli tarım alanlarının açılması nedeniyle 1950'li yıllarda traktör sayısı hızla artmış, bunlara bağlı olarak geleneksel tarım yöntemleri hızla terk edilmiştir.[332]

Günümüzde 3.759,208 dekar ile yüzölçümünün %47'si tarım alanlarından oluşan[333] Samsun'da başlıca olarak tahıllar, baklagiller, endüstriyel bitkiler, yağlı tohumlar ve yumru bitkiler yetiştirilmektedir.[334] Son dönemlerde artan yatırımlarla birlikte organik tarımın da yapılmaya başlandığı bir şehir hâline gelen Samsun'da organik karpuz ve ekolojik yumurta gibi ürünler yurtiçi ve yurtdışına dağıtılmaktadır.[335] Narenciye domates, üzüm gibi eskiden bu yana üretilen meyveler günümüzde de önemli ihracat ürünlerindendir.[336]

2013 yılı verilerine göre ilde toplam 23.810.672 hektar işlenmiş tarım alanı ve uzun ömürlü bitki ekim alanı bulunmakta olup bunların 16.094.014 hektarı hasat edilmiştir.[334] Aynı yıl elde edilen verilere göre %61 ile tahıllar en fazla üretilen tarım ürünü olurken saman ve ot %23,6'lık pay ile ile ikinci konumda bulunmaktadır.[337] Toplam 28.448.218 sebze üretim miktarına sahip olan Samsun'un Türkiye sebze üretimindeki payı %4,8'dir.[338] Toplam 19.419.256 meyve üretimi ileyse Türkiye genelinde %0,7'lik paya sahip olmuştur.[339] Tüm bitkisel üretim değerlerine bakıldığındaysa Türkiye'nin %2,4'lük kısmına tekabül eden Samsun'un tarımsal üretim değeri 2012'ye göre yarım milyon liralık düşüş göstererek 3,5 milyar olmuştur.[340]

Folklor[değiştir | kaynağı değiştir]

Ağız yapısı[değiştir | kaynağı değiştir]

Samsun'un yerli halkı eskiden Orta Anadolu ağızlarında görülen şive yapısına yakın bir şekilde konuşmaktaydı. Kelime başındaki /k/, /p/, /t/ gibi harfler çoğunlukla "gız", "duz", "bişkin" örneklerinde olduğu gibi yumuşak harflere yerini bırakırdı.[173] Zaman zaman ise "gice", "virmek" örneklerinde olduğu gibi kelimenin ilk geniş ünlüsü yerini dar ünlüye bırakmaktaydı.[173] Cumhuriyetin ilk yıllarındaki mübadele sonucu şehrin sakinlerinin değişmesi, 1950'lerde başlayan ve 2000'lerin başına dek hızla devam göçler, eğitimde ve basın-yayın organlarında İstanbul ağzı temelli yazı dilinin kullanılması nedenleriyle şehirde görülen şive yapısı da değişmiştir.[173][341]

Mehmet Dursun Erdem'in öncülüğünü yaptığı bir ekip tarafından beş yılda dar saha çalışması metoduyla elde edilen verilere göre ilde iki ana yerli ağız yapısı vardır.[341] Buna göre Samsun ilinin ağzı Canik Dağlarının güneyi ve Canik Dağlarının kuzeyi olarak ayrılmaktadır.[341] Kıpçak ağzı merkezî yerlerde ağırlıklı olarak görülmekte, dağlık ve merkezî noktalara uzak yerleşimlerdeyse yerini Oğuz ağızlarına bırakmaktadır.[341] Canik Dağlarının güney yerleşimlerindeki ağızların yapısını daha iyi koruduğu gözlenmiş olup Atakum, Bafra, Canik, Çarşamba, İlkadım ve Tekkeköy'deki ağız yapıları karmaşık bir yapı hâlindedir.[341]

Leylâ Karahan'ın Anadolu Ağızlarının Sınıflandırılması adlı çalışmasında ise Samsun halkının konuşma dili Batı Anadolu ağızlarının 5. grup ağızları içerisinde sınıflandırılmaktadır.[342]

Halk oyunları[değiştir | kaynağı değiştir]

Göç alan bir il olan Samsun'da bu nedenle üç farklı halk oyunu karakteri görülmekte ve bu yönüyle bir geçiş bölgesi sayılmaktadır.[343][344] Oyunlar yerleşik köyler ve göçmen yerleşimleri arasında farklılık göstermektedir.[344] Yerli köylerde üçayak, demirağa, yanlama, sarıkız, sarhoş barı, metelik, alafranga, kabaceviz, sağırperde, kasap havası, geriş, esengül ve oy kargalar oyunlarına rastlanmaktadır.[345] Göçmen köylerinde ise Hasanağa, zigoş, telgrafın telleri, kasap havasına rastlanmakla birlikte[345] mübadiller arasında hora oynanmakta, Doğu Karadeniz Bölümünden gelen göçmenler arasında horon yaygın olarak görülmekte, Alevilerin ibadetlerinin bir parçası olan semaha da Ladik'te rastlanılmaktadır.[346][347]

Genellikle belli bir alan içerisinde dolaşılarak icra edilen Samsun yöresine ait halk oyunlarının bazıları ise alafranga oyununda olduğu gibi sıra hâlinde dizilip oynanmaktadır.[343] Eller tutularak, eller tutulup dirsekler birleştirilerek, eller omuza atılarak ya da eller tutuşmadan karşılıklı oynanan oyunlar mevcut olup çökme, el vurma, çapraz yürüme, topuk vurma, ayak ucu vurma yahut dönme figürü sıkça görülen hareketler olup omuz sallama figürü karşılıklı oynanan oyunlarda özellikle görülmektedir.[343]

Kadınların geleneksel halk oyunu giysileri çarık, çorap, paçalı don, üç etek, önlük, başlık, iç yelek, cepken; erkeklerin kıyafeti ise çarık, çorap, şalvar, aba, gömlek ve bel kuşağından oluşmaktadır.[343]

Anadolu Folklor Vakfı Samsun Halk Dansları Topluluğu, Samsun Büyükşehir Belediyesi Konservatuvarı Halk Oyunları Topluluğu gibi toplulukların bulunduğu ilde 1981 yılında ilk kez düzenlenen ve gelenekselleşen Samsun Uluslararası Halk Dansları Festivali organize edilse de 2011 yılından bu yana çeşitli nedenlerle düzenlenmemektedir.[348][349]

Mutfak[değiştir | kaynağı değiştir]

Samsun Kent Müzesi'nde yer alan Samsunlu pide ustası balmumu heykeli.

Samsun mutfağı Karadeniz, Anadolu, Balkan ve Kafkas izleri taşımakta olup balık, hamur işi ve sebze ağırlıklıdır.[350] Yörenin özellikle kıyı kesimlerinde karalahana, pancar, kırçan, kaldırık, madımak, hünük gibi özgü bitkiler çorba ve kavurma olarak tüketilmekte; kinzi ise çeşni olarak kullanılmaktadır.[351] İç kısımlara geçildikçe ise hamur işleri ve et yemekleri öne çıkmaya başlamaktadır.[351] Unundan kuymak, yarmasından ise çorba yapılan buğday ve mısır bu yörelerde en çok tüketilen tahıllar olup tirit, keşkek ve lepsi de etli yiyecekler arasında öne çıkmaktadır.[352] Yakakent'in öne çıktığı deniz balıkçılığında kalkan, mezgit, barbunya, istavrit, palamut, lüfer ve sargan dönemsel olarak tüketilmekle birlikte sazan, yayın, levrek, alabalık ve turna gibi her dönem bulunabilen tatlı su ürünlerinde ise Ayvacık ve Bafra başı çekmektedir.[351] Samsun'da en çok tüketilen deniz ürünü ise tavası, buğulaması yapılan; ekmek veya pilavla birlikte tüketilebilen, ayrıca tuzlanarak da saklanabilen hamsidir.[353]

Bafra ve Termeli girişimcilerin İstanbul başta olmak üzere büyük kentlerde açtığı fırınlarla birlikte Türkiye çapında popülarite kazanan Samsun pidesi şehrin en bilinen yiyeceğidir.[354][355][356] İki farklı usulü olan pide Bafra'da kapalı, Terme'de ise açık olarak mahalle fırınlarında kıyma, peynir, pastırma, kuşbaşı et gibi çeşitli iç malzemeler ile yaptırılmakta olup özellikle pazar sabahları tüketilmesi gelenekselleşmiştir.[350]

Düğün ile şenliklerde kazanda pişirilerek yapılan ve UNESCO tarafından somut olmayan kültürel miras olarak değerlendirilen keşkek Samsun mutfağında önemli yer edinmekle birlikte diğer yörelerden farklı olarak kırmızı et ile değil tavuk eti ile hazırlanmaktadır.[350][357] Samsun-Çorum karayolu üzerindeki Çakallı mevkiinde bulunan lokantalarda hazırlanan ve Çakallı ekmeği ile servis edilen Çakallı menemeni de Samsun'un özgün lezzetlerinden biridir.[358] Alaçam'da altı kasap üstü ise lokanta şeklinde hizmet veren kasapüstü olarak anılan işletmelerde ise kilo işi satılan et ve köfteler mangalda pişirilerek servis edilmektedir.[359]

Kızılırmak Deltası'nda serbest olarak yaşamlarını süren manda sütünden imal edilen Bafra lokumu, Samsun mutfağına özgü bir tatlı olup besleyici, yumuşak ve hafif olmasıyla öne çıkmakta olup katkı maddesi kullanılmadan yapıldığından dolayı raf ömrü kısadır.[360] Şerbetsiz baklava olarak nitelenen Bafra nokulu da Samsun yöresi tatlılarından olup hamurunda kabartma tozu ile yumurta kullanılmamasıyla benzerlerinden ayrılmakta, katılan sirke ile gevrek bir doku yakalanıp ceviz, kuru sarı üzüm ve şeker gibi iç malzemerle imâl edilmektedir.[361] Türkiye'nin farklı yörelerinde farklı isimlerle üretilen ancak Samsun'a has bir diğer tatlı olan atom ise özellikle Ramazan aylarında olukça yoğun tüketilmektedir.[362] Samsun'a özgü hamur işlerinden olan Çarşamba kıvratması ise 1930'lu yıllardan beri özgünlüğünü korumaktadır.[363] Ayrıca kaz, hindi, ördek ya da tavuk etiyle yapılıp yağlanmış yufka ve pilav ile yenen tirit, mayası olabildiğince az olup fermantasyonu kısa tutularak kendine özgü kıvam ve lezzete kavuşturulan Samsun simidi de ilin mutfağında önemli yer tutan ögelerdir.[364][365][366][367]

Turizm[değiştir | kaynağı değiştir]

Turizmin yalnızca "sahil ve güneş" anlayışından ibaret olması iki ay yaz mevsimi geçiren Samsun'da turizmin yeterli seviyede gelişememesine neden olmuştur.[368] 1990'lı yıllarda değişen turizm anlayışıyla birlikte turizm ekonomik bir kaynak olarak görülmeye başlanmış ve turizm ürünleri çeşitlilik göstermeye başlamıştır.[368] 1992 yılında Samsun adına Erkan Uçkun tarafından hazırlanan ve Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından onaylanan Samsun İli Turizm Envanteri ve Turizmi Geliştirme Planı'nın, Samsun turizminin bu yönde gelişmesine öncü olması beklenirken kurum ve kuruluşların ilgisizliği nedeniyle çok kısıtlı bir etki göstermiştir.[368] 2000'li yıllarla birlikte ajanslar ve Samsun Büyükşehir Belediyesi tarafından desteklenen projelerle Samsun turizm konusunda bir ivme yakalamıştır.[369][370][371] 2011 yılında hazırlanan turizm stratejisi master planındaki 7 tematik turizm gelişim koridoru arasında yer alan Samsun'da önümüzdeki yıllarda yayla ve doğa turizminin gelişimine öncelik verilmesi amaçlanmaktadır.[372]

Günümüzde Samsun için turizm ile ilişkili birçok plan yapılmış olmasına rağmen yapılan çalışmaların yetersiz kalması ve yerel turizm aktörlerinin ilgisizliği nedeniyle turizmin Samsun'da başlıca bir ekonomi kolu olamayacağı[373] ancak doğru adımların atılması halinde bu algının değişeceği ve turizmin Samsun'da önde gelen ekonomik planlar arasında yer alabileceği öngörülmektedir.[372] Günümüzde 43 turizm tesisinin bulunduğu[374] Samsun'da son yıllarda yurt dışından gelen turistlerin artırılmasına yönelik adımlar atılmakta olup özellikle Rus turistlerin çekilmesine yönelik kampanyalar ağırlık kazanmıştır.[375][376]

Doğa turizmi[değiştir | kaynağı değiştir]

Samsun, Karadeniz Bölgesi'nin en uzun kıyı şeritlerinden birine sahiptir ve bu şerit Canik'ten 19 Mayıs'a kadar uzanmaktadır.[377] 35 kilometre uzunluğundaki bu kıyı şeridinin %90'lık kısmı ince kumlu ve denize girmeye uygun plajlardan oluşmakta olup yüzme dışında sörf, jet ski, yelken gibi alternatif sporlar da yapılabilmektedir.[377] Samsun'da toplam 39 plaj bulunmakta, en fazla plaj 19 adet ile Atakum'da bulunmaktadır.[378] Atakum'un ardından üçer plaj ile Alaçam ve Çarşamba gelmektedir. Bafra, İlkadım ve 19 Mayıs ikişer plaja sahip olmakla birlikte Canik'te de bir adet plaj bulunmaktadır.[378] Asarcık, Ayvacık, Havza, Kavak ve Ladik'te ise hiç plaj bulunmamaktadır. Çevre Sağlığı Daire Başkanlığı tarafından ölçümleri yapılan plajların Haziran 2018 itibarıyla tamamı çok temiz olarak sınıflandırılmakta[378] olup Fener Plajı, Güzelyalı Plajı, İncesu Plajı, İnci Plajı, Miliç Çevre Eğitim Plajı, Omtel Plajı, Körfez Plajı, Sheraton Grand Samsun Hotel Plajı ve Terme Karavan Kampı Plajı Mavi Bayrak ödüllüdür.[379]

Plaj turizminin yanı sıra kış turizmine yönelik faaliyetlerin de yapılabildiği Samsun'da özellikle Ladik'teki Akdağ Kış Sporları ve Kayak Merkezi 1675 metrelik kayak pisti ve 1300 metrelik telesiyeji ile bu alandaki en önemli yatırım görünümünde olup çevre illerden turist çekmektedir.[380][381] Akdağ aynı zamanda Kocadağ ile birlikte yamaç paraşütü, dağcılık ve yayla turizmi merkezi olarak da öne çıkmakta; Nebiyan Dağı dağcıların, Kunduz Dağları ise yaylacıların ziyaret alanlarından olmaktadır.[382][383][384] Ayrıca Asarağaç Tepesi, Gölalan Şelaleleri ve Kabaceviz Şelalesi gibi doğal alanların yanı sıra Çamgölü, Sarıgazel, Vezirköprü tabiat parkları ve Çakırlar ile Hasköymesire alanları da son yıllarda turizme kazandırılmış olup[385][386][387][388][389] 2016'da Dünya Mirası geçici listesine giren Kızılırmak Deltası başta olmak üzere Yeşilırmak Deltası ve Galeriç Longozu kuş gözlemcilerinin sıklıkla ziyaret ettiği noktalardır.[390][391]

Bakanlar Kurulu kararı ile turizm merkezi ilân edilen Havza'daki 25 Mayıs Termal Turizm Merkezi Samsun'daki en önemli sağlık turizmi noktası olup yine Havza'daki Hamamayağı ve Ladik'teki kaplıcalar da kentin turizm merkezlerindendir.[223] Yılda 200 bin kişi tarafından ziyaret edilen kaplıcalardan çıkan sular iki bin yıldır romatizmal hastalıklar başta olmak üzere, kadın hastalıkları, sinirsel hastalıklar, eklem hastalıkları ve kireçlenme gibi hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır.[392][393]

Kültür turizmi[değiştir | kaynağı değiştir]

Arkeolojik alanlar[değiştir | kaynağı değiştir]

Samsun'da tahribata uğramış 16 arkeolojik alan bulunmaktadır.[394] Bunların arasında Bakır Çağına tarihlenen ve İlkadım ilçesinde yer alan Dündartepe en eski kalıntılara rastlanan höyük yapısında bir yerleşmedir.[395] Dündartepe'nin haricindeki diğer tahribata uğrayan yerleşmelerin tamamı İlk Tunç Çağına tarihlenmektedir.[394] Bunlara ek olarak Hacı Osman sit alanı, Hızır İlyas Höyüğü, Toptepe Tümülüsleri, Atakent Tümülüsleri, Çarşamba Bedesteni, Göğceli Camii, Şeyh Habil Mezarlığı, Hazinedarzâde Süleyman Paşa Medresesi, Mater Dolorosa Katolik Kilisesi, Karakol Camii, Pazar Camii, Çinili Hamam, Samsun Bedesteni, eski Osmanlı Bankası binası, eski Sümerbank binası, Merkez Bankası binası ile Çarşamba'daki üç çınar ve bir meşe ağacı gibi kentin tarihine ilişkin 341 farklı eser kültür varlıkğı olarak Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından onaylanmış durumdadır.[396]

Kültür varlıkları arasında yer alan arkeolojik sitlerden yalnızca 28 Kasım 1995 tarihinde keşfedilen Toptepe Tümülüslerinde detaylı kazı çalışmaları yapılmıştır. 2004-2005 yıllarında yapılan kazılarda yerleşimin Helenistik döneme ait olduğu saptanmış ve Pontus Krallığının üst düzey yönetici ailelerinden birine ait olduğu düşünülen bir mezar yapısı olduğu tespit edilmiştir.[397] Ayrıca mezar odalarında bulunan Amisos Hazinesi de Samsun Arkeoloji ve Etnografya Müzesinde sergilenmektedir.[398][399] 2008 yılında tamamlanan çalışmalar sonrasında tümülüslere Amisos Tepesi adı verilmiştir.[397] Günümüzde Amisos Tepesi turizme hizmet edecek şekilde yeniden düzenlenmiş ve mezar odaları ziyaretçilere açılmıştır.[400]

Amisos Tepesi'nin yamacında oluşturulan Amazon Adası'nda Amazon Heykeli, Amazon kanalı, suni kayak pisti, balık restaurantları ve piknik sahaları yer almaktadır.[401] Ayrıca Amazon Adası'nda Amazon Köyü adıyla bir köy oluşturulmuş ve temsili Amazon balmumu heykelleri, kabartmaları, günlük eşyaları yerleştirilmiştir.[402] Yine Amazon Adası'nda yer alan Amazon Heykeli'nin sağ ve sol taraflarına Anadolu Aslanları adı verilen iki heykel yerleştirilmiştir. Heykellerin içerisinde asansör olup aslanların ağız kısmına çıkılabilmekte ve Amazon Adası yüksekten izlenebilmektedir.[403]

1941'de ilk kez kazılmaya başlanan ve 1977 yılında sit alanı ilân edilen Tekkeköy Mağaralarında da son yıllarda turizm ekonomisine kazandırılması amacıyla çalışmalar yapılmış[404] ve 2013 yaz sezonunda Tekkeköy Mağaraları Arkeoloji Vadisi şeklinde adlandırılarak ziyaretçilere açılmıştır.[405] Turizme açıldıktan sonra Fransız arkeologların da dikkatini çeken[406] mağaralardaki yerleşim geçmişi MÖ 60000'e dek uzanmakta ve Eski Taş Çağı ile Bakır Çağı yerleşimlerine rastlanmaktadır.[10] 360.000m²'lik alana bir yayılan mağaraların yalnızca 96.000m²'lik bir kısmı ziyaretçilere açılmış olsa da gelecek dönemde tüm alanların düzenlemesinin yapılması planlanmaktadır.[10] Ayrıca mağaraların çevresinde Hitit Yolu, Frig Kalesi ve eski Rum evleri de bulunmaktadır.[406] Hitit Yolu ve Frig Kalesi için bir çalışma yapılmamakla beraber eski Rum evleri restore edilerek ziyaretçilere açılmıştır.[407] Mağaralardaki kazılarda ele geçirilen çanak çömlek parçaları ile diğer eşyalar da restore edilen bu evlerde sergilenmektedir.[408]

Müzeler[değiştir | kaynağı değiştir]

Samsun'un ilk müzesi Samsun Müzesinin halefi olan Samsun Arkeoloji ve Etnografya Müzesinin günümüzde ziyarete kapalı olan ikinci binası.
Gazi Müzesinin cepheden görünümü.

Kültür turizminin en önemli yapı taşlarından olan müzelerin Samsun'daki ilk örneği 1930'lu yıllarda açılan Samsun Müzesi'dir. Arkeolojik eserlerin sergilendiği bu müze daha sonraları Samsun Arkeoloji ve Etnografya Müzesine yerini bırakmıştır.[409] Günümüzde 23 Nisan Ortaokulunun bulunduğu alanda yer alan müze binası terk edilerek 1976 yılında mevcûden bulunduğu Samsun Valiliği yanındaki yeni binasının inşasına başlanmış ve 1981 yılında burada faaliyete geçmiştir.[409] Bakır Çağı, İlk Tunç Çağı, Hitit, Helenistik ve Roma dönemlerine ait eserler sergilendiği müzenin en değerli değerli koleksiyonu Karun Hazinesi'nden sonra Türkiye'deki en değerli koleksiyon olan Amisos Hazinesi'dir.[410][411] Zamanla ihtiyaçlara cevap verememeye başlayan müze envanterindeki eserlerin sergilenemeden depoda bekletilmeleri nedeniyle bu müze binası da 2016 yılında ziyaretçilere kapatılarak yeni bina inşa edilmeye başlanmıştır.[412][413] Müzenin kuruluşundan itibaren üçüncü binası olacak yeni sergi alanı 18 bin eseri aynı anda teşhir edilebilecek büyüklükte ve Türkiye'nin en modern müzelerinden biri tasarlanmış olup XVI. Ulusal Mimarlık Ödüllerinde proje dalında ödüle layık bulunmuştur.[414] Hâlen inşa aşamasında olan yeni müzenin Şubat 2019'da tamamlanması hedeflenmektedir.[415]

Samsun'da açılan ikinci müze olan 19 Mayıs Müzesi, Mustafa Kemal'in 19-25 Mayıs 1919 tarihleri arasında Samsun'da kaldığı ve daha sonraki üç ziyaretinde de kullandığı binanın ikinci katının düzenlenerek 5 Ekim 1940'ta ziyarete açılmasıyla hizmet vermeye başlamıştır.[416] Odanın özgün şekliyle teşhir edildiği müze 1968'de ziyarete açılan ve Mustafa Kemal'e ait 114 eşyanın sergilendiği Atatürk Müzesi ile birleştirilerek Gazi Müzesi adını almış olup 1998 yılından bu yana bu şekliyle hizmet vermektedir.[417] Havza Atatürk Evi de yine Mustafa Kemal'in Samsun'u ilk ziyaretinden sonra geçtiği Havza'da kaldığı otelin 1994 yılında müze olarak açılması ile oluşmuştur.[418] Bina müze olarak açılmadan önce ise Mustafa Kemal'in çalışma odası olarak kullandığı oda 1920'li yıllarda binayı satın alan Havza Kaymakamlığı tarafından Gazi Odası adıyla düzenlenerek ziyarete açık tutulmuştur.[418] 26 Haziran 2006 tarihinde ziyaretçilere açılan ve Tekkeköy'ün ilk müzesi olan Tekkeköy Atatürk Evi de ildeki bir diğer Atatürk müzesi olup Atatürk'ün Selanik'te doğduğu evin birebir kopyası olarak inşa edilmiş, dekorasyonu da bu doğrultuda yapılmıştır.[419][420]

Millî Mücadele'nin başlangıç noktası olan Samsun'da 1999 yılında projesine başlanılan Bandırma Vapuru Müzesi orijinal vapurun boyutlarına sadık kalınarak tekrar inşa edilmesiyle oluşmuş ve 2003 yılında ziyarete açılmıştır.[421] 2005-2008 yıllarında ise müzede ve çevresinde yenileme çalışmaları yapılarak açık hava müzesi olarak yeniden düzenlenmiş ve Bandırma Vapuru ve Millî Mücadele Parkı Açık Hava Müzesi adını almıştır.[422][423] Müzede Mustafa Kemal ile onunla Samsun'a gelen silah arkadaşları ve mürettebatın balmumu heykellerinin yanı sıra Mustafa Kemal'e ait bazı eşyalar sergilenmektedir.[424] Millî Mücadele Parkı'nda ise ise Millî Kurtuluş Anıtı ile birlikte Millî Mücadele panoraması ve Samsunlu şehitler levhası gibi bilgilendirici yapılar yer almaktadır.[424] İldeki Millî Mücadele odaklı bir diğer müze olan Kuva-i Milliye Müzesi, Samsun'da karargâh olarak kullanılan binanın restore edilmesi ile 2016 yılında ziyarete açılmış olup balmumu heykelleri ile yapılan canlandırmaları içermekte ve sinevizyon gösterileri ile Millî Mücadele'ye dair bilgi verilmektedir.[425] 2018'de tamamlanan Panorama 1919 Müzesiyse bir gösterim merkezi olarak tasarlanmış dijital ve diagromik iki bölümden oluşmaktadır.[426] Türkiye'nin en büyük yağlı boya tablosunu bulunduran müzede gösterimlerin haricinde balmumu heykelleri ile yapılan canlandırmalar yer almaktadır.[426]

Bu müzelere ek olarak Tarihi Kentler Birliği Jüri Özel Ödüllü Samsun Kent Müzesi, Türkiye'nin ilk imitasyon müzesi Tekkeköy Mağaraları Arkeoloji Vadisi Müze Evi, Türkiye'nin ilk tütün müzesi Bafra Tütün Müzesi, dünyanın en büyük üçüncü oyuncak müzesi Canik Oyuncak Müzesi, Alaçam Mübadele Müzesi ve Yaşar Doğu Anı Evi Müzesine ev sahipliği yapan[427][428][429][430][431] ilde Cerrahi El Aletleri Müzesi ve müze gemi inşası ise devam etmektedir.[432][433] Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı 3, Samsun Büyükşehir Belediyesine bağlı 8, diğer kurumlara at 5 müzenin bulunduğu[434][435] Samsun'da bu müzelere ek olarak Çanakkale 1915 Savaş Malzemeleri Müzesi gibi gezici müzeler dönem dönem sergilenmekte[436] olup Müzede Bir Gün gibi özellikle öğrencilere yönelik müze ziyaretlerini teşvik edici etkinlikler düzenlenmektedir.[437]

Kültür ve sanat[değiştir | kaynağı değiştir]

Açık hava kültür alanları[değiştir | kaynağı değiştir]

Kurtuluş Yolu'nun başlangıcı olan Kurtuluş İskelesi'ndeki temsili Bandırma Vapuru ve Mustafa Kemal ile heyetinin "ilk adım"ını tasvir eden balmumu heykeller.

2006 yılında 22 dönüm alan üzerine kurulan ve Karadeniz Bölgesi'nin en büyük hayvanat bahçesi olan Samsun Hayvanat Bahçesinde aslan, kaplan, ayı, deve, tilki gibi hayvanlar ile çeşitli kuş ve tavuk türleri yer almakta olup 2,5 milyondan fazla ziyaretçi ağırlamıştır.[438][439][440]

2009 yılında Mustafa Kemal'in 19 Mayıs 1919 tarihinde Samsun'a ayak bastığı nokta olan Tütün İskelesi'nden altı gün konakladığı yer olan Gazi Müzesi'ne dek bir yol oluşturulmuş[441] ve Kurtuluş Yolu adı verilmiştir.[442] 45 metre genişliğinde 400 metre uzunluğunda olan yolun başlangıç noktasında temsili Bandırma Vapuru ve Mustafa Kemal balmumu heykeli, yol boyunca ise Samsun Müdâfaa-i Hukuk Cemiyeti üyelerinin temsili balmumu heykelleri yerleştirilmiştir.[443]

2010 yılında Ladik Kaymakamlığının öncülüğünde başlayan çalışmalar neticesinde Osmanlı dönemi ve sonrasında kullanılan ahşap mimarinin ilçedeki örneklerini sergilemek amacıyla Ambarköy Açık Hava Müzesi kurulmuştur. Ahşap mimari kültürünün Samsun'daki odak noktalarından olan Ladik'teki alanda ambar, ev, okul, sergen, saat kulesi, su değirmeni gibi farklı mimari ahşap ögelerin bulunmakta olup eserlerin en eskisi 17. yüzyıla tarihlenmektedir.[444]

Festival ve şenlikler[değiştir | kaynağı değiştir]

Çok sayıda geleneksel şenlik ve festivalin yapıldığı Samsun'da özellikle güreş etkinlikleri sayıca fazla olmasıyla göze çarpmaktadır. Asarcık'ta 1940'lı yllardan beri düzenlenen Geleneksel Karakucak Güreşleri ve Atyarışlarının yanı sıra Ayvacık'ta Mustafa Dağıstanlı Güreş Festivali, Bafra'da Bengü Karakucak Güreşleri, Kavak'ta Yaşar Doğu Şenlikleri, Ladik'te Ladik Yağlı Güreşleri, Terme'de Altın Fındık Yağlı Pehlivan Güreşleri, Vezirköprü'de Kunduz Yağlı Güreşleri bu anlamda öne çıkan etkinliklerdir.[445] Bunların haricinde Alaçam'da Hüseyin Dede Şenlikleri, Bafra'da Karpuz Festivali ile Neyzen Tevfik Kültür Şenliği, Çarşamba'da Yeşilırmak Kültür ve Sanat Şenliği, Terme'de Altın Pirinç Festivali, Vezirköprü'de Köprülü Mehmet Paşa Kültür Sanat ve Spor Festivali ve Yakakent'te Deniz Oyunları Festivali on yıllardır düzenlenmeleri ile ilde kalıcı ve geleneksel hâle gelen şenliklerdir.[445] Bunların arasından özellikle Karadede Panayırı Osmanlı devrine dek giden tarihiyle en eski olan etkinliktir.[446]

Geçmişi 1926 yılından beri kutlanan Gazi Günü'ne dek giden[447] ve 1981 yılından bu yana 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı nedeniyle 16-19 Mayıs günleri arasında yapılan 19 Mayıs Kültür, Sanat ve Gençlik Festivali'nde spor etkinlikleri, paneller, sanatsal etkinlikler ve konserler gibi çeşitli faaliyetler yapılmakta ve Atatürk adına doğum günü pastası kesilmektedir.[448] Festival Bandırma Vapuru Müzesi çevresi ve Karadeniz Sahil Yolu üzerinde yapılmaktadır. 1981 yılında ilki yapılan Uluslararası Halk Dansları Festivali her yıl 17-30 Temmuz günleri arasında yapılmakta, Samsun'un çeşitli yerlerinde gösteriler düzenlenmekte ve birçok ülkeden katılan dans gruplarının gösterileri Kurtuluş Yolu üzerinde ücretsiz bir şekilde halka açık olarak sergilenmektedir.[449][450] 2013 yılında ilki düzenlenen ve açılışını Thomas Hampson'ın yaptığı Uluslararası Samsun Müzik ve Sahne Sanatları Festivali ise 25 Mayıs ve 7 Haziran tarihlerinde yapılmaktadır.[448][451] Oratoryo, bale, dans, klasik müzik gibi çeşitli sanat dallarına dair etkinliklerinin yapıldığı festivalde farklı ülkelerin temsilcileri de performanslarını sergilemektedir.[452]

Bu festivallerin haricinde ilçe belediyeleri ve özel kuruluşlar tarafından düzenlenen Karadeniz Kısa Film Festivali, Uluslararası Samsun Şiir Günleri, Samsun Sinema Festivali, Samsun Caz Festivali ve Karadeniz Zihinsel Engelliler Festivali Samsun'da dönemsel olarak yapılan diğer festivallerdir.[445][453] Çok katılımcılı bir konser turnesi olan Fanta Gençlik Festivali tüm Türkiye ile birlikte Samsun'da da 2003'ten 2015 yılına dek düzenlenmiş[454][455], bu etkinliğin iptal olması ile oluşan boşluğu ise 2017 yılında ilki düzenlenen Samsun Gençlik Festivali doldurmuştur.[456] Karadeniz Bölgesi'nin en büyük festivali olan Samsun Gençlik Festivali'ne 2018 yılında 75 bin kişi katılmıştır.[457][458] Aynı zamanda Türkiye'nin ilk ekstrem sporlar festivali olan Falcon Fest de Samsun'un Vezirköprü ilçesinde düzenlenmektedir.[459]

Müzik[değiştir | kaynağı değiştir]

Samsun'da müzik kültürünün bilinen ilk merkezi Samsun Mevlevîhânesi'dir ve dinî ile klasik Türk müziğinde büyük etkileri bulunmaktadır.[460] Samsunlular Batı müziği ileyse 1890 yılında Paruhinios Kulübüne üye kadınlar tarafından kurulan Mandolinada isimli grup ile tanışmıştır.[460] 1926 yılında Mûsiki Yuvasının kurulması ve 1932'de Samsun Halkevinin açılmasıyla müzik alanında önemli gelişmeler yaşanmış ve Samsun halk türküleri ile oyunları araştırılmaya başlanmıştır.[460] Bir başka önemli müzik topluluğu olan ve 1970 yılında kurulan Samsun Musıki Cemiyeti 1979 yılında Samsun Belediye Konservatuvarı ile birleşmiş, 1983'te ise konservatuvardan ayrılarak tekrar kurulmuştur.[460] Ulusal ve uluslararası alanda birçok konser veren cemiyet günümüzde halen faaldir.[461] Ayrıca şehirde Türkiye genelindeki yedi klasik Türk müziği korosundan biri olan ve 1990'da kurulan Samsun Devlet Klasik Türk Müziği Korosu bulunmakta olup 18 Mart, 19 Mayıs, Ramazan gibi millî ve dinî günlerde tematik konserler vermektedir.[462][463][464][465] Atakum Belediyesi Türk Halk Müziği Korosu, Bafra Musıki Cemiyeti, Samsun İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Türk Halk Müziği Korosu, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Türk Sanat Müziği Topluluğu ve Türkiye genelindeki altı opera ve bale müdürlüğünden biri olan Samsun Devlet Opera ve Balesine de ev sahipliği yapan şehir bu anlamda Karadeniz Bölgesi'nin merkezi niteliğini taşımaktadır.[466]

Sinema[değiştir | kaynağı değiştir]

Samsun'daki ilk sinema salonu olan Boduroğlu Sineması.

Samsun'daki ilk fotoğraf çekimleri Yıldız Albümlerinin hazırlandığı dönemde yapılmış, film gösterimleriyse gezici sinematograflar aracılığıyla 1909 yılında gerçekleşmiştir.[467][468] Şehrin ilk sinema salonu ise 1910 yılında açılan Boduroğlu Sineması'dır.[469] Bu salonu takiben 1912 yılında Venüs, 1913 yılında Pathé, 1915'te Kristal ve Osmanlı sinemaları açılmıştır.[470] I. Dünya Savaşı döneminde film gelmediği için salonlar geçici olarak kapanmış, 1920'li yıllarda ise film gösterimleri tekrar başlamıştır.[468] Bu dönemde şehirde oldukça meşhur olan Varyete Sineması her cumartesi günü kadınlara özel gösterim düzenlemekteydi.[470] Yine Hilâl, Zafer ve Yeni sinemaları da şehirde hizmet veren diğer sinemalardı. Samsun'un bir diğer salonu olan Kâzım Paşa Sineması ise film gösterimlerinin yanı sıra varyete, tiyatro, bale ve operet gösterilerine de ev sahipliği yapmaktaydı.[468] Mustafa Kemal, 1930 yılındaki Samsun ziyareti sırasında bu salonda bir film izlemiştir.[468]

1932 yılında eski adı Boduroğlu Sineması olan Zafer Sinemasında Samsun tarihinin ilk sesli filmi gösterilmiştir.[469] Zamanla sessiz film gösteren sinema salonları müşteri kaybetmiş ve Zafer Sineması şehrin tek salonu haline gelmiştir.[469] 1950'li yıllardan itibaren ise Samsun Halkevi desteğiyle Ferhan, Sümer, Renkli, Kent, Konak ve Selçuk sinemaları açılmıştır.[468] 1957 yılında yazlık sinema olarak açılan 1.600 koltuk kapasiteli Yıldız Sineması zamanla şehrin popüler salonu olmayı başarmış ve 1962 yılında da 1.200 kişilik kapalı sinema salonuyla hizmet vermeye başlamıştır.[468] Aynı dönemde 800 koltuklu Emek Sineması da şehrin bir diğer gözde salonu durumundaydı.[468] 1970'lerde Yeşilçam seks furyasının etkisine, 1980'li yıllarda televizyonun yaygınlaşmasına bağlı olarak sinemalar eski popülerliğini yitirmiş ve salonlar kapanmaya başlamış, 1990'lı yıllarla birlikte ise daha az kapasiteli salonlar açılmaya başlamıştır.[471] Buna bağlı olarak zaman içerisinde il genelindeki 40 kadar yükselen salon sayısı 5'e kadar düşmüştür.[471]

Günümüzde Samsun'da 25 sinema salonu bulunmaktadır. Bu sinemalardaki toplam koltuk kapasitesi 3.300 olup 2017 yılı verilerine göre gösterime giren 582 film için toplam 862.624 bilet satılmıştır.[472]

Tiyatro[değiştir | kaynağı değiştir]

Samsun Devlet Opera ve Balesi ile Samsun Devlet Tiyatrosu sanatçılarının eserlerini sahnelediği Atatürk Kültür Merkezi binası.

Samsun'da tiyatro kültürünün temeli kukla, meddah, Karagöz ve Hacivat, orta oyunu gibi geleneksel seyirlik oyunlara dayanmaktadır.[473] Şehirde modern tiyatroya geçiş İkinci Meşrutiyet ve cumhuriyetin ilk yıllarındaki iki farklı evrede ivme göstermiştir.[473]

Samsun'da açılan ilk tiyatro binası Ermeni Kulübü olup 1883 yılında kurulan Ermeni Tiyatrosu burada gösterilerini sergilemekteydi.[474] Aynı dönemde gezici kumpanyalar ve topluluklar da Samsun'da temsil vermekteydi.[474] Şehrin ikinci tiyatrosu ise 1907'de Nemlizâde Hamdi Bey tarafından yaptırılan ve Ahmet Fehim'in de performans sergilediği bin kişilik Meşrutiyet Tiyatrosu'dur.[473][475] Bunların yanı sıra Aristo Fanis, Piyaloğlu İshak ve Boduroğlu Tiyatrosu da şehirde varlığı bilinen diğer tiyatrolardır.[474] Cumhuriyetin ilk yıllarındaki kültürel değişim ortamında tiyatroya özel önem verilmiş, Dârülbedâyi 1924 yılında Anadolu turne çıkmış ve turnenin ilk durağı Samsun olmuştur.[474] Bu yıllarda İstiklâl Ticaret Mektebinin gösteri salonu da İstiklâl Tiyatrosu adıyla hizmet vermekteydi.[474] Aya Triada Rum Ortodoks Kilisesinden devşirilen Kâzım Paşa Sineması 1930'lu yıllarda tiyatro sahnesi olarak kullanılmış, 19 Şubat 1932'de açılan Samsun Halkevi ile daha sonraları açılan Samsun Oda Tiyatrosu ve Samsun Şehir Tiyatrosu da şehrin tiyatro kültürüne katkı sağlamışlardır.[473]

Günümüzde il genelinde 2009'da açılan Samsun Devlet Tiyatrosunun yanı sıra özel kuruluşlar olan Düşevi Oyuncuları Tiyatrosu, Küçükler Kukla Tiyatrosu, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tiyatro Kulübü, Samsun Tiyatro Temaşa, Samsun Sanat Tiyatrosu, Samsun Seyir Tiyatrosu, Samsun Söz Tiyatrosu, Tiyatro Amisos ve Tiyatro Tiyatro faal olarak gösterilerini sürdürmektedir.[476][477] Bu tiyatrolardaki toplam koltuk kapasitesi 2.119 olup 2017 yılı verilerine göre 167 gösterimde perdelenen 60 yerli 12 yabancı eser için toplam 45.585 bilet satılmıştır.[478]

Spor[değiştir | kaynağı değiştir]

Ana madde: Samsun'da spor

Geçmişte Samsun'da popüler olarak at yarışı, güreş ve futbol ilgi görmekteydi. Şehirdeki spor karşılaşmalarının temeli 1895 yılında inşa edilen Samsun Hipodromu ile atılmıştır.[76] Hipodromda her yıl eylül ayında at yarışları yapılmakta, Anadolu'nun çeşitli yerlerinden de yarışlara ilgi gösterilmekteydi.[479] Yarışlara panayırın da eklenmesiyle Samsun o dönemde özellikle Kuzey Anadolu'da at yarışı merkezi haline gelmiştir.[479] Panayırlar sayesinde Samsun'da köklü bir geçmişi bulunan güreş de geniş kitlelere yayılmıştır. O tarihe kadar köy meydanlarında yapılan güreş şehir merkezindeki meydanlara ve kapalı alanlara taşınmıştır.[479] Kurulan kulüplerin çoğunda güreş şubesi de yer almaya başlamış, sağlanan bu yeni imkanlar ile Yaşar Doğu ve Mustafa Dağıstanlı gibi önemli güreşçilerin yetişeceği bir ortam doğmuştur.[479]

Samsun'da ayrıca yüzme, yelken, atletizm, tenis, jimnastik ve eskrim kulüpleri de bulunmaktaydı. Su sporlarında bölgenin öncüsü olan Samsun'da, Samsun İdman Yurdu kurduğu yüzme takımıyla Karadeniz Bölgesi'nde bir ilke imza atmıştı.[479] Bunu 1930'lu yıllarda Samsun Belediyesinin düzenlediği atletizm ve denizcilik yarışmaları izlemiştir. Yüzme ve sutopu yarışmalarının yapıldığı Samsun'da 1933 yılında Samsun Su Sporu Kulübü, 1961'de ise Samsun Yelken Kulübü kurulmuştur.[479]

ODTÜ ve 1919 Samsun Ragbi takımları arasında 9 Mart 2014 tarihinde gerçekleşen mücadeleden bir enstantane.

Günümüzde çeşitli ulusal ve uluslararası şampiyonalara ev sahipliği yapan[480][481][482][483] Samsun'da şimdiye kadar düzenlenen en geniş ölçekli spor organizasyonu olan 2017 Yaz İşitme Engelliler Olimpiyat Oyunları 97 ülkeden 3.148 sporcunun katılımı ile aynı zamanda Türk spor tarihinin de en büyük organizasyonu olmuştur.[484] Ayrıca Türkiye'nin ilk ekstrem sporlar festivali olan Falcon Fest de Samsun'un Vezirköprü ilçesinde düzenlenmektedir.[459] 2017 itibarıyla 296 spor kulübünün bulunduğu[485] Samsun'da bunların en başarılıları olan Samsun Basketbol Kulübü, Samsun Canik Belediyespor, 1919 Samsun Ragbi ve Samsunspor branşlarının en üst seviye profesyonel liglerinde mücadele etmişlerdir. Bu kulüplerden Samsunspor, Samsun Canik Belediyespor ve Samsun Basketbol Kulübü kendi branşlarında Avrupa kupalarında yer almışlar[486][487][488] ve ulusal liglerde şampiyonluk yaşamışlardır.[489][490][491]

Samsun'da satranç, güreş, golf, taekwondo, binicilik, briç, futbol, okçuluk, kayak, bilardo gibi çeşitli spor branşlarında binlerce lisanslı sporcu bulunmakta[492] ve farklı spor dallarına ait toplam 92 tesis bulunmaktadır.[493]

Siyaset[değiştir | kaynağı değiştir]

Tanzimat'a dek Osmanlı şehirlerinin askerî ve mülki idaresi merkezden atanan mutasarrıf, mültezim gibi idareciler tarafından üstlenilmekte olup günümüzde belediyelerin üstlendiği fiyat denetimi, imar işlerinin düzenlenmesi, sokakların temizliğinin sağlanması gibi sosyal hayata dair işleri de kadılar yürütmekteydi.[494] Tanzimat ile gelişen yeni yerel yönetim anlayışı çerçevesinde belediye örgütleri tesis edilmeye başlanmış, 1869 yılında Samsun Şehremaneti adıyla ilde de belediye örgütü vücut bulmuştur.[495] Samsun'un ilk belediye başkanı olan Emrullah Efendi atama yoluyla makama gelse de özellikle cumhuriyet döneminden itibaren vekâleten atama durumları ve darbe dönemleri hariç olmak üzere belediye başkanları seçim ile göreve gelmektedirler. 1923 yılında halk tarafından seçilerek göreve gelen belediye meclis üyeleri kendi aralarında yaptıkları seçim ile Şefik Avni Bey'i belediye başkanı seçmiştir.[496] 1930'a dek Cumhuriyet Halk Partisi adaylarının seçildiği belediye başkanlığı yarışı 1930 Türkiye yerel seçimlerinde farklı bir sonuç doğurmuş, ilk kez muhalif bir partinin katıldığı seçimde Serbest Cumhuriyet Fırkası ilde açık ara farkla en fazla oyu almış, Boşnakzâde Ahmet Resai Bey de belediye meclisi tarafından başkan seçilmiştir.[497] Serbest Cumhuriyet Fırkasının kendini feshetmesini takiben Ocak 1931'de Samsun'daki seçimler iptal edilmiş, 8 Mart 1931'de de Boşnakzâde Ahmet Resai Bey görevden çekilerek yerine vekâleten Faik Bey atanmıştır.[498] Cumhuriyet Halk Partisi üyesi siyasetçiler 1950 yılına dek Samsun belediye meclisinde çoğunluğu oluşturan taraf olmuşlar, bu yıl yapılan seçimlerdeyse durum değişerek Demokrat Partinin adayları belediye meclisi koltuklarının tamamını kazanmış, başkan olarak ise Nurettin Ceritoğlu seçilmiştir.[499]

Osmanlı İmparatorluğu, 1876 yılında kurulan Meclis-i Mebûsan ile meşrutiyet sistemine geçmiş ve vilayetler bu mecliste temsil edilmeye başlanmıştır.[500] O dönemde Trabzon vilayetine bağlı Canik adında bir sancak olan Samsun'da vilayeti temsilen meclise gönderilecek üç kişi için aday belirlense de vilayet kapsamında yapılan seçimlerde Samsun'u temsilen gönderilen adaylar yeter oy alamadığından mecliste yer alamamışlardır.[501] 1878'de II. Abdülhamid tarafından lağvedilen meclis 1908 yılında İkinci Meşrutiyet'in ilânı sonrası tekrar açılmış, yenilenen seçim kanunuyla yalnızca vilayetlerin değil sancakların da mecliste temsil edilmesinin yolu açılmıştır.[502] İttihat ve Terakkinin sancaktaki en önemli siyasi yapı olarak öne çıktığı ve kendilerine rakip herhangi bir oluşumun bulunmadığı[503] 1908 yılı seçimleri sonucunda Nail Bey, Abdullah Efendi, Mehmet Ali Bey ve Hacı Ahmet Hamdi Efendi seçilerek Canik'i Meclis-i Mebûsan'da temsil eden ilk kişiler olmuşlardır.[504] Nail Bey ve Mehmet Ali Bey İttihat ve Terakki grubuna bağlı olarak mecliste yer almış olup Abdullah Efendi ve Hacı Ahmet Hamdi Efendi bağımsız statüde kalmışlardır.[505] İttihat ve Terakkinin sancaktaki sistemli propaganda ve yerel yöneticileri baskı altında tutarak kurduğu hâkimiyeti 1912 ve 1914 seçimlerinde de sürmüş, dört kişiyle mecliste temsil edilen Canik'in mebusları bu dönemlerde İttihat ve Terakki mensubu kişiler olmuştur.[506] I. Dünya Savaşı sonrasında İttihat ve Terakkinin lağvını takip eden süreçte gerçekleştirilen ve aynı zamanda son seçim olan 1919 seçimlerinde seçilen Cavid Paşa, Emin Bey ve Hacı Ahmet Hamdi Efendi halk tarafından imza toplanarak aday gösterilen isimlerden olup seçilen bir diğer kişi Mehmed Ali Bey ise kendi inisiyatifiyle aday olmuştur.[507] Bir yıl sonra İstanbul'un İşgali ile meclis dağıtılmış, bunun üzerine Anadolu ve Rumeli Müdâfaa-i Hukuk Cemiyetinin çağrısıyla Ankara'da olağanüstü yetkilere sahip yeni bir meclisin toplanması kararlaştırılmıştır.[508] Canik, Millî Mücadele'nin yönetildiği bir kurucu meclis olarak toplanan Büyük Millet Meclisinde beş kişiyle temsil edilmiştir.[508] Yeni Türkiye devletinin kuruluşundan itibaren tek parti döneminde yapılan 1923 ve 1946 yılları arasındaki altı genel seçimde de Cumhuriyet Halk Partisi adaylarını mecliste gönderen Samsun'da Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ve Serbest Cumhuriyet Fırkası şubeleri açılmışsa da genel seçimlere katılamamışlardır. 1946 yılında Demokrat Partinin katılımıyla Türkiye'deki ilk çok partili seçim yapılsa da Samsun'daki milletvekillerinin tamamı rakibine oranla 16 bin oy fazla alan Cumhuriyet Halk Partisi adaylarından seçilmiş, 1950 seçimlerinde ise ildeki 10 milletvekilinin tamamı Cumhuriyet Halk Partisinden 20 bin oy fazla alan Demokrat Partinin adayları olmuştur.[509][510]

Serbest Cumhuriyet Fırkasının ilk şubesinin, Demokrat Partininse ilk taşra şubesinin açıldığı Samsun bu yönleriyle Türk siyasi hayatında önemli yer tutmaktadır.[511] Ayrıca muhalefetin katıldığı ilk yerel seçimlerde Serbest Cumhuriyet Fırkası adayının seçilmesi gibi öncü tercihlerin yapıldığı bir il görünümünde olan Samsun'da çok partili hayat ile birlikte gerek genel gerekse de yerel seçimlerde ekseriyetle sağ görüşlü partiler en fazla oyu alan oluşumlar olmuştur. Bu yönüyle "sağın oy deposu" olarak nitelenen Samsun'da günümüzde sağ partilerin oy oranı %80, siyasi partilere üyelik oranı ise %20 civarındadır.[512][513][268] 1950'den itibaren genel seçimlerin tamamında milletvekillerinin çoğunluğu sağ görüşlü olan Samsun'daki yerel seçimlerde ise yalnızca 1989 ve 1994 yıllarında sol görüşlü bir aday, Muzaffer Önder belediye başkanı seçilmiştir.[513] Günümüzde de Samsun'un 9 milletvekilinden 6'sı sağ görüşlü partilere mensup olup büyükşehir belediye başkanı Zihni Şahin ve ilçe belediye başkanlarının tamamı aynı gelenekten gelen siyasetçilerdir.[514][515]

Medya[değiştir | kaynağı değiştir]

15. yüzyılda Avrupa'da başlayan modern matbaacılık Anadolu'da ancak padişahın izniyle Müslüman halk tarafından benimsenmiş, 1864 vilâyet nizamnâmesinin yürürlüğe girmesi ile Anadolu'daki vilâyet merkezlerinde ilk matbaalar açılmaya başlamıştır.[516] Samsun'daki ilk gazete de 1870-1881 yılları arasında Trabzonlu Rumlar tarafından basılıp Samsun'da da satışı yapılan Euksinos olmuştur.[517] Şehirde 1887 yılında Hüseyin Avni Bey tarafından ilk matbaa kurularak basın-yayın faaliyetleri başlamıştır.[518] Matbaa-i Avnizâde Cemil adını taşıyan ilk işletme daha sonraları burada basılmaya Aks-ı Sâdâ nedeniyle Aks-ı Sâdâ Matbaası adıyla anılmaya başlanmıştır.[519] Ardından Şems, Ahâli, Vilâyet, Halk ve Millet matbaaları açılmışsa da 1940'lı yılların sonuna dek Samsun'da matbaacılığın merkezi Aks-ı Sâdâ Matbaası olmuştur.[520] Bunların hâricinde Ermeni alfabesiyle baskı yapılan Entranik, Göregyani ve Tomarzaliyan ile Yunan alfabesiyle baskı yapılan Garofalidis, Aristutalis, Leikiados, Arakidaktonidis ve Arhidi Kadevinis de Samsun'da faaliyet göstermekteydi.[521]

Samsun'da basılıp yayınlanan ilk gazete Sıtkı Avni Bey'in sahibi olduğu ve 2 Ağustos 1908'de İhtiyaç başlıklı manifestosuyla yayın hayatına başlayan Aks-ı Sâdâ'dır.[517] Cumartesi ve salı günleri çıkan gazete 20 paradan satılıyor olup başyazarlığını İbnü'l Hilmi İsmail yapmaktaydı.[517] İttihat ve Terakkiye yakınlığı ile bilinen gazete 1908, 1912 ve 1914 yıllarındaki Meclis-i Mebûsan seçimlerinde İttihat ve Terakki adaylarına yönelik propagandasıyla öne çıkmıştır.[503][522] Sıtkı Avni Bey'in ölümüyle birlikte 7 Mayıs 1918 tarihindeki 1022. sayısı ile yayın hayatına ara veren gazete kardeşi Şefik Avni Bey'in devralmasıyla 20 Ocak 1920 tarihinde yeniden yayınlanmaya başlamış, Millî Mücadele yanlısı bir tutum izlemiştir.[523] 1949 yılına kadar Şefik Avni Bey'in idaresinde çıkan gazete gayrimenkulleriyle birlikte maddi sorunlar nedeniyle satılmış, yeni sahipleri gazeteyi çıkarmamış ve Aks-ı Sâdâ'nın yayın hayatı 41 yılın sonunda nihayete ermiştir.[524]

1909 yılında Rumca yayın yapan Pontos, Ortodoksia, Eko tu Pontos, Anhor ve Light gazeteleri yayına başlamış; 1910 yılında Aks-ı Sâdâ'nın ardından yayınlanmaya başlayan Nevzâd şehirde basılan ikinci Türk gazetesi olmuş, aynı yıl Aks-ı Sâdâ'ya rakip olarak Doğru Sâdâ gazetesi yayına başlamıştır.[525][526] 1911 yılında Nersesyan Koleji öğrencilerinin çıkardığı şehrin ilk Ermenice gazetesi Tbrots basılmaya başlanmış, şehirdeki Rumca basın da gelişmeye devam etmiş, 1910-1918 yılları arasında 11 yayın daha hayata başlamıştır.[527] Bunların arasından Fos Hürriyet ve İtilaf Fırkası yanlısı, Diogenis ise Millî Mücadele aleyhtarı yayın politikasıyla dikkat çekmektedir.[528][529]

1919 yılında Samsun'un ilk dergisi olan Lâle edebiyat odaklı yayın anlayışıyla Samsun basınında yerini almış, cumhuriyetin ilânıyla birlikte dergi ve gazete çeşitleri artmaya başlamıştır.[530] 1922 yılında şehrin ilk çocuk gazetesi Mektepli basılmaya başlanmış, 1923'te Samsunlu eczacılar Genç Eczacı ve Eczacılar adıyla ilk kez meslek grupların odaklı dergiler yayınlamaya başlamış ancak bu dergiler uzun soluklu olmamıştır.[530] Yine 1923 yılında şehrin ilk mizah gazetesi Nefîr tek yapraklı olarak yayına başlamış, 1925'te onu Biber isimli gazete izlemiştir.[531] 1925'te yayımlanmaya başlayan ve Türkiye'de bir ilk olan Pul ve Kartpostal Mübadele dergisi Türkçe ve Fransızca olarak hazırlanıyor ve üç ayda bir çıkıyordu.[532] 1908 ve 1950 yılları arasında 51 dergi ve gazetenin yayın hayatına başladığı Samsun'da özellikle 1950'lerden itibaren patlama yaşanmış ve sadece bu onyılda 55 dergi ve gazete yayınlanmıştır.[533] Bu yıllarda Demokrat Partinin yayın organı olan Canik ile Cumhuriyet Halk Partisine yakın olan Samsun öne çıkmaktaydı.[534] 1960'larda 27, 1970'lerde 35, 1980'lerde 32, 1990'larda 25 yeni yayının basın hayatına katıldığı Samsun'da mevcûden 19 gazete yayınlanmaktadır.[533]





Samsun'da 1930'lu yıllardan itibaren radyo sosyal hayata girmeye başlamış[535], 1954'te de şehirdeki Amerikan üssünde radyo istasyonu kurulmuştur.[536] 19 Mayıs 1969 tarihinde naklen gerçekleştirilen Mustafa Kemal'in Samsun'a çıkışının 50. yılı özel yayını ile Ankara dışından ilk radyo yayınının yapıldığı ilde.[537]

1974 yılında ise ilk televizyon cihazları şehre gelmiş ve 29 Nisan 1975 tarihinde ilk televizyon vericisi kurulmuştur.[538]


Günümüzde 19 gazete, 5 televizyon kanalı, 12 radyo istasyonu ile birlikte 9 sivil toplum kuruluşunun bulunduğu Samsun'da Anadolu Ajansı, Demirören Haber Ajansı ve İhlas Haber Ajansının yanı sıra Atv, Show TV ve TRT televizyonlarının; Diriliş Postası, Dünya, Milliyet ve Sabah gazetelerinin temsilcilikleri bulunmaktadır.[539] Geleneksel basının yanında internet haberciliği alanında da birçok kuruluşun bulunduğu şehirde ayrıca Samsun İnternet Gazetecileri Cemiyeti de faaliyet göstermektedir.[540][541][542]

Altyapı[değiştir | kaynağı değiştir]

Eğitim[değiştir | kaynağı değiştir]

Ondokuz Mayıs Üniversitesinin Kurupelit yerleşkesinden bir görünüm.

1650'ye kadar Samsun'da yalnızca temel eğitim veren sıbyan mektepleri bulunmaktaydı.[543] Bu tarihte ilk defa şehirde medrese açılarak üst düzey eğitim verilmeye başlanmıştır.[543] Tanzimat ile birlikte de ortaokul ve lise düzeyinde batılı tarzda eğitim veren okullar açılmaya başlanmış, ilk kız okulu da 1898 yılında öğrencilerini almaya başlamıştır.[544][545] Aynı dönem birçok misyoner okulu da faaliyete geçmiş[545], cumhuriyet döneminde Tevhîd-i Tedrîsât Kanunu ile eğitimde birlik ve standart sağlanmasının ardından ülke genelindeki misyoner ve azınlık okullarıyla birlikte Samsun'daki bu kurumlar da kapatılmıştır.[546] Kanunla birlikte karma eğitime geçilerek meslek ve öğretmen okulları açılmış, Samsun'daki tüm okullar bu kanuna uygun olarak yeniden düzenlenmiştir.

2017 yılı itibarıyla 6 üzeri yaş grubunda 1.151.957 kişinin okuryazar olduğu Samsun Türkiye'nin en fazla okuryazar sayısına sahip 11. ilidir. İlköğretimde okullaşma oranı %99,92, ortaöğretimde okullaşma oranı ise %88,11 olup okul öncesi eğitimde okullaşma oranı Türkiye ortalamasının üzerindedir.[547][548] İl genelinde Millî Eğitim Bakanlığına bağlı anaokulu, ilköğretim ve ortaöğretim seviyesinde 927 eğitim kurumu bulunmakta olup[549] bu okullarda toplam 265.378 öğrenci bulunmaktadır.[550] Samsun'daki öğrencilerin Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş Sistemi puan ortalamasının 304, Yükseköğretime Geçiş Sınavı puan ortalaması ise 201'dir.[268]

Yükseköğretim seviyesinde ilde bulunan tek kurum 1975'te kurulan Ondokuz Mayıs Üniversitesi olup 20 fakülte, 2 yüksekokul, 13 meslek yüksekokulu, 5 enstitü, 1 konservatuvar ve 24 uygulama araştırma merkezi ile eğitim vermektedir.[551][552] 104 ülkeden gelen 3.422 yabancı öğrencisi bulunan üniversitedeki toplam öğrenci sayısı ise 50 binin üzerindedir.[552][553] 18 Mayıs 2018 tarihinde Resmî Gazete'de yayınlanan karar ile birlikte kurulan Samsun Üniversitesi ilde faaliyet gösterecek ikinci üniversite olacaktır.[554] 2012'de vakıf üniversitesi olarak eğitime başlayan Canik Başarı Üniversitesi Samsun'un ikinci yükseköğretim kurumu olmuşsa da 23 Temmuz 2016 tarihinde yayınlanan kanun hükmünde kararname sonucu Fetullahçı Terör Örgütü ile ilişkili olduğu gerekçesiyle kapatılarak öğrencileri ve fiziksel yapı kullanım hakları Ondokuz Mayıs Üniversitesine aktarılmıştır.[555] Paralel Devlet Operasyonu kapsamında görülen davada üniversite yönetiminde yer alan çok sayıda kişi hapis cezasına çarptırılmıştır.[556]

Okulların yanı sıra Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı 15 halk kütüphanesinin bulunduğu Samsun'daki bu kütüphanelerde 280.959 kayıtlı kitap bulunmakta olup 2017 yılı itibarıyla bu kaynaklardan yararlanan kişi sayısı 316.651'dir.[557] Gazi İl Halk Kütüphanesi 58.160 kitap ile en fazla kitaba sahip kütüphane olmakla beraber İlkadım Atatürk İlçe Halk Kütüphanesi 96.703 ziyaretçi ile en fazla istifade edilen kütüphane durumundadır.[557] Şehir sakinlerinin devletin sunduğu eğitim hizmetlerinden memnuniyet oranı %80,46 olup yaşam endeksinde aldığı 0,6332 puan ile Samsun'da sunulan eğitim hizmetleri Türkiye genelinde 22. sırada bulunmaktadır.[268][269]

Sağlık[değiştir | kaynağı değiştir]

1902 yılında faaliyete geçen Canik Hamidiye Hastanesinin önünde fotoğraf çekilen personel.

Samsun, 20. yüzyıla dek sağlık konusunda sorunlu bir yer görünümü çizmiş olup özellikle kenti çevreleyen bataklıklar nedeniyle sık sık kolera ve sıtma salgınları yaşanmakta, köylerde yaşayan halk hastalıklarla geleneksel yöntemlerle mücadele etmekteydi.[558] Ayrıca içme suyunun temiz bir su şebekesi yerine Mert Irmağı'ndan sağlanması da hastalıklara yakalanma oranını yükseltmekte, Karantinahâne olarak anılan tesisin haricinde bir sağlık tesisinin bulunmaması şehirde önemli bir sorun teşkil etmekteydi.[559]

Samsun'daki ilk hastane 1880 yılında Doktor Andonyadis Hastanesi adıyla hükûmet binasının karşısında açılmıştır.[559] İlk resmî hastane ise 1886'da Samsun Şehremanetinin Karantinahâne civarındaki dört odalı bir binayı Samsun Şehremaneti Hastanesi olarak kullanıma almasıyla açılmıştır.[558] Yalnızca belediye tabibi Tevfik Efendi'nin görev yaptığı ve çok kısıtlı imkanlara sahip olan bu hastane şehirdeki yoksullara yönelik ücretsiz hizmet vermekteydi.[559] Bu hastane de zamanla işlevsiz hâle gelmiş, 1895'te mutasarrıf olarak bölgeye tayin edilen Hamdi Bey'in girişimleriyle sağlık alanında önemli iyileştirmeler yapılmıştır.[560] Hamdi Bey şehrin ileri gelenlerinin ve üst düzey yöneticilerinin bulunduğu bir kurul toplayarak nitelikli bir hastane yapılmasına öncülük etmiş; inşa masraflarını karşılayabilmek için panayırlar düzenlenmiş, bazı vakıfların gelirleri inşaata aktarılmış, sancağın tütünden kazandığı ticaret gelirinin bir kısmı da yine inşaata harcanmıştır.[560] 1895 yılında yapımına başlanan hastane 1902'de tamamlanmış ve dönemin padişahı II. Abdülhamid'e nispetle Canik Hamidiye Hastanesi adıyla hizmete açılmıştır.[560] 50 yataklı hastane Avrupa standartlarında ekipmanlar ile donatılmış ve yine Avrupa'dan sağlık personelleri getirtilmiştir.[560] I. Dünya Savaşı ve Millî Mücadele sırasında İngilizlerce ve Amerikalılarca da kullanılan hastane son olarak Samsun Ruh Sağlığı Hastalıkları Hastanesi adını almış olup 2007 yılındaki yangında gördüğü zarar üzerine atıl kalmıştır.[560][561]

2016 itibarıyla 18 devlet, 9 özel, 1 üniversite hastanesinin yanı sıra 35 acil yardım istasyonunun yer aldığı Samsun'daki hastanelerin toplam yatak kapasitesi 4.416 olup 10 bin kişiye 34,1 yatak düşmektedir ve yatak dolum oranı %80,1'dir.[562][563] Ayrıca 8 toplum sağlığı merkezi ve 140 aile sağlığı merkezi bulunmaktadır.[564][565] İl genelindeki diş hekimi, asistan hekim, pratisyen hekim ve uzman hekim sayısı toplamda 2.960 olup ayrıca 386 aile hekimi, 3.288 sağlık memuru, 3.168 hemşire, 1.063 ebe ve 480 eczacı bulunmaktadır.[566][567]

İl genelinde en sık görülen hastalıklar solunum yolu hastalıkları, yumuşak doku hastalıkları, göz hastalıkları, kalp hastalıkları ve ruh hastalıkları olmakla birlikte hafif depresif nöbet ilde en sık görülen ruh hastalığı görünümdedir.[548] 2017 yılında 39'u erkek 11'i kadın 50 kişinin intihar ettiği Samsun'daki intihar sayısı 2016'ya göre düşmüşse de önceki altı yılda sürekli bir yükselme göstermiştir.[568][569]

Sağlık personeli, uzman hekim ve hemşire sayısının yanı sıra poliklinik sayısının da yetersiz olduğu Samsun'un ilçeleri arasındaki personel dengesizliği önemli bir sorun olarak öne çıkmaktadır.[548] Ayrıca çevre illerden gelen hastalarla birlikte devlet hastanelerinde yoğunluğa bağlı aksamalar ile birlikte başta MR cihazları olmak üzere teknolojik cihazların yetersiz kalması, birçok hastanede yeni doğan ünitesinin olmaması da ildeki sağlık altyapısı sorunları olarak görülmektedir.[548] Bebek ve çocuk ölüm oranlarının Türkiye ortalamasının altında seyrettiği Samsun'daki ortalama yaşam süresinin 77 olması ise ildeki olumlu sağlık verilerindendir.[548] Şehir sakinlerinin devletin sunduğu sağlık hizmetlerinden memnuniyet oranı %84,31 olup yaşam endeksinde aldığı 0,6801 puan ile Samsun'da sunulan sağlık hizmetleri Türkiye genelinde 18. sırada bulunmaktadır.[268][269]

Ulaşım[değiştir | kaynağı değiştir]

Demiryolu[değiştir | kaynağı değiştir]

Mustafa Kemal, Samsun-Çarşamba tren hattının temelini atarken.

20. yüzyılın başlarına dek iç bölgeler ile ticaretin geleneksel kervanlar ve tek tük otomobiller vasıtasıyla gerçekleştirildiği Samsun'da demiryolu inşa edilmesine dair ilk girişim İngiliz Edward Price tarafından yapılmış, 27 Ağustos 1857'de Bağdat Demiryolu'nun yan kolu olarak düşünülen Samsun-Sivas-Erzurum hattı için 99 yıllık imtiyaz tanınmıştır.[570] Anlaşma gereği hattın inşasının bir yıl içerisinde başlaması şart koşulmuş, 48 kilometre çevresindeki madenler %10'luk vergi diliminin hâricinde İngiliz şirketinin olacaktı.[570] Şirket hattın inşasına bir yıl içerisinde başlayamayınca imtiyazı bir yıl daha uzattırmış, bir türlü fiiliyata geçmeyen anlaşma 26 Ocak 1860 tarihinde iptal edilmiştir.[570] Bir ara Hasan Fehmi Paşa tarafından, 1891'de ise Maurice de Hirsch tarafından ilgi gösterilen[571] projeye dair somut ilk adımlar ise 1908 yılında Umûr-ı Nâfia Nezâretinin bölgeye bir inceleme heyeti göndermesiyle atılmıştır.[572] Keşif heyeti incelemeleri sonucunda güzergâh belirlemiş ve dar hat yapılmasını uygun bulmuşsa da sonrasında geniş hat inşa edilmesi kararı alınmıştır.[572] Sonraki yıl devletin projeye bütçe ayırmasıyla inşa başlamış, 1912 yılı başlarına dek sürmüştür.[572] Bu üç yıl içerisinde bütçe el verdiğince 32 kilometreye yakın hat döşenmiş, bunun ancak 14-15 kilometre kadarı işletmeye uygun dereceye getirilebilmiştir.[572] Buradan itibaren hattın imtiyazı Fransız Régie générale des chemins de fer şirketine verilmişse de kesin bir sözleşme imzalanamadan I. Dünya Savaşı'nın çıkmasıyla Meclis-i Vükelâ anlaşmayı yapılmamış saymış, şirket durumu protesto etmiştir.[573][574] 1918'de Askerî Demiryolları ve Limanları Umûmî İdaresinin altı yıl atıl kalan inşaatın durumunun tespit edilmesi amacıyla görevlendirdiği heyet mevcut demiryolundan yararlanmak adına Samsun ile Havza arasında bir dekovil hattı kurulmasını önermiş ancak bu girişim de nihayete erememiştir.[572] 1922 yılında Amerikalılar Chester Projesi bağlamında Nâfia Vekâletine sundukları projede Samsun-Trabzon-Erzurum-Van-Musul-Diyarbakır-Ayas-Kayseri-Ankara güzergâhının yapımı karşılığında hattın her iki yanındaki 20 kilometrelik alanda yer alan madenlerin işletme imtiyazını talep etmiştir.[573] Kurulacak şirkette Türklerin istihdam edileceği ve Türk sermayesinin de bulunacağı taahhüt edilmiş, 9 Nisan 1923 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisince onaylanan proje ile Amerika-Türkiye ortaklığıyla Ottoman-American Development Company'e bağlı olarak kurulacak şirketin öncelikli olarak Samsun-Havza-Amasya-Zile-Sivas hattını döşemesi karara bağlanmıştır.[573] Anlaşmaya göre şirket devletten kilometre garantisi ve para yardımı istemeyecek, Samsun'da liman inşa edecek, 40 kilometrelik alandaki varlığı bilinen ve sonradan tespit edilecek madenlerin kullanımı da 99 yıllığına şirketin olacaktı.[573] Fransa, demiryolu inşaatının imtiyaz hakları kendi şirketlerine ait olduğu gerekçesiyle anlaşmayı kınamış, 11 Nisan 1923'te de Ankara Hükûmetine protesto çekmiştir.[573] 9 Kasım 1923'te temeli atılsa da gelişen süreçte Ottoman-American Development Company'nin iç sorunlar yaşaması nedeniyle proje ilerlememiş, Türkiye Büyük Millet Meclisi de 18 Aralık 1923'te anlaşmayı feshetmiştir.[573]

Cumhuriyet döneminde demiryollarına özel önem veren devletçe hat 23 Mart 1924 tarihli kanunla birlikte 65 milyon lira sermayeyle millîleştirilmiş ve Samsun-Kalın demiryolu hattı olarak revize edilerek beş yılda bitirilmesi öngörülmüştür.[575] Hattın Samsun-Kavak kısmı 23 Aralık 1926'da hizmete açılsa da tüm hattın tamamlanması hava muhalefeti ve personel eksikliği gibi sebeplerle ancak 1932 yılında tamamlanabilmiştir. 29.5 milyon liraya mal olan ve Türk mühendisler tarafından tamamlanan ilk hat olma özelliğine sahip olan demiryolu 378 kilometre uzunluğunda sinyalizasyon ve elektrifikasyon olmaksızın inşa edilmiştir.[576] 2008 yılında rehabilitasyonu yapılan hat 2015 yılında kapatılarak €259 milyon bütçe ile modernize edilmeye başlanmıştır.[577] Çelikler, Gülermak ve AŽD Praha ortaklığıyla yenilenen hattaki yolcu trenleri hızının 40 kilometre/saatten 80 kilometre/saate, günlük kapasitesinin 21 trenden 54 trene, yolcu trafiğinin 95 milyon yolcu/kilometreden 168 milyon yolcu/kilometreye, yük trafiğinin 657 milyon ton/kilometreden 867 milyon ton/kilometreye çıkması; yolculuk süresininse 9.5 saatten 5 saate düşmesi öngörülmektedir.[578] Demiryolunun Eylül 2018'de trafiğe açılması plânlanmaktadır.[579]

Erken cumhuriyet döneminde Samsun-Kalın demiryolu hattının hâricinde Yeşilırmak Deltası'nda yetiştirilen ürünlerin nakliyatının kolaylaştırılması amacıyla Samsun sahil demiryolu hattı da projelendirilmiştir. Devletin uzun mesafeli demiryollarını kendisi inşa ederken kısa mesafeli olan hatları özel iştiraklere bırakmasıyla bu hattın inşasını Samsun Sahil Demiryolları Türk Anonim Şirketi üstlenmiş, 6 Aralık 1923 tarihinde 75 santimetre genişliğinde ve 150 kilometre uzunluğunda Samsun-Bafra ve Samsun-Çarşamba demiryollarının döşenmesi konusunda sözleşme imzalanmıştır.[580][581] Ayrıca demiryolunun Alaçam ve Terme'ye uzatılması konusunda da imtiyaz tanınmış olup süresi 75 yıl olarak belirlenmiştir.[581] Bir an önce inşasına başlanan hattın resmî temel atma töreni Mustafa Kemal'in de katılımıyla 21 Eylül 1924'te yapılmış, ilk sefer ise Samsun-Tekkeköy-Dikbıyık-Çarşamba istasyonları arasında 1 Ekim 1926 tarihinde gerçekleşmiştir.[582] Türkiye'de yerli sermayenin finanse etmesiyle döşenen ilk demiryolu hattı olan[583][584] Samsun-Çarşamba hattı yeterli yolcu ve yük kapasitesine ulaşamayarak zarar etmeye başlamış, 1931'de kapatılmış, hattın işletilmesinde kamu yararını gözeten devlet 15 Nisan 1933'te hattı Devlet Demiryolları ve Limanları İşletme Umumî İdaresinin sorumluluğuna vermiştir.[581][585] Dar hatlı demiryolu 1971'de kapatılmış, 1980'de standart hat açıklığında yenilenerek yeniden işletmeye açılmıştır.[586][587] Daha sonrasında talep görmemesi nedeniyle tekrar kapatılan hattın Çarşamba ilçe merkezindeki üç kilometrelik kısmı 2013 yılında sökülmüştür.[588][589]

Sivas ve Çarşamba hatlarının hâricinde 1983'te ise 18 kilometre uzunluğundaki Gelemen demiryolu hizmete açılmıştır.[590] Gelemen Lojistik Merkezinin aktarım hattı olarak hizmet veren demiryolu 2018 yılında yenilenmeye başlamıştır.[591] Ayrıca ilk kez 2008'de Ankara-Samsun hızlı tren hattı gündeme gelmiştir.[592] 2015'te keşif çalışmaları yapılmış, demiryolunun inşa edilecek diğerleriyle birlikte Samsun ve Mersin'i kuzey-güney hattı boyunca birbirlerine bağlayacağı açıklanmıştır.[593][594][595] Samsun-Kırıkkale hızlı tren hattı olarak revize edilen proje Kalkınma Bakanlığının 2018-2020 dönemi yatırım programı hazırlama rehberinde yer almamakla birlikte 2018 yılı yatırım programında çevresel etki değerlendirmesi ve fizibilite etüdü çalışmalarının 2018 yılında tamamlanacağı belirtilmektedir.[596][597][598] 286 kilometre uzunluğunda olacağı öngörülen hat yolcu trenleri için 160-200 kilometre/saat, yük trenleri için 100 kilometre/saat hızında işletilecektir.

2003 yılında tren yollarının haricinde şehiriçi ulaşımın sağlanması amacıyla hafif raylı sistem inşa edilmesi gündeme gelmiş, somut ilk adımlar ise 10 Mayıs 2006'da Avrupa Yatırım Bankasından €65 milyon kredi alınmasıyla atılmıştır.[599] Projelendirmeye göre Ondokuz Mayıs Üniversitesi ile Samsun Merkez Organize Sanayi Bölgesi arasında 28,7 kilometre hafif ray ve 24 istasyon €130 milyon maliyetle inşa edilecek, bunun 15 kilometrelik ilk etabı ise Avrupa Yatırım Bankasından alınan kredi ile üniversite ile Cumhuriyet Meydanı arasındaki güzergâha döşenecekti.[600] Mayıs 2008'de gerçekleştirilen ihale sonucunda Alsim Alarko ve İtalyan AnsaldoBreda ortaklığı €105.987,061 ile en uygun teklifi vermiş, 29 Ağustos'ta ise inşa başlamıştır.[601][602] Plânlandığı süreden sekiz ay evvel bitirilen Samsun tramvay hattının 16 kilometrelik Gar-Ondokuzmayıs Üniversitesi arasındaki 21 istasyonluk ilk etabı 10 Ekim 2010 tarihinde ilk yolcularını almıştır.[603] 2016'da doğu kolu boyunca önce Balıkçı Barınağı'na sonra 19 Mayıs Stadyumu'na kadar uzatılan hattın Kurupelit Yerleşkesi içerisine uzatılma çalışmaları sürmektedir.[604][605] Hattın ilerleyen süreçte doğuda Çarşamba'ya, batıda Bafra'ya kadar uzatılması düşünülmektedir.[606] Beslenmesi için şehrin farklı yerlerinde ring hatları kurulan ve günümüzde 29 tramvay ile işletilen hat 2017 yılında 18.952.858, toplamda ise 120.452.629 kişi taşımıştır.[607][608]

Denizyolu[değiştir | kaynağı değiştir]

Samsunport'un girişinden bir görünüm.

Kentin denizyolu ulaşım tarihi kendisi kadar eskidir.[609] Denizyolu ile ulaşımın sağlandığı şehir Anadolu'yu Kırım'a bağlayan önemli bir ticaret merkezi olup Selçuklular ve beylikler dönemlerinde Anadolu içlerinden gelen ticaret kervanlarının Sivas yoluyla Karadeniz'e ulaştığı limanlar arasında yer almıştır.[571] Karadeniz'in 15. ve 16. yüzyıllarda Osmanlı İmparatorluğu'nun iç denizi hâline gelmesiyle yabancı devlet gemilerinin bölgeye girişi yasaklanmış, bu durum diğer kıyı şehirleri gibi Samsun'u da ekonomik açıdan olumsuz etkilemiş, yerel idarecilerin ticareti canlandırmaya yönelik girişimleri de fayda sağlamamıştır.[571] Kırım'ın Rusya tarafından ele geçirilmesiyle de durum değişmemiş, Tanzimat'a değin sürmüştür.[571] Osmanlı İmparatorluğu'nun 1838 yılında imzalanan Baltalimanı Antlaşması ile Avrupa devletlerine karşı koyduğu ticari yasakları kaldırmak zorunda kalması ve Avrupa devletlerine ait buharlı gemilerin Karadeniz'e girmesiyle şehirdeki ticari hayat gelişme göstermeye başlamış, özellikle Avusturya ve İngiliz bandıralı gemiler ticaret üstünlüğünü ele geçirmeye başlamıştır.[610] Malatya, Amasya, Çorum, Tokat, Sivas ve Kayseri başta olmak üzere Anadolu menşeli ürünlerin toplanma noktası olan Samsun Kırım Savaşı sırasında ittifak ordularının tedarik merkezlerinden biri olarak öne çıkmış, savaş sonrasında da Fransız, Yunan ve Rus gemileri şehrin Suriye, Tuna ve Rumeli vilayetlerinin yanı sıra Yunanistan, İtalya ve Fransa'daki limanlarla bağlantı kurmasını sağlamıştır.[611] 1904 yılına gelindiğinde yılda 71 milyon kuruşluk ithalat ve aynı değerde ihracat yapılan bir liman kentine dönüşen Samsun'da 1906 yılında Londra, Liverpool, Hamburg, Anvers, Le Havre, Marsilya, Cenova, Trieste, Pire ve İstanbul limanlarıyla ilişki içerisinde bulunan 14 gemi şirketi faaliyet göstermekteydi.[571][611] Bunlardan özellikle Marsilya hem ithalat hem de ihracat olarak en sıkı bağların bulunduğu liman olup Messageries maritimes ve Paquet şirketleri öne çıkmaktaydı.[611]

Kuzeyde Kayalık, güneyde Çaltı Burnu arasındaki hilâl biçimli yapısıyla kuzey, kuzeydoğu ve doğudan esen rüzgârlara açık durumda olan liman dalgalı zamanlarda günlerce kapalı kalabilmekteydi.[611] Kızılırmak ve Yeşilırmak gibi debisi yüksek iki akarsunun ortasında kalması dolayısıyla da zaman zaman bu akarsuların taşıdığı kumlar nedeniyle sefer güvenliğini tehlikeye sokacak derecede zemini yükselmekteydi.[611] Yalnızca büyük değil küçük tonajlı gemiler için de sorun teşkil eden bu durum ve Kalyonburnu açıklarındaki resifler dolayısıyla tehlike arz eden durum karşısında özellikle yaz aylarında seyrüsefer güvenli bir şekilde sağlanabiliyordu.[611] Bu dezavantajlar ve limanın hızla artan ticaret hacmini karşılayamaz duruma gelmesi nedeniyle modern bir liman inşa edilmesi 19. yüzyılın ortalarında gündeme girse de bir ilerleme sağlanamamıştır.[611] 1862 yılında Fransa'nın Trabzon Konsolosu Schefer Doulcet Cenevizlilerin limanın kuzeyinde inşa ettiği dalgakıran kalıntılarının tamir edilerek gemilere sığınma alanı yaratılmasını önermiş, aynı öneriyi kırk yıl sonra H. de Cortanze de yenilemiştir.[611]

İttihat ve Terakki'nin iktidara gelmesiyle birlikte gelişen ekonomik altyapıyı yenileme hamlesi etkisini Samsun'da da göstermiş, 1910 yılında Türkiye Millî Bankası şehirde liman inşa etmeye yönelik imtiyaz girişiminde bulunmuştur.[612] 7 Mayıs 1910 tarihinde Ticaret ve Nafia Nezâreti Başmühendisi Louis Godard'ın raporuyla birlikte sadarete sunulan imtiyaznâme sonuç vererek 21 Ağustos 1911'de liman inşasına yönelik ön sözleşme imzalanmıştır.[612] İnşa edeceği limanın 99 yıllığına işletme hakkını alacak olan Türkiye Millî Bankasının 5 yıl içerisinde limanı tamamlaması beklenmekte, maliyetin 30 milyon frank olacağı öngörülmekteydi.[612] Limanın plân ve projeleri 1912 yılında tamamlanarak nezârete sunulsa da I. Dünya Savaşı'nın çıkması ve maliyeti dolayısıyla somut adım atılamamıştır.[612]

I. Dünya Savaşı ve Millî Mücadele sıralarında İngiliz işgali ve Rus bombardımanı gören Samsun'un limanında ticaret ve ulaşım Gümrük ve Un adı verilen iki iskeleden yürütülüyor olup her iki iskele de gördükleri zararlar nedeniyle yetersiz kalmaktaydı.[613] 1923 itibarıyla ₺342.845.870 ithalat, ₺201.566.201 ihracat değerine sahip olan Samsun'da Chester Projesi dâhilinde Ottoman-American Development Company'e liman inşa etme hakkı tanınsa da proje nihayete erememiştir.[612] 1925 ve 1926 yıllarında bu sefer Alman firması Sager & Woerner, ardından da Batinolles-Hersent-Schneider ortaklığı liman inşaatına talip olmuş ancak bu çalışmalardan da bir sonuç çıkmamıştır.[612] Bu pazarlıkları takiben 1927 yılında Société Technique Algérie ve Société Nationale de Travaux ortaklığı ile müzakere edilmiş, ortaklığın %80 peşin para beklentisi ve inşa bitişi için 6 yıl süre vermesi üzerine görüşmelerden çekilinmiştir.[612] Bunun ardından da bir takım şirketlerle görüşülse de sonuç alınamamış, 1927-1932 yılları arasında Gümrük ve Un iskelelerinin yenilenmesine ağırlık verilmiştir.[612] 1934 itibarıyla İstanbul, İzmir ve Mersin'den sonra ülkenin en büyük limanı olan Samsun'da modern bir limanın inşası 25 Aralık 1926'da kabul edilen ve 3 Ocak 1927'de Resmî Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren kanuna[614] rağmen ancak 1950'lerde gerçekleşebilmiştir. 1949 yılında ₺250 bine Hollandalı bir şirkete limanın etüt çalışması yaptırılmış, Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası tarafından görevlendirilen bir iktisatçı ve bir liman inşaat uzmanı yapılan incelemeler sonucunda bölgeye liman yapılmasının uygun olduğuna dair rapor hazırlanmıştır.[615] Bunun üzerine 7 Temmuz 1950 tarihinde onaylanan kanunla Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankasından $12,5 milyon kredi alınmış[616] ve 3 Eylül 1953 tarihinde Rar-Türk Limited Sosyetesi, Philipp Holzmann, Hochtief ortaklığı ile anlaşma imzalanmıştır.[612] İlk kez 1910 yılında gündeme gelen liman inşası 4 Nisan 1954 tarihinde yapılan temel atma töreni ile fiili aşamaya geçmiş, 1954 Türkiye genel seçimleri sırasında propaganda malzemesi olarak kullanılarak hem Demokrat Parti hem de Cumhuriyet Halk Partisi inşayı kendilerinin başlattıklarını savunmuşlardır.[615] 14 Aralık 1960 tarihinde kullanıma açılan[612] liman 2008 yılında gerçekleştirilen ihale sonucu ₺125.200.000 teklif veren Ceynak Lojistik'e 2010 yılında 36 yıllığına devredilerek özelleştirilmiştir.[617][618]

Samsunport adıyla işletilen[619][620] Samsun Limanı'nın hâricinde 2005 yılında hizmete giren Toros Gübre Limanı ve 2008 yılında açılan Yeşilyurt Limanı ile birlikte Samsun'da üç ayrı liman bulunmaktadır. Samsun Limanı Karadeniz'in en büyük, Türkiye'nin ise 5. büyük limanı olmakla birlikte 2017 yılında 12.325.083 ton yükün elleçlendiği limanlarıyla Samsun Türkiye'nin en yoğun 7. denizyoludur.[9][621][622] Ayrıca toplam 2.459.529 gros tonluk 342 farklı geminin uğradığı[623] Samsun Limanı'nın Novorossiysk hattında toplam 6.803, Kavkaz tren feri hattındaysa 509 araç taşınmıştır.[624]

Limanların hâricinde turistik sahil turları için tahsis edilen Samsunum-1 isimli gezinti gemisi 2013 yılından itibaren yaz aylarında Atakum-İlkadım arası sefer düzenlemektedir.[625]

Havayolu[değiştir | kaynağı değiştir]

Samsun'da havayolu taşımacılığı Kasım 1958'de Kıranköy Mezarlığı ile Samsun Askerî Hastanesi arasına inşa edilen Samsun Havaalanı'nın hizmete açılmasıyla başlamıştır.[626] Şehir merkezine 4 kilometre mesafede kurulan havaalanı toplam 545.780 metrekarelik alanda 160 metre rakımda olup 1.620×45 metre boyutlarında beton pist, iki uçak kapasiteli apron, 124×18 metre boyutlarında taksirut ve 1.668 metrekarelik terminal binasını ihtiva etmekteydi.[626] 1973 yılında yolcu sayısı 62.572 kişiye kadar çıkan havaalanında yük taşımacılığı da yapılmakta olup pistin heyelan tehlikesi altında olması, aletli iniş sisteminin coğrafi koşullardan dolayı yerleştirilememesi gibi nedenlerle yeni bir havalimanı inşa edilmesi fikri 1990'ların başından itibaren gündeme gelmiştir.[626] Saha araştırması sonucunda Çarşamba'da yer tahsis edilen yeni havalimanı için Devlet Limanları ve Hava Meydanları Genel Müdürlüğü 1993 yılında ihale açsa da daha sonrasında iptal edilmiş, ertesi yıl ise yenilenen ihale sonucunda Alsim Alarko ve Akfen İnşaat ortaklığı inşayı üstlenmiştir.[627][628] 31 Ağustos 1994'te Başbakan Tansu Çiller tarafından temeli atılan Samsun Çarşamba Havalimanı 15 Aralık 1998'de hava trafiğine açılmış, ilk tarifeli sefer ise 11 Şubat 1999 tarihinde gerçekleşmiştir.[629][630]

Sekiz havayolu şirketinin sefer düzenlediği Samsun'dan Ankara, Antalya, İstanbul ve İzmir'in yanı sıra Almanya'nın Berlin, Düsseldorf, Frankfurt, Hannover, Münih ve Stuttgart ile Avusturya'nın Viyana, Kuveyt'in de aynı adlı şehrine direkt uçuşlar dönemsel olarak gerçekleşmektedir.[631][632] 2017 yılında 11.413 iniş kalkış yapılan havalimanında 1.175.525 yolcu taşınmış; 373 kargo, 7.856 ticari uçak trafiği sağlanarak toplam 9.651 ton yük taşınmıştır.[633]

Karayolu[değiştir | kaynağı değiştir]

Günümüzde Samsun'un ulaşım altyapısı başta karayolu olmak üzere demiryolu, denizyolu ve havayolundan oluşmaktadır. Osmanlı döneminde Romalılardan miras alınan yol ağı kullanılıyor olup derbentçi, köprücü, kaldırımcı gibi denetim örgütleri eliyle yenileniyor, sefer zamanları ise gerekli görüldüğü taktirde yine bu örgütler tarafından yeni yollar açılıyordu.[634] Şehirlerdeyse halk ve esnaf ev ile dükkânlarının önündeki sokağın, vakıflarsa çevrelerinde bulunan yolların tamir ve inşasından sorumlu tutulmaktaydı.[634] 18. yüzyıla dek işleyen bu yapı denetim örgütlerinin işlevlerini yitirmesi ile işlemez hâle gelmiş, yollar bataklığa dönüşmüş, köprüler ise yıkılmaya yüz tutmuştur.[634] Denizyoluyla Samsun'a gelen mallar Basra Körfezi'ne kadar ulaştırılmaktaydı fakat iskeleden indirilen ürünler develer ve katırlar aracılığıyla elverişsiz bu karayolu bağlantısına aktarılmakta, bu da maliyeti ve gerekli işgücünü arttırmaktaydı.[613] 19. yüzyılın ilk yarısına kadar Osmanlı İmparatorluğu dâhilinde karayolu inşaatına dair klasik dönemdeki yaklaşım değişmemiş, Tanzimat'la birlikte yetersiz kalan yol ağının yenilenmesine girişilmiştir.[571] 1826 yılında İhtisab Nezâretinin kurulmasıyla yolların bakımı için özel olarak teşkilât kurulmuş, 1839 yılında şehir içi yolların 20, 15, 12 ve 10 zira genişliğinde çıkmaz sokak olmaksızın inşa edilmesi şart koşulsa da uygulamada zorluklar yaşanması 1848 ebniye nizamnâmesinde 10, 8 ve 6 zira genişliğinin yeterli görülmesi sonucunu doğurmuştur.[634] 1851 yılında çıkarılan karayolu nizamnâmesiyle her köylünün yılda üç gün yol tamiratı için ücretsiz çalışması kararlaştırılmıştır.[571] Kırım Savaşı'nın hemen ardından İngiltere Samsun-Sivas arasında yol yapımı için bölgeye keşif heyeti göndermiş ancak ekonomik getirisi yeterli bulunmayarak bir girişim yapılmamıştır.[634] 1863'te görevlendirilen Meclis-i Vâlâ-yı Ahkâm-ı Adliye Âzâsı Ali Rıza Efendi'nin girişimiyle Amasya'ya uzanacak ve oradan da diğer yollar vasıtasıyla Bağdat'a bağlanacak bir karayolu inşasına girilmiştir.[634] 1867 yılında yayınlanan yol nizamnâmesi ile liman şehirlerine karayolu yapılmasına öncelik verilmiş; 1893 yılına kadar 62 kilometrelik Samsun-Sivas, 23 kilometrelik Samsun-Çarşamba ve 62 kilometrelik Samsun-Bafra yolları yapılmıştır.[635][636] Nizamnâmeye göre vilâyetleri birbirine, limanlara, demiryollarına ve İstanbul'a bağlayan umumi yollar 7 metre genişliğinde; sancak ve kaza merkezlerini birbirine, limanlara ve istasyonlara bağlayan yollar 4.5 metre; vilâyet ve sancak merkezlerini birleştiren yollar 5.5 metre genişliğinde inşa edilmiştir.[571]

Cumhuriyetin ilk yıllarıyla beraber demiryoluna önem veren devlet 1950'den itibaren ulaşım politikasını karayoluna ağırlık vermek suretiyle değiştirmiştir.[637] Bu yıldan itibaren asfalt karayollarının yapıldığı Samsun, Karasu'dan başlayıp Sarp Sınır Kapısı'na kadar uzanan D 010 yolu üzerinde bulunmakta olup aynı zamanda D 010 yolunun Avrupa E70 yolu ile birleşim noktasıdır.[638] İl, Karabük-Amasya hattını birbirine bağlayan D 030 ve Kapıkule-Gürbulak hattı boyunca Türkiye'yi batıdan doğuya geçen D 100 yollarının üzerinde bulunmakta, aynı zamanda Yozgat'a uzanan D 795 yolunun da başlangıç noktası olup bu yol üzerinde 19 Mayıs ile Havza tünelleri bulunmaktadır.[639] Samsun-Ankara Yolu ile D 200 yoluna bağlanan, karayolu bağlantılarında bir toplanma noktası olarak Türkiye'nin her yerinden ulaşımın mümkün olduğu Samsun aynı zamanda Avrupa E95 yolunun Türkiye'ye giriş noktasıdır.[638][640][641] Avrupa ve devlet yollarının hâricinde 55-25, 55-27, 55-28, 55-50, 55-51, 55-52, 55-53 ve 55-54 numaralı il yollarının bulunduğu Samsun'daki devlet ve il yolları toplam 4.601 kilometre uzunlukta olup ortalama trafik hacmi günlük 10 bin ila 50 bin araç civarındadır.[642][643]

Motorlu araçların yaygınlaşmasından önce diğer yerlerde olduğu gibi faytonlarla sağlanan şehiriçi ulaşım 1920'lerde otomobillerin taşımacılık amacıyla kullanılmaya başlanmasıyla yerlerini taksilere bırakmaya başlamıştır.[644] Şehirdeki ilk taksi durağı Saathane Meydanı'na kurulmuş, otomobillerin artmasıyla ikinci bir durak Cumhuriyet Meydanı'nda açılmıştır.[644] Taksilerin ardından 1945 yılında şehir merkezinde ve Bafra-Samsun arasında dört araçla belediye otobüslerinin seferlerine başlamasıyla ilk toplu ulaşım araçlarına kavuşan ilde 1950'lerde ilk kez ilçelerarası taşımacılık yapan dolmuşlar trafiğe çıkmış, bu araçlar zamanla yerlerini minibüs taşımacılığına bırakmıştır.[644][645] 2012 yılında hafif raylı sistemin olmadığı bölgelerde bir troleybüs hattı kurulması gündeme gelmiş[646] ancak maliyeti nedeniyle bu projeden vazgeçilmiştir.[647] Günümüzde 347.605 aracın dolaşımda olduğu[648] Samsun'da şehir sakinlerinin belediyenin sunduğu toplu taşıma hizmetlerinden memnuniyet oranı %66,11 olup yaşam endeksinde aldığı 0,4848 puan ile Samsun'da sunulan toplu taşıma hizmetleri Türkiye genelinde 33. sırada bulunmaktadır.[268][269]

Kardeş şehirler[değiştir | kaynağı değiştir]

Samsun Kent Müzesindeki kardeş şehirler bilgilendirme panosu.

Kültürel, kalkınma, ticari gibi farklı programlar vasıtasıyla yardımlaşmayı amaçlayan bir işbirliği akdi olan kardeş şehir uygulaması belediyelerce sağlanmaktadır.[649] Samsun Büyükşehir Belediyesi 2006 yılında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin İskele ilçesi ve Amerika Birleşik Devletlerinin Arkansas eyaletine bağlı North Little Rock şehri ile imzaladığı anlaşmalarla kardeş şehir uygulamasına geçmiştir. Bu ilk adımların ardından 2007 yılında Tanzanya'nın fiili başkenti Darüsselam ve Rusya'nın Krasnodar krayına bağlı Novorossiysk ile, ertesi yılsa İsveç'in Småland bölgesine bağlı Kalmar ve Moğolistan'ın Sühbatur kentleriyle aynı anlaşmalar imzalanmıştır. 2010 yılında Almanya'nın Schleswig-Holstein eyaletinin merkezi Kiel, 2012'de İran'ın Gülistan eyaletine bağlı Gürgan, Bosna-Hersek'in aynı adlı ilçesine bağlı Brčko ve Azerbaycan'ın Sumgayıt şehirleri, 2013'te Ukrayna'daki aynı adlı oblasta bağlı Donetsk, Tunus'taki aynı adlı vilayete bağlı Bizerte, Gana'nın başkenti Akra, Kırgızistan'ın başkenti Bişkek, 2014 yılında Kazakistan'ın Mangıstav eyaletine bağlı Aktav, 2016'da Ürdün'ün aynı adlı vilayetine bağlı Zerka ve Kuveyt'in Fervaniye vilayeti ile de kardeş şehir anlaşmaları imzalanmıştır. Türkiye'den Bitlis, Van'ın ilçeleri Gevaş ve Tuşba ile de kardeş olan Samsun bu şehirlerin yanı sıra Fransa'dan Bordeaux, Ukrayna'dan Odessa ve Yunanistan'dan Kavala ile de işbirliği protokolü imzalamıştır.[650]

Büyükşehir belediyesinin hâricinde ilçe belediyelerinin de kardeş şehirleri bulunuyor olup en eski kardeş şehir anlaşmasına sahip olan ilçe 1964'te Kuşimoto ile buna dair anlaşma imzalayan Yakakent'tir. En fazla kardeş şehri bulunan ilçe olan Havza 1996'da Koşehabl, 2010'da Czerniejewo, 2015'te Esenyurt, 2016'da Havsa, Merkez Jupa ve Küçükçekmece, 2017'de ise Kâğıthane ile anlaşma imzalamıştır. Havza'yı 2013'te Ğar el-Mileh, 2015'te Değirmenlik, 2016'da Şirvan ve 2017'de Hamur ile imzaladığı protokoller ile 4 kardeş şehri olan Canik takip etmektedir. Bunların haricinde Kavak Santa Coloma de Gramenet ile, Çarşamba Durağan ile, 19 Mayıs Saraydüzü ile kardeş şehirdir.

Samsun'daki belediyelerin toplamda 4 kıta 21 ülkeden 33 kardeş şehri bulunuyor olup Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Tunus ikişer şehir ile en fazla anlaşma imzalanan yabancı ülkelerdir.

#
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
Şehir Kardeş şehir Ülke Yıl Not
19 Mayıs Saraydüzü  Türkiye 2016 [651]
Canik Değirmenlik  Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti 2015 [652]
Canik Ğar el-Mileh  Tunus 2013 [653]
Canik Hamur  Türkiye 2017 [654]
Canik Şirvan  Türkiye 2016 [655]
Çarşamba Durağan  Türkiye 2015 [656]
Havza Czerniejewo  Polonya 2010 [657]
Havza Esenyurt  Türkiye 2015 [658]
Havza Havsa  Türkiye 2016 [659]
Havza Kâğıthane  Türkiye 2017 [660]
Havza Koşehabl  Adıge 1996 [661]
Havza Küçükçekmece  Türkiye 2016 [662]
Havza Merkez Jupa  Makedonya 2016 [663]
Kavak Santa Coloma de Gramenet  İspanya 2009 [664]
Samsun Akra  Gana 2013 [665]
Samsun Aktav  Kazakistan 2016 [666]
Samsun Bişkek  Kırgızistan 2013 [667]
Samsun Bitlis  Türkiye 2016 [668]
Samsun Bizerte  Tunus 2013 [669]
Samsun Brčko  Bosna-Hersek 2012 [670]
Samsun Darüsselam  Tanzanya 2007 [671]
Samsun Fervaniye  Kuveyt 2016 [672]
Samsun Gevaş  Türkiye 2016 [673]
Samsun Gürgan  İran 2012 [674]
Samsun İskele  Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti 2006 [675]
Samsun Kalmar  İsveç 2008 [676]
Samsun North Little Rock  Amerika Birleşik Devletleri 2006 [677]
Samsun Novorossiysk  Rusya 2007 [678]
Samsun Sumgayıt  Azerbaycan 2012 [679]
Samsun Sühbatur  Moğolistan 2008 [680]
Samsun Tuşba  Türkiye 2016 [681]
Samsun Zerka  Ürdün 2016 [682]
Yakakent Kuşimoto  Japonya 1964 [683]

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

Özel

Şablon:Kaynakça

Genel

Dış bağlantılar[değiştir | kaynağı değiştir]

Şablon:Commons kategori

Şablon:Coğrafi konum

Şablon:Türkiye'nin illeri Şablon:Samsun ilçeler Şablon:Samsun valileri